Sufi: Allah Hangi İsimlerle Zikredilmeli?
Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’inde beyan ettiği isimlerle anılmalıdır. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ve sahabeler, Cenab-ı Hakk’ın Kur’an’da zikrettiği isimlerle Allah’ı anıyorlardı. Müşrikler “Siz bir Allah diyorsunuz, bir Rahman diyorsunuz, bu şirk değil mi?” deyince Cenab-ı Hak ayet-i kerime indirdi: “İster Allah deyiniz, isterse Rahman. Hangisini çağırırsanız çağırın, güzel isimlerin hepsi de O’nundur.” Bu noktada ister Allah de, ister Rahman de; Besmele’de de hem Rahman hem Rahim olan Cenab-ı Hakk’ın iki sıfatı birlikte zikredilir. Allah Celle Celaluhu ismi, bütün sıfatların ve isimlerin toplandığı isimdir.
Zikrin efdali muhakkak ki “La ilahe illallah”tır. Ancak Allah ismi şerifi de bütün ismi şeriflerin cem’idir. Değişik hadis kitaplarında Cenab-ı Hakk’ın 99 Esma’ül Hüsna’sı vardır. Bu esma’ül hüsna’yı bir tek İmam Tirmizi Hazretleri nakleder; değişik hadislerden toplayarak 99 ismi şerifi hadis kitabında cem etmiştir. Diğer hadis alimleri bunu aynı şekilde yapmamışlardır.
Hadis-i şeriflere göre: Kim Allah’ın 99 ismi şerifiyle dua ederse duası kabul edilir. Kim bu 99 ismi şerifi ezberlerse cehennem ateşi onu yakmaz. Kim bu 99 ismi şerifi sabah akşam kendisine vird edinirse rızıktan endişe etmez ve Allah’ın koruması altında olur. İmam Şafii bu noktada binin üzerinde, bin bir tane Allah’ın ismi şerifini ve sıfatlarını tespit ettiğini söyler. Selef ve tabiin alimlerinin de Cenab-ı Hakk’ın isimlerinin sayısız ve sonsuz olduğunu ifade ettikleri nakledilir.
Kur’an ve Sünnet Çerçevesinde Zikir
Cenab-ı Hakk’ın sayısız, sonsuz isimleri vardır. Ancak zikir ve dua noktasında, hadis-i şeriflerle sabit olan evrad ve ezkarda sabit kalmamız gerekir. Seleften sonraki alimler yahut kamilin velileri, ilhami olarak kendilerine verilen virdleri çekebilirler. Ama Sünnet-i Resulullah noktasında bizim tavsiye edeceğimiz her şey Kur’an ve Sünnet’in içerisinde olmalıdır ki kendi heva ve hevesine uyanlardan olmayalım.
Kur’an ve Sünnet’e tabi olmayan, imamların ictihadına tabi olmayanlar kendi akıllarına tabi olurlar ki bu tabiiyet Kur’an ve Sünnet dairesinde olduğu müddetçe kabul edilir. Aksi halde insanları sapkınlığa ve zarara götürür. Hiçbir ehli tasavvuf, hiçbir mürşid yeni bir din icat etmez. Eğer birileri yeni bir din icat ediyorsa o sapıklıktır, o küfürdür. Bizim önümüze getirilen her şeyin muhakkak Kur’an ve Sünnet’ten dayanağı olması gerekir.
Varlıkta Zikrullah’ın Tecellisi
“O Allah ki O’ndan başka ilah yoktur. Görüleni ve görülmeyeni bilir. O Rahman’dır, Rahim’dir. Güzel isimler O’nundur. Göklerde ve yerde olanlar O’nu tesbih ederler ve O Aziz’dir, Hakim’dir.” Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’in içerisinde hem zati sıfatlarını hem de subuti sıfatlarını böylece zikreder. Yaratılmış olan her şeyin O’nu zikrettiğini bildirir.
Yaratılmış olan her zerre Allah’ı zikreder. Bu zerrelerin zikri iradi değil, emridir. İnsan ister zikretsin ister etmesin, vücudunun her zerresi Allah’ı zikreder. Aldığı nefes dahi Allah’ı zikreder. “Nereye yönelirseniz yönelin, Allah’ın vechi oradadır” ayet-i kerimesinin bir manası da budur: Ne tarafa yönelirseniz yönelin, yöneldiğiniz noktada Allah’ın zikri vardır. Başka bir ayet-i kerimede “Allah yerlerin ve göklerin nurudur” buyurulur. Varlık, bütünüyle Allah’ın nurunun kapsamındadır.
Varlığın içerisindeki bütün dereceler, hayat bulduysa zikrullah ile hayat bulmuştur. İster ruhani olsun, ister şehadet aleminden olsun, ister tabiattan olsun, ister insan üzerinde olsun, ister cinni taifesinden olsun; ne tecelli ettiyse, ne zuhura geldiyse, hangi hareketten olursa olsun her şey Allah’ı zikreder.
Sufinin Zikrullah ile Kemale Yürümesi
Ne zaman ki sufi her an ve her şeyde Allah’ın zikrini hisseder, o zaman kemalata doğru yürür. Eğer baktığında, gördüğünde, duyduğunda, dokunduğunda Allah’ın zikrini duyamıyorsa; baktığı yerde Allah’ın zikrinden uzak ise, bunda fani olamamışsa, o sufi için yol daha çok uzundur. Sufiler görmüş oldukları rüyalardan, hallerden kanmamalı; almış oldukları esmalara kanmamalı, yola devam etmeli.
Bütün evliyanın, bütün dervişlerin yıkıldığı yer burasıdır: Zikrullah’ı her an işitmedikçe ve her şeyde Allah’ın zikrini görmedikçe ve her şeydeki zikirde beraber olmadıkça, sakın gönlüne rehavet düşmesin. Zikrullah onu çepeçevre çevrelemesi gerekir. Aslında çevrelemiştir; buna aşina olması gerekir. Onun bakışı zikir, duyuşu zikir, tadı zikir, nefesi zikir, tutuşu zikir, yürüyüşü zikir, hayatı zikir olmalıdır.
Sufilikte Görüntü Aldanması ve Yol Münafıklığı
Sufiler kötülükle, yanlışlıkla, eksiklikle alakalı şeylerde insanların anlayamayacağı laflar söyleyerek kafalarını karıştırmamalıdır. Hali olmayan, sufiligi olmayan laf cambazlığı yapar. Bunlar yol keser. Dışına özen gösterdiği kadar içine özen göstermeyen yol münafıdır. Dışına özen gösterdiği kadar fiiliyatına, diline, ibadetlerine özen göstermeyen yol münafıdır.
Sufi, dervişliği fiiliyatıyla yaşar. Sözüyle, hareketleriyle, davranışıyla bir derviştir. Haliyle bir derviştir. Her an her yerde takip edildiğini bilir. “En güzel isimler Allah’ındır. Allah’a bu isimlerle dua edin. O’nun isimlerini değiştirenleri terk edin. Onlar ileride bu yaptıklarının cezasını göreceklerdir.” Esma’ül Hüsna’nın dışına çıkmamak, Allah’ın isimlerinin önüne ardına ilaveler etmemek, dinde olmayanı varmış gibi ilave etmemek, var olanı da yok etmeye çevirmemek esastır.
Zikrullahın Adabı ve Kur’an-Sünnet Ölçüsü
“Allah size nasıl hidayet ettiyse Allah’ı öyle zikredin.” Cenab-ı Hak bize neyi nasıl emrettiyse biz Allah’ı öyle zikredeceğiz. Zikrullahın dairesi çok geniştir; namaz, oruç, abdest, gusül, zekat, hac hep zikrullah şemsiyesinin altındadır. Bunları yaparken Allah ve Resul’ü bize nasıl tayin ettiyse, nasıl bildirdiyse öyle yapmaya devam edeceğiz.
Televizyonlarda görülen hoplayıp zıplama, kendini duvara vurma, cezbe geçirir gibi titreme; bunlar Kur’an ve Sünnet’in emrettiği zikir yöntemleri değildir. Bir yerde birisinin titremesine müsaade edersek herkesin titremesine müsaade ederiz. Herkes zikrullahı aynı tempoda götürürken birisi farklı bir ses çıkarıyorsa bilelim ki o nefsinden yapıyor. Zikrullahı yaptıran kardeşe itaat etmemek de nefistendir.
Kardeşlik Hukuku ve Muhabbet Ölçüsü
Bir derviş kardeşle annemizden, babamızdan ve ailemizden daha çok sevmekte İslami açıdan sıkıntı yoktur. Ancak “Severken ölçülü sevin, bir gün düşmanınız olabilir. Düşmanınıza ölçülü düşmanlık edin, bir gün dostunuz olabilir” hadis-i şerifini unutmamak gerekir. Kardeşler birbirlerini severken birbirlerinin sırrına vakıf olma noktasında bu bilgileri sır olarak tutmaları gerekir.
Kardeşlerin eksikliklerini, yanlışlıklarını, hatalarını etrafa yaymak doğru değildir. Mümin Müslüman odur ki dilinden ve elinden diğer Müslümanlar emindirler. Kimsenin aleyhine konuşmayın, kimsenin gıybetini yapmayın, laf taşımayın. “Duyduklarınızı anlatmanız size yalan olarak yeter” buyurmuştur Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Bir müminin yüzüne karşı da eleştirmemek gerekir; din nasihattir, ama nasihat bir evliya menkıbesiyle, bir hadis-i şerifle, bir kıssa ile anlatılır.
Çeşitli Sorular ve Cevaplar
Kaşa Faça Atmak, Dövme ve Takma Saç
Bir kimsenin kaşına bile bile faça atması, vücuduna dövme yaptırması, dişlerini törpülemesi, peruk veya takma saç takması caiz değildir; bunların hepsi günahı kebairdir.
Sakal ve Saç Uzatmak
Saçları uzatıp uzatmamakta bir beis yoktur. Sakalde ise sünnet olan uzunluk bir tutamdır (bir kabze). Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem göbeğine kadar hiç sakal bırakmadı. “Sakallarınızı bırakınız, bıyıklarınızı kırpınız” hadis-i şerifini Hz. Peygamber bir kabze olarak tarif etmiştir. Tarih boyunca bin dört yüz yıldan beri sahabeler dahil sakallarını bir kabze olarak bırakmışlardır. Bir kabzenin dışında uzun sakal bırakmak Sünnet-i Resulullah’a aykırıdır.
Sigara Hükmü
Sigaraya bağımlı olsa da olmasa da sigara herkese haramdır. Üzerinde “sağlığa zararlıdır” ibaresi onun haram olmasına yeterlidir. Bir şeyin illeti sabit olunca, illetinden dolayı haram etmek Kur’an ve Sünnet dairesinde caizdir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ağız kokusuna çok ehemmiyet verirdi; Cebrail aleyhisselam ile görüşmesi sebebiyle soğan ve sarımsak dahi yiyememiştir. Ağız kokusu boşanma sebebi olabilecek kadar ciddi bir meseledir. Sigara ayrıca israftır ve israf haramdır; vücuda zarar veren her şey haramdır.
Hırsızlığa Şahit Olmak
Bir arkadaşın hırsızlık yaptığını bilip söylememek, kişiyi hırsız yapmaz; ancak o kardeşi bundan men etmek ve çalınan malı sahibine iade ettirmek için uğraşmak farz-ı ayndır. “Bir kötülüğü gördüğünüzde elinizle düzeltin, gücünüz yetmezse dilinizle, o da olmazsa kalben buğz edin; bu imanın en zayıf noktasıdır” hadis-i şerifi bu konuda rehberdir.
Namaz Vakitleri
Öğlen namazının vakti, öğle ezanının okunmasıyla başlar ve ikindi ezanının okunup bitmesiyle son bulur. Her namaz, kendi ezanıyla başlayıp bir sonraki namazın ezanının bitmesiyle sona erer. Bu aralıkta muhakkak namazı kılmak gerekir.
Siyaset ve Müslümanların Aldanması
İslam Birliği’ni kurma noktasında hiçbir siyasi partiye inanmak doğru değildir. Parlak kelimeler ve güzel edebiyatla yola çıkıp Müslümanları aldatan, enerjilerini ve paralarını sömüren yapılar tarih boyunca olmuştur. “Müslüman bir delikten iki sefer ısırılmaz” hadis-i şerifi hatırda tutulmalıdır. Kim memlekete hizmet edecekse hizmetini etsin; hangi parti olacaksa olsun.
Kabir Ahvali ve Zikrullahın Bereketi
Kabir haline vakıf bir kimse kabristana girdiğinde, kabir azabı çeken herkes kendi lisanlarıyla ona yalvarır. Bize de oku, bizi de kurtar derler. Kabir azabı çekmeyenler ise makamları yükselsin diye okumasını isterler. Bir derviş, bir sufi kabristanlardan geçerken en az üç İhlas bir Fatiha okuyup kabristandakilere hediye eder.
Eskici Mehmet Efendi ile bir kabr-i şerife gidildiğinde, eşinin kabir azabı çektiğini hisseden Mehmet Efendi çocuklar gibi ağlayarak dua istemiştir. Zikrullah yapıldıktan sonra “Aldılar götürdüler, kabir azabı bitti” diyerek sevinmiştir. Bu haller, kabir ahvaline vakıf olan kimselerin yaşadığı hakikatlerdir.
Sufi Yoluna Giriş Hatıraları
Gençlik yıllarında kıyamet alametlerini okuyan, sabah namazından sonra dama çıkıp Allah’ı zikreden, güneşin doğudan doğup doğmadığını kontrol eden bir hayat yaşanmıştır. O dönemde pek çok kişi Mehdi olarak tayin ediliyordu: Menzil şeyhi, Bediüzzaman Said Nursi, Fethullah Gülen, çeşitli Melami şeyhleri… Herkes kendi şeyhini Mehdi ilan ediyordu.
Ahmet er-Rufai Hazretleri’nin eserlerini okumak hayatı değiştiren bir dönüm noktası olmuştur. “Kime verdiyse o kitabı, ya kafir oldu ya mümin oldu; ortası olmadı.” O eserlerdeki keskin ibareler insanı derinden sarsar: “Neyi seviyorsan sevdiğini zikret. Bir kalpte iki sevgi mi olur?” Bu süreçte “Benim muhakkak bir şeyhe intisap etmem lazım” kararı verilmiş ve dua edilmiştir: “Ya Rabbi, beni hayırlı bir yere gönder.” İsteğinde samimi olanın önüne Cenab-ı Hak muhakkak çıkaracaktır.
Kaynakça
- Kur’an-ı Kerim, İsra Suresi, 17/110 — “İster Allah deyiniz, isterse Rahman. Hangisini çağırırsanız çağırın, güzel isimlerin hepsi de O’nundur.”
- Kur’an-ı Kerim, Haşr Suresi, 59/22-24 — Allah’ın zati ve subuti sıfatları, Esma’ül Hüsna.
- Kur’an-ı Kerim, A’raf Suresi, 7/180 — “En güzel isimler Allah’ındır. Allah’a bu isimlerle dua edin.”
- Kur’an-ı Kerim, Bakara Suresi, 2/198 — “Allah size nasıl hidayet ettiyse Allah’ı öyle zikredin.”
- Kur’an-ı Kerim, Bakara Suresi, 2/115 — “Nereye yönelirseniz yönelin, Allah’ın vechi oradadır.”
- Kur’an-ı Kerim, Nur Suresi, 24/35 — “Allah yerlerin ve göklerin nurudur.”
- Tirmizi, Daavat, Hadis No: 3507 — Allah’ın 99 ismi şerifi ve fazileti.
- Buhari, İman, Hadis No: 10; Müslim, İman, Hadis No: 40 — “Mümin odur ki dilinden ve elinden diğer Müslümanlar emindirler.”
- Müslim, Birr, Hadis No: 2607 — “Duyduklarınızı anlatmanız size yalan olarak yeter.”
- Müslim, İman, Hadis No: 49 — “Bir kötülüğü gördüğünüzde elinizle düzeltin…” (Münkeri men etme hadisi).
- Tirmizi, Birr, Hadis No: 1997 — “Severken ölçülü sevin, bir gün düşmanınız olabilir.”
- Buhari, Edeb, Hadis No: 6092 — “Mümin bir delikten iki kere ısırılmaz.”
- Buhari, Libas; Müslim, Libas — Sakalı bir kabze bırakma ve bıyıkları kırpma hadisleri.
- Ahmed er-Rufai, Onların Alemi (el-Burhanü’l-Müeyyed) — Tasavvufi eser, keskin irşad üslubu.
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi