Âşıkların Feryâdı — Ayrılığın Dili: Sevgiliye Kavuşma İsteğinin Sufî Dilindeki İfâdesi
Âşıkların feryâdı — ayrılığın dilidir. Sevgiliden ayrı kalan âşık, yanar, inler, sızlar. Tasavvufî bağlamda bu sevgili — Allâh’tır; ayrılık — kulun Allâh’tan uzaklığıdır. Bir sûfî kalbinde Allâh sevgisi olduğu hâlde — vuslat hâli sürekli olmaz; arada ayrılık zamanları vardır. Bu ayrılık — yanma, ağlama, feryâd ile tezâhür eder. Mevlânâ Mesnevî’nin başında «Dinle, neyden, nasıl şikâyet ediyor — ayrılıklardan!» diye başlar. Ney — kamışlıktan koparılmış; aslından ayrılmış. Onun sesi, bütün ayrılıkların sesidir. Bu yazıda âşıkların feryâdı, ayrılığın dili, vuslat özlemi ele alınır.
Mevlânâ’nın Ney Metaforu
Mevlânâ Mesnevî’nin ilk beytinde «Bişnov in ney çun şikâyet mîküned — Ez cüdâyihâ hikâyet mîküned» diyor. «Dinle bu ney, nasıl şikâyet ediyor — ayrılıkları anlatıyor.» Ney — bir kamış; kamışlıktan koparılmış; oyulmuş; içine üflenince ses çıkarıyor. Bu ses — ayrılığın sesi. Ney aslına dönmek istiyor; ama dönemiyor; ayrılığını feryâd ediyor. Bu — insânın hâlidir. Asıl yurdu — Allâh’ın katı. Bu dünyaya gönderilmiş; ayrılık hâlinde. Kalbinde sızı var; aslına dönme arzusu var.
Ayrılık — Tasavvufî Mânâ
Tasavvufta «ayrılık» (firâk) — kulun Allâh ile beraber olmadığı zamanları ifâde eder. Vuslat anları olur; ama daimî değildir; arada ayrılıklar gelir. Bu ayrılıklar — sâlikin imtihânıdır. Ayrılıkta da Allâh’ı arayan, ona yönelen kişi — gerçek âşıktır. Ayrılıkta «Allâh nerede?» diye sormayan; bilakis «Allâh nerede olsa ben oradayım» diyen kişi — vuslat ehlidir.
Feryâdın Anlamı
Âşığın feryâdı — sıradan bir şikâyet değil; bir çağrıdır. «Yâ Rab, Seni özlüyorum, gel, vuslat ver.» Bu feryâd — Allâh’ın hoşuna gider. Çünkü kulu — Allâh’ı arayan, çağıran, isteyen bir kuldur. Allâh «Beni özleyenler beni bulurlar» buyurur (hadîsi kudsî). Sûfîler bu feryâdı şiirle, ilâhî ile, ağıtla ifâde ederler. Bütün tasavvufî edebiyâtın özü — bu feryâddır.
Yûnus’un Ayrılık Acısı
Yûnus Emre «Aşkın aldı benden beni, bana seni gerek seni» der. «Beni ben olarak almıyorum; Sen’i istiyorum.» Bu — vuslat arzusudur. Yûnus, ayrılık halinde inliyor; vuslat halinde de inliyor; çünkü daha derin vuslat arıyor. Bütün ömrünü bu inlemekle geçirir. Sonunda Tapduk Emre dergâhına vardı; orada da inledi. Çünkü âşığın inlemesi bitmez.
Ayrılığın Faydası
Niçin ayrılık? Niçin Allâh kulunu sürekli vuslat halinde tutmaz? Çünkü ayrılık — kulu olgunlaştırır. Daimî vuslatta kul kendini güvende hisseder; çabalama gücü kaybolur. Ayrılık ile — özlem doğar; özlem ile — gayret. Gayret ile — yeni vuslat. Bu döngü — sâliki kemâle ulaştırır. Allâh’ın hikmeti — ayrılığı vermek; ama vuslat ümîdini de canlı tutmak.
Bedendeki Ayrılık
İnsân ruhu — Allâh’ın katından bu dünyâya bedenle gönderildiğinde — bir ayrılık yaşadı. Beden bir tür hapis. Ruh çıkmak istiyor; ama bedene bağlı; çıkamıyor. Bu yüzden ruh sürekli inliyor. Bedenin ölümü — ayrılığın sonu; aslına dönme zamanı. Bu yüzden sûfîler ölümden korkmazlar; «vuslat zamanı» derler. Mevlânâ ölüm günü için «şebi arûs» — düğün gecesi — adlandırır.
Ayrılığı Yaşamak
Mü’min ayrılığı nasıl yaşamalı? 1) Yanmayı kabûl et — bu hâl, sevginin alâmetidir. 2) Feryâdı sözcüklere dök — şiir, duâ, zikir. 3) Vuslat ümîdini canlı tut — Allâh’a kavuşacaksın. 4) Ayrılık halinde de Allâh’a yönel — vuslat değil; sevgi esas. 5) Sabret — ayrılık geçici; vuslat bâkîdir. Bu adımlarla âşık olgunlaşır.
Niyâz — Aşk Yangını
Niyâz: «Yâ Rab, kalbimde Sen’in aşkını yandır. Ayrılığı hisseden, hissedince de feryâd eden bir âşık eyle beni. Mevlânâ’nın neyi gibi — aslımdan kopmuşluğun acısını taşıyan bir ney olayım. Yûnus’un sözlerine eş — ‘bana seni gerek seni’ diyebileyim. Ayrılık halinde de Seni arayan; vuslat halinde de daha derin vuslat arzulayan bir kalp ver. Bedendeki ayrılığı kabûl etmemi; ama vuslat ümîdimi kaybetmememi nasîb et. Ölümümü — şebi arûs olarak görebileyim. Aşk ile ölen, vuslat ile dirilen bir mü’min eyle.» Allâh muhâfaza eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Firâk, Aşk, Vuslat. → Tasavvuf Sözlüğü
Ek kaynaklar:
- Kur’an-ı Kerim, Nahl 16/125; hikmet ve güzel öğütle davet ilkesi.
- Kur’an-ı Kerim, Ahzab 33/21; Resulullah’ta güzel örnek oluşu.
- Nevevi, Riyazü’s-Salihin, takva, ihlas ve güzel ahlak bölümleri.
- İmam Gazali, İhya-u Ulumi’d-Din, kalp terbiyesi, ahlak ve ihlas bölümleri.
- Buhari, İman ve Rikak bölümleri, niyet, ihlas ve ahlak rivayetleri.
- Müslim, Birr ve Sıla bölümü, güzel ahlak ve kardeşlik rivayetleri.
- Tirmizi, Birr ve Sıla, zühd ve deavat bölümleri.
- Nevevi, Riyazü’s-Salihin, ihlas, takva, zikir ve güzel ahlak bölümleri.
- İbn Hacer el-Askalani, Fethu’l-Bari, ilgili Buhari rivayetlerinin şerhi.
- Kuşeyri, er-Risale, tasavvuf adabı, hal ve makamlar bahisleri.