Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

590. Dergâh Sohbeti — Def Vurmak, Mehdi Meselesi ve Şeytanın Suretleri

590. Dergâh Sohbeti'nde def/bendir hükmü, sema'nın caiz olması, dini nikah, Mehdi meselesi ve her dönemin Mehdisi, dört mezhep imamının tasavvufla ilişkisi, şeytanın insan suretinde görünmesi, Âyetü'l-Kürsî hadisi ve hüccetli rüya ile intisap ele alınmaktadır.


1. Bölüm

Selamünaleyküm. Allâh gecenizi hayır etsin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Hayrınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Dergaha yeni başladım. Eşim bendir öğrenmemi istemiyor. Müzik aleti diyor, haram diyor, sema etmek istiyorum. Ona da hayır diyor. Yeteri kadar bilgim olmadığı için açıklama yapamıyorum. Yardımcısı olur mu, yardımcı olur musunuz? Evet. Bununla alakalı insanlar bunlarla alakalı. Daha doğrusu kulaktan dolma bilgilere sahipler. Zaman zaman bu kulaktan dolma bilgileri kendileri ince doğru adlediyorlar. Bir hadîs-i şerif Hz. Peygamber’in salallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, Ayşe annemizi yolda karşılaşıyorlar. Hz. Peygamber’in salallahu aleyhi ve sellem Hazretleri diyor ki, Ya Ayşe, filanca kimsenin nikahını kıydınız mı?

Kıydık ya Resulallah. Peki diyor, def vurdunuz mu? Hayır ya Resulallah. Hadîs-i şerif, defsiz nikah nikah değildir. Ensar defi severdi diyor. Şimdi, bu def vurma veyahut da davul vurma bununla alakalı sonradan gelenlerin bir kısmı caiz olmadığına dair fetvalar vermişler. Bir kısmı daha da ileri gitmiş, haramdır demiş. Ama bu insanları eğlendirme babında olursa diye söylemişler. İşin o tarafı da yine tartışma götürür. Çünkü yine bir bayram sabahı, Hz. Ömer radıyallâhu anh davul vuruyorlar Ramazan bayramı sabahı. Hz. Ömer radıyallâhu anh Hazretleri onları susturmak istiyor, durdurmak istiyor. Diyor ki Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri, dur ya Ömer onlar 30 Ramazan oruç tuttular.

Bugün eğlenmek onların hakkıdır diyor. Şimdi bir düğünde eğlenmek, bununla alakalı hadîs-i şerif var. İki, Ramazan bayramlarında eğlenmek, üçüncüyü söylüyorum. Yine Habeşliler aklımda kaldığı kadarını söylüyorum. Harbeleriyle oyun oynamaya, oyun oynuyorlar. Harbeleriyle oyun oynayacakları zaman yine onları durdurmaya çalışıyor birileri. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri onları men ediyor. İki, bunlar mescitte oynuyorlar. Başka bir olay. O zaman da Hz. Ayşe annemize diyor ki, sen bunları seyretmek ister misin? Evet. Ben diyor sonuna kadar bekledim. Bir olay daha. Dışarıda, sokakta. Onu da diyor ki, izlemek ister misin? Evet, omuzlarına çıkıyor. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerinin öylesi izliyor.

Şimdi Müslüman eğlenmez diye bir tabir yok. Böyle bir kaide yok. Müslüman da eğlenir adaba, erkana riayet ederekten, harama bulaşmadan. O yüzden kına gecesi, düğünde, evlilik törenlerinde, harama düşmeden, erkekler kendi aralarında, bayanlar kendi aralarında, eğlenmelerinde bir beis yok. Bayram günlerinde, bayram adı üstünde bayram, eğlenmelerinde bir beis yok. Milli günlerinde, milli bir bayrama olabilir bir kimsenin, eğlenmelerinde bir beis yok. Bir önce eğlenme ile alakalı, eğlenme ile alakalı hadisleri sıraladık. Şimdi eğlenmenin caiz olduğu bir yerde normalde def vurmak, davul vurmak da caiz. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri Mekke’den Medine’ye hicret ediyor. Mekke’den Medine’ye hicret ederken, Medine’de Medine’liler toplanıyorlar, ellerinde mazharlar.


2. Bölüm

Hatta var ya, bir film çağrı gösterir ya bunu. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri’ni göstermemek için ne yapar? Asayı, bir asa gösterirler. Biz onu izlediğimizde ilk zamanlar sanki asanın arkasından görüverecekmişiz gibi geliyordu. Ve normalde Medine’liler ilahi söyleyip def vuruyorlar. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri bir peygamber ne yaptıysa vahiy ile yaptı. Onların def vurmalarından, ilahi söylemelerinden rahatsız olsaydı bunlara ikaz ederdi, söylerdi. Derdi ki haram bu, bunu işlemeyin. Demek ki ilahi söylemek, def vurmak, hatta gazanenin ihyasında sema ile alakalı ayrı bir bağıf vardır. Sema etmek caizdir. Sema ile de alakalı hayber fethedilir, hayber fethedilince Habeşistan’a hicret eden Hz.

Ali efendimizin kardeşi Cafer de gelir. Gelince çifte müjde her ikisine de sevinince, Cafer’in de bir rivayette alnından öper, bir rivayette yanağının kenarından öper. Hz. Cafer radıyallâhu anh Hazretleri sevilmenin verdiği sarhoşlukla hem kendi etrafında hem de Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri’nin etrafında dönmeye başlar. Düşünsenize, alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber, alnından öpüş bir kimsenin. Bir rivayette de Hz. Ali efendimiz hicret eder ya, hicret ettiğinde herkes birer tane ahiret kardeş alır, akşam karanlık çökmüştür, tam alaca karanlıktır. Hz. Ali radıyallâhu anh Hazretleri en geç yola çıkandır çünkü Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri’nin yatağında yatar.

Müşrikler o yatağında uyuyor, görsünler, bilsinler diye. Hiç kimse kalmayınca ahiret kardeşi, gel ya Ali, senin kanın benim kanımdandır deyip onun alnından öper, sen de benim ahiret kardeşimsin der. O da başlar, Sema etmeye, hem onun etrafında hem kendi etrafında. Sema ile alakalı farklı başka hadisler de var, o yüzden bu hadislerden haberi olmayan kimselerin, bunları böyle bidat demesi, bunları böyle yok görmesi, kerik görmesi, veya ilahi söylerlerken gudüm vurmak, ney üflemeyi, herhangi bir musiki aletinin icra edilmesini haram görenler bu hadislerden ya haberleri yok, olabilir. Okumamıştır, zamanı olmamıştır, öğrenmemiştir, okumadığından dolayı, zamanı olmadığından dolayı başka işlerle iştigal ettiğinden dolayı böyle bir şey de insanlar haram deyip geçiveriyor, Allâh bizi affetsin.

Kur’ân ve sünnetle sabit olmayan bir şeyi haram etmek, eğer varsa onun bir sıkıntısı caizdir, illeti. Ama bir illeti sabit değilse Allâh muhafaza eylesin, sıkıntı olur. İslam’da kimler dini nikah kıyabilir? Hür, akıl bali olan, herkes kendi nikahını kendi kıyabilir. Biz Hristiyan değiliz, biz Yahudi de değiliz. Hristiyanlar kendi başlarına ne nikah kıyabilirler ne boşanabilirler. Onlar bir papazın eşliğinde evlenirler, bir papazın eşliğinde boşanırlar, boşanırlarsa. O yüzden bu mesele sıkıntılıdır Katolik dünyada. Bu sıkıntıdan dolayı İngilizler kendi kiliselerini kurarlar, Anglican kilisesi diye, Vatikan’dan ayrıdır onlar. Onlar da normalde Katoliktir ama Vatikan’dan ayrıdır. Vatikan’dan ayrı oldukları için kendi kiliselerini kurarlar.


3. Bölüm

Çünkü zamanın kralı eşini boşamak ister, boşayamaz, Vatikan’a izin vermez siyasi sebepler girer işin içerisine. Bu sefer siz de öyle yapıyorsanız biz de kendi kilisemizi kendimiz kurarız deyip, Anglican kilisesini kurarlar ve böylece de Vatikan’dan ayrılırlar. Biz Hristiyan değiliz. Bizde normalde evlenecek olan bütün herkes kendi nikahını kendi kıyabilir. Bir Hanefiye’ye göre bir bayan da eşinden, özür dilerim, anne babasından izinsiz olarak nikahını kıyabilir. Böyle nikah kıyanları Hazret-i Ali efendimiz radıyallâhu anh hazretleri nikahlarını fes etmedi. O yüzden Hanefiler’de nikah kıyarken kızın ve erkeğin ailesinin onuru beklenmez. Şafilerde ailesinin onuru beklenir. Bir şafi erkek veya şafi bir bayan velisinin izni olmaksızın evlenemez.

Hanefiler de eğer o kimse akıl bali değil ise, mahçurlu ise, kısıtlı ise o zaman ancak velisi üzerinden o evlendirilir. Ama akıl bali ise, mahçurlu ve kısıtlı değil ise o kimse kendi nikahını kendisi kıyabilir. Böyle bir ibaret dolaşıyor, böyle bir şey dolaşıyor ortalıkta. bir imam kıymazsa nikah olmaz gibisinden, bu Allâh muhafaza eylesin, Hristiyan adetidir. Kim onlara benzemek isterse onlarla haşrolur. O yüzden bizde nikah kıyması için bir imama ihtiyaç yok. Bir, ikincisi imamların nikah kıymaya da hakkı yok. Layık, demokratik bir devlet sisteminde imamlar böyle layık ve demokratik hukuklarla idare edilen bir ülkede İslam hukukunu insanların üzerinde uygulayamazlar. Nikah İslam hukukudur.

Dini bir termolojidir, dini bir ibadettir. Nikah ibadettir. İmam kendisi nikahı ben kıyarım derse boşamayı da imam mı yapacak? İmamın boşaması boşama kabul edilecek mi ki imamın nikahı nikah olarak kabul edilsin? Burada sıkıntılar var. Biz layık, demokratik bir hukuk devleti, öyle tanımlanıyor ya devlet. Devlet layık, demokratik hukuk devleti ise o devletin dini ve dinle alakalı hiçbir şey yoktur. Olmaması gerekir ama bizde de öyle tam uygulanıyor. Allâh iyi etsin. O yüzden akılbali olan, Müslüman olan, hür olan herkes erkekler olarak söylüyorum kendilerine, kendileri nikahlanabilirler. Akılbali, hür olan, mahcur ve kısıtlı olmayan bir kız çocuğu da nikahını kıyabilir. İnternetten takip ettik.

Eski şeyhimiz Abdullah Efendi, Mehdi yaşıyor. Suriye karışacak ve Türkiye’de saldıracaklar diyor. Hatta görevde diyor, doğruluğu var mıdır? Kendilerine sormak lazım bu tip sözleri. O yüzden her velinin kendince görmüş olduğu haller, kendince görmüş olduğu rüyalar vardır. O görmüş olduğu halleri, rüyalar neticesinde kendileri bunları söylerler. Bunları normalde geçmiş dönemdeki veliler de söylemiş. Bunlar hepsi de söyler. Kimisi söylememeyi tercih eder, kimisi söylemeyi tercih eder. O yüzden söylemeyi tercih edenler kendilerince kendi gördükleri halleri doğrudur. Bu meselenin içerisine biz girdik mi şimdi farklı yönlere çekilebilir. Bu ondan korkumdan da değil de, bu uzun bir mesele. Normalde bu işin içerisine girdiğimizde şimdi kaderle alakalı ve lef-i mahfuzla alakalı meselelere girmemiz lazım.


4. Bölüm

Lef-i mahfuzdan gelen levhalar, o levhalara olan tecelliyat, o levhalar normalde görülen hallerde, görülen normalde rüyalarda. O levhaların hangi noktasına ulaşıldı, neresine ulaşıldı, o gösterilen haller doğru mu, ne kadar doğru, ne kadar hakikate yakın. Bunların hepsi de ayrı ayrı konuşulması gereken şeyler. Şimdi, bunu böyle bir yanılma olarak zannetmeyin, yanılma olarak da görmeyin. Mesela daha ben ilerisini söyleyeyim bunun. Şeyh Efendi Hazretlerinin verdiği tarihler de vardı. Eski arkadaşlar bilirler, 96’da Mehdi zuhur edecek diye Şeyh Efendi Hazretleri kendisi söyledi. Sonra tehir oldu dedi, 98 oldu, sonra bir daha tehir oldu dedi, 2000 mi 2001 mi ne oldu? Ondan sonra dedi ki, Mustafa Efendi bir daha bana tarih verirlerse söylemeyeceğim oğlum dedi, tehir oldu dedi.

Bunlar farklı tecelliyatlardır. Ben onun gördüğü bütün rüyaların ve hallerin sahih olduğuna inanıyorum. Bunun altını çizeyim. Bu biraz şununla da alakalı. Her dönemin kendine ait zorlukları ve sıkıntıları var. Her dönemin, her zamanın kendine ait zorlukları ve sıkıntılarında veliler de, peygamberler de bir tarafı insanlardır. Bu normalde, bu hallerde onlara değişik haller gösterilir, ümit verici, umut verici. Ve onlar yeniden sabah olduğunda güneş ve yüzyılda. Ve onlar yeniden sabah olduğunda güneşin doğuşunu yakın görürler. Şimdi Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri hep ahir zaman meselelerini söylüyor. Sanki kıyamet ertesi gün kopacakmış gibi hadisler var. Onu perdede görüyor çünkü.

Perdede görünce yarın olacakmış gibi, ertesi gün olacakmış gibi, hatta gözünün önünde oluyor, olanı görüyor. Bunlar o kimselerin veliliklerine eksiklik değil. Biz de böyle şeyleri konuşunca vay şeyhine eksik mi gördü, kendi şeyhi değil miydi falan. Yok canım kardeşim, bu incelikleri bilmiyorsunuz. Ben eleştirenler için söylüyorum. Benim şeyhimle ne sıkıntım olsun? Asıl sizin sıkıntınız var. Neden? E siz sağlığında gerekli olan hizmeti, hürmeti yapmamışsınız, sağlığında yanında değilsiniz, şimdi ölüyü diriltmeye çalışıyorsunuz. Şimdi arkasına sığınıp, kimisi para kazanmaya çalışıyor, kimisi makam mevki sahip olmaya çalışıyor, kimisi şan şöhret sahip olmaya çalışıyor. Sağlığında başında olmayan, sağlığında yanında durmayan, 28 Şubat’ta kaçıp giden, dönüp gidenler, e şimdi çok kıymetliler onun için.

Ben bu kardeş için söylemiyorum bunu oradan dinlediği ile alakalı. Bunların normalde bir de mahrem meseleler, bunları böyle ulu orta konuşulması da hoş değil. Bu işi bilmeyen, bunların normalde inceliklerini bilmeyen bir kimse, şimdi kendince ne der? Ya Abdullah Efendi kendisi tarif vermiş, söylemiş söylemiş ama o yok olmadı bak işte. Der, dese o kimseye ne diyeceksin? Söyleyecek hiçbir laf yok. Bunu hem manevi olarak hem de zahiri olarak açıklayabilecek, içinden çıkabilecek bir kimse de yok. Bunu anlatabilecek olan bir kimse de yok. Sebep, çünkü bu işin içerisinden çıkabilmesi için bir kimsenin iyi bir hal derviş olması lazım. İyi bir hal dervişi dedim öyle üçüncü, dördüncü esmada olan değil, öyle beşinci esmada olan değil.


5. Bölüm

Bunlar üç, dört, beşte görülen hallerde buraya kadar görülen rüyalarda da sıkıntı olabilir her zaman. Onların bunları çözümlemeleri mümkün değil. Bunların içinden çıkmaları mümkün değil. Zaten o yüzden dördüncü makama, beşinci makama gelen dervişler kendilerince henüz daha yuvada kanatlanmadan, tüylenmeden uçarım sevdasına kapılıp yuvadan pır pır edip ondan sonra aşağıdaki kedilere yem olanlarda. Bir insan nefsine uydu mu, heva hevesine uydu mu, ben oldum terenennesine düştü mü yuvadan uçar o kimse. Kendince uçacağını düşünür. Heva heves budur sufilikte. Kendince uçacağını düşünür. Yalancı hayal budur sufilikte. Kendince kendisini bir şey zanneder. Gaflet budur sufilikte. Böyle olunca da herkes bu mevzuları da yorumlamaya çalışıyor kendince.

Bu normalde farklı farklı yorumlanması hatta bu meselede lef-i mahfuzdan inen kader tecelliyatlarına kadar girmek lazım. Normalde yoksa bu işin içinden çıkılmaz, herkes düz bir mantıkla der ki söylemiş, yürümüş gitmiş olmamış der. Şöyle düşünün, Mehdi o devirde yaşıyor olsa, 40 yaşını doldurmuş olsa, 96-2016 ne olmuş oldu 20 yıl mı geçti üstünden? Şu anda 60 yaşında olması lazım. Eğer 40 yaşında ise, 50 yaşında ise 70 yaşında olması lazım. 60 yaşında ise 80 yaşında olması lazım. Ben daha geriye gideyim. Çorumla Hacı Mustafa Efendi hazretlerine intisap ettiğinde Mehdi’yi kucağına verirler çocuk olarak. Der ki çocuk, Çorumla Hacı Mustafa Efendi de der ki bunu bana Şeyh Efendi’nin aktarması. Oğlum bizim ömrümüz yetmedi senin ömrün yetecek inşâAllah sen onu göreceksin der.

Rüyasını öyle teyvil eder. Hak mı? Evet. Doğru mu? Evet. Bakın hak mı? Evet. Doğru mu? Evet. Baştan ben bunu bir söyleyeyim. Ama normalde gerçekten zamanın sahibi olan Mehdi Resul gelinceye kadar, Mehdi’nin vazifesini yapacak olan çok Mehdiler gelir. Bu da hak mıdır? Evet. Bu da doğru mudur? Evet. Aynı şekilde Deccâl çıkıncaya kadar, gerçek Deccâl çıkıncaya kadar, deccalın vazifesini yapacak olan, deccalın çocukları da çıkacak hadîs de sabit mi? Evet. O zaman her dönemin deccalın vazifesini yapan bir Deccâl olduğu gibi, Mehdi’nin vazifesini yapan da bir Mehdi vardır. Her dönemin. Her dönemin, ben bunu daha ileriye götüreyim, her ülkenin Mehdi’nin vazifesini yapacak bir Mehdi’si, deccalın vazifesini yapacak bir deccalı da vardır.

Her şehrin, her şehrin, Mehdi’nin vazifesini yapacak bir Mehdi’si, deccalın vazifesini yapacak bir deccalı da vardır. Her mahallenin, Mehdi’nin vazifesini yapacak bir Mehdi’si, deccalın vazifesini yapacak bir deccalı da vardır. Birçit daha ileri. Her evin, her evin, Mehdi’nin vazifesini yapacak bir Mehdi’si, deccalın vazifesini yapacak bir deccalı da vardır. Evin içinde her bireyin, her bireyin içinde Mehdi’nin vazifesini yapacak, Mehdi’si deccalın vazifesini yapacak da deccalı vardır. Herkesin içinde. O zaman Destûr bismillah. Sen önce içindeki deccalı tanı. Destûr bismillah. Destûr bismillah. Sen önce içindeki Mehdi’yi tanı. Destûr bismillah. Sen önce mahallendeki Mehdi’yi tanı. Mahallendeki deccalı tanı.


6. Bölüm

Evindeki Mehdi tanı. Evindeki deccalı tanı. Bunların hepsi de hak mı? Evet. Hepsi de gerçek mi? Evet. Hz. Mevlânâ’da mesnevisinde de der ki, bir şeyhin elinden tuttuysan, senin Mehdin o der. Hak mı? Evet. Çalışın kardeşim. Neden işin kolay tarafına bakıyorsunuz? Mehdi siz olun. Allâh yolunda nefsinizle cihâd edin. Şeytanla cihâd edin. Şeytanla cihâd edin. Kur’ân ve sünnete inkar eden, Kur’ân ve sünnetin dışına çıkanlarla cihâd edin. Mehdi siz olun. Neden Mehdi bekliyor ümmet? Bu pısırıklık niye? Bu aymazlık niye? Bu hımbıllık, bu tembellik niye? Neden Kur’ân ve sünnete sımsık yapışmıyorlar? Biz Mehdi beklerken, ülkede 10 yıl içinde fuhuş %757 artmış. Biz Mehdi bekleyelim. Uyuşturucu %637 artmış. 10 yıl içerisinde.

Biz Mehdi mi bekleyeceğiz daha? Türkiye’de suç işleme son 10 yılda %430 artmış. Çocuklara cinsel istismar %500 kusur artmış. Açın Adalet Bakanlığı’nın istatistiklerini okuyun. Geçen haftalarda da söyleyeyim, söyledim. Açıp okuyanınız oldu mu? Elini kaldırsın. 1, kaldır elini. 2, 3, 4, 5, 6, 7 kişi. Açın okuyun dedim. Ne açıp okumadınız? Instagram’da, Facebook’da, Hz. Google’da dolaşmasını biliyorsunuz. Olur olmaz, magazin sayfalarında, olur olmaz sayfalarda dolaşmasını biliyorsunuz. Hepiniz de çok seven dervişsiniz, aşıksınız bir de. Ne seviyorsunuz, ne seviyorsunuz, ne seviyorsunuz? Ne seviyorsunuz, ne seviyorsunuz? Açın okuyun dedim. Ne okumadınız? Bu ülkeyi ilgilendirmiyor mu? Bizim çocuklarımızı ilgilendirmiyor mu bu?

Bir ülkede fuhuş %757 artmış. Bu ülkeye %57 artmış. Bu ülkede hiç kimse bunun acısını çekmiyor mu? Sizler bunun acısını çekmezseniz, ülke bunun acısını çekmez. %600 kusur uyuşturucu bağımlısı artmış bu ülkede. Hiç mi rahatsız olmayacağız? Ben haftanın birkaç günü kendi biramın önünde, sabahın saat dokuzunda kimyasal uyuşturucanmış bir kimsenin sanki böyle eğri böyklü bir yürümesini seyrediyorum. İçim parçalanıyor benim. Gencecik daha yirmi, yirmi beş yaşında çocuklar. Gece sohbetten geliyorum ben. Saat bir buçuk iki İstanbul yolunda, İzmir yolunda fuhuş yapan kadınlar, dönmeler hepsi de yol boyunda. Hiç mi içim hiç sızlamayacak? Daha İstanbul’dan gelirken daha o sağ tarafta birinci değil, ikinci bir dinlenme tesisi var.

Sağ taraf, kamyoncular yığılı, arabalar yığılı. Kimse görmüyor. Sekiz, seksen bin cami var bu ülkede. Seksen bin caminin başına dörtler tane adam koymuş olsan dört sekiz otuz iki üç yüz yirmi bin, üç yüz yirmi bin teşkilat yapar Diyanet İşleri Teşkilatı. Dört yüz bin kişi var. Diyanet İşleri Teşkilatı düşünün elinde dört yüz bin tane, dört yüz bin tane elinde adamı var, elemanı var. Bu ülkede fuhuş yüzde yedi yüz elli yedi artıyor. Biz mehti bekliyoruz. Suç urlanı yüzde dört yüz kusur artmış on yılda. Biz mehti bekliyoruz. On yılda yüzde dört yüz kusur suç oranının artması biz mehti bekliyoruz. Ümmet mehti bekliyor. Gelecek birisi bizi kurtaracak. Bediüzzaman Said-i Nursi’yi mehti etti bu insanlar işin kolayına gelsin diye.


7. Bölüm

Fethullah Gülen’i mehti etti bu insanlar işin kolayına gelsin diye. O Fethullah Gülen olursa Erbakan Hocamız da olur. Erbakan Hoca’yı da mehti ettiler. Olmadı Tayyip Erdoğan’ı mehti ettiler şimdi. Ha Adnan zaten mehtiydi. Evranos bir mehti oluyor, bir nebi oluyor. Kandırılıyoruz canım kardeşlerim. Aldatılıyoruz. Aldatılıyoruz. Kandırılıyoruz. Geçen soruyorlar ya. Fatih Efendi, geçen soruyorlar ya. Fatih Erbakan için ne diyorsunuz diye. Söylemedim, hadi dedim, şimdi dedikodu olur, şimdi gıcbet olur diye. Yeni mehti hareketiymiş gözünüz aydın. kodu olur, şimdi gıcbet olur diye yeni Mehti hareketiymiş gözünüz aydın. Bütün herkesin şeyhi Mehti, bütün herkesin şeyhi kutup Kutup. Dünyanın en kalabalık kutupları Türkiye’de.

Ne kırkı ya? Bir sayarsan bütün herkes kutup çünkü. Bütün herkesin kutup olduğu ülkede hus kanunen yasak değil. Kumar kanunen yasak değil. Içki kanunen yasak değil. Faiz kanunen yasak değil. Allâh Allâh. Bunlar günah kebaliler değil mi ya? Evet. Eee? Suça arttıran şeyler değil mi bunlar? Evet. E ne kaldı ya? Fuş namusu ve aklı yok eden şey. Içki ve uyuşturucu namusu, aklı, ekonomi yok eden şey. Kumar, insanın namusunu, aklını, fikrini, parasını alıp götüren şey. E faiz? Onlar diyor mahşerde kabirlerinden şeytan çarpmış gibi kalkarlar. E adam öldürmez. Zaten adam hiç umurunda değil ki ya. Adam tak tak öldürüyor. Kim olursa olsun. Gözümüzün önünde, herkesin gözünün önünde. E ne olacak ki? On sekiz yol sana çıkacak gene adam.

Öldürüyor adam. Adam trafikte yol vermeden çat öldürüyor. Neden? Yol vermedi bana diyor. Adam küt, küt öldürüyor. Neden? Küfretti bana diyor. Bitti. Bütün günahı kebairler, bütün günahı kebairler, serbest. En güzeli şuydu. Geçen bizim İstanbul’dan şey atmış salih atmış bana. Kırtlareli, yok Kırıkkale Üniversitesi İlayet Fakültesi yapımı, ne o? Sponsoru, sportoto. Ben de kullandım bunu Twitter’da. Bir orada okuyan bizim çocuklardan birisi dedi ki baba bu burası bitti dedi, inşa attı, bitti burası dedi. Ben kaldırdım şeyi, bitmiş. düşünebiliyor musunuz ya? Ya bu kadar çok basit bakın. Bu kadar çok basit. İlahiyat Fakültesi’nin inşaatını sportoto yaptı. Sportoto katkılarıyla yapılmış. Biz mehdi bekliyoruz.

Allâh bizi affetsin. Dört mezhebin imamlarının tasavvufla ilişkisi neydi? Onların bu husustaki görüşlerinden bahseder misiniz? Dördü de ehl-i tasavvuftu, dördü de hiçbirisi de ehl-i tasavvufa karşı herhangi bir aksi fetvası yoktur. İmam azamın sonu iki yılının olmasaydı Numan helak olmuştu. Bundan maksat nedir? Bir üstada bağlandır, onunla alakalı. Peygamber Efendimiz her yüzyılda dini yenilemek için bir mücaddit gelir buyurmuş. Günümüzün mücedidi kimlerdir? Yoksa yüzyıl tamamlanıp daha gelmedi mi? Ne yapacaksınız? Din yenilense tabi mi olacaksınız? Yenilenmemiş dine tabi olmuyoruz. Din devamlı kendisini yeniliyor. Kadınlar bir üst istada intisap etmeli midir? Ederse bunun intisap nasıl olmalıdır?


8. Bölüm

Namaz kılan kadınlar, namaz kılan erkekler, oruç tutan kadınlar, oruç tutan erkekler Allâh hayırda etmemiş. Tasavvutta seyitlik lafı çok kullanılıyor. Her şey Mürşid-i Kamil seyit midir? Dayanığı ve belgesi var mıdır? Yoksa hal ve rüya mıdır? Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine soruyorlar. Senin sülbünden çoğalacak biz onları nasıl tanırız diye. Kim Kur’ân ve sünnetime sık sık yapışıyorsa o benim sülbümdendir diyor. Zikrullah da Allâh’a, peygamberi ve Üstad-ı Arab’ta nasıl yapılır? Bunun sıralaması var mıdır? Sen yapma kardeş. Sen Allâh’ı zikret. Müridin mürşidine Kur’ân sünnete göre teslimiyeti nasıl olmalıdır? Kur’ân sünneti Kur’ân sünnete teslim oldu mu? Yeterli. Mürşidin işi o zaten.

Keşf ve mükaşafet ne demektir? Sufilerin yaşadığı bir durum mudur? Evet. Duvarın arkasını görmektir. Tasavvuf’ta rühtan çok bahsediyorlar. Âyet-i Kerime’de de sana rühtan sorular. De ki ruh Rabbimin ömrünü nedir? Size elimden pek az şey verilmiştir. Anlayamadık açıklar mısınız? Zaten çok az bir şey söylemiş. Ehli tasavvuf rühtan hiç bahsetmez. Hiç benim rühtan bahsettiğimi gördünüz mü? Duydunuz mu hiç? Rabutayı mevt bir sûfî ölüm rabutasını nasıl yapmalıdır? Ölümü çok zikrediniz. Hadîs-i şerif Türkiye bugün yarın Fırat’ın doğusuna operasyon yapacağını duyurdu fakat ABD’de de PKK’nın içine yerleşmiş durumda. Türkiye bu operasyonda ABD ile karşı karşıya gelir mi? Başarılı bir operasyon olması için Türkiye ne yapmalıdır?

Iki bin yedide on yıllık değerlendirme yapmıştınız. Hepsi bir bir çıktı. Tekrar dünya siyaseti ve Türkiye’nin geleceği konusunda çok değerli görüşlerinizi lüt edermişsiniz. Allâh yardım etsin ülkemize. Resûlullâh hadîs-i şerifte Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki Müslüman toprak dışındaki bütün harcamalarından dolayı mükafatlandırır. Burayı anlayamadık. Bu toprak değil herhalde bu şeyle alakalı. Normalde toprak dışındaki bütün harcamalarından dolayı mükafatlandırır. Bu ev bina yapıyorlar ya. Onunla alakalı bu hadîs-i şerif. Eşim benimle günlerce küs kalıyor. Hep ilk ben konuşuyorum. Ne yapmalıyım? Küstürenler kibirlilerdir. Allâh kibirlilerin kibirlilere Cenâb-ı Hak cenneti diyor.

Seksen yıl öteden kokusunu dayalamazlar. Kibir gizli şirktir. Müslümanın Müslümana küslüğü üç gün iken. Bir insan eşine günlerce nasıl küstürabilir? Buna hayret ediyorum ha. Benim hayret ettiğim gerçekten bu var. Bazen babama anlatıyorum böyle latifeleşiyoruz ama aslında orada bir hakikat var. anlatıyorum Allâh rahmet eylesin. Bir yemeği iki sefer yemezdi. Sabah kahvaltısı bile ne yenilecekse ona sorulacak. Akşamdan sorar annem sabaha ne istiyorsun? O söyler menü. Birkaç yıl oldu. Abime söyledim bir sabah bir gün. Dedim sen üç yıl meslek lisesine gittin. Bir sabahtan bir sabaha kahvaltısız gittin mi dedim ben. Hayır dedi bana. Evet. Biz üç yıl meslek lisesine gittik. Sabah saat altıda altıyı beş gece oturayımız vardı.


9. Bölüm

Trenimiz vardı. Ona yetişiyorduk. Ona yetişebilmemiz için bizim beş buçukta evden çıkmamız gerekiyordu sabahlen. Şimdi millet okuyom terenenin içinde. Okuyorlar herkes. Beş buçukta biz evden çıkmak zorundaydık. Beş buçukta evden çıkacak çıkman için sen dört buçukta kalkman lazım. Dört buçukta kalkıyoruz. Kalktığımızda bizim kahvaltımız hazır oluyor. Sabah sıcak börek mararsın, çörek mararsın. Babamın canı ne istiyorsa. Biz kahvaltıyı yapıyoruz. Koşa koşa trene gidiyoruz. Bir de bazen de yanımıza koyuyorlar. gene acıkcaz ya gidince diye. Böyle bir babana ne oluyoruz biz? Hiç bir yemek ona sorulmadan pişmez. Bir de dışarıdan bir şey böyle ikinci sefer söyledin mi? Problem var. Allâh rahmet eylesin.

Annem de gitmiş anneannemin bahçesinden iki tane patlıcan koparmış. Adamın patlıcanla, biberle hiç işi yok. Adama habire et yemeği yap, kuru malzemeler yap, köfte yap, börek, çörek hep böyle ağır yemek. Ve annem yiyor onu zaten. Başka kimse yemiyor. Bu patlıcan yemeğini annem sever pirinçli patlıcan. Vay anamın patlıcanı ne güzel. Vay anamın patlıcanı ne güzel. Oradan mis gibi pişirdim. Üçüncüsü vay anamın patlıcanı senin ananında patlıcanında. Tepsi aldı babam. Böyle tepsiyle beraber. Duvara. Çok estetik atardı yalnız. Hiç etrafa dağılmaz. Duvara güüm tepsi çatır her şey aşağı. Ses yok kimsede isterse ses çıkarsın birisi. Hayır sen ne yaptın? Ne ettin? Nasıl yapıyorsun bunu? Nereye atıyorsun?

Şimdi kadınlar da kendi kendilerine sabırlıyım zannediyor. Adamlar da kendi kendilerine biz adamız zannediyor. Hadi atın bir tepsi de göreyim adamlarınızı. Sakın yapmayın. Sonunuz olur. Sakın tevessül bile etmeyin. Sakın öyle tepsiye bile bakıp kafanızdan geçirmeyin. var ya aklından bile geçirme diye. Aklından bile geçirme. Tepsi döküldü, babam kalktı. Çıktı gitti evden. Cesaretli olan benim. Anneme dedim ki kalk temizle. Sen karışma be dedi. Ama kalktı temizledi. Gelecek birazdan. Hem de geldi. Elinde köfte ekmek adamın. Hemen seni kondu gene orta yere. Annem gülmüyor. Babam böyle hiçbir şey yokmuş gibi. Ona bir iki böyle sataştı. Aa hareket yok. Annem şey duruyor böyle hani. Küskün duruyor.

Taaat bir tokat. Ulan ne oluyor? Anneme sen ne gülmüyorsun dedi. Annem de sinirle böyle böyle mi yapayım dedi. Sırıttı böyle. Heee öyle yapacaksın dedi. Bitti. Annem gülmeye başladı. Böyle arada anlatıyorum bunu. Kadınlara da anlatıyorum. diyorum ki başlarınızdaki adamın kıymetini bilin. Sizin adamlarınız böyle değil. Öğlen ayrı yemek istesin, akşam ayrı yemek istesin, sabah ayrı yemek istesin. E kadınlar da böyle adama soracaklar. Öğleye ne istiyorsun? Akşama ne istiyorsun? Herhalde enderdir. Öyle değil mi? Şimdi kime böyle soruluyor desem herkese erkeklik yapar kaldırırsınız şimdi. O yüzden oh neymiş burası filan derler. Veğer kimse elini kaldırmaz eyvah nasıl bir yerdeyiz der birisi ya. Ben gideyim hastalık bulaşacak burada da.


10. Bölüm

Allâh muhafaza eylesin. Küstürecek bir kadın, kocasına. Allâh Allâh. Hayırdır? Veyahut da bir adam küstürecek karısına. Allâh Allâh. Hoş geldin yirmi üçüncü insan. Tuhaf. Bugüne kadar birisine küstüğümü hatırlamıyorum hiç. Benim için küsmek, zayıflı kemaresi. Ben sana küstüm. Neden? Ve hiçbir şey yapamadın. O yüzden küstün. Adam küser miş mi karısına? Allâh Allâh. Bu millete heriflik öğretmek lazım bir de. Bir yere gittiğimde orada o anne babanın kızı söyledi bana. Bayağı böyle söylüyorum ya. Annem babam otuz yıldır konuşmuyorlar dedi. Otuz yıldır konuşmuyorlarmış. Dayanamadım siz dedim. Onu konuşmuyorlar ya. Sorma dedi biz son zamanlarda dedi. Küsmezden önce dedi. O evli barklı kadın. Abisi varmış evli barklı otuz yıldır konuşmuyorlarmış.

Dedim iyilik yapın, babanızı evlendirin, bir daha evlenmiyor dedi. E dedim boşatın, ananıza evlendirin. Yok o da boşanmıyor dedi. Ne yapıyorlar dedim ben biri bir odada kalıyormuş, biri bir odada. Birisi yemek yapmaya başlayınca öbür iki girmiyormuş mutfağa. Herkes kendi yemeğini kendi yapıyormuş. E dedim eve dedim ihtiyaçları kim oluyor? Dedim babam dedi. Dedim yarışmıyorlar mı Pırasa’ya önce ben pişireceğim diye. Allâh muhafaza eylesin. Eşimle evin ve kendi ihtiyaçlarım için tartıştım. Gecesinde de rüyamda Ya Samet ismi bana tekrarla deniliyordu. Bu ismi şerif virt haline getirmeli miyim? Getir. Televizyon isterken virt çekilir mi? Abdestli olmak şart mı? Selam ve dua ile. Tabii ya müzik dinlenirken bile çek.

Caz tıkı bir taraftan. Sen de virtini çekersin. Ne olacak? Televizyonda herhangi bir dizi var. Kadınlarında erkeklerinde. Tabii eline tesbih al. Böyle virtini çek. Harika. Hatta ara sıra böyle yorum da yap. Vay köpek filan. Daha farklı yorumlar. Allâh seni kahretsin. Namussuz bunlar. Haber de izlerken biraz daha yorumla. Tabii harika bir ders olur. Eşim hem dışarıdaki bayanları giyimlerini benimle kıyaslıyor. Hem öyle giyindiğimde sahâbe hanımlarına söyleyip beni kınıyon. Psikolojik vaka. Allâh muhafaza eylesin. Ebu Hürer Radallahıvan hazretleri anlatıyor. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri toplanan Ramazan zekatını korumak için beni vazifelendirdi. Bir kişi bana geldi ve yiyeceklerden toplamaya başladı.

Onu hemen yakaladım. Bunun üzerine Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu. Üç günden beri seninle karşılayışanı biliyor musun? Hayır bilmiyorum dedim. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem dedi ki o şeytandır. Bu hadîs uzun. Bir kaç rivayette daha. Bu birkaç rivayette şöyle. Bir gece bir adam geliyor hırpanı bir şekilde. Bu yiyeceklerden istiyor. Bu oradaki o mallardan istiyor. Ebu Hürer Radallahı Hazretleri diyor ki bunlar beytül malındır. Veremem. Ertuğrul Tekrar geliyor. Yine istiyor, yalvarayı yakarıyor falan bir şeyler yapıyor. Yine Ebu Hürer Radallahı Hazretleri yine vermiyor ona. Üçüncü gün bu sefer o gelen farklı surette geliyor. Farklı surette gelince o çalmaya çalışıyor.


11. Bölüm

O hırsızlık yapmaya, çalmaya çalışınca Ebu Hürer Radallahı Hazretleri onu yakalıyor. Bu normalde uzun. Diyor ki seni peygambere götüreceğim. sallallâhu aleyhi ve sellem. O da diyor ki sana bir şey öğreteyim. Beni ona götürme diyor. Söyle diyor ona. Diyor ki Âyet-ül Kürsi’yi söylüyor. Diyor ki bir malın etrafında okursan, bir evin içerisinde okursan, kendine okursan uzun bir hadisi var. sen o gün için şeytan ve cinneleri musallatından muhafaza olunur, korunursun diyor. Bırakıyor onu. Sonra Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri geliyor. Diyor ki onu tanıdın mı? Hayır ya Resulallah. O üç gündür gelen şeytandı diyor. Şimdi geçen hafta bir ders yapmıştık. Neydi? Bir kimse Kur’ân-ı Kerim okuyordu.

Sahabeden. O Kur’ân-ı Kerim okumaya başlayınca atı huysuzlanıyordu. At huysuzlanınca orada küçük bir çocuğu vardı. Küçük çocuğunu ezer, öldürür korkusuyla Kur’ân-ı Kerim’i kesme kesiyordu. Yine okumaya başladığında gökten kandiller gibi bir ışıklar geliyor ve at huysuzlanıyordu. Kesti ve o kandiller de göğe doğru gitti. Bunu Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine aktarınca Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri dedi ki onlar melekti. Ve geçen haftaki dersimizi hatırlayın meleklerin görülebileceğine dairdi. bu akşamki de ders şeytanın insan suretine bürünüp cinlilerin insan suretine bürünüp görünebileceğine dair hadisi şerif. Bununla alakalı Kütüb-i Siddede ve diğer hadîs kitaplarında daha tefaratlı farklı sahabelerin başından geçen bu tip hadisler okumanız mümkün.

Mesela yine sahabeden bir kimseyi bir tepenin başına götürüyor diyor ki o sen burada dur etrafına da bir daire çiz buradan diyor geçenler olacak sesler olacak sakın o geçenlere bakma onları dinleme. Kimler geçiyor? Cinli taifesi geçiyor. Kıymetli kardeşler şeytan insan suretinde görünebilir. Kafir insan suretinde görünebilir. O yüzden o yüzden bize İslam der ki bir meselede şahitlik yapılması için. Eğer zinaysa dört erkek şahit ister. Farklı şeylerse durumuna konumuna göre iki erkek şahit ister. Kadınlardan olacaksa iki yerine dört şahit ister. Sebep? Çünkü şeytan insan olarak tecelli edebilir, zuhur edebilir. Kafir cinliler kadını da erkeği de insan gibi ne yapar? Tecelli eder. Bunu ancak nefis meratipler olarak beşinci altıncı makama gelenler görebilirler.

Bunların şeytan olduğunu anlayabilirler. Altıncı makama gelen bir kimse onun şeytan olduğunu onun cinli taifesi olduğunu altının sonuna doğru görür. Yedinci makama geldiğinde şeytanı şeytan gibi görür. Kafir cinni gibi görür. Dervişin suretinde gelebilir, kadın suretinde gelebilir, yakışıklı erkek suretinde gelebilir, farklı suretlerde gelebilir, hayvan suretinde gelebilir, kafir cinniler de şeytan da suret değiştirebilir. Çok böyle fazıl bir şeyh suretinde gelebilir. Gelebilir. Ancak mürşidi kamillerin suretine giremez. Ancak halis velilerin suretine giremez. Beytullah’ın suretine giremez. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ve Adem aleyhisselama kadar peygamberlerin suretine giremez.


12. Bölüm

Ben İsa’yım diyemez. Ben Yusuf’um, ben Yakup’um diyemez. Veyahut da gördüğünüzde kalbinize bu Yusuf aleyhisselâm diye bir ilham indiğinde evet Yusuf’tur o. Bu Muhammed’i Mustafa diye kalbinize ilham geldiğinde evet o Muhammed’i Mustafa’dır. Onların şekline şemaline şeytan girmez. Aşere-i mübeşşerinin şekline şeytan girmez. Aşere-i mübeşşerinin içerisindedir. Dört halifenin şekline suretine şeytan girmez. Sufiler böyle inanırlar haktır, doğrudur. Pir efendilerin şekline ve suretine şeytan girmez. O yüzden nereden ders alırsanız alın, kimden ders alırsanız alın, kimi şeyh görürseniz görün. Muhakkak hüccetli bir rüya görmeniz gerekir. Hüccetli rüya nedir? Benim bu sıraladıklarımın şekline ve şemaline şeytan giremeyeceği için bunlarla normalde beraber görünmesi lazım o şey efendinin.

Sen görmesen dahi orada görenler olması lazım. Hüccettir, bu delildir. Bir şeyhten ders alacak olan bir kimse bu rüyayı görmeli. Görmeden de alınır mı? Alınır. Alma kardeşim sen. Alma. Bizim başımızı da derde salma. Alma. Neden? Beş yıl sonra deme. Ya bu sahi miydi, değil miydi ya? Bu yol doğru mudu, değil miydi? Rüyanda gör, al. Rüyanda gör, git teslim ol. Rüyanda gördün mü? Gördün. O zaman oran buranda oynamasın hiç. Otur dost doğru. Rüyanda gördün mü kardeşim? Gördün. Otuz dost doğru. Dilini de tut, gözünü de tut, kulağını da tut, kalbini de tut, fercini de tut, istikametini doğrult. Dost doğru yol yürü. Bozma kendini. Işin bir de ötesi var çünkü. Halinde gördün mü? Gördün. Sahi mi? Sahi.

Otur kardeşim oturduğun yara. Depreşme, kımıldama. Okyanustan bir inci sana nasip olmuş. Bu kim olursa olsun bu hangi kimin şeyhi olursa olsun kimin nasibi neredeyse orada. Bu çünkü manevi rızık. Ruhlar aleminde birbirlerini tanıyıp sevenler bu dünyada da birbirlerini tanıyıp sevecekler. Bu işin manevi metafizik boyutu bu. Öteden sen bir biatlaştıysan burada da biatlaşacaksın. Döncen, dolaşacaksın, geleceksin. Rüyanda gördüysen oturacaksın. Istikametini bozmayacaksın. şeytan insan suretinde görünür, erkek suretinde görünür, kadın suretinde görünür, çocuk suretinde görünür. Kafir cinniler görünür. Kadını da, erkeği de görülür. Derviş o yüzden harama bakmaz, harama yönelmez, haram konuşmaz. Derviş ahmak değildir.

Ya o sana meyleden kadın kafir cinniyse ne yapacaksın? Ya sana meyleden adam şeytansa ne yapacaksın? Harama düşme. Harama kapılma. Allâh bizi muhafaza eylesin. Bu işin bir tarafı, bu işin öbür tarafı ne? Bir kimse böyle bir hali yaşar da bilemeyebilir. Nasıl melekleri bilemedi ya? O kimseye keş verildi, bilemedi. Bakın burada Ebu Hureyre’nin kerameti var. Onu yakalıyor ama yakaladığının ne olduğunu bilmiyor. Bakın yakalıyor, yakaladığının ne olduğunu bilmiyor. Böyle de yaşanabilir mi? El cevap evet. Böyle de yaşanabilir. o kimse o hali çözümleyememiş olabilir, o hali anlayamamış olabilir ama yaşar mı? Evet. Şeytanı görür mü? Evet. Yakalar mı? Evet. Onun şeytan olduğunu bilemeyebilir mi? Evet.

Meleği görür mü? Evet. Melek de konuşur mu? Evet. Ama onun melek melek olduğunu bilemeyebilir mi? Evet. Bu haller yaşanabilir mi? Evet. Bunlara açık açık sohbet eden var mı? Hayır. Sohbet edenler de biz bu deli bu kafe kırmış bu nereden ne konuşuyor deyip de onları aşağılıyor muyuz? Evet. Bilmediğimiz bir şeyi biz bilmiyoruz bu hali. Biz bunu böyle bir şey yaşamadık deyip de ya yaşayan bir kimse var, anlatan bir kimse var deyip de kabulleniyoruz mu? Hayır. Allâh bizi affettiği kullarından eylesin. Âmîn. Cenâb-ı Hak cümlemizi muhafaza eylesin. Âmîn. Kalbimize, gönlümüze idrak nasip eylesin. Âmîn. Feraset nasip eylesin. Âmîn. Doğruyu ve hakikati görenlerden ve bilenlerden eylesin. Âmîn. el-Fâtiha ma salawatu wa salamu alaikum wa rahmatullahi wa barakatuhu.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Sünnet, Şeyh, Hayret, Tesbîh, Dervîş, Ashâb-ı Kirâm. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı