Mesnevi Okuması konusu hakkında Mustafa Özbağ Efendi’nin değerli açıklamalarını içeren bu sohbette, derin manevi bilgiler paylaşılmaktadır.
Allah’ın Allah’ın Allah’ın Allah’ın Allah’tı. Allah’ın Allah’ın Allah’ın Allah’ın Allah’ın Allah’ın Allah’ın Allah’tı. Ya Rabbi Allah’a tevkahlarına kullarında bir adetye mânini. Haklı hamrede, lestlullah, temen her bir ayı ver, bu sarimden hafır, bir daha her akili halimi. Hami, sağa mı rikim? Allah keyceniz de hayalla elesin. Hayanızı yılınızı, ömrünüzü, hayalla elesin. Rabbim, cümlemiz ve cümle ümmet, muhabhamide, hak, hak, vaatılı, batılı, bülenlerden ailesin.
Haklı, hak, bülek, hak kıyya, şeye mi, hak kıyran. Bağıtılı, batılı, batılı, karşı, cihati, denk kullarından ailesin. Nerede Müslümanların kanın namusu, şerefi, haiseeti, ayaklar altına alınıyorsa, nerede Müslümanlara haksız, hukusuz davranılıyorsa, nerede Müslümanların namusu, şereklere kanları, toprakları, işgal ediliyorsa, bunları yapanların hepsinden de Cenâb-ı Hak intikramımıza asın. Rabbim, isra, eline ve destekçilerini yerli, yeksan, elesin. Güçlerini dağıtsın.
Mesnevi Okuması Hakkında
Doğut, tırk üstüne, özgürlük nası ve elesin. Tüm ümmet, umahamide özgürlük nası ve elesin. En son neden fayda olmadı halde utanıp can çekişelim. Buraya okumuştuk. Bugün konu başlı, bedevinin karısına sabretmesini buyurması, ve ona sabır ve yoksulluğun fazil etini söylemesi. Hani bir bedevir vardı eşi ondan şikâhçeydi, işte normalde eşi ekonomik olarak rahatsızlıklarını dile getirmişti. Ordan da sahte, önderiler, liderler, şehrler, bunların açıklamasını yaptıydı.
Hazreti yapıyor. Şimdi de bedevinin karısına sabretmesini ve ona sabır ve yoksulluğun, fazil etini anlatıyor. Kocası dedi ki, daha ne vakti kadar gelir ve mahşül arayıp duracaksın. Zaten ömrümüzden ne kaldı ki, çoğu geçip gitti. Bedeviy eşine sabır ve teveklün hakikaten ekmetini anlatıyor. Diyor ki ona, lisanıyla. Artık dünyadan fazla bir şey bekleme. Çünkü diyor, ömrünün çoğu geçti. Kalan ömrün de zaten hızla yürü küçük, insan bakıyor tabi ki, gençken, idrak edemiyor belki de de, veril bir yaşa gelince, arkaya dönüp bakınca diyorsun ki, ne kadar hızlı geçmiş zaman.
Onun sonu diyorsun ki, ne kadarlık bir evrün kaldı ki zaten. Böyle zaman hızlı koşup gideceğim. O yüzden ve bedevide eşine diyor ki, uğraşma zaten diyorki, ne vakti kadar mahşül arayacağım, ne vakti kadar kendi ince bir şeyler yapacağım. Tabi o normalde rızıkla alakalı, daha rahat bir hayatlarlakalı, kadının endişesi var. Oysa, Cenâb-ı Hak rahat süreriz, ayetir, mağatada, Allah diledileriz ki bolca baş eder. Diledine de, sinirlığı üçü de verir. Fakat inkarçılar bu gerçeğim farkında olmadıkları için dünyaya hayatıyla, sevini pişim arılılar.
Oysa ahireten sonsuz nimetleri yanında, dünyaya hayatı azıcık değerse ve geçici bir geçimlikten ibaretler. Dünnyaya hayat aslında bize çok uzunmuş gibi gelir. Ama dünyaya hayatı bu kadar uzun değildir. Ve Cenâb-ı Hak kimisine rızıkı geniş bol verir, kimisine de ölçülüyor verir. Burada ölçülü vermekten dar ve hatta az değil. Normalde bir kimse de örnek görmüyorlar. Günlük bir ociyecek yeter bir insanı. Bir ociyecek çok le gelir. Bir insanı. Günlük olarak. Yani insanın yiyece bir oştur.
Başka bir şey değildir. Bir oşbülü, fazla gelir. Siz bir oştan bir prens bile o yapsanız çok gelir size. Bir oşt bulgurdan bulgur bile o yapsanız çok bile gelir size. Ve bir oğuç karıştırın herhangi bir şey yemek yapın. Çok bile gelir size. İnsanın günlük yiyeceği bir oğuç bir tam azdır. Ama normalde insanlar normalde çünkü burada sinirli ölçü dedi. Az demiyor. Sinirli ölçü ne demek? Sana yeter. Cenâb-ı Hak kim vereceği. Rızıktan en dişe etme. Yani onun sana bahşetti.
Onun sana vereceği şey yeter. Rızık en dişeği çünkü şeytanın ve sesecedir. Bir kimse rızıktan dolayı, endişe etmemelin. Cenâb-ı Hak yarattıklarının hepsini de rızıkına kefildir. Yarattığı her ne var ise onun rızıkına Cenâb-ı Hak kefildir. O rızık sıkdıktan dolayı ölmez. Çünkü rızıklı hala kala endişe söz konusu değil. O yüzden su filer bu geçici dünyada geçici dünyabahlılıklarında reddederler. Yani dünyayı sevmek bağlanmak su filer için hoş bir şey değildir.
O yüzden normalde su filer genelde sabırlayın insanlar ve kanatkar insanlardır. Sabreden ve kanat eden zengin olur aslında. Sabredenve kanat eden israf etmeyen insanlar zengin olurlar. Sabretmeyen kanat etmeyen israf eden kimse ise hep ihtiyaç sahibi kalır. Genel olarak insanlar sabretme dikterinden dolayı, kanat etme dikterinden dolayı. Ve israf ettiklerini den dolayı perişan olurlar. Yoksa bu üç önemli unsur’a dikkat eden bir kimse zengin olur. Sıkıntı yoktur onu da Allah muhafaza elisin.
O yüzden normalde okuyum se o sabrı o kanatı bunların tembellik çıkmasın yanınız. Buradan tembellik çıkmasın. Burası sıkıntılı. Sabrediyor kanat ediyor. Eyvallah ama normalde Bu faktı bir katogurya giriyor. Bir kimse çalışacak gayret edecek mücadelecek. Ama israf etmeyecek sabretcek kanat ehli olacak. O yüzden okuyum se başarılı olur. O bedevi devam ediyor. Zaten ömrümüzden ne kaldı ki, yani yarını bilmiyorsun çünkü ömrünün ne kadar olduğunu da bilmiyorsun.
Yani o zaman ömrün zaten çok uzun olsa da kısa. Çok uzun gibi görünse de kısa. Dünya hayatı kısa neyle göre kısa Ebede hayata göre kısa çık. Ebede hayata göre dünya hayatı noktak kadar değil. Düşünebiliyor musunuz? Ebedeyi olarak cennette Ebedeyi olarak cennemde yaşayacaksınız. Ebedeyi bir hayatın yanındaki dünya hayatı gözle çip kapatınca kadar bile değil. Bu kadar kısa o yüzden normalde o hani buranın geçici olduğunu. Buranın fahane olduğunu hatırlamak ve normalde o fahaneli o geçicili idrak edersen o zaman sabrediyorsun.
Yani bu dünya hayatı geçici bir derdim var sabrediyorsun. O sabretten zaman normalde çünkü o derdün üstesinden geliyorsun. Biz sıkıntı bir problem bir açımızın gibi görünlem bir şey. O da baktığında dünya hayatının kısalını ve ad dünya hayatının fahaneliğini geçiciyle ne tefek üreder. O da bir sıkammış kasavet, sıkıntımış varlıkmış yoklukmış. O seni o kadar çok etkilemiyor. O yüzden normalde kendince bu benim kendikendime söyledim bir sözlür. Yani bu dünyada ne kadarlık ömrün kaldıkymuz dafız var.
Yani ne kadar bitkim ise sana zulmedebilir ki, ne kadar acı çektirebilir ki sana. Sana ne yapabilir bu dünyanın. Ben endar zamanımda kendime tefek ür kapısı olarak bunu koyarım. Dörün ki, bu dünyasını daha ne kadar sıkıntı verebilir ki ölüm var. Ölünce kurtulacağını zaten hiçbir şey kalmayacak. Yani ne kadar zulmedebilirler ki sana. Yani normalde, yine idrak ettiğini yirmi yaşından 15 yaşından sonrasında idrak et. Ne olacak ki el atmış yıl, değil mi? Devamını çile çeksen ne olacak ki ölüm var.
Ölünce bir çek bütün her şey. Yani Allah Resulü Sallu Llāh ve Selamadetleri Sizi ölümü arzu etmeyin istemiş. Ama hani gün gelir, öyle biz zaman gelir ki insanlar ayır zaman da mezarlıklamayanından geçer. Yani orada olmak isterler demiş. Şimdi öyle biz zaman da yaşanıyor. Ayır zaman ama sonuçeti var ile ölüm var. Yani geçici bir dünyada yaşıyorsun. Geçici bir çek yani senin ne yaşarsan yaşa bir çek. Ben bazen diyorum ki, 18 yıl şeven de ölmeyecek zannedersin.
Öyle, ama ölüm var kendi eline toprağa gömersin. Anne, baban kendi eline toprağa gömersin. O ölümle yüzdeşirsin ve aen sevdim dediğin kimseyi toprağa bırakırsın. Ölümle yüzdeşirsin. Yani ne kadar ömürün kaldıya ki, yani ozdulüm sende evbedi kalmayacak. Birisi kötülük yaptı sana evbedi olarak kalmayacaksan da. Birisi hayinlik yaptı. Ebedi olarak kalmayacaksın bu dünyada. Onun hayinlik de evbedi değil. Hiçbir zalim evbedi kalmamış. Cenâb-ı Hak, yakmış onu. Hiçbir zulüm evbedi olmamış.
Yakmış onu. Hani nerede? Hani nerede doğru ama batıromayı inparatorlu. Hani sezar nerede? Hani Timuç’in nerede? Hani nerede? Tağ’a vurupaya kadar giden hatırla. Dünya Sultan Süleyman’a kalmamış derler ya. Sultan Süleyman kim Süleyman’a derse lan? Ona kalmamış. Hatta o asasına yaslanarak den ölmüş. Kalmış öyle. Cidni Tayyipesi, onun sağır diriz annetmişler. Etrafına bile yaklaşamamışlar. Tağ ki bir kurt gelmiş. Asasını işten işte işten içe yemiş. Asa normalde içinden içe yenirlence.
Çürümüş kırılmış. Süleyman’a ile selam. Ölmesi yere düşmüş. Cidni, kafir, cidniler ve şeytan. O zamananlamış. Onun öldüğünü. Sonuçta ademale selam. 9.000 kusursana yaşamış. 1.000 yıl yaşamış. Ölüm onu da bulmuş. Ölümün bulmadık kimse yok. Bazen kendi kendime tefek ürediyorum. Yalnız diyorum. 1.000 yaşasan diyorum ya. Anlık harin insan yaşamaktan diyorum. Heli böyle bir zamanda. Bir kimseye normal rahat bir hayat yaşamıyorsa. Yani otuz yaşına kırk yaşına gelince bu kıyoha yaktan.
Yiyorsun ki yani bu hayatım bir anlamı yok diyorsun. Yani geçiciğim gidiyor. Bakıyorsun. Yani tatvermıyor insanı. Allah biz affesen. Mümün süresi. Aya totuz dokuz. Eyi kavmin. Şud dünyaya hayatı gelip geçici bir avun tutan ibaretleri. Ahir et ise asıl yerleşilecek. Ve evbedin yan kalınacak yer orasıdır. Yani bu dünyaya hayatı gelip geçici bir avun tutan ibaret. Avunuyorsun burada. Aldanıyorsun. Bu dünyayı sankı sonuna kadar gidecekmiş gibi geliyor sana. Heli gençken böyle normalde işte 15 de kırk beş arası.
Sankı dünyaya hayatı hiçbiri çekmiş gibi geliyor. Kırt beş tane sonuna devrilmeye başıyorsun. Kırtten sonra diyorsun ki ya yok bu dünyaya atı gelip geçici. Hoş bazılarına hayat kırkından sonra başlıyor da. Sonra kırkından sonra hayatı başlatanlar da diyorum ki ne kadar ömürün kaldı ki. Yani Türkiye’de çünkü ölüm yaşı atmış da 75 arası. Yani atmış da 75 arasında yaşayacağım. Şu an sana atmış yaşına kadar çalışıyorsun. Emek doluyorsun. 5 yıl sonra ölüyorsun.
Ne anlamı kaldı. Hadi itsyorez. Ahir et yirmi. Bilin ki dünyaya hayatı ancak bir oyun eğlence bir süz. Aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlasay bir olma isteyinden ibaretler. Dünya hayatı bu bir eğlence bir süz onnoğuz sana. Bir de övünme senin kaç tane tezgağım var. Senin kaç tane dayaram var. Hamdo olsun şu kadar dayar var. Hamdo olsun şu kadar işte tezga var. Hamdo olsun şöyle bir iş var. Bu senin bir daha böyle yaptık. Tabii yaz kamionlarına filancetekstir firma sınızı zekatıdırdı.
Gündar kamionu bir de kendi çıktın. Ölünme, dünyayahayatı bu. Allah muhafaza elisin. Cenâb-ı Hak nasip bir burası çok hoşuma gitti. Nasıl bir keş bir yapıyor? Buraya dikkat edin. Tıpkı bir yağmur gibi bir dır ki bitirdi. Ekin çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurur da. Sen onun sapsar olduğunu görürsün. Sonra da çarp olur. Ahirete ise çetin bir azaf vardır. Yine orada Allah’ın maafireti ve rızası vardır. Dünya hayatı, aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir.
Yani yağmurlar yağıyor ya. Yağmurlar yağıyor. Bir tıkiler oluyor. Harika ortalık yemeyişil oluyor. Sonra bahar sonra işte yaz hepsi de kuruyuk gidiyor. Bir de hayat bu kadar. Yani o yağmurun normalde. Bir tıkilerin yaşa atıp onun olsanız sarılıp göçüp gitmesi gibi. Dünya hayatı da bu aldatıcı ve ağali imran ayet yüzseksem beyeş. Her nefis ölümü tadacak tır. Ne kadar yaşarsan yaşa. Ne olarak yaşarsan yaşa. İster zengin on ister fakir. İster şey on ister derviş.
İster ağali, mold ister zalim. Ne olursan, ol her nefis ölümü tadacak tır. Ancak yamet günü amellerinizin karşılığı size tam olarak verilecektir. Ve ölümü her nefis tadacak ve ahiret günü herkes yaptığını yapmadığının hesabını verecek. Ve resulullah sallullahi wa selam adetleri de buyuruyor ki, lezzetleri yok eden ölümü çok çahatırlayın. Tirmizi de. O zaman bu dünyaya atında lezzetleri yok eden ölümü hatırlar. Ölümü zikret ölümü tefe küre ve kendim nefsine de ki, eee nefis, sen de ölümü tadacaksın, sen de o hesaba çekileceksin.
Nefesin varken aklın yerinde duruyor ikken tövbe et, Allah’ı zikret ve iyilikleri yapmaya devam et. Ölüm senin de bir gün perçeminden tutacak çünkü seni bırakmayacak. Akıllı kişi arta eksiye bakmaz. Azete bir diyor ki, akıllı kişi arta eksiye bakmaz. Kanat ehli dırt çünkü o bir şey ondan eksilirse, işyan etmez. Fazlalaşırsada şimarmaz çizgisini açmaz o. O kimse ehli imandır. O da bir şey eksilirse işyan etmez. Bir şey ondan artarsa ekonomik olarak o kimse deazmaz sapmaz.
Sağ olgunlık yapmaz israf etmez. Bugünün kazandığını bugün yemez. Utan uzaktor çünkü şimarı israf ederse Allah israf edenleri sevmez. Onun elindeki nimeti alabilir ya da iyice azgınlarsın, iyice sapsın diye onun malak arkada bilir. O firamun gibi ilahlıktaslamaya başlar. Allah muhafaz eylesin Cenâb-ı Hak sana niyimetini boğlaştırdıysa tasatduk etmen için Allah yolunda harcaman için fazlalaştırmıştır. Sen şimarasın diye değil sen azgın sapasın diye değil Allah yolunda koşasın diye onun bir Allah yolunda koşmaya bir niyimet olarak gör.
Azgın sapmak için değil şatata şatapata düşmek için değil evindeki aviceleri değiştirmek için değil ne bileyim biraz daha sosyete yaşamak için değil gidip işte bir yazdık halayı kenarda bir tane de villam olsun şu doğusun bu doğusun diye değil ya Allah yolunda koşman için sana niyimet vermiş. Sana ne fes vermiş, sağlık vermiş Allah’ı tanımın o yoldu koş diye Cenâb-ı Hak sana maddi bir selam ettik vermiş. Faydalı olduğu yer. Faydalı ol. İstrafetmen. Şimarıp İstrafedenleri Allah sevmez çünkü o yüzden akıllık işi akıllık işi bir şey eksilirse isyan etme akıllık işi bir şey artar sonra şimarmaz azmaz, sapanz Allah’ın vazelesin.
O yüzden akıllık kimse varlığında yokluğunda bir rüzgar gibi olduğunu varlığında geçeceğini yokluğunda geçeceğini bilir. Akıllık işi derdin de sıkıntının da probleminde rüzgar gibi gelip geçeceğini bilir. O çarpar seni belki de ama geçecidir o kalucu değildir. Hiçbir sıkıntı kalucu değildir insan da. Hiçbir de kalucu değildir. Sanki indince o kalucu gibi görme, Hiçbir zulüm kalucu değildir. Kalucu değildir. O kimse bir gün gelir o zahalim hesabını verir.
