Taklit: Taklit Değil Örnek Almak
İslâm taklit değil örnek almayı emreder. Cenâb-ı Hak âyet-i kerîmede “O Peygamber’de sizin için çok güzel örnekler vardır” buyurur — “taklit edin” demez. Taklit maymunculuktur; örnek almak ise o şahsiyetin çizdiği yoldan gitmeye çalışmak, tavsiyelerini dinlemek, anlayışını ve stratejisini anlamaya çalışmaktır.
Şeyhin sarığını, sakalını, cübbesini, konuşmasını taklit etmek sevgi değildir. Bu tabiî sevgidir, rûhânî sevgi değildir. Tabiî sevgiye tutulanlar taklit eder, rûhânî sevgiye bağlananlar örnek alır. Taklit ettiğimiz kimse namaz bırakırsa biz de mi bırakacağız? Kötü alışkanlıkları varsa biz de mi edineceğiz? Taklitte büyük hastalık vardır. Ümmet taklitçilikten hızla kurtulmalıdır.
Nefis Kâfir Doğmaz
Nefis hiçbir zaman kâfir değildir. İnsan nefsinin kâfir olduğunu söylediğimizde bütün insanlar doğduklarında kâfir doğmuş olur. Bu felsefe Hristiyanların felsefesidir — onlar doğan çocuğun günahkâr doğduğuna inanır, vaftiz suyuyla temizlendiklerine inanırlar.
İslâm inancında ise biz doğarken temiz doğarız, mümin olarak doğarız. Çocuk akıl bâliğ oluncaya kadar ölürse direkt cennetliktir. Kur’ân-ı Kerîm’de Cenâb-ı Hak bütün ruhları yaratıp “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” diye sorduğunda hepsi “Evet, Sen bizim Rabbimizsin” demişlerdir. Yaratılıştan nefsimize küfür yüklenmez; bu sakat bir anlayıştır.
Mutmainlik Makamı
“Ey mutmain olan nefis, Rabbine râzı olarak dön” âyet-i kerîmesi gereği Cenâb-ı Hak bütün Müslümanların nefslerinin mutmainliğe gelmesini ister. Mutmainliğe gelen nefis olgunlaşmıştır, kemâle ermiştir. Kalbinde şek, şüphe, nifak, fitne kalmamıştır. İmanı kemâle ermiş, aydınlanmıştır.
Mutmainliğe gelen kimse cehennemle ilgisi, alâkası olmaz. Tasavvufta bu makam “Hay” esmâsına karşılık gelir. Hay esmâsına gelen kimse evliyâlar sınıfına girmiş, ayak basmıştır. Orada oturup olgunlaşır, kemâle ererse nûr alâ nûrdur. Ama eminlik yoktur hiçbir zaman — bu makamdan bile vartaya düşülebilir.
Allah’ın Boyası: Kur’ân ve Sünnet
“Allah’ın boyasıyla boyanın, kim Allah’tan daha güzel boya vurabilir?” (Bakara Sûresi, 2:138). Allah’ın boyası Kur’ân’dır, Muhammed Mustafa’nın sünnetidir. Kim Kur’ân’ın hükümlerini kendisine hüküm edindiyse, kim sünneti Resûlullah’a sımsıkı yapıştıysa — o Allah’ın boyasıyla boyanma yolundadır.
Günah İşlenen Yerde Zikrullah
Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri “Çarşılarınıza gidip Allah’ı zikrediniz” buyurmuştur. Çarşılar şeytanların bol olduğu, insanların birbirini kandırdığı yerlerdir. Günah işlenen yerde bir kimse Allah’ı zikrederse, günahının kefâretini ancak o zikrullah karşılayabilir. Televizyon karşısında, mecbûren gidilen uygun olmayan düğünlerde bile tesbihât çekmek, gaflete bedel olur.
Ölülerin Ziyareti ve Ruhların Serbestliği
Serbest olan ruhlar ile serbest olmayan ruhlar vardır. Nefis mertebesi dördüncü makama (mutmainlik) ulaşmış ruhlar serbesttir ama tam serbest değildir. Bu ruhlar dolaşabilir; ancak ihtiyarları olsa zikir meclisine, Kâbe’ye giderler — evlerine mi yoksa meclislere mi? “Ölüler cuma akşamları evlerini ziyaret eder” demek tam doğru bir ifade değildir.
Çocuğun Akıl Bâliğ Olması
Çocuğun bâliğ olması sadece fiziksel değişimlerle sınırlı değildir. Asıl bâliğ olma bir şeyi idrâk etmesidir — kâr-zararı, iyiyi-doğruyu, güzeli-yanlışı anlamasıdır. İslâm dört-beş yaşında çocuğu İslâmî eğitime tâbi tutar çünkü anlamaya başlamıştır. On yaşında iyiyi doğruyu anlamaya başlayan çocuk bâliğ olma yolundadır.
Kaynakça
Hadîs-i Şerîfler
- “Çarşılarınıza gidip Allah’ı zikrediniz” — Sünen-i Tirmizî, Kitâbu’d-Da’avât; İbn Mâce, Kitâbu’t-Ticârât
- “Günah işlediğiniz yerlerde Allah’ı zikredin” — Deylemî, Müsnedü’l-Firdevs; Münâvî, Feyzü’l-Kadîr
- “O Peygamber’de sizin için güzel bir örnek vardır” — Ahzâb Sûresi, 33:21 (âyet)
- Bütün ruhların “Belâ” (Evet Rabbimizsin) demesi — A’râf Sûresi, 7:172 (âyet)
- Çocukların İslâm fıtratı üzere doğması — Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’l-Cenâiz, Hadis No: 1358; Sahîh-i Müslim, Kitâbu’l-Kader, Hadis No: 2658
Âyet-i Kerîmeler
- “Ey mutmain olan nefis, Rabbine râzı olarak dön” — Fecr Sûresi, 89:27-28
- “Allah’ın boyasıyla boyanın” — Bakara Sûresi, 2:138
- “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun” — Âl-i İmrân Sûresi, 3:31
Tasavvufî Kaynaklar
- Taklit ve örnek alma ayrımı — Kuşeyrî, er-Risâle, Bâbu’l-İktidâ; İmam Gazâlî, İhyâ, Kitâbu’l-İlm
- Nefis mertebeleri ve mutmainlik — Kuşeyrî, er-Risâle, Bâbu’n-Nefs; İmam Gazâlî, İhyâ, Kitâbu Riyâzeti’n-Nefs
- Allah’ın boyası ve sıbğatullah — İbn Arabî, el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye; Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dîni Kur’ân Dili, Bakara 138 tefsîri
Sohbetin Özeti
Bu sohbet, taklit ile örnek alma arasındaki farktan nefisin kâfir doğmadığı hakîkatine, mutmainlik makamının önemine ve Allah’ın boyasının Kur’ân ve sünnet olduğuna kadar derin konuları ele almıştır. Günah işlenen yerlerde zikrullahın kefâret olacağı, ruhların serbestliği, çocuğun bâliğ olma ölçüsü gibi fıkhî meseleler de işlenmiştir. Sohbetin temel mesajı: taklit değil örnek alın, nefsiniz kâfir doğmadı — onu mutmainlik makamına taşıyın, Kur’ân ve sünnetle Allah’ın boyasına boyanın.
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Nefs, Kalb, Sünnet, Şeyh, Nûr, Kâbe, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı