Mesnevi Okuması konusu hakkında Mustafa Özbağ Efendi’nin değerli açıklamalarını içeren bu sohbette, derin manevi bilgiler paylaşılmaktadır.
En Zibillah, himine şeytan uğradım, Bismillah, rahman-ı Rahim. Eftal-ı Zikir Fala-ı Mennahu. Allah Allah! Hakgu Hakkanla Reddulda, Cemil Al-Namiyahi ve Huzoorif Alhamdulillah. Amin Selâmün aleyküm. Allah Geceniz de Hayırlayı lesin. Aynızı yılınızı ümrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim cum namizü, cum ümmetim ahamede hakga hak bilen ve hakga yaşayan aykıran, bağıtılı batıl, bâtıla karşı için, hadi adam kullarından eylesin. Nereden Müslümanlara haksızlık, kanun sürdük, kukuk sürdük, yapılıyor o sa, nereden Müslümanların kanı, namusu, şerepeği, haysiye de toprakları, ayaklar altına alınıyorsa, Cenâb-ı Hakif için de kahrp herişan eylesin.
İssirâhili ve gizli vahçık destekçilerine kahrp herişan eylesin. Doğutur ki, tana özgürlük nase beylesin. Onların özgürlüklerini kısıtlayan, nase kahrp herişan eylesin. Mütün ümmetim ahamede özgürlük nase beylesin. Dinlerini yaşamak, dinlerini, haykırmak nase beylesin. Kim ya saklarsa hepsinde kahrp herişan eylesin. Aran, bümcümlesine ve cümlemizük kuram, ve cümle taresinde toplananlardan eylesin. Delegil amda sıkıntı var mı? Sest var, Görünp yok. Şimdi de görüntü var Sest yok, Gel gel Bela.
Mesnevi Okuması Hakkında
Gel gel ben o aşineyle de ha. Balaran mühaç kapamı yapayım, sağlayayım. Bir gisayarcıların en büyük silla ve bir şey oluyor mesela. Ama bir açalım bir kapatırma. Çık kapatmasın ben de biliyorum. Ama aç kapatırca çektiriyor. Şimdi gene, Salim ne yapayım? Aç kapaya peynim. Şimdi iki südek etti. Ay, ay, ay, yam! Allah, Allah, Allah. Balınırsa bağlanacak bağlanmasa, artık yutuptan izleyecekler. Yapacak bir şey mi? Telegram’da dinler, telegram’dan izleyemezseniz yutuptan izleyin.
Şu anda bağlandı görünüyor ben de ama. Her şey tamam. Aç kapı yapıp, yani. Bu geçen haftaya kadar.. Genel olarak İslam ümmetinin ve atı dünyazende sahte önder sahte siyaset. Sahte, bir oktuha, sahte, şey. Bunlarla kadar, dı, hazreti birin pezbikleri. Tamam, inan işte. Yedi yüz elli yıl yedi yüz seksen yıl önce de bu tıpşaylar yaşanmış, liyakatli olmayan. Bu ademden itibaren, bu insanolduğunu en büyük problemidir. Liyakatciiz insanların, işte devlet başkan olması, kram olması, Liyakatci, başbakanlar, Liyakatci, bakanlar komutanlar.
Liyakatci din adamları, Liyakatci, şehirler, ahlimler. Bunlar bütün ademden itibaren insanlık tarih bunlarla dolu dur. Hazreti bir de kendi zamanından ışık tutuyor herkese, o liyakatci insanları tarif ediyor bize. Sonra şimdi bu beyiden sonra da bir kimse, liyakatci bir üstadah bağlandı. Şimdi onların hallerini anlatıyor bize. Bazen bir mührin, dağ vajı ve yalancı bir şeye adamdır diye sadakatli inanır. İyitikat eder. Bu ıitikat yüzünden öyle bir makama erişir ki, şey ki o makamur ya da bile görmemiştir.
Bazen insanlar o dağ vajı dedi iddia ediyor. Hani bir kimse ben şöyle şeyhim. Ben böyle liderim, ben böyle devlet başkanayım. Ben şöyle bir parti başkanayım. Ben şöyle bir müdürüm, ben şöyle bir bir okradım. İşte ben şöyle bir mimarım, ben şöyle bir ticaret adamım. Ben şöyle bir şöyle şöyle şöyle şöyle. Bunlarma de insanlık tarihinde bütün insanlarda vardır. Alırradallahu an Hz. Cenki çıkar, karşı da ki kimse aratlarda bu meşyurdur. Kendi soyunu ve kahramanlıklarını ve kahramanlıklarını, savaşmayıdan da bolara, bütün ordu dinnir onu.
Al Efendi’nin karşısında böyle söylenince, Hz. Al Efendi’nin biz de kendi kahramanlıklarını. Ve soyunun kahramanlıklarını başlar, haykırmaya, haykırınca arkadan Hz. Peygamber Sallullar ve Selamadetler dör ki eğer savaşta olmasaydı. Ali helak olduğu da. Savaşta olmasaydı, Ali helak olduğu da. Bu aynı şey, Ebene Reva Hatada vardır. Sağabeyler’in içerisinde, Ebene Reva Hatada’dırır, Durur, Durur, En böyle savaş heyecanlanır, savaş kızışır, kızıştığı zaman Ebene Reva Haya Bakar Sağabey.
O ne zaman ki üzerindeki sarıtla ağzını burnunu kapattı, öyle bir canlaya dönünler, böyle haykırarak çıkar ve kendi kahramanlıklarıyla, ejdatlarının kahramanlıklarını anlatanlatayı, aykıraykır açıklar, Allah Resulun arkasında anlaşıyorlar. Dert ki Ebene Reva Hatada, Ebene Reva Hatada, bu meydanda söylememiş olsaydı, helak olurdu der. Ebene Reva Hatada, çok Allahızı ikriden ve Sahabeyiböyle zikrullah ha götüren. Hemen her şeyde, her zaman Sahabeyi hemen zikrullah ha davet eden.
Çünkü Hazreti Peygamber Salullahi W-Selaman, Çikay’e de diyorlar. Diyorlaki Ebene Reva Hatada bizi tutuyor, hemen zikrullah halla kasa notutturuyor. Hemen zikrullah oturtturuyor bize. Allah Resulun Diyor ki, Ebene Reva Hatada meydiden, Güzelme İngilizler. Ebene Reva Hatada böyle, yani Allahı Hüçokça zikriden, zikr konusunda çok çay böyle gayret dolan. Ama aynı şekilde de savaştan da çok gayret dolan bir kimse. Şimdi bir kimse de savaşın meydanında kendi sini ve kendisinin kahramanlıklarını anlatması cevaz görüyor.
Hane, düşmanın gözünü korkutmak için düşmanın bir sıpır, bir psikolojik olarak yenmek için, beş sıpır yenmek için, diğer bir zamanda bir kimsenin kendini metetmesi, kendini ömmesi ve kendisini böyle bir şehte daha var gütmesi, hani kendisini metetmatsızından uygun görülmemiş. Hale, evli tasavur, hale, evli tasavur. Ben şeyhim bile dememişler. Ben dermişim dememişler. Ben suviyim dememişler. Her bir işonu söylemiş. Biz dermiş adayı olur sakne hala. Biz dermiş adayı olur sakne hala.
Biz bu dergah bizi kabul etsin. Biz burada hani dervişsik yapmaya gayret edelim. Bizim için ne hala? Hani hep olamadık demişler ya. Gerçek suyu filer. Oldum davası gütmezler. Gerçek bir şehte bir müşedikamil de olduğum davası gütmez. Bu suvilik yolunda genel kayedeler. Eğer bir kimse olduğum davası gidiyorsa o olmamıştır. Burada davacı ve yalancın bir şey ya. Adamdır diye sadakat de inanır. Bunun örneklerini çok gördüm ben. Hani bir kimsenin bir böyle icazeti olmayan.
Manemiyeti olmayan. O konuda liyakat sahibi değil. Ehliye sahibi değil. Ama çıkmış meydanem milletutoplamış. Ben de bir şey yapayım. Ne yapayım? Ne yapayım? Ne yapayım? Ne yapayım? Ben o de oradan gösterirebilirsin. Allah’ın çoğuşacağı zikretini. Allah’ın çoğuşacağı zikretini. Cenâb-ı Hakk’ın sizin zikirleninizi bu aşa çıkarmacığım. Ben bana çok inanır. Sen dostduorun bir yoldan gidiyorsan. Allah seni boş da bırakmaz. Cenâb-ı Hak senin yolunu düzeltir. Senin istikametini düzeltir.
Sana l-ayıp bir mürşidikamil sana bulduru. Sen yeter ki çok çalış. Sen yeter ki onun canı gönülden ist de onun mücadelesini var. O yüzden müritler genelde hani derviş adayları mürita dairları samimi derler. Ve aynı zamanda böyle tabiricay ise böyle safiyane bir halleri vardır. Kalpleri temizdir. Bu yola gitmek isteyenler. Bu yolda yürümek isteyenler kendilerin cevan evi bir yol bulup da ordu yürümek isteyenlerin genel halleri. Yani büyük bir çoğunu saf temiz insanlardır.
Böyle kendilerin gibi artniyet düşünmezler. Hani o ölemi bir bölemi dediği düşünmezler. Ben böyle genel olarak karşılayıştım insanlar bu tipi insanlardır. Bazılar ise bir münfaat için oraya gitmiş her onlar belli der zaten. Onların bakışları davranışları tabırları onlar böyle orada bir şey elde edecek onlar. Bir makam elde edecek, bir mevke elde edecek. Onların orada bakış açıları düşünceler farklıdır. Ben burada zakir olayım şunu olayım bunu olayım. Şeyh olayım.
Bir şey olacak o ve hatta şöyle yapalım böyle yapalım. Kimisi kopetlerim kurmaya geldi bize. Kopetlerim kurmaya gelmiş. Bınca kalabalık ya. Kimisi market kurmaya gelmiş. Yok, mü market kurabu. Bana geliyorlar bunlar. Mesela market kurmak isteyenler, kopetleri kurmak isteyenler, haç, ömre, işin yapmak isteyenler. Bunların bu suhu silikayetimiz boyncu bunları gördük. Hala da gelirler böyle. Hazırmışleri var ya burada. Ben hepsini ne? Devşircamınlara. Dicem ki ben yiyemedim alın sizi tabiricayesi.
Bunların bunlar saf bunlar ben bunları paralarını ötem edim. Gelsen öpteceğim ona. Adam bir hayal satıyorsana. Bir hayal satıyo. Yani böyle bir hani yol yordan görmemiş ozan. Birazdan manemet on olmamış ozan. Arkasına takılır gidersin. Bunlar başka dergahlardan görüldü ama. Bı baktın market açtılar. Sonra ne market kaldı ne para kaldı. Ve abi kompetirim kurdular ne kompetirim kaldı ne para kaldı. Ve ota işte aldamın şehidemiş ki bana 500 bin dolar getir. Adam 500 bin dolar götürmüş ona.
Bir de geliyor diyor ki bana bir esma verden500 bin dolar nasıl alayım. O esma bilsem dedim benim dedim o zaman için normal bir deyser de 1 milyon talara. Hacam var benim dedim. Yani baktığımız zaman 1 milyon dolardan fazladır. Dolar olarak hesaplısın. Ben çünkü üç sefer İflaz ettim. Benim normalde üç İflazım da devletlerle alakalı. Bir sonra İflazım 28 yuvatlar alakalı devlet beni İflaz ettirdi. Ondan önce de devleti İflaz ettirdi. Bir çek kanının çıkardılar.
Bütün çekler günledi bizim. Ondan önce de tan suçiller zamanında bir develasyon oldu. Bitti benim işim. Yani üç batışımın üç de devletler alakalı. Şimdi adam diyor ki bana bir esma var. 5 bin dolarımı kurtarayım dedim. Ben o esma ben bir sen önce ben kendimi okuyacağım dedim. Benim 1 milyon dolar nüzden de hala da alacağım var. Benim normalde eski yeni topla sam ticaretten kalan bir buçuk 2 milyon dolar. Benim alacağım var. Kimisi çekip atlatlı. Kimisi de dolar patlatlı.
Patlatlı patlatlı. Önne gelen patlatlığınızı. Sıkıntı yok. Çikaretim yok. Şimdi 5 yüz bin doları getirdemiş. Bir de şeye fabrika kurmuş. 5 yüz bin dolarla. Onun da mağase bece yapmış orada. Yiydi de paranın başına koymuş seni hiç olmasa dedim. Orada maaşla çalışıyor. İlk de bakıyor. Bu kadar olur mu diyor? O yüzden müyürükler genelde saf yani bir şekilde bir şey yapalım. Böyle ya da oradan başkıyor. Bir beklen tilleri vardır. Öyle gelir. Bizden geldikleri gibi gidiyorlar.
Bakıyorlar bu da ekmek yok. Burada öyle bir şey yok. Ümreye gideceğim. İzaman adam gelmiş. Mağ aile seni misafretçediyor. Dedim mağ ile ben çok kalabı. Emrin olur benim seni mi diyor? Şimdi senin emrin olur. Neden iki yüz yirmi kişi ömreye edecek? Binard dolardan iki yüz yirmi bin dolar. Bin beş yüz dolardan üç yüz kusur bin dolar. Bunun ben şimdi konuşmak istemezdim. Ömreye ediyor tırcamız gidileceğimiz. Pirma dayıtere dütle baktık. Hani bu kadar para toplanırma acaba diye.
O da heredikle baktım. Baktım heredikle diyorlar. Ne kadar tutuyor? Toplam hesap dedim ben. Şu kadar tutuyor dediler. Çok özürünlerim. Amada Cerdan’dan dahil alık alırım. Şimdi onlar benim ciddiye teminde bilmiyor. Tanrımıyorlar da ya. Amada Cerdan şiir nasıl kabul ediyorlar? Çes dedim, çeklerini. Tamam baba dedi. Ondan sonra.. Uygul mu dedim ben şirket sahiplerine…tabı dediler. Amada Cerdan çekin alır mısınız? Ne demek dediler? Rahatladı bunlar. Hani amada Cerdan çekideyeceğim.
Şimdi bir amada Cerdan bakıyorlar. Bir bana bakıyorlar. Hani amada Cerdan’ın sık kabul ettikip isinden…koğla değil. O bir esnaf içinde zor bir para huzaman için…ütcüz atmış, ücütcüt yetmiş bin dolar mı? Ne tutuyordu? Amada Cerdan’ın kes çektirini ver arkada şaradadım. Tamam, bitti. Orada işte pasaportların içerisinde…geçmiş gün için belişer dolar mı yüzler dolar mı? Onları düştüle. Sonra amada Cerdan’ın bula gidince…bundan çeklerini kesmiş. Bunlar rahatladı bunlar.
E tam biz paralar topladık amada Cerdan’ı götürdük verdik. Dikamede Cerdan. Ondan sonra.. Ama ondan önce adam diyor ki, Maa, ailesi cümren götüreyim. On beş gün benim misafirim olur mu? Ya şu üç yüz elli bin dolarım ben bir alayım. Sonra zaten ömren gittiniz de o işirket götürmemişi. Silkelemiş herkesi. Şimdi bu tip şeylerde…ve insanlar saviyanı olur. Bence parkada şiçler ederim. Arkadaşlar. Hareketlerize dikkat edin. Tavur ve davranışlarınızda dikkat edin.
Buraya gelen kimse…sanki böyle oraya gittim. Kuhullar gibi dolaşacağım orada. Hani böyle hiçbir olumsun bir şeyle karşılaşmayacak. O düşünceyle gelir. O da saviyanı o düşünceyle gelir. O da desen ki buradan kalk buraya git. Alınır o hemen. Bizim de her işler bile alınır. Böyle bir alın kanlık…benden kaynaklamıyor. Ben çok alın kanım ya. Bütün derbişler alınkan biz de. Yani birine öte gittesin. Anasetin oca gibi izmirden selam verecekler. Gidelimmi diye? Siz bu hikaye bilmiyoruz tabii.
Nasetin ocağına anamı demiş ki. Yatakta yatarken bey biraz öteye gittemiş. Afiyondan haber göndermiş. Daha gideyim mi diye. Anamete gittemiş ya. Diyor mu bize öte gittemeler? Ne afiyonu? Biz izmirden aileyi Yunanistan’a fethetmeyi. Daha gidelim mi diye sorarınız. Biz öte gitteyi işim mi? Se demezsin. Git kelimesinin gezini dayk kullanmasın bize. Geesinin noktası ne kullansa anlasak yandım keten elva. Yani gidelim işte geile başlıyor bundan nefisi. Bizim için büyük hangi kap?
Şimdi derbişler de. Şimdi buraya gelen daynıdır. Safiye an egelir. Ona desen ki ayahını toplabı ben gittim. Oraya bana ayahını topladırlar. Var nerede edecekler sana. Burada edecekler. Sebeb burası terbiye yeri. Burada ayahını toplacağım. Burada iki düzünün üzerine oturacağım. Burada yeni bir dermiş gelmişsen kalkacağım. Onu oturacağım. İşte normalde o mühri terb. Bu Safiye anet düşünce ile geilirler. Ve o bir de. Hani şeyhim diyenin. Şeyhim diyoya o kimsen. O dön ölçüsü.
O kimseyi için. Hep zahiri. Neden zahiri o bakacak sakalına ay sakalı güzel. Kafasında ki takke su güzel. Dübbesi sırmalı. Gömneğin yakaları. Düğümeleri bilmemlerden. Kuma işi bilmemlerden. Öyle havalı. Öyle havalı. Ocak öyle olunca arika. Böyle cüpesi ile dolaşacak. Sari ile dolaşacak. Absür şeyler konuşacak. Millet bunları istiyor. Öyle olunca. Mühri o kimseyi de. İhlas ve samimi et de bağlanır. Bunların hanım. Adam bana rüyanla çamdığı uresiyor. Bıyindir de. İşte esman sene.
Mesela nelerle aile olan. Nelerle aile olan. Nelerle aile olan. Nelerle aile olan. Bu var eklerle aile. Bir rüyagördüm. Nelerle aile olan. Rüyan anlat. Dedim ne yapan anlatıyor. Bu bıyindirin yukarıda yoruk köy var. Yukarıorada şehr varmış haberimiz yok bizim. Diyor benim şeyhim falança köyden diyor. Daha köy arası dedim ben. İsmine bile bilmiyor. Daha köy değil mi orası dedim ben? Ne arıyor orada o dedim ahım bu var. Kardeşim de de. Halbuki o muskacığım bir sorun an öğrendik.
Bu işin rüyalanlatamıyor ona rüyalanlatınca benim dersimi çoğatacak. Gene diyor. Ömrünler böyle devamlı. Laila aile aile olan. Büyüsür esma vermiş ona. Eğer rüyanlatın da bir eisma da vermiş. Bir zikir vermiş. Dedim kaç saat sürüyor. Dedim yetiştiremiyor. Dedi yirmi üçün dört saat sürüyor dedi. Kafayı hiç ensen böyle giderse dedim. Ama ben de bak ona gidip rüyalanlatamıyor. Siz anlatmışımdır ben bunu daha önce. Sebeb yine dersim aile arttıracak benim diyor. Halbuki ona rüyansını devlet var.
Sıbbi esması esmansını söyle yürü git terbiye etmeye çalış. Öyle değil o yüzden nüürütler. Bu noktada bir üst ada bağlanırken art bitişince su yoksa. Cimfikirli deyize. Şeytan gibi kalbese ait delise. Samiye mi bir şekilde o şeyhe bağlanır. Normalde ve mühürük er orada iyi çalışırsa. Hazreti birinde de bu. Bakın kime intisap ettiğiniz önemli. Ama velev ki bir mührşidik hamile intisap etmediniz. Eğer iyi çalışırsanız çalışırsa okumuz senin. Cenâb-ı Hak onun da kalbini açar.
Onun da kalp herde size aralanır. Çünkü hadi şerit alar esirus alunlar ve selam adetleri. Bu yuradaki ameller niyetlere göredir. O kimsenin niyete samimi ise niyeti ihlaslı ise o kimsenin o zaman kalp herde sajılır. Ve normalde yanlış bir şey ki intisap etmiş olsa bile. O niyete Allah için ise Allah onu yükseltir. Manemi olarak derecesini. Ve normalde okumsa bu sefer gerçek bir mührşidik derme evet. Hakiki bir mührşidir yasında görür mü evet. Ve normalde o aslında mühridim o derviş adayının o safi niyeti.
O dervişe hazine gibidir. Safi niyeti. Bakın şunu hiç unutmayın. Hep niyetinizi temist tutun. Bu Müslümanı Müslüman eden insanı insan eden adama adam eden kadını kadın eden. Derviş adayının derviş eden en önemli şey niyetin temiz olmasadır. Niyetin düzgün olmasadır. Eğer senin niyetin temiz ise niyetin düzgün ise merak etmeyin. Sonucu muhakkak ve muhakkak hayır olur. Amasenin niyetin temiz değil ise hedefin şaşkın ise. Senin hedefiş aşkına olmak ne demek?
Allah için orada değil. Allah’ı rızası için orada değil. O kimsenin hedefiş aşkın. Şimdi gerçek bir mührşidikamilin derganda senin hedefin şaşkın ise seni orada da duramazsın. Hedefiş aşkın. Senin ayana bir şey dolanır. Senin göndüğüne bir şey dolanır. Sen orada devam edemezsin. Çünkü senin hedefin bozuk. Senin niyetin bozuk. Senin içim bozuk. Sen gerçek bir mührşidikamilin derganda l-ayık değil. İzsin o yüzden sen bay bay ettin oradan. Şimdi de bu tarafı var.
Eğer gerçekten niyetin temiz ise Cenâb-ı Hak seni gerçek bir mührşidikamilin. O yüzden bir mührşidikamilin derganda ulaştın. Niyetin temiz değil ise kalibinin istikameti şaşkın ise sen orada da duramazsın. Şimdi de bu tarafı var. Çünkü Allah Rameteleseyi şeye fendi’den itibaren hem kendi dergandaımızda hem başka dergahlardan peşi belerle konuşuyorum bana. O yüzden normalde o ya mührşidikamilin dergahında kesafiyet. Bakın bir mührşidikamilin derganda da saafiyet vardır.
O saafiyet de hazine gibidir orada. Sen orada kesafiyetin bozmaya kalkarsan o saafiyet seni düşer atar. O saafiyet seni orada kaldırmaz. O saafiyet seni orada telur, tolere etmez. Bir yere kadar eder. Bir yerden sonra geilen az ettir. Kullanından tuttu gibi füydür ratahtar seni. Ve apire fendirardan birisi kullanından tutar atar. Şimdi hem mührirdin saafiyeti hazinedir. Hem de dergahın saafiyetin saafiyetazinedir. İki hazine birbirinin içerisine karıştım. Muhteşem bir şey çıkar ortaya.
Çünkü mührirdin saafiyane saafiyet. Dergah da saafiyane saafiyet. Muhteşem bir işçikar ortaya. Ama mührirdin saafiyane mührşid gerçekten. Gerçek manada mührşid değil. O dervi çalışırsa gayret edersen. Cenâb-ı Hak onu bir mührşidik camile ulaştırır. Onlar bir şey çalışması ile alakalıdır. Ve ben bu saafiyili, bu saafiye saafilik, hala kısını perdesini, manemi hazine olarak görür. Peygamber Salullahi W. Hadisi mucibince, ameller, niyetlere göre de, Hz. İma’ama azamazletleri, fıkında zirve yaptırmıştır bu Hz.
Bütün her şeyiniyet yapalım. İma’ama azam. Suğufilik ben niyetler çünkü. Senin niyetinle, senin hedefine. Senin maksadınla ben zahakarım deyip kendine ev aldırmakma. Ben ne akibim deyip de, kendine para toplamakma. Ben ne akibim deyip de, dervişlerden tücaret yapmakma. Senin niyetinle, senin niyetinle, ben şeyhim deyip de, dervişlerin, berli bir akçe bağlamakma, senin niyetinle. Burada niyet çok önemli çünkü. Eğer niyetin bozuksa kimsenin o eninde sönüm sonunda zikılmaya mahkempür.
Hani suvfilerde bir ibar evardır. Tezbiden emarsa, sızan doldur dışarı. Tezbidi o kimsenin göndürdür. Senin göndüğünde ne var ise, senin dilinde de o vardır. Kalk büyük kandır, dil tuçardır. Senin göndüğünde ki bir varsa, dilinde de ki bir vardır. Gözündede ki bir vardır. Senin göndüğünde kendini beğenmek varsa, gözünde de dilinde de kendini beğenmek vardır. Senin göndüğünde çıfı çarşısı varsa, senin dilinde gözünde çıfı çarşısıdır. Senin göndüğünde malsevgesi varsa, senin dilinde de gümalsevgesi vardır.
Senin göndüğünde ne var ise dilinde ve gözünde o vardır. Bu kaçınılmaz bir şeydir. Göndüğünde Allah olanın dilinde de Allah olur. Göndüğünde Allah var ise dilinde de onun Allah vardır. Onun göndüğünde ne var ise hangi sevgi göndüğünde yüksekse dilinde o vardır? Şimdi benim unutamadım, estan terlennelerden birisidir. Bizim şeyine kanın kayın pederi. Ahmet duran abi şikayet ediyor. Sivasın tavuşları ne hakikleri. Ahmet duran abi şikayet ediyorlar. Gözümün önünde olan ailese bu.
Diyor ki oradaki zavatın birisi. Efendim diyor. Ahmet duran diyor. Ahmet duran diyor. Bir kimse bizzakir için İsmi’yle Ahmet duran diyemez. Ahmet duran abi diyecek ona. Ya şikayet olur olsun. Bakın ya şikayet olur olsun. Bir kimse zakir mi zakir? Bayağı anlayacak ona. Onu İsmi ile itabet verecek. Onu herkesi abi diyecek ona. Ya şikayet olur. Suviliğin kaydıse budur. Bunu bu kaydı çiğinenmez. Diyor ki Ahmet duran. İçimden dedim evah. Gitti bu adam dedim. Sen yolların zakirin.
Çorunma cüm usta fendiden. Ve şeye fendi intisabet çerzeman. Ben size intisabetlerim ama. Benim bir itikafa girmem lazım. Benim itikafa mı idare edebilirseniz ben sizden ders alacağım diyen kimse. Benim dervişliğimin bu ilk aylarında şikayet olduğum bir şey bu. Atlı’la fendi ediyor ki. Aynı derdan iyi sana bakın bunlar. Ama duran abinin önünde acalabı var. Sivasın zahakiri. Ama duran abide o. Sivasın zahakiri nakebini kapa. Ama duran abiden nakeb çorunma cüm usta fendiden nakebim.
Diyor ki, itikafa girersem. Itikafa mı idare eder sen diyor. Ben ders alırım senler. Ama duran abone boş bir kimse değil alırım. O da diyor ki bu yorgir. O da giriyor. Bizim dergahta bir dervişin itikafa böyle bir hani manaviatı açık olam. İkimse itikafa girdinde. Onun itikafa’nın idare etmek. Öyle normal zahire göre itikafa girmek gibi değil. Itikafa bir sura herler yaşayacak. Itikafa bir sürü hâni seler yaşayacak. O şey oradan zil hazır Nazır olacak. Öyle itikafa öyle itikaf değil.
Öyle camide elli kese girmişler. Erkekler ile öyle olmuyor. Bir orada şarkın türküs ölüyor. Öyle itikaf değil. Şeyh Efendi bu fakir iktikafa et katardı. Sırallıyor. Yağılıyamak yoktu ziyemek yok hayvan sallı. Daha yemek yok. Et yemek şunun yiyam telebandı durdum. İlk itikaf var gireceğim. Şeyh’im üzerinde. Ben de benim kalbime gelen oldu. Hiç bir şey yapacağım yani. Tamam Mustafa mı? Ben de öyle şeyhe bir şey. İki sefer anlatırmak mı? Mümkün değildir adatta. Şey sormayacak.
Yaptın mı diye? İkinciği anlatmayacaksana. Bizim öğrendiğimiz edip buydu. Ben çok değil mi zaten? Ben enitikafat kim girecek diye sormak için ahadım. Sen giriyor. Ben de ormanın şey etmesinde çalışıyor mu? Anımı emur gibi iz. Sen gireceğim dedi. Demre dersin de efendim. Ne yapacağım dedim? Normal günlük dersin çekten. Günlük üç gün dedi. Yetmiş bir yetmiş bin çekten. Peygamber sallullahi vesellemez dedi. Dördüncü gün on min sallahu atışları. Fet çekten sonra yüz binlafsedecekler.
Çekten sonra bir devet bir lafsedecekler. Bir devet de lafsedecekler. Yüz bin yetmiş bin. Öyle bitireceğim. Başladı sırallama yağlı yemeyeceğim. Şunu yemeyeceğim. Yemeyeceğim. Bir sürü şey aklında tutmam. Benim biraz zor oldu. İçim kalbime gelen hiçbir şey yemeyeceğim dedim. İtikaföyle. İtikaf ediyoruz biz. Allah beni affesin. İlgitikafımda üç dilim ekmek aldım yanıma. Birinci gün bir dilim ikinci gün bir dilim üçüncü gün bir dilim. Dördüncü gün ekmek yoksuyo ki hiçbir şey yok.
Zeytin aldım yanıma bir üç beş tane. Bir de çay. Dördüncü gün bir lokma yemek yok. 5,6,7,8,8,8,8,8. Bir lokma yemek yok. Bir tek çay içiyorum geceleri. Oruç devam ediyor. Ben beşinci gün geldiğinde bir baktım. Benim yanaklarım çökmüş gözlerin çökmüş. Aynen ilk defa baktım. İtikafma halinden dışarı çıkarken kafamı bitene örtü örtüyüm. Güneşe bakmak yok. Güneşe görmek yok. Güneşe bakmak yok. Bir şarda vakit geçerime yok. Tuvalete gidiyor. Bir şey çıkmıyor zaten normal değişte vesvesi olmasın diye gidiyor.
Abdest alıyor. Kafamda koca manörtü var. Erek etikafine alene giriyor. Dünya kelamı konuşmak yok. Herhangi bir kimseyiyle görüşmek konuşmak yok. Ramazanın sonu on gün. Bizim daireden müdür müdür yarınca şeffler camiye gelmişler. Basmışlar teravdede bir şey yapar. Onun müdürüm. Dümüşler neyi olursan görüşmek yasak görüştere mi? Ahmet durun abi de böyle itikaf yapmış. Tabii itikafta bir sürü haller rüyalar onlar bunlar anlamsını alıyor. Şeyh Efendi’ye gidiyor. Ben sana intisabetme geldim.
Değilce diyor ki, çıksaya te gördüklerinin hepsinde dilsa yatta naktı. Bu işler öyle ilk geldiği yer tire biz haber gönderler. Değiller gidişardım bir misafir var. Bu akşam gelin. Ben gitti Mehmet duran abi o zaman tanıdım. Ahalıya alıyor. Itikafta ki, yaşadığı haller anlatıyor. Şimdi bir mürüşedik camiliğindir. Gaha böyledır. Ahalıya alıyor anlatıyor. Ahmet oran abi. Bakıyorum böyle. Onlar sana dağ ben itikafı bilmiyor mu? Atmışları çeridim. Bırakmışlar. Onlarımazında Mustafaız bağ.
Garipolan oldu. Benim eginceye gintik hatta ben. Bir dilemek göttürdüm. Yasak ne oluyor yaman sen ne oluyor dedim. Birinci gün bir lokma, ikinci gün bir lokma, üçüncü gün bir lokma. Bunun kendimi metetmek için söylemiyorum. Böyle biz de çatırtılı geçiyor. Öyle sonra bizim bir imam vardı. Onun katlı itikafı ha. Tabii ben gidiyor. Birinci gün sordum. Oca bir şey var mı yok dedi. İkinci gün sordum bir şey var mı yok. Üçüncü gün, oktaydaya anında. Oktaydaya beraber girdik o dağı tekrar.
Oca bir şey var mı yok. Benim içime daraltı girdik. Benim bayindir de birisi, itikafayı giriyor. Ve üçüncü gün tehvitleri çekiyor da, peygamber Efendimiz’i görmüyor. İman benden ailem. Kur’an’ım uranı her şey çok güzel. Bu nasıl olur? Öyle bir şey. Hemen ayağa kalktım ben. Oktaydaya kalktı. O dağa kalktı. Palemin ne oldu? Başladık tehvit ayakta. La öyle, öyle, öyle, öyle, öyle, öyle, İllallah. Allah, dedi, attık kendini imam bizim. İçimden dedim ki tamam. Perde açalım.
Nasıl dağa kalktı? Gördüm, öyle, Allah, gördüm. Elimin tutmuş benim, elimin, bırak dedim, elimin. Dedim, şeye efendim, dinin, dinin, mi tut? O adam da, gitti dergata. Şimdi bu manevi şeyler, parti şey, o yüzden.. Şehirler bir besiledir. Besile, sen çalışacağım, sen koşturacağım. O yüzden ama bir manevi, mürşit, gerçekten bir mürşit bir camin. Değilize o dervişini, yetiştiremez. Yüksel temez onu. O dervişlerin manevi, halleri açılmaz. Onlar manevi, kör olurlar.
Ama o öyle çalışır, öyle gayret eder. Şeyh’i ona hayret eder. Şeyh’i ona hayret eder. Biz, boluda, şehirler toplantısı var. Orada, şehşabanın, villinin, makamın ve hazır etiyor. Şehirler orada toplamışlar. Şeyh’i fendi de öncelimde de makamı ziyaret edelim. Biz gittik o. Makaumuz ziyarette.. Bizim arkamızdan hallifeler koşu koşu geldi. Orada, üç tevhid dokuduk. Ondan sonra orada şehirler sıralı. Onun başında üç tevhid dokuduk, şefendi, burdu. Ağar ne gördün dedi?
İşte şuoldu, boldı efendim, şuradaki dedim, zahat var. Bun yandaki, odedim, hallakaya katılmadı dedim. Orada, bulundu, yerden dedim. Kabirden ayakaktı, orada dedim, ders yaptı dedim. Şeyh’i fendi baktığın, nasi etti dedi. Bu dedim, zahat efendim dedim. İsmini şöyle miyim şimdi? Filancı efendim, babasıymış dedim. Nasıl bir ridi? Ben şimdi onun kıyafetleriyle gözümlerine geldi, kıyafetleriyle tarif ettim. Bir alıyor yanımda. Onun başına geçti, üç tevhid dokuduk.
Ağan oldu, göndü olduğumu dolu, olda efendim dedim. Tabesim etti, sarmaştı dedim, sen ne de ben ne de? Tabi bize sarmaştı dedim, ah iyi olduğu zaman, de sen edin, iyi oldu efendim dedim. Şimdi, öbür halif ediyor ki, o benim şeyhim dedi, sen onu riyandamı gördüm. Hayır şimdi gördüm dedim. Hayır şimdi gördüm dedim. Böyle oluyor mu dedi? Oluyor neden olmasın siz de olmuyor mu dedim? Yok dedi, et dedim yani. Biz dedim, yolda giderken daygörürsün dedim, normal biz dedim.
Allah Allah dedi ya tarif etmez seni inanmazdım dedim. Ededim işte, böyleydi. Aynı şeyim mühesler yaşattı dedim size, şeyde. Suriyede, kocam mezarlık, eme bir mezarlık. Mezarlığın içerisinde, müheslerin şeyhim mezarlık. Şeyh’e ben de işte, evi dokuntu. Dedim efendim, şurada dedim, ilarda tepenin oradan dedim, ayak haktedidim, orada dedim. Müheeslerin şeyh’ini şeyhe. İlarda kitepede oradan haktedidim, oradan zikrullah katıldığı buraya de gelmedi dedim. Müheesler soruyor.
Nasıl birisiydi? Dedim, başında beyaz sarık vardı. Üzerinde kaput gibi bir şey vardı. Böyle dedim, kravize kaput gelmiş dedim. İşte şöyle de böyle de, ince yüzde de sakalı şöyle de. Mezler, evet, evet, ne an diyor. An baktım, müheeslerin imtihanı geliyoruz. Bir antı atımın gözleri, gözümün önüne geldin, müheeslerin gözler enginden. Müheeslerin gözlerine böyle ki parmağımıza atım, tak gözün önünde durdur. Gözlerine gide bunun gözlerine ginden dedim, müheesler bıraktık kendini.
Başladı, alamaya. Ondan sonra da yolda dönüşte bizim nefsirden, hocamardan, nori, noriye diyor ki, nori, şey, nori, odan, nori, uyuklamalı, ben arabayıkullanıyor. Diyor, şey Mustafa’ya söyle, benim kızıma ona vereyim diyor. Nori’den yapıyorsan de, ben ne dediğini anlıyor mu? Nori’ye dedim, ben nori dedim ben, buyra, olum çenkinden yana sınlandı dedim, ben şimdi. Böyle durdur, oğlum dostum, mütarcımlık yapacak, sen yap dedim. Ne söylemiyor musun? Ne söyle dedim?
Ne söyle dedim? Ya abi kafeyi, mi şiader? Ne demek lan kafeyi yemiş dedim? Ne söylemiyor musun bana dedim? Benim kızıma ne kahlayalım diyordayım. Ne söylemiyor mu bana zannedelim? O abi anladın mı? Allah seni iyilene versin dedim. Anoza ne diyor ki, ben onu anlamacağım. İmam kafası. Odayım anladım. Dedim, ne demiyorsun bana dedim? Ya bu kafeyi yemiş abi ya diyor, oğlum ne kafeyi yemiş dedim? Adamımlıyordadım, adamı tanıyordadım. Adam dedim, adamı tanıyordadım, adamı tanıyordadım.
Ne yapmaz söylemiyor sen dedim. Şaka laşıyorsa ben. Şefendi de, sen ki bilmiyor musun? Usta ben ne oldu, nori’yle diyor. Dedim, bu kimye çalıştı, belli değil efendim, bunların. Ne oldu dedin, dedim, böyle böyle dedin, bana dedim, tarzı metmiyordadım. Ne oldu, sen de bunların anlamışanımı düşünün diyor. Gülüyor Şefendi. Davun, faceye zor yırtlık oradan birisi. Bir gidip iki gerçekten, derdiyse. Şimdi derviş çalışırsa, onu görür. Gerçek bir mürşili tamil, değil ise başındaki, Gerçek bir mürşili tamil’e yola çılır olur.
Yeter ki derviş çalışın. O yüzden o dervişil makam yükselmez diye bir şey yok. Makam yükselir, bir küçük kısa hani bir muhettin idna, arabazetteniz amanda bir çobam var ya. Araba anlatır bunu da. Çoban demiş ki, herkesin bir şey yok var. Şu demiş çiçek çok güzel. Daha da bu çiçekte demiş benim şey him olsun. Oturmuşar gün Allah Allah Allah çiçeğinin önünde. Sonra son var gelmiş, bir üç gar çiçeğ gönde derviş arkadaş. Çiçeğ gönde derviş arkadaş da muhettin idna, arabazetteniz.
Şam da kadar gönde, çiçek suyu gün bulmuş. Arabi içerden bağırmış. Gel çoban efendim demiş. Sen şey hinedemiş. Kurubi çiçek mi zannettim? O kurubi çiçekten yok. O size seni istikamete götürür. Sen çalışmaz sen orada kalırsın. Orada kalırsın. Yol yorum üstüne ayır. Orada kalırsın ama Allah biz affesin. O yüzden çalışmak lazım. Bu suğret de müyürüde su ve ateş bile zarar vermez. Halbuki şey he zararladır. Fakat bu nadiirdir. Fakat nadiro olarak talibin idik adındaki parlaklık yüzünden şey hini yalanı talibi faydalı olur.
Bakara ayet, gülsek sen oldu. Allah kimse gücünün yeteceğinden fazlasını yüklemez. Senin gücünden fazlasını sana yüklemez. Sen normalde er, samimi mühret yanlış şey, düşse daha iyi. Onun için bir imtan olur ama. Onun ihlasıyla o yükü taşır o derviş. Cenâb-ı Hak ona bir fazlasından yüküklemez. Bir mühürsünlik camile Cenâb-ı Hak fazlasından yüküklemez. Dermişlerler ki şey hini yükü çok ağır. Olar gelmez o. O karşıdan bakana ağır gelir. Cenâb-ı Hak hiçbir varlı zulm etmez.
Hiç kimse gücünün üstünde bir gücüklemez. Bir kimse vardır. Yüz kişiyi idare edebilecektir. Orada yüz birinci sidermiş olmaz. Sebeb ozakirin kalbi, göndüğü, manemiyatı yüz kişilik. Yüz bir olacaksa orada ki idzakir değişmesi lazım. Yüz bir olacaksa orada ki idzakir değişmesi lazım. Güciyet mi onu? Bir çoğuşun beş tane dır gücüyü. 10 tane dır, 20 tane dır. Dücü yetmezse, onu değişir orada. O çoğuşta kendini geliştirecek. O da çalışacak ki, onun dır gücleri de çoğaca çoğuştuğun genişsice onun zahakirliği genişsice, dır gücler genişsice.
Bu sefer onun dalki bileye gelecek. N’alki bileye gelince orada ki dır gücler çoğaca. Sonra ne kadar bağlı gelecek dır gücler çoğaca. Onun normalde hepsi de orantılı. Orantıız bir şey yok. O yüzden hani o bir kimse samimi bir mührin yanlış bir şey hede düştü. Çalışırsa Cenâb-ı Hak o’ndan başka arası her kadar. Öfrenin ben filancı yerde derviştim. Ve burayı anladasızı görüyordum. Bana da diyorlar da ki sen bizim geçmiş şehirlerimizi görmüşündür. Değil ama sizmişiniz.
O isteramari katoğusun, ister çindoğusun, ister çapayı dolusun, ister rusya dolusun, derviş çalışıyorsa gerçekten bir mührin bir kamiyle Cenâb-ı Hak buluşturur ona. Bu yüzden o böyle Cenâb-ı Hak, Fazlatan gücü gömresi çıkıyorsa, zulmetmez. Senin kaldıra bileceğini. Senin kaldıra bileceğini verir. Bu kadındır, bu çocuktur, bu iştir, bu aştır, bu derviştir, bu dergattır. Senin götüre bileceğini verir Cenâb-ı Hak. Sen hem çalışırsın, kalbini değiştirirsen.
Sen kendini değiştirirmedik ki o seni değiştirmez. Sen kendini değiştirirsen. Sen kendini değiştirirsen. Sen kendini değiştirirsen. Sen kendini değiştirmez, sen o seni değiştirmez. Sen karınca tabiattı, sen karınca tabiattı gidersin. Değiştirirsen kendini devet abit etli olursun. Bir karınca devenin gücüyle çeker mi çeker mi çeker mi? Bana, bir dir bu işler. Allah ona güç verir. Değiştirir onu. Aslında değiştirmezsen. O da seni değiştirmez. Sen kendini geçirmez.
Sen kendini geçirmez. Kendini kendini deninleştirecek. Allah’ın zikretten, ahlakını duzap can. O yüzden normalde mesela, hani şey yumus su resivar ya. Allah dostlarına korkuyordur, Allah dostlarına, Allah mahsun dolmayacaklar, mahçuk dolmayacaklar diye, mahsun ve mahçum, o olmayacaklar. Yani Cenâb-ı Hak o dostunu mahçübetmez. Onu genişletir, o dostsa. O Allah’ın dostuysu, onu kalbine ilham eder. O Allah’ın dostuysu, sen onu sor sorcan. Cenâb-ı Hak onu mahsun ailemez, mahçü beylemez ortada.
Allah’ın ortada bırakmaz. Bakın Allah’ın ortada bırakmaz. Onu kaldıramayacağı bir yükükleme zona. Mürit adayına, müritine zakirine, çoğuşuna, nâkibine, nü kapasını, alif esine. Kaldıramayacağı bir yükükleme. Ama insanlar nevah ve eslerini ilah edin, haydinlılarsa kaybederler. Bu ayrı bir mesela. Sana samimi bir niyet ve çalışmak düşer. Sana samimi bir niyet de kahret etmek düşer. Sana samimi bir niyet de yol yürürmek düşer. Yerikaban Allah’ın işi. Açan yürüdüm demam.
Allah’tan yardımcıyla Cenâb-ı Hak o’yı’nını büyük, koş�an bir niyet et, sen çık koşmaya. Senin yardımcın Allah’tır. Senin vekiliin Allah’tır. Yolumuzdan mücadele edenlere yollarımıza çarısın. Sen mücadele dersen seninyoluna açılır. Sen mücadele etmezsen seni yoluna açılmaz. Sen mücadele dersen hakikati bulursun. Sen mücadele etmezsen hakikati bulmazsın. Hepsi de gayretler, tabidir. Gayretsiz olmaz. Alın terinsiz olmaz. Evde yatarak da dervişlik olmaz. Kifini düşüne rekten, çalıştık zahakirlik olmaz.
Kifini düşüne rekten, ne hakikaten ne hakikaten, ne kapalı kalifelik şeylik olmaz. Bakın olmaz diye altını çizerekten direkten söylüyor. Hepsi de gayret et, tabidir. Hepsi de iyi niyet et, tabidir. İyi niyet ve gayret. O zaman normalde herkes niyetinin karşılığını bulur. Hani adımın birisi müslüman bir kadın aşık olmuştu. O da hiç öğretti. Allah Resigni sordular dediler ki, yaresun Allah’a o da hiç öğre sevabahı acık mı? Dedik ki, niye niyet et, niyet etti, sonun sevabın olur.
Kadının yeteden kadını bulur. Metayat dünyaya niyet eden dünyayı bulur. Allah’ın yeteden Allah’ı bulur. Hiç red, sen niyetine maal satmak çıkarsın, malını satarsın. Hiç red etti, sen evinden bakından işinden aşından eşinden sevdiklerinden ayrıldım. Hiç red etti, neye ticarete. Senin o ticaretin bereketli olur merak etme. Neye tini sağlam tutama. Kimseye aldatma? Aldatmak için diyorlar çıkma. Senin ticaretin bereketli olur. Neye tini, ne? Çolunla çocuğuna, el arızlık.
Sen niyetine temiz ticaret. Merak etme. Cenâb-ı Hak senin niyetini boş açıkkarmaz. Sen neye çıktın yola, tertemiz bir evlilik yapmak için çıktın. Vallahi Cenâb-ı Hak senin tertemiz bir evlilik yaptırır. Neye tini oysa? Senin niyetine, sen evlilik. Kur’an-ı Sünnet Taryes’in ve bir evlilik Kur’an Sünnet Taryes’in de evlâduv yalv düşündün. Evet Allah sana onu verin, niyetin o senin. Allah onu sana verir. Olma bir insan sen yalanca sınıza mı? Niyetin de sıkıntı var senin?
Senin niyetin sahette. Sen yola dervişlik için çık. Temiz bir dervişlik bir için çık. Cenâb-ı Hak senin niyetini tehsi seçenil. Merak etme. Daha zönce arkadaşlara dedim. Ben yola çıktım da dedim. O lan bu hayi yul-ınga. Harara gürereden kurtulayım. Kenara geçeyim dervişlik yapayımdiye yola çıktım ben dedim. Benim niyetim buydu. Ben çok hareketli bir hayat yaşadım o zaman arkadaşlar. Dedim ben şükünet eğerim de bir derviş olayım. Böyle bir kenara çekilayım. Dervişlik yapayım dedim.
Biz kaynar kazanın içine düştük. Kaynar kazan da değil. Koca man bir okgyonuz fokur fokur kaynıyor. Onun içine düştük biz. Ben kendinevesim için. Ne zahkelik ne nakeplik ne çoğuştuk ne şeylik. Hiçbir şey bilmiyoluk. Hâlâ da bilmiyor mu? Ben hâlâ da bilmiyor. Daha benim ağzımdan kimsadığım o muştur ben şunu oldum. Ben şeye ben deyallah afresin. Efendim bana şunu verin. Ağzından çıkmamıştır. Benim koptun çıktıysa. Ben ne işim seden hiçbir şey isteyenim. Kolay kolay.
Şimdi milletbana mesaj yatıyor, telafanatıyor. Bana icaz et verebilir misiniz? Haleye felik verebilir misiniz? Haydi net ediyor mu ben? Allah bizim o afaza elisin. Niye ettin temiz olsun? Onun niye ettinim karşılığını bulacaksın. Dermişsikse tertemiz bir dermişsik yaşa. Niye ettin bu olsun? Ticaret, tertemiz bir ticaret yap. Merak etme. Senin ticaret’in ayakalkar. Şimdi biz de üç seferiflazetmiş insan var. Ben ben beş lira oğullar ayla değil. Millon da Allah’la efflazetmiş insan var.
Ben hep şunu inanırdım. Ben bu parayı kumarda kadın da, kızda, barda pavuyondan, yemedim. Ben israf edip gösterişe, şatata, şatafatı düşürtü, yemedim. Benim paramanın nereye gitti belli. Allah beni ayakalıracaktıyordum. Ben buna inanıyordum. Ve diyordum ki, göreceksiniz. Ben bütün borçları ödeceğim. Ve Mustafa Özbâldor’a dinlik ayakta duracağım. Beni seretçeniz beni diyorum seretçeniz. Ve pişman olacaksınız. Biz bu yanlışlığı neden yaptık. Neden buna bu kötülüğü yaptık.
Neden bunu arkadan hançal edin. Neden hayinlik yaptık diye pişman olacağınız diyordum. Ve mahşerde sizin bu hazınızdan tutacağım. Allah’a hesaferceksiniz diyordum. Evet hesafercekler. Arkamdan ifdra edenler. Yalan söylenler. Oğulmayan şeyler olmuş gibi gösterenler. O yüzden bakın şu hadis şerefi kendinizi ilke edin. Amaler niyetlere görepirsin. Amaler niyetlere görepirsin. Bütün hadisleri hadislere olacağım ama bir şey olsaydı, şuhadis bize uşiktutmaya yeter daha hayatımıza.
Amaler niyetlere görepirsin. Ve şunu unutmayın. Herkes niyet ettiğini görür karşısında elinde önünde. Herkes her kim olur olsun. Ama eller niyetlere görepirsin. Ve onun önünde elinde arkasında göreceği şey. Niye ettet de ediyorsun? Başka bir şey değildir. Bakın başka bir şey değildir. Bunun bir çendinizde bir hayat ilkesi bir distro olarak alın. Ve Niye tünizi temiz tutun. Ben bazen şatat gibi gelir arkadaşlar arkadaşlar arkadaşlar. Ben kendimi bildim bileri Cenâb-ı Hak’ım da sen ağzım.
Ben birisine katırık düşünmemişimdir hiç. Kendimi böyle sınıyorum kendimi bildim bilirim. Hiç bir kimse düşmanın dahi olsa ben ona katırık düşünmemişimdir. Dervi sitten önceden. O kadar çok sıkıntı yaşadım ki ben etrafından yakınlarından her taraftan. Babam öldükler sonra. Ben hiç kimseye kötü bir şey düşünmedim. Kötü bir şey tasarlamadım. Birine kötülük yapmaya düşünmedim hiç. Ben bugün kadar birinin parası karası kızdı. Evlardı, mallı mülkü beni hiç ilgilendirmez hiç kimseye.
Niye benim için zir ve bir şeydir? Zir ve Zir ve dür bu. Benim niye ettim ben ona bakarım. Başka bir şey yaşammış olabilir. Yaşanır ben niye tüm abakarım benim niye ettimle. Allah bizi niye ettini bozanlardan eğlenmesi. Son nefesimize kadar niye ettik temiz olanlardan eğlesi. Böyle olunca bir kime bağlanırsam bağlan niye ettin temiz ise sen merak etme Cenâb-ı Hak senin ağaçar bırakmaz. Meydanda bırakmaz. Sen ne yaparsan yap, niye ettin temiz ise neye ettin temiz ise merak etme.
Ama benim temiz ise merak etme. Sen yıkılmazsın. Hani Fatihlerimin bir tabir var ya biz bitti demeden bitmez. Hep de bizi ipaya götürür. Hiç baştan bir şey olmaz yani. Biz hep telaş ederiz son dakika, biz bir yere gideceksek son dakika da gideceğiz. Bizim kaderimiz bu demek ki şimdi gene, ne mi? Ne değişik, kimliklerdeğişik, bir solun gideriz. Eee, eliyetler değişik, son gün yoluyo, bir haydaa izle bir izin veriyorlar. İk haydaa izin veriyorlar. Bir de ne diyoruz biz biliyor musun?
Ya, ne hakikaten müsaade edecekler bir haydaa ya, boş veriyorlar. Biz son dakika bir milletiz. Gerçekten biz böyle bir çakkemiye dayanmadıktan sonra bizlere kete geçmiyoruz. Bizim hareketi geçmemiz için bir çakkemiyada en masillazım. O zaman dönümüzde kimse durmuyor bece. Hiç kimse durmuyor. Biz son dakika insanız. O yüzden niyetlerinizi son dakika kadar hiç bozmayın. Niye ettilerinizi son nefesiniz? E kadar temiz tutun. Son nefesek kadar zikrullah hala kazında daim durun.
Ve inanın ki Cenâb-ı Hak’ın. Cemal ile Cemal ile ne budun ya’dan göçüp gideceğimize ben inanıyorum siz de inanın. Ben o inanış da yaşıyorum. Diyorlarım ki atta. Hani Cenâb-ı Hak’ın vermiş olduğun nimetlere nankörlük değil bu. Yani, yedi yara bir diyorum. Son nefesim de de benim. Bana o kadar çok nimet bahşetmiş. Cenâb-ı Hak’a amd olsun. Ben bana benim üzerinde vermiş olduğun nimetlerin zerresini dayı ben. Hamdine yapabilecek bir kimse değilim. Mati imanevi. Mati imanevi.
Cenâb-ı Hak. O kadar lütfenmiş, o kadar ekram etmiş, o kadar iş san etmiş ki. Son cısandısına ediyorum. Hiç kimseye boyun büyükmeden muhtaçı ilemeden atmış dört yaşıma getirmiş benim. Elhamdırla. Ve dinlik yaşatan Rabbim’e Hamd olsun. Dinlik yaşattı benim o günün kadar. Ben ne bir bir okra tanırım, ne siyasetçi tanırım ne gizli o daklart tanırım. Hiç bir şey tanamam. Hiç kimse boyun büyük mi? Dik bir insanımdır. Geçim siz bir insanımdır. Agresi bir insanımdır.
Evet öyleyimdir. Rabbim öyle, beni rütretmiş. Aile de öyle etiştirmiş. Babam böyle çok dik bir insandır. Babam böyle boyun büyük mesini bilmezdi. Annağıl Vraç’a ver geçerdi. Bu adam silahını çıkarır anlamadığı arayın çaklına bile gelmezdi. Ben içimden diyordum. Korka çimdi. Adam silahını çekecek. Adam nefoluk gidiyordu. Onlarınaöğrendik biz. Boyun büyük mi? Babam öğretti bize. Anne kadınmış, evlatmış. Dedem de dailimin ad. Babam için söylüyorum. Dedemede boyun büyük miyordu?
Saygısızlık yapmıyordum. Boyun da büyük miyordu? Ben bazen anlılıkıyor mu? Ben annede de min evinde bir lokma yemek yedini görmedim. Bayrandan bayramak eder. Bir kahve içer bayramız olarak olsun. Ben de Oğuzunlar çıkart. On beş dakika. On beş dakika. On beş dakika. On altı dakika yok. Çok dik bir insandı. Ben Rabbim hamd ediyorum. Cenâb-ı Hak beni de dimlik yaşattı. Bugün arkadaşlar. Ben bütün derviçleri de bunun tavsiye ederim. Ben oktayabıyla de. Ben kendine de.
Seni gömer kendine. Mezarını dimlik gömceim dedim. Öyle öleceksin. Sana yakıştığı gibi öleceksin. Boyun’unu büyükmeden öleceksin dedim. Boyun’unu büyükmeden öle de oktay. Ben sevdi aşağıda aynı şey söyledim. Sevdi o hastalığın buradan dedim. Ölümün de buradan. Burada anladın. Burada anladın. Seni yüzüne söylüyom dedim. Ben adamı yüzüne söylüyorum. Söylecek olamam. Senin yüzüne söylüyom dedim. Ölümün buradan. Ama dedim, dimlik olacaksın. Sen Mustafa Özvan arkadaşlısın dostuzundu.
Dimlik olacaksın dedim. Dirlin tevette, dimlik olacaksın dedim. Hamd olsun, dimlik ol. Bu dergağın kadını erkeği derviçleri, dimlik olacaksın. Bunu kendinizi edef seçseceksiniz. Eilmeden, mükülmeden, bulanmadan. Azeti bir diyor ya. Her gün bir yerden bir yere göçmek ne güzel. Her gün bir göçdün yerden tekrar göçmek ne güzel. Eilmeden, mükülmeden, bulanmadan. Bir yerden bir yere göçeriz. Göçe beyiz. Eilmeyi bilmeyiz. Bıkülmeyi bilmeyiz. Bıkülmeyi bilmeyiz. Bıkülmeyi bilmeyiz.
Bıkülmeyi bilmeyiz. Bıkülmeyi bilmeyiz. Bıkülmeyi bilmeyiz. Bıkülmeyi bilmeyiz. Tabirimi hoş görün. Allah’ına kadar severiz. Sevgimize dayanacak olan dağlar bile yoktur. Sevdiğimizin severiz. Sevmedik mi de sevmeyiz? Yüzüne de söylüyoruz. Seni sevemedik kardeş. Sen kendine bir şey aram. İlk görüşte aşka inananlardanız. Baktık gördük. Sevdik mi bitmişler mesela. O bizim elimizi bırakmadığımü teça, biz onun elini bırakmayız. O bizim elimizi bırakdıysa da Ebediyilen dönüp bakmayız ona.
Ebediyilen dönüpbakmayız. Bu fakiri böyle tanıyım. Dönüp bakası olmayan bir insanım. Ben yolda yürürken dayarık ama bakmam, tanıdık bir kimse gelsin de ben ağlasındı. Düşüncek diye. Arkaya bakmak yoktur. Bu zahalı yinekteyelim. Haber ağırkaya bakacak. Demdik görürüm. Sevdiysen sevmişimdir. Günahsa günahdır. Benim günahandır. Bu mukonu da da çok netimdir. Kusursa benim günahandır. Özür dilemesinde biliriz. Aftilemesinde biliriz. Ama boyunumuzu bir meyze. Boyunumuzu bir meyze.
O boyun biz de. Ama bir külmez. Kırılın dalkışlarız. Elal olsun deriz. Bir delikanlı çıktı. Aptmış 4 yıldan sonra boyunumuzu kırdı deriz. Onun delini öperiz. Eğer nefesimiz kalırsa. Ama boyunumuz kırıldıysa nefesimiz bitmiştir. O nefes durdu? O nefesimizin de. Boyunumuz kırmaz Allah’ın nefesineyle. Haklarınızı helal edin. Bizden yanında helal olsun. Gece mi sayır olsun. Rabbim niye terini temiz tutanlardan ailesi. O telegram çalışıyor mu? O hiç bakmadım ben ama. Allah’ım ne zardan saklasın.
Elfat ya dedik mi ya? Atırlamıyoruz. Sen ne mükaybetten kendine. Elfat ya maşallah.
Kaynak
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin 18.10.2025 tarihli sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.
İlgili Sohbetler
Daha fazla bilgi için Tasavvuf sayfasını ziyaret edebilirsiniz.