Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

439. Dergah Sohbeti — Münafıklık Alametleri: Allah’ı Az Zikretmek ve Sevgi

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 439. Dergah Sohbeti — Münafıklık Alametleri: Allah’ı Az…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Allâh gecenizi hayır etsin inşâAllah. Cenâb-ı Hak hayırınızı, yılınızı, ömrünüzü, gününüzü, nefesinizi hayırlı eylesin inşâAllah. Münafıklar Allâh’ı güya aldatmaya çalışırlar. Oysa o onları aldatır. Namaza kalktıkları zaman da üşene üşene kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar. Allâh’ı pek az zikrederler. Nisa âyet 142. Cenâb-ı Hak bu ayeti kerimede münafıkların özelliklerini anlatıyor. Bu ayeti keriminin önünde de arkasında da Bakara’da da bu noktada münafıklarla alakalı ayeti kerimeler var. Bakara âyet 9. Onlar münafıklar Allâh’ı ve iman edenleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar fakat bunun farkında değildirler. Bakara âyet 9. Münafıklar o zaman iman edenleri de aldatmaya çalışıyorlar.

İman edenleri aldatmaya çalışırken de iman edenlerin mallarını korumak için, savaşta canlarını korumak için kendilerine onların iman ettiklerini söylüyorlar. Ama münafıklığın bu noktada işaretlerinden birisi neymiş namaza kalktıklarında üşene üşene kalkarlar. Namaza böyle zevkle, aşkla gitmezler. İbadete zevkle, aşkla gitmezler. Bir şeyi koşa koşa yapmazlar. Bir şeye bir ibadete karşı muhabbetle yönelmezler. İhlasla, samimiyetle gitmezler. Başka bir âyet-i kerimede doğrusu münafıklar Allâh’a oyun etmek isterler. Oysa Allâh onların oyunlarının başına geçeriz. Başka bir âyet-i kerimede Allâh’a tuzak kurarlar. Ama Allâh onların tuzaklarını bozar. Allâh tuzak bozucularının en kuvvetlisidir. En dirayetlisidir.

Allâh muhafaza eylesin. O yüzden Allâh’la oyun oynanmaz. Onlar münafıkların bu noktada bir alameti de bütün her şeye hemen yemin ederler. Her şeye. Yine o münafıklar hadîs-i şerifte buyurmuş ki kim yaptığı işi insanlar görsün diye yaparsa Allâh da kendisine böyle davranır. O zaman onlar bir şeyi insanlar görsün diye yapıyorlar. Onların bir bu noktada alametleri namazı görsün diye kılmaları, orucu görsünler diye tutmaları. Veyahut da oruçlu olmadığı halde oruç tutanın yanına gidince sanki oruçluymuş gibi göstermesi. Dervişin yanına gidince sanki dervişmiş gibi göstermesi. Gidip etrafındaki insanları aldatmak için ondanmış gibi davranmak. Allâh muhafaza eylesin. Kim mürailik yaparsa Allâh da kendisine böyle davranır.

Allâh-u Teala insanlara görünen şekliyle bir kulun cennete gönderilmesini emreder de onu döndürüp cehenneme koyar buyurulmuştur. Cenâb-ı Hak bütün ümmeti bu atıbetten muhafaza eylesin. Görüntüsü İslam, görüntüsüne bakınca o cennetlik ama ne yazık ki hiç dünyası İslam değil. Görüntüsü derviş, hiç dünyası derviş değil. Görüntüsü derviş, hal ve hareketleri derviş değil. Görüntüsü harika. Benim gibi sarı, sakalı, tapkesi, cübbesi on numara. Ama fiiliyat ve iç alemi farklı dünyada. Ümmeti Muhammed hiç pişardan yenilmez. Birisi tankını, tüfeğini toplasa ümmeti Muhammed’e karşı mücadeleye girse, onda mağlup olur. Onda mağlup olur. 1400 yıldan beri ümmet kafirlerle savaşmaktan karşı karşıya savaşmaktan mağlup olmadı.


2. Bölüm

Ümmeti yıkan, ümmetin içerisindeki münafıklar. Ümmeti yıkan, ümmetin içerisindeki iki yüzlüler, çok yüzlüler. Aileleri yıkan, dergaları yıkan, toplumları yıkan, kavimleri yıkan bunlardır. Onu sen kendinden zannedersin, onu sen yanında zannedersin. Biz zandır. Bilemeyiz biz onu. Çünkü ümmet, zahire göre davranmakla mükellef. Zahire göre davranınca, o kalbine gelen ilhamı bir şekilde biz bir kenara koyarız. O münafıklar, o ortalık karıştırıcılar durmazlar durdukları yerde. Bir elmanın içerisinde kurt gibi elmayı içeriden koyarlar, çürütürler. Ondan sonra elmanın birden dağıldığını görürsün. Birden çöktüğünü görürsün. Çünkü onlar bütün hiçbir noktada ihlas ve samimiyetleri olmaz. İhlas ve samimiyetleri olmaz.

Yine Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri naklediyor. Kişinin namaza tembel olarak kalkması hoş görülmemiştir. Kişinin namaza güler yüzle, büyük bir istek ve sevişle kalkması gerekir. Özür dilerim, Hz. Abbas bunu söylüyor. Zira o Allâh’a münacatta bulunmaktadır. Allâh-u Teala onun önündedir, onu bağışlayacak ve dua ettiğinde ona icabet edecektir. Allâh muhafaza etsin. biz zikrullah’a giderken, namaza giderken, Kur’ân ve sünnet dairesinde bir hizmet ederken, tembel tembel etmeden, ayağını sürüye sürüye yapmadan, şeyh şüphe içerisinde bulunmadan yapmamız lazım. Şüphesiz, içinde bulunmadan yapmamız lazım. Bir kimse koşayım mı, koşmayayım mı, yürüyayım mı, yürümeyeyim mi diye tereddüdün içindeyse, o kimse hiçbir iş yapamaz.

Hiçbir şey. Kararsızlık insanı münafıklığa götürür. Hz. Allâh, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri, sen bir istişare ettin, bir karar verdin, oradan geri dönmedin. Yoluna devam et. Çünkü kararsız bir kimse kendini yakmakla kalmaz. İçinde bulunduğu odayı, evi, içinde bulunduğu dergahı, mahalleyi, içinde bulunduğu iş yerine de yakar. Bir kimse bu noktada kararsız durmayacak. Kararsızlık o kimseye, Allâh muhafaza eylesin, münafıklığa doğru yol aldı. Önemli olan doğru karar vermektedir. Doğru karar vermektedir, o kimsenin doğru istişareler yapmasıyla mümkündür. Allâh muhafaza eylesin. Allâh muhafaza eylesin. O zaman bir kimse, ne iş yapıyorsanız yapın. Bir işi tembel tembel yerine getirmeyin.

Ne iş yapıyorsanız yapın. Bir şeyi tembel tembel asla yerine getirmeyin. Canlı, aşklı, heyecanlı. Dost olur, değil mi? Dost olur, değil mi? Namazda, abdestte, oruçta, zikirde, hayırda, hasenatta, arkadaşlıkta, dostlukta, Kur’ân ve sünnete uymakta, Allâh yolunda cihâd etmekte, mücadele etmekte, nefiste olan mücadelede, her halükarda o kimsenin disiplinli olması, aşklı, şerifli, muhabbetli olması, tembellik yapmaması, bıkkınlık göstermemesi, Allâh rahmet eylesin, Şeyh Efendi öyle ederdi, meşhurdur ilahi, aşk atına binen kişi hiç usanır yorulu, usanıp yorulmadan koşmaktır. Usanıp yorulmadan, ilk günkü gibi, Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hz. Ayşe annemize ne diyordu? Soruyordu Ayşe anneniz, kördüğüm ne alemde Ya Resulallah?


3. Bölüm

Cevap veriyordu ona, ilk günkü gibi, ilk günkü gibi hep kördüğümde durmak, ilk günkü gibi koşmak azimli olmak, ilk günkü gibi aşklı, muhabbetli olmak, ancak bu insanı menzile ulaştırırız, ancak bu insanı gayret sahip eder, dinlik eder, kemalerdir. Allâh muhafaza eylesin. Evet, münafıklar insanlara gösteriş yaparlar. Çünkü onlarda ihlas yoktur. Bunun içindir ki insanların kendilerini genellikle görmeyecekleri yatsı vaktindeki yatsı namazı ve alacak karanlıktaki sabah namazı gibi namazlardan hep geri kalırlar. Niteki Buhari ve Müslüm’de zikredilen bir hadîs-i şerit Allâh Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem Hz. şöyle buyurmuştur, münafıklara en ağır gelen namaz, yatsı ve sabah namazlarıdır. Onlarda olan ecir ve sevabı bilselerdi, emekleyerek bile olsa o ikisine gelirlerdi.

İstedim ki namazla emredeyim ve namaza durulsun. Sonra birisine emredeyim ve insanlara namaz kıldırsın da ben yanlarından odun destelleri olan kişilerle çıkayım. Ve namazda bulunmayanlara gideyim, onların üzerlerine evlerini ateşte yakayım. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hz.’nin sabah namazına ve yatsı namazına mescide gitmeyen ümmeti için bunu söylüyor. İsterim ki diyor bir herkesi namazla emredeyim, herkesi namaza göndereyim, herkes namazı kılmaya başlasın. Ben de yanıma üç beş kişi alayım, onların da ellerinde odun destelleri olsun gideyim bu sabah namazına ve yatsı namazına gelmeyen timselerin evlerini yakayım başlarına geçireyim. Bu noktada başka bir adı şerifte de diyor ki eğer evlerinde ilavesi var, evlerindeki kadınlar ve çocuklar olmasaydı onların üzerini evlerine ateşe yakalım.

Demek ki münafıklar ne yaparlarmış, yatsı ve sabah namazını terk ederler, kılmazlar. Yatsı ve sabah namazını asarlar. Öğle ve ikindi namazı ve akşam namazı toplumun içinde kılmıyor. Tabii İslam hukuku olmuş olsa herkes öğlen namazında kilitleyecek dikkatini. Öğlen namaz vaktinde hiç kimse iş yapmayacak. O gün için herkes öğlen namaz vaktinde tahmider. İslam’da kahvehane yok, kıraatane yok zaten. Böyle bir kültür yok. Herkes ya namazda ya işinde ya ilimde. Öyle kahve kültürü, kahvehane kültürü İslam toplumunda yok. Ne zaman zaten Anadolu Türklerinde kahve kültür başladı iki yakası bir araya gelmedi. Anadolu. Ne zaman kahveler oluştu? Memleketin iki yakası bir araya gelmedi. İnsanlar gittiler kahvelerde oturdular devlet kurup devlet yıktılar.

Oturdular kahvede siyaset yaptılar, iktisat yaptılar, uluslararası ilişkilere girdiler. Dışişleri bakanlığı yaptılar, içişleri bakanlığı yaptılar, başbakanlık yaptılar, cumhurbaşkanlığı yaptılar. Adam gidip tarlaya buğdayın tohumu nasıl düzgün atılır onu konuşmadı. Adam bir hayvandan daha fazla nasıl et alınır onu konuşmadı. Daha fazla süt ne kadar alınır onu konuşmadı. İneklerini daha fazla nasıl arttırabilirim, daha rantabun nasıl bunları beslerim, büyütürüm, daha ekonomik hale getiririm bunları konuşmadı. Gideyim iki bağ ot yapayım da kışlığımı hazırlayayım, hayvan kışın aşağı düşmesin, zayıflamasın diye düşünmedim. Oturduk siyaset yaptık, hala daha devam ediyoruz. Herkes Facebook siyasetçisi, Twitter siyasetçisi.


4. Bölüm

Saatlerce, dakikalarca Twitter’da, Facebook’ta, sosyal medya dedikleri yerde siyaset yapıyor, devlet kuruyor, devlet yıkıyor. İşiyle ilgilenmiyor insanlar. İşiyle ilgilenmiyor insanlar. Kadınlar evlerinde işleriyle ilgilenmiyorlar. Erkekler işleriyle ilgilenmiyorlar. Genç kızlar, genç erkekler okullarıyla işleriyle ilgilenmiyorlar. Twitter’da, ne bileyim Facebook’ta, o sosyal medya dedikleri alanda surf yapıyorlar. Dedikodu, gıybet, iftira ne ararsanız var. Önceden derlerdi bizim gençimizde, köroğlu demiş, delikli demir çıktı, mertlik bozuldu demiş. Düşünün artık ne mertlik kaldı ne bir şey. Telefon var dedikodu telefonda, iftira telefonda, her türlü gıybet telefonda, her türlü Suizam, Bühtan telefonda.

Kahvelerin yerini Facebook aldı. Kahvelerin yerini telefon aldı. Herkes her şey artık yapıyor. Allâh muhafaza eylesin. Hiç kimse işine dönmüyor. Namazdı, ya kılınır. Ne zaman akşam namazına 5 dakika kala, ikincinin 4 dakika farzını kıldık bitti. Yatsı namazının farzının vacili yaptık, attık gitti. Sabah namaza Allâh hak getire zaten. Ne zaman kalktık o zaman kıldık. Yatsıyı da bir arada geçiştiriverelim. Akşam zaten ne olacak ki 3 rekat kıl at. O kadar çok önemli işlerimiz var ki. O kadar önemli, o kadar zamanlı işlerimiz var ki. İbadeti ayıracak, işimizi ayıracak zamanımız yok. Evde anne çocuklarına bir hadîs okuyacağı zaman yok. Evde babanın eşini ve çocuklarını toparlayıp onlara iki hadîs anlatacak işi yok, zamanı yok.

Yok böyle bir şey. Gıybet dedikodu, iftira, ala. Kol geziyor ortalıkta. Allâh muhafaza eylesin. Allâh Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem haddettir şöyle buyurmuşlardır. İnsanların kendisini göreceği yerde namazı güzel, yalnız kaldığında da kötü kılan kimse bu hareketiyle Rabbini hafife almış. münafıklık alametlerinden birisi de bu. İnsanların önünde ikindi namazını, sünnetini ve farzını kıl. Hiç kimse olmadığı zaman 4 rekat farzını kıl geç. Eğer bir insanın önünde ikindi namazını, sünnetini ve farzını kıl. Hiç kimse olmadığı zaman 4 rekat farzını kıl geç. Eğer birisinin kendini takva göstermek istiyorsan bir takva davran, bir takva davran. Ama işine gelmeyince istediğin gibi yap. Allâh muhafaza eylesin.

Hadîs-i Şevsedi diyor ki Rabbini hafife almış olur. O kimse Rabbini hafife almış olur. En önemlisi onlar Allâh’ı pek az zikrederler. O münafıklar Allâh’ı az zikrederlermiş. Bakın zikretmezler demiyor. bu namazla alakalı değil. Namazla alakalı kısım ayeti keriminin üstünde. Onlar namaza tembel tembel kalkarlar. Huşu içinde kalkmazlar ve gösteriş yaparlar. Ayeti keriminin sonunda diyor ki onlar Allâh’ı az zikrederler. Pek az zikrederler. Allâh’ı az zikretmeyi münafıklık alameti olarak gördü Cenâb-ı Hak. Ve bize dedi ki münafıklar Allâh’ı az zikrederler. Zaten normalde Allâh’ı az zikrederler. Bunların geldikleri yolun sonu, tecelliyatı. Bir kimse namazını dosdoğru kılmıyorsa, namazını huşu içerisinde devam ettirmiyorsa, bu noktada namazını gösterişe, ibadetlerini gösterişe döndürdüyse, o zaten Allâh’ı az zikrediyor.


5. Bölüm

O Allâh’ı az zikrettiği için bunlar tecelli ediyor. Tersinden baktığımızda. Allâh’ı az zikrettiğinden dolayı gösteriş yapıyor, Allâh’ı az zikrettiğinden dolayı namazlarını dosdoğru kılmıyor. Allâh’ı az zikrettiğinden dolayı namazlarını dosdoğru kılmıyor. Allâh’ı aldatmaya kalkıyor. Allâh’ı az zikrettiğinden. Eğer Allâh’ı çok zikretmiş olsa namazlarını dosdoğru kılacak. Eğer Allâh’ı çokça zikretmiş olsa, insanlara gösteriş yapmaya çalışmayacak. Allâh’ı çokça zikretmiş olsa, Allâh’ı aldatmaya kalkmayacak. Allâh’ı çokça zikretmiş olsa, insanları aldatmaya, kandırmaya kalkmayacak. Allâh’ı az zikredenler, Müslümanların başına bela ve müsyube. Allâh’ı az zikredenler, insanlığın başına bela ve müsyube.

Allâh’ı az zikredenler, toplumun içerisinde parazit gibi. Çünkü Allâh’ı az zikredenlerin üzerinde dedikodu var, gıybet var, iftira var. Allâh’ı az zikredenlerin üzerinde hakkaniyet yok. Allâh’ı az zikreden kimseler zulm ediyorlar, haksızlık yapıyorlar. Allâh’ı az zikredenler, günahın kebailere giriyorlar. Allâh’ı az zikrettiklerinden dolayı. Cenâb-ı Hak’ı çok zikretmiş olsalar, üzerlerindeki kirler akacak. Allâh’ı çok zikredenlerin kalbinde Cenâb-ı Hak bir nur oluşturur. O nur onların yolunu aydınlatır. Ama Allâh’ı az zikrettiklerinden dolayı, onların dili kirli, onların gözü kirli, onların kulakları kirli, onların kalpleri kirli. Onlar tamamiyetle Allâh’a yönelmediklerinden dolayı gözlerinden, dillerinden, kulaklarından, kalplerinden, ellerinden, ayaklarından, uzularından kir akıyor kir.

Çünkü onlar Allâh’ı az zikrediyorlar. Allâh’ı az zikredince diline hakim olan şeytan. Allâh’ı az zikredince kulağına hakim olan şeytan. Allâh’ı az zikredince gözüne hakim olan şeytan. Allâh’ı az zikredince çünkü kalbine otağını kuran şeytan. Senin kalbine otağını şeytan kuruyor ve şeytan seni idare ettiriyor. Senin pirin şeytan, senin şeyhin şeytan, senin peygamberin haşa şeytan, senin Allâh’ı şeytan haşa. Neden? Kalbine o oturdu çünkü. Kalbine o yerleşti. Eğer kalbinde Allâh’ın zikri olmuş olsa, senin Rabbin Allâh olacak. Senin peygamberin Muhammed Mustafa olacak salallahu aleyhi ve sellem. Sen dosdoğru bir yol üzerinde yürüyeceksin. Ama az zikretinden dolayı gözünde feraset kalmadı. Az zikretinden dolayı kalbinde feraset kalmadı.

Az zikretinden dolayı kulağında feraset kalmadı. Az zikretinden dolayı dilinde senin feraset kalmadı. Az zikretinden dolayı elinde ayağında vücudunda senin ferasetin kalmadı. Sen aslında bir yerde dolaşan şeytan gibi oldun. Gittiğin yeri karıştırıyorsun sen. Konuştun kimseyi kirletiyorsun. Seni dinleyen kimseyi sen Kur’ân ve Sünnet’ten uzaklaştırıyorsun. Çünkü Allâh’ı az zikrettirdiğinden sen zikrettiğinden deccan sana hakim oldu. Şaşı oldun şaşı. Allâh’ı az zikredenlerin yanında duranlar gözlerinin görüş parlaklığını kaybederler. Deccanla alakalı bir şartı diyor ki o kimse zayıf imanını, Allâh’ı az zikreden, zayıf imanı kimseleri hemen kandırıyor. Ama Allâh’ı çokça zikreden. Kalbi pırıl pırıl var.


6. Bölüm

Onun hemen Deccâl olduğunu anla. Onun hemen Deccâl olduğunu anla. Öbür kül onun Deccâl olduğunu anlamaz. Sen sana yalan, iftira, dedikodu getireni dinlersin. Kulağın Deccâl oldu. Kulağın şeytan oldu. Kulağın şeytan oldu. Cenâb-ı Hak kulağı sana, kulağı sana hakikati dinleyesin diye verdi. Hakikati dinleyesin diye. Sen bak gün içerisinde neler dinlediğini gör. Sana gözü verdi. Cenab-ı Hakk’ın esmai sıfatının tecelliyatını izle. Hikmet kap ondan diye. Harama bakman için değil. Harama bakman için değil. Allâh sana dil verdi. Hikmetlik konuş diye. Allâh sana dil verdi. Allâh’ın kelamıyla kelamlan diye. Allâh konuşandır, elkeliğindir. Allâh sana dil verdi, konuşasın diye. Allâh sana dili küfretmek için vermedi.

Hem dervişsin hem de küfredeyim. Allâh sana dili bunun için vermedi. Hem dervişsin hem yalan söyleyeceksin. Allâh sana dili bunun için vermedi. Hem dervişsin hem dedikodu edeceksin. Allâh sana bu dili bunun için vermedi. Nankörlerden olma. Hem dervişsin hem dilinle iftira edeceksin. Allâh sana bu dili bunun için vermedi. El senden çeksin mi diyeyim. Allâh sana bunun için vermedi. Bu az zikrettiğinden dolayı. Cenâb-ı Hak evlilerinizde zulmedin diye size dil vermedi. Cenâb-ı Hak eşlerimize küfredin diye size dil vermedi. Cenâb-ı Hak eşlerinizi dövün diye size el vermedi. Münafira kafire gelince kuzu gibi bir şey yapar. Eşine gelince canavar. Kafire gelince koyun gibi. Evdeki hanıma gelince kurt gibi.

Bu münafıklık işte. Evde çoluğuna çocuğuna her türlü zulmü yap. Ne derviş. Ele geleni yersin, dile geleni dersin. Böyle dervişlik görsün. Sen derviş olamazsın. Allâh uzunları sana zulmetmek için vermedi. Zulmetsin bu kulun aldığı uzunları. Onun için vermedi. Nankörlüğü sadece yediğinize içtiğinize nankörlük olarak görmeyin. Hata yapıyorsunuz. Cenâb-ı Hak’ın vermiş olduğu dili yerli yerinde kullanmazsanız en büyük nankörlük o. Allâh sana dili verdi. Allâh sana dili verdi. Dilin mübah olan yerin rızkını kazanmak için konuşmak. Dil Allâh’ı zikretmek, Allâh’ın emirlerini konuşmak, Allâh’ın hikmetini yaymak için verildi. Zulmetmek için verilmedi. Küfür etmek için verilmedi. Sonra burada sohbeti dinle eve git.

Evde bir daha kadına, çoluğa, çocuğa zulmet. Siz mi soru yazdınız diye. Ha ya. Burada oturanın hiçbir şeyden haberi yok ya. Kör oğlu kör. Sağır oğlu sağır. Kör etrafında kör görüyor ya. Sağırda herkesi sağır görüyor. Siz bu soruları yazdınız. Haydi bir kıyamet daha kopuyor. Ondan sonra bana hal anlatıyor. Olur. Olur. Allâh’ı az zikret dinden. Başımıza ne giriyorsa ondan geliyor. Allâh’ı az zikretmek. Virdini çekmemek. Namazına dikkat etmemek. Harama helala dikkat etmemek. Ağzından çıkana dikkat etmemek. Eşine, çoluğuna, çocuğuna dikkat etmemek. Eşinin yaptıklarını görmemek. Çocuklarının yaptıklarını görmemek. Bunların hepsi de Allâh’ı az zikretmekten. Allâh’ı az zikretmekten. Gaflet. Allâh muhafaza eylesin.


7. Bölüm

Allâh kimin göğsünü İslam’a açmışsa artık o Rabbinden bir nur müzevedir. Allâh’ın zikrinden kalpleri katılaşmış. Allâh’ı zikretmemekten dolayı. Kalpleri katılaşmış olanların vay haline. onlar apaçık bir sapıklık içindedirler. Allâh seni İslam etmiş. Allâh seni İslam etmiş. Senin kalbine nurundan saçmış. Seni Muhammed Mustafa’nın ümmeti yapmış. Ve seni bile zikrullah halakasına oturtmuş. Ama yok. Sen Allâh’ı zikretmemekten, zikretmemekte inat ediyorsun. Zikrinden geri dönmüşsün, onların kalplerinin vay haline katılaşıyor. Kıymetli dostlar. Sûfî kimse, mümin kimse, müminin vasfı ne? O müminler ki kafirlere karşı şedid, müminlere karşı yumuşaktır. Rauf, rahim. O zaman Allâh’ın zikrinden uzaklaşıp da kalbi katılaşanlardan olma.

Göz göre göre yanlışlıklar, eksiklikler yaparak da kalbi katılardan olma. Allâh’ın zikrullahını terk edersen, oradan geri dönersen bil ki kalbin katılaşacak. Bil ki kalbin nefes alamayacak. Bil ki kalbine ilham gelmeyecek. Bil ki kalbin taş gibi olacak. Bil ki kalbinde münafıklık alametleri çoğalacak. Bil ki kalbine şeytan hakim olacak. Bil ki şeytan kalbine gelip otağını kuracak. O zaman Allâh size bir nur vermiş. Bu nur, ihman nuru, Kur’ân ve Sünnet. Bu nuru muhafaza edecek olan haramlardan uzak durup farzları yerine getirmez. Ve Allâh’ı çokça zikretmez. Bundan uzak durmayalım inşâAllah. Kıymetli dostlar, Allâh’ı zikrederken haram işleyenlerden de olmayalım. Eşlerimize zulmedenlerden, çocuklarımıza zulmedenlerden, arkadaşlarımıza, kardeşlerimize zulmedenlerden olmayalım inşâAllah.

Ben az uyumak istiyorum, beceremiyorum. İki gün az yatsak, üçüncü gün baya geç kalkıyorum. Bana ne önerirsin? Yavaş yavaş, her gün mesela bir hafta 6 saat uyudu. Bir dakika hafta 5.30 saat eyledi. Bir dakika hafta 5 saat eyledi. Böylece yavaş yavaş uykuyu üzerine katabilirsiniz az olarak. Talebe olmak için size mi söylemeliyiz, yoksa siz mi talebeleri seçiyorsunuz? Ve size talebe olabilmenin şartları nelerdir? Vallahi bu işlerin nasıl olduğunu kategorik olarak bilsek de söylesek, kim kimi seçiyor, kim kime atıyor, kim kime atıyor, bildiğimiz yok. Bu arkadaş kim? Erkeklerden mi bu soruyor? Sen misin? Bu noktada ders alacak olan kardeşler rüyalarında görünürse, rüyalarına göre hükmediyoruz. İslam’da hapis cezası var mıdır?

Yok. İslam’da tutuk evi var, hapis yok. İslam’da ceza normalde suçu sabitse, cezalar belli, hadsa had, ne bileyim sopaysa sopa, şehirden uzaklaştırılmazsa şehirden uzaklaştırılmaz, bu anında suçu sabit olduğunda hükmediliyor bitiyor. Unutkanlık nedir, boş işlerle zihnimizi doldurmakta mı kaynaklanıyor? Onun da etkisi var, harama bakmaktan etkisi var, az zikretmekten etkisi var. Fiziki olarak beyin damarlarındaki problemlerden etkisi var, beyin hücreleriyle alakalı etkili, fiziki olarak bu. Ama velakin genel olarak bu, unutkanlık bir kimsenin az zikretmesinden ve harama bakmasından kaynaklanıyor. Doktor neden unutkanlık? Tıp mı okusaymışım acaba ki ya? Bir Müslüman nasıl kendini yeniler, her gün nasıl üstüne katlayarak gelişir?


8. Bölüm

Bu noktada bir kimse farzları yerine getirince Allâh’ın emrini yerine getirmiş olur. Sadece farzları yerine getirirse o kimse mutatlaşır. aynileşir. Bir kimseyi yenileyen o kimsenin nafile ibadetleridir. Bunun içerisinde en önemlisi Allâh’ı zikretmek ve Kur’ân-ı Sünnet’i etrafa tebliğ etmektir. Bu insanı yeniler. Kim Allâh’a yardım ederse Allâh da ona yardım eder. Bir kimsenin Allâh’a yardım etmesi Allâh’ın dininin yaşanması için mücadele etmesidir. Bir kimse Allâh’ın dininin yaşanması için, öğrenilmesi için mücadele ederse Cenâb-ı Hak onu türü taze eder. Her an tazedir o. Kendisini de her an yeniler. Ama öbür türlü habire o kimse köhnileşir, aynileşir. Allâh muhafaza eylesin. Allâh tüm sınava girecek olanlara yardım etsin inşâAllah.

Güzel abimiz, rehberimiz sağlığınıza uygulayıp da faydasını gördünüz veya en çok hangi ameli öne verip de bizim de faydalanabileceğimiz bir şeyi bize de söyler misiniz? Sûfî vaktin çocuğudur der Hazreti Mevlânâ. Sûfî vaktin çocuğu der. Her vaktin kendine ait kıymetli bir ibadeti vardır. Her vakti. Öğlen namazının vaktinde kıymetli ibadet, öğlen namazını kılmaktır. İkinci namazının vaktinde kıymetli ibadet, ikinci namazını kılmaktır. Perşembe gün ders var. Kıymetli olan ibadet, Perşembe gün dersi zikrullah’a katılmaktır. Seher vaktinde sabah namazını kılıp Allâh’ı zikretmek kıymetlidir. Gece yarısından sonra nafile namaz kılıp Allâh’ı zikretip yalvarmak, ağlamak kıymetlidir. Düşman kapıya dayanmış, onunla cihâd etmek kıymetlidir o esnada.

Birisi Allâh’a peygambere hakaret ediyor, fitne ficirlik çıkarıyor. O esnada onunla cihâd etmektir kıymetli olan. Bunun normalde bir kimsenin bilebilmesi için bol hadîs, çok hadîs okumalı, çok zikretmeni feraset sahibi olmalı. Ve böylece nerede ne yapabileceğini iyi tespit etmeli. Yoksa örneğin birisine Kur’ân ve Sünnet anlatılması gerekirken sen gidip kediye ciğer vereceğim diye uğraşıyorsan o kıymetli ibadet değil. Bunun gibi. Veya da sen içki içiyorsan birisine hakkı söyleyeceğim diye uğraşma. Önce içkiyi bırak. Bir kimse bir haram işliyorsa birinci derecede onun için kıymetli ibadet, haramı terk etmesin. Bu manada kıymetle alakalı şey insanların şahısların kendi durdukları nokta ve etrafındaki pozisyona göredir.

Sen kendi ve etrafının pozisyonuna göre bir kıymetli bir ibadet çıkarırsın o esnada. Namaz kılıncağı zaman sen kalkıp da ben şurada oturayım ne bileyim namaz farz bir nafile ibadetle uğraşabiliyorsan bu olmadı fazilet değil bu. O yüzden her vaktin her yerin her kişinin kendine ait faziletli bir noktası vardır. Bunu tespit etmek feraset ister. Bu feraset haramlardan uzak durup Allâh’ı çok zikretmekle elde edilir. Bir kimse haramlardan uzak durur Allâh’ı çok zikrederse Cenâb-ı Hak onun kalbine bir jandarma verir. O kalbindeki jandarma onu sevk ve idare eder doğru noktada. Bunun oluşması tekrar söylüyorum haramlardan uzak durup farz ibadetleri yerine getirip Allâh’ı çok zikretmekle mümkün. Günlük dersimiz biter ise sayısız Allâh laksını zikredebilir miyiz?


9. Bölüm

Evet. Müslüman Müslüman olmayan birisine Allâh’ın selamını vermesi uygun mudur? Hayır. Ya selamünaleyküm demesi uygun değildir ona. Sevgiye nasıl ulaşılır? Sevmek her insanın harcı değil midir? Sevgi herkesin kalbinde bir çekirdek gibidir. O yüzden sevmek her insanın harcı mıdır? Evet. Herkes sevebilir mi? Evet. Herkes sevgiye ulaşabilir mi? Hayır. Neden evet neden hayır? O orada duruyor. Sen onu eğer harekete geçirir onu ağaç haline getirirsen harika. Ama onu ağaç haline getiremezsen harika değil. O yüzden sevgiye ulaşabilir mi? Evet. Harika. Ama onu ağaç haline getiremezsen harika değil. O yüzden sevgiye ulaşmanın yolu merhametten geçer. Merhametli olun. Sevgiye ulaşacak olan kimse vefalı olması lazım.

Tevazulu alçak gönüllü olması lazım. Hoşgörülü olması lazım. Yumuşak huylu olması lazım. İçindeki sevgisini büyütmesi lazım. Meselelere sevgi yoluyla bakması, sevgi düşüncesiyle bakması lazım. Ama Kur’ân ve Sünnet’in şeriatını unutmamak şartıyla. Şeriat-ı karlağının dışındaki bir sevgi heva hevestir. Kur’ân ve Sünnet’in dışındaki bir merhamet heva hevestir. Merhamet Kur’ân ve Sünnet dairesinde kıymetlidir. Sevgi Kur’ân ve Sünnet dairesinde kıymetlidir. Şefkat Kur’ân ve Sünnet dairesinde kıymetlidir. Bir kimsenin bir şeye bakış açısı Kur’ân ve Sünnet dairesinde olacak. O yüzden herkes sevgiye ulaşabilir mi? El cevap evet. Ama bu sevgi de Kur’ân ve Sünnet dairesinde olacak. insanlar şehvetini sevgi görmeyecek çünkü.

Veya kendi heva hevesini sevgi görmeyecek. Ey Habibim de ki eğer Allâh’ı seviyorsanız bana uyun. Heva hevesi yok. Bir kimse Allâh’ı seviyorum deyip de kafasına göre bir Allâh sevgisi oluşturmayacak. Bu mümkün değil. O heva heves oluyor o zaman. Oluşturacak olduğu daire Kur’ân ve Sünnet’e uygun olmuş olacak. Allâh muhafaza eylesin. Bir ağabeyimizin annesi ölmüş burada. Bir ağabeyimizin okuması yazması yok. Bu merhum için dua istiyoruz sizlere. Allâh’ım taksiratını affeylesin. Bu ruhu için el-Fâtiha. Âmîn. Allâh taksiratını affeylesin. Kulu Allâh’a emredemez. O haddi açmıştır. Akıllı yaptıysa. Hoş olur. Ama bu emir değil. Bu Hadîs-i Şerif’in tecelliyatı, nefsimi de, işimi de sana havale ettim diye Hz.

Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hz. bu noktada açmış olduğu bir yol var. O senin nefsin. Onun verdiği şey hayırsız değildir. Nefsin. Bu inanç da sûfî inancı değildir. verdiği şeyden hayır görmedim inancı. Sûfî inancı değildir. Hayır görmedim inancı. Öyle olmaktansa mesela bir mesele de Ya Rabbi sen beni en hayırlı yöne çevir. Âmîn. Sen bizi istediğin yöne çevir. Âmîn. Kabul edeceğin yöne çevir. Âmîn. Bizim hakkımızda biz neyin hayır neyin şer olduğunu bilemeyiz. Bizleri hayır noktada buluştur. Âmîn. Hayırını bize ikram et. Âmîn. Bu. Bu işim olsun demek biraz şey bu sûfî noktası değil. Sıkıntımız olabilir bu noktada problemimiz olabilir. Ya Rabbi sen biz işin hayırını bilmeyiz. Sen hayırdan şer çıkarsın.


10. Bölüm

O yüzden bizim bize şer gibi görüneni sen hayır eyle ya. Âmîn. İsterken ölçülü iste meselesi bu her nokta çok geniş bir daire var. ben mesela bunu kaldıramayacağımı bilmiyordum o nokta. var ya bakaranın sonunda sen bizi kaldıramayacağımız yük yükleme diye o bakaranın sonundaki o âyet-i kerimenin tefsiri o. İsterken ölçülü iste bir saman çöpü dağı kaldırabilir mi? Sen bizi kaldıramayacağımız yükle yükleme. Ya normalde bir kimse kaldıramayacağı bir yükün altına söz veririz. Ya niye söz veriyorsun dikkat et. Bu kendini nasıl bilir? Bu kimse kendini bilirse zaten Rabbini bilecek ki. Bu noktada tevazu sahibi olacak. Haddi aşmayacak. Ödeyemeyeceği borca imza atmayacak. Yapamayacağı bir söze söz vermeyecek.

Temkirli davranacak. Yerine getiremeyeceği bir şey ben bunu yaparım demeyecek. İnşâAllah mücadele ederim gayret ederim. Bu noktada elimden geleni gösteririm. Tevazu sahibi olacak. Alttan alacak. Ben yaparım. Ben yaparım. Bunu böyle giderim. Bunu böyle hallederim. Olmadı. Öyle değil. Tevazuyu elden bırakmayacak hiç. Boyun büküklüğünü elden bırakmayacak. Aciziyet, mahviyet, fakriyet. Bunda eksik olmayacak. Aciz gören bir kimse kudretli kuvvetli bir şey görebilir mi? Düşünebilir mi? Düşünemez. Kendini Allâh’ın önünde aciz görmez. Kendini Allâh’ın önünde fakir görmez. Kendini Allâh’ın önünde mahvetmez. Harap etmez. Bu aşığın halleridir bunlar. Aşık maşunun önünde kendisini aciz görür. Aşık maşunun önünde kendisini fukara görür.

Aşık maşunun önünde kendisini harap eder. Virane eder kendini. Yıkar. Harabat ehli demek odur. Aşık maşunun önünde kendisini harap eder. Vücudunu da harap eder. Aklını da harap eder. Kendi varlığını da harap eder. Harabiyettir o. O harabiyette der ki benim aklım ne ki senin aklının yanında? Aklını harap ediyor. Benim vücudum ne ki? Vücudumun sağlığını düşüneyim. Onu bunu düşünüyorum. Vücudunu harap ediyor. Vay ben sağlığımı koruman lazım. Benim çok yemem lazım. Sağlığımı koruman lazım. Şöyle bir şey yemem lazım. Aşık onu düşünmez. Harabiyettir onun hali. O yüzden normalde o kimse bu sefer isterken dahi utanarak çekinerekten ister. Ona bırakır. O harabiyetten sonra mahviyet gelir zaten. Harap etti ya onun sonunda mahviyet kalmadı.

Mahveyledi her şey. Hiçbir şey kalmadı ortalıkta. Aşığın halidir o yüzden. Küstahça istemek yoktur aşığın halinden. Allâh’a karşı aşığın dedim ben. Neye aşıksan. Aşığın hâlleri bunlar. Tamam. Sibâdet noktasına mesela kendini böyle çok eksik diyorum. Hazırdır kısa kuş. Kendi üzeri kut. Tam gördüğün an çok tövbe et zaten. Sanki şirke düşmüşsün gibi tövbe et. Kendini tam gördüğün an bil ki şeytan göberne diye bütün vücuduna maddi manevi her tarafını sardı. Allâh korusun böyle bir halde. Sakın ha. Hepimizin üstünde ben kendime söyledim onları. Benim nefsim öyle. Senin kendini bilmiyorum. Bitmiyor ya. Allâh bizi affetsin. Âmîn. Nefsimiz kuvvetli bizim. En kuvvetli nefis sufilerde vardır. En kuvvetlisi şeytanın en kuvvetlisi sufilerdedir.


11. Bölüm

En kuvvetlisi. O yüzden en zor ibadet eden bizizdir. Kuvvetli misin? kuvvetli olmamış olsa sufiliye ihtiyaç duymayız zaten. Kuvvetli olduğunun farkındayız. Sufiliye ihtiyaç duyuyoruz. Bizde terbiye edilmesi gereken bir şey var. Onun farkındayız. Veyahut da Cenâb-ı Hak diyor ki siz şunu terbiye edin. O yüzden burası zaten bu hesap normal değil. Burası karışık bir yer. Bu başarılı mı? Burada başaran yok zaten görmüyorum hiç. Başaranlar buradan dışarıdadır yani. Bak başardın mı yoksa? Bir şey söyleyebilir miyim? Ben de başarmış dedim acaba dedim. Üniversiteden çıkıyor ya böyle şeyler. Acaba söyle. Babam sana bunda bir Ahmet var. Sigara içmiyor. Diyor ki oğlum buraya gelirsen sigara da içersin. Buraya gelirsen seversin anam seversin.

Bu kadar. Sana sevim çıkartır inşâAllah. Kuvvetli burası. Kolay değil. Öyle. Herkes burada aslan. Herkes horoz. Kuvvetli herkes. Birine öte git diyorum Afyon’dan selam veriyorum. Öyle. Burası böyle. Yapacak bir şey yok. Bakarsın başka dergahları ne kadar ılımanlar, süt limanlar. Bir namaz kılıyorlar. Ben de hayranlıyım zaten. Sen. Biz namaz kılmıyoruz ya. Ben kendim nefsim için söylüyorum. Bir namazlar kılıyorlar. Bir okuyorlar böyle. Tamam ben böyle kılıyorum. Yok ömrü hayatımda öyle namaz kılamadım ben daha. Biz 118 yerde dolaşıp 119. yerde yine durmuyoruz. Bir namaz. İki rakatlık bir namaz kılar ki 118 yerde dolaşır insan. Yok şöyle huşu içerisinde şöyle salimen galimen. Yok. Ben kendi nefsim için söylüyorum.

Yok durmuyor durdu ya. Yok mümkün değil. O yüzden ben artık kendimi namaza bıraktım yani. O kılsın benim. Ne yapayım? Ben halledemiyorum. Ben halledemiyorum yani. İnşâAllah sen halledersin. Ben 30 yıldır halledemedim ama. Bak burada soru da bitmiyor. Sor. Bu namaz evvelkisi de olur. İslam ticaretinde pazarda kuru hüznü sahabenin bir tanesi. Orada bir serbest 10 lira arasında 5 liradan satınca. bunu hazırcağımın olduğunu hatırlamıyorum. Yanlış bir şey söylemek istemiyorum. Sahâbe efendim bize bir tanesi giydi. Ya fiyatımızın çekecek ya da pazarımızı terk ediyor. Şimdi İslam ticaretinde böyle bir serbest okanım. Vah. Hanefiler onun kendisini ölçe almamış. Öyle bir olay olabilir de. O olaya biz Hz.

Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinde örnek bulamazsak o olaya tevessül ederiz. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinde örnek varsa o olaya tevessül etmeyiz. Hanefiler öyle bakarlar. İstirahat istediği fiyattan gelmiyor. Tabi tabi. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri bir ürüne nah koymayı yasaklamış. Demiş ki arttıran da eksilten de Allâh’tır. Ne kıtlıkta ne bollukta. Kıtlık varsa artacak fiyat. Devlet ona nah koyamıyor. Bolluk varsa düşecek fiyat. Devlet yine onu bundan aşağı satamazsınız demiyor. Hanefiye göre. O yüzden ölçü değil bizim için. Sahabenin uygulaması veya sözü Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinde olmazsa kıymetlidir.


12. Bölüm

Anlatabildim mi yani? Bir uygulama var. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretin uygulaması ölçüdür. Çünkü din odur. Birinci derecede. Biz Kur’ân imam hazretleri der ya Kur’ân’a bakarız. Bulamazsak sünnete bulamazsak ashabın davranış biçimine bakarız. Sünnete Resûlullâh da sallallâhu aleyhi ve sellem de bu var mı var bitti. O zaman ashabın davranış biçimi bizim için ölç olmaz. Bu hanefilerce de veya selef alimlerce de uygun görünmemiş. Değil mi Yusuf Hoca? Normalde fıkıhçıların hepsinin ortak noktası bu değil mi? Tamam. İstirimde bir arkadaş bana bildi. Selefler için kendisini seyrediyor. Farz almanları değil. İmamla beraber Fatiha’yı okuyor musun dedi. Ben de bir namaz ağabeyi okumuyor muyum?

Ama yine hadîs-i serif var. Fatiha’ya okumayan bir de namazı yoktur diye. Ben de şey diyemedim hadîs-i serif söyleyince. Hadîs-i serif var. İmam Fatiha’yı okuduğundan dolayı arkadaki cemaatın okumasının gerek olmadığına dair. Hadîs-i serif var bak. Anlaşıldı mı? Bir soru daha var. Şimdi sevmek değil de sizler sevmenin sevmenin alakalı bir üsudur. Ama bir şey Allâh için sevmek değil de bana bu zorakiymiş gibi. Seni Allâh için seviyorum dediğimde sanki zorunluluktan seviyormuşum. Yok hayır öyle değil. Seni Allâh için seviyorum demek ben seni menfaatin üzerine kurulu değil sevgim. Onu beyan ediyor kimse. Zorunluluk değil. Ben seni nefsim için sevmiyorum. Ben seni menfaatim için sevmiyorum. Ben seni aklım fikrim için sevmiyorum.

Benim senden bir şey umudum için seni sevmiyorum. Allâh için sevgim mecburi noktasında değil. Aslında bir kimse ben seni Allâh için seviyorum dediğinde büyük bir şeye imza atıyor. İnsanlar onun farkında değil. Ben Halit’e diyorsam Halit ben seni Allâh için seviyorum diye benim Halit’in üzerinde hiçbir nokta kadar menfaat düşünmemem gerekiyor. Halit’in üzerinde nokta kadar nefsani düşünmemem gerekiyor. O böyle şey değil o nasıl söyleyeyim öyle zorunluluk filan değil. Şimdi onu boşa atmış volant kayışını fites boşa ben seni Allâh için seviyorum. İyi o kimseden hiçbir şey ummayacaksın. Ona şu çayı mı doldur da demeyeceksin doldurmasını da beklemeyeceksin. Allâh için sevmek bu zorunluluk değil yani.

Onu söyleyen kimseye zorunluluk geliyor. O kimse kendisine öyle bir şeyin altına imza attı ki onu söylediği kimsenin üzerinde asla ve asla heva heves nefsaniyet şeytaniyet dünyaniyet dünya ile alakalı bir şey aklına getirmiyor. Aşk. Azalıyorsa onun sevgisi Mecaz. O normalde bir kimse normal kendince her ne ile iştigal ediyorsa ona karşı olan muhabbetini ve sevgisini azaltıcı olan her türlü heva heves ve fiknelerden kendisini arındıracak. İlk günkü gibi kendi tazeliğini korumak istiyorsa her ne zorlukta gelecek sıkıntıda da gelecek belada gelecek müsibette gelecek güzellikte gelecek tatlılıkta gelecek hoşuna giden şeyler olmayacak ama bu noktada o kimse kendisini her gün tazeleyecek her an hatta tazeleyecek.


13. Bölüm

Bak her an tazeleyecek. Adam bir an geliyor ne sohbet edeceksin yürü git dinleyen yok eden yok adam eve gidiyor gene aynı amama aynı taslıyorsun. Sen onu tazeleyeceksin kendine diyeceksin ki bin sefer tövbesini bozsa da ben yine anlatacağım ona. Bin sefer o kafasını döndürse de ben yine tebliğ edeceğim ona. Bin sefer eve gidip küfretse de o ben yine ona burada küfretme diye tekrar söyleyeceğim. İlk günkü gibi tazeliğini koruyacak. Adam eşi bin sefer de sana bir şey söylese sen onu eş yapmışsın kendine yürücen yolda. Bin sefer. Bin sefer o senin arkadaşın yürücen yolda bin sefer senin elini bıraksa da sen bin birincisinde yine tırcananır. E buna mangal gibi yürek lazım. Yoksa çok basit. Hayti yansın da yürü.

Bazen aslında örnek veriyorum ya mesela. Kaç yıl oldu 25 yıl kaç yıl oldu 20 yıl. Bu örnek. Sen de 20 yıllık olmaya hedefle sen de 25 yıllık olmaya hedefle. Sen de 20 yıllık olmaya hedefle sen de 25 yıllık olmaya hedefle. Sen de hedefini düzgün tuttur istikametini düzgün tuttur. Sen de olabilirsin onlar gibi. Şimdi normalde bekarlığından tut ki şimdi evlenecek çocukları olanlar var içimizde. Evlenecek çocukları var şimdi bazen çocuklarını görüyorum Allâh’ım diyorum ya. Bunun babasını bana ver dedim. Veya bunun annesini bana ver dedim. Şimdi diyorum çocuğu evlenecek çağa geldi. onlar ailecek dergahtalar kolay değil. Bizim dergâh öyle normal dergâh değil. Dedikodusu, gıybeti, iftirası, haralası, gürevesi.

Kırılanı, çıkılanı, döküleni bizde çoktur. Ama az önce diyor ya millet bir namaz kılıyor diyor. Evet diyor adamlar bakıyor. Hiçbir şey yok oturuyorlar öyle. Bizimkiler 5 dakika boş bıraksan birbirini yiyor. Lan bir bakmışım bir taraftan bir patlak varmış orada. Millet bir cuchuna çıkarmış orada. Boş durmak yok. Enerji fazla. Enerji fazla. O yüzden normalde o şey değil normal değil bazı şeyler. Evet o böyle ilk günkü tazeliğini koracak o kimse. Yenilecek kendini. Olumsuzluk olmuş silecek. Defteri yazıyorsun ya okuldayken. Olmuyor siliyorsun öyle değil mi? Şimdi silmek çıktı üzerinden ne sürüyorlar beyaz bir şey? Daksil var şimdi. Çekiyor daksili üzerinden bir daha yazıyor. Bir daha yazacaksın.

Olmadı bir daha sileceksin bir daha yazacaksın. Olmadı bir daha sileceksin bir daha yazacaksın. Böyle o zaman o kimse ilk günkü gibi kendisini korur. Sen bir şeye baktığınızda ona muhabbetinizi devamlı arttırma noktasında tutarsanız o baktığınız arkadaşınız anneniz babanız şeyhiniz zakiriniz arkadaşınız. Ondan sonra sevgiliniz çocuğunuz onlara karşı olan hiç eksik bir şey düşünmezsiniz. Ama bir an böyle kafan dönerse. Lan ya bu sarılanı biçim sarmış ya dedim başladın onu olumsuzluklar yüklemeye. Başlar şeytan girdi o esnada. Girdi başladı senin üzerinde işlemeye oynamaya. Sen ona müsaade ediyorsun artık. Başlıyor sen sarılından başlıyorsun sakalından çıkıyorsun sakalından giriyorsun topundan çıkıyorsun.


14. Bölüm

Bunu böyle düşündüğün yetmiyor. Dönüyorsun diyorum ki Halit ya bu adam neden böyle yaptı ya. Halit de diyor ki ya sorma diyor ya zaten böyleydi. Vay öyle miydi vay böyle miydi gitti bitti. Adamı attın çöpe. Adam az önce beraber Allâh dediğin adam aynı halakada Allâh dediğin kimse. İlk günkü gibi korumak. Normalde kardeşlerinin ve etrafının hatalarını burada o kimsenin bu uyarmamak nasihat etmemek değil. O kimse o hatayı onun hatasını kafasından silerse delete ederse o kimseye muhabbet besleyebilir. Mesela evlilerin en büyük yaptığı yanlışlıklardan birisi şudur. Mesela evlenmiş yeni evlendiğinde kadın veya erkek birbirine karşı bir hatalı bir şey davranır. Silmez onu. Onun üzerinden 15 yıl geçmiş.

Biliyorsun değil mi sen ne oldu dün dün akşamın altını kaynanamadıydı. Allâh iyiliğini versin sen bunun gibi. Veya hatta sen şu zamanda bunu yaptıydın ya bunun zamanı mı sil. Silmiyor erkek de silmiyor kadın da silmiyor. Başlıyor altına yazmaya başlıyorlar. Bugün bardağı kırdı yarın su bardağı kırdı. Ertesi gün çayı döktü. Ulan bugün yemeği yaktı. Ertesi gün süpürmemiş ütülememiş yapmamış. Sıraladı. Ondan sonra aşkım sevgilim canım tatlım kıymetlim dedi gidiyorsan git annene. Ah hoş geldin 25 teyzem. Öbürkü de yazıyor bugün horladı bugün koktu. Bugün benden yemek istedi. Ertesi gün diyor beğenmedi. Ertesi gün yaptığı ütüyü beğenmedi. Ertesi gün şunu şöyle yaptı. Ertesi gün tuvalette terlikleri ters koydum yazmış.

Kadın bunu yazmış. Dedim durun yakaladım bir şey dedim ya. Şunu dedim bana bir tarif edin. Bu tuvalette tuvaletten çıkarken terlikleri ters koymak nasıl bir şey. Var mı aklına getirilen hiç tuvaletten çıkarken terlikleri nasıl konacağına dair? Sen mi yapıyorsun? Sen mi yapıyorsun? Böyle giyiş mi isafir mi? Aferin. Bu tamam sünnet olduğu için. Bu sünnettir. Ben de uygun olduğum müddetçe aynı sünneti istemeye gayret ederim. Ama kadın bunu yazmış. O sünnet olduğu için değil. Diyor ki. Her seferinde diyor tuvaletten çıkarken terliklerin üzerinden gidiyor diyor. Bırakıyor gidiyor öyle diyor. Durdum bir psikolojisine dedim bakayım şunu. Normal mi öyle ya? Hep doktor bakacak değil ya ben de bakıyorum.

Psikolojisinin bozulduğunu mimiklerden nereden anlarsın? Basbayağı. Konuştuğun kimsenin psikolojisinin bozulduğunu mimiklerinden nereden anlarsın? Yetmez. Erkeklerin gözlerinden anlarsın. Kadınlar psikolojisini bozduğunda ağlarlar çünkü gözlerinden bir şey bulamazsın onları. Ya. Ya. Erkek de ağlarsa onun da gözünden bir şey anlayamazsın. Psikiyatri okuyacak mısın? Baktım öyle bir normal diye normal değil. Mesela bunu yazmış. Alt alta. Alt alta yazmayı başlayıp da bir yazarsın tespit edersin. Klasör dosyalar koyarsın kafanın önüne getirmezsin. Bu harika bir şey. Ama yazdığını her gün okuyorsan bu sıkıntılı onlar birikiyor bu sefer. Birikince de bu sefer seviyorum dediğin kimseyle bağırık okuyor.

Anlaşıldı. Bu dervişlerin arasında, arkadaşların arasında da aynı. Eşler arasında aynı, çocuklar arasında aynı, anne baba arasında aynı. Hepsinde de aynı. Biz silemiyoruz. Veya da klasör dedin koydun kenara. Dursun orada ya. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. Evet. Allâh’ı hatırlama yolunda şeytan bir araç olabilir. Olabilir. Çünkü bazen resmese aminler. Onunla mücadele etmek, Allâh’ı hatırlamak çünkü. Tövbe edip, zikredip başlamak diyorum sonra tezahürat ediyorum. İyilikler, güzellikler, Rabbinizden, kötülükler nesninizden, şeytandan diye bir terazide dengeleyemiyorum da onu. Kötülük zuhur ettiğinde hemen karşılığında normalde Allâh hatırına geliyorsa şeytan vesile olmuş oldu. Cevdet çıkıyorum. Hazırla.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Vird, Zikir, Kalb, Sünnet, Şeyh, Muhabbet, Aşk. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı