Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

714. Dergah Sohbeti | Zaruratu Hamse — Beş Temel Hakkın Muhafazası

Zaruratu hamse (din, akıl, can, mal, namus emniyeti) kimin sorumluluğundadır? Devletin ve bireyin bu beş temel esasa dair vazifeleri; günümüzde bu hakların ihlallerine somut örnekler.


Açılış Duası

Selamun aleyküm Allah gecenize hayırlı eylesin Hayrınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin Cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed’i hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin Hakkı hak bilip hakkı yaşayan, haykıran, tebliğ eden, batılı batıl bilip batıla karşı cihat eden, mücadele eden, batılı yeryüzünden silip atmak için her türlü malından, canından, nefsinden geçen kullarından eylesin Rabbim nerede Müslümanlara zulmediliyorsa, nerede zulmeden var ise, Müslümanlara haksız, hukuksuz davranılıyorsa, Cenab-ı Hak hepsini kahreperişan eylesin İsrail’i ve destekçilerini yerle yeksan eylesin Doğu Türkistan’a özgürlük nasip eylesin Ümmet-i Muhammed’e kim zorluk çıkarıyorsa, hepsini yerle yeksan eylesin Dünyayı sömüren, dünyayı köleleştiren bütün güçleri yerle yeksan eylesin Deccaliyeti yerle yeksan eylesin Şeytaniyeti yerle yeksan eylesin Bizleri de Kur’an ve Sünnet-i Senney yolunda mücadele edenlerden eylesin Ejmeyin Bu akşam da tecelliyat böyle başladı Sohbete başlasak şimdi zor toparlarız Hani selfie yapıyorsunuz da bugün de böyle olsun diye bizimkide bugün de böyle olsun Hadi sorunuz varsa Bir beldede tasavvuf, vakfı ve kardeşlerden kimse yoksa Orada evimize zikir için, okumalar için davette bulunduğumuzda sizden ve vakıftan çok sezetmemek edepsizlik midir?


714. Nasihat — Dergah Sohbeti

Değildir. Bundaki ölçü izlenecek yol nasıldır? Bunda bir sıkıntı yok. Herkes kendi konumuna, durumuna göre işleri yapmak için. O da müteahhit eder. Ona göre nasıl tebliğde bulunacaksa öyle tebliğ eder. Evet Yusuf Hoca Efendim din akıl can mal namus zarurati hamseriye geçen bu beş temel esasın korunması kimin uhdesindedir? Devletin mi? Bunlar değişkenlik gösterebilir mi? Biz derviş hukuku veya insan hukuk çerçevesinde ilişki kurduğumuz insanlarla bu ölçüye nasıl dikkat etmeliyiz? Teşekkür ederim. Allah razı olsun. Bunu normalde devlete ilgilendiren yönü var. Aslında devlete ilgilendiren yönüne bakacağımız zaman Hanevfiler genelde devletinin vazifesi olarak görürler. O kimsenin din emniyeti, akıl emniyeti, namus emniyeti, can emniyeti, mal emniyeti devlet korumak zorundadır. Bu birinci derecede devlete aittir. Devlet tebaasının yani vatandaşlarının burada din gözetmeksizin onların din emniyetini sağlar. Hristiyanlar orada özgür bir şekilde dinlerine ibadet ederler. Yahudiler orada özgür bir şekilde dinlerine ibadet ederler. Müslümanlar özgür bir şekilde dinlerine ibadet ederler ve yaşarlar. Ama söz konusu olan İslam devletinde oradaki hukuk Müslümanlar için İslami bir hukuk geçerlidir.

Hristiyanlar için Hristiyan hukuku, Yahudiler için Yahudiler hukuku geçerlidir. Mesela Osmanlı bu noktada çok hukuklu bir sisteme aittir. Osmanlı bu meselede çok hukuklu bir sistem söz konusudur. Ama genel meselelerde mesela herkes İslam hukukuna tabi olur. Diğer zımmi dediğimiz veya gayrimüslim dediklerimiz kendi içlerine kendi hukukları vardır. Şimdi din emniyeti olunca mesela devlet Müslümanların din emniyetini sağlar. Hristiyanlar da Yahudileri de din emniyetlerine sağlar. Akıl emniyeti devlet tebaasının aklının da sağlığını sağlar. Akıl emniyeti dediğimizde işte her türlü uyuşturucu, her türlü aklı yok edici unsurlardan insanları korur. Akıl emniyeti önemlidir. Eğer aklı koruyamazsa devlet o zaman aklı koruyamadığında orada akılsızlık hüküm olur. Akılsızlık hüküm olunca orada anarşi hüküm olur. Orada kimin ne yaptığı belli olmaz. Allah muhafaza eylesin. Bu da ayrı bir şeydir. Ardından can emniyeti gelir. Devlet tebaasının canını korumakla mükelleftir. Tebaanın canını her şekilde korur, her şekilde muhafaza eder. Böylece can emniyetini de sağlamış olur. Çünkü tebaanın can emniyeti sağlanmazsa hiçbir emniyet yoktur. Bir de onun normalde bu hali var kendince.

O tebaasının canını, emniyetini sağlayacak. Yani birisi birisini haksız yere öldürdü. öldürdüyse onun cezası ölüm. Bu sefer de devlet, İslam devletinden bahsediyorum. Onun cezasını ölüm olarak pişecek ki bir daha kimse kimseyi haksız yere öldürmesin. ne oldu? Can emniyeti oldu. Aynı zamanda mal emniyeti önemlidir. İslam’da devlet tebaanın malını korumak zorundadır. Yani birisi birinin malına çökemez, birisi birini aldatamaz, birisi birini kandıramaz. Sahte çeklerle, sahte senetlerle, dolandırıcılıkla onun malını çökmez, onun malını alamaz gibi. Bu da ne? Mal emniyeti. Veyahut da çek kanunu onu bir gecede değiştirip ertesi gün çekler kağıt haline gelemez. Ben oradan iflas ettim de onu çok iyi biliyorum. normalde çek kanunu var. Ne olmuş? Ödemezse çekte ceza çıkıyor. Bir gecede cezayı kaldırdı. Bir şey çıkardı. Tansu Çiller koalisyon hükümeti bir gecede bütün çekler kağıt oldu, çöp oldu. O zamanın parasıyla 600 bin liraya yakın avukat da bekleyen çek vardı benim. O zaman avukat Veysel aşkında Veysel ne oldu şimdi çekler dedim, çöp oldu dedi. Bir gecede devlet kendince kendi hukukunu kendisi bozdu.

Tebaasını düşünmedi. Tebaasında iflas edecek olanları düşünmedi. Ne yaptı? Mal emniyeti kalmadı. 28 Şubat’ta bazı insanların mallarına çöktüler. Mal emniyeti kalmadı. Yani gibi. O kimsenin mala emniyeti yok. Mesela şu anda bütün dünya üzerinde hiçbir tebaanın, devletlerin kendi içlerinde mal emniyetleri yoktur. Can emniyetleri yoktur. Bütün dünya üzerinde. Din emniyetleri yoktur. Bütün dünya üzerinde. Ardından ne namus emniyeti? Devlet şahsın namusunu korumak zorundadır. Bireyin namusunu koracak. bireyin namusunu koracak dediğinde yani bir kimse bir kimseye tecavüz etti. Tecavüz edenin İslam hukukuna göre cezası ölümdür. En son Balıkesir’de Osmanlı orada kadınlara tecavüz eden bir kimseyi asar. Çünkü zina ayrıdır. Tecavüz ayrıdır. Zinanın da suçu vardır. Zinanın da cezası vardır. Bir kimse evli bir kadın veya bir adam normalde zina ettiyse, bu tespit edildiyse onun da cezası rejmedilmektir, öldürülmektir. Böylece ne yapar? devlet insanların tebanın namusunu da korur. Bunlar birinci derecede devlete aittir. Bu sorumluluklar. Bu sorumlulukları yerine getiren bir devlet eksi de gedi de olsa İslam devletidir. Eksik yedikleri olabilir. Hani hadis-i şerifler var çünkü. gri olacak diyor.

Hani tam bir Kur’an Sünnet yaşanmayacak. Onu bütün herkes Osmanlı olarak nitelendiriyor. ondan önce ondan önce işte ondan öncesi daha iyiydi. Ondan öncesi daha da iyiydi. Ondan öncesi çok iyiydi. Hani Cihariyar-ı Güzin zamanı. Şimdi bunlar devlete ait olan vazifeler. O zaman devlet bir, devlet olabilmesi için tebaasının din emniyetini sağlayabiliyor mu? Biz ona bakacağız. İki, biz tebaasının akıl emniyetini sağlayabiliyor mu? Üçüncüsü ne? Tebaasının can emniyetini sağlayabiliyor mu? Dördüncüsü mal emniyetini sağlayabiliyor mu? Beşincisi neydi? Namus emniyetini sağlayabiliyor mu? Eğer bunları sağlayabiliyorsa bir devlet sistemi, o devlet sistemi İslamidir. Eğer bunları sağlayamıyorsa. bir kimsenin din emniyeti yok ise, dinini özgür bir şekilde yaşayamıyorsa, dinini özgür bir şekilde tebliğ edemiyorsa, devlet birinci maddeden sınıfta kaldı. İkincisi ne? İkincisi akıl emniyeti. Devlet tebaasının aklını koruyor mu? İnsanların bir kısmı uyuşturucudan akıllarını kaybediyorsa, bir kısmı içkiden kaybediyorsa, kumardan aklını kaybediyorsa, o zaman devlet orada tebaasının akıl emniyetini sağlayamadı. Veyahut da sağlık sistemini elinin altında tutamayıp önüne gelene antidepresan veriyorsa, antidepresan kullanımı 20 yılda 5000 kat arttıysa, 5000’den fazla da, 5000 kat arttıysa, 7000-8000 kat arttığı söyleniyor antidepresan kullanımı.

O zaman devlet kendi tebaasının akıl emniyetini karşılamıyor, sağlamıyor demektir. Neden? Çünkü o bir ülkede normalde 20 yılda antidepresan kullanan %7000-8000 arttıysa, bunlar görünmeyen şeyler, bilinmeyenler, görünmeyenler, konuşulmayanlar. O zaman orada neden bilinmiyor, konuşulmuyor? Dünya sağlık örgütü denilen, dünyanın sağlığını bozan örgüt. Dünya sağlık örgütü denilen, dünyanın sağlığını bozan örgüt bunları gizliyor, bunları saklıyor. Antidepresanla bütün dünya insanlığını salak saf yapıyor, aptal yapıyor, geri zekalı yapıyor, dolanıyor ortalıkta. Atıyor antidepresanı hiçbir düşünmeyecek. Ona dert uğramayacak, keder uğramayacak, sıkıntı uğramayacak, problem uğramayacak. Öyle olursa o antidepresan, midesi ağrıyor antidepresan, omuzu ağrıyor antidepresan, bacağı ağrıyor antidepresan. Gidiyor benim bacağım ağrıyor diyor, psikolojik diyor al antidepresanı, öbür kere gidiyor mide mi ağrıyor diyor, psikolojik al antidepresan. Antidepresan aslında antidepresan içen bir kimse bir intihara meyili, iki katil olmaya meyili, üç evli ise evliliğini yıkmaya meyili, dört çocukları varsa çocuklarına bakamaz, beş ailesi dağılır o kimsenin. Altı ticaret yapıyorsa ticareti dağılır. Antidepresan kullanıyor mu kullanıyor. O hayattan koptu o. Bakın hayattan koptu o, bitti onun işi.

Evli mi bu kadın? Evet bitti, kocası ile olan ilişkisi bitti, çocukları ile olan ilişkisi bitti bitti. Kocasına kadınlık yapamaz, çocuklarına annelik yapamaz, evine hanımlık yapamaz. Bir adam antidepresan kullanıyor mu? Kullanıyor. O asla adamlık yapamaz, işini yönetemez, çocuklarını terbiye edemez, eşini terbiye edemez, eşiyle ilgili geçinemez. Yok bitti hayatı bitti onun. Antidepresan kullanmıyor kimsenin psikolojisi gitti. Aklı korudu mu koruyamadı. Bakın uyuşturucu yasak mı Türkiye’de? Yasak. Ama antidepresan serbest. İçinde uyuşturucu var. Uyuşturucu yasak mı? Yasak. Bir sürü nöroloji ilaçları var, bir sürü psikiyatri ilaçları var. Hepsinde uyuşturucu var mı? Var. Hepsinde de. Hepsinde uyuşturucu var. Öksürük şuruplarında dahi uyuşturucu var. Öksürük şurubu, bildiğiniz öksürük şurubu. Uyuşturucu var içinde. Ya öksürük şurubu? Öksürük şurubunda da uyuşturucu var. Yok mu? Var. Değil mi? Öksürük şuruplarının büyük bir çoğunluğunda uyuşturucu var. Uyuşturucu var. Siz şimdi çocuk öhe öhe yapıyor, ayy hemen öksürük şurubu getirin. Çok öksürdü. At öksürük şurubunu, çocuk kafayı buldu. Çocuk kafayı buldu. Bitti. elleme çocuk hasta olsun ya, grip olsun, bırak olsun ya.

Olsun. Ama yok olmasın. Neden? Senin çocuğun ne? Tanrı mı? Melek mi? Ne senin çocuğun? Hasta da olacak. Öksürecekçe tinsirecek de. İyi bak çocuğu ona göre üşütme. Yok. Var nasıl olsa. Bir de bakın düşünebiliyor musunuz? 18 yaşa kadar bütün çocuklara her şey serbest. Götürün çocuklarınıza, hastanelere. Alın antibiyatikleri, alın öksürük şuruplarını. Daha çocukken hasta edin. Daha çocukken hasta edin. Şimdi akıl emniyeti de gitti mi? Gitti. Eee geldik. Can emniyeti zaten gitti. Nasıl gitti? Adam vuruyor 5 ay sonra çıkıyor. 7 ay sonra çıkıyor. 7 sene sonra çıkıyor. 10 sene sonra çıkıyor. Usulüne uygun vurursa, usulüne uygun öldürürse birisini cezası 6-7 yıl. Usulüne uygun öldürecek. Cahilce öldürürse müebbet yer. Ondan sonra indirirler 33 yıla. 33 yıldan sonra 33 yıl. Bir daha iyi halinden sonra bir daha bir olur. Çıkar. Eninde sonunda çıkar. Usulüne uygun vurur, öldürürse o kadar da sürmez. Ne oldu şimdi? Can emniyeti kaldı mı? Kalmadı. Kalmadı. Yani düşünün şimdi oğullarınız kızlarınız var. Birisi yolda geçerken güm güm güm.

Bir de serseri kurşunu diyor. Serseri kurşunu öldürdü. Değil mi? Tamam yatacak 5-6 yıl, 7 yıl, 8 yıl. Bulursa bazı şeyleri yapabilirse o kadar bile yatmaz. O kadar bile yatmaz. Dışarıdan mahkemesi devam eder uygun bir şeyler olursa. Can emniyeti kaldı mı? Kalmadı. Mal emniyeti kaldı mı? Kalmadı. Namus emniyeti kaldı mı? Kalmadı. Bir kadın hata yaptı, kusur işledi. Fuhuş yaparken yakalandı. Paralı fuhuş yaparken yakalandı. Bir kağıt onun hakkında. Önceden öyleydi şimdi nasıl bilmiyorum. Kadın parayla fuhuş yaparken 3 sefer yakalanınca genel evine yazılıyordu. Türkiye’de 2013 rakamlarına göre söylüyorum bunu. 2013 rakamları. 115.000 kişi var vesikalı genel evinde çalışan. 115.000-120.000’e yakında müracaat etmiş biz genel evinde çalışmak istiyoruz diye. Namus emniyeti kaldı mı? Manukya’nın yıllarca vergi rekordmeni olduğu bir ülkede namus emniyetinden hiç kimse bahsedemez. Bakın koç var, sabancı var değil mi? Nice zenginler var. Bu ülkede yıllardır üst üste Manukya genel evi patroniçesi olan Ermeni kadın vergi rekordmeniydi bu ülkede. Ve maliye bakanlarının elinden şilt alıyordu. O maliye bakanları da bunu vermekten utanmıyordu.

Bu ne demekti biliyor musunuz? Sen bizim Türk kızlarımızı alıyorsun çok güzel satıyorsun, harika paralar kazanıyorsun. Harika paralar kazanıyorsun. Bu o demekti. Ve bu ülke insanları Manukya’nın vergi rekordmeni olduğunun bu ülke insanları bundan hiç utanmıyorlardı. Siyasetçiler bundan utanmıyordu. Bürokratlar bundan utanmıyordu. Çünkü yeni cumhuriyete uygun bir şeydi bu. Evet şimdi bu devlete ait kısmı. Geri şimdi geldik bireyi ilgilendiren noktaya. Bire kendi din emniyetinden sorumlu. Nasıl sorumlu? Kendi dinini öğrenme, dinini yaşama, dinini emniyet altına almaktan sorumlu kendince. Şimdi o bireye dini eğitim verilecek ki o din emniyetini bilsen normalde 200 yıldır bu ülkede dini eğitim yok. Hadi Osmanlı’nın 50 yılını biz zayıf böyle düzenin kaçtığı olarak görelim. 100 yılda cumhuriyeti görelim 150 yıl 150 yıldır bu ülkede dini bir eğitim yok. Hala daha yok. Buna imam hatipleri dini eğitim veriyor zannetmeyin. Diyaneti dini eğitim veriyor zannetmeyin. İlahiyatları dini eğitim veriyor zannetmeyin. Tarikatları, cemaatleri, medreseleri sakın dini eğitim veriyor zannetmeyin. Zannetmeyin. Bu sizin kandırılmışlığınızı gösterir. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti devleti layık demokratik insan haklarına saygılı hukuk devleti olarak geçer ve bütün kurum ve kuruluşlar layıktır.

O yüzden layık eğitimi verir hepsine. İlahiyattaki bir çocuğa siz şimdi normalde hadisleri inkar ettirirsiniz, mezhepleri inkar ettirirsiniz. Dininizi koruyabildiniz mi? Hayır. Çocuğunuzu imam hatibe gönderdiniz. Aman dediniz ki dinini öğrensin, namazı abdestte öğrensin. Çocuk iki hafta sonra geldi, baba bütün hadisler sahi değilmiş dedi. Anne kıldınız namaz namaz değil boşuna eğilip kalkıyorsunuz dedi. Nerede öğrendi? İmam hatibde öğrendi. Daha da bırakınca ilahiyatta öğrendi. İlahiyatta bu ayetler tarihsel mi bakacağız, evrensel mi bakacağız? Biraz daha yürüdü siyasetçilerin sözüne baktı. Siyasetçilerin sözüne de bakınca 1400 yıl önceki hukukla siz şimdi kaidelerle bugün onu yaşayamazsınız. Bu noktada dinde muhakkak bir yenilenme hareketi, reformist bir hareket olması lazım der. Macron da aynı şeyi söylemişti. Fransız devlet başkanı da çıktı dedi ki bu cihat ayetlerinin ortadan kalkması lazım, Kur’an’dan çıkarılması lazım dedi. Ondan sonra aynı sözün benzeri Türkiye’de de konuşuldu hala da konuşulur. Çünkü Türkiye anayasasında dini, İslam dinine dayalı bir tane harf bile yoktur. Altını tekrar çizeyim. Bugünkü mevcut anayasada İslam dinine uygun bir tane harf dahi yoktur.

