Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette İslâm hukûkunun olmadığı yerde bir kimsenin hakkını koruyabilmek için torpil veyâ rüşvet verebileceğine dâir Diyânet'in fetvâsını tahlîl eder. Diyânetin yapmış olduğu açıklamada «Torpille işe girmek hoş bir şey değil» denir; lâkin Mustafa Özbağ Efendi «hoş değilmiş; haram diyemiyor» diye bu fetvânın eksik olduğunu beyân eder. Doğru fetvâ şudur: Dârü'lharbde hakkını alabilmek için torpil veyâ rüşvet verebilirsin. İslâm hukûkunun olmadığı bir yerde hakkını koruyabilmek, hakkını alabilmek, malınıcanınınâmûsunuşerefinihaysiyetini koruyabilmek, ya da bir uzvunu koruyabilmek için rüşvet verebilirsin, torpil yapabilirsin. Hakkını alacaksın çünki dârü'lharbde câizdir. Hoş bir şey değil ama kazânılan para helâldir. Mustafa Özbağ Efendi bu fetvâyı tafsîlen îzâh ederken aynı zamanda Diyânet ile aralarında geçen mahkeme sürecini de aktarır.
Diyânet'in Açıklaması
Mustafa Özbağ Efendi sohbete Diyânet'in açıklamasını mihver alarak başlar: «Diyânet'in yapmış olduğu açıklamada — torpille işe girmek hoş bir şey değil» denmiştir. Mustafa Özbağ Efendi der ki «hoş değilmiş»: haram diyemiyor. Yâ da şunu diyecek: dârü'lharbde hakkını alabilmek için torpil veyâ rüşvet verebilirsin. Bu üslûp Mustafa Özbağ Efendi'nin Diyânet'in fetvâlarına eleştirel ama saygılı yaklaştığını, ve eksik bulduğu yerleri tâmâmladığını ortaya koyar. Diyânet'in fetvâsı bütünüyle yanlış değildir lâkin eksiktir; tam fıkhî hüküm dârü'lharbdârü'l-İslâm tefrîkı ile ortaya çıkar.
Mustafa Özbağ Efendi'nin Doğru Fetvâsı
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir fıkhî hükmü tafsîl eder: «Bak fetvâ şudur: İslâm hukûkunun olmadığı bir yerde, hakkını koruyabilmek, hakkını alabilmek için, malınıcanınınâmûsunuşerefinihaysiyetini koruyabilmek için, veyâ bir uzvunu koruyabilmek için rüşvet verebilirsin, torpil yapabilirsin. Hakkını alacaksın çünki dârü'lharbde câizdir. Evet hoş bir şey değildir, ama kazânılan para helâldir.» Bu fetvâ İslâm fıkhının dârü'lharb hükümleriyle uyumludur. Hanefî mezhebinde dârü'lharb hükmü içinde mü'mînin haklarını koruyabilmesi için bâzı esnek hükümler tanınmıştır; ve rüşvet vermek de bu esneklik içinde değerlendirilebilir.
Dârü'l-Harb Hükmünün Temelleri
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir fıkhî tâlîlatı sunar: dârü'lharb İslâm hukûkunun uygulanmadığı, mü'mînin haklarını ararken zorluklarla karşılaştığı bir coğrafyâdır. Bu coğrafyâda mü'mîn dârü'l-İslâm'daki gibi rahat fıkhî hükümlere göre yaşayamaz; lâkin temel haklarını koruyabilmek için bâzı esnek tatbîkâtlar uygulanabilir. İmâm Ebû Hanîfe hazretlerinin bu konudaki görüşü Hanefî mezhebinin temelini teşkîl eder. Mü'mîn dârü'lharb'de hakkını ararken hilei şer'iyye yapamaz; lâkin temel haklarını koruyabilmek için husûsî esneklik gösterebilir. Bu üslûp İslâm fıkhının pratik hayâtın akışına ne kadar uygun bir hüküm getirdiğini ortaya koyar.
Diyânet ile Mahkeme Sürecinin Anısı
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir hassâsiyetle kendi yaşadıkları meseleye de değinir: «Diyânetle bir şey sormayın bana diyorum; ya, ben Diyânetle mahkemeliyim — hoş, mahkemeyi kazandım; ama Diyânet denilince tüylerim diken diken oluyor.» Mustafa Özbağ Efendi'ye iftirâ atılmış; mahkemeyi kazânmıştır; lâkin Diyânet dönüp özür bile dilememiştir. Hatta o iftirâ atan müftüyü Diyânet Vakfı'nın başına getirmişlerdir. «Sen iyi iftirâ attın Mustafa Özbağ'a, iyi mücâdele ettin» diye paranın başına koymuşlar. Bu üslûp İslâmî câmiâdaki çeşitli zorlukları ortaya koyar; ve mü'mînin imtihânın nereden gelirse gelsin sabırla karşılaması gereğini ifâde eder.
Diyânet İçindeki Çeşitli Çizgiler
Mustafa Özbağ Efendi Diyânet teşkîlâtının iç yapısı hakkında da bir tahlîl yapar: sonuçta Diyânet'in içerisinde Cemâleddîn Afgânî, Abduh ve birçok insan vardır. Onlardan her türlü fetvâ beklenir. Sonuçta TOKİ'nin fâizini fâiz görmeyen bir zihniyet vardır; enflasyon miktarı kadar fâizi fâizden saymayan bir zihniyet vardır. O yüzden onların fetvâlarına isâbet de olur, yanılgı da olur. Hepsi de yanlış diyemeyiz, hepsi de doğru diyemeyiz. Bu üslûp Diyânet'in fetvâlarına eleştirel okuma kapısını açar; ve mü'mîni ehli sünnet ve'lcemâat ulemâsının kaynaklarına da müracaat etmeye yöneltir.
Mü'mînin Vazîfesi: Hakkını Koruyup Helâl Kazançta Kalmak
Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda mü'mînin vazîfesini özetler: dârü'lharbde mü'mîn hakkını koruyabilmek için bâzı esnek tatbîkâtları kullanabilir; lâkin asıl vazîfesi her hâlükârda helâl kazançta kalmaktır. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Mü'minler ancak kardeştir» (Hucurât 49/10) buyurmuştur. Mü'mîn kardeşinin hakkını yememekle, başkasının hakkına saygı göstermekle, ve kendi hakkını ararken adâletin sınırını aşmamakla mükelleftir. Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni hakkını ararken bile merhametli, helâl kazançta titiz, ve dârü'lharbdârü'l-İslâm tefrîkı husûsunda muvâzeneli kılar; ve bu vasıflar onun manevî terakkîsinin temel cüzlerini teşkîl eder.
- Kur'ânı Kerîm: Bakara 2/188; Nisâ 4/29; Mâide 5/8; Hucurât 49/10; Nahl 16/90.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-Ahkâm.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Akzıye.
- Süneni Ebû Dâvûd, Kitâbü'l-Akzıye.
- Süneni Tirmizî, Kitâbü'l-Ahkâm, rüşvet hadîsleri.
- Süneni Nesâî.
- Süneni İbn Mâce, Kitâbü'l-Ahkâm.
- İmâm Mâlik, Muvatta.
- İmâm Ahmed, Müsned.
- İmâm es-Serahsî, el-Mebsût, dârü'lharb bahsi.
- İmâm Kâsânî, Bedâiu's-Sanâi'.
- İmâm Merğînânî, el-Hidâye.
- İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, dârü'lharbdârü'l-İslâm bahsi.
- Fetâvâyı Hindiyye.
- İmâm Şâfiî, el-Üm.
- İbn Kudâme, el-Muğnî.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Fıkıh Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet Diyânet'in açıklamasını, Mustafa Özbağ Efendi'nin doğru fetvâsını, dârü'lharb hükmünün temellerini, Diyânet ile mahkeme sürecinin anısını, Diyânet içindeki çeşitli çizgileri, ve mü'mînin hakkını koruyup helâl kazançta kalma vazîfesini tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Fıkıh Sohbetleri