Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

490. Dergâh Sohbeti — Eşe ve Âileye İnfak Etmenin Faziletleri, Harcamada Ölçü ve İsrâf, Kerâhat Vaktinde Namaz

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 490. Dergâh Sohbeti — Eşe ve Âileye İnfak Etmenin…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Selamünaleyküm. Allâh gecenizi hayır etsin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Kaldığımız yerden devam edeceğiz inşâAllah. Eşe ve aile fertlerine infak etmenin faziletleri. Ebu Hureyre radıyallâhu anh hazretlerine şöyle rivayet edildi. Bir gün Resûlullâh sallallâhu ve sellem ashabına hitap verip tasadduk ediniz buyurdu. Tasadduk etmek, fi’se bilillah vermek. Bir kimsenin etrafına fi’se bilillah vermesi. Ne veriyorse versin tasadduk. Ya Resûlullâh benim yanımda bir dinar var dedi birisi. Resûlullâh sallallâhu ve sellem hazretleri ona onu kendine harca buyurdu. Adam bir daha var dedi. Onu zevcene harca dedi. Bir daha var dedi.

Ona da çocuğuna harca dedi. Bir daha var dedi. Onu da hizmetçine harca dedi. Bir daha var dedi. Ona da cevap olarak dedi ki onu kime harcaman gerektiğini sen daha iyi bilirsin. O zaman normalde ilk tasadduk kime? Bir kimsenin kendisine, kendi nefsine tasadduk ediyor. Bir kimsenin kendi iyaşesini karşılaması, yemesi, içmesi, kıyafeti. Ardından kime? Ardından eşine harcayacak o kimse. Tasadduk ikincisi o kimsenin eşine. Eşinin yemesine, içmesine, giymesine, barılmasına. Üçüncü tasadduk çocuğuna, çocuklarına. Dördüncüsü o kimse diyor ki sen onu kendin daha iyi bilirsin. Etrafında kime ihtiyaç var, kime bu daha fazla lazım, ona. O zaman bir kimsenin normalde tasadduk etme edebi adabı belli oldu.

O kimse kendisine, çocuk, eşine ve çocuklarından itibaren ne yapacak? Tasadduk edecek. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e bir adam uğradı. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin asavı, onu görünce onu böyle çok güçlü, kuvvetli gördüler. Çok güçlü, kuvvetli görünce dediler ki ya Resûlullâh, bu adam Allâh yolunda olsaydı keşke dediler. bir kimsenin gücü kuvveti yerinde, gücü kuvveti yerinde olunca sahâbeler o Allâh yolunda olsaydı bizimle beraber savaşırdı, mücadele ederdi, cenk ederdi. Bizim kuvvetimize kuvvet katılırdı. Biz daha da kuvvetlenirdik, o manada söylüyor. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri dedi ki eğer küçük çocukları için çalışmaya çıkmış ise Allâh yolundadır.

Ha bir kimse o zaman normalde çocuklarının IHŞ’si için çalışıyorsa Allâh yolundadır. Ama bunu böyle bizim Türkiye’deki belli bir kesim vardır ya, çalışmak da ibadettir deyip namazları, oruçları, zikirleri terk eden, çalışmak da ibadettir deyip o kimsenin dini mücadelesini, dini hayatı öğrenmesini, dini hayatı yaşamasını terk eden bir kesim var ya, bunlardan onlar aklımıza gelmesin. Öyle değil. Bir kimsenin farzları yerine getirmesi Allâh’a en sevgili gelen şey. Bu da ne? O kimse sabah namazını kılacak, öğlen namazının vaktine kadar eşinin ve çocuklarının IHŞ’si için mücadele edecek, çalışacak. Öğlen namazını kılacak, öğlen namazından sonra da IHŞ’sini sağlaması için, çalışmak için mücadele edecek, gayret edecek.


2. Bölüm

Öyle namazları terk etmek, namazı boş geçmek, namazı es geçmek değil. Eğer küçük çocukları için çalışmaya çıkmış ise Allâh yolundadır. İhtiyar yaşlı anne ve babası için çalışmaya çıkmış ise Allâh yolundadır. Yine o kimse yaşlı annesinin babasını geçindirmek, bir erkeğin anne babasına bakması farz. Bir erkek evladın anne babasına bakması farz. Kadınlar kocalarını bu konuda rahatsız etmeyecekler. Kadınlar kocalarına neden annene bakıyorsun? Neden babana bakıyorsun? Onlara bakmak mecburiyetinde misin? Annene bakmak zorunda mısın? Evet. Annenle bakmak zorunda mısın? Evet. Annene bakmak zorunda mısın? Evet. Bir erkek evlat annesine babasına bakmakla mükellef. İhtiyaçlarını gidermekle mükellef. O yüzden kadınlar asla kocalarını bu noktada rahatsız etmeyecekler.

Namazdan men etmek gibi bir şey bu. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. Anne babalar da çocuklar bana bize bakmakla mükellef deyip çocuklarına zulmetmeyecekler. Çocuklar bize bakmakla mükellef deyip çocuklarının arasında adaletsiz davranmayacak. Çocuklar bana, erkek çocuk bana bakmakla mükellef nasıl olsa ama öbür tarafta da evli bir kız var, ondan al, ona devşir. Bunu yapmayacak. Bir erkek evlat annesine babasına bakmakla mükellef. Kız kardeşine değil. Damada değil. Veya diğer akrabalarına değil. Mükellef olduğu birinci derecede annesi babası. Anneler, babalar, erkek onlarla ilgilenen evlattan alıyorlar, diğer evlatlara yedireceğiz diye uğraşıyorlar. Bu da zulüm. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. O yüzden bir kimsenin anne babasının ihtiyacını karşılayabilmek için de çalışması Allâh yolunda olduğunu gösteriyor. başka bir hadîs-i şerif var ya sahabeden bir kimse cihada katılmak istiyor.

Cihada katılmak isteyince Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri diyor ki geride ne bıraktın? Gözü yaşlı anne ve babamı bıraktın diyor. Onların senden başka birileri var mı? Yok ya Resulallah diyor. Sen git annene babana diyor itaat et. Onların bakımını gözet. Annene babanı gözetmen, onlara itaat etmen, onlara bakman cihattır diyor. Öyle işte anne babayı bırak, tarikatta hizmet et. Anne babayı bırak, dergahta hizmet et. Bu nefsin aldatmacası. Allâh yolunda terk etmen lazım annene babanı. Nerede gördün? Çocukları anne ve babalarından koparıyorlar. Hayır. Anne babaya bu noktada bir erkek çocuğun bakması, hizmet etmesi farz. Ve bununla iştigal etmesi o kimsenin Allâh yolunda olduğuna delil.

İbadet. Cihâd etmek gibi. Hatta cihâd etmek. Bakın hatta cihâd etmek. Çünkü Hz. Peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretleri cihatla eş değerde tuttu. Anne hasta olan, ihtiyacı olan anne babaya bakmayı. Devam ediyoruz. Anne ve baba için çalışıyorsa Allâh yolundadır. Kendi ihtiyacını karşılamak için çalışmaya çıkmış ise yine Allâh yolundadır. Demek ki bir kimse kendi ihtiyaçlarını da karşılamak için çalışması, çabalaması, gayret göstermesi o kimsenin Allâh yolunda olduğunu gösteriyor. Çünkü dinimiz bize dilenmeyi yasakladı. Bizim yolumuzda tembellik yok, çalışmamazlık yok. Alan el olmak yok. Birisine şey enillah demek yok. Bir kimse kendi yaşesini, kendi ihtiyacını karşılamak için de çalışması o kimsenin Allâh yolunda olduğunu gösteriyor.


3. Bölüm

Kimsenin hepsine uymayacak. Vay beni şeyhim seyahate çıkardı, bana şu kadar ver, ben sana dua ederim. Yok öyle bir şey. Herkes kendi işinde, kendi aşında, kendi eşinde söz sahibi olacak onlardan sorumlu elinin altındakilerden. Böyle son zamanlar yeni değişik şeyler çıkıyor. Bugüne kadar uygulamada olmayan, bugüne kadar Kur’ân ve Sünnet dairesinde hiç sahabenin dahi uygulamadığı, tabiinin uygulamadığı, tebait abinin uygulamadığı uygulamalar çıkıyor. Adam böyle çalışmıyor. Kim bakıyor ona? Dergâh bakıyormuş ona. Kim bakıyor ona? Cemaat bakıyormuş ona. Kim bakıyor ona? tarikat bakıyormuş ona. Yok böyle bir şey. Dilencili din yapmışlar. Dilencili din yapmışlar. Vay, dileniyor adam kapı kapı. Ramazan’da zekata çıkmış adam.

Bir de bunu sufili kadına yapıyorlar. Bir de bunu din adına yapıyorlar. Din adına. Dileniyor millet. Dileniyor millet. Kurban dileniyor. Et dileniyor. Para dileniyor. Deri dileniyor. Dileniyor. Adamdan iki deri almak için çırpınıyor. Taklatıyor önünde. Bir kuzu buda almak için taklatıyor önünde. Mü’min vakarlıdır. Takla attığın zaman o kimse karşında diyor ki Ahmet taklatıyor demiyor. Müslümanlar taklatıyor. Dervişler taklatıyor önünde. Dilenmek olmuş. Allâh muhafaza eylesin. Bunu kendilerine şiar et. Kendilerine şiar etmişler. Yol etmişler kendilerine. Dilene dilene okul yaptırıyorlar. Dilene dilene kurs yaptırıyorlar. Dileniyorlar resmen. Dilene dilene bir şey yapıyorlar. Ömürleri dilenmekle geçiyor.

Ömürleri dilenmekle geçiyor. Hiç kimse de demiyor ya biz neden dileniyoruz ya? Neden dileniyoruz? Kimse demiyor. Allâh muhafaza eylesin. Bir kimse kendi iâşesini kendisi sağlayacak. Çalışacak. Gayret edecek, mücadele edecek, koşacak. Gayret edecek, mücadele edecek, koşacak. Olmuyor demeyecek. Mücadele edecek. Bu kendi iâşesini sağlamak için çalışması, mücadele etmesi de ne? O kimse için Allâh yolunda cihâd etmesi. Tembellik yok, dilenmek yok. Allâh muhafaza eylesin. Ama gösteriş ve övünmek için çıkmış ise şeytanın yolundadır. Burada da bir nefis terbiyesi var. Gösteriş için yapma, övünmek için yapma. Aman ne kadar büyük işi var desinler. Övünmek için yapma. Aman çok zengin desinler diye yapma.

Gösteriş için asla yapma. Yapma. Burada da ne? Nefis terbiyesi. Allâh nefsini terbiye edenlerden eylesin. Kişinin kendisine, çocuklarına, ailesine ve akrabalarına harcadığı kendisi için sadakadır. Bir kimse kendisine de harcasa neymiş? Sadakaymış. Bu ne demek? Birilerinin önünde dilenci gibi durma. Kıyafetin temiz ve düzgün olsun. Birilerinin önünde böyle aç olduğunu hissettirme. Git iki lokma bir şeye. Hay bunun karnı açmış ya. Yedirelim demesin kimse sana. Kendine harca. Bu da ne? Bu da sadaka. Gücün var mı ayakkabı almaya? Vah. Altı delik ayakkabıyla dolaşma. Git bir tane kendine ayakkabı al. İsraf etme. Gücün var mı? Temiz ve düzgün giyinmeye? Evet. Git temiz ve düzgün giyin. Bir şey alırken dikkatli al.


4. Bölüm

Kullanabileceğin şeyi al. Bir şey alırken gösterişe kaçma. Bir şey alırken havalara girme. Sana lazım olanı al. Senin konumuna, durumuna uygun olan bir şeyi al. Erkekler ceket almış. Örneğin kıpkırmızı. Sanatçıların giyeceği, türkücülerin giyeceği ceketi. Nerede giyeceksin onu? Alma. Git her zaman giyebileceğin bir renk seç. Patlıcan moru bir tane pantolon alma. Patlıcan gibi pırıl pırıl parlıyor. Alma. Nerede giyeceksin onu? İstanbul’da ne o meşhur tramvayın geçtiği yer? İstiklal caddesi. İstiklal caddesinde yaşıyor sanki. Alma. Kadın dükkandan, bu Kayhan’dan aşağı doğru iniyor. O yokuş yerden. 14-15 punt topuklu ince topuklu ayakkabıyla oradan yürüyeceğim diye uğraşıyor. Düşecek. Alma, giyme onu.

O ayakkabının yeri orası değil. Ne israf ettin? Nerede, ne giyeceğini, kendisine ne lazım? Kendisinin bu noktada hayat standartı neyse o hayat standartına göre hareket et. O hayat standartının senin neyse ona göre davran. Alışır işi ederken, kendine bir şey alırken, eşine çocuklarına bir şey alırken dam üstünde saksağın gibi olmasın aldığın şey. Evin eşyası belli, evin eşyasına uygun bir eşya al. Koltuklar dökülüyor, gitmiş bir tane kocaman televizyon almış eve. Yapma. Yapma. Kendine göre, senin evinin büyüklüğüne, küçüklüğüne göre kendi halinde. Bir televizyon al, koy oraya. Yok, gösterişe kaçacak. Kendi halinden haberdar değil. Kendinizi analiz edin. Benim kazancım ne kadar? Ben nasıl bir evde oturuyorum?

Benim ev eşyam nasıl? Ya sanki her gece masada oturulup, böyle lüks servisler oluyormuş gibi, aracadan, bilmem, 9 milyar lira yemek takımı al. Ondan sonra orada vitrinde dursun. Onları koyacak vitrin de yok evde. Paketli yığılı koy oraya. Senede bir gün dahi yiyemeyecek. Ama onu gidiyor, 118 taksit de alıyor onu. Alma. Halin ahvaline bak. Git al bir tane tabak geç. Yok. Yemek takımı 9 milyar lira. Yok kahvaltı takımı 4-5 milyar lira. Dam üstünde saksan 15 lira gitti, iki tane elinde yemek takımı var. Başka bir şey yok. Ertesi gün çorba içecek, karacanın çorba kasesine bakıyor. Yıkarken düşürcen onu. Elinden kaydı, tıngırtak gitti, kırıldı, takım bozuldu. O sana bakacak, sen ona bakacaksın sonra.

Ondan sonra bir de dert başladı. Takım bozuldu. Al bir tane eline, bütün karaca bayilerini dolaş artık. Bundan bir tane çorba kasesi var mı? Getirttirebilir misiniz? Neden? 9 milyar çünkü. Bizim Erkut’ta 50 lira. Geldi mi Erkut? Kaç para Erkut yemek takımı? 24 parça 80 lira. 24 parça 80 lira. 80’den başlıyor. Başlıyor. Yine uca açık yani. Kaça kadar? 200’e kadar çıkıyor. 80 ile 200 arasında. En pahalı 200 lira mı? En pahalısı 200 lira. En pahalısı 200 lira. Kaç? 6 kişilik mi? 6 kişilik tamam. Karaca’nın komple seti 10 liradan fazla mıdır? Fazladır. Bitti. Yok onu alacak adam. Ha demek ki biz harcama yaparken de kendimize göre harcama yapacağız. Konumumuza, durumumuza göre harcama yapacağız. Bir ekonomi.


5. Bölüm

Paran olabilir. Paran vardır. Paran yoktur demiyorum. Ya sen her gün rugan ayakkabı giyebilir misin? Taşın toprağın içindesin. Giyemezsin. Alma kardeşim onu. Her gün damatlık gibi dolaşıyor musun? Hayır. Alma. Millet şimdi evleniyor. Bir de onu yapıyorlar ya damatlık. Parlak, sireli mireli bir sürü elbise alıyor şimdi. Bir sefer giyiyor. İkincisi yok. Lan sen her ay evleniyor musun? Aldın asılıyor duruyor orada. Git al bir tane takım elbise. Ömür boyu giy. Ama yok. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden normalde biz harcarken de ölçülü, seviyeli, standartı tutturarak da, ihtiyacımızı görerek de cebinizde varsa o plastikten geçirmeden var ya plastik anladınız değil mi? Plastikten geçirmeden almayı ver.

Alma. Yemeği ver. Geçen Cevdet’le gidiyoruz. Nerede Cevdet? Ne güldüm yolda. Bir bankadan hesap açmak zorunda kalmış. Hesap açmış. Millet hesaba para havale ediyor diye. Bankadan buna bir tane bankamatik getirmişler. Para çekmek için. Yok bankamatik. Kart. Bankamatik. Kart getirmişler. Demişler ki istediğin zaman hesaptan çekersin. Eee şuraya demiş imza açacaksın. Ben bankayla alakalı hiçbir yere imza atmıyorum. Adamcağız yalvarıyormuş. Bu senin için kolaylık atmıyorum demiş. Bankayla alakalı. Ben ne gıcık mıyım dedin sen? Ne demişsin? Bankayla alakalı hiçbir yere imza atmıyorum demiş. İstemiyorum. Alma. Alma. Varsa cebinde al. Yok cebinde. Yok al. Allâh Allâh. Bu kadar. Bizi perişan ediyorlar.

Herkes borçlu kredi kartından. Herkes borçlu. Adam bir açıyor 6-7 tane kredi kartı. Sanki kocaman iş adamı. Ondan sonra ondan ona evireceğim. Ondan ona devireceğim. Ondan ona devireceğim. Ve uğraş dur. İşin gücün yoksa. Allâh muhafaza eylesin. Her iyilik bir sadakadır. Her iyilik neymiş? Bir sadakaymış. O zaman biz iyilik yapmaya gayret edelim. Her iyilik. Birisine yol tarif etmek sadakadır. tebessüm etmek dahil sadakadır der ya başka bir adı içeride. Tebessüm etmek dahil sadakadır. Bir kimseye yardımcı bulunmak. Bir kimseye yardımcı olmak. Bir kimseye yol göstermek. Bir kimseye hayrı tavsiye etmek. Sabrı tavsiye etmek. Hep sadakadır. İyi düşün. İyi düşünmek dahil senin kendine sadakadır. İyi düşünüyorsun devamlı.

Pozitif düşünüyorsun. Bugünkü dil öyle diyor ya bize. Aman pozitif düşünelim diyor. İyi düşünmek bu. İyi düşün. Hayır düşün. Güzellik düşün. Tatlılık düşün. Bu iyilik, bu sadaka birinci derecede kendine. Sen iyi düşündükçe, iyilik düşündükçe sen iyi olacaksın. Sen iyi olacaksın. Sen kötü düşündükçe, kötülük düşündükçe kötülük hakim olacak. Zulm ediyorsun kendine. İman edenler kendi ellerinizle kendi nefislerinizle zulmetmeyiniz. Düşünme. Kendi kendine zulmetiyorsun. Kötü düşünme. Kendi kendine zulmetiyorsun. Düşünme. Düşünceni berraklaştır. Düşünceni iyileştir. Düşünceni güzelleştir. Düşünceni güzelleştir. Bu düşünceyi güzelleştirdikçe hem akla hem kalbe hep iyilik. Yayılacak. Hep iyilik frekansları kuvvetlenecek.


6. Bölüm

O zaman kalbi aklında, normal aklında iyiliğe çalışacak. Güzelliğe çalışacak. İyi düşün. İyi düşünerekten iyilik bul. İyi düşünerekten sevap kazan. İyi düşünerekten cihâd et. İyi düşünerekten her daim zikir üzerine dur. Çünkü iyi düşünmek zikrullah aynı zamanda. O zaman biz her daim iyilik düşünenlerden olacağız. Her daim iyi düşünenlerden olacağız. Biz ne yapacağız? Hep iyilik düşüneceğiz. Çünkü her iyilik sadaka. Kendimizi iyiliğe vakf edeceğiz. Kötülüğe değil. Kendimizi iyiliğe ve iyilere vakf edeceğiz. Kötülüğe ve kötülere değil. Kendimizi Kur’ân ve sünnet tarihinde yaşatacağız. Bu da böyle olursun demeyeceğiz. Hayır. Kendimizi disiplin edeceğiz. Allâh biz onlardan eylesin. Âmîn. Kişinin ailesi için harcadığı şey kendisi için bir sadaka yazılır.

Demek ki ailenize harcadığınız şey sizin için sadaka yazıldı. Eve giderken bir tane ekmek aldınız gittiniz. Size sadaka yazıldı. Eve bir tane ekmek parası bıraktınız. Sadaka yazıldı. Evde küçük çocuğum var. Çocukların ihtiyacı için eve beş kuruş on kuruş gücün kadar bir şey bıraktınız. Sadaka yazıldı. Eşinin ihtiyaçlarını görmek için eşine belli bir harçlık verdin. Sadaka yazıldı. Hanım ben sana haydi yüz lira verebilirim. Al yüz lira sana. Sadaka yazıldı. Allâh onu bereketlendirir. Akılsız kadın da bereketlenmez. O gidip de o yüz lirayı kolaya yatırırsa Allâh onu iyi etsin. Yüz lirayı buldum deyip de cigara alırsa Allâh onu iyi etsin, ıslah etsin onu. O kadın da iyi düşünecek. Eşin bana yüz lira vermiş diyecek.

Yüz lira. Küçük görme. Allâh ona bereket verir. Bin liralık iş yaparsın onunla. Allâh ona bereket verir. Allâh onu bereketlendirir. Milletin bin liraya yaptığı işi sen yüz liraya yaparsın. O gitmiştir o almıştır, bin liraya mantı almıştır. Sen aynı mantı, aynı kumaş, aynı desen bir başkası yerde yapmıştır onu. Merdiven altında onu yüz liraya yaptırmıştır. O gitmiştir o almıştır, bin liraya merdiven altında onu yüz liraya alırsın. Evet. Ondan bereket bulursun. Azdan çok bereket bulursun. Öyle kendi kendine bu azdı, bu on liraydı, bu yirmi liraydı, bu otuz liraydı bu elli liraydı diye düşünme. Cenâb-ı Hak’ın onun bereketlendirmesi için dua et, Allâh’a yalvar. Cenâb-ı Hak hepinizin azına çok bereketi versin.

Evlerinize bereket ihsan eylesin. Eşlerinize bereket ihsan eylesin. Çoluğunuza, çocuğunuza bereket ihsan eylesin. İşinize, gücünüze, kazançlarınıza bereket ihsan eylesin. Ejmayın. Bereket kadar önemli bir şey yok çünkü. Hadîs-i Şerif Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri, bereket tabağın içerisinde kalan bir pirinçte mi? Yoksa tabaktan aşağı düşen bir pirinçte mi? Dedi. Ha demek ki, bakın bir tek pirinç. O bir tek pirinçte bereket olabilir. O bir tek pirinci atma. Kadınlar israf etmeyin. Bu Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerinin hususi bir ikazı. İsraf etmeyin. Bir şeyi atmayın. Bir şeyi kokutmayın. Bir şeyi eksitmeyin. Bir şeyi dökmeyin. Çöplerinizden insanlar doyar.


7. Bölüm

Çöplerinizden çöp diye attıklarınızdan insanlar doyar. Yemeklerinizi açıkta bırakmayın. Kalmış toparlığını koy dolabına. İsterse iki lokma kalsın. Dökme, atma. Ümmet helak olsun. Ümmet helak oluyor bundan. Adamlar kazanıyorlar, getiriyorlar. Yetmiyor. Yetmez. Kokuruyor, atıyor. Ne yapmaya aldın? Pakette bir şey alma. Sebep paketini bozduğun anda bitirmen lazım. Bitirmedin koktu. Alma kardeşim. Bangır bangır bağırıyoruz burada. Alma. Oradan kavanozdan türlü alıyor. Görüyor musun marketten? Kendi kendime diyorum ki ya yazık. Yazık. Türlü alıncaya kadar iki tane patates, iki tane et yemeği yapamıyor musun? Yemeği ver. Kışın göbeğinde türlü. Yok. İsraf diz boyu. İsraf diz boyu. Yetmiyor sana kimse.

Hiç kimseye hiçbir şey etmiyor. Hiç kimseye hiçbir şey de beğenmiyor zaten. Allâh muhafaza eylesin. Kişinin ailesi için harcadığı her şey kendisi için sadaka yazılır. Kendisiyle ırzını koruduğu şey de yine onun için bir sadaka yazılır. Müminin infak ettiği şeyin kıyafetini koruduğu şey de yine onun için bir sadaka yazılır. Müminin infak ettiği şeyin kıyafetini koruduğu şey de yine onun için sadaka yazılır. Müminin infak ettiği şeyin karşılığını vermek Allâh’a aittir. Allâh yüksek binalar ve günah işlerde harcananların dışındakilerin karşılığını vermeye üzerine almıştır. E kendisinin ırzını korumak ne demek? Neymiş? Kendisinin ırzını korumak için de harcadığı neymiş? Sadaka imiş. Burada ırz olarak sakın namus olarak düşünmeyin.

Bir kimsenin kendi haysiyetini, kendi şerefini koruması, muhafaza etmesi için kendisine harcaması da ne? Sadaka. O zaman sakın ha kendi haysiyetini, şerefini yere düşürecek noktada kendini tutun. Allâh muhafaza eylesin. Sana laf getirecek bir noktada kendini tutma. Millet yemek yiyor, yokluğundan değil. O yememek için gayret gösteriyor. Cimri, girmiyor lokantaya. Birisinin yemek parasını veririm diye. Hayır. Cimrilik yapma. Gir bir arkadaşının koluna, geç sen de bir yerde bir yemek ye. Yemiyor olabilirsin. Yanında arkadaşın varsa ona ikram etmek için ye. Arkadaşına ikram et. Arkadaşına ikram et. Arkadaşına ikram etmek bütün peygamberlerin sünneti. Yanındakine ikram etmek, etrafındakine ikram etmek, bütün peygamberlerin sünneti Adem’den itibaren.

O zaman o sünneti sen icra et, yerine getir. Allâh bizi onlardan eylesin. Allâh’ın yardımı yapılan infak ölçüsüne göre gelir. Allâh’ın yardımı infak ölçüsüne göre. Sende on tane var, beşini verdin. Yarısını infak ettin. Kürkünde on tane var, o ikisini verdi. O onda iki infak etti. O zaman kim daha fazla infak ederse, Cenâb-ı Hak da ona daha fazla veriyor. Kim daha fazla infak ederse, Allâh da ona ne yapıyor? Daha fazla veriyor. Yine Allâh tarafından sabır, bela ve müsibetler ölçüsüne gelir. O zaman Cenâb-ı Hak sana da bir sabır ihsan ederken, senin başında bulunan belaya ve müsibete karşılık sabır veriliyor. Bela ve müsibet küçük ise, sana sabır da küçük veriliyor. Bela ve müsibet büyükse, sana sabır da büyük olarak veriliyor.


8. Bölüm

Başınızdaki bela ve müsibetlerin büyüklüğüne göre Cenâb-ı Hak’ın sana ihsan ve lütfunun büyüklüğü var. Sen bela ve müsibet Allâh’tan dilemen, istemen. Ama senin başına bir bela ve müsibet gelirse, bil ki Allâh lütfetecek, ikram edecek, ihsan edecek sana. Cenâb-ı Hak inşâAllah bizi onlardan eylesin. Kulun mizanına ilk önce konulacak olan şey ailesine yaptığı infakın sevabıdır. Allâh bizi ellerinin altındakilere infak edip onlara iyi muamele de bulunan kullarından eylesin inşâAllah. Kerahat vaktinde yetiştiğim namazımı kılmalı mıyım? Bir dahaki vakit kaza mı etmeliyim? Akşam kerahat vaktine denk gelirse kılınır. Çünkü akşam kerahat vaktinde ikindinin farzı kılınır. Hatta şöyle bir ibare vardır.

Müezzinin minareye çıktığını görseniz de ikindinin farzını kılın. Hatta müezzin akşam namazına başlamak üzereyken dahi ikindinin farzını kıl. Hatta müezzin akşam namazının ezanını okumaya başlasa dahi ikindinin farzını kıl. Sabah kerahat için güneş bir mızrak boyu yükseldiği zaman kılınacak. Ama biz kardeşleri diyoruz ki memuru var, amiri var, çalışanı var, vardiyalı oğlanı var filan pişman. Eğer bir daha kılamayacaksanız o namazı Allâh affetsin o kerahat vaktinde de o namazı kılın. Bir daha kılamayacaksanız. Teheccüh namazı saat kaçta kılınmalı? Teheccüh namazı öğlen gündüz kaç? 12-20 gece mi? 20 geçiyor mu daha mı fazla şimdi? Kaç? 23 gece. Öğlen 25 gece ezan okunuyor. Teheccüh namazı da 12-25 geceden sonra kılınabilir.

Teheccüh olması için uyuyup uyanmak gerekir. Hiç uyumadan kılarsanız gece namazı olur, o da sünnet. Namazdayken de olmak üzere nefsim aklıma geride bıraktığım kötü anılarımı getiriyor. Ne yapmam gerekir? Hiçbir şey yapman gerekmez. Bunlar son çırpınışlar. Bir kimse namaz kılarken geçmişten yapmış olduğu bu kötülükler, yanlışlıklar böyle nefis onun önüne getiriyorsa şeytan onu böyle önüne sunuyorsa o son çırpınışlar o. Kurtuluş yakın. Tekrar seni alıkoymak istiyor. Tekrar seni arkandan çekiyor böyle. Son çırpınışlarını yapıyor. Sakın aldatma kendini. Sakın şeytana kendini kandıttırma. Devam et Allâh’ın izniyle. Biz koku yerine parfüm kullansak olur mu? Güzel kokmak için. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem adetleri dünyanızdan bana üç şey sevdirildi.

Güzel koku, iyi kadın gözümün nuru da namazdır dedi. Erkeklerin güzel kokulanması sünnettendir. Kadınların da evlerinin içleri içlerinde eşlerine kokulanmaları sünnettendir. O zaman bu noktada güzel koku kullanabilir miyiz? Evet. Bunun adı ne oluyorsa olsun güzel koku olacak. Bir, ikincisi bazı kokuların içerisinde kalıcı alkol var ise bu ne kokusu olursa olsun kalıcı alkol insan vücudunda üç dirhemden fazla kalırsa o zaman o kimsenin o vücudunda üç dirhemden fazla necaset bulunduğu için namaz kılamaz. E parfümden de üç dirhem çıkmaz. Öyle söyleyeyim. Parfümden üç dirhem çıkmaz. O parfüm dediğimiz pıs pıslar var ya onlardan üç dirhem çıkmaz. O yüzden normalde eğer üç dirhemden fazla çıkıyorsa caiz değil.


9. Bölüm

Ve bu çıkan da kalıcı alkol ise kalıcı alkol değil ise söyleyecek bir laf yok. O kolonyanın hükmü de aynı. Kolonyanın üzerinde uçucu alkol var. Bir şey söyleyeceğim kolonya normalde sorarlar ya kolonya abdesti bozar mı diye. Sanki kolonya vücuttan çıkıyor o kimsenin. Onun vücudu kolonya üretiyor sanki. Kolonya abdesti bozar mı diye soru dahi doğru değil. Yıllardır dinlerim ben bunu. Kolonya abdesti bozar mı? Abdestin bir şeyi bozması için ilk önce genel olarak vücudundan bir şey çıkması lazım senin. Sanki vücudu onun kolonya üretme makinesi. Sanki onun kulağından kolonya akıyor. Sanki onun ağzından kolonya kusuyor. Veya burnundan kolonya akıyor onun sanki de kolonya abdesti bozar mı diyor. Dese ki kolonyalı bir elbiseyle namaz kılınır mı buna ayrı hükmedilecek. bir avuç dolusu kusunca abdest bozuluyor ya sanki bu da onun gibi.

Adam kolonya kusuyor sanki. Ama yok hala da soruyorlar enteresan. Kolonya abdesti bozar mı? Allâh yesin inşâAllah. Evet kim dua ederse bir kardeşin annesi için kardeş hatmi yapmış. İnşâAllah duayı devşiren kardeş o hatmide kardeşin annesine hediye etsin inşâAllah. Haklarınızı helal et. Üç dirhemin gramdaki karşılığı zannediyorum beş gramı filan tekabül ediyor. Bilen var mı? Üç dirhem üç nokta iki gram mı? Evet efendim. Bir dirhem ne kadar? Üç nokta iki gram. Üç nokta iki gram. O zaman üç dirhem olunca ne oluyor? Yaklaşık on gram. On gram oluyor. Üzerinizde on gram eğer necaset var ise onunla namaz kılamazsınız. Anlaşıldı. Necaset necasettir neyse. başka bir şey olmuyor ama. Tabii. Evet. Asıl da çoradan araba olmuyor.

Neyin asıl da çorada? Üç nokta iki gram varsa. İçmiyorsun kardeş. Yemiyorsun da. Yiyecek içecek bahsi değil. Namaz kılma bir kimsenin üzerinde veya namaz kılacağı yerdeki necaset miktarı. Yemeye içme değil o. Kolonya içmiyorsun ya. Bu ayrı kuru ile alakalı. Bir şey kendine bir şey aldığı zaman kendine istedin. Anamından izin alabilir mi? Alması gerekir mi? Yusuf. Bekara hatun başlamak kolaymış. Başımıza iş mi açacaksın? Evet. Değil. Sadece eşinin hayat standartını korumakla mükellef erkek. Tamam. Onu da yediğinden yedirecek, giydiğinden giydirecek. Ama erkek her gün dışarıdaysa, kadın da her gün dışarıdaysa o zaman söyleyecek bir şey yok. Erkekler ihtiyaçlarını görecek. Efendim dediniz ya düğünde damat bir tane elbise alıyor, bir daha giymiyor falan.

Normalde giyebileceği bir elbise alsa daha iyi olur. Benim gelinlik de sürekli aklıma takılıyor. Gelinlik yerine bir yeri var mı? Sen de bekarsın herhalde. Damat diye laf söyledik. Sakin ol. Akıllı insanlar, hanımlarla iyi geçinmeyi bilen insanlardır. Anladın? Efendim? Geçinmenin yolunu bulacaksın. Bu istediklerini yerine getirmek demek değil. Tamam? Geçinmenin yolunu bulacaksın. O adamın maharetine bağlı. Adam çok maharetliyse kadını öyle bir noktaya getirip kadın gelinlikten nefret eder. Görmek dahi istemiyorum der. Ne kadar banal bir şey der, çıkar işin içinden. Efendim? Nerede? Televizyonun hüküm nedir? Televizyonun. E televizyonun hüküm istersen buzdolabına da vereceğiz. Buzdolabında resim yok hocam.


10. Bölüm

Televizyonda var. Neden? Buzdolabında da var şimdi. Yeni çıkarmışlar. Haberin yok senin. Yok hocam. Hiçbir eşyanın bu noktada harameti söz konusu olmaz. Hadi bakalım. Ya bıçakla adam öldürülüyor diye evde bıçak bulundurmayacağız mı? Televizyonun kumandası senin elinde. Eğer senin normalde hükmün kumandaya geçmiyorsa o zaman söyleyecek lafın yok. Lafım yok. Evet. Görüyor desek ne anlayacaklar? Görmüyor desek ne anlayacaklar? Ne dedin cevap? Tamam, güzel cevap. Eğer konuşan görürse o zaman Musa’nın da görmesi lazım. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri atmayı yasaklamış. Kullanabiliyorsanız kullanın. Kullanamıyorsanız kullanabilecek bir kimseye ifak ediniz demiş. Atmak yok. ben bu kazağı kullanmıyorum.

Atıyorum yok. Onu kullanabilecek bir kimseye vereceksiniz. Evet, kazak bu noktada deform olmuş olabilir. Etrafınızda kullanabilecek bir kimseye hediye edebilirsiniz. kullanır adam. Örneğin biz şeyde ne oldu ben kendi mesleğimi yaparken kaynaktı demirdi derken kıyafet dayanmıyordu. Çünkü kaynaktan bir kıvılcım sıçrıyor, yakıyor o pantolonu. Veyahut kaynaktan bir kıvılcım sıçrıyor. Gömleği yakıyor üstünde. Delip geçiyor. Kıyafet dayanmıyordu. Yakup burada mı Demirci Yakup? Şaban’ı gördüydüm. Şaban neredesin? Şaban elbise dayanmıyor değil mi size? Ayakkabı bile dayanmıyor. Kaç numara giyen? 42. Dayanmaz. Normalde ne pantolon ne gömlek dayanmıyor değil mi? İş çamaşırına kadar hatta o şeyden canavardan çıkanlar yakar.

Çünkü o kesimde kullanılırken oradan o parça çıkarıyor çünkü. Dayanmaz. Mesela örnek. Teşekkür ederim. bu giymiyor. bu noktada rengi kaçmıştır. Gerçekten deform olmuştur. Tamam. Veyahut da senin işin, senin standardın uygun değildir ona. Eyvallâh. Kullanabilecek olan bir kimseye vereceğiniz atmak yok. Evet. Efendim bazı dedeki parasının faizini bir kadın annesine verebilir mi? Verebilir. Annesine ihtiyacı varsa muhtaç sahibiyse ihtiyaç sahibiyse kadın diyorsun bak. Erkek değil. Erkek annesine bakmakla mükellef çünkü. Efendim bu vakit kadar almak para. faizi herhangi bir Müslümana da verilir mi? Yemesine, normalde ihtiyacı olan bir kimseye tasadduk edilebilir, sevap beklemeyecek ona. Darül Harp ile alakalı.

Darül İslam’da zaten yapamaz. İslam hukukunda normalde bireyin kendince, kendi nefsini müdafaa ederken kendi nefsi müdafasında herhangi bir şey yapabilir ama nefsini müdafaa noktasında olması lazım. Öbür türlü hepsinde de devlet verir. Anarşi yoktur İslam’da. Bakın hiç İslam’da anarşi yoktur. Efendim aldığımız altı borcunu üstün altını tamamlamak fayda olur mu acaba? Altını altınla ödeyecek o kimse. Mesela otuz iki buçuk gram bilezik aldı. Otuz iki buçuk gram bilezik götürecek ona. Otuz üçe tamamlamam da olur mu? Otuz üçe tamamlarsan kendince gönüllü olarak şey yaptın o hediye olmuş olur. Bunda bir beis yok. Karşıdaki kimse isteyemez ama. senin borçlu olduğun kimse, alacaklı kimse otuz iki buçuk gramlı yerine otuz üç gram isterse aradaki fark faiz olur.

Ama borçlu bir kimse normalde o kimse ona bir iyilik yapmış. Tasadluk etmiş ona. O da bir iyilikte bulunabilir bir tasadlukta bulunabilir, hediye verebilir yani. Lâ ilâhe illâllah. Âmîn.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, İhsân, Nefs, Kalb, Sünnet, Sabır, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı