Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Genel ·

Dört Kapı Kırk Makam – Hakikat Kapısı: Tevazu Sahibi Olmak

Dört Kapı Kırk Makam – Hakikat Kapısı: Tevazu Sahibi Olmak — Mustafa Özbağ Efendi'nin tasavvuf, ahlâk ve mânevî hayat üzerine sohbeti.

MESNEVÎ-İ ŞERÎF 1434. BEYT ŞERHİ • DÖRT KAPI KIRK MAKAM

Dört Kapı Kırk Makam Hakkında

Hakikat Kapısı — Tevazu Sahibi Olmak


Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır. • Bölüm 9/17

HAKIKAT KAPISI (TEVAZU SAHIBI OLMAK) Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim Eftali zikir falemenne hu Lailaheillallah Lailaheillallah Lailaheillallah Hak Muhammeden Resulullah Cemiil Enbiyayı Velmurselin Velhamdülillahi Rabbilâlemin Rabbim gecemizi hayırlı eylesin inşallah. Ayımızı, yılımızı, ömrümüzü hayırlı eylesin. Rabbim son nefesimize kadar hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin. Son nefesimize kadar hakkı hak bilip hak yolunda mücadele eden, gayret edenlerden eylesin. Son nefesimize kadar batılı batıl bilip bâtıla karşı cihat eden kullarından eylesin.

Son nefesimize kadar Kur’an ve sünnet mücadelesi veren Kur’an ve sünneti seniyyeyi yaşayan ve yaşatma mücadelesi veren kullarından eylesin. Amin diyen dillerimizi nar-ı cehennemden azat eylesin. Cümlemize maddi manevi afiyet ihsan eylesin. Maddi manevi ferahlık ihsan eylesin. Maddi manevi genişlik ihsan eylesin. Maddi manevi yükseklik ihsan eylesin. Rabbim gönüllerimize ilham eylesin. Akıllarımıza ilham eylesin. Vücudumuza ilham eylesin. Rabbim gönüllerimize ilham edip feraset nuruyla nurlandırdığı gönüllerden eylesin.

Eşyanın hakikatine vakıf eylesin. Eşyanın hakikatine vakıf eylesin. Eşyanın hakikatine vakıf eylesin. Allah cümlenizden razı olsun inşallah… Evet, dördüncü kapı hakikat kapısı. Hakikat kapısının birinci makamı, toprak olmak. Yani bizim dilimizde toprak olmak denir de tevazu sahibi olmak, alçak gönüllü olmak. Cenab-ı Hak ayet-i kerimede: ‘Rahman’ın has kulları onlardır ki yeryüzünde tevazu ile yürürler ve kendini bilmez cahil kimseler onlara laf attığında selam derler geçerler.’ (Furkan, 63).

O yüzden Allah’a iman etmiş olan, Allah’ın o has kulları, sufiler bilhassa, kibirsiz insanlardır. Kendilerini beğenmekten uzak dururlar ama birisi ona kibirlenirse bakar, analiz eder, bu kibirlenecek bir kimse, avam çünkü ona kibirlenir. Eğer onunla terbiye olacaksa. Yok kirlenmeye karşı tevazuyla o terbiye olacaksa ona tevazu gösterirler. Ama kibirlenene kibirlenmek de hak olur ve ama gerçek sufiler tevazu ile riyayı ayırt ederler. Tevazu ile yapmacıklığı ayırt ederler. Tevazu ehli olmak ayrı bir şeydir, kendini böyle sufi gösterip masum gösterip mahzun gösterip böyle yolda böyle hastaymış gibi yürümek farklı bir şeydir.

Öyle bu tevazu değildir çünkü. Tevazu, evet, diğer kardeşlerinden kendini üstün görmemektir. Hiç kimseden kendini üstün görme. Hiç kimseden de kendini alçak görme. Biz insanız, hepimiz de Allah’ın kuluyuz. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vessellem hazretlerinin veda hutbesinde buyurduğu gibi ‘bir tarağın dişleri gibiyiz, birimizin birimizden üstünlüğü yok, üstünlük takvada. O zaman biz bir başkasına kibirlenmemiz büyüklenmemiz caiz değil. O zaman biz kendimizce tevazu ehli olacağız. Yani bir başkasına karşı büyüklenmeyeceğiz.

kendimizi bir şey görmeyeceğiz. Kendimizi bir makam sahibi addetmeyeceğiz. Kendi kendimizi fasulye gibi nimetten saymayacağız bir başkasına göre. Buna sufiler daha fazla dikkat edecekler. Ben bazen zaman zaman derim ya bir rüya görüyor adam ahkam kesiyor ortalığa. Yapma canım kardeşim veya bir hayalliyor bir şeyi, ahkam kesiyor. Yapma tevazulu ol. Kimseye tepeden bakma. Senden başka derviş yokmuş gibi davranma. Niceleri bu dergahlardan gelmiş geçmiş, sen de gelip geçeceksin. Senin kendini yüksek tutmana gerek yok.

Kendini bilir kişi seçme. Kendi kendini bu işi bilen olarak görme, tevazu sahibi ol. Makam ehli, tevazu ehlidir. Makamı olmayan kimse tevazuyu bilmez veyahut da kendi kendisini tevazulu gösterir. Riyakarlık yapar. Yapmacıktır onun tevazusu veya öyle derler ya işte ben bu kapının iti olayım, yok kardeşim, bu kapıya it lazım değil, bu kapıya sufi lazım, bu kapıya insan olmak, Adem olmak lazım, bu kapıda halife olmak lazım. Burası koyun ağılı değil. Koyun ağılı olan yerde it lazım. Koyun ağılı olmayan yerde ne lazım, hiç bir şey lazım değil.

Burası dergah. Burası bir tekke. Burası bir sufi topluluk. O zaman buraya normalde it lazım değil. Buraya dost doğrusu sufi olmak lazım. Burda dosdoğru insan olmak lazım. Burda güzel ahlaklı olmak lazım, tevazu ehli olmak lazım. Bugünkü sohbetimiz çünkü tevazu. O yüzden öyle bazen görüyorum ben böyle, işte hani sufi duruşlu kimseleri, böyle yolda boynunu bükmüş, eline de tesbihi koymuş, bu değil tevazu. Veyahut da böyle vakarlı, böyle ağır yürüyor arkadaş. Değil canım kardeşim! Değil, tevazu değil!

Veya kafasına bir sarık sarmış, diğerlerinden çok üstünü o. O sarık diğerlerinden seni üstün gösteriyorsa sana kibir veriyorsa yok, senin günahı kebairini arttırdı. Senin giydiğin haydari seni diğerlerinden üstün vasıfta tuttuğunu, senin içine his olarak oturtuyorsa, yok, sen kaybedenlerden oldun. Senin sakalın sakalsızlara karşı kendi kendine üstün görme noktasında gösteriyorsa kendini, yok, sen sünnet diye bırak sakalı, başkalarından üstün olmak için değil. Üstün görünmek için de değil.

Başkalarına kibirlenmek için değil. Sen sarığı sünnet cihetiyle sar, başkalarına üstün görünmek için değil. Sen yolda tevazu ile yürü ama başkalarına üstün görünmek için değil. Vay, ne tevazu sahibi adammış desinler diye değil. Sen gerçekten Hz. Peygamber sallallahü vessellem gibi yürü. Yani boynunu biraz öne doğru ey, böyle etrafa baykuş bakışı ile bakma. Yürü dosdoğru yolunda. Erkeksen kadınlara, kızlara bakmadan yürü. Kadınsan erkeklere, gençlere bakmadan yürü. Yolda dosdoğru yürü. Kafanı önüne ey.

Bir iki adım önüne doğru bakardı Allah resulü sallallahu aleyhi vessellem hazretleri. İki adım, üç adım… Esnafsın, ticaret yapıyorsun. Ne alıyorlar ne satıyorlar bakacaksan bak, bu ayrı bir mesele. Ama yok, böyle bir derdin yok,o zaman sen iki tarafa baykuş bakar gibi böyle her tarafı keseceğim bakacağım diye uğraşma. Kadınların orasına burasına bakacağım diye uğraşma. Erkeklerle bakacağım, bakışacağım göz göze geleceğim diye uğraşma. Sen dosdoğru yolunda yürü. Kibirlenme. Kıyafetinle hava atacağım diye uğraşma.

Kıyafetini savurma. Erkek kadın, sen örtünmek için giyin, münasip bir şekilde giyin, orta yollu giyin. Hava atma kıyafetin ile. Kıyafetinle hava atma. Kıyafetinle sen kalkıp da yüksek derecedeymiş gibi kendini gösterme. Kıyafetini tercih ederken de durumuna göre haline göre kıyafet tercih et. Gidip kredi kartından borçlanaraktan 2000 liralık ayakkabı alacağım diye uğraşma. Gidip kredi kartından borçlanaraktan 5000 liralık takım elbise alacağım diye uğraşma. Gidip kredi kartından borçlanaraktan kendine 2000 liraya 3000 liraya 5000 liraya vakko örtü alacağım diye uğraşma.

Haline göre yaşa, tevazulu ol. Elbiseni sürün dürerekten yürüme. Etrafa elbisene hava atma. Allah muhafaza eylesin ve: ‘Boş söz işittikleri zaman ondan yüz çevirdiler. Bizim işlediklerimiz bize sizin işledikleriniz sizedir. Selam olsun size. Biz cahilleri aramayız derler.’ (Kasas, 55) ve o tevazu sahipleri boş sözlü insanlardan uzak dururlar. Onlara karşı cedelleşmezler. Onlarla münakaşaya girmezler. Onlarla ağız dalaşığına girmezler. Kendilerini yüksek göstermek için uğraşmazlar. Allah muhafaza eylesin ve boş sözlerden, boş laflardan uzak dururlar.

Boş konuşulan meclislerden de uzak dururlar. Tevazu sahibiyim deyip de boş konuşulan yerde ben şimdi seslenmeyeyim tevazu göstereyim demezler. Cahilane konuşmalar varsa onlardan yüz çevirirler. Biz tevazu ehliyiz deyip de orda oturmazlar. Biz tevazu gösterdik orda, yok, ya hakkı orda tebliğ edersin, ya kalkar gidersin. Orası öyle tevazu gösterilecek yer değil. Bunu bir meseleden dolayı aldım tevazuya örnek. Bu hafta içerisinde bir mevzu oldu birisiyle, dedim ki yok, bir yerde Kur’an ve sünnete aykırı bir şey yapılıyorsa Kur’an ve sünnete aykırı bir şey yapılırken tevazu gösterip ben orda sabrettim diyemez.

Ya hakkı tebliğ edersin ya da müsaade eder çeker gidersin. Cahilane boş sözlere sabretmek tevazu değil. Allah muhafaza eylesin. ‘Yeryüzünde kibirlenerek yürüme. Şüphesiz ki sen ne yeri yarabilirsin ne de boyca dağlara ulaşabilirsin.’ (İsra, 37). O zaman sen yeryüzünde kibirlenerekten yürüme. Büyüklenme hiçbir şeye karşı. Kime kibirlenirsin? Düşman askerlerine. Kime kibirlenirsin? Kafirler sana kibirlenirse kibirlenirsin onlara. Kime kibirlenirsin? Müslümandır ama cahildir. Sana karşı kibirlenmiştir sen de ona kibirlenirsin.

Öbür türlü kibirlenme hakkın yok. Derviş kardeşlerine, annene, babana, eşine, dostuna, çoluğuna, çocuğuna kibirlenme. Yanında çalışanlara kibirlenme. Elinin altındakilere kibirlenme. Toprak gibi ol. Allah bizi onlardan eylesin. Hızla geçeyim, on bire geliyor. O kadar mütevazi olun ki kimse kimseye böbürlenmesin. Kimse kimseye zulmetmesin diye emretti Allah Hz. Muhammedi Mustafa’ya. Hadisi kutside, Müslim’de geçiyor. O zaman o kadar mütevazi olun ki kimse kimseye böbürlenmesin. Kimse kimseye zulmetmesin.

Yine İbni Mace’de geçiyor: ‘Kim Allah’ın rızası için Allah’ın kullarına karşı bir derece tevazu gösterirse bu sebeple Allah onu bin derece yükseltir.’ ‘Allah kibirli kimseyi alçaltır, tevazu sahibini yükseltir.’ Taberani’de geçiyor. Hz. Mevlana şöyle buyurmuş: ‘Toprak ol. Toprak ki gül bitsin. Çünkü gülü topraktan başkası göstermez. Taş baharla nasıl yeşerir? Mümkün mü? Toprak ol da renk renk gül bitsin. İşte bizim için sufilik, sufilik, nefsi toprak gibi mütevazi hale getirmektir.

Bundan gaye iyi ve kötü kim varsa onun üzerine bastığında onu gül haline çevirmektir. Ondan gül bitmeli. Bu neyle? Bu etrafımızdaki insanlara tevazulu davranmamızla. Eş ve çocuklarınızdan başlayın buna. Kadınlar da erkekler de. Önce tevazu göstermeye eş ve çocuklarınızdan başlayacaksınız inşallah. Rabbim bizleri onlardan eylesin. Ben yine bir müjde ile bitireyim, Kasas, 83: ‘İşte ahiret yurdu. Biz onu yeryüzünde böbürlenmeyi ve bozgunculuğu arzulamayan kimselere veririz. Allah bizi onlardan eylesin.

Rabbim cümlemize affı mağfiret eylesin. Cümlemizi bildikleriyle hayırlı olarak amel edenlerden eylesin. El-Fatiha maassalavat. Amin. Ecmain. https://youtu.be/Xwc-uzqXsV4

Kaynaklar ve Referanslar

  • Hadis-i Şerif: de geçiyor. O zaman o kadar mütevazi olun ki kimse kimseye böbürlenmesin. Kimse kimseye zulmetmesin. Yine İb…

Dört Kapı Kırk Makam — Mustafa Özbağ’ın sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır.
Yazıya Çeviren: Leyla Tuba Toptaş • ISBN: 978-625-92739-3-8 • Tasavvuf Vakfı Yayınları

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, İhsân, Nefs, Sünnet, Dervîş, Dergâh, Tekke. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı