1. Bölüm
Selamun aleyküm. Allâh gecenizi hayır eylesin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gününüzü hayırlı eylesin. Hayırlı yılınızı hayırlı eylesin inşâAllah. Çiftlik bank sistemi hakkında görüşleriniz nelerdir acaba? Caiz olarak fetva verenler vardır. Sizce bu sistemden elde edilen kar caiz midir? Sana o para borsada alıp satmak caiz midir? Ya bunlarla neden uğraşıyor ki sûfîler? Hem diyeceksiniz ki lâ ilâhe illâllah Muhammeden Resûlullâh dedik. Hem de kapitalist sistemin önünüze getirdiği şeylerle uğraşacaksınız öyle mi? Oturduğunuz yerden, bilgisayardan, internetten para kazanacaksınız öyle mi? İyi size bir şey söyleyeyim. Bir mal varsa ortayarda malı alıp satmak Kur’ân ve Sünnet tarihinde caizdir. Mal alıp satmak.
Bir malı üretmek, ürettiğin malı satmak caizdir. Üretilmiş bir malı alıp, üretilmiş bir malı satmak caizdir. Para mı söz konusu? Para nakit parası, nakit parayı nakit olarak alıp satmak caizdir. Dolar, doları aldın bir saat vadeli satamazsın doları. Veyahut da doları satın aldın dedin. Ondan sonra doları satın aldığında nakit canlı alnında alıp satman lazım. Bir gün vadeli doları aynı dolar olsa dahi, hiç değişmese dahi yine faiz olur. Bir de bu ne bu? Sanal para. Bitcoin ile alakalı mesele öyle değil mi? Evet, ne yapıyor şimdi Bitcoin’e? Neden Diyanet fetva vermiyor? Sebebi neye açıklamış biliyor musun? Bitcoin’ın karşılığında. Karşılığı olmayan bir para demiş. Evet, karşılığı olmayan bir para değilen caiz değildir.
O zaman doların da karşılığı yok. Dolar da caiz değildir. Amerika Birleşik Devletleri 1938’de olması lazım. 1938’de dolarının karşılığının olmadığını, doları karşılayamayacağını, hiçbir zaman dolarının karşılığının olmayacağını açıkladık. Dolar da o zaman caiz değil diyecekler. Bunlar Müslümanların önünü okuyup, üretin kardeşim, üretin, üretin. Ticaret yapın, alın, satın. Alnınızın akından, alnınızın terinden iş yapın. Üretin. Üretmeniz için muhakkak bilgi sahibi olmanız lazım. Bakın, üretmeniz için. Eğer üretmezse bir ülke, bir toplum, bir topluluk üretmezse, eğer bir topluluk kendince ticaret yapmazsa, başkalarının kölesi olmaya mahkum. Ya üretip satacaksın, ya alıp satacaksın. İkisinden biri.
Ya üreteceksin satacaksın, ya da alacaksın satacaksın. İkisinden biri. Yoksa sizi ver beyaz kağıdı, al yeşil kağıdı, ver yeşil kağıdı, al beyaz kağıdı. İnternet üzerinden al bunu aldım, al bunu sattım. Havai şeyler. Allâh muhafaza eylesin. Aynı şey borsa için de geçerli. Müslümanım, müminim böyle şeylerle iş olmaz. Beni gericilikle suçlayabilirsiniz. Sen git fabrika kur kardeşim. Müslüman varsa cebinde para, 5 kişi, 10 kişi toplansınlar, fabrika kursunlar. Birbirleriyle ortak noktada buluşsunlar. Ticarethane kursunlar. Birbirleriyle ortak noktada buluşsunlar. Birbirleriyle anlaşmayı, birbirleriyle anlaşmayı becersinler. İki Müslüman bir araya gelemiyor. Üç tane Müslüman bir araya gelemiyor. Beş tane Müslüman bir araya gelemiyor.
2. Bölüm
Bir araya gelse dahi dağılıyor. Ortak iş yapamıyor. Ortak noktada buluşamıyor. Beş tane Müslüman bir araya toplanınca ortak hiçbir şey yapamıyor. Ortak yaptıkları bir tek dedikodu var, gıybet var. Müslümanların ortak yaptıkları şey dedikodu, gıybet. Onu bunun fayanda sormak. İslam toplumu bilimi üretemiyorsa, bilgiyi elde edemiyorsa, çalışmıyorsa, çalışarak artıramıyorsa, ticaret yapmıyorsa, mal alıp mal satamıyorsa, bu İslam toplumu nasıl kuvvetlenecek ki? Üretmek yok, almak, satmak yok. Bilgiye sahip olmak yok. Cihâd etmek, savaşmak yok. Uyu babam uyu. Uyun elini uyu. Başka bir şey değil. Şimdi bir de sanal parayla uğraşacağız. İşimiz gücümüz yok. Bütün Müslümanlar toplanacaklar. Sanal para caiz midir, değil midir?
Param varsa git ticaret yap. Ne işin var sanal parayla? Yirmi lira varsa git yirmi lirayla ticaret yap. Çorap al, çorap sat. Yirmi lirayla git, tişört al, tişört sat. Kaç param var? On lirayla mı? Git on lirayla al, sat, ticaret yap. Veya git birisinin yanına çıraklık yap. Bir meslek öğren, o mesleği yerine getir. Hiçbir şey bilmiyorsan git birisinin yanına. Yaşın kaç olursa olsun. O mesleğin çıraklığını yap. Çıraklık yap orada. Öğren, o işi yap. O işi yap. Müslüman çalışacak, didincek, çabalacak, gayret edecek. Allâh’tan ümit edecek, koşturacak. Müslümanların önüne koyuyorlar Angarya işler. Angarya işlerle uğraşıyorlar. Biz bir şey yaptığımız yok, hakkınızı helal ediyoruz. Geçen hafta, iki hafta önce miydi gene böyle bununla alakalı bir soru geldiydi? burada bayağı fökürdüm bununla alakalı.
Demek ki yetmemiş. Dinlememişler. Ya normalde bu sorular tekrar buraya geldiğinde ben şöyle düşünüyorum. Eğer sohbetleri takip eden bir kimse ise o zaman bu adam bu sohbetleri dinlemiyor. Takip etmiyor. Takip etmiyor. Bu konu oldu mu burada? Oldu. Şunu diyebilir, ben o hafta yoktum. Bu sohbet yayınlıyor mu? Yayınlanıyor mu? Evet, dinle. Facebook’ta takılacağına, Instagram’da takılacağına, Twitter’da takılacağına sohbet dinle o zaman. Ya ben geçen hafta mesain vardı, dersim vardı, nefsime uydum, şuyum vardı, buyum vardı. Sohbeti dinleyemedim de dinle. Film izleme, dizi izleme, sohbeti dinle. İzleme. Boş şeylerle uğraşacağına bunu dinle. Düğünde kadın erkek içi çiçeği karışı koynarsa caiz olur mu?
Düğünden sonraki hayatı olumsuz etkiler mi? İnşâAllah uymaya çalışacağım. İnşâAllah. Âmîn. Demiş. Kadın erkek içi çiçeği karışık oynamayı kim caizleyecek ki? Allâh muhafaza eylesin. Rüyalar hakikatin bir parçası, peygamberliğin bir cüzü, dünya ise bizim için bir rüya iken. Rüyalar dünyadan daha mı gerçektir? Evet. Geceniz hayır olsun. Çiftlik Bank diye sanal bir firma var. Çiftliğin gerçeğini kuramayanlar sanalından hayvan alıp hayvan satıp para kazanacaklar. Tabii gerçeğini kurmak için koşmak lazım. gerçeğini kuranlar size süt satıyor. Süt satıyorlar, et satıyorlar. Gerçeğini kuranlar. Yoğurt satıyorlar, peynir satıyorlar. Gerçeğini kuranlar. Biz köyden şehre geliyoruz. Askeri ücret ne kadar? 1400 lira.
3. Bölüm
Biz 1400 liraya orada ucuz işçilik yapıyoruz. Köyü terk ediyoruz. Köyde iki tane inek alıp, on tane koyun alıp onu üretmeyi, büyütmeyi düşünmüyoruz. O hayat bize zor geliyor. Ondan sonra geliyoruz şehirde internette çiftlik diye bir yer var. Oradan hayvan alsak, satsak cahit olur mu diyoruz. Allâh bizi affetsin inşâAllah. Bak damarıma damarıma basmayın beni. Evet. Evet. Şu hadîs-i şerif çok güzel. Sağılan süt memeye girmedi gibi Allâh korkusundan ağlayan kimseler cehenneme girmez. Allâh yolunda çarpışırken meydana gelen tozla cehennemin dumanı birleşmez. Kıyamet günü bütün gözler yaşlıdır ancak Allâh’ın bakmasını haram kıldığı şeylerden çekinen Allâh yolunda uykusuz kalan ve Allâh korkusundan sebep sineğin başı kadar bir damla gözyaşı döken gözler ağlamaz.
İki göz kıyamet günü cehennem ateşi görmez. Bunlar gece karanlığında Allâh korkusundan ağlayan ve düşman karşısında uykusuz kalan gözlerdir. Beyine Suresi âyet 8 Allâh onlardan razıdır. Onlar da Allâh’tan razıdır. Hür Rabbinizden korkan kimseler cehenneme girmez. Hür Rabbinizden korkan kimseler cehenneme girmez. Hür Rabbinizden korkan kimseler cehenneme girmez. Hür Rabbinizden korkan kimseler cehenneme girmez. İnanmışsanız benden korkun. Ali İmran âyet 175 Allâh’ın azametinden korkanlar için iki cennet vardır. Rahman Suresi âyet 46 Allâh’tan korkan öğüt alacaktır. El Ala âyet 10 Korkuyorsa bir kimse Allâh’tan korkuyorsa, o kimsenin Allâh’tan korktuğuna işaret günah-i kebalilerden uzak durması, farzları yerine getirmesi dersin.
Bir kimse günah-i kebalilerden iki şekilde uzak durur. Bir, Allâh’ı sevdiğinden. İki, Allâh’tan korktuğundan. Sufiler, Allâh’ı sevdiklerinden dolayı günah-i kebalilerden uzak dururlar. Allâh’ı sevdiklerinden dolayı farzları yerine getirirler. Allâh’ı sevdiklerinden dolayı Cenab-ı Hakk’ın emrettiği gibi dost doğru olmaya çalışırlar. Sûfî korkuyla ibadet etmez. Sûfî korkuyla emirleri yerine getirmez. Sûfî korkuyla haramlardan uzaklaşmaz. Korkmak avamla alakalıdır. Nasihatten anlamayan korkudan anlar. Anlatırsın, o kimse nasihatten anlamaz. Onu korkutursun. eşinize tebliğ edersiniz, nasihat edersiniz, anlamaz. Bu sefer onu dövmekle korkutursunuz. Çocuğa anlatırsınız, anlatırsınız, çocuk anlamaz.
Bu sefer çocuğu korkutmak zorunda kalırsınız. Avan korkudan anlar. Avamı korkutursunuz. O korkuyla suç işlememeye çalışır. Has ise sevdiğinden dolayı suç işlememeye çalışır. O yüzden bir kimse inandıysa Allâh’tan korkacak. Bu kimle alakalı? Avanla alakalı. Eğer bir kimse inandıysa Allâh’ı sevecek ve Allâh’ın çizmiş olduğu sınırı aşmayacak. Bakın Allâh’ın çizmiş olduğu sınırı aşmayacak. Bir şey haram mı? Ondan uzak duracak. Hakkında haram olduğuna dair hüküm yok değil mi? O kimse, o helaldir. Onu yasaklayacak hiç kimse yok. Bir şey haram ise Kur’ân’la, Sünnet’le, imanların iştahadıyla o bellidir. Bir sûfî haramı göre göre işlemez. Bile bile işlemez. Ondan uzak durmaya çalışır. Bunu Allâh sevgisinden yapar.
4. Bölüm
Allâh sevgisinden, korkudan değil. Ama, avamı korkutursunuz. O farzları yerine getirirken, korkusundan yerine getirir. Cehenneme gitmekten korkar. Azaba düçar olmaktan korkar. Der ki kendi kendisine, ben cehennemin azabına düçar olmayayım. Ondan uzak durur. Ama bir sûfî için bu korkuyla hareket etmek yoktur. Onlar için ne vardır? Onlar için sevgiyle hareket etmek vardır. Allâh bizi onlardan eylesin inşâAllah. Biz Allâh’ın azabından emin olanlardan değiliz. Sufileri böyle eleştirirler. siz Allâh’ın azabından emin misiniz ki korkmuyorsunuz derler. Biz Allâh’ın azabından azap etmeyecek diye eminliğimizden değildir bizim bu. Biz sevgimizden dolayı, ona olan muhabbetimizden dolayı haramlardan uzak dururuz.
Korkumuzdan dolayı değil. Allâh muhakkak ki azap edicidir. Allâh muhakkak ki cezalandırıcıdır. Allâh muhakkak ki hüsrana uğratıcıdır. Allâh muhakkak ki dağıtır, perperişan eder. Bu noktada bizim Allâh’ın azap edicilerinin üzerinde, hüsrana uğratacağı üzerinde, kahhar ismi şerifiyle kahredeceği üzerinde bir şüphemiz yok. Ama biz Allâh’ı korkuyla Allâh’a yaklaşmamız yok söz konusu değil. Bizim Allâh’tan korkmamak değil bizimki. Biz Allâh’tan korktuğumuz için bir şeyler yapmayız. Bunu anlatmaya çalışıyorum. Biz sevdiğimiz için yaparız. Biz sevdiğimiz için fi sebilillah oluruz. Sevdiğimiz için, sevdiğimiz için dinleriz biz. Sevdiğimiz için birbirimize saygılı davranırız. Biz sevdiğimiz için buradayız.
Hiç kimse buraya zorla getirilmiyor. Hiç kimse burada zorla tutulmuyor. Sufiliğin en güzel yönlerinden birisi odur. Burada hiç kimseye bir zorunluluk yok. İsteyen şu anda dersini bırakıp gidebilir. Selamun aleyküm aleyküm selâm ben dersi bırakmak istiyorum. Allâh yolunu açık etsin. Senin arkandan lanet okuyucu olmayacağız. Senin arkandan bela okuyucu olmayacağız. Hakkımızı helal et, cez yürücen gideceksin. Allâh yolunu açık etsin. Allâh seni daha iyisine, daha güzeline, daha layığını bulundursun. Bizim bu noktada bir iddia sahibi değiliz. O yüzden hiç kimse burada korkuyla, baskıyla, hiç kimse burada herhangi bir bağla burada bağlı değil. Geçen bir kadar sohbette söyledim. Dedim kapının önünde belediye başkanı akçe dağıtmayacak.
O da dağıtmayacağım dedi zaten. Biz de kapının önünde akçe dağıtmayacağız. Bizde mal yok, makam yok, mevki yok, hiçbir şey yok burada. Bunu hep böyle açık açık söylerim. Burada makam yok, burada mevki yok. Burada halifelik yok, burada şehlik yok, burada zakirlik yok. Yok. Biz fi se bilillah toplandık buraya. Bakın fi se bilillah toplandık. Eğer düşünüyorsanız ben kendimden sonra birisine icazet vereceğim, rüyamda görürsem veririm. Bu kim olursa olsun. Bana emrederlerse, bu adama icazet ver derlerse veririm. Eğer rüyamda görürsem şu filanca senden sonra şehlik yapacakmış diye görürsem onu rüyamda, bana böyle sahip bir şekilde gösterilirse ben ona veririm. Öbür türlü hiç kimseye hiçbir şey yok burada.
5. Bölüm
Hiç kimseye bir özellik yapacağımı da düşünmeyin. Bakın hiç kimseye de bir özellik yapacağımı düşünmeyin. Hiç kimseye. Herkes çalıştığının karşılığını alır. Herkes, herkes verdiğinin karşılığını alır. Herkes koşturduğunun karşılığını alır. Cenâb-ı Hak diyor ya, zerrece hayır yapanın hayırı karşılıksız kalmaz. Kim zerrece bir şey yaparsa karşılıksız kalmaz o. Allâh size bir şey verecekse bütün insanlar isyan etse dahi onu size verir. Bütün insanlar ayağa kalksa, onun size verilmesini istememiş olsa, Cenâb-ı Hak o kimseye bir şey lütfetecekse, bir şey ikram edecekse, Allâh onu o kimseye verir. Verir. Allâh bir şeye zarar uğratacaksa da bütün insanlar ayağa kalksa, o kimse o zararı uğrat. Bunu iman edin.
Bakın bunu iman edin. Kimse kimsenin üzerinde hiçbir şey veremez. Ben nice icazetli şeyhler gördüm. Allâh muhafaza eylesin. Ben icazetli şeyhler de gördüm. Hiç kimseyi, kimseyi zorla peşine takamazsınız. Takamazsınız. Kimseyi zorla birisini sevdiremezsiniz. Kimseyi, kimseyi zorla bir şey yaptıramazsınız. Yaptıramazsınız. Sûfîlik böyle enteresan bir şeydir. Zorla bir şey yaptırmaya kalksan patlar bir taraftan o. Bakın bir taraftan patlar. Sûfîlik öyle bir şeydir. Gönüllülüktür sûfîlik. O yüzden bütün herkes bir kimseye bir şey zorlasa yaptıramaz. Zorla olmaz. Severek olur. İnsanın gönülden vererek olur. Mesela şimdi laf lafı açtı ya. Biga’ya gittim Salı günü. Kardeşler mükemmel bir şiirsel anlatım düzenlemişler.
Para versen yaptıramazsın onu. Ve Biga’da o program öyle tıkır tıkır yürüdü ki. Kendi kendime böyle kaykıldım geriye. Dedim Cenâb-ı Hak’a hamdü sena olsun. Rabbimin bir lütfu bir ikramı dedi. Mustafa’yla bunu da seyredecekmişim dedi. Çok hoşuma gitti. Huzurunuzda bütün kardeşlere teşekkür ediyorum. Mükemmel bir iş yapmışlar. Bunu zorla yaptıramazsınız bir kimseye siz. Bunu silah dayanarak para vererekten yaptıramazsınız. Öyle bir şey yaptırmaya kalksanız yaklaşık olarak en az 30-40 milyar para harcamanız lazım. O insanları çalıştırmak için gayret ettirmek için. Mükemmel bir sunum hazırlamışlar. Mükemmel bir şiir dinletisi. Şiir dinletisi demek meseleyi anlatmaya yetmez. Bakın şiir dinletisi demek meseleyi anlatmaya yetmez.
Şiir dinletisiydi adı değil mi? Ama şiir dinletisi değildi. Ben öyle söyleyeyim size. onu böyle can kulağıyla dinlemek var ya, can kulağıyla dinleyen, can gözüyle onu izleyen bir kimse Hz. Mevlânâ ve Şemseddin-i Tebriz ile buluşması ve felsefesini çok rahat, iyi bir şekilde anlardı. Böylesine güzel bir anlatım olmuş. Bu parayla olmaz. Bu zorla olmaz. Sufilin en güzel tarafı bu. Bakın en güzel tarafı bu. Dün akşam çalışma var. Bakıyorum ben normalde. Önce ilaicilerin üzerine ölü toprağı sevilmiş gibi. Ardından öyle bir coştular ki kendi kendime dedim ki ya şunlara bak ne hale geldiler. Çakmak çakmak hepsi de oldu bir anda. Bu zorla olacak bir şey değil. Bakın bu zorla olacak bir şey değil. Ve hatta geçen hafta pasar günü Gelibolu Mevlani’sinde bütün arkadaşlar var güçleriyle gelmişler.
6. Bölüm
Bu zorla olacak bir şey değil. Bu sevgiyle, muhabbetle, hoşlukla olacak olan bir şey. E yarın akşam şimdi İzmit’teyiz. İzmit’teki kardeşler koşuşturuyorlar 10-15 günden beri canhıraş. Tabi program hazırlığı çok öncesinden başladı. Ben muhakkak inanıyorum kardeşler var güçleriyle İzmit’e gidecekler şimdi. Lazım. Bakın lazım. Kadınıyla, çocuğuyla, erkeğiyle, genciyle, yaşlısıyla fi se bilillah. Bu böyle. Bu sevgiyle olacak olan bir şey. Muhabbetle olacak olan bir şey. Önümüzdeki pasar günü de Bursa’da var. Yine aynı. Bir dahaki cumaya Cemlik’te var. Bir dahaki pazara İzmir’de var. Bizim ayımız bu. Bu koşuşturma sevgiyle olacak. Muhabbetle olacak. O yüzden Sufiler sevgiyle yürürler. Karşılığında bir şey beklemeksizin yürürler.
Karşılığında bir şey beklemeksizin yürürler. Karşılığında bir şey beklemeksizin severler. Karşılığında bir şey beklemeksizin hizmet ederler. Sûfîlik böyle bir şeydir. Bakın karşılık beklemek Allâh muhafaza eylesin. İnsanı karşılık beklediği şeye köle eder. Benim zakirliğimi almıştı Şeyh Efendi. Allâh rahmet eylesin. Daha doğrusu zakirlik almak da değil. Senin zakirliğini aldık da değil. Bundan sonra dersleri filanca yaptırsın derim. Ne iyi filanca yaptırsın. Hatta onu bana gelip söyleyen kimse de böyle bir tepeden söyledi ki bana. Ben böyle gayet rahatımda. Böyle sonra baktın benim rahatlığımı görünce. Ya filanca yaptıracak dersi. Ya dedim kim yaptırırsa yaptırsın. Misvi ise bilillah buradayız.
Ders yaptırmak için burada değiliz ki dedim. Arkadaşları tıpladım. Arkadaşlar Şeyh Efendi’nin emri bunun olsun dersi filanca yaptıracakmış dedim. Oturdum oraya. Hiçbir şey olmamış gibi sanki hiçbir şey yokmuş gibi. Ben yine Allâh rızası için Allâh için koşmaya devam ediyorum. Zakirlik kim, biz kim? Şeyhlik kim, biz kim? Umrumuzda değil bizim. Bizim umrumuzda değil. Nakipmişiz, nügabbaymışız, sugabaymışız. Umrumuzda değil bizim. Bakın hiç umrumda olmadı benim. Benim bir şey olmama gerek yok. Ben giderim bir köşede gene Allâh rızasını anlatırım. Bir şey olmama gerek yok benim. Bir şey olmak için uğraşmadım hiç hayatım boyunca. Bir şey olmak için uğraşmadım hiç. Sûfîlik budur. Bir şey olmak için uğraşırsın.
Allâh’a iyi bir kul. Bir şey olmak için uğraşırsın. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine iyi bir ümmet. Bir şey olmak için uğraşırsın. Bu yolda iyi bir sûfî. Olmak istiyorsan, olmak istediğin şeyler bu olacak. Başka bir şey değil. Yoksa zakir olmak isteyen kimse zakir olmaz. Zakir olsa dahi çok affedersiniz. çok affedersiniz. Ben kendi nefsim için söyleyeyim bunu. Köpek ne eylesin takyayı tingil derken düşürürmüş. Siz bir itin kafasına bir takya koyseniz durmaz başında. Bakın bir itin kafasına takya koyun durmaz başında. Neden? Tingil derken düşürür onu. Ama bir kimse öyle bir sûfî olur. Takyasız da sufidir o. Sarıksız da sufidir. Haydarinsiz de sufidir. Onu nereye oturtursan oturttur.
7. Bölüm
Gittiği yeri kandil gibi ışık verir. İster onu dervişte yedir. İster onu dervişte, ister zakirte, ister nakipte, ister nükabbade, ister halife de. İstersen hiçbir şey deme. Nereye götürürsen götür fener gibi koy oraya aydınlatsın. Hangi topluluğun içerisinde giderse gitsin filorozan lambası gibi bütün her şeyi kafasına çeksin. Nereye giderse gitsin bütün gözler ona çevrilir. O kimse eğer gerçekten Allâh’ı seviyorsa, o gerçekten Allâh’a iyi bir kul ise, o gerçekten Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretinin sünnetini yaşayan iyi bir ümmet ise, o gerçekten iyi bir sûfî ise, sufiliğin genel esaslarını o kimse üzerinde bulunduruyorsa, hangi topluluğa giderse gitsin, ne tarafa yönelirse yönelsin, ne tarafa adımını atarsa atsın, orada filorozan lambası gibi yana, orada mıknatıs gibi bütün her şeyi etrafına çeker.
Eğer bir kimse böyle değilse kendisiyle alakalıdır bu. Ben derim ya, sen beş kişiyi topladın da sana toplama mı diyen oldu. Sen beş kişiyi topladın Allâh’ı zikrettirdin de sana zikrettirme mi diyen oldu. Sen evini açtın insanlara gelin Allâh rızası için bu akşam burada zikir var dedin de sana neden açtın diyen mi oldu. Sen şeyhinin peşinden gidiyordun da sana gitme diyen mi oldu. Sen şeyhini Allâh için seviyordun da sana sevme diyen mi oldu. Kimsenin rüyana ketun vuracak, kimsenin halini durduracak, kimsenin maneviyatın kuvvetli seçelme takacak, laf onların hepsi de laf. Hepsi de laf. Sen öyle Allâh’ı seversin, öylesin Allâh’ı seversin, Cenâb-ı Hak bütün her şeyi senin gözünün önüne getirir, koyar senin önüne.
Sen öyle Allâh’a kulluk edersin, Ya Rabbi dediğinde Arşala titrer. Sen öyle Allâh’ı zikredersin, la la derken Arşala’da halakan kurulur senin. Sen öyle Allâh’ı zikredersin, öyle dostluk kurarsın, zikrullahın ortasında sen Arşala’da, Arşala’da ikametgah eden maneviyatın arasına katılır. Onlarla beraber halakayı zikrullah yaparsın. Kim durduracak senin önünü? Kim durduracak? Sana ister ne diyor millet, bütün herkes senin arkandan teneke çalsa, davul çalsa, bütün herkes senin arkandan gıybet etse, sen Allâh’a dost dolu kulsan, senin önünde duracak olan hiç kimse yok. Allâh senin yardımcın, Allâh senin vekilin, Allâh senin muinin, Allâh senin sahibin. Durduracak hiç kimse yok. O yüzden sûfîler her şeye sevgiyle bakarlar, sevgiyle yaklaşırlar.
Haramlardan Allâh’ı sevdiklerinden dolayı uzak dururlar. Farzları Allâh’ı sevdiklerinden dolayı seve seve yerine getirirler. Allâh yolunda Allâh’ı sevdiklerinden dolayı koşarlar. Nerede bir koşulması gereken, hizmet edilmesi gereken bir şey var ise Allâh için oraya koşarlar, orada hizmet ederler. Allâh cümlemizi onlardan eylesin inşâAllah. Cenâb-ı Hak cümlemizi, cümlemizi kendi yolunda yürüyenlerden eylesin inşâAllah. Yarın malum sohbetin arasında geçti. İzmit’te şebu arısı programındayız. Diğer kardeşler üzerlerine alınmasınlar. Üç tane büyük programımız var bu noktada. Gelibolu, İzmit ve Bursa. Tabii onları küçümsemek değil, İzmir’miz var. bir de bu sene, her sene yapmaya başladık. Bir de Gemlik var.
8. Bölüm
Ama tabii bu üç program bizim için önemli. Birinci programda Allâh’ın izniyle kardeşler açısından biz alnımızın akıyla çıktık. Kardeşler, arkadaşlar Allâh razı olsun. Hepsi de hemen hemen programa iştirak ettiler. Oradaki program kendi dairemizde ufak tefek aksaklıklar, noksanlıklar da olsa bu normalde bizim kendi içimizle alakalı. Cenâb-ı Hak’a hamdolsun bitti. Önümüzdeki şimdi ikinci büyük imtihan bizim için şey, İzmit. İzmit’teki kardeşler can haraç çalışıyorlar, koşturuyorlar, gayret ediyorlar. İnşâAllah Cenâb-ı Hak o çalışmanın gayretin karşılığını misliyle, fazlasıyla bahşedecek inşâAllah. Tabii biz de bu konuda elimizden gelen gayreti, çabayı göstereceğiz. Orada programda bulunmaya gayret edeceğiz.
Tabii ardından üçüncü bu noktada sınav, öyle diyelim Bursa programı. İnşâAllah Bursa’yla da alakalı bütün kardeşler böyle nasıl olsa salon doluyormuş diye düşünmeyecek. Biz var gücümüzle çalışacağız. Ben hayatım boyunca yok satmayı çok sevmişimdir. Biz yok satmalıyız. Ben ticarette de bu dergahta da ben yok satmayı severim. Hırs, hırs. Yok satmalıyım ben. O yüzden gayret edeceğiz inşâAllah. İzmit’te de, Bursa’da da yok satacağız. Nereye oturturalım diye bakacağız. Birkaç program yaşadık yanı. Erkekleri kaldıracağız ayağa, bayanları oturtturacağız, yok satacağız. Geri dönecek insanlar diyecekler ki çok kalabalıktık, giremedik. Gerekirse biz kendi erkek kardeşlerimizi salonun dışında bekleteceğiz.
Diyeceğiz ki salonun dışına, bayanlara yer verin, çocuklara yer verin diyeceğiz. İnşâAllah öyle dolduracağız. İnşâAllah. İnşâAllah. Ah ya Allâh Allâh. Böyle yavaş yavaş sessiz sakin. Bizim tarzımız değil. Biz çakmak gibi olmalıyız. Böyle bir şey yok. Biz böyle sükrüm püktüm, mıyıntı bir ses istemiyorum hiçbir zaman. Öyle bir hareket de istemiyorum. Allâh bizi affetsin. Âmîn. Güldür gideceğiz inşâAllah. Fırat Nehri gibi. Allâh izni verirse inşâAllah. Hakkınızı helal edin. Tabii bunlar olunca bitmeyecek. Ardından ne var? Ardından cumasına gemlik var. gemlik de küçük yer değil de es geçmeyeceğiz. Gemliği de dolduracağız. Orada da sonuçta belediye bir hizmet veriyor. Belediye bu noktada bir destek veriyor.
Onlar da diyecekler ki hamdolsun bir program yaptık dolu dolu program oldu. Ardından İzmir. Ee öyle bu sene. Öyle İzmir’e gitmeyeceğiz diye düşünmeyin. Ya İzmir’in uzak diye düşünmeyin. Yok. Bu sene bütün Şeba Ruslar inşâAllah dolu dolu olacak. Inşallah. Fâlemennâhu. Lâ ilahe illallah Fatiha. Âmîn. Cumartesi günü de tekkeye erken gelin. Cumartesi gün dışarıdan misafirler var. O yüzden misafirleri dışarıdan misafirleri gelen misafirleri Bosna’dan Kosova’dan, Kosova’dan, Kosova’dan, Kosova’dan, Kosova’dan, Kosova’dan, Kosova’dan, Kosova’dan, Kosova’dan, Kosova’dan, O yüzden misafirleri dışarıdan misafirleri gelen misafirleri Bosna’dan Kosova’dan misafirlerimiz var. Onları Cumartesi günü tekke de ağırlayacağız.
Orada da küçük bir de tanışma merasimi gibi böyle bir hediyeleşme merasimi gibi bir şey yapacağız. O yüzden arkadaşlar Cumartesi günü mümkün olduğunca tekkeye erken gelsinler, tekke de olsunlar. İnşâAllah. Inşallah.
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Sünnet, Şeyh, İcâzet, Tekke. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı