Genel

Mesnevi Okuması (2290. Beyitten) 15.11.2025

Mesnevi Okuması konusu hakkında Mustafa Özbağ Efendi’nin değerli açıklamalarını içeren bu sohbette, derin manevi bilgiler paylaşılmaktadır.

Bismillahirrahmanirrahim. da ele alabilir. Dünya neyimet, bakı değildir. Hiçbir zikkim senin zenginine bakı değildir. Hiçbir kimsenin fakirli bakı değildir. Hiçbir kimsenin hastalığı bakı değildir. Bu dünyada, bakıyor olan Allah’tır. İnsanlarda bu dünyada, bakı değildir. Nasıl, dedeniz, neniniz, barkı değ ise, göçük değse, nasi atalarınız, cetteniz, göçük, dise, biz de göçük, cek bizden sonraki nerede göçük, cek. Hiçbir şey, bakı değildir. Bakınız zaman, bakıyor olarak gördüğünüz, hiç bir şey, bakı değildir.

Bir şey, bakı değil. Koca beş yüz yıllık altı yüz yıllık Osmanlı İmparatorlu Batmış, gitmiş. Bizansı İmparatorlu Batmış, gitmiş. Selsi, çıklı İmparatorlu Batmış, gitmiş. Atıyla, koca onu İmparatorlu’nu kurmuş, doğmuş, Batmış, gitmiş. Yani, bakıyor olan bu dünyada, ne insan, ne sistem, ne derk, ne gammın, ne kasabet, ne de dünya neyimetleri. Bakıyorsunuz, sels gibi geçiyor gidiyor, hayat da ayak, bak denizda, sels gibi, ben bakıyorum. Yatah dün diyorum, dün bayindirin sokaklarında dolaşıyordum.

Mesnevi Okuması Hakkında

Sels gibi geçip gidiyor, bakıyorum ben İsmail’le. Hani İsmail diyorum da, dün heykelmeydandı, ciritatıyordu. Bakıyordu, bana böyle, ben ondan daha yakışıklayayım mı? Gıptaydı, diyordu. Diyenemiyordu, benim yapışıklı, ama. Hala da, da, da, yanamayahu, bak kafazını sallıyor. Şimdi, sels geçip gidiyor, genişlikte, sels gibi, o da geçip gidiyor. Sels ne kadar kendine, gençim, dersen de yaş olmuş, atmış beş, atmış beş, o, ciyetmiş de yivar, ne olacak yani? Dört beş yıl, atakın mı?

Sels gibi geçiyor, gidiyor her şey, o yüzden. Yani, sels ne kadar temiz görünürse görürsün. Geçip gidecek, sels ne kadar bulanık görünürse görürsün. Geçip gidecek, o zaman, sels burada, bir sessel bol, azete bir burada, sessel normalde, gelip geçici şeyler için bir sessel bol olarak kullanıyor. Sels bulanık değil ise, dünyanın imetleri. Yani dünyanın okumi size, götuğu, ekramı, issana, Cenâb-ı Hakkım üzerinden. Yani, sels bulanıksa benim gibi işte. Bütün karman çorman karışık kuruşuk, işler var, sıkıntılar var, bir sürü şey var.

Sels bulanık ama temiz olan da,sels temiz de olsa, berrak de olsa, geçip gidiyor. Sels bulanık de olsa, geçip gidiyor. O yüzden dünyanın saflı da, bulanıklı da, fâne, dünyanın güzelliği de, çirkinli da, fâne, dünyanın içerisindeki, güzellikler de, çirkinlikler de, fâne, dünyayı içerisinde zulmeden nerede fâne, zahalimlerde, fâne, hâne, dünün zahalimleri yok, askdular bir sürü, alimleri, bir sürü şehileri, bir sürü derviçleri, dünyanınlara kaldı mı, yok kalmadı.

Ya, onun küçük gidiyor bütün her şey. Herkes hesap yerine koşuyor. Herkes maşere koşuyor. Bak, yolan anla ve Cenâb-ı Hak bir de, bunun bakıyor olmadığını, dünyaya ve dünyaya hayatının geçici olduğunu ayetledi bize söylüyor. Kasa sayesek sen sekiz her şey yok olucudur, yok olucudur. Ancak onu zahatı bak eder. O zaman gözünün gördüğü görmedi. Var olan var edilen her ne var ise hepsi de yok olucu. Hepsi de yok olacak, meletler, dail buna. Her şey bir anda bir bakmışınız, yokluk deriyasına gitmiş hepsi de, bak ki olan Allah sen Allah’a sıkı yapış.

Bak ki olan Allah’a dostluk yap, sen de ki güzellık kimse de kalmayacak, sen de de kalmayacak, ben de de kalmayacak, gençlik sen de de, ben de de kalmayacak, bak İsmail’in de saçı sakalı ağırdı. Ben de tanıştığında, karazcım rüt gibi de saçları, afralayıp, afralayıp öyle çıkıyordu. Gediğini artışgığın gelmiyor. Her şey halada aynı da terfaması değişmedi değil mi? Değişmedi mi? Değişmedi mi? Parılması yok. Değişmedi takip ediyon ben de onu zaten. Ama gelip keçice her şey, o yüzden hani başka bir ayetiklerime dedi, dünyaya hayat oyun var olan madaneyi bari de, Ankab’ı atmış, o yüzden o oyun’un ve oyalanmanın içinde, ama doğru şeyler yapmak zorundayız.

Doğruş heyle, bu dünyaya hayatı ahiretim madem ki, tarlası biz doğru şeyler yapalım. Biz doğru başarılar koyalım. Doğru bir çizgi çizelim. Arkamızdan doğru bir eser bırakalım. Doğru bir eser. En güzel eserne hayırlı evlat. Hayırlı evlatları yetiştirelim. En güzel esernehayırlı arkadaşlar kardeşler bırakalım. En güzel eser. Sen arkana hoş bir seyda bırak. En güzel eser bu Allah bizi onlardan eğlesin. Peygamber de, sallullahi ve sallamaz ettir de ne güzel söylemiş.

Dünyada, garip ve yolcu gibi o, bu harde geçiyor. O yüzden bu dünyada garip ve yolcu, bu bundan şunu çıkarmayan, yani tembel olacağınız aymaz orcanız, böyle hiçbir şey öyle bir şey yok. Ama bu dünyada garip seni, bunu unutma. İman etteysen garip seni, kuran sünnet diyorsan garip seni, bu garip seni, fakirlikten başımmasın. Bu gariplik, böyle hani kimisi, böyle garip an insan yafı, eller değil bu. Bakpın zaman bu dünyaya mümin için bizzinda garip seni. O yüzden senin gibi düşünmeyecekler, senin gibi hissetmeyecekler, senin gibi yemeyecekler, senin gibi içmeyecekler, mümin sinsen.

İstraf edemezsin, şatatı, düşemezsin, şatafatı, düşemezsin, gösterişe düşemezsin, şan şöğrete düşemezsin, çünkü sen müminsin, dünyaya bağlanamazsın, dünyaya kazık çakamazsın. Bir bin sin, garip seni bu dünyada. Yani bir bakıyorsun, hani benim dedimin babasına da yok, hani benim dedenlerde yok, hani benim babamlarda yok, hani benim annemlerde yok, yani benim annemlerde yok, yarın ömür gün ben de yok olacağım. Garip seni, hata anneni babanı getir, getiremiyorsun.

Hatı dedenine nedeni getir, getiremiyorsun, garip seni bu dünyada. Evet, baktığın zaman evlisin, çornağın var, çocuğun var, akrabaların var, demasa, etrafın var, abın karıpsın, onlar kuranlıyorsun, net yolunda değilize yapayalnızsın. Bir çok akraban var, harika ne büyük sülalesiniz, harika, iyi, kuransünnetliyen kaç kişi var içinde, garip seni. Annemler yaşayan 4 kız kardeş üç olan kardeş, yedi kardeş, düşünemiliyor musunuz, her birinde en oz olandığı üç çocuk var, üç yedi yirmi bir, yirmi bir tane kuze var.

Garip seni sen, İman Ehli’yi sen, garip seni, yani kimsesene yüzüne bile bakmaz, ne de hayat farklı, yaşanlıkı farklı, düşünce farklı, yol farklı. Gülünün için dünyaya bir garip seni bu dünyada, yürüyüp gideceksin, yürüyüp gideceksinve yolcu son, kalıcı bir şey yok, başka bir adışerit ediyor ki mülmin için diyor, dünyaya çölde yürüyü şe çıkan bir kimsenin, gölgelikle, gölgelikle, gölgelenmesi kadardır diyor. Gölgelenmesi kadar, o yüzden selbirlanın tosa yürüyüp gidiyor, nereye yürüyüp gidiyor, demize gidiyor.

Bunlarının oğulmasa da temiz dosa yürüyüp gidiyor, nereye gidiyor? Denize koşuyor, okyanıza koşuyor, bütün her şey ona döndürücek, her şey ona koşacak. Kallıcı değilsin bu dünyada, bu dünyadaki hiçbir şeyinde kalıcı değil. Allah beni affesin, varlığı müh söylemek için söylemiyorum. Bizim aynı böyle bir bune yakın sokakta altı tane ev vardı, altı tane ev, son evi ben sattım geçenler, nereye dedim, nori sattı, sattı, bakın mahallenin en zengin edin, zengin edin, zengin edin biz.

Nerede kaldı, evlaka almadı, benden de başımı sokacak bir ev yok şimdi, kaldım sokakta, şimdi hani nerede onlar yok, bakın sen bulanık dosa temiz dosa, göçtü gitti, yürüyüp gidip de, eskide gittin, kiremeti bile kalmadı. Hatbuki bu dünyaya gelip geçiyor, o eskimiz evler gibi sen de eskiyorsun. Sen de eskiyorsun, sen de göçüp gideceksin, o yüzden normalde, suyun, beraklı ilar, gününlardığı darkı, okyumizi osel, hani geçip giderken, derviş öyle düşünmeli, mühmin öyle düşünmeli, sufi öyle düşünmeli, bulanlık bir su da kaybolmasın.

Osel yürüyüp gidecek, berak bir selde yürüyüzün gitsin, yani tabi burada, işin hakikat ehli, bulanlıklığına ve ota beraklığına da bakmaz, der ki busel geçici, busel geçici, ne hastalık yaşarsan ne, güzellik yaşarsan yaşarsan ne, kötü lüktü, ne iyilik yaşarsan yaşa busel geçici, haze tepir, selle, muhteşem, mümetaforkurmuş burada, Rabbim, Zannam’i, Nazı, Velas’i. Bu halinde binlerce canlı sıkıntısız, hoş bir halde yaşamakta geçinüp gitmek dedir. Baktığın zaman bu halemde bütün canlılar, bütün canlılar.

Kurdundan kuşundan bitkisinden ağacından hayvanından haşat, haşatından, kahverinden, münafından, mümünnetinden mümünne kadar. Atada tapan, putada tapan, nereye tapiyorsa tapsın, gönyünde heykerçik taşıyon evine heykerlikken sokaktarına heyker dediksen ne yapıyorsun sen yap, bütün kimne yapıyorsun, şey yapsın, gidiyor ne yapıyor işte bir heyker var, heykerinin önüne muzbra. O da ne ne muzbra ki, elma bırakıyor, sana iyi o, ona soruyorlar, anneden böyle yaptın, bu da diyor bize bunu tekrar, ediyeti.

Ben götürdüm diyor, muzlu koydum, önüne, eh, ettisün geldi, yedi, ne oldu, bu da bana bunu ediyeti diyor. Neden gülüyor musun gençler öyle inanıyorlar, biz de de var öyle inanana, heykerler ne tarafında tavap eder, gibi dönüyorlar. Heyker, ama Cenâb-ı Hak onun derizsiniz, kesemiyor. Bütün kurdunda kuşun derizsiniz, veriyor, bu Cenâb-ı Hak da devlet donuruz, siz bırakmıyor, köpek balı da, balil nediruz, gınalıyor. Küçüce kamsidir, rızgınalıyor. Daha küçük balıklar da var, onlar derizsikler ne oluyor, kocaman devasa, balil nalar var, onlar derizsiklandırıyor.

Bu sağiz ve dünyada gördüklerimiz, dünyanın dışında varlıklar var, onlar derizsiklandırıyor. Hayret edersin, insan desen, insanı benzemiyor, hayvan desen, hayvana benzemiyor, cinyi desen cinyi ebbenzemiyor, değişik yaratıklar, onlar derizsiklarını veriyor. Bütün kainatırızlıklandıran o, bütün bakın o yüzden canlı canlı canlı canlı canlı edicine, bütün varlığı rızıklandıran o, o güneşin içerisinde, yaşa, güneşin bir kainatırızlıklandırıyor. Bütün bakın o yüzden canlı canlı canlı canlı canlı canlı canlı edicine, bütün varlığı rızıklandıran o, o güneşin içerisinde, güneşin içerisinde yaşa, güneşin içerisinde yaşa, siz hücredeyin baktarı değil, ben varlık değil onlara, güneşin içerisinde yaşıyor.

Güneşin içerisinde, güneşin içerisinde bir şey yaşarımı yaşıyor. İlim ne zaman teslimi, de de de de de de de de de de de de de de de de. Sen kendi kendine şunu düşünme. Ya o da mı hırızlıkını afet? Ben İflaz ettim de anlatıyorum ya bunu. Vergeseniz diyorum dersen gelmişim saat gece saat üç dört. Hani benim uyumakla dalakalı problem var ya ama böyle yat uyudum yok öyle bir şey diyor. İflaz etmişim, perişan müvaz ettim. Bergeseniz diyorum. Bu konusun dibinde tipik bir köpek balı.

Bunu hep anlatırım. Köpek balının gözleriyok. Kulağıkları diyor. Bir duymuyor. O konusun dibinde yaşıyor. Hisleriyle hareket ediyor. Böyle seridiyorum. Böyle ağzının dibine bir balık geliyor. Alıyor onu böyle. Ağzında bir dolaştırıyor. Bun balık hoşuna git bence buradan dodanın kendine. Attırıyor onu. Durduğum, hiç dedim. Mustafa ezmeat edin. Bu köpek balı kadar inancın yok mu seni? Sen bu kadar da mı değilsin dedim ya? Vandedim Allah. O kiyonusun dibinde gözü görmüyor.

Kulağı olmayan. Bir köpek balının dedim. Ağzına balığı veriyor. Bir de o köpek balı beğenmiyor onu. Durduğum kendilerini anlatıyor. Kalk dedim lan yürü. Vandedim bir köpek balı kadar değil misin dedim. Bana böyle ortakıyor. O bergesen bana bir işaret oldu. Bir nasihat oldu bana. O zaman, rızık endişen yok. Bütün her şeye rızkının veren o. Ve rızkı aiyi, Allah’a ait olmayan hiçbir şey yok. Senin üzerindeki kötü ücrelerin dair rızkı on da. O kötü ücrelerin rızkının senden keserse sağına kavuşursun.

O rızkı kes çek. O kötü ücrelerin rızkını keserse vücudun sıhat bulacağını. Kalbindeki kötü ücrelerin rızkını keserse kalbindir hat bulacağını. Allah’tan matliği mağnıvi afiyet dileyin. Cenabı Peygamber Salullahi ve Selamazatı Milyo. Allah’tan afiyet dileyin. Afiyet dileyin ki Cenâb-ı Hak afiyet versin. O yüzden hiçbir canlı hiçbir canlı. Hiçbir canlı. Rızkını rızkını kendi üzerinden taşımaz. Orrızkını onrızkını Allah verir. Rızık Allah’a aitir ve hiç kimse rızık sıklıktan ölmez.

Ve onrızkını kesin cele gelmiştir zaten. Elceli geldi ise onrızlık kesilir. Eceli gelmedi ise onrızlık kesilmez. O yüzden ne güzel o çok hoşuma gider. Hadişem aldım buraya. Kirmizi, bol, bol okuyum. İmam, kirmizi, sufi, bir kimseldir. İmam, kirmizi, ahşık bir insandır. O yüzden İmam, kirmizi, ne kallalım. Bu harden sonu okuyacağınız hemen hemen en idal Hadişem, birisidir. Sürgün yemiştir. Allah aşkından dolayı. Ve zamanın devlet başkanı ondan imzalır. Aştan bahsetmeyeceksin diye.

Ve imam tirmizi imzavirir. Aştan bahsetmeyeceğine dayar. Ve tirmizi, tirmize gelir. Herleşirorada, hadişüzerinde çalışmalar yapar. Onun naklet diye hadişis. Eğer siz Allah’a hakkıyla tevekül etse edimiz. Sabah aç çıkıp, akşam, toktönen, kuşlar gibi rızıklanırdınız. Kuşlar gibi tevekül etse ediniz. Hakkıyla, sabah aç çıkıp, akşam, toktönen kuşlar gibi rızıklanırdınız. Kuşlar ne yapıyormuş? Sabah aç olarak çıkıyormuş. Yuvasında durmuyormuş. Tekrar buraya söyleyim.

Sabah aç olarak çıkıyor. Evvakan erkekler, sorun ugluk alan giydeli kanlılar. Evde vakit geçirmek yok. Evde yan gelip yatmak yok. Çalışın evde vakit geçirmek. Kuşlar gibi olun. Yuvayı terkedin. Sabah erken de. O kulsukul. Doğru okuluna git gel çalış. Dersler ne çalış. Tam belik yapma, ayman sık yapma. Geç telefonuna oynuyacağım bilgisayar da oynuyacağım diye uğraşma. Oraya buraya takacağım diye uğraşma. O kıyormuşun evette. Geç telefon da oynuyacak. Yok, oraya takacak.

O kıyorsan dostor oku. Sınıf tekrar yapma. O kıyorsan dostor oku. Dersler ne var? Dersler ne var? Nerede o kıyorsan oku? Ne de ne senin işin okumak. Geriden ders takip ettiriyorsan. Tam belsinsen. Geriden ders takip ettiriyorsan ayır. Sen Allah’a karşı vazifeli yerine getirmedin. Aile ne karşı vazifeli yerine getirmedin. Sebep çalışmadın çünkü. Allah’ın sana vermiş olduğun nimetlere nankölük etme. O korum ya. Ne yapacaksın ya? O zaman bırak okul okuma. Ne yapacaksın?

Çalışacaksın. Sabalenerkenden kalk işine git. Kaç yaşında olursan ol. Kaç yaşında olursan ol. Abmış 4 yaşında inme. Sabal’ın sağa sektiğinde 9’da bir öy gibişim. Zama utanıyorum. Ben utanıyorum. Bir öy hesağı sektiğinde 9’da gideceğim. Ben gece saati iki de üçte sohbetten geliyorum. Yaptım diye söylemiyorum. Ben sabah namazından sonra bir öy. Bakın benim paylaşımlarımı. Tembellik yok. Allah Resul’u kuşlardan örnek verilkemise Hadis şerif yanlış anlaşılmasın. Kuşlar gibi diyor.

Yuanızdan üçün gidin. Sabah’ın git dükkanını aç. Çarışı on da açılıyor. Sen sekizde aç. Sen malonunu düzenlet. Tezgvanını düzenlet. Temiz yeni yap. Tiyasa açılmıyor bizden. Bizden bana söylenenle affetler. Ve bende müşter kuyrukta ya. Ben sabah’ın gidip açıyor mu ya? Sabah’ın bereketini kaçırma. O zaman teveklü. Allah’ın sona teveklü. Evinden çıkacaksın. Evinden çıkacaksın. Evde oturmayacaksın. Evde oturacağım. Sabah’ın kalkarken de. Eşini de kaldır. En hayırlı eş, eşini sabah namazına kaldırana eş.

Adış şeref. Kadın kalktığı sayr kek kaldıracak. Her kek kalktığı sayr kek kaldıracak. Her kek kalktığı sayr kadını kaldıracak. En hayırlı eş o. Sabah namazına kaldırana eş. En hayırlı eş. Gönlük de sabah namazına kalkacaklar. Dükkanın altında karakıl var. Karakalanın karşında bir tane şeyci var. Poğaç acaba. Böyle sabah yürü işi, böyle bir dedim, böyle bir yürü yim. Hani sabah namalından sonra, böyle dedim. Az bir şey yürü iş yaptım. Yapayım dedim. Begün sabah çıktım.

İlk defa gördüm. O da o da o da o kukul, ne mesek bir sesini, o kukul açıldı oraya. Ne mırtaş başa, ne seklisesi. Karak olun tam karşında bir tane poğaç açmış. Beğir, yiyefreksimit poğaç var mığaç aç atıyor. Karşıdan bizim alinin dükkanı var. Alinin dükkanın üstünde oradan benzininin oradan benzininin önünden seyrettim. Bakın bütün öğrenciler orada duruyor. Ya öğrenciler annesi veya babası arabadan indiriyor orada çocuk geriye dönüyor. Tekrar karşıya geçiyor.

Oradan poğaç ama o çabarak mürekksimit mümüt bir şeyler alıyor. Elinde poğaç et. Böyle kendi kendime baktım. Dedim, açan adam çok akıllı bir iş yapmış. O konun karşısında böyle bir yer açmış. Hani orada arabaparket çek bir yer yok, duracak bir yer yok. Ama sırf öğrencilere çalışıyor. Ve o öğrencilerin annesi babası çocukına sabalen kahvaltı hazırlamıyor. Orada margarin ne yavu belli olmaya ne mayası belli olmaya hangi hizmle yapıldı belli olmaya gıda aları yediriyorlar.

Çocuklarına. Ve o çocuklar elinde poğaç ha. Elinde simit. İşte burası alar açman diyorlar. Yok tahini oradan görüyor. Baktım seyizledim, üç dakika beş dakika, on dakika. Üzülüm çocuklara. Sonra aşağı doğru karakoluduorayı. İndim, baktım daha da yakından gördüm. Çocuklar oradan alıyor. O kulakiriyorlar. Hayakta yiyeye, kimisi poşetle oraya giriyorlar. İçimden şunu dedim. Yani dedim bu anneler babalar, çocuklarını sağlık size yedirdiler. Neyiyo olduğu belli değil, nasıl olduğu belli değil.

O çocuktan sonra sen hayır bekle. O çocuktan hayır bekle. Sonra kendimizi düşündüm. Biz mesak bir sesine gidiyo. Sabah saat altı yedi geçe, biz otradıyoruz. İki tane çeyin, bizel motorlu, onun sonra tren altı yedi geçe. Bayender rejtasyonlarını kalkıyor. Biz beş üç dakika evden çıkıyor. Bir günden bir günde, soğuk börek yedi matırlamıyorum. Soğuk bir hamur iş yediğimle hatırlamıyorum. Melyum babamdan. Hasan yarın sabah çocuklara ne yapayım. Şubaraya, bu böreaya, şunu yap.

Kendin kendimi düşündüm. O lan ne babaymışım melyedim. Babam öyle bir de. Sonra ne yarsan iyi oldu. Baba yaptığını. Annem yapıyordu. Baba yaptı. Baba babam alanı gösterdi. Şimdi çocuklar öyle mi değil? O zaman, pevek günle uş şaksın. Sen sabahlerin arkenden kalkacağım. Evdekinlerde kaldıracağım. Bir gusuz çaldan. Bırak, kes kalkçakaya. Şimdi duyudunuz doyuzdanın sıra çaldım. Uyuma yani. Sabah kalkacağım. Rızıda koşacağım. Rızıda koşacağım. Evde yapmak yok. Şimdi bakıyorsun.

Siz hiç yatan karınca gördünüz mü? Hiç yatan balık gördünüz mü? Adam evde yatıyorum. Ne olmuş, evekle olmuş. Bunu tekemekri sen misin? Çıkmışları yayandı olasın. Yürü yüş yapın. Evde yatıyorum. On bir rakadan on iki yakanı da. Ver bir işler var. Evden dışarı çıkmayan. Evden dışarı çıkmayan. Ver bir işler var ya. Evini içerisinde duruyor. Nasıl duruyor? Ayret ediyorum ben. Tırnak içerisinde. Erkek evde ne işin var kardeşim senin ya? Gits çalış. Kaç yaşında olursa ne olur?

Çalışmasında. Yürü yüş yap. Hitlarkadaşınız yarata. Değe aben böyle emekliğimde. Böyle bir şey olursa. Kapınlığında durmak gibi de. Ben kapınlığında dururum da. İş yaparım da. Çalışlarında. Yap çak oldum bir işi söyle. Şeyhimin bana nasıl yatı? Gezen Tilki yatanaslan’dadayırlıdır oğlum. Gezen Tilki yatan aslan’dan ayırlıdır. Yani sen evde oturma. Sen evde oturursan sen de hayır gelmez. Adamın haze evde durandayıldır. Onu göre iş yok. Onu göre iş yok. Onu göre iş yok.

Ne satıyorsun? Çalışlarında. Veşler aşağı var. Veşler aşağı var. Çalışlarında. Çalışlarında. Ediye momaz edin. Veşler aşağı var. Dündür değiştir. Yeni model çık çak modeli koyarsın. Yeni mesin. Her geleni modeli koyar. Aynı modeli görmez. Sarpmaya bak. Karediyor musun? O’nacak ver. Dükkan çalışsın sen çalış. Kafan çalışsın. Kalbin çalışsın. Dirlin çalışsın. Git yeni modeller gör. Yeni firmalar tanın. Yeni insanlar tanın. Yeni müşteriler gelecek sana. Onları tanın. Dünyayı ırsıyor.

Ayrı tedavırsıyor. Dünyayı ırsıyor. Dünyayı ırsıyor. Ayrı tedavırsıyor. Dünyayı sevmiyor. Allah’ın hiç sevmez. O eşini sevmiyor. Allah’ta sevmez. Çocuğunu sevmiyor. Allah’ta sevmez. Genç delikanla. O sevgilisi var. Gel yavrum. Sen bendensın. Sen bir kızın sevdiği sen Allah’ı da seversin. Sen hanımını sevdiği sen Allah’ı da seversin. Sen hanımına yumuru kattın, sen sen Allah’ın sebebim. Sen hanımı tekmeli değil. Sen Allah’ın sebebim. Sen çocuğunu tekmeli değil. Sen Allah’ın sebebim.

Sen işine sahip çıkmıyor sana Allah’ı sevmenesin sen. İş Cenâb-ı Hak kız sana verdim lütfen. Allah sana bir ekram etmiş sana dükkan vermiş sana iş vermiş sana bir meslek vermiş. Ama memur ya tam azir altama ticaret neyse bir işin var mı var? Valla Allah Allah sana sevmiş. Neyme termiz sana? Sen ona muhabbet bes onu dört elde sarıl onu düzgün yap. Ne yapıyorsun o kıyosun Allah sana nimet vermiş. Okulumlu dostor oku. Dostor oku okulunu hızda bitelim. Burada aranızda bir isim arışım dört yıllık üniversite yücildi bitirmiş.

Açık, ten dört yıllık üniversite yücildi bitirmiş. Aranızda burada kaçındabiterindedim ben üç yılında dedi üç mücük yılında dedi. Ses varsenin duydu şimdi o. Nerede içeride mi? İçeri ses gitmiyor. Tamam hareket yok. Yani normalde bir kim çalışırsı olur bu çalışmaz olmaz. O yüzden önündeki işine sahip çık. Okuyosan okuluna sahip çık. Bir den bitir okulunu. Ne iş yapıyorsun? Bir iş yapıyorsun? İşine dizip de ne yap. O kuşlar gibi o. Yuladan üç kuş sabah tane akşam akadar yulada durmuyor.

Muhtar kaçta kalkıyorsun? Altı buçukta kalkıyor. Onu dışarıdan bak sen adam ah ne kadar ya adamım tamam işte. Ya bahçesi var şu su var önce. Altı buçukta kalkıyor isterse kalkmasın. Evet ses kuşlar gibi olacağınız. Nürik derviş kuşlar gibi de hem dün yavı hem uğrabe. Sen ne oturuyon evde kardeş eviniz ikr aç. Üsten arkadaş toplan Allah’ın zikret evden. Aftanın üç günü dört günü beş günü ders yap. Aftanın üç günü dört günü beş günü ders yap. Ben şey şimdi çok seviyorum.

Senin şeyin haftada beş dartsı çıkarıyor. Kaç ders çıkarıyorsun. Kaç ders çıkarıyorsun. Öyle şeyhise bir yömde bek yok. Kaç kişiyle ders yapıyorsun. Kaç kece ne harcıyorsun? Matemat de ayetlerle hadislerle. Ayetlerle hadislerle gece saatı ki gece saatı üç o sofeta zırlanacak. Yok başına arıyor. Yok gırip de yok hastaydı. Yok tinsiri yok avçırıyordu. Yok ailecek. Buraya oturacağım. Sen oturacağım. Bu sofeta zırlayacağım. O sofete hazırlayacağım. Ha buraya çok çıksan ne yapıyorsunuz dedim o dervişe.

Biz sevde bakıyız, feyizlenerek e o bize bakıyız, peizlenerek. Hani onlarda şeye bakıyormuş, feyizleniyormuş, şeyt onlara bakıyormuş, feyizleniyormuş. Dedim bir şey sorum ya, nozma Allah kırvansı ormuyoruz. O bize size bir şere söylemiyor mu? Vallahi o bize bakıyız. Allahım dedim ya. O, milletdik güzel bir şey bulmuş. O şeyt dedin güzel bir mıyör eti olmuş. Yani o ona bakıyız, peizleniyormuş. O ona bakıyız, peizleniyor. Dedim nasıl yürüyor işte? Vallahi dedi.

Onun sonra her aydı dedi. Para vereyim dedim. Dedim bizim günlerde hiçhiç yok o zaman dedi. Vallahi kurban size yok mu dedi? Ama on biz de yok ama bize gelmedi dedim. O para damlıkmış biraz. Yedmezse telefonu çölağmış. Bu ay kaza kaç para gönderdin? O diyormış ki beş bin lira gönderdin. Olmadı diyormış. Masraflar çok bir beş daha gönderdin. Daha bir yalnızladığımla gönderik. Günderi ilk dedi. Ulan hep safları başkaları kapıymış. Bizi kallamış. Allah bizi ablacığımız.

Bu cevherden kaynıyor. Bu cevher adından üzerini üstüsü olduğum üttü. Bir de onlar netirandı var. Açerkan var. Şöldür bu dur. Bu ne böyle? Bunlar bu komiten. Bunlar denim etirahında bir komiten. O yüzden aşamıyor musunlar? Bir araba acas cevher detler, lütvi aşamıyoruz. Onun arasında insanı fından geçecek mi de? Ben bir şey. Ay bu etirahında çeteler var. Komiten var. Bizi o çeteleri komitenler aşamıyor. Böyle dinledim adamları iki tane. İkisi de şehlerine bakıyı onlar ona bakıyı.

On bizim öyle değil. Bu baktım yananşı yollar bana dedim. Bizden uzak dur. Siz bizi bozarsınız dedim ya. Biz böyle hazajı kan değiliz dedim. Allah bizi ablacığım. Ve kuşu gecek yırrızgı henüz meydanda olmadı halde. Ağış da Allah’a şükrede. Bakın ve kuşından örnek veriyor şimdi. Yani ve kuşu böyle güzel ötem bir kuştur. Eskiler ona hani ve kuşu dertler. Ve ve gibi ötme dalım da. Mustafa’ız başında arkasını getirecek bunun da boşlar. İsmail böyle baktışından da dedik.

Acma içine de de iyi açmayayım. Evet o yüzden o böyle ötücü bir kuştur. Rızkını ve kuşu gece döter çünkü. Gece ötem enterasın kuşlar vardır. Her kuş gece ötmez. Mesela birbirler seher de öter. Onun için böyle gece yarısından sonra hafif ormanlık alanda. Böyle bir tarafı orman, böyle bir tarafın orman olacak. Orda böyle tam duttlar çıkmadan da. Birler şakımı ya başlar. E o bülleri şakımasında o sen sevgilin ne baş besek al artık. Bir tarafında bir büller şakısın.

Bir tarafında sevgilin şakısın. Hayal bile güzel. Anne kadar böyle güzel. Böyle tatlı olduğunuz bir anda değil mi? Ama seher vakit bu yanı kolmak var. Hek uyanın kolu bir de. Ne onu onu da ne teklere mi de? Böyle o depe de ama değil. Seher vakit bir büldü neceksin? Gerçeği ne? Ordu hane teklere ne zaman duttlar çıkmazdan önce. Tam ara on gün on beş gün. Bir öterler Allah Allah Allah. Gece de üyeklere öter. Böyle gece yola çıktınız diyelim ki yollan sohbetten geliyorsunuz dersden geliyorsun.

Geliyorsunuz güzel ormanlık bir alan. Seher sija arabaya kenara çek. Kondak kapat dinle. Dinle derken sen ortuma dinle. Allah’ı zikre. Seni orda yalnız bırakmaz. Gece öten bir kuş gelir. Delana konarsın. Onun dinler. Onunla beraber zikrullah sen follisini yakalan. Hangi esma en çekiyorsun? Hü esma ası. Sen o çeke erken. Bir gece öten kuş gelir. Seni de beraber başlar zikrullah etme. Telefonu sesi zalmıyor unutma. Yada kapat. Elmanı iserifi de yerli etmesin. O zikrullah.

Sen başta or sana karşılıkları. Sen söylersin o karşılıkları. Sonra sen söylemeye de bırak. Onunla o karşılığını bulur. Sen iki zikreden edin. Ha saat bu problemin varsa nerede kaldın diye soracaklarsa sen bu hayali yaşayamazsın. Heli böyle ıssız bir yol da düştüysen. Anim bilemedin aslında bildiğin bir yoldan gidiyordun. Bir baktın ki farklı bir yol dasın. Ah yollar karışmış. Sen bir karıştın. Yollarını karıştı. Noldu belediğin. Bir de an tepesin desin. Hay vuruyo ne güzel.

Yıldızlar parla. Kuşlar çıvıl çıvıl. Orada zikrullahın tadını çıkar. Gece kuşlarına dinle. Engüzel namelerle bekleyen eşin madliği. Sen eve girdinde o işkanım. Canım güzelim. Kuş geldin. Bak da ah sana ölamol lazım. Özamur demredi. Bak da sana çay lazım çay demredi. Gece kuşın yok senin. Anne zaman geldin sen geldin de. Yapacak bir şey yok. Sen yollarındaki gece kuşlarına oldu. Huzumun sen de yapacak bir şey yok. Sen de o zaman gel eve. Ses izlemekim sevgimi yandırmadan.

Git geldim. Bu da hayat. Sıkıntı yok. O zaman gece kuşları. Allah’ı zikrederler. Şükre derler. Onlar gece rızı karınlar marketmezler. Gece uçmazlar çünkü. Gece uçan yarasalardır. Gece çünkü yarasalar uçarken her de. Gece uçan bazı kuşlarda var. Müyük kuşlar onlar. Bilmül gece uçmaz mısın? Güzelci’in var uçmaz fazla. Ama üveklere ötermek. Bilbirlerde seher de ötermek. Bu nedir işte o da. Rızkı daha henüz gelmeden Allah’a şükredi. Allah’ı zikrediyor. Gece kuşu gibi. Kaksan de gece Allah’ı zikret.

Kaksan gece tövbe. Gece kuşu gibi. Şükretler sen. Kamda dersen. Merak etme. Neymet’in arttıracak. İbrahim süresi ayet dedi. Benim dilime pelese ne kadar. Güne bir zaman Rabbini size şunu bildirmişti. Yemin olsun ki. Şükreder seniz size olan neymetler mi mutak arttırılın. Körlü kederseniz. Şükresiz ki azabım çok şükredenlere neymetlerini arttırılın. Her haline Rabbini hamde çüpü. Bu peynir kokmuş gibi duruyor. Atmayacaksın. Allah’ım den bir evde bir kadın bir şey yok.

Kokutuyoza, küflendiriyorsa, kurtlandıriyorsa, böceklendiriyorsa, o kadın evinin kadını değil. Onun karlardan adam çalışmış çabalamış Cenâb-ı Hakkın lütfüyle, ikramıyla eve yiyecek getirmiş. O kadın evde ki yiyecek, kurtlandırmış, böceklendirmiş, kokutmuş. O kadın nankörlerden bir kadın. Bu kimine eşi olur, solsun, kimine karısı olur, solsun. O Cenâb-ı Hakkın vermiş olduğun niymete saygın ve sevgili durmuyor. O niymete hangretmiyor, o niymete şükretmiyor.

Evde bulgur dur, fasirledir, ordur, bu dur ne varsa, böceklendirmiştir. İşte peynir var, tereyağı var, şu var, bu var, köflendirmiş. Yemek var, yemek orada durmuş, dalapta bir gün, yükyü, gönüç gün, onun o sana bozuldum, bu demiş, atmış. O kadın nankörlerden, o erkek, o kadın’a gerekli olan, nasihatı etmiyorsa, o erkek de nankörlerden, Cenâb-ı Hakkın vermiş olduğun niymete, hainlik yapıyor. Doğru değil. Hambedenlere şükredenlere Allah’ın imeti arttırır.

Hambedmezse şükretmezse, o zaman dedi yok Allah’ın azabı çok şiddetledir. Allah’ın ankörleri sevmez, Allah’ın isrefçilerin sevmez, Allah gözleri şapanları sevmez. Allah gözleri şapan, isref edenleri sevmez. Allah bir şeyi kokutan bozan, küflendirene sevmez. O zaman Hambede çeksin. O zaman şükret çeksin. Bunu yerlerinde kullanacaksın, sonuna kadar kullanacaksın. Bozuldu tamirim hünkündeyi o zaman yenisin alacaksın. Aldığında da Allah’a Hambede çeksin. Bilgise ya bozulunca kadar kullanacaksın bunu.

Bozma mak için de gayret göstereceksin. Allah’ım deni fiyili gösterceksin. Erbise kaç yıllı cirmi yıldan fazla. Onun temiz kullanacaksın. Allah’a Hamdini öyle gösterceksin. Benim ne kaçtan ömre yaptı bu? Parasızlıkta mı değil? Hamde çeksin. Kullana bildiğin yere kadar kullanacaksın. İssraf etmeyeceksin. İssraf etmeyeceksin. Marka manya bu dalası olmayacaksın. Oldurmayacaksın da. Hamde dersen Cenâb-ı Hak neymet arttıracak. Şükredersen neymetin arttıracak. Şükür neymet arttırır sabır ise neymetin muavvaza eder.

Şükür neymet arttırır. Bir dergak bulmuşun. Kur’an sünnet arasında hamde şükret bir şey bini ol. Eyvlermişin Allah sana bir eşiarmış. Hamde şükret. Tizgini bozma. Allah sana evlat vermiş. Hamde şükret. Çizgini bozma. Allah sana evlat vermemiş. Hamde şükret. Çizgini bozma. Cenâb-ı Hak’ın vermiş olduklarını. Ve haber vermemiş olduklarını. Merak etme. Olumlu olumsuz her şey gelip geçecek. O yüzden Normade mümin mümin. Neymet gelmeden şükredendir. Mümin dert gelmeden şükredendir.

Mümin sıkıntı gelmeden şükredendir. Mümin yokluk gelmeden şükredendir. O yüzden Hamde dert sen. Şükret dert sen Allah’ın imetin arttırır. Rahasızlığın var. Hamde çıkayet etme. Cenâb-ı Hak sana lazımolan sağlığı verir. Sağlık hapta ilaçta ondumunda değildir. Bunlar vesiledir sebeptir. Senin ayakta tutacak olan Allahdır. Sen Allah hamde Allah şükret sen. Tövbeyi zikri hamde bırakma. Allah muhafaza elesin. O yüzden nimetler değil nimeti veren bakidir. Sen üzerindeki nimetleri baki görme.

Sen on nimetleri bahşeden nimetleri lütmeden Allah hamde. Gelip keçici bugün gözün görüyor yarın görmebilir. Annem on yıldan fazla ömrünü son on iki on üç yıllı sıfır görmeyle yaşadı. Sıfır görme. Şeker aslı seyipi vurdu gözlerine üç seferamüla tettirdim. Yani on süreç durmadın. Şeker ile mücadele etmedi. Oğun beş yıllı yakın sıfır görmeyle yaşadı. Sıfır görmüyok adın. O nimet elindeki Allah hamde. Aklı’nın yerindeki Allah hamde. İyman’ın yerindeki Allah hamde.

O nimet geçer gider. O bir şeyin olmaması. Geçer gider. O unsuz da yaşarsın. Bir şey siz yaşarsın. O yüzden Allah hamde. Allah hamde etmenin yolunu bul. Allah muhafaza elesin. İnsan süresi ayet üç bunlar böyle benim böyle derinden sarsan ayet ve adisterdir bunlar. İnsan süresi ayet üç biz ona doğru yolu da eyri yolu da gösterdik. Artık isterse şükreder doğru yolu gider. İster sen an kölük edip eyri yollar asapar. Sana doğru yü gösterdik Cenâb-ı Hak. Ben size bildim kadar doğrular anlattım.

Bildim kadarıyla. Görebildim kadarıyla. Sen ister doğruları yaparsın. İster sen nankörlük edip eyri yollar asaparsın. Allah ve Resulullah sana doğru yolu gösterdi. Sana doğru yolu anlattı. Cenâb-ı Hak ve Resulullah sana doğru yolu gösterdi. Sana doğru yolu anlattı. Cenâb-ı Hak ve Resulullah. İster doğru yolu inerlibiliriz. İster doğru yolu gösterdi. Sana doğru yolu anlattı. Cenâb-ı Hak ve Resulullah. Cenâb-ı Hak ve Resulullah. Sen anlattı. Cenâb-ı Hak ve Resulullah.

Sana doğruyu anlattı. Kur’an belli, şunnet belli. Sen ister doğruyol da gider, Allah’a hangi dedersin ya da sen evi yolda gider, Allah’a ne nanköllük, edip cehenneme doğruyol alırsın. Rabbim bizi doğruyol da yürüyenlerden eylesin. Sıratımız takiminde olanlardaneylesin. Bilbül Eidu Aya icabet eden Allah. Rızı kusuzunday itimatımız sana diye Allah’a hamdeler. Bilbül’in yaparmış şakması, bilbül’ün şakması zikirdir, bilbül’ün şakması tövbedir, bilbül’ün şakması, Allah’a duadır, münajattır.

Ah, o bilbül’ün yiyecek kulak. O bilbül herdayım, Allah’ı zikreden bir hayvandır. Seher vakti dinlemenizi tavsiye ederim ama dediğim zamanda, tam böyle baharda, onları şakmasını bir izde, bir dinle, ve sen de bir onların şakmasına uygun bir esmâsıc. O esmâillallahı zikretme başta ve onlar sadece bilbül değil. Bütün ağaçlar bütün çiçekler, bütün böcekler, bütün hayvanat, bütün zereler, Allah’ı zikrederler. Hazreti bir burada hani bilbül’ün zikrini metafar alarak almış ama bütün kainat onu zikreder, yerdekinler, göttekiler onu zikreder, hayvanlar böcekler, hücülerler onu zikreder.

Ay yıldızlar onu zikreder, hüzgar onu zikreder, güneş onu zikreder, dağlar oğlar onu zikreder, sular, bulutlar onu zikreder, onu zikredmen hiç bir varlık yoktur. Sen yeter ki kendince kendi kendini dinle ama çarşıda dolaşırken ama yolda yürürken ama yolculuk yaparken Allah’ı zikret ve o kainatın zikir semponesine bilinçli olarak sen de katıl. Bütün kainat da bizi gırsın fonesi var. Ama senin nefis merati bin olarak beyeşman var ise o esma üzerinden yürü.

Şeyhin sana dediği se tevbide devam ed, tevbites masıyla devam ed. Bütün kainatın tevbid çektiğini duy, tevbid çektiğini gör. Bütün zerelerin, bütün hayvanların bütün varlıkların tev idler yazında tevbid senfonesi de olduğunu görmedin. O senfonesi’ye sende katıl. O zikrullah’a sende katıl. Sonra kendinden geçmişin bir kendine geldiğinde hayesma asını söylüyorsun. Muhteşem bundan nefis yok. Bundan şatat yok şatafat yok. Kendilinden gelmiş. Sen o sarboşlukla hakes masına geçmişin.

Kayı yu mesmasına geçmişin. Kaharesmansına geçmişin. Sen o sarboşlukla cema’a lesma şerifine geçmişin. O sarboşluklasan cema’l perdesine geçmişin. Farkında bile deyizin. O zikir senfonesi ile mümkün bu. Sen ister zikrullah Allah’la kasındı ol. İster sen tek başına zikrullah yap. İster da da ister o da ister yolda ister çölde ister işyerinde. Hangi iş üzerinde olursan ol. O zikrullah senfonesi ne kendine bırak. Daha im zikrullah hüyye yakala. O muhteşem senfonesi ne içinde ol.

Kalbin hücrellerin bütün azalların o zikrullah senfonesi ne gitsin. Eline gayri ihtiyarı gözün iliştiğinde elinde haktesin. Gözün de haktesin. Dilinde haktesin, kalbin de haktesin. Duvarlar da haktesin direkler de haktesin. Bütün kainatın hak ismişerifinde tem olduğunu gör. O zikrullah muhteşem bir şey. Hazreti bir burada bir bülden örnek vermiş. Ama bütün varlık onu zikreder. Bütün varlık. Bübülde o varlığını içerisinde ayrı bir güzel bir varlıklar. Ama Allah’ı zikreder.

İstra ait kırtta. Yedi gök, yer ve bunlar da bulunan her kez onu tesbiy eder. Hiçbir şey yoktur ki onu hanıtıyla tesbiyet mesin. Bakın yedi gök yer ve bunlar da bulunan her kez. Demek ki sadece dünyada insanlar yok. Demekli yedi gökte de değişik varlıklar var. Yardede değişik varlıklar var. Hepsi de Allah’ı zikreder. Hepsi de Allah’ın zikreder. O zaman normalde hani o ardından hadi şerif var. Behaki de geçiyor. Her şey Allah’ı zikreder. Fakat siz onun onların zikrimi anlamaz sınız.

Burada durma. Sen bunlardan olmam. Sen ehli zikir sın. Sen ehli sufisın. Sen burada durma. Sana burada durmak yakışmaz. Ya sen Allah’ı zikred. O çayinatın muhteken zikir sen fonesine katıl. Çayabak zikrullah doy. Suya bak zikrullah doy. Yemeğe bak zikrullah doy. O zikrullah sen fonesine sen fonesine muhakkak katıl. Haalin çoğolacak çünkü. Eyi mal yükül mülk olan Allah. Bre bende beraber her şeyin sahibi mülküsense. Beni zikrullah’ın nuru yuları zıklandır. Cemal’ın Allah’ın nuru yular benim iş delendir.

Cennetin kokusu ile kokulandır. Habibi’nin kokusu ile kokulandır. Ya Rabbi senin kokun ile kokulandır. Doğan rızkını padişahın elinden ondundan bütün pis şeylerden ümidini kesmiştir. Doğan kuşu. Sultanların kuşudurs. Eski Türk kaanları, doğan beserlerde. O’ların doğanlarla kalabalık ollarında şeyvardır. Ava çıkarlar. Doğan padişahların kuşudurs. Padişahların özel padişahlara yetişir. Ve padişahın kolunda durur doğan. Bizim böyle ırçılık gibi algılanmasın. Orta siyadan itibarı bütün kaanların bütün uluların doğan kuşları vardır.

Bu gelenek anında oldu devam eder. Bazıları doğan besler mesela. O yüzden doğan hiçbir zaman leşimiz. Bu benim kendinefsim olsun. Ey Mustafa sen bir doğan kuşu oldu. O padişahın kolunda konakla. O padişahın kolunda konaklarsan leş yemek zorunda kalmasın necisi yemek zorunda kalmasın. O padişahın kolunda sen neymetlerin sana olan neymetlerin böyle akıldahi yetmez. Sen o doğanın o sen o padişahın kolunda doğan olmayarak. O zaman leşlere gözünü dikme. O zaman necislere gözünü dikme.

Sen sufisin sen doğan kuşusun neyşim var necahsetle. Sen sufisin padişahın kolundasın neyşim var senin ateşek ölüsüyle. Sen sufisin o zaman sufife yaşa da sufife yaşa. Padişahın kolunda layık. Karga gibi olmam. Akba bak gibi olmam. Sonu can gibi olmam. Sırtlandı gibi olmam. Ocaksana aslan o. Senin artını sırtlandı artağını sırtlandı artağını sırtlandı artağını ocaksana doğan kuşul. Padişahın kolunda layık. Karga olmam. Akba oğulma. Doğan on o zaman. O yüzden doğan sen pist lokmalara gözünü dikme.

Doğan sen kalkıp da başkasının artı ile uğraşma. Leşlerle uğraşma. Ya sen sufisin sen de doğan tabi tabi atolması lazım. Sen sufisin sen de aslan tabi atolması lazım. Ya hem sufife hem çakalt tabi atolmadı. Hem sufife hem kargata bir atolmadı. Kendine de iştirmemiş geliştirmemiş. Allah muhafaza eylesin o yüzden sen sufisin halkın elindekinlerin eline bakma. Halkın elindekinler senin için leş. Başkasının elindekin bakma. Sen gözünü o başkasına veren edik. Yani hakkı gözünü dik.

Halk tam bir şey umma. Halk tam bir şey umma. O bize bakir feyizleniriz. Biz ona bakir feyizleniriz. Beş bin lira yetmedi. Beş bin lira daha gönder. Sen Padişahdan Padişahlarını göster. Sen doğan sen doğanlığını göster. Sen aslan sen aslanını yaşa. Aslanını yaşa. O zaman Allah’dayan Allah’a yaslan. Allah her şeyi keyafidir. Sen Allah’a peve kület. Allah’a teve kületer sen Allah’a sana keyafidir. Allah’a yaman ettiği sen senin başka bir yere teve kületmene gerek yok.

Sen Allah’a yaman ettiği sen senin başka bir yere dayanma başka bir yere güvenmen söz konusu olmaz. Allah’a yaslan Allah’a dayan. Muhak hak ki Allah seni ne açar bırakmayacak. O yüzden suficin suficinin hakikati doğan kuşu gibidir. Rızkının Padişahdan bekler. Hatta Rızkının avdan bakmaz. Avladına bakmaz doğan kuşu. Asil olan doğan kuşu avladından bir pancak almaz. Avladını alır getirir. Padişahın eline koyar. Padişahın önüne koyar ve Padişah’da onu nimetlendirir.

Rızıklandırır. Hediyesini verir onun. O yüzden doğan kuşu Padişahın gözüne bakar. Padişahın eline da bakmaz. O zaman sen gerçekten suficin doğan kuşu kuşu gibiyo. O Padişaha gözünüdük. Allah bizi onlardan ailesin. O yüzden suficin kimse sufici bir kimse. Başkasının elindekini başkasının evindekine gözünüdükmez. Başkasının eşine gözünüdükmez. Bir başkasının malınla parasına puluna makamına gözünüdükmez. Sufici sufic bu an kuşu gibidir. Padişaha bakar. Allah bizi bizde onlardan ailesin.

O yüzden en başa geçtik. Sel ister bulanı kalsın. İster bulanı kolmasın. Gelip keşicidir. Rabbim bizi gelip keçicisi şeylerlesin. Sınanın onların gelip keçicilerini bakiz dannedim. Nefsin o yapsın vutakalanlardan ailesin. Haklan zela al edin. Bizden yanada helal olsun. Misafirimiz var. Şeyh Efendi daistandan inşallah bize küçük bir selamlama rüt versin inşallah. Birinci şartı tariapat neyi tavvatın nasol. Bu min, mori, kasaltan, geçe, bon, irten, avşan tavvada umaklatın.

Neye bilbile bilmeyi derbildiğini katalartışı. Bilbile bilmeyi günahlar olan bilen. Birinci şartı tariapat neyi ayet takvababil. Birinci şartı tariapat neyi ayet takvababil. Birinci şartı tariapat neyi ayet takvababil. Allah’azza wa s-sanaqlarınızı helal edin. Allah razı olsun aklarınızı helal edin.


Kaynak

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin 15.11.2025 tarihli sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.

İlgili Sohbetler

Daha fazla bilgi için Tasavvuf sayfasını ziyaret edebilirsiniz.