Harf. Siz İslam dinine ait bir harfi olmayan anayasayla yönetilmezsiniz. Anayasa orada durur, canların istediği gibi onu şey yaparlar, Ne o? İçtihad ederler, istedikleri gibi anlarlar, size ceza vermek istiyorlarsa da o cezayı verirler. Refah Partisi’nin kapatılma sürecinde olduğu gibi anayasa iki tane maddeyi kendisi iptal etti. Bakın anayasa mahkemesinin kanunu iptal etme hakkı yoktur ama vardır. Siz bu anayasaya güveniyorsunuz değil mi? Bu anayasaya göre bir iş yapıyorsunuz. Diyor ki o anayasa mahkemesi, Sen bu anayasa göre sen bu işi yapmışsın, ben bu anayasayı iptal ettim diyor iki tane kanunu. Siz susuyorsunuz, bütün partiler susuyor, bütün bürokratlar susuyor, askeriyesi de susuyor, her susuyor. Anayasa mahkemesi iki tane maddeyi kendisi iptal edip Refah Partisi’ni kapatıyor. Bu sefer ne oldu? Siz dininizi kendiniz koruyamadınız, kendi dininizi kendiniz de koruyamadınız. İnanan İslam’ı koruyamadınız, koruyamazsınız. Bu mümkün değil. Bugün dünya üzerinde İslam denilince namaz, oruç bir de haç ve ömre aklınıza gelir. Zekat bile aklımıza gelmez fazla. Zekat’ı cemaatler, tarikatler cebellez etmek için hatırlatırlar.

Bugün İslam denilince namaz, oruç, onun olsana bir de haç üçgeninde kalır. Erkeklerde sakalını bırak şalvarını giy, cüpe giy, kadınlarda da çarşaf giy, örtün bu kadardır. İslam’ın hukuku konuşulmaz hiç, cuma dahildir buna. Cumanın sıhhat şartları vardır, eda şartları vardır. Cumanın eda şartlarını siz normal bir ilmi halde bulamazsınız. Cumanın eda şartlarını bulmanız için el hidayeye bakacaksınız, el ihtiyara bakacaksınız, ona dürer dürere bakacaksınız, imn-i abidine bakacaksınız, fetavay-i hindiyeye bakacaksınız. Eda şartları konuşulmaz asla. Böyle olunca dini emniyetiniz yok. Akıl emniyeti zaten şimdi insanı konuşuyoruz, birey, birey aklını nasıl koruyacak? Öyle ya bireyin dini emniyetinden akıl emniyeti lazım. Önce o kimseye akıl emniyeti lazım. Akıl emniyeti olmasa nasıl dinini koruyacak? Akıl emniyetinin olması için o kimseye, siz mesela akıl emniyetini ortadan kaldıran, mesela sadece içki olarak görürsünüz, uyuşturucu olarak görürsünüz. Değildir. Siz yediğiniz gıdalar sizin akıl emniyetinizi alır. Yaşadığınız hayat standartları akıl emniyetinizi alır. Trafikte iki saat veya on dakikalık yolu iki saatte giderseniz akıl emniyetiniz gider size. İkili ilişkilerinizde İslam ahlakı yok ise akıl emniyetiniz gider.

Mesela bir erkek düşünün kadın bıdı bıdı adamın aklını aldı mı aldı? Bir erkek düşünün kadını bıdı bıdı kadının aklını aldı mı aldı? Aldı. Çünkü İslam ahlakı yok. Kadına bir şey soruyor başka türlü cevaplıyor. Dedim ne oldu sana hani bu hale nasıl geldin? Kocam dedi her gün kafama vuruyor benim dedi. Nasıl dedim ben? Basbaya dedi. Dedim gel boşan kadına boşan dedim. Dedim gidecek bir yerim yok dedi. Ben bir sefer dedi gittim annemin babamın evine babam elimden tuttu tekrar dedi kocamın evine getirdi daha ben içeri girdim dedi. Babam çıktı yine başladı kafama kafama vurma dedi. Akıl emniyeti sadece bireyin akıl emniyeti sadece uyuşturucu değildir. Zalim bir erkek zalim bir kadın zalim bir dede zalim bir nine. Bunlar da insanın akıl emniyetini alır. Bir kadın kocasının ne kadar kazandığını bakmaz şunu almadın bunu almadın bunu almadın bunu almadın şunu yapmadın bunu yapmadın. Bak şunlar şöyle yaptı bunlar böyle yaptı bak şu araba aldı şunu şöyle yaptı bunu böyle yaptı.

Akıl emniyeti gitti adamın adam gitti haram yollara tevessül etti. Karısının dırdırından dolayı akıl emniyeti gitti. Aynı şekilde adam kadına bir sürü baskı yaptı psikolojik olarak kadının akıl emniyeti gitti. Akıl emniyeti sadece uyuşturucu değil o zaman akıl emniyeti birey olarak koruyabiliyor muyuz hayır. E şimdi birey olarak canımızı korumamız lazım iyi sen istediğin yere kadar kaç. Bir serseri kurşun geldi vurur mu seni geldi vurur mu. Can emniyetin kaldı mı hayır. Vuran kimse bir müddet sonra da çıktı mı dışarı çıktı. Peki oğlun var işte amcanın çocuğu var amcan var. Sen benim vurdun çıktın ben de seni vururum o da onu vurur. Onun da can emniyeti gitti mi kaldı mı hayır. Onun akrabası geldi öbürkünü vurur mu vurur. Vurdu ama devlet şunu dedi kan davası gitmek yasaktır dinen de yasaktır. İyi benim kan davamı sen al beni haksız yer öldüreni sen öldür kan davası olmasın. E sen öldürmeyince ne yapacaksın. Kız babalara Allah hiç kimsenin başına vermesin. Bir namussuz şerefsiz haysiyesi bir kimse geldi kızınıza zorla tecavüz etti.

Sen gözünün göbeği gibi baktın büyüttün geldi 17 18 yaşına 20 yaşına önemli değil. Geldi namussuz şerefsiz bir kimse onu tecavüz etti. Ne yaparsınız. Tecavüz eden de zengin şerefsiz haysiyesinin birinin oğlu gittiler bir şekilde hallettiler çocuğu dışarı çıkardılar. Ne yaparsınız. Kızlarınızı alın gözünüzün önüne getirin. Size bir anekdot benim annemin kardeş çocuğu var. Bazen eskiler görüller İstanbul’da duruyor Alparslan İsmail. Onun babası onun babası bir ara ceza öne girdi. Onun anlattığı bir. Köyden bir kadın normalde kendisi birisi tecavüz ediyor. Tecavüz edince işte meydana çıkıyor bir ceza öne giriyor çıkıyor adam. Adam ceza önen çıktıktan sonra kadına yine sarkıyor. Kadına yine sarkınca bir iki rahatsız edince o sefer kadın av tüfeği ile bu adamı öldürüyor. Ceza öne giriyor. Ceza önde buna dilekçe yazan kim bizim akşi İsmail. Neydi şeyinin adı İsmail’in babasının adı Hacı abi. Ahşaslan. Ahşaslan dilekçe yazıyor. O zaman da o böyle lise mezunum ortakul mezunum ne? O ceza öne girince mahkemelerde şey kullanıyor. Daktilo kullanıyor. O zaman daktilo bilen de yok. bir dilekçe yazıyor kadına diyor ki katil devlettir.

Ha kim duruyor bu dilekçe kim yazdı diyor. Ondan sonra diyor ki ahşaslan ben yazdım. Neden katil devlet? Eğer ki buna diyor bir ceza vermiş olsaydınız bunu öldürmüş olsaydınız ben bunu çıkıp öldürmeyecektim. Şimdi namus emniyeti kalmadı. Bireyi nasıl korusun namusunu? Şimdi oğullarınızı gözünüzün önüne getirin. Kaç yaşında? 10 yaşında? 12 yaşında? Bir yerlerden etkilendi baktı oh ne güzel kadın olunca askerlik yok. Kadın olunca her taraf sana eğiliyor önüne. Dönme olunca herkes sana saygı duyuyor. Lüks mekanlar, lüks evler bakın dönmelerin hayatlarına. Youtube’da orada burada var mı var. Çocuk böyle bir an beyni döndü ama ben de olabilirim dedi. Çocuğu arkadan tecavüz ettiler. Verdiler uyuşturucuyu. Şimdi bu topluluk bilmez. Bu tip şeylerde o çocuk daha küçükken ona normalde muhakkak ya içki içeriler esrar içeriler ya uyuşturucu verirler. Onu böyle ilk defa gelin oluyormuş gibi süslerler. Onu satarlar bir erkeğe. O da böyle muhteşem yapıyormuş gibi gelir ona. Oğullarınızı düşünün şimdi. Böyle bir tezgaha girmiş bu çocuğu kandırmışlar bu çocuğu eşcinsel yapıyorlar.

Ne yaparsınız bunları yapan insanlara? Bunlar sizin görmediğiniz yerler. Şeytanın size sakladığı yerler bunlar. Namus emniyeti de kalmadı. Namus emniyeti de kalmadı. Mal emniyeti de kalmadı. Malınızı koracaksınız öyle değil mi? İyi geldi bir hırsız geldi sizi malınızı alıyor. Öldürürseniz katilsiniz. Öldürdünüz ateş ettiniz katilsiniz. Adam gözünüzün önünde alıp götürüyor değil mi? Ateş ettiniz onu yaraladınız katilsiniz. Yaralarsanız işte yaralamaktan vurursanız öldürürseniz adamı öldürmekten. Katilsiniz bildiğiniz katilsiniz ve bir kimseyi öldürmekten ceza alırsınız. 26 tane 32 tane 35 tane hırsızlıktan dosyası olan bir kimse dışarıda dolanıyor. Diyorlar mesleğine devam et seni mesleğinden alıkoymayalım. İnternetten okuyoruz 36 tane dosyası var hırsızlıktan 36 tane dosyası var. Dışarıda dolanıyor adam. Adam biz Atatürk Şemsi Efendi okulunda okuduğu Şemsi Efendi sebateist dediğim sırf bu cümleden dolayı ceza aldım ben. Adamın 36 dosyası var hırsızlıktan yaralamaya ne istersen o dışarıda dolanıyor. Çünkü 36’ya gelmiş adam ama bir tane adam suç makinesi gibi. Ya sen ülkede hırsızlık yaparsan dışarıda dolanırsın hiçbir sıkıntı yok. Hırsızlar içeride değildir zaten.

Büyük bir çoğunluk kravatlıdır. Cahil olanlar kravatsız onlar. Ama hırsızların büyük bir çoğunluk kravatlıdır. Hem böyle lacivert elbiseli beyaz gömlek de kırmızı kravatlıdır. Gürcan da diyor her kırmızı kravat takanı bu kesin Gürcüdür diyor. Trump bile Gürcan’ı etti. Tabi o lacivert beyaz kırmızı kravat takanların burada da hani var buraya roset falan takıyorlar ya orada Türkiye Cumhuriyeti Devleti roseti de vardır. Rosetli bunlar. Bunlar anayasa kanun madde hiçbir şey çalışmaz bunlara. Hepsi de kanuna uyguntur. En güzel hırsızlık, en ideal hırsızlık, en böyle zirve hırsızlık kanuna uygun hırsızlık yapmaktır. Onu da senden bilmeyiz onları. Onları bilen bilir. Böyle olunca o zaman mal emniyetinizde kalmadı. Yani Türkiye Cumhuriyeti Devletinde yaşayan bir kimsenin mal emniyeti yoktur. Hiçbirinizinde. Söyleyeyim mi? Bir ülkede eğer ki faiz, normal faiz, piyasadaki faiz yüzde 140’a çıktıysa, yüzde 140’a çıktıysa o ülkede yaşayan normal vatandaşların mal emniyetleri yoktur. Bir ülkede faiz var ise o ülkede mal emniyeti yoktur. bu mal emniyeti ne demek? Kazanç emniyeti. Senin kazancının emniyeti yoktur.

Sen fark etmezsin. Cebellezi minel beşer eder o hırsızlar senin paranı. Kanunidir bu. Sen bir sürü vergi verirsin kanunidir. O vergiler sonra bir yerde toplanır, faize gider kanunidir bu. Kanunsuz değildir. Bir kanun çıkarırsın vergileri yüzde 25’a çıkardım dersin. Bir kanun daha çıkarırsın veya tabi ondan sonra başkan kararnamesi 10 tane şirketin vergilerini sildim dersin. Siler. Kanunidir. Evet yetki kullanır kanunidir. Kanunidir. Abdullah PKK’dan yargılanan kaç tane terörist. Affetti. Kanuni. Cumhurbaşkanının buna hakkı var mı? Var. Kanuni. bu 30 kişi 40 kişinin şehit olmasına sebep oldu. Şuraya baskın yaptı buraya baskın yaptı. Gencecik çocuklar toprağın altına girdi. Nasıl bunu affeder? Affeder kanuni. Şöyle düşünün sen evladını toprağa vermişsin 20 yaşında gencecik dal gibi. Senin evladını toprağa verdin adam geldi beş yıl sonra senin önüne. Ne yaparsın? Ne yapacağını söyle şimdi bana. Ne acı değil mi? Sen vatan korusun diye gönderdin evladını. Vatan millet sakarya dedin devlet dedin bayrak dedin yürü oğlum dedin. Şu heda şerbetini gel yoksa hakkı melal değil.

On numara. O da şu heda şerbetini işte geldi. Onun şu heda şerbetine içmesine vesile olan katil namusu şerefsiz hasiessiz zalim. On yıl sonra geldi senin karşında gülüyor senin. Gülüyor senin. Değil mi? Kaldı mı can emniyeti de? Şimdi burada babalar var oğulları var görüyorum ben şimdi. Niçin askerlik yaparız vatan millet için öyle değil mi? Niçin ölürüz biz? Vatanımız için topraklarımız için milletimiz için ölürüz biz. İyi kardeş öldük de bizi öldüreni kimin affetmeye yetkisi olur? Benim paramı çalanın kim affeder? Benden başka. Benim namusumu kirletmiş kim affeder? Benim namusumu kirletmiş kim affeder bunu? Evet. Bunlar tehlikeli mecralar. Bunları normalde Türkiye’deki şeyhler konuşmaz. Türkiye’deki alimler bunları konuşmazlar. Haklılar. Bunları konuşurlarsa yargılanma durumları var yargılanırlar. Değil mi? Birbirlerine organ atıyorlardı değil mi? Sen asamazsın ben asarım ben asamazsam sen asarsın. Şimdi ne oldu? Kurucu lider. Sevsinler sizi. Evet. Bu ülke bizim bu topraklar bizim. Bu devlet de bizim ne olursa olsun devlet bizim. Ne devleti ne bu toprakları ne de bu ülkeyi ne de bu ülkenin milliyetçi vatanperver dini bütün insanları bir yerlere peşkeş çekme noktasında değiliz.

Kanımızın son damlasına kadar bunları savunacağız bunları konuşacağız hak neyse konuşacağız. Hak neyse konuşacağız. Yanacaksa başımız yanacak hak uğruna yanacak başımız. Hazreti Piri demiş ya sen yanmazsan ben yanmazsan nasıl kurtulacak demiş. Bunları konuşacağız. Bir yerde bir mümin bir müslüman bir yerde haksızlık var ise bir yerde hukuksuzluk var ise bir yerde zulüm var ise buna baş kaldıracak. Buna baş kaldıracak. Biz anarşiye düşmeyiz ama biz tebliğ ederiz konuşuruz. Biz hakkı ve hakikati anlatırız. Biz elimize silah almayız asla. Biz 12 yıl öncesinde onu yaptık yaşadık onu gördük. O tecrübe var bizde elhamdülillah. Bir daha öyle bir hataya yanlışa düşmeyiz. Devlet ve bu topraklar zordaysa devlet bize silah versin gider savaştırırız önünde hiç sıkıntımız yok. Hiç sıkıntımız yok. Ama ne yazık ki Yusuf hocanın sorduğu beş emniyetin ne yazık ki beşi de yok. Bireysel olarak da yok devlet olarak da yok asıl bu devletin vazifesidir. Devlet bu vazifeyi yerine getiremiyorsa bireyler kendi dairelerinde kendilerini korumaya çalışırlar ves selam. Kısacası bu.

Tamam. Sor. Efendim izah buyurduğunuz çerçeveyi göz önüne alırsak. Sufi temelli ben şeyhim diyen ben mürşid-i kamilim diyen birisinin mesuliyeti altındakilerin bu hak ve hürriyetlerini korumasını vücubiyet ifade eder mi? Bunlar sonuçta nasihatle söylenecek şeyler başka yapacak bir kalmıyor burada. Bu vücubiyeti nasihatle onları anlatacak onları korumaya çalışacak onları anlataraktan bunu yapacak. Başka alternatif yok çünkü. Bunu da anlatamıyorlar. Kendi nefsimle alakalı bir şey söyleyebilir miyim? Benim pirim şeyhim dinimi aklımı namusumu canımı malımı korudu bu zamana kadar kendini öne attı. Bu bireysel şeyler ben kardeşler için elimden gelen bir varsa ben ardıma koymam onu hesaplamam. Bunlar bireysel hukuk ben bütün kardeşler için varsa yapılabilecek bir şey elimden bir geliyorsa yaparım. Bu konuda da bir frenim yoktur benim Allah beni affetsin. Böyle şatıat fare olmasın ama benim arabayı yaparlarken nal frenini unutmuşlar. O yüzden bende fren yok böyle bir şey söz konusu olan bir olursa spontane gelişirse benim önüme bir şey gelirse ben bu konuda bireysel olarak elimden geleni ardıma koymam.

Özür dilerim efendim kendimle yine ilişkilendirdiğim zaman kendi çerçevemde benim güvendiğim, dayandığım, iman ettiğim insan bunları korumuyorsa o zaman benim şeyhim değil diyebilir miyim ona? da bu adam bu insan şeyh değildir müredinin hakkını korumayan diyebilir miyiz? Malına göz dikmiş canına göz dikmiş parasına göz dikmiş. Yani bunu bile bile görüyorsa bir üstad ondan sonra bir üstad bunu görüyorsa bile bile böyle bir yapıyorsa öyle olmaması lazım. Az önce ifade bir şey dediniz Zekatgül Cebellezi dediniz mesela hepsini Cebellezi ediyor. Ama bu şeyle alakalı yani o kimsenin ben ona güç yetirmek olarak görmüyorum. Onu ben feda olmakla alakalı görüyorum. bir kimsenin feda olması lazım. Yani nasıl feda olması lazım? O kimse derviş kardeşler için kendisini feda edebilme noktasında olması lazım. onu o noktaya geldiyse bir kimse bunu da o zaman söylenecek bir laf olmaz ama öbür türlü bu noktaya gelmek bir kimsenin aldığı eğitimle alakalı kültürüyle alakalı. Şahsi mi diyelim yani? Şahsi diyelim şimdi bir kimse mesela belli bir tarikata gitmiş olsa yani bu tip şeylerle karşılaşmış olsa bakmazlar bile adamın yüzüne ne olduysa oldu. normalde biz onu yapamıyoruz. bizim dervişlik hukuku burada hemen hemen büyük bir çoğunluğuyla birebir.

Şimdi buradan sıraladım da bütün hepsinde dervişlik hukuku önü arkası hiç önemli değil. Burada baktım da ben hemen hemen büyük bir çoğunluğunu bilirim. Büyük bir çoğunluğunun ne derdi var ne sıkıntısı da bilirim. Bu dervişlik hukuku bizde biraz böyle birebir bir hukuk. Öyle olunca hani biz o kardeşlerle iç içeyiz. Yani büyük bir çoğunluğunu evlenmelerine ben sebep olmuşum evlenmelerinde ben bulunmuşum. Şimdi çocukları büyümüş çocuklarını evlendiriyorum şimdi yakında torunlarını evlendireceğim onların hepsi de birebir hukukla alakalı. Ben şimdi sağıma baktığımda hepsi de birebir hukukta arkaya doğru şimdi baksam şimdi arkada Berber Ahmet Berber Ahmet kaldır elini yavrum. Ne yaşındasın? 48 yaşında kaç yaşında derviş oldun? 25 yaşında yani 25 yıllık Berber Ahmet bizim şimdi onun ben çok özür dilerim böyle o samimiyetimize binaen söylüyorum. Ben eşini tanırım çocuklarını tanırım ailenin içini tanırım. Berber Ahmet’in gözünün üstünde kaşı var diyecek birisi gel kardeşlerim ne işin var senin Berber Ahmet ile ben çözeyim derim hani varsa bir şey. Neden? Berber Ahmet ile benim normalde bizatihi benim ilişkim vardır. sadece onunla değil ki Demirtaşlarının hepsinde de benim ilişkim vardır hepsiyle de.

Bu Mustafa Özbahçesi işin. Bu Mustafa Özbahçesi benim bundan sorumlu muyum değil miyim de ben bakmam ki. Ben şimdi Üsküp mahallenin hepsini hemen üç aşağı beş yukarı tanırım kaldırın ellerinizi bakayım bir bak. Hepsi de kamikaze gibi yıkın buraya desem yıkarlar onlara da bir olacaksa ben de yıkarım ama. Bu konuda ben yok şuyum ben buyum diye düşünmem ki. Kendimce öyle bir düşüncem olmaz benim. Ben bir şey yapılacaksa gereği yapılır. Mehmet Reşber’in oğlu orada karşımda duruyor şimdi benim. Ben şimdi babasıyla bir hukukum var bütün aileyi tanıyorum bütün silahlayı tanıyorum içini dışını tanıyorum. Elimden gelen bir ben esirgemem ki onunla. Şey İzmit Özer soy ismini değiştir dedim gitti Özbah yaptı adam. Adam normal bir adam değil şimdi çok sakin durduna bakma aldanırsın. Adam şimdi neydi ya soy ismin önceden? Yılgındı soy ismi o an dedim derviş adamı Yılgın soy ismi olur mu dedim Özer değiştir soy ismini dedim. Şaka da söylemedim yani gerçekten öyle aslında gerçek söyledim değiştirdi Özbah yaptı.

Kız kardeşim de dedi ağabey bizim dedi bilmediğimiz kardeşimiz mi var dedi dolu dedi benle. Dedim dolu sen dedim hepsini tanımıyorum dedim ben. o hani Özbah var diye dinliyorlar ya sohbetleri. Dedim dolu soy ismini illa Özbah alması şart değil dedim. Ben şimdi şimdi aslında bazı sözlerim benim. Millet böyle boş konuştu mu zannediyor. Ben kocaman aileyiz dedim de aile dediğinde bir insanın ailesi. Bir kimse ailesinin canını malını namusunu şerefini haysiyetini korur. Aile odur. Şimdi soluma dönüyorum Adnan. Bakıyorum öbür tarafta Cemil. Cemil saçı sakalı ağırdı. Cemil kaç yaşındaydı o zaman üniversiteye gidiyordu. 18 yaşındaydı. Cemil’in nikahını ben kıydım. Şimdi baktığımızda birebir. E şimdi bakın şurada şeyini sevmenlere bak şimdi kaç yıllık sevmen. 15 yıllık. Şimdi burada kim birebir değil ki benimle mesela. Ben bir adım ötede değilim ki. Ben bir adım ötede olsam kendim duygu olarak derim ki ben bir adım ötedeyim. Ben biraz böyle o yüzden fitursuz konuşurum ben. Ben bir adım ötede değilim kardeş. Ben kendime söylüyorum bunu.

Ben hiç kimseden bir adım ötede değilim. Ben o kimsenin hemen böyle damarında dolaşan kan gibiyim ben. Öyle olunca ben rahatım ailem benim. Ben esirgemem bir mi? E karşımdaki ne esirgi olsa esirgesine ona da bakmam. Beni hiç ilgilendirmez. Benim hayatım boyunca ben kendimi bildim bileli. Ben karşıya göre hareket etmem. Cemil beni severse ben Cemil’i seveceğim. Öyle bir şey yoktur benim. Ben Cemil’i sevdim bitti tamam bitti. Yapıyorsa kendisi yapacak beni ilgilendirmez. Vefasız dua yapar ben yapmam. O benim içimdedir. Murtaza benim içimdedir. Bu dergah komple düşman olsa Murtaza. Murtazadır o benim içimdedir. İyiliğiyle kötülüğü de benim içimdedir. Murtazaya dikkat et diyen adam dergahta değil şimdi. Enteresan bir. Bana akıl veren kimse dergahta değil şimdi. Ben de öyle bir şey yapıyorum. Bana akıl veren kimse dergahta değil şimdi. Bunlar konuşulacak şeyler dedi. Biz ticaret yaptık Mehmet Reşber. Murtaza, ben üçümüz ortak olduk. Ben ortaklığı bir dakikada bitirdim. Mehmet Reşber’e dedim ki Mehmet abi sen ayrıl bir kendini kurtar dedi bizim içimizden.

Nasıl basmaya diyorum dedim. Sen kendini kurtar dedim. Burası gidiyor. Sen kendini kurtar. Bak Murtaza burada ilk defa konuşuyor bunu. Dedim burasını sana bıraktım ben Mehmet abi dedim. Çocukların çalıştığı yeri. Murtaza ağzını açmadı bana. Abi orayı neden bıraktın ona demedi bile. Bu aramızdaki sır. Doğru mu Murtaza? Hiç konuşmadım ben bugüne kadar. Ticaret çünkü bu. Kâr da var zarar da var. Bak ağzını açmadı adamın malını tasarruf ettim. Bak bıraktım ben orayı dedim. Sen nasıl biliyorsan öyle yap dedi. Şimdi insanların değişik zamanları vardır mesela. O zamanlar önemlidir. Hani İslam’da Bedir önemlidir. Uhud önemlidir ya. Hele Bedir çok önemlidir. Mesela şimdi herkesin bir Bedir’i vardır. Bir Uhud’u vardır. Bir Hende vardır. Vardır. Orada kim vardı? biz hâlâ da Bedir ashabını sayarız. Bir dergahın bir şahsındı kendince Bedir vardır. Ben ona inanırım. Mesela bizim eskiler var ya bazen eskilere laf söyle etmem ben. Mesela sahabenin Bedir ashabını eleştirmesi yasaktır. Haklarında konuşması yasaktır. Bedir ashabının hukuku özeldir. Bakın Bedir ashabının hukuku özeldir.

Hadiste söyleneni söyleyeyim. Bedir ashabı tabiri caizse eğleniyorlar. Cariyeler şarkı söylüyor. Şimdi bize İslam’ı eğlenceli bir İslam olarak anlatmazlar ya Kütübü Sidede hadis. Genç bir sahabe bir giriyor içeri bir bakıyor. Bizimkiler alemde. Sizi böyle mi görecektim diyor. Sahabenin birisi diyor ki. Biz diyor Peygamberden icazetliyiz tabiri caizse. bizde beraber oturacaksan otur ya da çık git buradan diyor. Şimdi Bedir ashabına Hz. Peygamber bir laf söylüyor mu söylemiyor. Benim en zor zamanlarım var 28 Şubat. İşim dağılmış param dağılmış fabrikam dağılmış her şeyim dağılmış vaziyette benim. 1 milyon dolar borcum var benim o zaman için. Devlet dağıtmış beni. Devlet dağıtmış beni. Hüseyin, Adnan, Cafer. İşte Murtaza eskiler Hacı Erkan. Bak bunların hani o günün dervişleri. O günün dervişleri. İsim önemli değil. O günün dervişleri. Benim Bedir ashabım gibidir. Bin kişi diyecek ki Adnan, Hüseyin, Cafer, Erkan, Şubu, Senhala da bunlar. Bin kişi ayağa kalkacak derim ki kardeşler bininizde dergahı bırakabilirsiniz. Bu adamlar kalacak yanımda. Safın birisi öyle dedi bu üçlüyü bırak dedi parası para pul safurum dedi bana.

Çok zengin ya arkadaş. Senin sermayen yetmez dedim. Senin sermayen yetmez buna dedim. Bende öyle bir duygu var. Normalde ben kalkıp da böyle bu noktada biz iyi tüccarımdır, iyi mal satarım adam satmasını öğrenemedik biz. Biz onu öğrenemedik. Biz birisinin arkasından iş çevirmeyi öğrenemedik. Birinin aleyhine konuşmayı öğrenemedik. Bunları ben öğrenemedim. Ben adamı sevmiyorsam yüzüne derim kardeş bir daha gelme benim yanıma. Benim yanıma da uğrama bana da selam verme. İşin gücün az gelsin. Netimdir ben. Çok netimdir hem de. Bu konuda hiç şeyim yoktur benim. Benim el frenim yoktur benim. Dedim benim el frenim yok diye. Bu konuda netimdir Allah bizi affetsin. O yüzden ben o samimiyetimi de inanırım kendimce. Ben o yüzden Oktay derdi buna. Oktay derdi ki abi kim sana karşı çıktı helak oldu derdi. Sebebi şu ben samimiyim ben her şeyimle buradayım. Bak her şeyimle buradayım. Kendi samimiyetimi övmek için söylemiyorum. Benim bu samimiyetimin karşısında birisi vefasızlık ediyorsa o helak olur beni ilgilendirmez ki. Değil mi Yaşar?

Kaç yıllıksın Yaşar? Kaç? 29 sene olmuş. Burhan senin? 92 idi. Şimdi Burhan’ın babasıyla tanışırız. Çok iyi severdi beni Allah rahmet eylesin. Burhan burada ben hastayken gittiğim yanına Burhan’ı sana emanet ediyorum dedi. Beni dinlediği müddetçe dedim emanetin başım gözüm üstüne dedim. Beni dinlediği müddetçe. Şimdi ben birebirim onunla. Allah beni affetsin. ben kalkıp da Burhan benim nasıl söyleyeyim şimdi? Çocuğum gibidir ya ben onu böyle bir kardeş gibi de görmüyorum. Örnek. Hanım bana emanet etmiş babası. Babası bana emanet edince ben ona duygusal davranıyorum. Çocuğum gibi davranıyorum. Burhan benim çocuğum gibi oluyor. kardeşim gibi de değil. Enteresan duygu bu. Bunu dizayn edemiyorsun ki. Ben dizayn edemiyorum. Ben bunu böyle yapamıyorum hani böyle kategoriye sokamıyorum ben onu. Değil mi Naki? Naki ne yapacaksın şimdi değil mi Naki? Şimdi hepsine bak teker teker bunlar. Bunların hepsi de böyle ne bileyim işte bizim böyle ilk halakalardan bunları kenara atmak mümkün değil. Duygusala bağlıcam ağlıcam şimdi bak. Normalde şimdi böyle olunca ben onların bana bir şey demelerine gerek yok.

Ben kendimi sorumlu görüyorum. Ben bütün herkesin namusundan, malından, canından sorumlu görüyorum kendimi. Beni dinlediği müddetçe. Adam İstanbul’a gitti. Bırak dedim gitti İstanbul’a böyle bir teklif var bırak git dedim. Evini de sat dedim geri dönmesin diye. geri dönme hayalini, hayalini yok ediyorum adamın. Bıraktı gitti İstanbul’a gitti. Şimdi bunlar böyle hani basidi indirgencik bir değil. Hemen hemen büyük bir çoğunluğunun hayatına dokunmuşum ben. Büyük bir çoğunluğunun hayatına dokunmuşum. Bunu yapma bunu etme bunu bırak demişim. Yani hayatına dokunuyorsun insanın. E o kolay bir şey değil. Öyle olunca böyle insanı böyle bir yapmak istiyor. E o kolay bir şey değil. Öyle olunca hani böyle insan ne kendini uzak görebiliyor ondan. Ben hiçbir dervişten uzak görmem kendimi. Ondan bunu hiçbir zaman unutmayın. Kendimi ondan soyutladıysam onun bu dergahta işi kalmaz. Manen onun ipi kesilir. Açık mı ben bunu bunları ben çok açık konuşurum. Birisinden ben kendimi soyutlayayım çekeyim kendimden. Onun bu dergahta işi kalmaz. Kalmaz. Çekme kriteriniz var mıdır? Vardır kendi kafamda kriterlerim.

Ben birisi içti diye çekeceğim. Sarhoştur sarhoş içmiştir. Bizim dervişler içer, bizim dervişler hovardalık yapar. Bizim dervişler aykırı işler yaparlar. Ben vefasızlığı kaldıramam. Ben hainliği kaldıramam. Yoksa bizimkilerin hepsi de aykırı aykırı olmanın kimse yok ki burada. diyorlar ki ümmetin eşki içer mi içer diyor. Kumar oynar mı oynar. şunu yapar mı yapar. Yalan söyler mi asla diyor. Şimdi bu da onun gibi bir. Bizimkiler yapar. Buradan medresede mezun değil hiç kimse. İyi ki değil. Sonra bozuluyorlar. Kravat takıyorlar gidiyorlar hırsız oluyorlar. Allah bizi affetsin. Ama şimdi normalde bizimkiler yapar mı yapar. Hatta birbirlerini de ya. Efendim önceden diyorlardı. Abi filanca böyle yapıyor. Ha yapıyor lan boş ver. Ondan sonra. Bir daha gördüğünde beni de söyle de ben de gideyim masasına diyorum. Ya bizde var bu adam pavyona birbirine katmış babam diye bağırıyormuş orada pavyonda. Ulan demişler bakmışlar telefonunu almışlar. Kim senin baban. Gece saat 3-4 aradılar dediler pavyona birbirine kattı burada bir adam var. Aklıma Hazım abi geldi. Bizim bain bir de Hazım abimiz vardı.

Ülkücü. deli Hazım adı Hazım. Bu aslı yedek subaylılığı askerlik yapıyordu. Çekmiş kafayı çekmiş kafayı dinamitleri koymuş bu elinden gidiyor. Jandarma karakolunda teftiş etmeye gidiyor. Adam aslı subay sende. Zaten ailecek akılları yok. Onun bir şeye gitti halasını vurdu filan. Akli dengeleri bozuk. Pavyondan deyince böyle böyle Hazım abi geldi. Hazım abi de bir gün abim tanır onu. Şinasi ile ona diyorum ki takılma şinasi ile takılmış bu. Gidiyorlar İzmir’de pavyonda Hazım abi önüne geleni deviriyormuş. Ben sonradan gittim oraya. Şinasi masanın altında Hazım abi önüne geleni deviriyor. Ben zor kurtardım oradan aldım onu. Ondan sonra bizimki de pavyonda önüne geleni devirmiş. Babam da Allah babam. Gittim. Normalde şimdi oturduğu kazayı söylemiyim. Burasının içinden değil gittim. Babam dedi sarıldı. Dedim oğlum ne yapıyorsun? Adamın hışrını çıkarmışlar. Oradaki garzonların hışrını çıkarmışlar. Alamamışlar. Bunu durduramamışlar. Getirin bunun hesabını dedim. Getirdiler. Anlatsana telefon numaramı yazdım arkasına imzama attım. Yarın gelin paranızı alın dedim. Çıkardım bunu. Nerede evin? O zaman öğrendim evini filanca yerde.

Bindim taksiye gittim. Kapıdan içeri kadar kattım bunu. Hanım Allah razı olsun abi senden dedi. Nerede? Sorma dedim. Sonra kendisiyle görüşürsün. İki gün sonra adam. Bak iki gün sonra. Kapının önünde baba diye bağırıyor. Bir tane de adam almış. En sesinden tutmuş. Meyana da benim aleyhime konuşuyormuş. Ona konuşacağım mı lan bir daha diyor. Güm vuruyor şimdi. Ulan bu ne yapıyor dedim. Çıktım dışarı. Ondan sonra dedim oğlum ne oluyor? Baba bu meyana da senin hakkında konuşurdu. Konuşacağım mı lan bir daha? Güm bir daha vuruyor. Oğlum vurma lan dedim benim yanımda. Bak babayı gördün mü? Seni dövdürmüyor bak. O yalvarıyor. Abi bir daha ağzımı açarsan. Üstadım ben özür diliyorum senden. Beni affet işte şöyle böyle. Dedim oğlum neden böyle yapıyorsun? Baba senin hakkında konuşuyordu dedi meyana da dedi. Benim orada olduğum bildiği halde dedi. Bu konuştu dedi. Bu dayağı hak etti. O yüzden senden özür dile etmeye getirdim dedi. Şimdi dersin ki sarhoş doğru mu? Arkamdan yanında yanında konuşanlar bundan ders aldı mı acaba ki?

Ya? Şimdi dersin ki bu sarhoş adam. Adam meyhanede yanında orada meyhanede başka masada oturuyormuş o. Biliyor bu biliyor benim diyor sana derviş olduğumu. Sarhoş. Baba parayı da getiremedim sana. Ardında onu da sıkmıştırdı. Oğlum ben senden paramı istedim dedim. Ama şu adamı dedim dövme yeter dedim. Tamam. Ama ben bunu özür dile ettim dedi. Bunu götüreceğim meyhanaya şimdi dedi. Orada dedi herkese itiraf ettireceğim dedi. Babadan özür diledim mi dilemedim. Tamam onu yap dedim ben. Gene tut da en sesinden yürü lan dedi ona. Gördün mü dedi babaya bak affetti seni dedi. Yoksa ben seni burada dedi döve döve götürecektim gene dedi. Abi yeter vurma artık diyor. Ciğerimi söktün benim diyor öbürküde. Götürdü. Şimdi bu adamı sen nereye atacaksın iş geçti diye. Biz atmayız. Bizimkiler kafası bozulur gider yapar mı? Yapar ya. Yapar. İşte bazen bayan dervişler diyor kocam beni aldatıyor. Birine öyle dedim. Dedim sen bununla dedim derviş olmazdan önce evlendin deme evet. Derviş olmazdan önce de dedim bunu yapıyor mu dedi.

Yapıyordu dedi. Bir şey diyebiliyor muydun dedim ben hayır dedi. Şimdi neden diyorsun dedim. Kadın zannetiyordu adamın anında satacağım ben. Dedim dur. Görüşürüm konuşurum öyle hemen dedim meseleyi başka yöne çekme. Sakin ol sabırlı ol. Şimdi benim hani dervişlik anlayışım bu bakın hakkınızı helal edin böyle laf lafa işte bugün. Ben hiç kendimi şeyh gibi göremiyorum. Biz hep beraber ama kardeşiz. baba diyenler var. Ama evlat baba ilişkisi ama kardeş ilişkisi bizde. Ben müridliğin üç aşağı beş yukarı nasıl olduğunu biliyorum çünkü. Ben üstadıma müridlik yaptım. Şimdi eskilerin hepsi de bilir bunu. Biz hani Cenab-ı Hak hamdolsun elimizden geldiğince iyi müridlik yapmışız bütün arkadaşlar olarak. Bursa’daki arkadaşlar Bayindir’deki eskiler. Biz gerçekten iyi müridlik yapmışız. Ben arkadaşlarla müridlik beklemiyorum. O yüzden biz kardeşliğimize devam ediyoruz. O yüzden içim dışımda, dışım içimde. Hiçbir de umrumda değil. Yok beni öyle bileceklermiş, yok şöyle bileceklermiş hiç umrumda değil. Hiç ama. Ben böyle gelmişim böyle gidiyorum. Biz hep beraber bir kardeşlik hukuku oluşturmuş. Kadınlar da aynı.

Ben hatta pozitif ayrımcıyımdır bayanlardan yanayımdır. Ben onlar da aynı. Ben onları da ayrıştırmam. Hiç ayrıştırmam. Göz göre göre kimsenin, kimseye zulmetmesini de istemem. Ona da müsaade etmem. O yüzden biz böyle kendine münhasır bir sufi topluluğumuz. Kendimize münhasırız biz. Bizim bir örneğimiz yok. Bakın örneğimiz yok bizim. Biz yırtılsak yamalığımız yok bizim. Biz sökülsek ipimiz yok bizim. Dikilecek ipimiz yok bizim. Biz hesaba kitaba gelecek topluluk değiliz. bir topluluğu analiz edersin şimdi şunu yapacaklar dersin. Biz ona o kitaba uymayız biz. Herkesin uyuduğu yerde biz koşarız. Herkesin yürüdüğü yerde biz uyuruz. Ben bazen diyorum ders alacak olanı iyi düşündün mü başını yakma. Bak yol yakınken dönebiliyorsan dön. Bu köprüden önce son çıkış. Ahmetcan az önce seni aradım burada meyhesterin ayağında mıydı dedim ama yoktu. Oradaydın ama burada değildin. Böyle de içim dışımda şimdi görünce söyledim. Bu noktada şeyimiz yok. Neyse içimizde o. Öyle olunca biz böyle kendine münhasır bir topluluğuz. Şeyh efendi vefat ettiğinde benim meşhur bir sözüm vardı.

Kim şehlik yapmak istiyorsa gelsin Bursa’ya ben tabi olunca herkes ona tabi olur gelsin şehlik yapsın kolaysa diyordum ben. Neden bunu söylüyordum biliyor musunuz? Bizim normal değiliz biz. Bizim burada şehlik yapmak çok affedersin hani intihar gibi bir şey. Türkiye’de kalburüstü ben şeyhim diyen kimseleri burada bizim dervişler 118 sefer cebinden çıkarır. Adam şehirliğine bin bir tövbe eder gider buradan arkasına bile bakmaz. Bakın arkasına bile bakmaz. Der ki şuradan bir yakamı kurtarayım nereden ben bunların içine girdim der. Gerçekten de. Biz normal bir topluluk değiliz ki bizim yörümümüz bozuk. yörüm bozuk ne demek biliyor musunuz? Şimdi atların ve develerin bir yürüme şeyleri vardır. Mesela ayaklarını atarken böyle atar normal o yörümden yürüyor. Bizim yörümümüz bozuk biz sağa atacağız yerde biz arka ayarımıza atıyoruz. ön ayarını açacaksın değil mi? Yok biz aniden arka ayarımıza atarız böyle önümüzdeki de şaşırır. Bize uygun adım maaş derlerse bizde uygun adım yok. Bizim kelime hazmemizde uygun adım yok bizde. Yok. Bizde adam sabah namazına kalkmıyor bana hâl anlatıyor.

Bakıyorum hâli gerçek adamın. Ama adam sabah namazına kalkmadı ya. Adam yattığı yerde sabah namazını kalkmamış horul horulu uyuyor. O horul horul uyuduğu zaman bir rüya anlatıyor sana. Sana ihtimal veremezsin. Evet. O yüzden diyorum gelsin kim yapacaksa yapsın burada diye. Mümkün değil. Çok affedersiniz adam gece ilişkiye giriyor. Yatıyor. Yıkanmadan yatıyor. Adam Peygamber efendimizi görüyor. Bu kitaba sığacak bir değil. Sakın öyle yapmayın. Öyle görünüyormuş deyip de bizimkiler yapar da. Ulan adam görmüş bak o zaman daha iyi görülüyor deyip yapar bizimkiler. Normal değiliz biz. Yapar. Yapar bizimkiler. Şey değil yani böyle enteresan bir tabloluyuz diyorum. Normalde herkes bir laf lafı normal düzgün anladın. Biz anlamayız düzgün. Onu biz kelimelerle oynarız. Kendimizce bir mana veririz. Hoplatırız zıplatırız biz o cümleyi. Düşünürsün ben ne söyledim ya dersin. Gerçekten düşünürsün ben ne söyledim diye. İçin içinden çıkamaz kırttan akıllı. Bir dervişi koyalım biz. Az bir sohbet edin. Kırttan akıllı onun hakkından gelemez. Gelemez. Bizim dervişleri gelemez. Hele nafızı vereceksin 80 tane akıllı toplamayacak ne dediğini çözemez.

Çözemez. Adam bütün uçağı karıştırdı bütün hemşireler ne o hemşire demişim hostesler toplandı başına. Ya adam yıllarca burada herkese okumam yazmam yok okumam yazmam yok demiyor. Herkes onu okuması yazması yok diyebiliyor. Yıllardır öyle bildi. Adamın kayaktı Türkiye 3. Lübü mü? Türkiye 2. Lübü mü var? Öyle bir miydi? Türkiye 3. Lübü müydü? Öyle bir şey. Kayaktı Türkiye 3. Lübü adam. Tabii milli kayakçı adam. Nafız. Milli kayakçı. Adam Ali Karadağlı 10 gün geçinsin 11. gün adam tımarhanede. Antidepresan da yetmez adama. Yetmez antidepresan yetmez. Adam Diyazem’le dolaşması lazım. Topla sen milleti halı kamyonun arkasında bir de zikrullah gelince unut. Adamlar içeride bangır bangır bağırıyormuş. Ali abi zikrullah bitince demiş. Unuttum ben sizi oradan. Bir tanem. Birbirinize anlatayım ki ben. Ama biz böyle dışarı çıkınca her birimiz çok akıllı uslu. Böyle her yerli yerinde. Dışarıdan gören kimse ya ne kadar akıllı insanlar ne kadar mülayim insanlar. Ben içimden diyorum ki ah ah diyorum siz diyorum öyle diyorum. Cenab-ı Hak da onları öyle gösteriyor.

Buna da diyecek bir şey yok. Burada en akıllıyım diyen kimse benim en deliliniz benim. Bütün bu olacak bir bütün salon deli miyiz deliyiz diye bağırıyor. Bütün dünyaya reklam olduk. Bütün dünyaya reklam olduk. Düşünmüyoruz ki o esnada bizim hakkımızda ne diyecekler diye umurumuzda değil. Deli miyiz deliyiz kardeş. Aha ne oldu. Sen gelme delirme. Sen gelip de delirme. Boş ver sen aklını koru muhafaza et. Buyuz biz yine bizim başka bir şey bizim söylenecek bir şeyimiz yok. Bizi inceleyen bizi bırakıp gidiyor. Miti geliyor biti geliyor. Hepsi geliyor. Bakıyorlar, ediyorlar, çatıyorlar soruyorlar, soruşturuyorlar sizi. Yapacak bir yok. Yürüp gidiyorlar adamlar ne alsınlar. Normal değil bunlar. Normal değiliz gerçekten de. Normal bir şey olsak diyeceğiz ki normaliz. La ilaha illallah La ilaha illallah La ilaha illallah La ilaha illallah. La ilaha illallah. La ilaha illallah. Kalbim. Hak tanim en şerbetin geçti. Elhamdülillah. Şu kudret denizini geçtik elhamdülillah. Yatiksel barışalım, yadiksel bilişelim. Atımız eğlendi eştik elhamdülillah. Allah Allah Allah. Allah Allah Allah.

Kalbim. Bunca yıldır bir hiçliğe gittim sana geliyorum. Bunca yıldır bir hiçliğe gittim sana geliyorum. Yeter artık döne döner, öktüm sana geliyorum. Hey! Hey! Hey! Hey! Hey! Hey! Severim ben seni candan içeri Severim ben seni candan içeri Yolum vardır bu er Kandan içeri Yolum vardır bu er Kandan içeri Şeriat, tarikat, yoldur var ona Şeriat, tarikat, yoldur var ona Şeriat, tarikat, yoldur var ona Şeriat, tarikat, yoldur var ona Hay! Celle celaluhu Cennet şanuhu Tamam Kusur Subhan’a, Rabbi’ye, Ali’ye, Le’a, El-Vehâb Amin Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim Amin Elhamdülillah, Elhamdülillah, Elhamdülillah Elhamdülillahil-Lazikalefiktaabikirin Fa’lemannahu la ilahe illallah Amin Ve salatü ve selamü ala seyyidina Muhammedin El-Lazikalefiktaabikirin Fa’lemannahu la ilahe illallah Amin Ve ala alih ve ashabihşaribin rahiqa laqiqati min cami’a La ilahe illallah Amin Allahümme aghres fi kalbisajerati la ilahe illallah Amin Ve e’dhir ala lisaniyana bi hikmeti la ilahe illallah Amin Ve aghruk ruhi fi bahri marifetin la ilahe illallah Amin Ve enşur ala vecih berkanu rü la ilahe illallah Amin Gafzna rab Amin Min kullu şekkin Amin Ve küfrin Amin Ve riya’in Amin Ve bil makil makirine Amin Ve asedil hasedine Amin Ve adavetil muadine Amin Ve min şerri nefsin Amin Ve şeytanin Amin Ve dünyain Amin Ve heva’in Amin İnayeti Amin Ve meclisi la ilahe illallah Muhammedun rasulullah Amin Ol meclisi zakiran ve matlubu aşkan olan Cenab-ı rahman Amin Bu meclisi şerifi cümlemiz hakkında bahisi kesreti aşk Amin Ve muhabbet Amin Ve istirak Amin Ve hayrat eyleye Amin Allahümme rabbena atina fi dünya hasın eten ve fil ahiret asın eten ve gina azabenler Amin Bir rahmet ke ya erhamel rahimin Amin Bir rahmet ke erhamel rahimin Amin Bir rahmet ke ya erhamel rahimin Amin Rabbana afirli veli valideyye velil müminine yavmeyakum el hesab Amin Sadakallahu’l azim Amin Yarabbi zikrullahdan hasul olan sevapları Kelime-i tevhid hatimlerinden hasul olan sevapları Okunan lafze-i celalelerden hasul olan sevapları Okunan sure-i celalelerden yapılan zikrullahlardan hasul olan sevapları Evvelen bi zat, fahri kainat, tülesah-i mevcudat Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ve gelmiş geçmiş Bütün Peygamber zişan efellerimizin ruhlarına Amin Cihari, yâri, güzenebu, bekir, sıddık, umer, faruk, osman, zünnüriyen, alel, murtaza radiyallahu enefendimizin Evlâd-ı resulullah, zevcâtı resulullah, şöheydâ-i resulullah Ashab-ı resulullahın yetmiş gün şehadânın bütün şehadânın ruhlarına Amin İmam-ı azam-ı ebu Hanife, imam-ı şâfi, imam-ı malik, imam-ı hambelî hazretlerinin ruhlarına Amin Birimiz Seyyid Abdülkadir Geylânî, Seyyid Ahmed-el Rufay, Seyyid Ahmed-el Bedevî, Seyyid İbrahim-i Dûsîki, Şâb-ı Lesan-ı Şâzelî Şâh-ı Nakşıvenli, Muhammed-i Bahattinî, Şah-ı Mevlânâ, Celâlet-i Rûmi, Hacı Bektaş ve Hacı Bayram-ı Veli Mehmet-i Muhiddîn İftâde hazretlerinin bütün Pir efendimizin ruhlarına Amin Geçmiş şehadetlerimiz Abdurrahim, Tantevi Abdurrahim, Neşâbi, El-Hâz, El-Hâfız, Hacab-ı Bekir, Sıddık-i Çorumi, Medine-i Müşrek Hacelâi, Der Efendi’nin, Çorumlu Hacı Mustafa Efendi’nin Nevşehli Hacı Abdullah Gürbüz Efendi’nin, Kaçuri Dergâhı’nın geçmişlerine, Kabbaşi Dergâhı’nın geçmişlerinin ruhlarına Amin Arseten şeyhimiz, üstadımız, mürşidimiz, canımız, cananımız, sultanımız, bayındırla Hacı Mustafa Efendi hazretlerinin ruhani tüküsellerine Amin Yed ve Cedadan’ın ruhlarına Amin Yaşayan mürşid-i kamillerin, velilerin, evliyaların, dervişlerin, müminlerin ruhaniyetlerine Amin Okday Başaran abimizin ruhlarına Amin Bütün hasta kardeşlerimizin şifa bulması için ruhaniyetlerine Amin Turuk-i Aliye’mizde gelmiş geçmiş, Osman-ı Aliye’den gelmiş geçmiş, Akrabay-ı Talikatlarımızdan gelmiş geçmiş senin ruhlarına ruhaniyetlerine Amin Ayrı ayrı hedir edip vasıl ve hissedariyle Ya Rabbi Amin Haberdar eyle Ya Rabbi Amin Mevzatların, nöhimetlerin, şefaatlerin üzerlerimizden eksik eyleme Ya Rabbi Amin Ya Rabbi cümlesinin yusulmetine bizleri affeyle Ya Rabbi Amin Bizlere mahfret eyle Ya Rabbi Amin Bizlere merhamet eyle Ya Rabbi Amin Bütün hatalarımızı, kusurlarımızı, günahlarımızı Settarsın Ya Rabbi, Settar ismi şerfinin hürmetine Settir eyle Ya Rabbi Amin İki cihanda da bizleri aziz eyle Ya Rabbi Amin Habir ettiklerinden eyle Ya Rabbi Amin Annelerimizi, babalarımızı, eş ve çocuklarımızı, akrabalarımızı Bütün derviş kardeşlerimizi affeyle Ya Rabbi Amin Ümmet-i Muhammed’i affeyle Ya Rabbi Amin Senin merhametine, senin affına, senin lütfuna mazhar olanlardan eyle Ya Rabbi Amin Doğumuzu, çocuğumuzu, İslam’a, Kur’an’a hadim eyle Ya Rabbi Amin Her türlü haramlardan, günahın kebairlerden muhafaza eyle Ya Rabbi Amin Settir eyle Ya Rabbi Amin Her türlü afattan, kazadan, beladan muhafaza eyle Ya Rabbi Amin Bizleri kendine aşık eyle Habibine aşık eyle Amin Ustadımıza aşık eyle Ya Rabbi Amin Ustadımıza sağlık, sıhhat, afiyetler nasip eyle Amin Hayırlı, özürlü ömürler nasip eyle Ya Rabbi Amin Selonun dizinin dibinden ayrılanlardan eyleme Ya Rabbi Amin Yolumuzu kıyamete kadar Kur’an ve Sünnet yolunda daim eyle Ya Rabbi Amin Bizleri de o yolda daim olanlardan eyle Ya Rabbi Amin Bütün dünyada inimini minnemekte olan Ümmet-i Muhammed’e yardım eyle Ya Rabbi Amin Ümmet-i Muhammed’i muhafaza eyle Ya Rabbi Amin O kafirleri, o zalimleri, o Yahudileri kahru perişan eyle Ya Rabbi Amin Onları yerle yeksan eyle Ya Rabbi Amin Onların hesaplarını birbirlerine karıştır Ya Rabbi Amin Onları birbirlerine düşür Ya Rabbi Amin Onları perakende eyle Ya Rabbi Amin Ümmet-i Muhammed’i bir ve beraber eyle Ya Rabbi Amin Birlik ve beraberliğimizi tesis edecek olanları lütf eyle nasip eyle Ya Rabbi Amin Ümmet-i Muhammed’i sahipsiz bırakma Ya Rabbi Amin Ümmet-i Muhammed’in sahibini tez zamanda nasip eyle lütf eyle Ya Rabbi Amin Subhane Rabbike Rabbilizze temme yusufun Amin Ve selamun alel murselin Amin Elhamdülillahi Rabbil alimi Amin Allah Allah Allah Allah Allah Allah Amin Vakti şerifler hayrola Amin Hayırlar fethola Amin Şerler defola Amin Allahu azim şanın ismiyle kalplerimiz tahir Amin Müteahir Amin Pak olan Demler sefalar müjdat olan Amin Gülübü aşıkan bakuşa duhandan olan Amin Demi Hazreti Mevlana Amin Cenab-ı Sır-ı Şemseddin’i tebrizi Amin Keram İmam Ali Amin Şefaat-i Muhammedur Rasulullahun Nebi Amin El Fatiha ma salavat Allah’ım Salli ala Seyyidina Muhammedin ve ala Ali Muhammed Amin Ejmeyya Ejmeyya Bismillahirrahmanirrahim Rab’bim ve dumamedin maddi manevi dertlerine deva Amin Maddi manevi hastalarına şifa Amin Maddi manevi borçlarına eda Amin Maddi manevi ber murat olanların muratların asıl olmasına vesile olması için Bilhassa Allah rızası için huu diyelim Huu Berka El Fatiha ma salavat Amin Amin Hazreti Pir’in ölüme giderken bir sözü var ya Diyor ki tapudum giderken sakın bu dünyada bu dünya ile alakalı gamın var zannetme diyor Bu dünyanın gamı yoktur Bu dünyanın gamı yoktur Bu dünyanın gamı yoktur Bu dünyanın gamı yoktur Bu dünyanın gamı yoktur incentive Bu dünyanın gamı yok bende Bazen Bazen Düşündüğüm oluyor Düşündüğüm everherualer Bu dünyadan göçüp gitathan hepimiz de Bu dünyadan göçüp gidince Bu dünyadan göçüp gidathan hepimiz de Bende kalacak olan u獅 своy Bende kalacak olan u獅 v hike 1 ich U獅喜歡 Otto Çok miktarlıkanor us tányurers trump Kim suis Ben de onları Parr absorbed Ne beni sevenler bana duydu, doydu ne de ben sevdiklerime doydum.

Göçüp gideceğim. Benim öte dünyada özleyeceğim bir tek dervişler var. Zikir alakası var. Göçüp gittiğimde başka özleyecek hiçbir şeyim yok bu dünya ile alakalı. Hiçbir şeyim yok. O yüzden fitursuzum biraz. Benim o yüzden bozuk benim. Benim bu dünya ile alakalı bakın tekrar bunu söylüyorum. Hiç gamım kederim bugüne kadar olmadı. Hiç gamım kederim yok. Sadece bu gam keder de değil. Öbür tarafta özleyeceğim eş ve çocuklar ve derviş kardeşler ve zikrullah alakası. Başka bir şey özlemeyeceğim. O yüzden hepiniz de orada bekliyor olacağım. İnşallah. Geceniz hayır olsun.


Kaynakça

Ahmed

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Mürşid, Zikir, Tevhîd, Sünnet, Şeyh, Muhabbet, Aşk. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı