Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

551. Dergah Sohbeti — Cin Meselesi, Evlilik Âdâbı ve Şeytanın Vesvesesinden Korunma

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 551. Dergah Sohbeti — Cin Meselesi, Evlilik Âdâbı ve…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Oh Mevlam, ölmeden öldün sen, hattı hak bildin sen, o it bir doydu bize, geldik ne deli hattı. Oh Mevlam, oh Mevlam. Allâhumme salli ala Seyyidinâ vel bina Muhammed. Selamun aleyküm. Allâh gecenizi eylesin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Benim kardeşim cinle ilgili sorunları var, ne yapmamız gerekiyor bize tavsiyeniz nedir? Kardeşim diyor ki gelip sıkıyorlar, beni konuşmama ve yürümeme engel yapıyorlar, ne yapmamız gerekiyor? Allâh razı olsun. Kafir cinliler bu tip şeyler yapabilirler ancak müminlerin üzerinde tesirleri olmaz. Tam bir mümin ise bir kimse kafir cinlileri ve şeytanın onların üzerinde herhangi bir tesirleri olmaz.

Ama insanlar bu noktada Kur’ân ve Sünnet’e tam bir şekilde bağlı değiller. Müslümanlar ama Kur’ân ve Sünnet’e tam bağlı değiller. Böyle arada derede yaşıyorlar. O yüzden arada derede yaşadıkları için onların etkilenmeleri mümkün oluyor. Bir de ahir zaman işaretlerinden birisi bu. Bu konuda ahir zaman yaklaştıkça cinni taifesinin insanlar üzerinde etkisi daha da fazlalaşacak. Bununla alakalı şaklabanlar da var, bu meseleyi kullananlar da var. Kendilerince bununla alakalı bir etkiler olmadığı halde etkisi varmış gibi gösterip minnetin parasını ötenler de var. Ama genel itibariyle aileden süre gelen vakalar da var. Bunu da unutmamakta fayda var. Annesinde var, babasında var, dedesinde nenesinde var.

Yer ediyor, yatak ediyor. Yer edince yatak edince bu devam ediyor. Normalde bir kısmı mesela dedesi böyle cincilik yapmış, kendini cüfürtçülük yapmış. Onun intikamını çocuklarından, torunlarından alıyorlar. Bu tip şeyler var. Allâh muhafaza eylesin. Bizim bu konuda çok fazla bir bilgimiz yok. Bu konuda çok böyle maharet sahibi değiliz. Bununla alakalı telefondan, mailden, WhatsApp’tan, ondan sonra her türlü iletişim araçlarından günlük yaklaşık böyle yalan olmasın bir hayli şey alıyoruz. Bu konuda yardım edin, ne yapmamız lazım filan gibisinler. Bizim bu tip şeylerle alakalı çok fazla bir onların bildiği, halkın bildiği ve hatta insanların kendi kendilerinde, kendi içlerinde konuştuğu böyle bir halimiz, durumumuz yok.

Açık konuşmak gerekirse. Sufiler, kendimce benim sûfî anlayışıma göre bu tip şeylerle uğraşmak bizim için bir kapı değil, bir yol değil. herkes elinin altındakinlerden sorumludur ya, biz kendimizce dergahımızda bulunan kardeşlerden böyle bir rahatsızlık var mı? Yok. Kardeşler burada böyle bir rahatsızlığa tutuluyorlar mı? Hayır. Ben 30 yıldan beri sûfî yolunun içindeyim. Biz hiç böyle bir şeyle karşılaşmadık şu ana kadar. Dışarıdan arkadaşlardan, kardeşlerin böyle tanıdıklarından bu tip şeyler oluyor. Bizim onlara yapabileceğimiz bir şey yok. Biz ahlakımızı güzelleştirmeye, Allâh’ı çok zikretmeye, farzları yerine getirmeye, bu noktada haramlardan uzak durmaya, gayret eden, Allâh’a kul olmaya çalışan insanlarız.


2. Bölüm

Bizim bu tip işlerle fazla işimiz olmaz. Bunlarla uğraşacak fazla zamanımızda yok zaten. Kardeşlere tavsiyemiz şu, herkese. Biz bu konuyla alakalı, bu rahatsızlıkla gelen kardeşlere diyoruz ki Cenab-ı Hakk’ın Kur’ân’ı şifadır. İslam baştan başa şifadır. Gelin, yüz tane felak, yüz tane nas okuyun, yüz tane âyet-ül kursu okuyun, yüz tane Fatiha-i Şerife okuyun. Allâh’tan şifa dileyin. Buna salavat-ı şerife de ilave edebilirsiniz. Cenâb-ı Hak’tan şifa dileyin. Sizin üzerinizde müminlik nuru var ise, tekrar bunun altını çizerekten söylüyorum. Bir kimsenin üzerinde müminlik nuru var ise, bunlar size bulaşsa dahi Allâh’ın iziyle biiznillah sizin üzerinizde fazla bir etkisi olmaz. Cenâb-ı Hak korur muhafaza eder.

Ama senin üzerinde müminlik nuru yok ise, senin üzerinde müminlik nuru yok ise, o zaman bizim de sizin üzerinde yapacak, edecek bir şeyimiz olmaz. Biz de herkes gibi insanız. Bir üfleyip de cinniğe şöyle yapanlar vardır. Yok böyle bir fiske vuruyormuş da cinniğe atıyormuş, atıyordur. Yok bir tükürüyormuş, tükürülen cinniği yakıyormuş. Biz şimdi böyle yoktur, böyle şeyler desek yine inanmayacaklar. Bizim Halit Hoca’nın beyaz poşetine benziyor. Bu onun gibi bir şey. O yüzden bunlarla alakalı bizim bu noktada hani, yok kafir cinnileri yakalım. Ondan sonra kül ettim, bunları söylüyorlar. filanca yerde bir hoca efendi varmış, ee kafir cinniği yakıyormuş. Ulan kafir cinniği yakıyordu, şu kafirleri de yaksa.

Kafir cinniği yakıyorsa, bu kafirleri de bir yaksa, bir ateş çıkarsa olur ortalıkta. Dese ki kovuyormuş, yiyeceğim tamam, eyvallâh atacağım. Kovuyormuş dese, eyvallâh atacağım. Onun diyor ki yakıyormuş, ben de diyorum ki mâşâAllah subhanallah. Ben şimdi bana öyle telefonda söyleyene mâşâAllah subhanallah dedim. Hatta geçen gün dedim mâşâAllah subhanallah. O kimseye söyleyin de dedim ya, şu Trump’u yaksın derim. Öyle ya. Hiçbir hadîs yok Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin kafir cinnileri yaktığına dair. Bakın bir tane hadîs okumadım ben. Bak muhafaza olmak var. Onlardan korunmak var, onlardan kurtulmak var. Mübarek böyle bir eline bir çubuk alıyor, bir çiziyor bir daire. Sahâbe diyor ki ne olursa olsun sakın ha.

Buradan diyor gelip geçecekler, sen bu dairenin dışına çıkma diyor. Onları dinle, onları seyret. Hepsi de geliyorlar geçiyorlar konuşuyorlar, dairenin içerisine giren yok hiç. Dairenin içerisine giren bugünkü tabirle elektrik çatmış gibi oluyor gidiyor. Bunlar eyvallâh. Korunmaya eyvallâh. Cenâb-ı Hak korur. Cenâb-ı Hak muhafaza eder. Eyvallâh. Ama yakıyor diyorlar ya. O zaman duruyorsun, ne uğraşıyorsun kardeş kafir cinlilerle? Onu yakıyorsan şu Trump’u yak. Şu İsrail belasını yak. Bak Müslümanların başına dert açıyorlar değil mi? Herkes rahat hayatını yaşarken değil mi günübirlik herkes keyfinecekken adam bir Kudüs meselesi çıkardı. Sanki yeni çıkıyormuş gibi bütün millette de bir galayana geldi.


3. Bölüm

Sanki bu yeni imiş gibi. Ya adam 96 yılında bunun senatobulu kararını verdi. ABD senatosu. Bunun kararını verdi. Uygulamasını hükümete aynı buradaki gibi bir örneği milli güvenlik kurulu kararını vermiş. Hükümete uygula bunu diyor. Önceden olmuş olsaydı önceki milli güvenlik kurulu kararları hükümetçe emredersiniz deyip uygulanıyordu. Bu son 28 Şubat’tan sonra tavsiye niteliğindedir filan muhabbeti oldu. Öyle gidiyor. Orada da senatör bir karar vermiş. Demiş ki Kudüs İsrail’in başkenti olarak tanıyoruz. İsrail zaten orayı kendine başkent olarak ilan etmiş. Kimse bunu kabullenmiyor. gidip de İsrail’in başkenti şeydir kudüstür deyip oraya mastahat güzarlığını götürmüyor. Oysa başkent olarak ilan edilmiş.

Millet yaygara koparıyor şimdi. Ne yapacaklar? Amerikaya savaş mı açacaklar? Siz kimle, Kuwait’le, Bahreyn’le, Dubai’le, Suud Arabistan bunlar mı savaş açacak İsrail’e? Ürdün mü savaş açacak? Mısır mı savaş açacak? Bana İsrail’e savaş açacak bir tane İslam ülkesi söyleyin. Buna İran’da dahil. Buyuz. Buyuz. Bakın bu kadarı. Ahir zaman hadisleri tecelli ediyor. Herkes kudüs diyor değil mi şimdi? Bakın enteresan bugün ben Twitter’da bir hadîs yayın alıyorum. Medine’yi münevvere kuşatma altına alındığını anlatan hadîs-i şerif var. Medine. Medine’nin kuşatmaya alınacağına dair hadîs var. Müslümanlar böyle uyumaya devam ederse, böyle bu dağınıklık, bu keşmekeşlik, bu derbederlik devam ederse, Medine’yi muhaseratına alsalar ne olacak?

Kabe-i Yıksalar ne olacak bizim için? Yok yıkamazlar. Kabe yıkılmış az yetti zaten manen ki. Kabe’nin içerisinde Kabe’yi göremiyorsun. Başını kaldırdığında Zemzen Taver’ı görüyorsun. Başını kaldırıyorsun bilmem hangi oteli görüyorsun. Başını kaldırıyorsun bilmem hangi oteli görüyorsun. Müslümanlardan ses mi çıkıyor? Allâh muhafaza eylesin. Evet. Bunlar cinlileri yakanlar gelsin bunlarla uğraşsınlar. Allâh muhafaza eylesin inşâAllah. Bu da cinlileri herkes görebilir mi? Gördüklerin kafir dini olduğunu nasıl anlar? Gören kişi ve bunlar nasıl kurtulur? Gördüğü zaman soluğu nerede alacak acaba? Herkes görür kapayı atacak. Ama gördüğü zaman nerede soluklanacak, nerede nefeslenecek onu merak ediyorum.

Evlilik adabı, edep, İslami açıdan nasıl olmalı? Zaman nasıl, neye göre konmalı? Neye göre konmalı? Uzatmak caiz midir? Bu konuda uzatmakla alakalı siz evlenecek olan kimseleri evlendirmekte acele ediniz. Hadîs-i şerif. Evlenecek olanları evlendirmekte acele ediniz. Ölüyü gömmekte acele ediniz. Namazı kılmakta acele ediniz. Borcu ödemekte acele ediniz. Bunlar acele edilmesi gereken hadiste sabit olan şeyler. O yüzden iki genç birbirlerine baktılar, gördüler, konuştular. Ardından bir daha konuşmaya ihtiyacı duyarlarsa bir daha konuştular. Yine konuşmaya ihtiyacı duyarlarsa yine konuştular. İç, üç konuşma, görüşme bitti. Karar verdiler, evleneceğiz dediler. Aileler hızla çocuklarını evlendirecekler.


4. Bölüm

Ne kadar hızlı olabiliyorlarsa. Olabildiğince. Bunun en hızlısı aynı gün nikahı kıyıp göndermek. Aynı gün. Aynı saat, aynı dakika. Tamam mı? Tamam. Selâmün aleyküm, aleyküm selâm. Allâh yolunuza çık etsin. Bu işin en kısası. İşin içerisinde adet de gelenek de görenek de istemeye gelecekler. Sözlü, nişanlı, düğündü. Geliver Ayvaz’ım, gidiver Tingoz’um. Anası görecek, teyzesi görecek. Teyzesinin, kayınvalidesinin, dünürünün teyzesinin, amcasının kızı da görmesi lazımmış. O görecek bu. Bunlar ailelerin kendilerince kendi ritüelleri. Bunların dinle alakası yok. Vay o küser sonra halasının, kayınvalidesinin, abisinin dünürü görmezse gelini veya damadı küserler düğüne gelmezler. Eee onlar da görmesi lazım.

Gibi. Bunlar her böyle ailenin, sülalenin, bölgenin kendine ait heva ve hevesten doğmuş olan, heva ve hevesten doğmuş olan adet gelene kadar. Adet gelenek, görenek. Uyar, uymaz bir kimse. Buna tabi olur, olmaz. Bunlar kendilerinin bileceği. Bunun dinle, diyaretle alakası yok. Bir kız çocuğu, baba ben bu gelen kimseyle beni evlendir, bitti. Ailesinin onu ancak, ya bak bu çocuğun şusu var, busu var, şöylesi var, böylesi var. Yine de evlenmek istiyor musun? Evet, evlendirecek. Hanefi’ye göre söylüyorum. Bir erkek çocuk dedi ki, baba ben bu kızla evlenmek istiyorum. Yavrum bak bu kızın ailesi böyle, kendisi böyle. Bunun şusu var, busu var, bak yine de evlenmek istiyor musun? Evet, evlendirecek ailesi.

Allâh yolunu açık etsin, bitti. Bu kadar. Bizde ne yazık ki bu uzuyor da uzuyor. Dört ay sonra, beş ay sonra geliyor. Sen benim teyzemi yüzüne asmışsın. Lan adamın çekimi döndü, senedemi döndü, müdürle mi kavga etti, anasından mı dövüştü, babasından mı dövüştü, mahallede birisiyle bir şey mi oldu. Lan erkek adamın yüzü de asılır, burnu da asılır, kolu da asılır, her şey asılır. Adam ticaret yapıyor, hayat yaşıyor dışarıda. Vay sen teyzemi yüzüne asmışsın. Çocuğa dedim, oğlum evlenince kadar hep böyle dalaşacaksın dedim kız tarafı da o zaman. Böyle bir şey çıkıyor dedim ortaya. Daha aynı şey öbür taraftan da. Erkek diyor ki, sen benim halama ters davranmışsın. Ne? Halana ters davranmışsın. Ne olmuş?

Sana bir laf atmış, sen anında cevap vermemişsin. Kızcağız paranını da atıyor, o esnada şununla ilgileniyordum, şöyle yapıyordum, böyle yapıyordum. Yok. Adam diyor ki benim halama sen ters davranmışsın. Uzadı mı bu iş çok özür dilerim don lastiği gibi çekildiği yere kadar gidiyor. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. Bir de ailelerin tarafların nefisleri giriyor işin içerisine. Bunlar Allâh için evleniyorlar, şunları evlendirelim, bunların evliliklerini yardım edelim. Evlendikten sonra da anne babalar, çocuğumuz evlenmiş biz onun evliliğine yardımcı olalım, destek olalım. Bunların evliliklerinin yürümesi için destek olalım. Eksiklerini kapatalım. Yanlışlarını örtelim. Varsa elimizden gelecek olan bir şey, elimizden gelen yardımı yapalım.


5. Bölüm

Bunlar genç. Oğlanın annesi babası oğlum bak kızı sıkıştırma ha gençtir daha. Ütüyü eksik yapabilir yemekte problem olabilir, şunda bunda problem olabilir. Sakın geline bir şey deme. Bak o da annesinin babasının evinden çıktı geldi buraya geldi. Yetim çocuk gibi şimdi sakın ha. Üzme onu. Kızın annesi de babası da demeli ki kızım sakın ha bak oğlana iyi davran. Bak bu çocuk da annesinin babasının şimdi ana kucağını bıraktı geldi. Aman ha. Kocana iyi davran. Eşini üzme. Sakın bu kapıya eşini üzerekten gelenlerden olma. Bizim yüzümüzü kara çıkarma. Sakın ha bizim yüzümüzü eğme. Gayret göster. Sıkıştırma adamı. Bir şeye çok ihtiyacın olursa bak biz halimizce sana yardımcı oluruz el altından. Adamın kazancı belli.

Sen sıkıştırma adamı öyle aile kalmadı. Kalmadı. Anne babalarda da kalmadı. Dervişler dahil buna. Bu eğitimi bu öğretimi bu dergahta veriyoruz. Burada dergahtaki anne babalar dahil buna. Bu acı tarafı işi. Allâh muhafaza eylesin. Böylece sıkıntı oluyor tabi. Cenâb-ı Hak korusun inşâAllah. Salı günü sohbette şeytanın derviş kardeşinin kılığına girebileceğini söylediniz. Peki bunu nasıl ayırt edebiliriz? Böyle karşıdaki kimse cinliğinin kılığına girebileceğini söylediniz. Böyle karşıdaki kimse cinlinin kafir mi mümin ne olduğunu şeytanın kılığına girip giremeyeceğini bir derviş ancak 5. esmayı aldığında tam anlamıyla ayırt edebilir. 5. esmayı alıp oturur yerleşir ve oradan düşmezse o kimse cinliği taifesini gördüğünde onun kafir mi mümin mi olduğunu ayırt eder.

Eğer uyanırken görürse, uyanırken görmek şu, zikrullah yaparken, rabuta esnasında bunu görürse anında yırt eder. Ama böyle yakaza halinde, yakaza halinde olursa. Bir de her dervişin herkesin bir zaafı vardır. Yakaza anında belki de bir anlık böyle yakazada sıkıntı olabilir. Normalde yine halde, halde yakaza noktada bir dervişin şeytan kılığına girer çıkarsa onu da o kimse Allâh’ın izniyle, bir izniyle anlayabilir. Perşembe geceleri her hafta sürekli aynı ilahiler söyleniyor ve haperlerden ilahicilerin sesleri çok patlıyor. Zikrullah’ı duymakta ve adepte olmakta zorlanıyoruz. Bununla ilgili bir şey yapabilir mi? Biz de ilahicilerin sesi çıkmıyor diye kızıyoruz ya. Evet, haperlerin başındaki salim geldi mi, rahatsızlığı geçti mi salimin?

Gelmedi mi? Evet, siz o zaman az bir şey ilgileneceksiniz inşâAllah. Kudüs üzerinden oynanan oyun hakkında düşünceleriniz nedir? Bize düşen görev nedir? Sizce ümmet tek çatı altında toplanıp, toplanıp tek yumruk olur mu? Bizler nelere dikkat etmeliyiz? Hakkınızı helal edin. Benim bu konularda biliyorsunuz düşüncelerin belli. Evet, Kudüs Müslümanların üçüncü kıblegahı. Pardon, birinci kıblegahı mescit olarak üçüncü mescitleri kutsaliyet açısından. İbadeti yasakladı mı İsrail orada? Yasakladı. İstediğin gibi at koşturuyor mu orada? Koşturuyor. Siz bunların hiçbirisine seslenmezseniz bunların arkası gelir. Adam bütün dünya devletlerini, bütün dünya devletlerini arkasına almış. Şimdi bu analizm size tuhaf gelebilir.


6. Bölüm

Bu dünya devletlerinin arkasını aldığı, Müslümanın bir yeri, İran’ı almış, Suudi Arabistan’ı almış, Mısır’ı almış. İslam ülkelerinin önde gelen ülkeleri bunlar. E bir şekilde Türkiye’yi de almış. Bir şekilde Türkiye’yi de almış. Ne bağrışın çağrışı ki bu? Haydi, birileri bir yerden bir manipüle ediyor. Yürüyün, AVD konsolosluklarının önünde bağırın. He, bağırıyoruz. Vay AVD de derlendi, toparlandı hızla. Topladı bütün kurum ve kurullarını. Ya Müslümanlar sokağa döküldü. konsolosluklarının önünde orada burada kahrolsun AVD diye bağırıyorlar. Biz bu karardan geri mi dönelim diyecek şimdi? Ben artık yaşlı sayılıyorum, 56 yaşındayım. Ben 13-14 yaşından beri siyasetin içerisindeydim. Ta 26-27 yaşına kadar.

Aktif siyasetin içinde. Biz çok bağırdık kahrolsun komünistler, kahrolsun Rusya, kahrolsun AVD diye. Biz çok bağırdık, çok dolaştık. Biz kahrolsun Rusya derken, kahrolsun Rusya’yla sayısal olarak ve düşünsel olarak kahrolsun AVD aynı değildi. Anladınız mı? Bize AVD’yi sıcak gösteriyorlardı, ılman gösteriyorlardı. Rusya soğuk, sert, acımasız, gattar. AVD öyle değil, o kadar değil. Bunu gösteren neydi? İçeride belli bir algı oluyorlardı. Müslümanların üzerinde böyle bir algı oluşturuluyor. Müslümanlarca, ABD daha az Tuğkak’a, Rusya daha büyük Tuğkak’aydı. Ne zamana kadar? Bu son Türkiye’de, son iki yılı, üç yıla varıncaya kadar, iki yıla varıncaya kadar. Dünya üzerinde her türlü hınzırlık ABD’nin altından çıkar.

Her türlü hınzırlığın altında, her türlü hınzırlığın altında. Son elli yıl İngiltere, ABD, İsrail, Batı bunlar vardı. Biz bunları normalde görmedik mi? Gördük. Ne yaptık? Hiçbir şey. Müslümanlar kendi içlerinde güçlenmedikleri müddetçe, Müslümanlar kendi içlerinde birlikteliklerini sağlamadığı müddetçe, Müslümanlar kendi içlerinde kendi problemlerini halletmedikçe, dışarıda hiçbir problemi halledemezler. Halledemezler. Bak Türkiye dahi, Güneydoğu’sunu halledemiyordu. Kendi içerisindeki cürufları temizlemeye başlayınca, Güneydoğu’da başarı geldi. Kendi içindeki cürufları temizleyince, Suriye, Irak meselesinde başarı geldi. O da daha tam anlamıyla değil. Aldanmayın. Tam anlamıyla değil. Bu ancak ülkelerin kendi içlerindeki güçleriyle alakalı.

Türkiye, Rusya ile İran’a yaklaşınca Doğu’da, Güneydoğu’da belli bir başarı yakaladı. Bunu da yatsımamak lazım. Bunu da yatsımamak lazım. E şimdi normalde bu politikanın da doğumluğu şimdi de görülüyor. Bu daha da ileri adımlar atılmalı, daha ileri şeyler olmalı. Normalde düşünebiliyor musunuz siz? Bütün dünya Müslümanları bir araya gelmiş olsa, toplansalar, aynı noktada karar alsalar, İsrail’de orada bir ülke kalır mı? Kalmaz. Ama ülkelerin başındaki yöneticiler satılır. Kime güvenceniz seni? Suud’un prenslerine mi güvenceniz? Kime güvenceniz? Dubai’dekinlere mi güvenceniz? Kime güvenceniz? Bahri’ndekinlere mi güvenceniz? Birleşik Araba Birliklerine mi güvenceniz? Kime güvenceniz? Hiç kimseye.


7. Bölüm

Bir de Türkiye olarak zaten bunlar senin daha önce vilayetinmiş Osmanlı olarak. Bu büyük bir zul değil mi bu toprakların çocuklarına? senin daha önce vilayetin hükmündeki kimseye gideceksin, sen yardımcı olalım, beraber olalım, şöyle yapalım diye. Ben hadislere bakıyorum, hadislere bakınca diyorum ki, demek ki diyorum ben Kudüs ile alakalı bir şey olmayacak ki, bu gavurlar Medine’yi, Münevvere’yi kuşatma altına alacaklar. Müslümanlar bu kadar dağınık, bu kadar güçsüz olacaklar ki bu noktaya gelecekler. Orta Doğu’da Kangöldeyi götürüyor, herkes birbirini yiyor, İsrail’e bir tane mermi sıkılmıyor. Fark ediyor musunuz? Müslümanlar birbirlerini yiyorlar ama. O Sünniydi, o Şia’ydı, o Dayişçiydi, o bilmem neciydi, o onu öldürüyor, o onu öldürüyor, o ona saldırıyor, o ona saldırıyor, o ona kafir diyor, o ona kafir diyor.

Müslümanlar birbirlerini öldürüyorlar. İsrail’de seyrediyor oradan. Müslümanların birbirlerini öldüremediklerinde oraya gelen gavurlar öldürüyor. Numan Kurtulmuş öyle dediydi bir ara. Uçağının kapan geldi dedi. bu Dayişler bakalım, uçağının kapan geldi dedi. E siz ne yapıyorsunuz? Almayın, getirmeyin, katmayın. E uluslararası güç oluşuyor. İyi, ne oldu? Neredeyse bizi böleceklerdi. Allâh Ümmeti Muhammed’i idare eden yöneticilere feraset nasip eylesin. Cenâb-ı Hak hepsine de hakkı ve hakikati göstersin. Hak ve hakikat yolunda hepsini bir ve beraber eylesin. Duamız bu. Biz yine günah-ı kebalilerden bahsetmeye devam edelim. Olmaz mı? İnşaAllah. Nisa âyet 117 ve 125. Onlar Allâh’ı bırakıp dişilere taparlar.

Ve elbette senin kullarından belli bir takımı alıp onları sattıracağım. Onlara kuruntu kurduracağım. Develerin kulaklarını, yarmalarını emredeceğim. Allâh’ın yarattığını değiştirmelerini emredeceğim diyen Allâh’ın lanet ettiği azgın şeytana taparlar. Allâh’ı bırakıp şeytanı dost edinen şüphesiz açıktan açığa kaybı uğramıştır. Şeytan onlara vaat ediyor. Onları kuruntulara düşürüyor. Ancak aldatmak için vaatte bulunuyor. onların varacağı yer cehennemdir. Orada kaçacak yerde bulamayacaklardır. Yine Fatır Suresi âyet 5 ve 6 Şeytan insanlara azgınlığı, sapgınlığı vesvese eder. Onu boş kuruntulara sokar. Ve insanların nefsi bu vesveseye açıktır. Bu vesveseden, bu açıklıktan, bu kuruntudan kurtulmanın yolu Allâh’ı daim zikirle durmaktır.

Daim zikir her daim abdestli olmakla başlar. Bir kimse her daim sûfîler için bu olmazsa olmazdır. Bir sûfî şeytanın vesvesesinden, kuruntusundan, şeytanın desisesinden, nefsin aldatmasından, kandırmasından emin olmak istiyorsa birinci derecede abdestli duracak her daim. Hatta kafir cinlilerin kendisine ilişmesinden, şeytanın vesvesesi, kuruntusu, nefsin aldatması her türlü kötü ve kötülüklerden muhafaza olmak istiyorsa o kimse birinci derecede abdestli olacak. İki, o kimse farzlara riayet edecek, farzların en başında gelen şey namazını bir tamam kılmasıdır. Namazını bir tamam kılması. Üç, günah-ı kebalilerden uyanık olacak, kendini uzak tutacak. En önemlisi, gönlünde her daim Allâh’ın zikri, Allâh’ın sevgisi, Allâh’ın muhabbeti, Allâh’ın korkusu olacak.

Çünkü Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hz. bir hadîs-i şerifinde buyurdu ki, şeytan kalbinizin kapısında durur. Eğer zikrullah yok ise içeri oturup çöreklenir. Eğer zikrullah var ise o kalbin dışında, kapısında bekler. Şeytanın kalbinizde yer etmesini istemiyorsanız, abdestinize dikkat edeceksiniz, farzları yerine getirmeye dikkat edeceksiniz, haramlardan uzak durmaya dikkat edeceksiniz ve Cenab-ı Hakk’ı zikretmekte uyanık olacaksınız. O zaman ancak bu oyundan ve tezgahtan kurtulabilirsiniz. Ebu Hureyre rivayet ediyor, İmam-ı Ahmet’in müsnedinden, kulun bana itaat ettiği vakit ondan razı olurum. Razı olunca da hem kendisini hem de eserlerini mübarek kılarım. Benim bereketimin sonu yoktur.

Kulun bana isyan ettiği vakitte ona gazap eder, öfkelenirim. Gazap ettiğim kimseyi lanetlerim. Benim lanetimin onun yedi nesline kadar iner buyurmuştur. Bunu arkanızda cılız çocuklar bıraktıkları takdirde bundan endişe edecek olanlar, haksızlık yapmaktan korksunlar, dürüst söz söylesinler, el nisa âyet dokuz. Bu sözü tahdik eder. Ya da bu ayeti kerime bu hadîs-i şerifle şerh olur. O zaman biz Allâh’ın ipine sımsıkı sarılanlardan olacağız. Günah-ı kerbalilerden uzak olanlardan olacağız. Farzları yerine getirenlerden olacağız. Her daim Allâh’ı zikreden, Allâh’ın hukukunu gözeten kullarından olmaya devam edeceğiz inşâAllah. Cenâb-ı Hak bizleri günah-ı kerbalilerden uzak duran farzları yerine getiren her daim Allâh’ı zikreden kullarından eylesin inşâAllah.

Nâ ilâhe illallah. Nâ ilâhe illallah. Nâ ilâhe illallah. Nâ ilâhe illallah. Hadi.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Nefs, Sünnet, Muhabbet, Salavât, Kâbe, Dervîş, Ashâb-ı Kirâm. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı