Cumartesi, 13 Haziran 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR
Mustafa Özbağ
İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
zikrullah ·

Sen duysan da duymasan da her şey Allah’ı zikreder

Sen duysan da duymasan da her şey Allah'ı zikreder — Mustafa Özbağ Efendi'nin zikrullah ve mânevî hayat üzerine sohbeti.


Sen Duysan Da Duymasan Da Her Şey Allâh’ı Zikreder — Bütün Varlığın Tesbîhâtı: Atomdan Galaksilere Kadar Süren İlâhî Zikr Korosu

Sen duysan da duymasan da — her şey Allâh’ı zikreder. Kâinâttaki her bir varlık — kendi diliyle Allâh’ı tesbîh eder. Atomlar, yıldızlar, yapraklar, taşlar, sular, rüzgârlar — hepsi bir koro halinde Allâh’ı anmaktadır. Kur’ân: «Yedi gök, yer ve onlarda bulunan herkes O’nu tesbîh eder. O’nu hamd ile tesbîh etmeyen hiçbir şey yoktur; ama siz onların tesbîhini anlamazsınız» (İsrâ 44). Yâni bütün varlık zikrediyor; biz onların dilini bilmediğimiz için duymuyoruz. Mü’min bu evrensel zikre kalbiyle iştirâk etmeli; sessiz koroya kendi sesini katmalıdır.

İsrâ 44 — Bütün Varlığın Tesbîhi

«Ve in min şey’in illâ yusebbihu bihamdihi ve lâkin lâ tefkahûne tesbîhahum» — Hiçbir şey yoktur ki O’nu hamd ile tesbîh etmesin; ama siz onların tesbîhini anlamazsınız (İsrâ 44). Bu âyet — kâinâtın gerçeğini açıklıyor. Bizim ölü gibi sandığımız taş, su, ağaç — hepsi canlı; hepsi Allâh’ı anıyor. Onların tesbîhini duymayışımız — onların sessiz olduğunu göstermez; sâdece bizim kulağımızın yetersizliğini gösterir.

Hz. Dâvûd’un Eşliği

Hz. Dâvûd çok güzel sesle Zebûr okurdu. Allâh «Dağlar ve kuşlar onunla beraber tesbîh ederdi» (Enbiyâ 79) buyurur. Yâni Dâvûd zikredince — dağlar da kuşlar da eşlik ederdi. Bu — sembolik değil; gerçek bir koroydu. Hz. Süleymân da hayvanların dilini bilirdi; karıncayla, hüdhüdle konuşurdu. Bu peygamberlere verilen özel imkânlar — bütün kâinâtın aslında konuşan, zikreden bir bütün olduğunu gösterir.

Hz. Peygamber’in Çakıllarının Tesbîhi

Sahâbe rivâyetinde — Hz. Peygamber bir defâ avucuna çakıl taşlarını aldı; çakıllar Allâh’ı tesbîh etmeye başladı; sahâbe duyduydu. Sonra çakılları Hz. Ebû Bekir’in avucuna verdi; aynı şekilde tesbîh etti. Sonra Hz. Ömer’in; aynı. Sonra Hz. Osmân’ın; aynı. Bu — kâinâtın tesbîhinin gerçekliğine bir delildir. Sıradan bir çakıl bile — eğer kalp gözü açılsa — duyulabilen bir tesbîh sesi taşır.

Modern Bilim — Atomların Hareketi

Modern bilim — bir taşın bile içinde milyarlarca atomun titreşim hâlinde olduğunu söylüyor. Her atom kendi içinde — proton, nötron, elektron — sürekli hareket halinde. Bu hareket — bir tür «titreşim», «rezonans.» Belki bu titreşimler — Kur’ân’ın söylediği tesbîhâtın fizikî ifâdesidir. Bilim ile vahyin bu noktada birleştiğini görmek — hayret vericidir. Hareket eden her şey — bir tür zikr halindedir.

İnsân — Tek Sustuğunda Sapan

Kâinâttaki tek isyânkâr varlık — insândır. Bütün varlık Allâh’ı tesbîh ederken — insânın bir kısmı gaflet içindedir, Allâh’ı anmıyor. Bütün koro çalarken — bir tek o sessiz. Bu — büyük bir çelişkidir. Ağaç susmuyor, taş susmuyor, rüzgâr susmuyor; ama akıllı insân susuyor. Niçin? Çünkü insâna irâde verildi; o, susma «seçeneğine» de sahiptir. Bu seçeneği susma yönünde kullanmak — büyük bir hatadır.

Mü’minin Koroya Katılması

Mü’min — kâinâtın evrensel zikrine katılmalıdır. Allâh’ı çokça anan kişi — bu koroya kendi sesini katmış olur. Etrafındaki bütün taşlar, ağaçlar, rüzgârlar onunla aynı koroda. Bu bilinçle yapılan zikr — daha bir başka derinlikte yaşanır. Kendini yalnız hissetmez; çünkü bütün kâinât onunla beraber Allâh’ı anıyor. Bu — büyük bir tesellîdir.

Kalp Gözünün Açılması

Kâinâtın tesbîhini duymak için — kalp gözünün açılması lazım. Bedenin gözü — sâdece zâhiri görür. Kalp gözü — bâtını da görür; eşyâdaki gizli zikri duyar. Bu göz — zikr, ibâdet, riyâzat ile açılır. Açılınca — yapraktan, taştan, sudan gelen zikri duymaya başlarsın. O zaman kâinât canlı bir mescide dönüşür; her köşede Allâh anılıyor.

Niyâz — Koroya İştirâk

Niyâz: «Yâ Rab, kâinâttaki evrensel zikr korosuna kalbim ile iştirâk etmemi nasîb et. İsrâ 44’ün sırrına erdir — bütün varlığın Sen’i tesbîh ettiğinin bilincine ulaşayım. Kalp gözümü aç ki — yapraktan, taştan, sudan, rüzgârdan gelen tesbîhi duyabileyim. Hz. Dâvûd gibi koroya öncülük edemesem bile — koroya en mütevâzı bir ses olarak katılma fırsatı ver. Kâinâtın bütün dilleriyle Sen’i andığını bilince — kendi dilimle de çokça anmamı nasîb et. Bütün varlık ile birlikte Sen’i tesbîh eden bir mü’min olarak yaşat.» Allâh muhâfaza eylesin.

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Tesbîh, Zikir, Kâinât. → Tasavvuf Sözlüğü

Ek kaynaklar:

  • Kur’an-ı Kerim, Rad 13/28; kalplerin Allah’ı zikirle huzur bulması.
  • Kur’an-ı Kerim, Ahzab 33/41-42; Allah’ı çok zikretme emri.
  • Kur’an-ı Kerim, Zuhruf 43/36; Rahman’ın zikrinden yüz çevirene şeytanın arkadaş kılınması.
  • Nevevi, el-Ezkar, zikir ve dua adabı bölümleri.
  • Kuşeyri, er-Risale, zikir, murakabe ve kalp hayatı bahisleri.
  • İmam Gazali, İhya-u Ulumi’d-Din, zikir ve dua adabı bölümleri.