Tevâzu — Kendini Hiç Kimseden Üstün Görmemektir; Toprağa Yakın Kalbin Yüksek Mertebesi
Tevâzu — kendini hiç kimseden üstün görmemektir. Bu, sıradan bir nezâket değil; bir kalp mertebesidir. Hadîs: «Tevâzu gösteren kişiyi Allâh yükseltir; kibirleneni alçaltır» (Müslim). Allâh nezdinde kıymet — toprağa yakın olmaktadır; çünkü Allâh «Mütevâzıların Rabbidir.» Tevâzu sâhibi — her insanı, hattâ kendinden alt gördüğü kişiyi bile — en azından kendisi kadar değerli görür. Belki onun bilmediği bir yönü var; belki Allâh katında daha yüksek. Bu bilinçle yaşayan kişi — kalbini taşa değil, toprağa benzer kılmıştır.
Tevâzunun Tanımı
«Tevâzu» — alçakgönüllülük; kendini büyük görmemek. Ama bu — kendini değersiz görmek demek değildir; çünkü o da bir tür kibrin tersine düşmektir. Sahih tevâzu — gerçeklik içindedir; «Allâh bana bunu vermiş; ama O’nun lutfu; benim kendi gücümle değil.» Kendini Allâh’ın yarattığı diğer kullar gibi sıradan görmektir. Hadîs: «Kendinden alt gördüğün — belki Allâh katında senden yüksek; kendinden üst gördüğün — belki Allâh katında senden alt.»
Hz. Peygamber’in Tevâzusu
Hz. Peygamber — bütün insanlığın en şereflisi olduğu hâlde — en mütevâzıydı. Yere oturur, fakirlerle yer içerdi; pazara giderdi; çocuklarla şakalaşırdı; misafire kendisi yemek getirirdi; eşine evde yardım ederdi (hadîs: «O ailesine hizmet ederdi»). Bu — kralların kralının tevâzusudur. Allâh onu rasûl seçti; ama o kendini Allâh’ın bir kulu olarak gördü. Bu örnek — bizim için bir öğretmendir.
Kibrin Şeytanî Kökeni
Kibrin ilk tezâhürü — şeytanın hikâyesidir. Allâh Hz. Âdem’e secde emredince — şeytan «Ben ondan üstünüm; ben ateşten, o topraktan» dedi (A’râf 12). Bu — ilk kibir. Bütün kibrin kökü buradadır: kendini başkasından üstün görme. Şeytan bu kibirden lanetlendi. Demek ki kibir — şeytanın sıfatıdır; mü’mine yaraşmaz. Mü’min kibirden uzak; tevâzudan yana.
Üstün Görmenin Tehlikesi
Kendini başkasından üstün görmek — birçok günahın kapısıdır. Bir kez «ben daha iyiyim» dediğinde — başkasını küçümsersin; alay edersin; hakkını yersin; hakâret edersin. Bütün bu günahlar — kibrin meyveleri. Kibir kalbe yerleşince — bütün ahlâk bozulur. Hadîs: «Kalbinde zerre kadar kibir olan cennete giremez» (Müslim). Bu — çok ağır bir ifâdedir. Zerre kadar bile! Mü’min kibri tamamen söküp atmalı.
Tevâzunun Tezâhürü
Tevâzu nasıl tezâhür eder? 1) Selâm verirken — önce sen ver. 2) Sözde — başkasını üstün gösterme. 3) Davranışta — yer için yarış değil; hizmet için yarış. 4) İlimde — bildiğini bilmiyormuş gibi yumuşak söyle. 5) Mevkîde — vazifeni sıradan bir hizmet olarak gör. 6) Mâlda — sahibi değil; emanetçi olduğunu bil. 7) İbâdette — yaptıklarınla övünme. Bu tezâhürler — tevâzunun pratik biçimleridir.
Tevâzu — Doğal Olmalı
Tevâzu sahte olmamalı. Kasıtlı, gösterişli tevâzu — daha gizli bir kibirdir. «Bakın ne kadar mütevâzıyım» düşüncesiyle yapılan tevâzu — riyâdır. Sahih tevâzu — doğal, içselleştirilmiş, fark edilmeyen bir hâldir. Kişi kendini büyük görmediği için — başkalarıyla yüksekten konuşmaz; selâm verir; hizmet eder; ama bunları «mütevâzıyım» demek için yapmaz; sadece doğal olarak yapar.
Tevâzu — İlim Çoğaltır
Tevâzu — ilmi çoğaltır. Kibirli kişi «zaten biliyorum» der; öğrenmez. Mütevâzı kişi «belki bilmediğim var» der; öğrenir. Bu yüzden büyük âlimler hep mütevâzıydı; İmâmı Şâfiî der: «İlim arttıkça öğrenecek daha çok şey olduğunu anladım.» İmâmı Mâlik «Bilmiyorum» demekten utanmazdı. Bu, ilmin temelidir. Mütevâzı olmadan âlim olunmaz.
Niyâz — Toprağa Yakınlık
Niyâz: «Yâ Rab, beni hiç kimseden üstün görmeyen bir mü’min eyle. Tevâzunun gerçek mânâsını kalbime yerleştir. Şeytanın ‘ben ondan üstünüm’ kibrinden beni koru. Karşımdaki herkesi — belki benden Sen’in katında daha yüksek diye görme bilincini ver. Hz. Peygamber’in tevâzusundan bana bir hisse ver. Sahte değil; doğal, içselleştirilmiş bir alçakgönüllülük lutfeyle. Zerre kadar bile kibirden kalbimi temizle. Tevâzu ile ilmimi çoğaltma; ilmimle de tevâzumu çoğaltma fırsatı ver. Toprağa yakın bir kalp ile yüksek mertebede yaşat.» Allâh muhâfaza eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Tevâzu, Kibir, Alçakgönüllülük. → Tasavvuf Sözlüğü
Ek kaynaklar:
- Kur’an-ı Kerim, Nahl 16/125; hikmet ve güzel öğütle davet ilkesi.
- Kur’an-ı Kerim, Ahzab 33/21; Resulullah’ta güzel örnek oluşu.
- Nevevi, Riyazü’s-Salihin, takva, ihlas ve güzel ahlak bölümleri.
- İmam Gazali, İhya-u Ulumi’d-Din, kalp terbiyesi, ahlak ve ihlas bölümleri.
- Buhari, İman ve Rikak bölümleri, niyet, ihlas ve ahlak rivayetleri.
- Müslim, Birr ve Sıla bölümü, güzel ahlak ve kardeşlik rivayetleri.
- Tirmizi, Birr ve Sıla, zühd ve deavat bölümleri.
- Nevevi, Riyazü’s-Salihin, ihlas, takva, zikir ve güzel ahlak bölümleri.
- İbn Hacer el-Askalani, Fethu’l-Bari, ilgili Buhari rivayetlerinin şerhi.
- Kuşeyri, er-Risale, tasavvuf adabı, hal ve makamlar bahisleri.