Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Fıkıh ·

Kısas nedir?

Kısas nedir Bakara suresi 179 ayet Kısas nedir Bakara suresi 179 ayet kısasta ...


Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette kısâsın tanımını, mâhiyetini, ve günümüzdeki tatbîkâtını tafsîl eder. Kısâs, Bakara Sûresi 179. âyetinde buyurulduğu üzere «Kısâsta sizin için hayât vardır, ey akıl sâhipleri!» hükmünce İslâm cezâ hukûkunun temel ilkelerinden biridir. Kısâs, işlenen suçun aynıyla — göze göz, cana can, kola kol, ayağa ayak — cezâlandırılması demektir. Kısâsın hikmeti toplumda suç işlemeyi caydırarak hayâtı korumaktır; çünki kâtil, kendisinin de öldürüleceğini bildiğinde cinâyet işlemekten vazgeçer. Kısâsın uygulanabilmesi için belirli şartların bulunması gerekir: suçun kat'î olarak ispâtı, kasıt unsurunun bulunması, kısâsı uygulayacak meşrû bir otoritenin varlığı, ve mağdûr tarafının taleb etmesi. Mağdûr taraf dilerse kısâs yerine diyet (kan bedeli) kabûl edebilir veyâhut tâmâmen affedebilir; Cenâbı Hak affedeni dahâ üstün tutmuştur.

Kısâsın Tanımı ve Mâhiyeti

Mustafa Özbağ Efendi sohbete temel mefhûmu ortaya koyarak başlar: kısâs, Bakara Sûresi 179. âyetinde buyurulduğu üzere «Kısâsta sizin için hayât vardır, ey akıl sâhipleri!» (Bakara 2/179) hükmünce İslâm cezâ hukûkunun temel ilkelerinden biridir. Kısâs işlenen suçun aynıyla — göze göz, cana can, kola kol, ayağa ayak — cezâlandırılması demektir. Bu hüküm Tevrât'ta da mevcûddur ve Cenâbı Hak Kur'ânı Kerîm'de de muhâfaza etmiştir. Mâide Sûresi 45. âyetinde «Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş, yaralar da kısâstır» (Mâide 5/45) buyurulmuştur. Bu üslûp İslâm hukûkunun adâlet anlayışının ne kadar dakîk olduğunu ortaya koyar.

Kısâsın Hikmeti: Hayâtı Korumak

Mustafa Özbağ Efendi kısâsın hikmetini muazzam bir tahlîlle tafsîl eder: bir kimse bir suç işlediğinde, bu suçun İslâmî hükme göre karşılığı ne ise o uygulanır. Kısâsın hikmeti toplumda suç işlemeyi caydırarak hayâtı korumaktır. Zîrâ kâtil kendisinin de öldürüleceğini bildiğinde cinâyet işlemekten vazgeçer. Cenâbı Hak âyeti kerîmede bu hikmeti açık ifâde eder: «Kısâsta sizin için hayât vardır.» Kısâs zâhiren ölüm gibi görünür; lâkin hakîkatte daha çok hayâtın korunmasını sağlar. Çünki cinâyet işlemenin sonuçlarını bilen kişi suçtan kaçınır; ve toplumda emniyet sağlanır. Bu üslûp İslâm cezâ hukûkunun rahmet temelli olduğunu ortaya koyar.

Kısâsın Şartları: Dört Temel Husûs

Mustafa Özbağ Efendi kısâsın uygulanabilmesi için belirli şartların bulunması gerektiğini tafsîl eder: birinci, suçun kat'î olarak ispât edilmesi; ikinci, kasıt unsurunun bulunması; üçüncü, kısâsı uygulayacak meşrû bir otoritenin varlığı; dördüncü, mağdûr tarafının taleb etmesi. Bu dört şart birinin eksikliği bile kısâsın uygulanmasına engel teşkîl eder. Suçun ispâtı için iki âdil şâhid lâzımdır; veyâ kâtilin ikrârı yeterli olur. Kasıt unsuru bulunmazsa — yâni hatâen veyâ kazâen olursa — kısâs yerine diyet uygulanır. Meşrû otorite ise İslâm devletinin hâkimiyetidir; ferdler kendi başlarına kısâs uygulayamazlar.

Mağdûrun Hakkı: Diyet veyâ Affetme

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir hükmü tafsîl eder: mağdûr tarafı dilerse kısâs yerine diyet (kan bedeli) kabûl edebilir veyâ tâmâmen affedebilir. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Kim kısâs hakkını bağışlarsa, bu onun için keffâret olur» (Mâide 5/45) buyurmuştur. Bu hâl mağdûra üç seçenek tanır: kısâs talebi, diyet kabûlü, ya da mutlak afv. Cenâbı Hak affedeni dahâ üstün tutmuştur. Bakara Sûresi 178. âyetinde de «Kim de kardeşinden kendisine bir affda bulunulursa, ma'rûfa uyması ve ona güzellikle ödeme yapması gerekir. Bu Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir» (Bakara 2/178) buyurulmuştur. Affetme cezâdan kurtuluş ile birlikte manevî mertebe kazandırır.

Günümüzdeki Tatbîkât

Mustafa Özbağ Efendi muâsır şartlardaki tatbîkâtı da tafsîl eder: günümüzde kısâs, İslâm hukûku uygulanan ülkelerde belirli şartlar çerçevesinde tatbîk edilmektedir. Türkiye gibi seküler hukûk uygulayan ülkelerde ise kısâs yerine devletin koyduğu cezâ kanûnları uygulanır. Bu durumda mü'mîn ilgili kanûnlara uymakla mükelleftir; ve gerekirse mağdûr olarak hakkını adliye yoluyla aramakla yükümlüdür. Bununla birlikte, mü'mînin manevî vazîfesi affetme yolunu seçmek, ve Cenâbı Hakk'ın rahmetine sığınmaktır. Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni affediciliğe, sabra, ve hakkını ararken bile merhametli olmaya yöneltir; ve bu vasıflar onun manevî terakkîsinin temel cüzlerini teşkîl eder.

Kısâs ve İlâhî Adâlet

Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda kısâs ile ilâhî adâlet arasındaki ilişkiyi de tafsîl eder: kısâs zâhiren bir cezâ olsa da hakîkatte ilâhî adâletin tezâhürüdür. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Allâh adâletli olmayı emreder» (Nahl 16/90) buyurmuştur. Adâlet hem ferdî hem de toplumsal bir vazîfedir; ve İslâm hukûku adâleti hem dünyâda hem âhirette tâkîb eder. Kısâs dünyâdaki bir adâlet uygulamasıdır; lâkin asıl adâlet âhirette Cenâbı Hak'ın huzûrunda gerçekleşir. Mü'mîn dünyâda adâletten kaçanın âhirette adâletten kaçamayacağını bilmekle, hem suçtan kaçınır hem de mağdûr olduğunda Allâh'ın adâletine sığınır. İmâm es-Serahsî hazretleri el-Mebsût'ta cinâyet ve kısâs bahislerini tafsîlen îzâh etmiştir.

  • Kur'ânı Kerîm: Bakara 2/178-179; Mâide 5/45; İsrâ 17/33; Nisâ 4/92-93; Nahl 16/90.
  • Sahîhi Buhârî, Kitâbü'd-Diyât.
  • Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Kasâme.
  • Süneni Ebû Dâvûd, Kitâbü'd-Diyât.
  • Süneni Tirmizî, Kitâbü'd-Diyât.
  • Süneni Nesâî, Kitâbü'l-Kasâme.
  • Süneni İbn Mâce, Kitâbü'd-Diyât.
  • İmâm Mâlik, Muvatta.
  • İmâm Ahmed, Müsned.
  • İmâm es-Serahsî, el-Mebsût, cinâyet ve kısâs bahisleri.
  • İmâm Kâsânî, Bedâiu's-Sanâi'.
  • İmâm Merğînânî, el-Hidâye.
  • İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr.
  • Fetâvâyı Hindiyye.
  • İmâm Şâfiî, el-Üm.
  • İbn Kudâme, el-Muğnî.
  • İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb, Bakara 178-179 ve Mâide 45 tefsîri.
  • İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
  • Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Fıkıh Sohbetleri.

Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet kısâsın tanımını ve mâhiyetini, kısâsın hikmetinin hayâtı korumak olduğunu, kısâsın dört temel şartını, mağdûrun diyet ya da affetme hakkını, günümüzdeki tatbîkâtı, ve kısâs ile ilâhî adâlet arasındaki ilişkiyi tafsîl etmektedir.


Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Fıkıh Sohbetleri