Dergah Sohbetleri Serisi

704. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri


>> Hepsini de batırsın. >> İsrail’i ve destekçilerini batırsın. >> Onları maddi manevi arkasında duranları yerleyin. >> Ecmin. Bugün güzel gün ya. Özdemir aslında abi yani normalde kaçlıydın? >> 61. >> He >> 61’liyim. >> Aa aynı yaştaışız. abim 59’du ya. Ben de onu abimin sınıf arkadaşı deyince o da benden büyük zannediyordum. Bak bugüne kadar aynı yaştmışız. Tabii Özdemir’le abim eee Çorumlu Hacı Mustafa Efendi Hazretlerinden dersliler. Bizim benim ilk derviş olarak gördüğüm insanlar onlar. O zaman için Çorumi’den

ders almışlar. eee öyle hayatlarını devam ettirdiler. İkisi de eee Zonguldak’ta okulda arkadaşlar. Arkadaşlıkları çok uzun senelerden beri devam ediyor. Allah razı olsun her ikisinden de. >> Tabii Özdemir bizim böyle aileden Allah razı olsun. Eee bizim evimize gelen giden, misafir olan dışımızda bir kimse değil. O yüzden eee bugün herhalde abimiz ziyarete geldi. Oradan da buraya gelmişler. Allah razı olsun inşâallah. >> Tabii bugün Zafer de burada Erzurum’da. En son Erzurum ziyaretine gittiğimizde Allah razı olsun orada koşuşturdu. Hizmet

etti, hürmet etti. Evini de dersi açtı. Bayanların dersi orada onların evinde oldu. Hanımı da orada. Bayanların zakiri. Allah razı olsun. bayağı orada eee koşuşturdu benimle beraber. Allah razı olsun. >> Tabii bir de bugün sürpriz var. Bizim Mustafa Mercan mahalledeki komşuları getirdi. Onlar arka tarafta mı kaldılar? Komşular burada bizim bugün mahalleden. On da Mustafa Mercan hepsini toparlamış gelmiş. Allah razı olsun inşâallah. Bugün böyle benim sevinçli günüm. Allah hepsinden de razı olsun inşâallah. >> Birkaç soru var. Bunlara

bakalım. Ondan sonra derse geçelim. Telegram hesabınız üzerinden yazdığımız hal ve rüyalara sizden bir cevap gelmediğinde nasıl değerlendirmemiz gerekir? Bu manevi bir ikaz mıdır? Esma vermediğiniz dervişler yine de birçok hali yaşayabilir mi? Bu hali herkes yaşayabilir. Bunda bir sıkıntı yok. Yani esması olsa da olmasa da değişik haller sufilik hayatında var. İkincisi, cevap vermediğimiz, yazmadığımız rüyaları normalde demek ki yorumlanmasına gerek yok. O yüzden yazmıyorum genelde. Yani bir yoruma ihtiyaç yok ise yazmıyorum ama bir yoruma ihtiyaçsa yazıyorum. Bazen

normalde arkadaşlar illaki rüyalarını yordurmak istiyorlar. Rüya üç türlü hadis-i şerife göre. Birincisi normalde bir kimse eee şeytani gördüğü bir rüya. Kaosik rüyalar. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri öyle bir rüya gördüğünüzde sol tarafınıza üç sefer tökürün eyüzü besmele çekin diyor. İkincisi bir şeyin etkisinde kalınaraktan rüyalar. Bunlar boş rüyadır. Bunlar bunlarla alakalı bir tevile ihtiyaç yok. Üçüncüsü de bu hani salih rüya olarak nitelendirilmiş Allah hazretleri. Bunların rüyaya, bu rüyaların büyük bir kısmı eee tevil edilir. E

bir de ahir zamanda salih rüyalar mübeşirattandır. Eee müjdeci rüyadır denmiş. O yüzden mübeşşirattandır. Büyük bir kısmının tevile ihtiyacı olur. Biz de onu gücümüz yettiğince tevil etmeye çalışıyoruz. Yoksa rüyasına cevap yazmadığımız herhangi bir kimse özel bir şekilde işte bana yazmadı. Yok ben nefsime mi uydum? Yok işte bana bir ikaz mı? Yok başka bir şey mi? Böyle bir şeye gerek yok. Yani siz de eee kabul ederseniz yaklaşık kabul edersiniz. Yani 4.000’in 4.000’e yakındı herhalde. En son bakmadım ama

eee Telegram’da şey var arkadaşlar var. Büyük bir çoğunluğu yazıyor. Ben de büyük bir çoğunluğunu eee mümkün olduğunca, vaktim olduğunca okuyorum. Hemen hemen diyebilirim ki %99’unu okuyorum. O yüzden böyle bir sıkıntı yok. Ama mesela benim o mesaim sabah namazından sonra gün içerisinde yazan arkadaşlar oluyor. Onları vaktim kolursa onlara cevap yazım. Genelde sabah namazından sonra o işimi bitiriyorum. Dergahta veya ev derslerinde halaka kurulduktan sonra aralarında fısıldaşmalar gülüşenler oluyor. Nasıl uyarmalıyız? Zikrullah halakası kuruldu mu, Zikrullah başladı mı? Bu

tip şeyler uygun değil. Adaba uygun değil. Ama bazen evlerde veyahut da böyle küçük derslerde bu tip şey olabilir aslında. Hani bunu tatlı bir şekilde disiplin etmek lazım. Yani biraz böyle sert konuşulur, ters konuşulursa zaten 5 kişisin 4e düşebilirsin. O yüzden onu böyle gayet nazikane bir şekilde eee uyarılırsa bilhassa böyle dersi yaptıran kimse bu konuda kendini böyle daha disiplinli tutarsa öbür arkadaşlarla disiplinelirler. Sıkıntı olmaz inşâallah. Nur suresi 19. ayette insanlar arasında hayasızlığın yayılmasını arzu eden kimseler için

dünyada da ahirette de elin bir azap vardır. Allah bilir siz bilmezsiniz. Hayasızlık olarak çevrilen kelime fahisetü. Hayasızlık nedir? İnanan inanan nasıl bunun yayılmasını ister? Sufi bunu nasıl anlar, nasıl engeller? Aslında bu faiet olarak geçen fuhsiyet, fahşiyat. Bu normalde fahşat olunca bu hani onun karşılığı hayatsızlık olarak bu eee mealciler öyle söylüyorlar ama fahşat her konuda. Şimdi her konuda dediğimiz şu biz sadece cinsel suç değil bu hadise. Bunu sadece cinsel suç olarak bakarsak doğru değil. Mesela bir kimsenin

namazı kılmaması da fahşiyattır. Orucu tutmaması da fahşiyattır. Veyahut da Kur’an ve sünnet ahlakını bütün olarak ona ihtimam göstermemesi de fahşiyattır. Yalan da fahşiyattır. Gıybet de fahşiyattır. Dedikodu da fahşiyattır. Hırsızlık, içki, kumar, bunların hepsi de fahşiyattır normalde. Ama bu sadece bizim toplumumuzda fahşiyat deyince cinsel suç anlamında geliyor. Mesela bir erkeğin tesettürüne riayet etmemesi de fahşiyattır. Kadının tesettürüne dikkat etmemesi de fahşiyattır. O geniş bir çerçeve. O yüzden bunun yayılması, bunun yayılması ne demek? Mesela siz bir kimsenin yanlışlığını

hani ben doğru yapıyorum deyip de sosyal medyada kullansanız dahi ona destek olmuş oluyorsunuz. Yayıyorsunuz. Mesela Müslümanlar birisinin kötülüğünü gösterecek. Örneğin birisi kötülük yapmış. Onun kötülüğünü sosyal medyada yayınlarken aslında kötülüğün de reklamını yapıyor. Fahşiyata orada destek veriyor. Normalde kötülükleri bakın kötülükleri yaymamak için kötülükleri yaymamak için normalde onların paylaşılmaması lazım. Ama mesela diyelim ki o paylaştığın şey bir kimse var Müslümanların önderi hükmünde. Ama o Müslümanların önderi hükmünde fakat hani bu eee tabirimi hoş görün sahte önderlerden. Orada ümmeti

Muhammed’in faydasında bir şey var. Onun normalde anlatılması lazım. Hani diyelim ki bir siyasi parti lideri düşünün. O siyasi parti lideri aslında İslam’la bağı bağlantısı yok ama İslammış gibi davranıyor. Bunun anlaşılması lazım. Bunun söylenmesi lazım. Bu çünkü toplumu ilgilendiren bir şey veyahut da toplumu, İslam ümmetini ilgilendiren bir mesele ise bunun faş edilmesi, bunun anlatılmasında suç yok. Ama normalde ümmeti ilgilendirmeyen bir şeyse o zaman bu farklı bir noktaya giriyor. Ve şu anda dünya insanlığı ne yazık ki bu

sosyal medya üzerinden çünkü bir şeyin doğru mu yanlış mı olduğunu bilmeden bunları komple yayınlıyorlar. Fahşiyata hizmet etmiş oluyor. Bilhassa İslami kesim öyle bir hunharca saldırılarda bulunuyor hani hak ve hakikat noktasında olan bir kimse farkında değil. böyle bindirilmiş kuvvetler gibi normalde hak ve hakikatten yana olduğunu zannediyor. Aslında fahşiyata veyahut da deccaliyete hizmet ediyor. Bu normalde düşünebiliyor musunuz? O sosyal medya dediğiniz alan eğer Kur’an’a, sünnete, imamların içtihadına uygun bir paylaşım yapmıyorsanız dedikoduya, gıybete, iftiraya veya deccaliyete çalışıyorsa o

mesele normalde bütün herkes ondan nasibini alıyor. Ne paylaşıyorsun, ne aktarıyorsun, ne yapıyorsun bu önemli. Ama insanlar buna dikkat etmiyor. O yüzden fahşiyata hizmet ediyor. Burada normalde yardım ederler dediğinde sen normalde o bir bunu tırnak içerisinde söylüyorum. Birisi Kur’an ve sünnetin dışında fikriyatı var, düşüncesi var. bu noktada eee o yolda gidiyor ama insanlar onu destekliyor. İnsanlar onu alkışlıyor. Bu sefer ona ona hizmet etmiş oluyor. Şimdi farkında olsun olmasın neye hizmet ettiğine bakacaksın. Farkında olma nereye koştuğuna bakacaksın.

Ne konuştuğuna bakacaksın. Onlara bakınca da insan kendi kendisini analiz ederse doğruyu bulacak. Doğruyu bulacak. Analiz edecek akıl lazım. O akla da Kur’an ve sünnet lazım. O aklında Kur’an ve sünnet yok ise o kimsenin doğruyu bulması da mümkün değil. 704. Mustafa Özbağ Efendi Hakkında Bu sefer e Allah muhafaza eylesin müslümanım diyen insanlar ne yazık ki deccaliyete hizmet ediyorlar ama farkındalar. Ama farkında değiller. Buradan malum rüya okumuyorum. Hakkınızı helal edin. O yüzden bir kardeş rüya yazmış. 15 dakikanız

var. Soru sorabilirsiniz. Aslında iki haftadır Zikrullah ile alakalı ayet-i kerime hazır sohbete devam edeceğiz ama iki haftadır olmadı. İnşallah önümüzdeki hafta başlayalım Allah’ın izniyle. Sen Ali mikrofona alışkın sen sıkıntı yapma. >> Selâmün aleyküm efendim. >> Aleykümselam. >> Efendim eee Peygamber Efendimiz sallallahu. Ve sellem hazretleri miraca yükseldiği zaman orada cennetlik ve cehennemlik bazı kimseleri gördü. Onlara anlattı. Oradaki cennetlik ve cennetlik eee cehennemdeki kimselerin normalde hesap gününden kıyametten sonra cennete ve cehenneme girileceği için o kimselerin hesabı ve

kıyameti ne zaman oldu? Buna paralel olarak bir de 18.000 alemin Mustafası buyuruluyor. Eee Göbeklitepe’den de bilindiğine göre başka galaksilerde, başka evrenlerde başka hayatlar, başka ümmetler de var. Efendimiz onlara nasıl peygamberlik yaptı? Onlar nasıl tabi oldu? aynı anda orada da mı yaşadı? Eee, bu soru bana bir yerden soruldu. Diğer soruyu da ben soruyorum. Efendim, o, eee, miraçtaki cennetlik ve cehennemlik kimselerin kıyameti ve hesap günü ne zaman oldu? Bu böyle tekerrür devam edecek mi? Yani bizden sonra da

mesela o kıyametten sonra da devam edeceği anlamına mı geliyor? Bu miraçla alakalı bu meselelerde Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bir kısım insanların cehennemde azaplarını görüyor. Bu uzun bir hadis-i şerif ve cennetliklerin hallerini de görüyor. Tabii bunlar yaşandı mı yaşanmadı mı yaşanacak mı? Cenâb-ı Hak her şeye kadirdir. Yaşanacak olan şeyleri de peygamberine gösterir. Bu eee gaybi bir ilimdir. O yüzden eee Cenabı Hak gelecekte yaşanacak olan bir şeyi de gösterir. Geçmişte yaşanmış olan bir şeyi de

gösterir. Onların kıyameti koptu mu kopmadı mı Allah bu noktada güç ve kudret sahibidir. yaşanacak olan şeyleri peygamberlerine gösterir. İkincisine gelince eee bir hadis-i şerif var. O hadis-i şerifte sellem hazretleri kendisinden önceki peygamberlerin peygamberlik vazifelerini değişik eee alemlerde devam ettiğini ve orada da sizin gibi ümmetleri var. onların da diye bir hadis-i şerif var. O yüzden normalde eee Adem Aleyhisselam’dan Hazreti Muhammed Mustafa’ya kadar bir rivayette 124.000 peygamber denir. Ama bunu normalde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ağzından

çıktığı için 124.000 gün olarak kabul edilebilir. Ama biz sonuç itibariyle yani bunu geniş bir çerçevede alsak ne kadar peygamber gelmiş dünya kaç sefer yıkılmış kaç sefer kurulmuş onu bilmiyoruz. Amma veelakin peygamberlerin peygamberlik vazifelerinin devam ettiğine dair hadis-i şerif var. Ama Arabi penceresinden bakacak olursak bu meseleye peygamberlerin peygamberlikleri bitti der. O velilik bakidir der. Velilik devam eder. Der evet dünya üzerinde bu paralelde, bu düzlemde peygamberlik vazifesi bitti. Yani son peygamber Muhammed Mustafa’ydı. Ondan sonra gelecek olan bir

peygamber yok. Ama velilik devam eder der Muhyiddin İbn Arabi ki haktır. Ayetle sabittir velilik. O yüzden velilik son bulmaz. Hadisle de sabittir. Birkaç haftadır ders yapıyoruz bu konuda. Eee hatta açıp okuyabilirsiniz Kütübü Sidde ebal bahsini. Ebdal bahsinde bir veli vefat ettiğinde yerine yerisinin atanacağı, geçeceği, onda vefat ederse işte 40’lardan vefat edince, 80’lerden, 80’lerden vefat edince 120’lerden böyle velilerin devam edeceği, veliliğin de devam edeceği, kıyamete kadar eksilmeyeceğine dair Hzreti Ali efendimizin bir eee nakli var. O yüzden

velilik eee tabiri caizse ebedidir. Sadece dünyaya da bağlı değildir. Çünkü Allah’ın elveli ismi şerifi ebedidir. Öyle olunca velilik de ebedi olur. Velilik son bulmaz. Velilik son bulmayacağı için de devam eder. Şimdi diğer peygamberlerle alakalı meselede de evet onlar değişik hani eee perdelerde öyle söyleyelim peygamberliklerine devam ediyorlar. Onların da sizin ümmetiniz gibi onların da ümmetleri vardır diye hadis-i şerif sabit. >> Oturun >> efendim. Selâmün aleyküm. >> Otur. >> Aleykümselam >> efendim. Sizlere anlatılan hallerle alakalı eee buyurduğunuz

ilan edebilirsin, açık şekilde herkese söyleyebilirsin, gruba yazabilirsin şeklinde anlatılan hallerle alakalı. Anlatıldıktan sonra bir başka kişi kalbinden haşa minel huzur sen kimsin de bu hali görmek kim şeklinde ifade etse biri kalbinden geçirse bu kul hakkı mıdır? Efendim >> yok kalbinden geçirdiği için ona bir şey denmez. Çünkü hadis-i şerifte Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hani ayetle sabit bu. Çünkü kalbinizden geçenleri Allah hesaba çekmez dedi. Önce bir ayet-i kerime geldi. Allah sizi kalbinizden geçenlerden de hesaba

sorar dedi. Sonra o sahabe çok üzüldü. Sahabe çok üzülünce o bir ayet-i kerime daha geldi. Siz bunu fiiliyata dökmediniz müddetçe Allah bundan size hesaba sormaz dedi. Ama dervişler, sufiler ilk ayet-i kerimeyi ölçü alırlar. Kalplerinden bir şey geçirmemeye gayret ederler. Bir kimse normalde hani bu hali sen göremezsin, bu rüyayı sen göremezsin diye geçirse küstahlık yapmış olur. Kendi kalbini karartır. >> Teşekkür ederim efendim. >> Efendim selamünaleyküm efendim. Eee sorduğumuz sorularda cevaplarda hep her hep zikre çıkıyor ama kapıdan

girerken yukarıda sizin bir sözünüz var. Sufilik baştan sona edeptir diye. Bu noktada ben Zikrullah’la edep arasındaki bu ilişkiyi eee sormak istiyorum da efendim. Şimdi bir kimse çokça zikrullah etmiş olsa ama edebi olmamış olsa yani o kimse eee hani zikrullah’ın yüzü sürmetine evet kendini kurtarabilir ama eğer edebi yoksa onun o kimsenin edebi yoksa suyun üstün suyun taşın üstündeki tozu yıkadığı gibi yıkanır. O su içine işler mi? Bu da onun gibi. Bir kimsenin edebi düzgün değil ise sufilik

onun içine işlemez. Zikrullah onun kalbe oturmaz. Zikrullah kalbe oturacaksa o kimsenin edebi olması gerekir. Edep de dilden başlar. O dilin afetlerinden uzak duracak. Küfretmeyecek, yalan söylemeyecek, yemin etmeyecek, gıybet etmeyecek. Dilin afatlerine bir de edep farzları riayet etmek, haramlardan uzak durmaktan başlar. Bir kimsenin ağzında küfür var ise onda dervişlik durmaz. Bir kimse eşine, çoluğuna, çocuğuna küfrediyorsa, hakaret ediyorsa onda dervişlik durmaz. O dervişlik yüzeyseldir. Onun bir kimse o yüzden normalde diline hakim çıkacak. Yani o diline hakim çıkmıyorsa

o dervişliği yüzeysellikte kalır. İçine işlemez. Hazreti Mevlânâ’nın Mesnevide buyurduğu gibi, “Senin ambarın neden dolmaz biliyor musun?” diyor. “Senin ambarın delikti. O yüzden diyor o kimse de ambar delik. Yani bir taraftan kazanıyor bir taraftan harcıyor kazandığını komple. Bu hani tüccarlar olur böyle iş insanları olur veya memur amir neyse o kimse kazandığını harcar. kazandığını harcıyorsa o müsrif insandır. O normalde kazandığını tutmuyor. O normalde bir kimseye dersin ki mesela işte eee şimdi birkaç kişi onu tanır. Bizden mal alıyordu.

Diyordum ki bak yanlış yapıyorsun. Kazandığını harcıyorsun. Kaç kazanıyorsun? 3 kazanıyorsun. Bu 5 harcıyor. Ben onun dedim işinin toparlanmasını istiyorsan 3 kazanıyorsan dedim ben bir harcayacaksın. İkisini ayıracaksın kenara dedim ama o ayırma yolunu seçmiyordu. Şimdi aynı şekilde derviş de normalde 5 kazanıyor 6 kaybediyor. Bazen 8 kaybediyor 5 kazanıyor veyahut da işte 5 harcıyor. Ya şu dilini tut ona. Diyorsun ki şunu böyle yapma. Gene böyle söyleme söylüyor. Yine bu sefer o dervişliği onun yüzeysel kalıyor. E dervişliği yüzeysel

kalınca evet zikrullah yapıyor mu? Affoluyor mu? Ama sadece bu değil ki bizim derdimiz. Derdimiz Allah’a yaklaşmaksa, derdimiz Cenâb-ı Hak’ın cemaline müşerref olmaksa, derdimiz hakikatin hakikatine ulaşmaksa, derdimiz Allah’ı bilmek, Allah’ı tanımak ise, derdimiz kalbin harekete geçmesi ise, derdimiz kalbin harekete geçerekten kalbi mutmainli hale getirmek ise o zaman bizim davranış biçimlerimizi değiştirmemiz lazım. O zaman illa edep dememiz lazım. Edebimizi korumamız lazım. E şimdi Derviş kafasında sarık var, dilinde küfür var. Ne yapacağız biz onu? Derviş buraya geldiğinde eşine

giderken ben derse gidiyorum diyor. Akşam eve gidince küfrediyor. Neresi derviş bunun? Şimdi buraya geldi. Haydarisi sarığı çok yakışıklı. Çocuğuna küfrediyor. Neresi derviş onun? Bir de ben burada söylüyorum değil mi? Şimdi herkes dinliyor. Eşlerinize küfretmeyin. Çocuklarınıza küfretmeyin. Sağınıza solunuza küfretmeyin. 704. Mustafa Özbağ Efendi ve Önemi Sen küfredince ne oldu? Dervişlik kaldı mı? Hakaret etme hiç kimseye. Eşine, çoluğuna, çocuğuna, arkadaşına, annene, babana, annesine, babasına hakaret ediyor. Nerede dervişlik kaldı? Ayet-i kerimede öf bile demeyiniz diyor. E nerede kaldı?

Sen annene babana laf söylüyorsun. Dinlemiyorsun. Alay ediyorsun. Kafa yapıyorsun. Ben Şey Efendiden’den örnek veriyorum. Ben daha yeni derviştim. Daha böyle benim dizime vurdu Mustafa Efendi. Ben daha Hacı Anne’e elimi kaldırmadım dedi. Bir kötü söz bile söylemedim dedi. Ben de içimden söz verdim. Ben de aynısını yapacağım dedim. Oysa bizim Bayındır’ın kültüründe adamlar vurur kadınlara. Normal yani. E ben diyorum ki daha benim ağzımdan kötü bir söz çıkmadı. Daha hiç küfretmedim. L bile demedim ben. Ben daha çocuklarıma len

diye hitap etmedim. Bunu kendimi methetmek için söylemiyorum. Derviş üstadını mı ölçe alacak? Buyur kardeş. Benim çocuklarım da meydanda. Saklı gizli değil. Buyurun sorun. Lan demişim mi? Hakaret etmişim mi? Bir tokat vurmuşum mu? Küfretmeyin bırak. Hakaret etmişim mi? Dervişlik dedin. Edep abim burada daha bir sefer tartışmadık. Kavga etmedik biz. Burada yüzü burada işte kendisi burada. O benden daha sakindir. Ben agresifimdir. Ben bazen derim şunu şöyle yapma, bunu böyle yap işte şöyle böyle ara sıra hiç seslenmezsin. Dervişlik

edep. Sen burada zikrullah yaptık. Cuşu huruşa geçtik. Eve gittiğimizde ne yaptık? Ertesi sabah ne yaptık? Eşimize ne yaptık? Çocuğumuza ne yaptık? Bırakın eşimizi, çocuğumuza, etrafımıza ne yaptık biz? Müslüman odur ki elinden ve dilinden diğer insanlar, bakın diğer insanlar emindirler. Bizim elimizden ve dilimizden yakın dairede eşimiz, çocuklarımız, kardeşlerimiz, arkadaşlarımız, annemiz, babamız emin mi? Bu senin aynan. Aynaya baktım. Saç beyaz olmuş. Kendini kendi kendini gör. Eşine ne söyledin? Çocuğuna ne söyledin? Söyleme dediğim halde ne söyledin? Yapma dediğim

halde ne yaptın? Çok basit bu dervişlik. Normalde şimdi üstada Kur’an sünnet dairesinde itaattir. Kur’an sünnetesinde sana haram bir şey söylerse yerine getirmezsin. Ama sana Kur’an ve sünneti tebliğ ediyorsa sen yerine getireceksin. Madem yerine getirmeyecektin ne işin var bu meydanda? Kimse seni bal mumundan davet etmedi. Zorla da getirmedi buraya. Ciddi bu konuda biz çok insan toplayacağız. Kalabalık olacağız da vay bizim kalabalıklığımızdan dolayı bizim namımız şanımız artacak. Öyle bir derdimiz yok bizim. Benim öyle bir derdim yok. Hiç

olmadı bugüne kadar benim e dervişlikse yani ona yazık. Dervişin kendine yazık. Zikrullah yapacaksın. Hadis-i, hadis-i şerifte İmamı Hanbel hadisinde Allah hazretleri geçmiş günahlara hayra çevrilmiş olarak kalkınız buyurdu. Harika bir müjde. Hemen hemen her zikir halakasında söz gelince söylemek isterim bunu. İyi canım kardeşim. Biz iyi bir sufilik bırakacağız. Sen çocuğuna ne bırakacaksın? Biz çocuklarımıza ne bırakacağız geri? Sen mal bıraksan 3 günde gider o malın. Sen ev, han, hamam bırakırsın. 3 günde biter o. Üç gün bile gitmez.

Biz miras olarak sufilik bırakacağız çocuklarımıza. Dervişlik bırakacağız. Çünkü o bizim hayır hasenat defterimiz de kapanmayacak. E sen biz şimdi çocuklarımızı sufiliği miras olarak bırakamıyorsak, çocuğumuz bizden kaçıyorsa, eşimiz bizden kaçıyorsa hani bazen bayanlar diyor hani o sevdiğiniz dervişleri bir de evde görün diyor. Bir insan için bir bir yer yarılsa da içine girsen. Hepsi de senin kardeşin. Bir insan kardeşinin bu şeyini duymak ister mi? Zikrullah anküt. Ankü’te en büyük iş demiş. Ama edep de zikrin içinde. Edep zikrin

dışında değil ki. Edebi olmayanın zikrinin onun üzerinde bir tesiri kalmıyor. Edebi yok o kimsenin. Şu dilini tut. Derviş adam küfreder mi? Nerede görülmüş? Derviş adam eşine, çoluğuna, çocuğuna küfreder, hakaret eder mi? Nerede görülmüş bu? E diyorsan buraya gelmişsin, derviş olmuşsun. Ahlakını değiştireceksin kardeş. ahlakını değiştireceksin. Diyeceksin ki tamam bitti benim bu eski hayatım. İlahi güzel dünden kalma neyin varsa attım sana geliyorsun. Önce küfrü at. Önce hakareti at. Dünden kalma. Küfür sende dünden kalmış. E hakaret dünden kalmış.

E etrafında zulm ediyorsun. Dünden kalmış. Eş ve çocukların senden razı mı? Dünden kalmış. yani ne yapacağız şimdi? Nasıl bir dervişlik olacak? Kadın erkek değişmiyor bir şey. Kadınlar da kocalarına tabi olmuyor. Onlarda da dil bir kürek gibi. Bir karış değil. bir kürek gibi. Ne anladık biz bu işten? Oysa o edebiyle, zikrullahıyla, farzlara tabi olmasıyla, haramlardan uzak durmasıyla, şataattan, şatafattan, gösterişten, israftan, bunlardan uzak durmasıyla dervişlik yapacak. Örnek olacak. Ama önce babalara örnek olacak. önce babadır. Örnek babadır. Evde

evin reisi madem ki Cenabı Hak erkek demiş erkek evin reisi ise önce babadır. Önce baba kendini değiştirecek. Önce koca kendisini değiştirecek. Ben bazen arkadaşlara diyorum. Oğlunuz nerede? Oğlun seninle beraber senin hak olarak gördüğün yere gelmiyorsa sende sende kusur var. Hata senin. E anne baba, derviş kız seninle dergaha gelmiyorsa hata senin. Anne babanın. Anne baba derviş çocuk ne o? Dergaha gelmiyor. Dergah soğuk veyahut da işte gelmek istemiyor. Yani o nefsine uyuyor. Sen sen nasıl tebliğ ettin evde?

Nasıl konuştun? Nasıl söyledin? Nasıl anlattın? Sen dikkat ettin mi? Edep Adem’den itibaren edep. Adem’den itibaren o geçmiş peygamberlerin sözüdür. Hazreti Peygamber diyor ya, “Utanmıyorsan ne yapacaksan yap diye.” Şimdi insanlarda o utanma da yok. Sakın birisine söylemeyin. Hani utanmıyorsan ne işleyeceksen işle sözünü. Çünkü utanma duygusu yok insanlarda şu anda. Ama dervişler öyle olmaması lazım. Yani normalde gerçekten dervişler bu noktada ahlakın numunesi olması lazım. Yani bir evde bir tane derviş bütün evin derviş olmasına sebep olur. Ama dervişse

o derviş diyoruz ama edeple alakalı sıkıntı var. Allah muhafaza eylesin. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife. Ya Rabbi hasıl olan sevabı Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ruhlarına ve bütün geçmiş peygamberi zişan efendilerimizin ruhlarına >> cihar-i yarı güzin efendilerimiz Ebubekir Sıddık, Ömerül Faruk, Osman-ı Zinnureyn, Ali Ali Murtaza radıyallahu anh hazretlerinin ruhlarına aşere-i mübeşerenin evlad-ı resulullah, zevce-i Resulullah, İmam-ı Hasan, İmam Hüseyin 72 şühedanın, şehid-i Kerbela’nın, bütün şühedanın, tüm ashabı Resulullah Hazretlerinin ruhlarına >> imamımız İmam-ı Azam Ebu

Hanife, İmam-ı Şafii, İmam Maliki, İmam-ı Hanbeli ve bütün mezhep imamlarımızın ruhlarına hediyeik. vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. >> Haberdar eyle ya Rabbi. >> Fezzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. >> Amin. Üç ihlas bir Fatiha-i şerife alemin. >> Amin. Ya Rabbi hasıl olan sevabı pirimiz Seyyid Abdülkadir Geylani, Seyid Ahmet Erfai, Seyid Ahmet el Bedevi, Seyyid İbrahim Duseki, Şeyh Ebul Hasan eşazili, Şahı Nakşibendi Muhammed Bahaddin, Şah-ı Mevlânâ Celaleddin Rumi, Şah Hacı Bektaş-ı Veli, Şah

Hacı Bayram-ı Veli, Mehmed Muhyiddin Üftâde, Veysel Karani, Muhyiddin Arabi Niyaz-ı Mısri ve bütün piran efendilerimizin ruhlarında hediyeledik. vasıl ve hissedar eyle ya >> Fzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya >> Amin. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife. >> Amin. Ya Rabbi hasıl olan sevabı geçmiş üstatlarımızdan Abdurrahim Tantavi, Abdurrahim Ennişavi, Elhac el Hafız Ebubekir Sıddiki-i Çorumi, Hacı Ali Haydar Efendi, Elhatha Çorumlu Mustafa Naç Efendi, Nevşehirli Hacı Abdullah Gürbüz Efendi’nin Kaçuni dergahının, Kabbaşi dergahının ve bütün geçmiş mürşid-i

kamillerin, velilerin, evliyaların, dervişlerin, müminlerin ruhlarına ya Rabbi bilhassa üstadımız bayındırlı Hacı Mustafa Özba beyefendi hazretlerinin ruhaniyetlerine, >> ced ve dadalarının ruhaniyetlerine, >> yaşayan bütün mürşidi kamillerin, velilerin, evliyaların, bütün derviş kardeşlerimizin ve ümmeti Muhammed’in ruhaniyetlerine Turuk Aliye’den akraba- ve tallukatlarımızdan geçenlerin ruhlarında hediyeledik. vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. >> Amin. Ve selamün alel mürselin ve alihim velhamdülillahi rabbil alemin. Euzü billahi mineşşeytanirracim. Bismillâhirrahmânirrahîm. Eftal zikirnahu ilah illallah. ilahe Hak muhammed resulullah cembi mursalin. Rabb alemin. Elfatiha salavat. Allahümme

salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali Muhammed. Kaynak Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir. İlgili Sohbetler İslam ve İman İslam’da Ahlak İrfan Sohbetleri