Bu ne olursa olsun zulmeden devletten yıkılmaya mahkum dur. Zulmeden patronlar yıkılmaya mahkum dur. Zulmeden kocalar yıkılmaya mahkum dur. Yıkılmeden kadınlar yıkılmaya mahkum dur. Zulmeden anne babalar yıkılmaya mahkum dur. Zulmeden çocuklar yıkılmaya mahkum durlar. Zulmeden komşu yıkılmaya mahkum dur. Çünkü her zahalimden intikamını Allah alır. Cenâb-ı Hak zulmeden’in başınabizzalim tayin eder. O zahalim ne zulmeden’den intikam alır. Zahalim’in başına bir kılıç tayin eder.
O kılıç da zahalimden intikam alır. Kılıçdan da dönerce ne nabak kendisi indikam olur. Hiçbir zulmeden’in zulmü evedi değildir. Ben bazen böyle hani bir kimsen zulmeden mesela işte erkek erkek ya. Kadısını da verse ver hakaret eder. Yok mu şükmünde görür. Allah onu intikamını alır kadın sabrederse. Kadın susun kadın susun Allah o adamdan intikam alır. O kadının intikamını bırakmaz sabada ve hatta kadın adam azulmedi. O değil mi? Kadın adam azulmeden dediğini yerine getirmez.
Kala, nuhakul bir şey söyler adam kadın ona itiraz eder. Isyan eder. Maakul bir şey söyler adam kadın zulmü dur. Ve hatta cinsel ilişke girmek istemez. Yataktan kaçar. Kadının zulmüdür bu adamın. Ve hatta işte adamın kazancını orhaktır görür. Kadının zulmüdür bu. Kadın zulmeden adamın adamı beğenmez. Zulmeden adamın. Yani kadınlar da alim değildi. Bir kaydiyok. Zahalim neyin kadını da erkeği de değişmez bir şey. Kadınlar da zulmeden erkekler de zulmeden ama hiç bir zulüm.
Ebedi değildir. Cenab o’nun intikamını alır. Sen kim olur sen o intikamın senden alır abla. Bunu hiç bir zaman unutmayın. Ben bir kadın tanıdım İstanbul’da şeye fendiyle beraber kadını yüzü çarşamba pazarını dönmüşleraktan. Kadın iyi ne boşanmayı talebetmedi ben sabretçemde adam perişan olur. Perişan olur. Bazen ben böyle döven herkekleri derviştay olsa eşini dövmüş şaksız yere evden komiş. Ben onları dervişten saygım onu zaten de bizden eğitim almamış olanı insanlar bunu yapar ancak.
O böyle hani kayanını üzerinde yağmur yağlamak kayas su almaz ya. Onun da kaya o bildiğiniz kaya su almamış. Bir derviş karın sını dövüp çarpıyor. Sıraklıkıyor. O su almamış o. O bir kayaparçası Yunus’un dediği gibi sen bir kayaparçası sın diyor. Denize düşsen de su almazsın ki o kayaparçası o. Denize düşse su almaz o. Zulmediyor. Bir insan hanımını dövüyorsa söylüyorsa hakaretediyorsa yokif münda görüyorsa o kadınla zulmediyor. O erkek insanlıkta nasibini almamış ya da hasta rahatsız, psikolisi bozuk.
Her harikalde kadına boşanmak kıda var. Her harikalde. Çünkü bir kadın doyulmek için evlenilmez. İşine gelmiyorsun boşanırsın. Bu kadar basitdir. Ama zulme devam ediyor o erkek veya kadın hiç önemli değil. Zulmede devam ediyor sa Allah ondan intikamın alır. Hem de bu dünyada görürsün onu. Ben bazen çiftler boşanırlar. Benim ki hayatlar ne bakın? Kimi hayatı daha güzel olacak bakın. Yani boşan diye o. İçimdenlerin ki kimi hayatı daha düzgün olacak gör. Boşanlık kadın onu boşada o adımı mı boşada.
Yani ne değil bir berisi birbirini boşada. Yalegon yaşadık hayata bakın. Yaşadığı hayat onun haklılığını veya haksızdığını meydana çıkarır. Cenâb-ı Hak o intikamı alır onlar. Kim zulmedersen. Çünkü zulüm evedi değil. Cenâb-ı Hak hissemedişe zulmeden insandır. Zulmeden devlettir. Zulmeden devlet başkanıdır. Zulmeden idarecilardır. Allah onlardan intikamlarını alır. Onun havada bırakmaz. Allah muhafaza elisin. O yüzden normalde varlık da yokluk da sıkıntı da belada müslübet de rüzgar gibi de gelir.
Gelir geçer üzerinden. O esna’da sen darılabilirsin sıkılabilirsin o geçmeyecek gibi gelir. Ama geçer gider o. Geçer gider. Ve sen zulmedeysen sen zulmedeysen merak etme. Geç bir rüzgar seni devremez. Geç bir rüzgar seni alt edemez. Hiç bir rüzgar. Zulmedeysen o zaman yan Allah dönallah. O zaman sıkıntı dasın. O zaman problemdesin. Rabbim o hafaza elisin. O yüzden zulmedenler için rüzgar çok sert ezer. Zalimler için rüzgar çok sert ezer. O öyle havada kalmaz. Allah muhafaza elisin.
Sakın Allah’ın sana verdiğinde gözünü başkalarına dikme. Çünkü dünyaya atını süsü onları deneme kişindir. Rabbinin rızgı ise hem daha hayırlı hem daha kalıcıdır. Daha yüz otuz bir. Sakın başkalarına Cenab-ı bak ne verdiyse verdi gözlerini ona dikme. Aldanırsın. Hazreti beygamber salullal ve selamazretleri kendinden yüksek doğlana bakma. Senden aşağıda oğlana bak Allah’ahamdette. Sen kendinden yüksek doğlana bakar sen şükürsüzü kulu. Kendinden yükseye bakar sana sen Allah’a hamdettemezsin.
Senin dünyahı rızı bürür. Ve sen haramda helalda doğru yalnıztın tanımazsın. Allah muhafaza elisin. O yüzden hamdette mi gibi? Sen Cenâb-ı Hak kime ne bahşetliyse bahşetti? Sana bahşetliklerine hamdette. Ne bahşetliyse çalış gayret et sabret mücadele. İsraf etme. Şükret merak etme. Ve sen Allah yolunda dur. Başkasına ne veriyormuş versin ellerleme. Ne veriyorsa versin. Ona gözünü dikme. On da var bende neden yok demen. Bırak Cenâb-ı Hak’ın sana verdikten ne hamdette çalışmaya devam et.
Sabret ve asla israf etme. Bir şey sen de varysa ikinci sin almam. Üçün cüsün almam. Göster işe düşme. Sata ateş atafat da düşme. Marka bu dalası olmam. Moda bu dalası olmam. Bugünün insanların marka bu dalası. Moda bu dalası. Bir gömlek ya alacak dört yüz dire var. Ve dört yüz eldire var. Ve şüldire var. O minnire de gömlek var. Marka bu dalası olmam. Geri zekalı olmam. Embesi lollumam. O minnire olup gömlek alanlar. Marka bu dalası. Embesi lollanlardır. Gidip markanın peşinde koşan insanlar kimlikleri oluşmamış insanlardır.
Moda peşinde koşan insanlar kimliği oluşmamış. Kimlik oturmamış ondan. Marka peşinde koşan kimliği oturmamış onun. Ne yazık ki on da kuram ve sünnet kimliği yok. Oluşmamış ondan. Gerleşmemiş onunla. X-Marka Giyo X-Marka kullanıyor. X-Marka Yiyo. O kimse İstanbul kimliği on da oluşmamış. İster zengin olsun. Hiç önemli değil ne oldu? Nerede oldu dönemle değil. Hela o kimse üstümanların önünde bir lider bir öndermedim. Deyse o örnek olmalı. Hazreti Muhammed Mustafa’nın yolundan gitmeli.
O gösterişten şatatan şafıda açatan fattan uzakturmalı. Sen o toplulunun ne? İşte bilmem hangi markayla? Bilmem hangi markat takımı ömeseyler çıkmamal lazım. Sen madem ki dini bildersin muhafaza kar bildersin. Bu önemli değil. İster şaf olsun. İster alim olsun. İster siyaset cozsun. İster bir okrat olsun. Ne olursa olsunbu? Sen siyasetçimi sin eve asker ücretle yaşamaya çalışan bir toplu hittav ve çöz zaman versacetceketle çıkma ortaya. Bilmem hangi markayla gezini o san onların içerisinde yalancının tekezler.
İstam ümmeti, sünneti seni iyi bilse ve trafından sünneti seni iyi. İstese arasa peşinden gidecek bir liderin olmadığını görür. Evet bana dinden bahsede çekeceksin şu versa çekeceğini bıraksan yükyönce. Bana dinden bahsede çekeceksin İngiliz. Kraleta ailesinin düğmelerini bıraksan buraya önce. Bana dinden bahsede çekeceksin sen çatat aç atat çatatı kapının önünde bırak öylece bahsede bana. Sen bana kuranda sünnetten bahsede çekeceksin. Sen halkın içerisinde halk gibi yaşa.
Sen bana dinden mi bahsedeceksin? Asker ücretle çalışan insanları itab edeceksin. Bir tav edeceksin. Sen onu görebih hayat yaşayacağım. Bana dinden bahsedeceksin. Bana dinden bahsedeceksin bana şatat da şatafatla gelme. İstam ümmeti bunu kendine yerleştirirse otursa nece kralılar nirce kral içeriler. Nece devlet başkanları. Nece siyasetçilerin İslam’la alakasının olmadığını görür. Nece şehirlerin nece alimlerin. Nece toplum önlerinin bu toplumun önler olmadığını görür.
Ümmetim başında kekimse ümmetim yedinden yer içi iştinden ece. Hazreti Ömer’de Allah’ın Hazretleri bir tempişe çıkar. Valiye gider. O günün vallısına. Vali beyaz ekmekle, balşarbeti çıkarır. Hazreti Ömer’e ben de mi zunurna. Çavrın vali gel buraya da gelir. Senin de her tebvahının enfakeri. Bunu niye biliyor mu da? Tebvahının enfakeri. Hayır yalmıralmü binindar. Vali Hazreti Ömer koca Ömer. Valiye der ki evali. Tebvahının enfakirinin yedinden gemiyen geydinden gemiyen yalancızı alimin tekidir.
Kaldır bu yemeğe buradan da. Şeyh misin? Orada dervişler neyiyosunu yiyeceksin. Zakir misin? Orada dervişler neyiyosunu yiyeceksin? Çavuş musun? Orada dervişler neyiyosunu yiyeceksin? Onu yiyeceksin. Yoksa yalancılardansın. Ümmetim başında mısın? Seninle neyiyosunu yiyeceksin? Seninle neyiyosunu yiyeceksin? Seninle neyiyosunu yiyeceksin? Bir kimseye zengindir. Halivakti yarında dur. O giyebilir. O giyebilir. Sen ümmetin önündeysen sen giyemezsin. Sen yapamazsın. Ya da çıkırırsın Erbüsen’e oraya.
Dersin ki ben bunu yapamayacağım. Ama paraları ühübletikten sonradeğil. En baştan yaparsın onu. En baştan yaparsın. Bir kimseyinin doğrucü veya yalancı olduğunu yolun başıyla ortasıyla son arasında ki farka bakarak dayan. Görürsünüz. O yüzden bir kimseyi yolunun başındaki durumu ne? Sonra biraz palanızızlanınca ne oldu? Onun yalancıolup olmadı çıkarmaydı. O yüzden yukardakına bakma. Sen bir kimseyin. Sen abak bahşetmiştir. Sen am çalmıştır çırpmıştır. Bile meyzoğlu.
Sen ona bakma. Sen haline hamde. Çalış gayret et, mücadele, israf etme. Çatata düşme, çatapata düşme. Gözlerişe düşme, düşme. Bu kötü geymek ettimiz giyin. Marka bu dalası olma, salak aptanlardan olmam. Ben böyle söyleyeyimce olur konuşuyor. Facependi demişler. Neyini ağır geldi. Kapitalist sistemen göre mi yaşacaksın? İstem sistemine göre mi yaşacaksın? Hadi şeref terbizi ve himnuma aceden. Sizden kim nefsinden emin? Bedenesi hatli ve günlük yiyeceği de mevcut ise sanki dünyalar onun olmuştur.
Sen sınhatim yerinde, günlük yiyeceği de var. Ve sen hamde taline. Hani üç şey size dünyalık olarak yeter. Saali, hep bir ev olan, saali, hep bir arabası olan, saali, bir eşi olan. Bu üç şey dünyalık olarak size yeter. Saali, bir ev eş ve çocuklarının ve gelen misafirin rahat edeceği bir ev. Saali, bir bine, seni menzilini hızlı ve güvenli götürecek bir binek. Saali, bir eş. Yüzüne baktığın zaman bakasının geldi. Mutlu olduğun, birbirine huzur verir. Birbirine tatlılık verir.
Birbirine hoşluk verir. Yani evde kavga yok, görürtüyor, patırtıyor, çatırtıyor. Birbirini tırmalama yok. Saali, bir eş. Herkek kadına baktıkça, diyor ki Cenâb-ı Hakk’ın Cemal sıfatı, bunun üzerinde tecelletmiş. Ne güzel bir eşim var. Herkek kadına bakıyor, böyle düşünüyor. Kadın da herkese bakıyor, diyor ki Cenâb-ı Hak bütün güzelliği yakışıklı bunun üzerine vermiş. Ne tatlı bir eşim var? Hayal dünyası bu ya. Herkes böyle baktın nerede böyle bir hayal diye.
Herkes öyle gözlerle baktın. Ne yapayım ben? Ben de size hayal kurdurum böyle. Hani böyle diolarya. Hani hayaller parisi. Hani realit yapılanacağını öyle demiyorum ben. Hayaller cennet. Hayaller cennet. E pezelli atne. Onu bile ben. Ama sahali bir eşte yince sahali bir eş. Burada kadınlar kek dememiş. Hadi şerkte. Sahali bir eş. Bizim sahaleteyim. Hani şimdi onu anlatıyomu zanneder. Adı sahali onu. Rabbim onu sahalelerden eylesin. İsmiyle müsamma eylesin. Ne kadar dualım bak.
Kalada olmazsa yapacak bir şeyimiz yok artık. Kadın da erkek de kuramla sünnetet ağabey olmuş. Eşlerin birbirlerine mutlulukla tatlılıkla. Güzellikle baktığı bir eş. Evet kadın çemkiirmiyor. Erkek çemkiirmiyor. Erkek kadını yokükmünde görmüyor. Kadın da adamı yokükmünde görmüyor. Bir büllerine mutluluk şeriler yazıyorlar. Ne kadar güzel hayal edin mi? Yani adamı içeri giriyor. Bir şer yazmış eş için. Esmerleyemesi de okuyor. Çep telefonlar kaydetmiş. Güzel girmez de.
Okurken sen kanka kadınla yazın diyor. Don kafasına tava geliyor. Kadın kendince kendisini yazacağını beklemiyor çünkü. Tahmin etmiyor. Bu çeme yazmış. Bana mı yazmasım yok? Adam da yazdığını. Bin pişman oluyor. Sahali eş öyle değil. Bir büllerini toller eden. Bir büllerinin eksiklerini. Gediklini kapatan örten. Bir büllerine destek çıkan. Yağ yana yürüyen. Adamın kadını koymadığı. Kadının adamı koymadığı bir el. Kadının adamı hakaret etme diye. Tırmalama’dığı. Herkendi kadına hakaret etme diye.
Tırmalama’dığı bir el. Sahali bir el. Böyle çocuklarla mutlu tatlı bir hayat yaşıyorlar. Ne kadar güzel. Böyle işte kadın kalkıp da. Demiyor ne pişirceğim ben bu evde hiçbir şey yok. Sen de adam mısın? Ne pişir sevdim filan. Yemek de yapmamış. Bizim dervi işte durmamış. Mutfakten ne varsa hepsini dökmüş ortaya. Yılmış bir de o bak o bak yapmış. Haydi kız kendi annesini babasını çağırmış. Bir şey yok evde diye. Haydi o da beni çağırmış. Çocuğun babası anası benim çünkü.
Gecesi atıklı gittik. Annesi babası da orada kızın. Hayırdırne problem? Yemek yapmadı kavga çıktı. Evde hiçbir şey yok dedi. Ben de erza kolay. Yiyecek olarak. Ne varsa dedi. Ortasına döktüm. Bu kızcağızın annesi babası da orada. Anasını babasını baktım. Bunun içimi geldi misin dedim ya. Bunlar da kaldı. Edemah’a yiyecekler mi? Sizden makeldeniz buraya dedim. Görüngediğinsiz. Onları gönderdik. İş büyücek çünkü. Kızı dedim. Yavrum bakma karna var. Ne unut var. Peri iç var.
Pasille var. Ben karıştırıp yemeye kapaydın dedim ya. Hiçbir şey bilmez. Yarım saat dedim. Züdükleri var. İçine saat çakay. Karabı var. Yarım saatte pişir. Koy adamın önledim ya. Bugün bundan mı yapamadın? Koy şıkı soturuyor böyle. Koy şıkı soturuyor. Dedim bu adam seni gönderse hakkı şimdi. Tabii şimdi adam da gelmiyor derslere. Kadın da gelmiyor. Dün manası babası da gelmiyor. Bu işin tehlikeli de de tehlikeli tarafı da bu. Sahil’i eş. Toler anstud da orana. Anlayışlı davranın.
Birbirine de sektikkan. Birbirine arkalaya salhi eş. Adam gecesi atıkıda kadını koyuyo evden. Dine geçek iki de bu kadın. Şimdi tabii filmlerde de işte. Şimdi önceden hani. Adablar kovuyordu. Şimdi kadınlar da kovuyordu. Atımı yüzüne söylüyor bir daha. Eğil adamın kadın adamı kovuyo evden. Ne yapacaksın? Gidiyo adam. Ne yapayım dedi? Gitti dedim. Ne yapacaksın dedim? İçlerinde üçlü çek yatvar mı dedim. Gitti orada yatladım. Orada başlayışamadım. Gitti orada yaşamaya başladı.
Ve hatta kadınlar şimdi. Hem tarafından kaldırıyor telefon. Ne demiş o karakola. Bana darp edebilir demiş. Tehlik edeyim. Bana darp edebilir. Hem önceden başlıyor mu varmış şey? Darp yok ha. Bu yeni çıkan yasa var ya. Yeni çıkan yasa illa. Darp falan yok. Yani elini bile kaldırmamış. Darb iş bizim. Dedi yemin ettielini bile kaldırmadım dedi. Dedim hakaret bakar ettik köfür var mı? O bana yaptı da hadi dedi. Yaptı yaptı. Di de onunla o sonu dedi. Telefona işmiş dedi.
O yaptıktan sonra ben de ona bir şey yapacağım zannetmiş dedi. Telefona işmiş dedi. Telefona işmiş dedi. Ben evden aldılar dedi. Uzaklaştırmaya basmışlar. Ben ne yapayım dedi? Git mi oğlum bir daha dedim. Dedim dönme geri. Dönme imledi. Dönme dedim. Ben sonuna ayrıldılar tabii. Sonra kadın hırç yaptı. Bir üç ay daha uzaklaştırma aldırdın. Kadın ad edin ne yapacak bu adam. Nereye gidecek bu adam? Ne yapacaksın? Bunda düşünme o kadınlar şimdi. Bizim erkeklermişler. Utan meyandan çekilmeyenler.
Teravana çıyorlar bana. Böyle böyle eşim beni evden kovdu düştürmadı. Adam düşünsene kapının önünde. Neredesin dedim? Kapının önünde imledi. Peki tabii o talde kal ya da an anlığına git dedim. İkisi de mi? Bir taba annesine evine gidecek. Annesi ayırdır diyor. Gece saat bir dekide. Babası ayırdır oğlum. Ben evden kovuldum. Büyürüsünün babası öyle yaptı. Dedeki bitti iş. Hatta yani geçinirilsin diye. Babasının altındaki evden çıktı. Başka bir eve geçti. Orada kendi ay yine geçinmedi.
Oradan gönderdi uzaklaştırma aldırdın. Kovdu adamı. Adamı normal. Evden kovdu. İstemiyorum seni. Adam çıktı gitti. Ne yapayım dedi? Git oğlum ananın babanın evine dedim. Dedi benim zaten alt katladı. Bir kısım eşeğe doğru. Bir kısım eşeğe doğru. Dur megeri dedim. Sonra kadın yalvardı. Yakardığı gitti. Öyle yaptı. Böyle yaptı. Varkıda işte. Allah rahmet eylesin. Anamacak artık rahmetler demek ki. Sabah namazından sonra geliyor da. Ben ne yapayım? Yürek yarası. Bir erkeğim kendi evinden kolması yürek yarası.
Bir kadınında kolması yürek yarası. Yürek yarasıdır bunlar. Namazı kılıyor geliyor. Bakıyorum kapının önünde. Selâmün aleykümsela. Şöyle oldu, böyle oldu. Şöyle oldu, böyle oldu. Sen düzenini kurdun. Hayatına devam et. Ne yapıyorsa yapsın. Ne yapıyorsa yapsın. Allah rahmet eylesin. Hadi helallah şimdi. Hadi şimdi helallah. Hayırlı eş. Allah herkesin ağzı beylesin. Allah herkesi hayırlısın üversin. O yüzden eşler birbirlerine iyi davranacaklar. Davran mı olsun? Dövmeye söylemeye hakaret etmeye kovmaya gerek yok.
Selâmün aleyküm. Bu reka darmış tatlı bir şekilde boşanalım. Allah’ın isemedi helal. Ama zulmet mektense o dağı hayırlı. Rabbimiz onlar da nelesin. Gerçek senginlik manlılçoklu değil. Gönül zengin nedir? Bunu ebu hüredir naklediyor. Ama hani ebu zirgi fariye de böyle bir sözü var. Hazreti beyganların. Yaay bu zer. Gerçek senginlik. Doğrusun’u Allah’a veresunu bilir. Malfazı alın mıdır? Evet yaraysın o. Hayır yaay bu zer. Gerçek zenginlik. Malçoklu değil. Gönül zengin nedir?
Gerçeklerden. Müzel rıgi farinin de bu noktada. 2 li, görüşmesi var. Burada böyle bir hadis daha var. Ama normalde bi de ebu hüredenin nakledti var. Gerçek senginlik. Malçoklu değil. Gönül zengin nedir? Gerçek senginlik. Gönül zengin nedir? Gönül zenginlik. Kalbin mutmayın olmayıği laalak aladır. Kalbin mutmayın olması da ancak zikrullah ile olur. O zaman okum ise günü vzenginini yakalar Allah biz onlar da neyle sen. Akıllı kişi Arta Ekseyi bakmaz çünkü ikisi de sel gibi geçer.
Çünkü ikisi de sel gibi geçer. Zamanın akışı öyledır ki bir böyle neher kenarına git de bizi yüksek bir neher kenarına güldür güldür koşar ya zaman öyle bir şeydir. Bir şeyle öyle düşün. İçerle alını altından şeyle alı akıyor ya boyuna. Debisi yüksek zaman öyle bir şeydir. Dün ya hayat öyle bir şeydir. Böyle akar gider de bir şey yüksek bir neher gibi. O yüzden o böyle kendi akışında çektir. Siz normal şartlarda bir sele yön çizemezsiniz. Adı sel ya. Siz onu yönlendiremezsiniz.
Siz ona istikamet koyamazsınız. O akıp çektir. Önüne geleni yıkıp çektir. Önüne geleni çerçyok. Toparlayıp götürecektir. Arabaları katları yattarı hanı televizyonlarda var ya görüyoruz ya. Bir bakıyorsun koca, araba koca, o tabi koca kamion. Almış götürmüş. Yemiye almış götürmüş. Evli alıp götürüyor. Bir mahalleye alıp götürüyor. Kadar kadar ve zaman, sel gibi bir. Kadar ve zaman o yüzden kadar önüne geleni alır götürürsen onu değiştiremez. Senin dışında çünkü senin cüziyeladende değil.
Sel gibi bir bakmışın ortalık tuvan olmuş. Yıkılıyor her taraf. Sen on noktada sukun etini sabrını koru o dairede sen sakın ol sabrulu ol. O sel vuracak geçe kadar senin dışında çalışıyor. Vuracak geçe konu. Senin dışında çalışıyor. Yıkacak geçe konu. Sen sadece o sele kapılmamaya çalış. Kendini onun için atma. Kendini ondan uzakta tut. Cüziyiradende. Yoksa o akıntıya sen de yürür gidersin. Senin de parçan bulunmaz. Allah muhafaza elisin. O yüzden zaman su gibi bir.
Yürür gider o. Sel gibidir. Yürür gider sen zamanı durduramazsın. Sen onu durmaya çalışma. Sen onu durmaya çalışma. Sen senin ortasında kalmış koca arabak gibi senin de savurur. Sen onun onun babaş edemezsin. O yüzden şunu unutma işbiz ama. Cenâb-ı Hak her şeyi bir kadar üzerine yaratır. Biz kadar eman ederiz. Biz Mustafa İstanbul’a olay gibi kadar imandan iman gerektirmeyem bir şey değildir demeyiz. Biz kadere iman ederiz. Kaderin varlığına iman ederiz. Kaderin işe işine iman ederiz.
Bizim cüziyirademizin dışındadır. Biz onu cüziyirademini çarsında görmeyi iz kadar. Allah muhafaza elisin. O yüzden ayetikerme kamer kırt dokuz. Biz her şeyi bir kadar üzerine yaratı. Yaratılan her şeyi. Tün olm dediğirse bir şey o bir kadar üzerine olden ümiştir. Ne yerde ne gökte bir yaprak düşmez ki o bilmesin. Cenâb-ı Hak bütün her şeyden haberi vardır. Ondan izin siz ondan haber siz bir yaprak dayı düşmez. Sen kaderi değiştiremesin. Sen kaderi önlemesin seni önlemedin gibi.
Zamanı değiştiremedin gibi. Zamanı durduramadın gibi. Sen güneşindoğuşunu etkilemesin. Güneşin batışını etkilemesin önlemesin. Dünyanın dönüşünü değiştiremesin ben. O bir kadar üzerine dır. O zaman senin de kaşın kadar üzerine dır. Sen kaşını büyütemezsin. Sen çirpini büyütemezsin. O bir kadar üzerine yaratılmıştır. Sakalın uzarda çirpini uyuyo uzamaz. Sakalın uzarda kaşın uzamaz senin. Sakin uzar dört parmak altındaki kaşın uzamaz. O bir kadar üzerine yaratılmıştır çünkü.
Sen onu değiştiremesin. Sen zamanı geriye çekemezsin. Zamanı önceden olmasın. Zamanı sel gibi. Yürül gider. Sen zamanına yarışma. Sen kaderle savaşma. İnsanın iki yerde malüptür. Bir futratına malüptür. Iki kaderine malüptür. İki yerde malübet vardır insan için değişmez bir malübetdir bu. Bir futratı dır senin. Erkeği erkek eratmıştır. Kadını kaderine yaratmıştır. Sen futratı değiştiremesin. Kadın kadındır. Erkek erkekdir. Kalkarda bir erkek kadınlık yapmaya kalkarsa hem nefsine zulmetmiştir.
Hem de Allah’a zulmetmiştir. Hem de Kur’ana zulmetmiştir. Sebeb Cenâb-ı Hak ne yapmak onu kadın olarak yarattı. O yüzden kendine de zulmetti. Allah’a da zulmetti. Dine de zulmetti. İnsanla da zulmetti. Futratı da zulmetti. Ebedice herlerini dur. Hiç kimse güzelleme yapmasın. Duştan velemiş. Otur oturdun yarı cahil adam. Futratla savaşılmaz. İkincisi kaderle savaşamazsın. Bu iki şey insanın malübet oldu yardır. O yüzden kaderine savaşma. Futratı nasıl savaşma. Cüzi yiradenoktasında yapman gereken yap, çalışmanı yap gayret et.
Sabret mücadele et. Ama senin dışında kaderine cilveyi Rabbaneye sene sen hükmedemezsin. O senin dışında. Sen evini sağlam yok. Bir de prime gelip yikar. Sen istediğin kadar sağlam yok. Sen kaderine önüne geçemezsin. O yüzden doğal afetler. Önüne geçemezsin. Önüne geçemezsin. Çünkü Allah muhafaza elisin. Bu böyle hani su fili bilmeyen bekim. Bu su fili de rızama kalmış. Burada kul Allah’tan rızıdır. Allah takıldan rızıdır. O kul rızama kalmana erişti mi? O zaman Allah’tan rızı olur.
Rızama kalmana nedir? Sen bu eksikti bu fazlaydı. Bu yanlıştı bu doğruydu sen ona bakmasın. Sen yapman gerekeni yaparsın. Senyapman gerekeni yapar. Çalışman gerektiği yerde çalışırsın. Gayret edersen mücadele. Kadeler için o işin matematini çözümler onu yerine getirirsin. Ama sen senin dışında çalışan kadere o mekanizmaya, senin dışında olan fıtrata müdahale demesin. Allah muhafaza ile sen. Bu konuda akhan zamanına bırak kendini. Onunla mücadeletme. Akhan kadere bırak kendini.
Onunla mücadeletme. Mahlup olursun. Mahlup olursun. Rabbimizin muhafaza eylesin. Eki beni kıyuz, doksandan devam edeceğiz, önümüzde kafa inşallah. Haklarınızı helal edin. Bizden yanında helal olsun, helfatı yaman selam.
Kaynak
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin 08.11.2025 tarihli sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.
İlgili Sohbetler
Daha fazla bilgi için Tasavvuf sayfasını ziyaret edebilirsiniz.