Dergah Sohbetleri Serisi

707. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri


Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri” width=”500″ height=”281″ src=”https://www.youtube.com/embed/Nf6mn1Ngfgg?feature=oembed” frameborder=”0″ allow=”accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share” referrerpolicy=”strict-origin-when-cross-origin” allowfullscreen> >> Rabbim ümmeti Muhammed’i Kur’an ve sünnet-i senie çerçevesinde derlesin, toplasın. >> Ecm. Bugün 43 nasihat Furkan suresi ayet 171. Euzü >> billahi mineşşeytanirracim. Bismillâhirrahmânirrahîm. Ve yme yahşuruh ve min dûillahi feyekulent feyekulü eentleltüm ibadi ibadiulai emallü sebil kalu sübhaneke me k yi len min dûike min evliya veakin meteh veeh hat nesikr veu kav sadakallahul azim. Furkan ayet 1718. Rabbin onları

ve Allah’tan başka taptıklarını topladığı gün bu kullarımı siz mi saptırdınız yoksa kendi kendilerine mi yoldan saptılar? Der onlar haşa seni layık olmadığın sıfatlardan tenzih ederiz. Seni bırakıp başka dostlar edinmek bize yakışmaz. Fakat sen onları ve atalarını nimetler içinde yaşattın da sonunda seni zikretmeyi unuttular ve yok olmaya layık bir kavim oldular.” der. Burada söz konusu olan bu akşamki sohbetimiz, sen onları ve atalarını nimetler içinde yaşattın da sonunda seni zikretmeyi unuttular ve yok olmaya layık bir kavim oldular.

Bu akşamki dersin konusu bu. Yani zikretmeyi unutan kavimlerin sonuçta yok olması veyahut da malu nimet içerisinde yüzerken insanlar veyahut da kavimler veya topluluklar o malu nimetin içerisinde, dünya nimetlerinin içerisinde Allah’ı zikretmeyi unutmaları ve bu zikretmeyi unuttuklarından dolayı da yok olup gitmeleri Çünkü zikir bu noktada eee hani zikretmeyi unutmak gafletle alakalı ve o kimse gaflet Allah’tan kopuşun Allah’tan ayrılışın Allah’la irtibatın kesilişinin başlangıcı. Bir şeyde Allah indinde gaflete düşerseniz o gaflete düşüşte Allah’la olan bağınız gevşemeye başladı. Çünkü

normalde o kimse zikrullah’tan uzak olunca, gaflet basınca o kimsenin kalbinde Zikrullah’tan eser kalmadı. Zikrullah’tan eser kalmayınca onun yerine batıl şeyler heva heves geldi oturdu. Çünkü kalpte zikrullah var ise heva heves oradan çıkar. Şeytaniyet oradan çıkar. Eğer kalpte zikrullah olmaz ise o kimsenin kalbine heva heves şeytan yerleşir. Şeytan yerleşince de o kimse normalde eee şeytani yollara, şeytani düşüncelere, şeytani isteklere doğru meyl etmeye başlar. Ve o kimse normalde zikrullah’ı bıraktığında artık onun asıl manevi ölüm başlamıştır. Onda kalbi

ölüm başlamıştır. Asıl yok oluş o kimsenin kalbinin kararması, o kimsenin kalbinin perdelenmesi asıl o kimsenin manevi olarak ölüme doğru yol almasıdır. O kimse hala daha bundan tövbe edip Allah’ı zikredip geri dönmüyorsa o helak olma yoluna girmiştir. O çünkü gaflet gafleti getirecektir. Gaflet gafleti getirecektir. O kimse manevi ölüme doğru yürüyecektir. Oysa Cenâb-ı Hak normalde eee zikrullah’ı o kimsenin manevi bağı olarak görür. Bir kimse iman edip Allah’ı zikrediyorsa o zikir Allah’la olan irtibatını kuvvetlendirir. Allah’la olan bağını ku

eee irtibatını, kuvvetini yükseltir. Ve o kimse bu manada zikrullah ile devamlı Allah’la alışveriş yapar. Ve Cenâb-ı Hak da ey iman edenler Allah’ı çokça zikredin der. Ahzap ayet 41. Yani Müslümanlara Cenabı Hak der ki Allah’ı çokça zikredin. Başka ayet-i kerimede de Rat suresinde ayet 28’de kalpler ancak Allah’ı zikretmekle mutmain olur der. Kalbin başka bir şekilde mutmain olması mümkün değildir. O yüzden o kimse devamlı Allah’ı zikredecek ki o kimsenin kalbi mutmain olsun. Başka bir ayet-i kerimede, “Ey nefis,

rabbine mutmain olarak dönün.” der. O yüzden normalde o kimsenin rabbine dönüşü mutmainne makamında olması lazım. zikrullah yapar ise e mine makamına gelir ve o noktada manevi dönüş onun için başlamış olur. O yüzden zikrullah’ı terk ederse o kimse bu sefer eee kalbi komple nefsin ve şeytanın emrine girer. Kim zikrullah’ı terk ediyorsa bakın kim zikrullah’ı terk ediyorsa o kimse nefsin ve şeytanın emrine girer ki onun manevi helakıdır. Allah muhafaza eylesin. >> O yüzden >> Haşir ayet 19’da da

Allah’ı unutan, bu yüzden Allah’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın der. O kimse Allah’ın zikri bıraktı, unuttu Allah’ı unuttu. Allah’ı unutunca Cenabı Hak diyor ki ona kendisini unutturur. Yani o kimse artık kendisi de hatırına gelmez. Yani kendini manevi hali hatırına gelmez. kendinin duruşu hatırına gelmez. Kendisi nerede ne halde o hatırına gelmez. Ve o unutmadan dolayı gafletten gaflete, gafletten gaflete, nefsaniyetten nefsaniyete, şeytaniyetten şeytaniyete yuvarlanır gider. O yüzden normalde eee Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri

de Allah’ı zikreden diridir. Allah’ı zikretmeyen de ölü gibidir der. O zaman o kimseyi diri tutan şey manevi olarak diri tutan olgu Allah’ı zikirdir. Kim Allah’ı zikretmiyorsa ve zikrullah’ı terk ettiyse o manevi ölüdür. Kim Allah’ın zikrini unuttuysa o kimse yok olmaya, manevi olarak yok olmaya mahkumdur. Ayet-i kerimenin başında da normalde neden insanların Allah’ı unuttuklarını, zikrullah’ı unuttuklarını söyler. Orada der ki, “Onlara sen nimetler verdin. Onlara sen normalde rahat bir hayat verdin ve nimete gark ettin. Onlar bu nimetlerin

çokluğundan, onlar bu rahattan dolayı azdılar, saptılar ve seni unuttular.” O yüzden hani zenginliğin şaşırtmasıdır bu. rahatın şaşırtmasıdır. O kimse rahatı görünce şaşırır, kibirlenir. Zenginliği görünce şaşırır, kibirlenir. İnsanoğlu enteresan bir varlıktır. Biraz rahat yüzü görse, biraz böyle eee dünyevi olarak rahatlasa hemen o kimse Allah muhafaza eylesin şımarır, şaşırır, kibirlenir. Allah’ı unutur. Ama bir kimsenin başında hani biraz illet, biraz gıllet, biraz zillet olsa Allah’ı unutmaz. O kimse bol bol Allah’ı zikreder, dua eder. Hani adamın başında bir dert

vardır. O dertten dolayı Allah’ı unutmaz. Her daim Allah’ı zikreder, Allah’a dua eder. Allah’tan ister. Hiçbir zaman Allah’la olan arasını normalde bozmaz. Sıkı sıkı tutmaya çalışır. Sebep onun çünkü başında bir illet var veyahut da biraz gıllet, geçim sıkıntısı var. O yüzden o kimse geçim sıkıntısı olunca da Allah’la olan bağını sağlam tutmaya çalışır. İşte borcu var. Ben kendi nefsimden pay vereyim. Her sabah okursun. Her sabah zikrullah yaparsın. E borç gevşeyince biraz böyle işler düzelince sabahları okumayı bırakırsın. Zikrullah’ı

da bırakırsın. Öbür türlü sabah namazıdan sonra ders yapacağım. Zikrullah yapacağım diye uğraşırsın. Derdin, gamın, tasan kalmayınca salarsın biraz yakasını. Neden saldın? Gam tasan kalmadı. Ensende boza pişmiş olsa sabah akşam Allah’ım dersin. Ensende boza pişerse ama ensende boza pişmez de normalde rahatladığın zaman ya hele hele dersi canım e öğleye kadar da çekerim ben. Öğlen namazından önce de çekerim. Olmadı öğlen namazından sonra çekerim. Olmadı ikind de çekersin. Olmadı ben akşama çekerim ya. Şuradan iki ü tane derviş gelse

de üç tevhit okusak da ders çekilmiş olsa dersin. Yani o dersi çekmek artık senin nefsine zor gelir. Hatta dersin yani işte topluca zikrullah yaptığımız ders çekilmiş oluyor mu? Cemaat halinde zikrullah yapınca ders çekilmiş oluyor mu? oluyor hemen ya nasıl olsa. Ondan sonra üstat dedi ki işte herkes evinde zikrullah yaptırabilir. Herkes ders yaptırabilir. Hemen şurada üç kişiyi çevirelim Allah’ı zikredelim. Derste çekilmiş olsun. Cemaatle zikrullah yaptın mı? Hanefi’ye göre üç kişide cemaat oldu mu? Ama bu nefsin kaçtığı

yerler. Ben kendi yaptıklarımı söylüyorum size. Ha başka bir şey değil. veyahut da Bayinder’da ilk yeni başladığımızda ben böyle söylemek istemezdim. Önce kendi nefsimi attım. Bayındırları da atayım. Yani biz Nuri’nin pastanesinin üstünde hemen ikindi kılıyoruz. Onlar beni bekliyorlar orada. Hani üç tefit vuracağız ders çekilmiş olacak. Biz çıkıyoruz pastanenin ikinci katına. Normalde orada ikindiyi kılıyoruz. İkindiyi kıldıktan sonra üç tevhit. Bana diyorlar ki abi ders çekildi mi? çekildi diyorum ben. Hani dersiniz çekildi. Tamam bitti. Şimdi onu gözlüyor o

kimse hani veyahut da biz kendi kaçamak yollarımız. Şimdi o kimse eee normalde kendince eee kaçamak yollar arar. İşte ikindiden sonra çekerim, akşamdan sonra çekerim, yatsıdan sonra çekerim. Ben sonra şunu der ya sabah namazından önce kalkarım iki günlük ders çekerim. Hem bugünkü çekerim hem de bir önceki gün geçti. Bu gafletle alakalı. Bu artık böyle kaçacak yollar arıyor. Allah muhafaza eylesin. O yüzden o kimse normalde zikrullah yaparsa diridir. Zikrullah yapmazsa ölü gibidir. Ey ashabım size mamur bir ev

ile yıkıntı bir ev arasındaki farkı söyleyeyim mi? Söyle ya Resulallah. Allah’ı içinde Allah’ın zikredildiği ev mamurdur. Yıkıntı dahi olsa içinde zikrullah yapılmayan ev yıkıntıdır. Mamur dahi olsa. Yani senin bir villan var harika. İçinde zikrullah olmuyorsa harabe. Senin harabe bir evin var. Eğer içinde Zikrullah oluyorsa o mamur be. Yani siz şimdi evlerinizi Zikrullah’a açınca mamur bir ev. Evi Zikrullah’a açmadın. Aman koltuklar kirlenmesin. Dervişler çocuklarına bakmıyorlar. Ondan sonra ortalığı kirletiyorlar. Saksak yapıyorlar. Dervişlerin çocukları durmuyor durduğu yerde. Ben

evime dersi açacağım ama hanım dervişlerin çocuklarından şikayetçi. Gerçekten de bizim dervişlerin bazı çocukları var duvara tırmanıyor. Duz düz duvara tırmanıyor. Salsan bir de bakacaksın Örümcek Adam gibi çocuk duvarda. Ama normalde şimdi bunun için ders almıyor. E harabe oluyor evin. O evde zikrullah olmazsa, o araba dergaha çalışmazsa, Allah yolunda çalışmazsa, Cenabı Hak onun hesabını soracak senden. Zannetme ki evin hesabı sorulmayacak. Zannetme ki arabanın hesabı sorulmayacak. Zannetme ki o zenginin, o paranın hesabı sorulmayacak. Zannetme ki o nefesin

hesabı sorulmayacak. Zannetme ki o vücudun, senin vücudunun hesabı sorulmayacak. 707. Mustafa Özbağ Efendi Hakkında Zannetme ki o sağlığının hesabı senden sorulmayacak. Zannetme ki o zamanın zaman olarak o zamanın hesabı senden sorulmayacak. Bunların hepsi de hesabı sorulacak. Bunların normalde bundan kurtuluşun yolu Allah’ı zikir. Kurtuluşun yolu zikrullah cemaatleri, toplulukları. Bundan kurtuluşun başka bir yolu yok. Evinizde zikrullah olacak. Sizin kalbinizde zikrullah olacak. Dilinizde zikrullah olacak. Yolda yürürken zikrullah yapacaksınız. Otururken zikrullah yapacaksınız. Namazlardan hemen sonra zikrullah yapacaksınız. Muhakkak Allah’la

bağını normalde kuvvetlendireceksiniz. Ama o kimse eğer zikri terk ederse ne olacak? O zaman şeytanı musallat ediyor Cenabı Hak. Zuhruf ayet 36. Kim Rahman’ın zikrinden yüz çevirirse biz ona bir şeytanı musallat ederiz. Artık o onun yakın arkadaşı olur. O kimse Allah’ın zikrinden yüz çevirdi. Zikrullah’ı terk etti. Zikrullah’ı bıraktı. Cenâb-ı Hak hemen anında sen Zikrullah’ı bıraktığın anda hemen senin kalbinde şeytan zaten orada kalbinin kapısında tünekleyip duruyor. Kalbin kapısında duruyor. Zikrullah’ı bıraktın. Şeytan içeri girdi ve şeytan zikrullah’ı bıraktığın

için senin dostun oldu. O sana vesveseyi vermeye başladı. Dervişlerin hatalarını gösterdi. Eşinin hatalarını gösterdi. Çocuklarının hatalarını gösterdi. Arkadaşlarının hatalarını gösterdi. Üstadın hatalarını gösterdi. Hatta daha da gitti. Peygamberler de hata yapmış dedi. Daha da ileri gitti. Bütün peygamberler hata yaptıysa senin peygamberin nasıl hatasız olur? O da hata yapmıştır dedi. Daha ileri gitti. Kur’an’ı hatalı görmeye başladı. Zikrullah çünkü terk edildi. Allah’ı unuttu. Allah’ı unutunca Cenâb-ı Hak da ona bir şeytana musallat kıldı. Şeytan tabiri caizse onu parmağında oynatıyor.

Şeytan onu parmağında oynatıyor. Artık bir bakıyorsun yani o kimse aniden öfkeleniyor, kibirleniyor. Kimseyi beğenmiyor. Aniden kavga ediyor, ortalığı talan ediyor. Kibir onda Uludağ gibi oluyor. Çünkü zikrullah yapmazsa bir kimse kibrini yenemez. Zikrullah yaparsa o kimse kibrini yener. Şeytanın en büyük silahı seni kibirlendirmektir. Zikrullah bir kimsenin kalbinde oturmadıysa hemen şeytan oraya oturur ve hemen seni kibir perdesine çeker. Yanı başındaki dervişi tepeden bakaraktan gözünle süzüyorsan sen kibir perdesindesin. Gizli şirke düştün. Yanı başındaki eşine tepeden bakıyorsan kibir perdesine

düştün. Şeytan seni alaşa etti. Kendi evladına tepeden bakıyorsan veya kendi annene babana tepeden bakıyorsan beğenmemezlik yapıyorsan sen kibir perdesine düştün. Şeytan seni aldattı, kandırdı. Seni gizli şirke düşürdü. Allah muhafaza >> En büyük korkumdur benim dervişlerin üzerinde zikrullah’ı. Çünkü bir kimse sırtını dönerse Allah’ı zikri bırakırsa çünkü normalde e örnekliyorum bunu. Şeytan böyle eee farklı şeyler yaptırmaz dervişlere. Yani kolay kolay içki içirmez sana. Yani kolay kolay kumar oynatmaz sana. Sen çünkü gel kumar oynayalım dese birisi sen gidip

oynamazsın. Ha telefonuna indirir oynarsın. Kimse görmüyor dersin. O zaman da ütülürsün. Gider milyarlar, 500.000 liralar, 200.000 liralar. Oradan uçar. Hiç kimsenin de haberi yok ya. Oradan gider o. Ondan sonra bir bakmışsın adam iflas etmiş veyahut da kollulara gider. O artık tamam bitmiş onun işi. Ha diyeceksiniz ki derviş kolluları gider mi? Adam cep telefonuna indirir kumar oynar mı? Bir bakmışsın iflas etmiş. Evdeki hanımı da der ki, “Ulan ticaret yaptı da batırdı. Yok işte alır verişte batırdı.” Anan

ne alakası var? O para ticarette batmaz. Ticarette batanı getir alacaklarını ben tahsil edeyim diyorum. Bakıyor benim yüzüme. Ben diyorum ticarette batırdıysan getir. Ben alıvereyim diyorum senin alacaklarını. Kimdeyse çekse çek. Senetse senet, açık hesapsa açık hesap. Telefon açacağım diyorum. Rica edeceğim, söyleyeceğim. O da beni mafya babası zannediyor. Öyle dedi dervişlerden birisi, “En büyük mafya sensin.” dedi. Gitmiş aldanmış, senede imzalamış. Geldi dedi, “Senden daha büyük mafya yok abi.” dedi. “Eşte şöyle oldu, böyle oldu, şu oldu, bu oldu.

Ee bu paramı tahsil ediver.” İyi edivereyim dedim. Ha tahsil ettik sanki faydalı ne o? Eee bir şey mi oldu adam? İlk önce o gitti gene. Tahsil ettik ama parasını. Adamlar galeri gibi bir yer açmışlar. Loş ışıklar zannedersin ki pavyon. On dedim pavyona giriyor sanki. Selâmün aleyküm. Aleykümselam kardeş. Böyle bir şey olmuş dedim. Bak şunu böyle yapmışsınız, şöyle etmişsiniz, böyle etmişiz. Sana ne kardeş dedi bana. E dedim ya böyle bana beni ilgilendiriyor demek ki dedim ya buraya

kadar gelmişiz dedim. Beni ilgilendiriyor demek ki dedim. Şimdi o muşlu olanlar üzerine alınmasın. Biz muşluyuk kardeş dedi. İyi ben de bayındırlıyım dedim. Bayı neresi?” dedi. “Ef’nin bol olduğu yer” dedi. “Nasıl yani?” dedi. “Vallahi dedem” dedim Yunan’ı önüne katmış dayanamamış dedim. Ondan sonra dedim ben Yunan’a destek olanları da önüne katmış dedim. Ona da dayanamamış dedim. “Onların evlerine de” dedim başlamış ucundan yakmaya dedim. “Ben de bayındırlıyım dedim. Öyle asıl uzatmayalım.” hallettik tabii onun senedini filan aldık. Oradan işini

bitirdik. Şimdi o zikrullah’ı terk ettiğinden o oluyor. Bütün her şey ben zikri terke bırakırım. Sen dersini çek kardeş. Hiç olmazsa sabahları çek. Zikri terk etme. Günlük virdini çek. Hiç olmazsa. Hiç olmazsa diyorum Allah’ı zikret. Az da olsa devam et onu. Yoksa sen zikrullah’tan yüz çevirdiğin için Cenâb-ı Hak sana bir şeytan musallat edecek. O kalbinde zaten hazır asker duruyor. Namussuz duruyor o. O bir yere gitmiyor. O kalbinin kapısında duruyor orada. O başka bir yere gitmiyor. Çünkü Cenabı

Hak ayetle sabitlemiş. Kim Rahman’ın zikrullah’ından yüz çevirirse onu şeytan musallat ederiz. Allah söylüyor bunu. Mustafa Özba değil. O zaman o kimse zikrullah’ı bıraktı. Şeytan onun kalbine oturdu. Sonra ondan her şey bekle. Bakın ondan her şey bekle. Ahmed bin Hanbel’in hadisi. Kim Allah’ı zikretmekten yüz çevirirse Allah da onu kendine unutturur. Yani sen Allah’ı zikretmeyi bıraktın, yüz çevirdin. Allah sana kendisini unutturuyor. Çünkü zikrullah en büyük iş. Zikrullah en büyük nimet. Bir tarafta manevi maddi manevi nimet. Sen zikrullah’ı

bırakaraktan maddi manevi nimete yüzünü çevirdin, döndürdün. Sen Allah’a sırtını döndün. Cenâb-ı Hak seni maddi manevi bir sofraya oturtturdu. O maddi manevi seni nimete gark etti ve seni maddi manevi nimetin içerisinde yaşatırken sen hainlik yaptın, sen vefasızlık ettin, sen körlük yaptın, sen nimete sırtını döndün, sen nimete vefasızlık ettin. Cenabı Hak da kendisini unutturdu sana. Sebep sen en büyük işe sırtını döndün. Çünkü sen Allah’ın en büyük, en faziletli ibadetine sırtını döndün. Sen Cenâb-ı Hak seni zikrullah halakasına oturtturdu.

Sen o halakaya hainlik ettin. O yüzden Allah sana kendisini unutturdu. Veyahut da sen zikrullah’a düşman oldun. Sen zikir halakasına düşman oldun. Zikrullah’a düşman oldun. Toprağın böylemesine doğru biraz gel böyle yer açılsın. İbrahim de biraz şey olsun kımıldan. Haydi bakayım. Destur bismillah. İki dizinin üzerine arka tarafta yer var da geçin bu tarafa. Ayaktaki kardeş. Ayaktaki kardeşler. Bu tarafta yer var. Geçin böyle. Geç geç geç. Yolları açın. Böylemesine gelin. Buraya ben 2000 kişi aldırırım ya. Merak etmeyin. Yok

satmayı severim ben. O yüzden normalde zikrullah’a o kimse öyle bir büyük bir nimet ki Allah’ı zikir. Sen o sırtını oraya dönersen sen Allah’ı unutursan Allah da sana kendisini unutturuyor. Bu büyük bir aslında dünyadayken daha ceza. >> Rabbim muhafaza eylesin inşâallah. O yüzden Mesnevide Hazreti Pir zikirsiz insan, cansız cesettir. Zikirle dirilen gönülse hakkın nefesiyle konuşur der. Demek ki zikirsiz beden cansız. Hani o az önce hadis-i şerifi zikredenle zikretmeyenlerin arasındaki farkı söyleyeyim mi? Zikredenler diridir. Zikretmeyenler ölü gibidir.

Hadis-i şerif. Hazreti Pir de diyor ki, “Zikirsiz insan cansız cesettir. Zikirle dirilen gönül ise hakkın nefesiyle konuşur. O yüzden normalde o kimse zikrullah yok. yok ise o yok olmaya mahkumdur. O kimsede zikrullah durmuyorsa ve o zikrullah’ı terk ettiyse o kimse de manevi olarak yok olmaya mahkumdur. Rabbim bizleri eee zikrullah ile bağı kesilenlerden eylemesin. >> Nefsine uyup da zikrullah halakasına sırtını dönenlerden eylemesin. >> Amin. Şeytanın vesvesesine uyup da bizleri kibirlenenlerden eylemesin. >> Her türlü şeytanın vesvesesinden, desisesinden

bizleri muhafaza eylesin. Yeğenim 6 yaşında okulda akran zorbalığı görmüş ve olaydan sonra kekemelik başladı. Dua eder misiniz? Rabbim muhafaza eylesin. >> Bu tip şeyleri önemseyin. Normalde gidin okul müdürüne şikayet edin. Hatta daha ileri gidin. Gidin karakola şikayet edin. Gerçekten böyle bir şey oldu. Okul müdüründen beri hasta okul müdürlerine bile gitmeyin. Gidin karakola şikayet edin. Böyle böyle çocuğum okulda böyle böyle zorbalıya uğradı. Zorbalıya filanca filanca çocuklar üzerinden zorbalıya uğradık. Gerekleninin yapılmasını diye gidin karakola şikayet edin. 707.

Mustafa Özbağ Efendi ve Önemi Çünkü bu akran zorbalıkları arttı. Her yere sirayet ediyor bu. Her yere sirayet ediyor. Okullarda, sokakta, dergahta bile var burada. O yüzden asla buna müsamaha yok. Hemen bu konuda dergahta böyle bir şey olduysa görevlilere bildirin hemen. Hiç kimse çocuğunu buraya zorbalıya uğrasın diye getirmeyecek. Okulda böyle bir şey oldu. Hemen karakola al çocuk şimdi kekeme oldu. Ne olacak şimdi? Şimdi o çocuk ömür boyu onun üzerinden atamayacak. biraz korktuğunda başlayacak dili kaymaya. >> Geçen

ay birine borç verdim. Bunu altın olarak verebileceğimi söyledim. Kabul etti. Ancak uzak mesafede olduğu için bozdurup bankadan göndermemi istedi. Ben de bozdurup gönderdim. Şimdi borcunu ödeyecek. aynı miktarda altın alıp verecek bana. Bunu böyle yapmam uygun olur mu yoksa faiz mi olur? Böyle yapman uygun olur. Çünkü sen onun adına bozdurdun parayı. O sana gönderirken onun adına parayı alacaksın. Onun adına altını alacaksın ve borcunu tahsir edeceksin. Normalde eee örnekliyorum böyle bir şey yapacağım zaman şimdi Abdüllatif buna şahittir.

Abdüllatif seni vekil tayin ettim. Bana şu kadar şunu al derim. Abdüllatif seni vekil tayin ettim. Şunu şu kadar şunu satıver derim. Vekil tayin ederim onu. Öbür türlü aradaki şey eee faiz olur. Fark olmasa da faiz olur. Nakitte çünkü şey var. Hadis-i şerif var. Hatta Hazreti Ömer efendimizin oğlu Abdullah diyor ki, “O kimse duvardan atlasa sen de duvardan atlayacaksın.” der. Yani nasıl diyelim ki ben gittim Abdüllatif’e bir para götürdüm. Abdüllatif’e dedim ki Abdüllatif bana işte 1.000 dolar

al. Parayı Abdüllatif aldı mı? Abdüllatif parayı aldı gidiyor. Ben onu vekil tayin etmediysem ben de onun peşinden gideceğim. Orada geçen zaman bile faiz oluyor. Yani burada faiz sadece artma eksilme ile alakalı değil. Siz faizi sadece artma eksilme olarak görüyorsunuz veyahut bir kısım hani bu sonradan gelme eee İslam uleması arttırma eksilme olarak görüyor. Bu öyle değil. Mesela ben vekaletle hallediyorum. Abdüllatif’i ararım. Abdüllatif seni vekil tayin ettim. Şunu şöyle al, bunu böyle sat veya şunu şöyle yap. vekilim

olur benim. Vekilim olunca faiz olmaz. Yani normalde işte e Yusuf Hoca’da da kuyumcu dükkanı var Çanakkale’de. Ondan sonra Emirhan’a dedi, diyeceğim ki Emirhan şunu şöyle yap. Seni vekil tayin ettim. Örnek parayı gönderiyorum sana. Seni vekil tayin ettim. parayı al bana şu kadar şunu al. Seni vekil tayin ettim. Vekaletle yapmış oluyor o zaman. Hani orada onun gitmesi, gelmesi, onu bunu yapmaları zaman açısından sıkıntı olmuyor. Bu biraz kafanıza tuhaf gelebilir. Hadis-i şerif böyle çünkü. >> O zaman faizdir.

>> Eee duymazsın hocam. Neleri duydun ki ben buraya gelmezden önce sen? Para verd >> tabii onu >> para verdi bana. Dolar aldı. >> Dolar al dedi. O normalde seni vekil tayin etti. Dedi ki sana bunu al vekil tay bana dolar alıver bundan dedi. Onu vekaletle iş yapıyorsun orada. Ama öbür türlü ben sana geldim dedim ki hoca bana 1000 dolar ver. Sen benden parayı aldın 1000 doları vermedin ama daha sen gidiyorsun ben de peşinden geleceğim senin. Mesela

anlaşıldı mı? Öbür türlü vekil tayin ettim ben seni. Hocam bana 1000 dolar alıver dedim. Sen 1000 dolar benim adımı alıyorsun. Vekil tayin ettim. Birine kurbanımı alıver. Kurbanı almaya vekil tayin ettim. Birine nikah kıymaya vekil tayin ettim. Nikah kıydı. Vekaletle olmuş oldu iş. Yani normalde o öyle. Veyahut da işte birine dedim ki benim adıma sen benim üzerimde istediğin gibi nikah kıyabilirsin dedim veyahut da boşayabilirsin dedim. Vekil tayin ettim. Alışveriş de onun gibi. Ya ben sana para verdim

1000 dolar alıver bana dedim. Vekil tayin ettim seni. Yani o normalde vekaletle olmuş oldu. Öbür türlü ben sana dedim ki bana 1.000 dolar ver. Senin 1000 doların yok cebinde. Sen almak için başka yereye gidiyorsun. Ben de seninle beraber geleceğim. >> Hı hı. İnce teknik ya. Abdüllatif orada. Ben Abdüllatif’i arım. Abdüllatif kaç para? Şu kadar seni vekil tayin ettim. Al benim adıma derim. Şimdi bunu bilmeyen bir kimseye yapamam ben bunu. Şimdi adam bilmiyorsa benim bu hani ince

duruşu ve o hadis-i şerifi de bilmiyorsa adam der ki lan ne yapıyor bu? Nereden çıkardı böyle şeyler? Yeni çıktı. Hatta Hazreti Ömer efendimizin oğlu Abdullah diyor ki o duvardan atlarsa sen de duvardan atla. Ayağını mayan kırılacak. Allah affetsin. Böyle uzaktaki işlerle vekil tayin edilecek. Yani o kimse diyor ya benim adıma sen bozdur bana bankadan gönder. Şimdi o geri dönecek diyecek ki sana şu kadar para gönderiyorum. Vekil tayin ettim. Şu kadar altını al. Hal gören bir kişi

halini yönetebilir mi? Örneğin Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem gösteriliyorken kişi yanında Hzreti Ali efendimizi görmek istediğinde Hazreti Ali efendimiz onda o anda orada oluyorsa bu durum hal midir yoksa kişi hayall mudur? Her ikisi de olabilir. Bir kişiye gösterilen haller kişinin kendisiyle ilgili yaptığı iyilikler ve yaptığı ibadetlerle mi alakalı yoksa birinin yüzü suyu hürmetine mi veyahut da Allah’ın keyfiyetiyle mi alakalı? Hepsi de bunların normalde şeyi vardır, etkisi vardır. Sabah namazına kalkamıyorum. Kalkmam için ne yapmalıyım? Kalkacaksın.

Ne yapacaksın? Kalkacaksın. Saat mı kuracaksın? Yok alarm mı kuracaksın? Yoksa 10 tane arkadaşa hepiniz sırayla üçer dakika arayla beni arayayım mı diyeceksin? Kalkacaksın ya da Allah’a yalvaracaksın. Diyeceksin ki, “Ya Rabbi, vahdaniyetinin hürmetine beni sabah namazına uyandır deme. Beni sabah namazın kılmama yardım eyle.” Ya >> uyandırır seni. Yattığın yerde uyanık yatarsın. Yanlış dua etme. Uyandır diyor. Uyanıyorsun. Kalktın mı? Kalkmadın ama uyanıksın. Yok öyle değil. Ya Rabbi beni sabah namazını kılmayı nasip eyle. >> Bu ha bir de

sabah namazını kılmayı nasip eyle. Vaktinde kılmayı nasip eyle. >> E çünkü bizim dervişler biraz uyanıklar. Ya üstat dedi zaten kalktığın zaman da kılarsın. Bir bakıyorum 11’de kılıyor adam namazı. Bir de bana soruyor. Ben diyor kalkıyorum otobüse biniyorum. Otobüste kılıyorum namazı diyor. Y normalde şeyde belediye otobüsünde kılıyor. E evde kıl da ne ama geciktiriyorsun ama geciktiriyor. Bir de otobüste ima ile kılacağım diye uğraşıyor. Allah bizi affetsin inşâallah. >> Allah duamı kabul etsin diye beklenti içindeyim. Bu yaptığım

doğru mu? E kabul eder. Ne kabul etmesin ki? O bütün duaları kabul eder. İcra edilmesini ister. Ya Rabbi bu duamı tecelli ettir de >> inşâallah. Rabbim dualarımızı tecelli ettirsin inşâallah. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife. Ya Rabbi hasıl olan sevabı Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ruhlarına ve bütün geçmiş peygamberi zişan efendilerimizin ruhlarına >> cihar-i yar güzin efendilerimiz Ebubekir Sıddık, Ömerül Faruk, Osman-ı Zinnureyn, Ali Ali Murteza radıyallahu anh hazretlerinin ruhlarına >> aşere-i mübeşerenin evlad-ı resulullah, zevce-i

resulullah, imam-ı Hasan, İmam Hüseyin, 72 şühedanın, şehid-i Kerbela’nın, bütün şühedanın, tüm ashabı Resulullah Hazretlerinin ruhlarına >> İmamımız İmam-ı Azam, Ebu Hanife, İmam-ı Şafii, İmam Maliki, İmam-ı Hanbeli ve bütün mezhep imamlarımızın ruhlarını hediyeik. vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. >> Haberdar eyle ya Rabbi. >> Feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. >> Amin. Üç ihlas, bir Fatiha-i şerife Allah amin. Ya Rabbi hasıl olan sevabı pirimiz Seyid Abdülkadir Geylani, Seyid Ahmed Erfai, Seyid Ahmet el Bedevi,

Seyid İbrahim Dusuki, Şeyh Ebü Hasanşazeli, Şahı Nakşi Benli Muhammed Bahaddin, Şah-ı Mevlânâ Celaleddin Rumi, Şah Hacı Bektaşi Veli, Şah Hacı Bayramı Veli, Mehmed Muhyiddin Üftâde, Veysel Karani, Muhittin Arabi, Niyaz-ı Mısri ve bütün piran efendilerimizin ruhlarında hediye eyledik. Vasıl ve hissedar eyle ya >> Ve zatlarını, himmetlerini, >> Amin. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife. >> Amin. Ey ya Rabbi hasıl olan sevabı geçmiş üstatlarımızdan Abdurrahim Tantavi, Abdurrahim Nişavi, Elhaç elhafız Ebubekir Sıddiki-i Çorumi, Hacı Ali Haydar Efendi, Elhaç Çorum

Mustafa Naç Efendi, Nevşehirli Hacı Abdullah Gürbüz Efendi’nin, Kaçuni dergahının, Kabbaşi dergahının ve bütün geçmiş mürşid-i kamillerin, velilerin, evliyaların, dervişlerin, müminlerin ruhlarına ya Rabbi bilhassa üstadımız Bayındırlı Hacı Mustafa Erzubendi Hazretlerinin ruhaniyetlerine, >> cep ve dadalarının ruhaniyetlerine, >> yaşayan bütün mürşid-i kamillerin, velilerin, evliyaların, bütün derviş kardeşlerimizin ve ümmeti Muhammed’in ruhaniyetlerine >> Ali’den akraba talukatlarımızdan geçenlerin ruhlarında hediyeledik. vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. >> Vezatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya >> Amin. Ve selamün alel mürselin ve

alihim vhamdülillahi rabbil alemin. Euzü billahi mineşşeytanirracim. Eftali zikirnahu ilah illallah. ilahe >> Hak muhammeden resulullah cemi enbi vel mürselin. Velhamdülillahi rabbil alemin. Elfatiha salavat. Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali Muhammed. Kaynak Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir. İlgili Sohbetler