Genel

Mesnevi Okuması (2279. Beyitten) 11.10.2025

Mesnevi Okuması konusu hakkında Mustafa Özbağ Efendi’nin değerli açıklamalarını içeren bu sohbette, derin manevi bilgiler paylaşılmaktadır.

Evzullah, himine şeytan, noracim, Bismillahirrahmanirrahim. Efterizikir falemene, Allah’a, Allah’a, Allah’a, Allah’a, Allah’a, Allah’a, Allah’a. E Allah’a, Allah’a, Allah’a, Allah’a, Allah’a. Hakk o hamd arası ruhla, kebiyen emni ayı vermursa, yüveitha, her aktiva edemeyim. Hakkına, hukukuna, kanına, kanına, namusuna şerefine, haysiyetine, topraklarına, tecavız eden, zalimler var ise Cenâb-ı Hakk hepsini, kahrıp her işan eylesin. İsrail’nin ve destekçilerini yerliyexaneylesin.

Nerede müslümanlar? Özgür değil ise hepsini de özgürlüklerini, nasip eylesin. Özgür değil. Mesnevi kuramışın ne tefsiridir. Tabi ben aynı zamandır da mesnevi bir hayat tefsir olarak takılıyorum. Tabi mesnevi, okuyup incelemen, bu konuda bir fikir sahibi olmayanlar, mesneviye, kendilerince iftira atarlar. Ama biz işte iki bin iki yüz seksenin ki beyte geldik. Şu anlaka da gerçekten böyle mesneviye karşı gün geçtikçe, benim hayranın daha da artıyor. Ve bu topluma gerçekten doğru bir şekilde anlatılması doğru bir şekilde o kumması gerektiğine inanıyorum.

Mesnevi Okuması Hakkında

Malum bu bölüm toplumın önüne geçen sahte önderlerle alakalı, şehirler, alimler, bir okradat, siyasetçiler. Bunlarla alakalı edeydi. Geçen hafta son bir it koydu gelinde, ihsan kereminin sofrasından kimse mağını olmak sizin yayın demekdir. Yani bu toplum önderleri ile alakalı söylüyor. Bunlar normalde tabiricayese sahte önderleri tarif ediyor bize. Onlar donun başında toplanlarla, nimet ve ihsan istedikçe yalancı şey yarında. Fakat bir türlü o yarın gelip çatmaz.

Bu yalancı önderler siyasetçiler, bir okradar şeyler alimler, etrafında insanları toplanlar, gelin bir ihsan sofrası var. Bu ihsan sofrasından siz de iyi inderler. Ama insanlar toplanlar, hani o ihsan sofrasından yemek istediklerinde, onlara yarında, burada ki ihsan sofrasından kasıt zahiri çorba yemek içmek değil. Ihsan sofrasından kasıt manevi ihmetler. Hani, peygamberleri kitapların yanında bir de ihmet verdikler. O manevi sofra değilce o kimse de manevi ihmetler olması gerekiyor.

Ama dervi işte, mühürütler, normalde, bir kimsenin bakıyorlar. Heli bu zaman da şimdi yani şu güzel sokimsenin biraz da böyle konuşmasıdüzgünse, etrafında insanları toplıyorlar. Evizim insanımız da dinin hakikatinden uzak, kuram ve sünneti öğrenmekten ve öğrenmemiş. Bundan da uzak, bu sefer kim bir sarıtlı görürse, cüp böyle görürse, biraz da sarı cüp beşe afirli ise o gelin dedi, de onun etrafında toplanıyorlar. Ve o dermişler, saf, kendilerine benim yıllar önce bir tabirin vardı.

Bu tabirin şu, bir kimse sus, şöyle sus sus kalmış, sus sus kalan bir kimsenin önüne su diye bulanık bir su koymuşlar. Ama o kimsen, sus sus bundan dolayı o bulanık suyu temiz su gibi içmiş ve o da bizim bayındır da, biz böyle bizim orada baharna derler, biz pamukça pasına gidiyorduk. Pamukça pasına gidince işte orada bir su var, tulum basıyor. O su böyle yavan yavan, sanki mazotluymuş gibi, benzinliymiş gibi, su yok ya veya to o suyu sahibi daha uzakta, su var, oraya gitmesinin hane vakit kaybolmasın diye, o su da ne içiliyor.

Şimdi örnek diyorum, mursanın suyunu düşünün, işte bitti su, çeşmelerden, akansu, her türlü hastalaya açık aratılmıyor da, siz şimdi çeşmelerden o suyu içerseniz, normalde baş yapıp tatlı bir su bilmiyorsanız, o suyu temiz olarak içerseniz. O nasıl onu da hastalıklara duycar olursunuz, bu sefer hastanırlardı en peksiyonunda yatacak yata kalmaz. Bunlar böyle komple keşeyler, işte normalde o mühüriklerde bir kalamalık var orada o kalamalaya doğru koşarlar.

Ama o kimse sahi diye etrafına toplanırlar, onun o sana o kalabalıkları toplayan kimse de kibirlenir. Neden ehil değil çünkü ehil olmuş olsa kebirlermeyecek. Kibirlenince de normalde, onlardan insanlar siyasetçi ise ölnün siyasetçiden rahat yaşamat talebelerler. Yani şu enfasyonu durdu şu faiz belasından kurtarsı, şu fuhuş belasından kurtarsı, şu uyuşturucu belasından kurtar, o kimse sahip bir siyasetçiden hep yarında gelecek hayal satar. Aynı şey mesela bu o kimse bir mühürsü değildir bir şey değildir.

Ona gider bir rüyamlatırsın, bize tecelli gelince sana rüyanın tevillini yaparızlar. Onabir soru sorarsın gayet normal din öğrencik için çünkü o böyle biraz dururdu. Bu, yapar, bu sana yeter de böyle mi yaptı? Dürmen, evet diyor. Neyi ne ettin senin diyor? Hani bu cezbediyor bana geçmemiş mi? Şeyh’in bir mu yapması ile cezbenin ona geçeceğini o dinini sorunun domnun kalbine gelceğine inanın. Bunlar benim yaşadığım örnekler, bir nediklerin hikaye değil.

Şimdi o kimse de ne diyor? Ondan yarın diyor. O yüzden onu deyelim de bir şey yok. Hani kelim merhem o, sen kendi başına sürermiş. Vassında olmuyor şey değil mi? Değilin mührşi değildi acaba? Ben şeyhim diye ne şeyh’in bir mührşi dik amile ihtiyacı var. Ben siyasetçiyim diye ortaya reçik, anım siyasetçeyi ihtiyacı var. Aslında hepsinin de bir doğrulu eğitiyor. Yani bir kimse de bir operasi dedi aynen. Benim buraya genel müdür olmam lazım diyor. Torpeğini buluyor her şeyi ne buluyor?

Bir bakıyorum adam genel müdür oluyor. Ve hatta bir şey de bir makam saygı oluyor. Oysa, teşkilatı bilmiyor, işi bilmiyor, oradaki yön temiz bilmiyor. Hiçbir şey bilmiyor. Ama bir torpey bilmurdu, siyasetçilerden bir okradan oradan buradan. Bir baktın adam genel müdür oldu. Yani bir gün bakan yardımcı olacak müsteşar olacak. Önem değil. Ama eliyedi mi değil mi? Ol sorgılamıyor. Öyle olunca bu kimselerinin hepsi de ne yapıyorlar? Hep böyle vahat veriyorlar. Yani ondan bir şey istediğinde gelecekler.

Hani Arablar gibi bade sorrayanı. Sen diyorum bu iş arabadıyorsun ki yani bu iş ne olacak? Anma de sabah. Sabahtan sonra akşamdan sonra tekrar gidiyorsun. Yani işte pasaportlar elinde gidiyorsun. Andıyor ki akşamdan ne o gece gelin diyor. Gece gidiyor. Sabah gelin diyor. Sabah gidiyor. Gece gelin diyor. Yani aynı şey bir operasinde de var ya. Sadece Arablar diyor bu. Yani gidiyorsun. Bir türlü ne Iraqların tamam? Alıyor Arablar. Ne Iraqların aldım? Sonra geldi. Sonra nezaman?

Ben şimdi soruyorum. Sonra ne zaman diyor? Bakıyor şimdi bana. Nasıl yani? Bazbaya sonra dedi ne zaman? Bir satzonların. Bir satzonların. Bir satzonların, üç gün satzonların, üç gün satzonların. Onun onun’in satzonların. Otuz gün satzonların, üç ay satzonların. Ne zaman diyor? Sen çok soru soruyorlar canım. Ben öyleyim dedim. Çok soru soruyor Melder. Mark diye ortada daha Mustafa Yuz Boğa. Sen şimdi bekledin. Ve benim dedim. Sonra dediğim yerde de yine kenayesini söylüyor.

Bende söyledi mi yandetin, sonra ne zaman? Bunlar işinde ehli de olmayanlar. Oturmuşora ya, vatan aynasında. İşini dostları yapmıyorsa, altı yüz yelidir. Bümemur vatan aynı. Başımı şeyde, hırsızdır o. Neden saattenle çalıyor. İşini dostları yapmıyor. Allah’ın hafaza elisin. O yüzden bunların yarınları gelmez. Bunları soraları gelmez. Bir okra ehli deyil, sorası bir gelmez onu. Çasetçi, sorası bitmez onu. Ben ne yapmış, dört yaşındayım, on dört yaşındı, siyasette tanıştığım düşün.

Elil damları, bu ülke duzaracak. Her gelendi yok ki, sabrede, üç ay sonra hiç bir şey en is kalmayacak. Ben doksan gündüya, dursa, yaman baba. Takılın peşim edidi, altı sefer gitti, yedi sefer geldi. Eyson da tancımur başkanı dolu bu ülke de. Ama hep sorra ile geldi. Bütün erke soraba, kalya da dinlersin issiz. Emfasyon ne zaman düşecek? Bu sen içinde düşecek değil mi? Eyson böyle bir partiye laf söylemek değil, benim parti mekibinim için. Ama bu bunların hepsi de sahte önder.

Bu şeyli, alimil, cemaatlileri, siyasetçi, bir okra, bunlar işinin ehli deyil, yâkat ehli deyil bunlar. Sonra diyorsa, yâkat ehli deyil, yarın diyorsa, yâkat ehli deyil, normalde, bunlar, olacağına dair de hadiş şerifler var. Yani sahte, alimlerin, cıkacağına dair, sahte ümmetin önüne gelip, böyle, hani eski, tabahadislerde, kral, hükümdar ve hatta işte hâkan adını da derseniz deyim, bunların cıkacağına dair. Hep adişler var, ahir zamanla alakalı. O yüzden normalde, hünmetini, yâlancid deccallar, cıkacağına dair.

Yâhlı’n cıkacağına dair, yâhlı’n cıkacağına dair. Yâlancid din ehli, cıkacağına dair. Hatta, yâlancid şehllerin cıkacağına dair de, ha dester var. Bunlar beni, hani şaşırtıyor mu, hayır şaşırtmıyor. Allah biz hafesin. O yüzden normalde bunlar hatta, hâde dışarı söylüyor, bunlar öyle sözler söyleyecek ki diyor. Siz diyor, bunlar ne babanızdan ne daha atalarınızdan dinlememişi olacaksınız. Bunlar öyle sözler söyleyecekler. Yani senin atan böyle bir laf söylemediği, o söyleyecek, din de olmayan şeyleri söyleyecekler.

O günakadan din de duyunmamış bir şey söyleyecekler. Çünkü ancak kalabalıklar böyle, ilk ne olacak? Yani size birisi ayağı tadisamnattınca canını sıkılıyor. Sizin için söylemiyorum. Yani siz bir toplulun önüne gidin ayağı tadisamnattın canını sıkılır. Şimdi mahallelerde ders yapanlar, bayağınlar erkekler. Ben diyorum ki, hadi sokuyuyun orada, örnek. Şimdi çıkayet şu başka bir şey konuşmuyor musunuz? Hay yok konuşmuyor. Bir de katis konuşuyoruz, ayağıt konuşuyoruz.

Fıkı konuşuyoruz. Onu istemiyor. Onu istemiyor. Müslüman, mümün, mümün, mümün, müslüman, ayağıt hadi sistemiyor. Hakikat istemiyor. Ona harbu haram demeyecek. Bunun hakkında ayağıt var, hadi isvardemeyecek. Onun gözlüğüne hoş gelen bir şey söyleyecek. Allah muhafaza elesin. Oysa Allah Resulü saluna bir vesellemazetleri, bundan sakinmamızı söylüyor bize. Başka bir adişerite de gece karanını gibi öldürücü, fittlerlerden sakının. Sabah mümün olarak, uyanan kişi akşama, kafir olarak çıkar.

Ve akşama mümün, mümün olarak çıkar. Kişi sabah, kafir olarak uyanır. Dünya arzusu için, dinini satar. Asıl bu adişerifi buraya almamın sebebi, son cümle. Dünya arzusu için, dinini satar. Bu kadar, başka bir şey değil. Dünya arzusu için, dinini satar. Müslümde geçiyor bu adişerim. O dünyanın arzusu için, bu para olabilir, bu kadın olabilir, bu normada makam olabilir. Dünya arzusu için, dinini satar. Dünya, çünkü kadın makam ve paradır. Haram olanlar. Kadın İslam’da haram değil, helal.

Para İslam’da haram değil, helal yoldan kazanırsan. Hemen, makam, helal yoldan verildi ise, helal. Ama yok, okum ise. Allah kov makamı oturacak. Ne makamı, şehlik makamı, oturacak oraya. O ben buraya layak mühim değil miyim diye sorumacak? Onu üç beş kişi, alkışacak. Onu oraya tutturacak. O da ben şeyhim diye, tartınacak. Üç beş kişi, alkışacak onu, sen genel müdürler layaksın diye, o da oturacak oraya. Önemli değil oraya layak olup olmadı. Ve atta o kimse benim gibi, helife görsem, mer tek sahnete, onu alemde, oturacaklar oraya.

Onu mühtu diye, oturacaklar, onu mühtu olmak için, var gücüyle çalışıyor. Mühtu olarak atancak bir yere. Ona bir soru soru sorsan cevap veremeyecek. Anona bir şey de sen, şun nedir de sen cevap veremeyecek. Ya, haştaya yaşadığımız bir şey şeye fendirile gittiğimizde. İki tane mühtu iki üç tane de şeye var. Maniv olarak, rüyayı ve hali inkar ediyorlar. Doksan iki yıl. İkiisi mühtu, dihanetle gelmişler. İkiisi mühtu, dihanetle gelmişler. İkiisi mühüçümüne iki tane sede şeye bunların.

Rüyayı ve hali inkar ediyorlarmış. Ben üstlerine gitmişim. Sana mı ne kimledim? Otur bu savanış söyledi de, oturduğumma. Nasıl geldim buraya dedi? Derek, koca arafa etmeydanı. Nasıl geldim buraya dedi? Öfem dedim, çadırdaki narededim, başladılar, emekliliğine kaç yıl kaldı. Kaç oğlun var, kaç kızın var, ona ev verdin mi? Bu ne başattın mı? Benim ne işin var burada, şeyhim arafa da delindedim. E ededi, ben çadırdan dış dışarı çıktım. Ellerim açtım dedim, üç ilas bir fatiye okudum.

Makamlara dedim, bu işladım. Yara bir beni şeyhim ne buluştur dedim dedim. E ededi, sonra çıktım dedim. Kalbime gelen, yöne göre geldim dedim. Bikim, setarif etti mi sana dedi? Aran gibi, kimse, hayrafını. Nasıl geldim dedi? Kalbime gelen, yöne geldi dedim. Şimdi geri dönsem bulabilir misin dedi, immetine zebulurum dedim. Örtörlü, örtürlü bulamam efendim. Bazı yerlerde gözümü yömdorf çünkü dedim. Hani sahih olsun diye dedim. O zamanlar yeni dervişeceğim. Hani gözler çıkriya görmekta başlamamıştım.

Asır, yargözler çıkgörünendir. Onlara döndük, onlara kimolduğunu bilmiyorum. Duydunuz mu dedi? Onlar kaldılar. Şeyh Efendi, bir kelime daha konuşmadı. Halemen ne oldu? Allah ile, ilonla, ilonla, ilonla, ilonla, ilonla, ilonla, ilonla, ilonla koparıyor şeyefendi ortalığı. Pardon’dan biz böyle, 4-5-5 altı kişi, böyle ne bir şeyden var. Oradan burada var. Bir ceyirteyi kopardı şeyefendi. Ceyri, zikriya ortalık. Bunlar böyle kaldılar, kaçamadılar da bir yer. Şimdi neyse muhabbetin o geri kalanını sonra anlatırız gene bir denkeldiğinde iki tanesi müftü, üç tanesi şey rüyayı ve manevi halden rüyadan haberleri yok, inkar ediyorlar.

Böyle bir şey olmaz bu zaman da diyorlar. Çünkü bunlar o dünya fittlesinin içine düşmüşler, dertleri dünya bir kimsenin, dertli dünya ise onun manevete alakası yoktur. Bir şey para topluyor samilletten istiyorsa manevete alakası yoktur. Bir bir operat ben şunu olacağım diye uğraşıyorsa manevete alakası yoktur. Bir siyasetçi yalan söylüyorsa manevete alakası yoktur. Bir bir operat yalan söylüyor samanimetla alakası yoktur. Bir üstat bir şey dermişlerden para topluyorsa para istiyorsa mal makam istiyorsa manevete alakası yoktur.

Bir derdahta böyle bir insanlar makam bekliyorsa makam istiyorsa orada o kimsenin manevete iş yoktur. Bir kimse bir şeyetten şehli gicazeti istiyorsa o kimsenin manevete iş yoktur. Bakın manevete iş yoktur. O kimsen başka bir şeyin peşine düşmüş. Bir kimse kendine zahattirlik istiyorsa çavuşsuz istiyorsa ne keplik nüga bağlı, hali felik suga bakılığı istiyorsa onun manevete yoktur. O kimsenin bir şey ki ben Allah kızarsın. Allah için dermişse gel. Bir tüm kadar adam dergâ gelip evlenmeyi düşünüyorsa dergâ gelip işini düzeltmeye düşünüyorsa dergâ gelip çocuğun evlendirmeye düşünüyorsa kızın evlendirmeye düşünüyorsa veya kadın kendine sevlenirim diye düşünüyorsa herkek ben buraya gelin burada evlenirim diye düşünüyorsun.

Bana mı yatıyordur? Dergâ Allah’ı keysebilirler. Allah için gelinip gidecek yerlerdir. Bir kimse üst adı Allah için intisabeder. Başka bir şey için değil. Burada başka bir amac maksat var ise oradan Allahrızansını kaldırır. Allah muhafaza elisin. Adem oğlunun az çok sırrı meydana çıkabilmek için uzun zamanlar lazımdır. Ben hep derim ya ahirine bakın zaman en güzel ilaçdır derim. Zaman en güzel ilaçtır. Bir insanın iyiliği kötülüğü manev yolu olmaması doğru olup olmaması zamanla alakaladır.

Bir hareketin nereden kaynaklandı nereye gitti? Yönüne cephesine gitti yoluna zamanla alakaladır. Zaman onun ilaçdır. Şimdi o dermiş uçuyordur. Hikmetlidir. Karamet gösteriyordur. Zaman gösterir. Onun er uçması hakikatsa karamete hakikatsa zaman gösterir. Bir bakmışın beş yüz sonra uçan adam başkâller uçmuş. Ya bu arkadaş uçuyordu. Diyor mu ben fazla havalanmış. O yüzden o kişicene dayanamamış. Yiyen kayb olmuş. Zaman onun ilaçdır. Bir şeyhim diye çıkar o meydana zaten bir kimse ben şeyhim diye meydana çıktığı su uzaktur ondan.

Sebeb o kimse normalde eski su fila ben şeyhim ben dermiş. Ben ne hakikimin ben ne kadar ben zahkarın bile demezlerdi. Bir kimse bunu diyerekten çıkpın semeyden uzaktur ondan. O yoluna çıkmış o. O dalgasında o uzaktur ondan. Allah muhafaza eleseyim. O yüzden o insanlar normalde insanın ne olur. Ne olmadı seneler sonra belli oluyor. Bir sıkıntı çıktığında belli oluyor. Bir problem çıktığında belli oluyor. Bir baskı söz konusu olduğunda meydana belli oluyor. Bir bakıyorsun.

Bir dükçalıyor. Ah beş oğum kişik almışın. E çok kalabalıktın. Kalabalıktan kimse kalmadı. Bir dükkâldi iş bitti. Bakın kalabalıktık biz 20 sekişi batta. Bir dükk şeye fendenin yanında oturuyorum. Ömrede iz biz. Telefona çoğlar. Efendim burada baskı var. Dersleri tatil edebilir miyiz? E demirlirsiniz diyor. Önce ne bir şey aradı. Sonra siva saradı. Fitne böyle dolanıyor. Ardından tokat aradı. Ardından şurası aradı. Burası aradı böyle. Ben içimden diyor ki bizzinin burası adam ne zamanı alacakla.

Burası adam da aradalar. Ben şeye fendenin konuşmasından kimin aradını biliyorum. Kapattı bir idah aradı Burası adam. Ay ne iki ponlar? Ben yanıma işin neymişe efendim. Dende bu savendi Burası adamı sıkıntı var mı dedi hiçbir sıkıntı yok efendim. Ne yapıyorsunuz dersler dedi. Gümdür, gümdür yapıyorsa efendim. Bana şahalı olur mu? Biz sıkıntı yok yani. Hiç bir sıkıntı yok efendim. Sıkıntılı olanlar belli onlar gidecek zaten. Bizi yarımı sekus şu batta da kepenge kapatmadık devam ettik.

Burada o arkadaşlarda zaten şu anla. Onların kepengeleri hiç kapammadı. Bir şahsın kepenge’nın kapanması var. Bir de toplulun kepenge kapatması var. Toplulu kollar. Kapatmadık. Şahlıslar kendiler. Televan açılar. Şeyh Efendi. Şeyh Efendi’nin bana söyledi. Efendimiz bizi çelikirsek bizim çeklerimizin musta, musafabim ödecek. Bizim dükkânlarımızımız safabim açacak. Birisi demiş ki, efendim benim memur etim yanı asa benim, evmem safan bakacaktım. Bir sonra söylüyorsunuz.

Git bir evi lirsini derslere demiş. Gernediler onu. Ben de ballurum ya. Bir giden bir daha gider diye. Bir bırakam bir daha bırakır. Sıkıntı oldu. Bıraktım mı? Bir daha bırakır seni. Adam iflas ettik. Kadın bıraktımın senin bıraktı. Bir daha bırakır seni. Kadın hastalan da adam bıraktım. Onun bıraktı. Bir daha bırakır. O kadar da mı seni? Derviş, üstadık bir sefer dinlemede mi dinlemede mi dinlemede? Bir daha dinlemez seni. Onun not düşe. Bizzalkir seni dinlemede mi dinlemede mi?

Bir daha dinlemez seni. Bu şey var hep. Mustafa’ız. Ama böyle bir insan. Ben ben dersini geri yağdı. Bizim kendimiz adam toplumaya çıkmadık Meydan. Biz Meydana da kendimiz çıkmadık zaten. Bizi iyi gilandermiyor. Bizi Meydana süren düşünsün. An duyuya bu derdiyi veren düşünsün. Zene şimdi ama onlar normalde bu tip hani insanlar sırrı bazılarına mağlum dur ama insanlar bunu göremezler. Göremeyince o zaman içerisinde çıkacak. Hani ben bazen diyor mu ya? Merak etmeyin ben öldümde kaçtırılıyor mu?

18 milyarım tırılıyor muydun? O yedi terilyon. Arkamdan muka daripara kalmayacak. Yok bu ümmetim parasım ediyok bu bilmem kimim parasım ediyip böyle bir tartışma daolmayacak. Ama bu olacak zaman gösterecek bunu. Bir yolun hakikati zamanla çıkarmaydan. Arkasında gram fuller mi var? Arkasında İngiliz kraleta ile isim var. Arkasında siyahye mi var? Mosat mı var? Arkasında önünde kim var? Zaman içerisinde çıkarıyor. Kim kısıncırla burada görüştü. Zaman içerisinde çıkar.

Zaman içerisinde görülür. Kim İngiliz kraleta’nın gizli vallisi. Bunlar zaman içerisinde çıkar. Abi bakmışın o gizli valli prakları giymiş. İngiltere de görürsün bunu zaman içerisinde çıkar. Ondan sonra aldanlıklar insanlar haklı, aldanır insanlar. İnsan aldanma en müsaiddir çünkü. Aldatmaya da aldanma edin müsaidleri insan olur. Sebeb, aldatanlar manevi değildir, aldananların da manevi gözleri açık değildir. Aldanan körlünden aldanır, aldatan da haininden aldatır.

Aldatan haininden aldatır. Aldanan da körlünden aldanır. Görtünk, Allah biz affesin. Ankebut, A’yet, on insanların bir kısmı Allah’a iman ettikler. Fakat Allah yolunda eziyet görünce insanların yaptığı eziyeti, Allah’ın azabı gibi kabul eder. Rabbinden mümünlere biz affer erişte, yemin olsun kimün aflılar, şüphesiz ki biz de sizinle beraber diktirler. Allah Alev’in Rense’yi nasinde yatan her şeyi en iyi bilen değil midir? Onu siyinesinde olanı Allah biliyor.

Ama o insanlar, o sıkıntılı zamanda derler ki aslında siz de beraber değildir. Ama o siz de beraber diktir. Aslında o mücadelelerin içinde değildir. Ama insanlar aldatmak için o mücadelelerin için değilmiş gibi gösterir. Ve zaman mümünün mümünafı ayırd eder. Zaman yolunu içerisindeki sahih olanla sahi de olanı ayırd eder. Bu ne ile ayırd olur, sıkıntıyla ayırd olur. Sıkıntı olmadıkça bu ayırdolunmaz. Para olmadıkça bu ayırd edilmez. Bakam olmadıkça bu ayırd edilmez.

İnsanı ya parasızlık boyasını çıkarır. Ya rahatlık onun boyasını çıkarır. Ya rahatlık onun boyasını çıkarır. Ya da sıkıntı onun boyasını çıkarır. Bir rahatlık gelir, adam namazı bile bırakır. Karatlık bozdu onu. Bir bakmışın adam, bir sıkıntı gelir. Sıkıntı gelince yolu da şehit eder. Bir sıkıntı gelir. Adam eşini de demini de her şeyi ne terk eder. Bu insanların yaşamış olduğu, Cenâb-ı Hakk’ın başına getirdi. İmntanlarla meydana çıkar. Allah muhafaza eleseyemem.

Bir kimseyiyle yolculuk etmedikçe onun ahlakını tam bilemesiniz. Kendin zulümman adişerim. Bir kimseyiyle yol gitmezseniz. Onun normalde ahlakını bilemesin. Burada ki yol zahiran baktığınızda normal yol açıkmak. Burada nankar ey etmek. Burada insanın yolde ne olduğunu anlat. O kimse onun o sana geçimli mi? Geçimsiz mi? Yolculuk da çıkar. Allah rahmetelisi şeye fendider ki yolculuk yapacağın ticaret yapacağın aynı kapta yemeyeceğim. Efendim yolculuğu anladım ticaret aynı anladım.

Aynı kapı anlayamadım. Aynı kapta yemeyeceğimi. Bu sağ fendedir. Aynı kapta yemeyeceğimi. Birisi de de etin güzel yönün yanında seni nannık o yousa dedi. O samemi insan dedi. Böyle de de de taban içerisinde kaşığının çatalımını dolaştırarak tannederi. Etin iyi tarafını kendi yönüne getiriyor da. Yağlı tarafı ve yaptı. İşte kemikli tarafını seni nönyüne getiriyor. An dedim ölçüyomak içinler. Şimdi çeve fendiniz zamanında da bir seb aynı kapta yiyoruz. Yemeye koyuyoruz.

Yemeye koyuyoruz. Aynı kapta yiyoruz. Benim gözüm herkesin önündeki temsilarda. Kim ne yapıyor? Yanında kınamın yediriyor kendisi mi löbluyup götürüyor. Nerede Mehmet Aslan mısın? Söyleye’den Mehmet Aslan. Bu ölçüden sen muafsın. Yağın, bu ölçüyü burada söylüyorum. Senin muaf tutuyorum. Bu insanlar etin iyi tarafını sana yedirsinler. Sen de onu hak ediyorsun zaten. Yağınız işte o zaman kaçırdın gibi fazla kaçırma. Anladın demorayız sen. Siz annediniz mi? Ne olduğunu yaşadığını biliyor musun?

Bilmeyenler elini kalırsın. Mehmet Aslan’ı bir gece eti fazla kaçırmış. Aslanın rahatsızdanın cebburunu kaldırk yudur hastaneye götürmüşler. Demişler ki miyi deni yıkamak zorundayız. Demiş Aslan benim adım demiş Mehmet Aslan. Ben demiş Aslan gibi yarım ana konuda gibi ölütürüm. Aslan demiş benim miyi demiyi kıyamazsınız. O zaman fazla kaçırma şarkes bunların önüne koymuş herhalde böyle hani Mehmet Aslan sen yediye. Bosuna da açık birf ve teziyon başında kadın bunu aliye bakmayabaşladı.

Bunlar neden bakıyorlar bunlara dedim ben? Kaçınca tabak olduğu beledeyildeyler. İster sen doğru değil mi? Aksi zaman üstükç alanları göndereyim. Rahatsın demiş ki yüzünü saklayı öğrenden direğine aklını geçiyor. Bir sıkıntı yok değil mi? Secde sıkmışlık mı sık falan yok değil mi? Niye yapıyor? Ne yapıyor? Tekrıttım oluyor. Kaçmış anamın adımış ki sende Tayyife var herhalde demiş. Kadıncaz da gece yarısı ben arıyor. Ben de böyle bir şey var mı? Kırç söyledin. Ben Mehmet Aslan’ı dedi.

Değişim söyledin. Yani diliminucuna kadar geldi üzerine göndere var. Yağram edecektim. Bir kaçırıp aladılar herhalde değil mi? Gene lambalar açık mı yatıyorsun? Yol da bunlar da lazım. Yol sadece zahiri yol ama bir de işin manemi yolu var. Yani tarikat yolu var. Suğuf ilik yolu var. Bir kimsenin mesela bir dervişim bir şey, hinnir, zahirin bir nakin bir nakin bir nünkabanın da. Hani ne oldu? Yol da belli oluyor. Yani o kimse bir rüyagörüyor. Rüyagsan tevile diyoruz.

Cömertlik yaptıyor. Emredersiz efendim diyor. Aradan bir ay geçiyor. Bir daha rüyagörüyor. Düğüm cömertlik yapmamışın sen. Efendim, hakkınızı eyler, zepren bak. Ve bir ne diyorsun ki annenin kalbini kırmağının kalbini kırmışın. Git annen ne helallaş. Üç gün geçiyor üzerinden daha helallaşmamış. Ne işin var yolda? Diyom hanımlarınızı erkeklere söyle. Hanımlarınızı dövmen, sömin, hakaret etmen, hayvan işe iları benzetmeyin. Bu su filik değil. Gene yapıyor. Kadınlara diyorum ki, kocalarınızı itaat edin.

Kuransın net darasıyla. Bir de yazıyor. Efendim bunu istemememler. Ne ama geldin. Ben sana işin hakikatenini söyleyeceğim. Sen de tabi olacağın, Allah biz affesin. O yüzden yolculuk sabır etme. Yolculuk paylaşmak yolculuk itaat etmek yolculuk yolun adaf verkanını uymak. Yolculuk küsrahlık değil, yolculuk insanın kebirlenmesi değil. Yolculuk insanın evah vevesini ilah edinmesi değil ki. Eğer su filik yolunda gideceksin. Hiva vevesini kenarda bırak su filik yolunda gideceksin.

Allah’a itaat et,Resulüne itaat et, sizden olan emir saygiden ne itaat et. Madem itaat etmeyeceğim yoluna ne işin var senin? Itaat etmek için geldin. Kuransün net darasıyla itaat etken Allah biz affesin. O yüzden normalde bir insanın, ayar okum senin gözü perdelenmediyse, kula perdelenmediyse, kalbi perdelenmediyse, kimi ne olduğunu ağanın da bilir. Perdele ise zamanla ihtiyaç var. Şimdi ne yazık ümmetim büyük bir çoğunlu perdeli. Çünkü zikretmiyorlar.

Çünkü sıkı sıkı bağlanmıyorlar. Öl olunca perdeli perdeli olunca, neyin doğru, neyin yanlış, neyin hakikatli, olup olmadığını bu konuhta bilmiyor. Ve suvilik yolu çetin bir yoldur, kolay bir yolda yıllır. Herkesi kolay olarak söylüyor. Değil kicanın kardeşimi suvfilik yolu çetin bir yoldu. Nersinle mücadele etken şeytanla mücadele etken, dışarıda kı şeytanla mücadele etken, senin önüne eşindir, annendir, babandır çocuğun durur. Sizden dün önüne çıkacaksın.

Ve suvilik yolculuğu öyle, layla yollongu yolculuk değil ki. Adam şeyhim diye yola çıkmış bir dedik evde kimiş kimiş bir dizi yarata gelmesin kimişim kabuğumuzu gelmesin bırakmış tası tarağı. Ha hani sen Allah’a dostluğun Allah’a dostu olan neden korça ki? Allah’a dostu olan Allah’tan başkene neden korça? Allah’a dostsan neden hak ve hakikat bir söylemiyorsun. Yok Allah muhafaza elisin. O yüzden normalde o insanın içindeki ne oldu? Terbiye olup olmadı. Zaman içerisinde meydana çıkçar.

Sen onu belki de görüyorsun. Kim görüyorsun? Ama onu görmeyen için zamanı ihtiyacı var. Göreninde gerçekten hakikat noktasında bu bir de işin otar o bu var. Allah muhafaza elisin. O yüzden kimisi böyle yarım yamalak bağlanır. Intisabeder. Kimisi tanbalanır. Kimisi hakikat noktasındadır bu alamazsın. Kimisini şerehat noktasındadır. Kimisini tarikat noktasındadır. Kimisini mağrı fett noktasındadır. Kimisini hakikat noktasındadır bağlıdır. Zaman çıkar bu. Kimisi ilmel yakindir.

Kimisi aynar yakindir. Kimisi hakkel yakindir. Bunlar zamanın alır. İnsanlarının serinın gerçeğinin meydana çıkması. O yüzden normalde bir kimsenin göndüğünde sakladı. İçinde sakladı her neyse zaman içerisinden bilmeyenler için ortaya açıkar. Öyle kendinemdavet ediyor. Kurans yönetenme davet ediyor. Nereye davet ediyor? Kendinefsini mi düşünüyor? Hava evvelsını mi düşünüyor? Neyini düşünüyor? Ve anlatlı şeyine. Bir dervi şey yanında kısımla ne anlatıyor? Biz zakin etrafına ne anlatıyor?

Bir ne anlatıyor? Bir şey ne anlatıyor? Bu norma de dervişen de bu konuda uyanın kocak. Dinleyenler uyanın kocak. Bütün dinleyiciler uyanın kocak. Kim nereye davet ediyor? Çünkü hatişlerifler var. Sizin gibi konuşurlar. Sizin gibi namaz kılarlar. Ama onların davetleri diyor cehennemedir. Allah muhafaza elisin. Tek duvarın altında definin var. Yoksa yilan karınca işler hayuvasım. An duvarın altında ne var sorusu aslında. Yani bu keşi hakikaten Allah dostum. Duvarın altında ne var?

Duvarın altında olanı hızır biliyor. Duvarın altında olanı muhsa bilmiyor. Yoksa şu duvarın tamir etmemiz lazım. Duvarın tamir ederken hızır kendik elini muhsa. Bu hızır işine bakıyor. Çabuk diyor. Taşil getir, kumul getir. Bu duvarı tamir edeceğiz. Anlamıyor muhsa. Yolda anlamıyor mu? Yolda yolda albuki. Yolda duvar tamir edilirken hızı anlamadı. Duvarın altında olanı muhsa. Yolda duvarın altında olanı muhsa. Yolda duvarın altında olanı muhsa. Kar tabir edilirken hızı anlamadı duvarın altından ne olduğunu.

Sonra hızır yollumuz buraya kadarmış. Değince, dedik ikme commitmentsim paubeep. Duvarı tamir ettik çünkü altında hızine var dedi. O hazinenin sahibi çocukların babasıydı dedi. O çocuklar şimdi daillerini yanındadım. Onların da ilerinde serkeştedi. Eğer o ağzine meydana çıkar sada iler o hazine yerler içerler dedi. Ama o çocuklar büyücek o hazine imulacaklar, hazine imulacaklar, hazine imulacak babaları gibi cömert olacak. Babaları gibi ilime hiloacak, imane hiloacak.

Çünkü altın imandır ihlasdır, hidayette. Orada monzak kısasındaki hazine imandır ihlasdır, samimiyetdir. Orada kı duvar o çocukların çocuklara ilim verilmesidir. Esen duvarın altında ne olduğunu bilmiyorsun ki altından ne çıkacak. Hazeti bir de sorguluyor, duvarın altında define mi var yoksa yılan karınca ejder ayı basma. O duvar zamanına gıkılacak, yıkılınca hazine mi var? Yılan ejderhamun yümeye’dana çıkacak. Çünkü o kimse gerçekten, Allah dostluysa, o kimse gerçekten hak ve hakikaten bahsediyorsa, o kimse gerçekten bir mürsü dik hamil ise, o zaman o kimse de define var demektir.

Yok, sen senin paranak puluna gözünü dik değilse, senin evine barkına tablanak gözünü dik değilse, yok vakti bu evi vak ve dermesin biz burada talebokuacağız da, yok bu arseye verirmeseniz biz buraya şunu yapacağız da, diyorsa senin tarılan abladına bahçesine konmeye çalışıyorsa duvarın yıkılınca ejder haçık da. Yok vakti bu evi bir tane arabacız bu arabada senin de payın olsun, aylık şu kadar kaç para verebilirsin. Abi baktın ki araba oradaki vakfın imamının altında özellere bağlı olur.

Arkadaşlar, buranın eletri var, suyu var, doğal gazı var, bakınızı yıklullah tolıyor, hadi burada da sizin payınız olsun, aylık ne kadar vereceğiniz, duvarın altından dünyası bir şey geçecek de, aylık herkes şu kadar versin ve aylık şu dergi herkes abone olsun, şu kitap basıldı, şu kadar fiyat, var normalde kitap beş lira o onlara kaç para zattın, üst adın kitapı o tanesi bin lira satıyor, iki bin lira satıyor, beş bin lira satıyor, on bin lira satıyor, hatta da aylır ise, abi ne soruyorsun ya kitapın parasını, üst adın kitapı, ne gönderiyorsun gönder, paramı soruyorsun.

Adam soruyor, siz kitapın kaça satıyorsunuz, canım kardeşim biz satmıyor. Ben gücümü yettiğince bastırıp dağıtıyorum, nasıl basmıyor, siz satmıyor musunuz, canım kardeşim dedim ya, benim oraya sohbetle konuştum, bir şeyin üç detinete taktım dedim ya, kaldı, Allah için konuştum. Duvarın altından ne çıktı, yılan hejder haç çıktı, duvar yıkıldı, zaman içerisinde, altından hattaşın zamanı kalmadı. Adam bir yerden bir şehli ki cazeti, dergah yapacağım yardım eder misiniz bize.

Öyle diyor, Allah muhafaza elisin. O yüzden duvarın altından iğvan hazinesi çıkmalı, hakikat çıkmalı, bunun zaman gösterce, Allah muhafaza elisin. Oysa Cenâb-ı Hak sizi sordetinizi değil, sihiretimize, içiniseba kal. Rabbim içetemiz olanlardan eylesin. O yalancı şeyin hiçbir şey olmadığı meydana çıkınca kadar taribinde, ömrü tükenmiş olur. Artık anlamanın nefayda sıva, insanın ömrü gidiyor o kimsenin yalancı olduğunu anlayınca kadar. Ben bir kimse bir yere dermiş oluyor.

Yani şeyhin ömrü ne kadar işte onun ömrüyle beraber on beş yıl, yirmi yıl, otuz yıl. Ben doksanda buraya geldim, doksandan beri dermiş olan kardeşler başlıyım. Yirmi olmuş, iki bin, yirmi beş, yirmi altından sağlıyım, yirmi beşmiş. Kaç yıl geçmiş talih, otuz beş yıl var ya. Bizim doların ikılmış satan amtık. Eskimizden, otuz beş yıl, bir insanın neyi ne yolu olmadı çıkarmaya anlamadım. Acımımın kaçırlıklar, üç tüksene, ben ödemiş dedim de mi? Yok ben ödemiş dedim sen de her saldırın da burası olmadı da mi?

Poksa nüc, sen yeni iyimişini ya. Normal, hacımın me�umansajları uzun, İstanbul’da traş oluyor. Aklısı, taflası yerinde acarken senin kaç yıl, doksana hiç ismiaya senin doksan ekimi yedeyim, sisi malı nasıl biliyomu bak, otuk kendine yakışıklıým zannediyordu. Dikkan’a geliyordu. Baklı bende ay yakışıklıým. Abtan, ben de abdan kaçırıl어도. Eski ablan. Ablan kaçırıldı? 3.000 senin, 3.000 kaç. 3.000 senden ayıp arkamı var. Senden daha önce de bir şeyin. Bak arkadan Mehmet de geldi.

Mehmet de senden eski. Ver haber seni. Bak atnen geri haykeye geçti sana. Sen ondan önde değil misin? O sen ablan da.. Sen de çocukmuşun daha ya. Ablan senden daha eski. Ablan senden eski, kim var şimdi? Ali kara da da senden eski, demem de doğru. Hüçeyin de senden eski. Sen oradan askerlikten kaybetti. O da alırdı yani. Ali kara da yok mu? Ben neredesin Ali ya? Hiç demiyor ben burada indiyem. Sen o zaman normalde, doksanda mı aldın Ali? Benim geldiğim yıl yani. Vay maşallah.

Ay, bir şeyin meski sen meskisin? Hanginiz eski? Korkuyorsun. Ben benben bu korkan, bir şeyinden bu korkanla. Bir gün önce sizden…dav bir şeyin abid diyeceksin abından sana. Siz Ali’nin ismeni tam bilmiyor musun? Ali’nin ismi şu Ali. Öyle mi Ali? Nefusta ne yazıyor Ali? Ali mi yazıyor? Oğlum şu Ali değil ne? Baba ne öyle demiyor mu? Yani ismi tamam motor da sıkıntı yok. Bir tek icaz edeksek alın. Aslında bir Ali davar da ona icaz et verce ettirecekti de ölümül befa etmedi..

Arada lazım ya aklıma geliyor. Ne verecekti sana? Tabii bunlar normalde tecrübedir bunlar nefsede. Birisi gelir sana şunu vereceğim. Bunu vereceğim şunu yapacağım. Bunu yapacağım. Yapar, bunun kendi içerisinde böyle intihanları var. Allah muhafaza ile seni. Bakara dokuz onlar Allah’ı ve imane denleri aldatmaya çalışırlar. Halbuki kendilerinden başkasını aldatmazlar farkında değillerdir. Bu böyle hani yalancı önderler. Sahte önderler o imane denleri aldatmaya çalışırlar.

Yani ben şeyin ben Ali’nin ben siyasetin, ben reketi ben kurtaracağım. Sizin ben kurtaracağım, düşün peşime derler. Oysu onlar onlara ehliyebbi değillerdir. Ama ne yaparlar, aldatırlar insanları. Ama hakikat dedi kendilerini aldatırlar. Allah muhafaza ile seni. Ve onlar kendilerini hela kadar. Bir de peşinden giden nere de zarar verir bunlar. İne arafsüresi, aya ton oltonyeti, imblistedeki And olsun ki senin doğru yolunun üzerinde oturacağım. Sonra onların önlerinden arkalarından sağlarından, sollarından sokulacağım.

Şeytanın en tehlikeli hilesidir bu. Yani kendisini ve o hak rehber olmayan kimseyi hak rehber gibi gösterir. Ve şeytan onun etrafını toplar herkese. Şimdi herkese zamnede erki o hakikatın peşinde toplanılar değil. O kimse hakikat konuşmuyorsa, o kimse kuransünnet konuşmuyorsa, o kimse suvfiliğin hakikatini konuşmuyorsa, o kimse dinin özünü anlatmıyorsa, şeytandır onun destekçisi. Etrafına onların şeytan bütün herkesin toplar. Bir bakmışınız kalabalık bir gru olmuş.

Ve o kalabalık gru, neyin hakikat olduğunu görmekten uzaktırma, gördü roluna. Ve işin acı tarafı onun etrafında o kadar çoğullılar ki şeytan insanlarıçoğaltıkça çoğaltır. Çoğaltıkça çoğaltır onları. Normalde o kimse de o kalabalık görün gurnulak bir de düşer. Şimdi tarih boyunca peygamberler, hak ve hakikaten yapmışlardır. Ve peygamberlerin hak ve hakikatına tavolar. Ona iman edenler hep az olmuştur. Çok olmamıştır. Çok olmamıştır. Orada bütün herkes geliyorsa, çoksa onun hakikati anlatmadığına işaretdir.

O kimse kuranı ve sünneti seni anlatsa, haranları helalları anlatsa, dinin üzerine ve hakikatını anlarsa tebliye etse o kimse netrafın o kadar kalabalık olmaz. Şeytan çünkü oraya gidecek olanların önüne sedecekler. Gelir mesela buraya şeytan vesese verir. Burada dizlerinin üzerine motorcan saatlerce, ne dinliyorsun ki bu adamı. İnsan kukuyor burası. Bana öyle dedi. Hocam çok iyi, çok güzel ama sizin orası insan kukuyor dedi. Doğru söylüyorsun dedim. Biz o kukuyor bir türlü değiştiremedek dedim.

Yani hocam dedi, böyle işeler yapacaktır. Vallahi insan kukuyor dedim ne yapayım yandırdın. Anlamıyor hala da, Allah onun kendisine söyletiyor. İnsan kukuyormuş. Var mı burası insan yeriz zaten. Hayvan kukacak değil mi burası? Bu da içi hayvan dışı insan zaten sabredemez bizim içimizde. Bir gün gelir iş gün gelir, beş gün gelir gelir handa. Ne işimiz var burada bizimdir? Neden biz ona kuransın ne tamlattı? Neden biz ona su fili ne hakikatını anlattı? Neden biz ona yollarınlattı?

Anlatınca onun hepsi daracak burada şeytan ona vesese vercek. Yürü bak işine edecek ya, size taktı tercih olsun, o yokta, üçüyorsun burası nasıl bir yer? Öyle edecek yani. İblis seni doğru yalan götürmek istemez. İblis seni hakikat yolunda rahat bırakmaz. O yüzden derim bu yol zor dur diye. İblis seni hevave vesene ilah edinendirin peşine düşüttürür. İblis seni kendisinin kendi şeytanın verilisi olan insanların peşine düşüttürür seni. O şeytanın verilisidir, o şeytanın zakarıdır, o şeytanın dervişidir.

O şeytanındır, şeytan onu istediği gibi kullanır. Ve kendi avanesi de onu alkışlar. Neden şeytan için ki? Hiçbir peygamberin ümmeti kalabalık olmamıştır. İsa’laeselamın sağlında kaç kişi ise oldu? Musanın sağlında kaç kişi muze oldu? Hazreti muhammedi Mustafa’nın sağlında kaç kişi muhammed oldu? Mekkete kaç kişi iman etti azreti muhammedi Mustafa’ya? Betirde altı üst kişilerde, uğutta bir almıştılar. Hendette bir almıştılar. Kaç kişi iman etti. Medine münavveredeydi hendek kazasında kaç kişi hendek kazdı.

Kaç kişi savaştı. Aki iki ev öldü gene inanmadı. Sen tam bir büyücüsünde de. O yüzden haki kat yolunda gidenler azdır. Hakikate erenler de azdır. Şeytan bir de azlıktan intane darınları. Bak bunlar doğru olsa çok olurlardı. Bunlar doğru değiller ki çok değiller bak işte. Şeytan bir de buradan vurur. Sağdan soldan vurur. Bir şey bulur Şeytan bir kıcık atar ona. Seni hakikat yolundan alıkoymak ister. Zakir’i bahan ettirir, çoğuşu bahan ettirir. Sıcaklık bahan ettir, soğukluk bahan ettir.

Oradaki görevli kardeşler ki buraya oturma yolu kapatma. Güzel bir şey yürü yurtuyor. Ben gitti, mu arada benim bir anakarıştılar orada. Ne amsınlar yani karışmazınlar mısana? Ama ananın senin nefsim feral olmuş? Bile vermişiz biz senin nefsini feralını olduğunu oradan kap buraya otur. Değince sen yolu da kilitin. Ne için bir Ramon sen? Başka bir şey değil ama o hakikat yolu. Anımı dide yüftadazleterine dermiş olmaya gidiyor. Birmiş atomnistine, muhafada yüftadazleterin evin yükarda.

O zaman için buradanın kenar malesi, fukara malesi, yüftadazleterim malesi. Zengim malesi aşağıda bunu caminin o bölgede otar hafta. Apt yükarı çıkmıyor muhafada yüderizleten üzerine natiyor. Atılma hafada yühidah’e hazretlerine taşıyımıyor. Bahmud yühidah’a zettir, alim zamanın kadısı diyor ki bu yol kutlu bir yol. Aktaylı yövmen oraya götürmek istemedi, şeytan onu geldim durttüklendiriyor. O feraset yok, işim de derviçler de. Onlara şatağa şata vat lazım.

Tabi, şey arabayla giderken etrafında elik iş, yüz kişi, arabayı koruca, koşacak arkasında. Wah, ne büyük şeymiş ya. Tabi arababa, babarındayız. Ben de arababa, babarındaymış tam bula sohbete gidiyor. Aha, bir taneşeye fendi. Vallahi şiak giyimler, takimelüseler, kulakluklu arbinan, eller. Mahandetim, bu ne? O şeye fendi de oturdur, o, kavaltılıklar geldi, önüne. Ama o kulaklıklar böyle sanki devlet başkanlıklar. Hayırdır dedim hani, ne? Bir sardımızda, mossa, terzemona, paraset, yapabilir dedi.

O, mossa, burna, operasaya yapacaksa, onlar da Allah belasını versin dedim. Hani o, mossa, bana, operasaya yapacaksa yani. Aha, o, görüntü lazım ama. O çok ehemmetli, çok önemli. Mossa, tanım, operasaya yapabilir. O görüşmeyecek herkese de konuşmayacak herkese de. Böyle sohbet mi olacak sen de herkese gibi, sohbet ediyom burada. O, surçak, göşke oturacak. Şuraya, cevher bilmiyor bizim bu işleri. Şuraya bir tane, candan bir köşeye yapacak. Ben orada oturacağım, herkes gerçek bana selam verzek.

Bir böyle olamadığımızdan cevher dörlüyor, yapamıyor. Gecik mi de, canımı yalacak orada? Şeyh dedi, ne öyle olmalı. Şeyh dedi, ne? Hyl tonun, çıkmalı, o, mesit, kavansiyin, katına, candan oradan durmalı, selamlamalı, mühürütler aşağıda. Şeyh dedi, ne adam, hacı, gitcek, otelde, sular, kesicecek. Sabın, lan dışarı çıkacak, sabın, lan mislular, kesirdi. Asa, ay, ay, ay, ay, ay, ay, ay, ay, ay, ay, ay. Vallahi olmaz, illa olmaz. Tutmaz, açın ki. Şeyh dedi, ne böyle, bilkelleri, lık ula, lıklı, bir şey olmaz, öyle, bir avanesi olmaz, lal.

O yüzden Şeyh’tan sizi hakikate götürmek istemez. Şeyh’tan hakikati öğrenmenizi istemez. Şeyh’tan’i bir sistem dinin hakikatini, sizin öğrenmenizi istemez. Ah, filamın sizi, Şeyh’de Heavy Lindsay’e dinin hakikatın öğretirmedik, kendisi ile AllahZZ notion yapın. Sizin de filano bir filamını satın söz olarak görürsünüz. Filamın sistemler var, onun da yanında diyanı dışları başka casa. Onun da yanında bir diyanı, diyni, kurul var, kırtanı onunda belisi var.

Şeytan veramın, bu unsakimin önüne çıktı, kırt tane büyücün önüne çıktı, bu unsak tek başına. Kırt tane büyücü var, kırt tane velivar, velinin karşısında şeytanın kırt tane velisi var. Kırttane kuransın ne taresinde velivar? Şeytanın da kırt tane velisi var. İstemliğim yasında 500 dar var. Evliya’dandır. Şeytanın da 500 dar var. Evliya’dandır. Şeytan ve awanesi seni kurandı, sünneti yönlendirme sen böyle aile aile o melini konunu sallaya sallaya sallaya kurandı.

Sünneti bağlı olacağım. Aileini konunu sallaya sallaya sallaya bir mürşidin yolunda gitsen. Bitti, tırcayı yol bitti. Yok böyle bir yol! Şeytanın yolu! Ne yapıyorsunuz dedim ben? Eteti bir separalar zikrla yapıyoruz. Şeyh Efendi diyormuş ki onun bir hatçesi varmış. Hade kızım hatça bir irahin söyle bakayım diyormuş. Bizim hatça bir irahin söylememiş. Kadınlar, kek de bizlik ülkenimizden geçirdi. Şeytan sizi kendinizden geçirdi dedim. Eteti yani derviş izlede aynı yolde izlede.

Kadın erkek kalır mı dedi? Herkes dedi. Anaya erkeklikten kadınından dedi, serumması lazım dedi. Siz dedim ya uçmuşun uçayıca. Cahizde elde bir bu haran. Nasıl basmaya dedim ya? Nereden buldunuz bu yolu? Bizim şeyimizi şey mi döne yaparmış dedi? Etediğim şeytan öğretmiş o ne o zaman. Nasıl basmaya dedim şeytan öğretisi bu başka bir şey değil. Söyle kızım hatça bir irahi, hade bakalım o irahi bitirince hatça bir irahi daha söyle. O ne kadar güzel. Benim yok böyle bir şey.

Etediğim milletbide cez ve gelildir. Sadece başıda alıyordur. O ile oluyordu. Siz dedim bir de horror on teper gibi kalkıyorsunuzdır dedi. Ben bazen dedi. Şeytan oraya öğrendiriyor insanı. Şeytan hakikaten neden yönlendirsin? Bizi soruyor diyorum. Haram, bizi soruyor bu herhal, bizi kuranatabı olun. Fazlarabadık kadedin. Ne masanızda dikkat edin. Onların namazları da kalınmış. Biz yakın niye elde ettik diyor. Hayatik herime öleyor. Sizde yakın gelinceye kadar. Hani ibadete devam edin.

Eee ona yakın gelmiş. Yibadetten maaf olmuş. O zaman şeye efendim de sağ bizim dedim. Biz yanlış olduğu izlesene zededim ya. Evet bu sağ fene sizin vardınız yere biz de bizim baştan gicimiz dedi. Ededim Peygamberdedim. Ölünce kadar hep namazım dedi. O Peygamber de ölçü bıraktı dedi. Ama mı için o dedi. Siz hasil hasim olduğunuz dedi. Şu mezarın altında kim yaşıyor dedim. Nasıl dedim? Bana mezarın altından haber ver senin hasül hasıldığını iman edeceğim dedim.

Bak şurada bir mezarlık var dedim. Var mı dedim? Caminin başlayısındayız. Hacı sinanın aşağıdan yukarı durçukuyor ya. Yandan olan değil. Cahit eden yukarıda orçukuyoruz. Şurada dedim bak. Kim olduğunu bilmiyoruz dedim. Eke kişi gönderinin başındaki kitabıya söktürelim. Bana dedim kim olduğunu söyle bende kim olduğunu söyleyip. Gidelim kitabeden bakalım dedim. Sen hakikatleri olduğunu dedim iman edeceğim. Bizim ölürlerle işimiz yok dedi. Benim ölürlerle işim dedim.

Elini bırakmıyor mu ben şimdi. Cumaygı diyoruz. Bizim de de ölürlerle işimiz yok. Bizim işimiz yok. Bizim işimiz hep ölürlerle dedim. Ben de derilerle işim yok dedim. Nasıl yani ben hadi şerife tavuğu buluyum dedim. Ölmeden önce ölünüzlemiş dedim ben. Benim işim o ölürlerle dedim. Gel kabrin başında bana kim olduğunu söyle. O kaçıyor ben tutuyorsun. Benim gençliğim sıkıym ben böyle. Benim de kurtulamıyor ben de. Şimdi o ama hakikatleri im diyor. Uzak değil. Hatta bir arada bir isik geldi diye.

Ali hatırlıyorsun dur sen. Emr Sultan’da topladı bir kerkese. Hatırlıyorlar vardır eskıyla. Hede de makikat gel. Emr Sultan azletlerini edecek. Biz de de şimdi söyleyecek olanlar var. Hakikat kapısı açık. Allah muhafızı eyle seni. O yüzden şeytan hakiketten insanları uzaklaştırır. Şeytan kendi yolunda gidenlere alkışlatır ve orası kalabalık olur. Kalabalık sizi aldatmasın. Onu bakarsan şinni sınıtatıyor. Bunlar toplcularla popcılarla doluyor. Ne yapalım şimdi?

Onlar hakikat yolunda mı diyelim? Ve hata bir tane dansız getiriyorlar. Toplanıyorlar bütün herkes. Belli diyelerin hepsi de oyuncu getireceğim. Şantöz dansız getireceğim. Düğreşiyorlar memleketesi getirmiyorlar. Dansızlara para var su yaparıyor. Herkes de susuyor. Herkes de susuyor. Buradan sonra, bir baraj var. Bir yıllık su varmış orada. Bir tane borum bağlayıp, normalde suyu getiremiyorlar. Bir yıllık su orada duruyor. Hazine orada. Şeytan onu yaptırır mı yaptırmaz.

Hatı çıkardığında ansızları şantözleri. Millondolularları var. Memleketi susuzkasını sonu. Bu kadar da su varken susuzsunuz. Su varken susuzsunuz ve susyosunuz. Sen benim de işim siyaset olmuş oldu. Ne alakası var? Susuzsunuz, su var orada. Bu ne bir tepki gösterimi yok? Ükede faycizli etmiş olmuş. Sesiz herkes. Uyuşturacağınmış götürmüş. Sesiz herkes. Fuhuş almış götürmüş. Sesiz herkes. Kıplaklı kalmış götürmüş. Sesiz herkes. Pahalıla kalmış götürmüş. Sesiz herkes.

Üsüm anlayız. Enlandı, lön müslümanız. Hadicik’in bir yürü işeban Fahiz istemiyoruz. Bu iş istemiyoruz. Lavunlar yürü iş yapıyor. Sesizsiniz. Bu müslümanlarla bunlar kadar cesarette değil. Bu müslümanların davallarına Enlandı, lön müslümanların davallarına Bunlar kadar değil. O kullarının da uyuşturucu satılıyor. Yolum kenarların da uyuşturucu Ben perişan olmuşlar. Kadını erkeği. Müslüman ülke de yüzde yetmiş. Fahiz olurmuş. Şehir içinde, Kürp beş de gidersen, Eliyetine alkón olacak.

Ne yapmadınız? Yüz onunla gitmem gerekiyormuş. Yüz onun işte gitmişim. Basmış size zayıbanı. Dedim, kaç tegirdim. Yüz onun işte. Kaç tegirmem lazım. Ede de yüzde onu da farkı vardır. Yüz onun o ayan’ın bir pahanda. Ha, bir pahanda. Baslıca zayı. Dedim, baslıca sıkıntı yok dedim. Ya buramdan değildi. Sen de sonuçta. Meyam orçun dedim. Evet, acaba yapacak bir şey yok. Bu da yapacak bir şey yok. Sana da dedim, Eline veriyorlar diyorlar ki, Geren, ne yaz. Yazıyor musun dedim?

Şeytan hakikatı size göstermez. Şeytan sizi, Betsi Aliye Tehizmetettirir. Şeytan şeytan, İzmetettirir. Şeytan hevavan. Evet, ehizmetettirir. Şeytan Kur’an ve Sünnetesize, İzmet ettirmez. Kur’an ve Sünnetet abi, Olmanızı istemez. Şeytan sizin, Haramları işlemenizi ister. Şeytan sizin, Helalları işlemenizi, İzdemez. Kur’an bir şey helal etse, Şeytan o helalı sizin tabi,Olmanızı, İzdemez. Şeytan size annenizde kavgettir. Şeytan size babanız da kavgettir. Şeytan sizi karınızda ş kavgettir.

Şeytan sizi kocaınızda kavgettir. Şeytan sizi çocuklarınızda kavgettir. Şeytan sizin aranızda bozgun günlük çıkarır. Herkesi bir bünden ayırır da yıl amca teyze, Allah eş çocuk, Herkes bir tarafa kaosik bir şekilde doğulur. Şeytan sizi dağıtır ve siz hala da kendinizi Hak yolda görürsünüz. Ben doğru yündersiniz. Şeytan sizi kuram ve sünnette yol almanızı İstemez. Şeytan yanındaki arkadaşının, Gıybet ettirir. Yanındaki arkadaşına ifdraftır. Yanındaki arkadaşının eksiklerini kusurunuz.

Senin gözünde büyütür. Seninle onun arkadaşının arasını. Bozar, Sen gidersin Allah düşmanıyla dost olursun. Şeytan bunu yaparsana. Şeytan gider Allah’a savaşa çan bir kimseye Senin destekletir almışlatır sana. İyimi alın gider orada. Ama birisi kuram ve sünnet anlatır. Zaten çok radikal konuşuyor. Bu kadar sert konuşmaması lazım. Sufi insan böyle sert bulur. Nasıl olur Sufi insan? Kuram ve sünnet anlatmaz mı? Ne yaparsızı Sufi? Kıram ve sünnet dışında bir din numar.

Ne yaparsız Sufi? Kuram ve sünnet dışında bir din numar. Ne anlatacaksana? Şeytan öyle aldatır tamam seni. Şeytan derk adaları git, Modaları git, senin daha gönl. Git, Bormunu dağaya dağaya vitrin seret. O alışırışmak, Ne ne ne o alışırışmak? Ne o alışırışmak? Ne o alışırışmak? Ne o alışırışmak? Kadın diyor ki, hocam, diyor benim kocağım sizin dervişimiz, evet, bir sefer de olsa diyor, alışırışmak, kesinim benim gezdirmede diyor. Allah Allah. Ne rei gezdirmede dedim, herhangi bir yerde de.

Dedim, alışırış, ben kezik gezme, yerimi alışırış etme, yerimi. Şey ihtiyacım vardı, ben onu yödede. Şöyle yapıyorum ya, bu yapıyorum ya. Allah’ın, Builden. Dinendirim. Çünkü ihtiyaçlarını görmüşsenindir. Gezmek hakkım değil mi? Gezle villırsın dedim. Malışarışmak, gezine ne işin var daha bayrağı o, o, evlatırsın senedirim. Sıkıntı yok. Aslında günümde değilim, zamanım yoktu. Günümde olsaydım. Anne de demim babasını anlattı, çekim bana. Anne de demim babası demiş ki, yani büyük artık, etemizin hanımı, herif demiş.

Bir beni gezdirmeden hiç demiş. Yarın hazırlandı bir. Artık, şimdi kadıncaz yeni 5-5 tamam kıyafetlerini geymiş. A, bayindirin arkası daha komple zeytenikler onu. Bu zeytenik dedim. Bu zeytenik benim akşam akadar onu zeytenikten zeytenik. Kırdan bahçeleri dolaştırıyor olmuş böyle kendi malonamın külü. Bir olmuş, herif özür dilerim. Bir olmuş, lütfen gidelim artık ya. Olur mu diyor mu? Gezelim herif seni de. İşte zaman geçmişken adam belli ne yapma asıl günü.

Bir gün yüzü göstermedim malı demiş. Yani kadıncaz hazırlamış, günyünü, günycü göstersem de hayatın tireni bağlamış. İkinci katta sabah’tan akşam akadar güneşe nannanda. Yormuş ki, herif ne olursun tam pebeler de vesil. Diyormuş, günü seyret, gün görmemiş. Şimdi o zaman ancak demasını da kadıncazı, iyice çığırdan çıkacak. Şeytan bunu fitf edecek. Yani bugün benim adam benin de direbaha aldım. Boşancak adamlar. Allah muhafaza elisin. O yüzden normalde bu yalançıların bu sahtekanları sözleri çüslüdır.

Sözleri aldatma, cahlıdır. Onlar ne diyor hadislerdir. Koyun postuna birimmiş, kurt gibidirler. Bakın aldakmaya bak. Koyun postuna birimmiş. Yani o böyle yumuşacık tatlı, törenanslı, ay İstanbul beyefendiysin. Ne Nazik, ne ki bar konuşuyor böyle. Ama kurt, kalbikurt, Allah muhafaza elisin. O yüzden o kimseler böyle kendini, fistlerin ortaya reçikarlar ve der fistlerin önluru, onların hakikatını görmeye yetmez. Çünkü dervişler de kör, çalışmaz. O üstat dervişlerlemez, günlük en az beş bin tehdit çekin.

Sabah namazından önce başlayın. Sabah namazı çıkınca kadar beş bin tehdit. Bütün günlük beş min teviç çekmeye gayret edin demez. Neden demez? Eğer o kimse kırt gün beş min teviç çeker, sekalbine ilham gelir çünkü. Onun kalbine ilham gelir, saaki katı gör, hakikatı bilir. Bu şeyhin işine gelmez. O şey o derviçleri zikre yönlendirmez. Bulur oyönlendircek bir şeyler. Aman Allah’ın zikredindemez. Allah’ın çok çoğuşa zikredindemez. Ağetle saviç. Sabah akşam Allah’ın çok çoğuşa zikrediz.

Ayahtak’ın oturuken yannarınız derinde Allah’ın çok çoğuşa zikrediz. Ve namazları kıltıktan hemen zor eder. Namazı kıltıktan hemen zor. Ayahtak’ın oturuken yanlarının üzerini Allah’ın çok çoğuşa zikredin. Allah’ın çok çoğuşa zikretmezsen kalk gözün açılmaz. Allah’ın çok çoğuşa zikretmezsen Allah kalbine ilham etmez. Allah çok çoğuşa zikretmezsen senin kalbin kararı öyle kararmış vaziyette kalamaz ve hakikatıysen asla ölünce kadar görevessin. Allah’ın çok çoğuşa zikretmezsen Peygamber’e tabi olmasan sen Peygamber salullar ve sene vazetlerini.

Rüyamada harinde de görevessin. Peygamber salullar ve sene de görevessin. Sen dördüncum akama gelmemişsinde Peygamber salullar ve sene de görmeye devam eden dördüncum akama gelmiştir ki mutlayın ne bakamadır mutlayın ne bakamadır ne bakamadır. Kalbin ilham alması demektir. Sana bunu döredmez. O kendisini yalancı olduğunu biliyor? O kendisini sahtem ve icazette olduğunu biliyor. O kendisini manevi bir rehber olmadığını biliyor. Süsteye güzel. Cübbesi yakışıklı.

Kolduyum elleri İngiliz kraleta elessene. Onun sarılda süstü dör. Onun cübbesi de süstü dör. Az önce cevabını bir resim gösterdim. Kılıç da bile o böyle pozdür. Süste güzel. O yüzden normalde. Yani faya sıçık karama derişin orada öbür gider. Derişin öbür gider. Allah muhafaza elessene. O yüzden sizi kuram ve sünnete çalarınlar doğru rehberdir. Sizi hak ve hakikate çalarınlar doğru rehberdir. Sizi kuram ve sünnete davet edenler doğru rehberdir. Sizi kuram ve sünnet dair esinde derini ile kalbi imera atiplere.

Nefis de mücadele davet eden bunu anlatan doğru rehberdir. Ama şeytan sizi otarafada doğru yönlendirmez o acı gelir. Acı o ilin acıdır. Hiçbir ilaç tatlı değildir. Tatlandırılar siz aldanınday. İlaca aslında acıdır. Hateki bir kek suyu için yakar ağzınızı bu ağzınızı. Bazen arkadaşlar kekisi üye getiriyor. Ben açıyorum. Tat hiç bir aklım yok. Bu kekisi üydüğün değil mi? Keki görmüş yalan yapacak. Anmışlar suyunu içerisindekekisi olandırmışlar. Kekisi üye yapmışlar.

Sen bayındırın kekisi ünlici. Öksürtür seni. Hoplatır seni. Bir sene böyle tak içiyoruz. Bir misafir vardı. Sevkettaş onanda veriyor şimdi. Sevvededim. Sevde vermede. Seki çenler içer bunu sadecedin. O da böyle hani eşkip ulaş kesek gibi. Cahabı biz de sekişlik yaa. Ya boşlar, seki çenler de iyi kılıyor. Bıırda dedim ben. Şimdi ubalı biz de içer de kılandı. Sevkettaş böyle bardağı’nın altında şıkla dört koyuyor. Biraz yaramı koydana. Sevkettaş..şu yaşmış bir ya, buraşılır mı?

Diip yapacağı yanınız dedi. Bu bir çaktı. Ya, bu demiş ya dedi. Dedim sevdi o ben sana az verdedim. Neden böyle dedim, herkesi verir gibi verdin. Havaattı ya dedi, sekici o müşedir. O yüzden sahteisi tatlıdır. Gerçek hakikat, acıdır ama…senin menzile ulaştırır. Gerçek terbiye insanın nefsine acı gelir. Böyle basit gibi geliyor ya, şeye fende illarınca minas yoktu mu safanı sap buraya dedim. Sen iki yüzler otmalı yüzler hesatat. Acı gelir bu sana. Ama hakikatdir o.

O nefsine acı gelir. Götç buradan acı gelir insanı. Ama hakikatdir. Tabi sen, göçersin. Tabi sen, avunu da alırsın sen ona. Bana uygun mu değil mi diye sormaya hakkın bile yoktur? Emredersin efendim dersin. Sonra demesi şey him aldımın sevdiven seni almazlığında. Yarın gitli. Senin der birşinde kalsın sen de kaldı. Nefis de mücadele etmek acıdır. Hakikate tabi olmak acıdır. Ben o yüzden derin ders alacak olanı kardeş iyi düşün bak. Hani bizim yolumuz basit bir ol değillerle, layla ne oluyor?

Hani bizim böyle konuştuğumuzu bakma işin hakikatine gelince bizim sertlediğimiz sertdir. Öyle layla öyle bir şeyimiz. Öyle bir şey yok. Çünkü hakikat her zaman nefsine acı gelir. Rabbimizin hakikatelerden nereden eğlesin. Önümüzde kaptı devam ettiniz. Bazen bir müri, davacı ve yalancı bir şey’e adamdır diye sadaha katla inanır. İtikade eder. Bu iktikat yüzünden öyle bir makamayraşır kiŞeyh’ü o makamur’u yiyada bile görmemiştir. Hazreti pir tabirca ise bazı katıyor.

Bazen böyle sohbetlerden sonun sen bizim yok sevdamızamın afçöledin. Yok sen bizim üstadığımız zamanla affesiyorddin. İsim yok kardeş ya. İsim olsa da umurumuzda değil yapmaya verirsin de. Ellerinde basılı şeyler. Kocanlar kapı kapı dolan ne ya? Onun sona işte derviş. Yok vakva para toplucaklar. Yok şunu bilmem ne yapacaklar. Dilenmeni dervişlik yapmış da. Köklere ne kurusun diyeceğim neredes artık? Babam ben de bir muafeylesi, tümlemezi. Elfa atayhamasalaha.


Kaynak

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin 11.10.2025 tarihli sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.

İlgili Sohbetler

Daha fazla bilgi için Tasavvuf sayfasını ziyaret edebilirsiniz.