Cumartesi, 13 Haziran 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR
Mustafa Özbağ
İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

406. Dergâh Sohbeti — İslâm Devleti Meselesi, Kul Hakkı ve Ticaret Ahlâkı

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 406. Dergâh Sohbeti — İslâm Devleti Meselesi, Kul Hakkı…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.

İslâm: İmamlık Mesleği ve 28 Şubat Etkisi

İmamlık Türkiye’de bir meslektir; öğretmenlik gibi, polislik gibi, devlet dairesi memurluğu gibi. Yapacak olduğun mesleği kutsiyete adetme. Kutsiyet açısından senin imamlığınla bir öğretmenin arasında fark yoktur. Ama gönlüm arzu eder ki imamlar Kur’ân ve Sünnete sımsıkı bağlı, tasavvufa düşman olmayan insanlardan olsun. Her mesleği ehil olan yapsın; ama imamlık mesleğini daha böyle kendisine, insanlara ve dine lâyık insanlar yapsınlar.

Ben bütün arkadaşları imam hatiplere, sonra ilahiyata yönlendiriyorum. Çünkü önümüzdeki yıllarda düzgün insanlar lâzım Türkiye’ye. Düzgün imamlar, düzgün müftüler, düzgün öğretmenler her zaman lâzım.

28 Şubat’ın Türkiye’ye Maliyeti

28 Şubat’ın Türkiye’ye getirmiş olduğu on yıllık bir cehalet dönemi var. Bu on üç-on dört yıllık dönem Türkiye’nin on beş yıl önüne set çekti. O süreç baltaya vurulmasaydı Türkiye şu anda bambaşka bir noktadaydı. Türkiye’nin başka bir noktada olması demek bölgenin başka bir noktada olması demektir.

Bunu hesap eden global güçler Türkiye’nin on beş yılına oynadılar. Türkiye ile beraber İslam dünyasını da on beş yıl geriye attılar. Bugün imam hatibe yeni başlayacak bir çocuğun dört yıl ortaokul, dört yıl lise, dört yıl üniversite — on beş yıla ihtiyacı var. 28 Şubat olmamış olsaydı Suriye böyle olmazdı, Irak böyle olmazdı, Filistin böyle olmazdı.


Siyasî Analiz — Türkiye’nin Dindarlaşması

Hızla Türkiye dindarlaşacak. Bu AK Parti meselesi değil; 2000’den itibaren hangi parti gelirse gelsin Türkiye hızla dindarlaşacak. Dünya üzerinde de böyle olacak. Bugün İngiltere’de, Almanya’da, Fransa’da, Amerika’da insanlar kurtuluş arayacak. Uçukluğun en ucunda yaşıyorlar; uyuşturucu, fuhuş, kumar, anarşi en ucunda. Aynı çöküntüyü ülkeye sokmak istiyorlar.

Dindar bir kimsenin siyasî olarak gideceği alternatif kapı yok. Dindar bir kimse kendine dini savunan bir yol bulamıyor. Bu bir paradoks. Ama hızla ülke dindarlaşıyor; bugün en açık görünen insan bile dinini öğreniyor, neyin doğru neyin yanlış olduğunu biliyor.


Kalp Zikri ve Vesveseyle Mücadele

Kalp nedir? Et parçasıdır. Kalbe zikir nasıl indirilir? Dille başlar; o kimse iyi ahlâk sahibi olur, dinini güzel yaşarsa kalbe de zikrullah iner. Gafletten kurtulmanın yolu abdest alıp zikre devam etmektir; sûfîler öyle düşünürler.

Vesvesenin türleri vardır: namazı üç mü kıldım dört mü kıldım diye düşünmek ayrı, abdest aldım mı almadım mı diye düşünmek ayrı, kapıdan birisi girdi mi girmedi mi diye düşünmek ayrı, evden çıkarken ocağı kapattım mı diye düşünmek ayrı. Her vesvesenin türlü halleri vardır.


Hazreti Peygamber’in Eşlerine Davranışı

Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri eşlerine karşı gayet müşfik, af yolunu seçen, onların eksiklerini kusurlarını araştırmayan, şikâyet etmeyen, asla birisine kötü söz kullanmayan, bir fiske dahi vurmayan, hiç hakaret etmeyen bir kimseydi.

Eşe kızmak yoktu; üzüldü, üzüntüsünden dama çıktı — kızgınlığından değil, üzüntüsünden. Ben yeni derviş olduğumda Şeyh Efendi hazretleri eşime bir fiske dahi vurmadığını anlatıyordu. Ben kendi içimde söz vermiştim; yaklaşık yirmi altı-yirmi yedi yıldır elhamdülillah öyle yaşıyorum.

Sûfî Ölçüsü — Kavga Etmemek

Sûfî ince, naiftir; edeplidir, terbiyelidir. O yolda giden insanlar meselelerini konuşarak, ikna ederek, anlatarak, sevgiyle hallederler. Bir adam evde bıdı bıdı konuşmaz; bir kadın bıdı bıdı konuşmaz. Yirmi altı-yirmi yedi yıl bıdı bıdı çekilir mi?

Her gün bir evde tartışma olur mu? Her gün bir evde huzursuzluk olur mu? Olmaz. Herkese zulüm olur. Kimseye hayatı cehennem etmeyin; gerek yok. İslâm bu değil, din bu değil. Boşanmak da haktır.

Hayatımızı düzenleyin, güzelleştirin, naifleştirin, ahlâkı ince bir noktaya getirin. Birisi başladı mı lâf konuşmaya — hiç konuşma. Git abdest al, hemen namazını bul. Kadın veya erkek karşınızdaki konuşuyorsa hiç cevap verme; cevap verdiğin an kaybettin.


Kul Hakkı Meselesi

Kul hakkı affedilir mi? Evet. Bir kimse bir şeyi yetiştirmeye, yapmaya güç getiremiyor; gayret ediyor ama yetişmiyor. Allah onu affeder. Hadîs-i kudsîde buyurulmuştur: ‘Bu kulum gayret etti ama ben ona vermedim.’ Alacaklısına cennetteki makamını gösterir; o alacaklı kimse cennetteki makamı görünce bütün davasından vazgeçer.

Ama bunu böyle görüp de insanların hakkına hukukuna bile bile tecavüz etmeyin. Güç yetiremediğinizden sorumlu değilsiniz; ama gücünüzün yettiğince çalışın, gayret edin, koşturun. Allah size yardım eder ve kul hakkınız kalmaz kimseye.


Ticaret Ahlâkı ve Çalışma Felsefesi

Ödenmeyecek borç yoktur; çalışın, gayret edin. Esnaf adam öder; işinize sahip çıkın. Sabah çarşı dokuzda açılıyorsa siz sekiz buçukta açın. Çarşı dokuzda kapanıyorsa siz dokuz buçukta kapatın.

Ben ticarette kenarda param yoktur; çek var, mal var, para yoktur. Cebime parayı koyarım, on yer dolaşırım, on beş yer dolaşırım, en ucuzunu bulurum. Bir yere bağlanmam. Oturduğun yerden para kazanılmaz; git malını al, piyasayı dolaş.

Ben kredi kartı kullanmıyorum. Cebimde otuz lira varsa giriyorum benzinliğe, otuz lira mazot alıyorum. Hayat felsefem bu. Sahâbeler yerinde mi oturdu? Hindistan’dan, İran’dan, Yemen’den, Bizans’tan mal getirdiler.


İslâm Devleti Meselesi — Bir Algı Operasyonu

İslâm devleti diye bir algı ve anlayış yoktur. İslâm’ın devleti olmaz; böyle bir algı operasyonu yapıyorlar. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri, Hazreti Ebû Bekir, Ömer, Osman, Ali radıyallâhu anhüm hazretlerinde yaşandı, bitti. Bir daha ne zaman? Âhir zamanda Mehdî ile.

Bu aradaki olan devletlerin hiçbirisi de İslâm devleti değildir. Osmanlı devleti de İslâm devleti değildir; Selçuklu da değildir. Devleti idare edenler İslâm’dan ölçü alırlar, hukuklarını ona göre dizayn ederler; bu dine hizmet etmektir, ama İslâm devleti olmak değildir.

Bir yerde o devlet hata yapar, kusur işler; o zaman İslâm yanlış yapmış olur mu? Hiçbir kimse İslâm’ı temsil edemez. Bir kurum, bir kuruluş İslâm’ın temsilcisi değildir. Yoksa Hristiyanlaşırız; Papa Hristiyan dininin temsilcisidir, ama İslâm dininin temsilcisi yoktur.


Büyük Ortadoğu Projesi

Büyük Ortadoğu Projesi dedikleri proje katliamdan ibarettir, başka bir şey değildir. Adını proje koyuyorlar, insanların kulağına tatlı gelsin diye projelendiriyorlar. ‘Demokrasi getireceğiz’ deyip katlediyorlar; ‘hürriyet getireceğiz’ deyip katlediyorlar.

Büyük Ortadoğu Projesi’ni bozmak isteyen bir insan Kur’ân ve Sünnete sımsıkı yapışacak, İslâm kardeşliğini tesis etmeye çalışacak. Kim Kur’ân ve Sünnete karşı çıkıp İslâm kardeşliğini bozmaya çalışıyorsa, İslâm kardeşliğini hangisi hançerliyorsa Büyük Ortadoğu Projesi’nin arkasında o vardır.


Ümmetin Yenilmişliği ve İsrail Meselesi

Biz ümmet olarak 1800’de yenilmiş bir ümmetiz. Siyaseten, askerî olarak, sosyal olarak, ekonomik olarak, bilim ve teknoloji olarak yenilmişiz. Osmanlı ile beraber ümmet yenilmiş. Dinimiz sağlam, eyvallah; ama biz siyaseten yenilmişiz.

İsrail bir avuç değildir; İsrail’i kurduran İngiltere’dir, Osmanlı İmparatorluğunu dağıtan İngiltere’dir. Şu anda İsrail üzerinden Ortadoğu’ya o zulmü yapan da Amerika, Avrupa ve İngiltere’dir. Yüz yıldır orada katliam var.


Recm Cezası — Tarihî Uygulama

Recm cezası var mıdır? Vardır. Ama İslâm tarihi boyunca Osmanlılar’da beş veya altı kez, Osmanlı’dan önce üç-dört yerde uygulanmıştır. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin zamanında iki kez uygulanmış; ikisi de kendileri itiraf etmişlerdir, şahitlendirilmemişlerdir.

Bu cezanın ispat edilmesi son derece güçtür; bir kimsenin zinâ fiilini dört erkek şahidin görmesi gerekir ki bu neredeyse imkânsızdır. Hazreti Peygamber, itiraf eden kadın için kabilesine göndermiş, akli dengesi yerinde mi diye sormuş; hatta hamile olan kadına ‘doğur gel, emzir gel’ demiş. Ceza uygulandıktan sonra birisi o kadına kötü baktığında Peygamberimiz ‘cennetlik birini görmek istiyorsanız buna bakın’ buyurmuştur.


Cin Meselesi ve Korunma Yolları

Cinlerle Evlenme İddiası

İnsanlarla cinlerin evlenmesi bir algıdır; öyle zanneder o kimse. Cinler onu aldatırlar. Kadın veya erkek kendisini cinlerle evli zanneder; cinli de ‘evliyiz biz, çocuklarımız var’ der. Kadın banyoda veya mutfakta bir tasın içerisinde çocukları var zanneder, onlarla konuşmaya başlar. Bu mümkün değildir aslında.

Banyo ve Ev Seçimi Adabı

Kadın kardeşlere derim ki banyoda çok fazla durmayın, mutfakta çok fazla durmayın, tuvaletlerde çok fazla durmayın. Girin, duşunuzu alın, çıkın. Girin, temizlenin, çıkın. Girin, abdestinizi alın, çıkın.

Banyolarınız iki kol genişliğinden fazla olmayacak dört tarafı. İki kol genişliğinden büyükse tesettüre riâyet etmek gerekiyor.

Ev alırken dikkatli olun: mezarlıklardan, çöplüklerden, eski mezarlıklardan, eski çöplüklerden ev almayın. Oğalarda (ovalarda) ev yapmayın. Deniz kenarlarından ev almayın. Dağın eteklerinden, yüksek yerlerden ev alın veya yaptırın. Alçak yerler ve deniz kenarları her türlü mânevî, psikolojik etkilere açık yerlerdir.


Şefaat Meselesi

Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri bizlere şefaat edecek midir? İnşallah. Şefaat Allah’ın müsaadesiyledir; Allah müsaade etmeden kimse şefaat edemez. Âyet-i kerîmede ‘şefaat edmeye müsaade ettikleri vardır’ buyurulmuştur.


Kur’ân Okuma ve Anlama

Kur’ân-ı Kerîm’i okuyorum ama Arapça olduğu için anlamıyorum, bu durum nedir? Anlamak zorunda değiliz; inşallah anlamaya çalışalım. Yüz yıl önce bu topraklarda İslâm coğrafyasında ortak bir dil vardı; herkes birbirini anlıyordu, okuduklarını da anlıyordu.

Siz bin yıllık yazılı ve sözlü medeniyetinizi attınız çöpe, yeni bir dil oluşturdunuz. Şimdi o yeni dille kitabınızı anlamıyorsunuz, eski tefsirlerinizi anlamıyorsunuz, yazılan ilim kitaplarını anlamıyorsunuz.


Kaynakça

Hadîs-i Şerîf Kaynakları

  • Hz. Peygamber’in eşlerine davranışı — Sahîh-i Müslim, Kitâbü’l-Fedâil, Hadis No: 2328; Şemâil-i Tirmizî, Ahlâk Bahsi
  • Eşlerine bir fiske dahi vurmadığı — Sahîh-i Müslim, Kitâbü’l-Fedâil, Hadis No: 2328; Hazreti Âişe rivâyeti
  • Kul hakkı ve cennetteki makam — Hadîs-i kudsî; Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 3; İmâm Gazzâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, Kitâbü’t-Tevbe
  • Recm cezası uygulamaları — Sahîh-i Müslim, Kitâbü’l-Hudûd, Hadis No: 1695-1696 (Mâiz ve Gâmidiyye kıssası)
  • Cennetlik birini görmek isterseniz — Sahîh-i Müslim, Kitâbü’l-Hudûd; Ebû Dâvûd, Sünen, Kitâbü’l-Hudûd
  • Şefaat hadîsleri — Sahîh-i Buhârî, Kitâbü’t-Tevhîd, Hadis No: 7410; Sahîh-i Müslim, Kitâbü’l-Îmân, Hadis No: 193

Âyet-i Kerîme Kaynakları

  • Âl-i İmrân Sûresi 3/31 — ‘De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin’
  • Nisâ Sûresi 4/34 — Kadınlara yaklaşım ve nüşûz (serkeşlik) âyeti
  • Nisâ Sûresi 4/48 — ‘Allah kendisine şirk koşulmasını asla bağışlamaz’
  • Ankebût Sûresi 29/45 — ‘Namaz insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar’
  • Bakara Sûresi 2/255 — ‘O’nun izni olmadan katında kim şefaat edebilir?’
  • Enbiyâ Sûresi 21/28 — ‘O’nun razı olduğu kimseden başkasına şefaat etmezler’

Fıkıh ve Tarih Kaynakları

  • Recm cezasının tarihî uygulamaları — İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, Kitâbü’l-Hudûd; İmâm Kâsânî, Bedâiu’s-Sanâi, c. 7
  • 28 Şubat dönemi ve etkileri — Türkiye Cumhuriyeti yakın tarih kaynakları
  • Büyük Ortadoğu Projesi — Çağdaş siyasî analiz kaynakları
  • Fıkıh kitapları referansları — Ömer Nasuhî Bilmen, Büyük İslâm İlmihâli; Merginânî, el-Hidâye; Kudûrî, Muhtasar
  • Cinlerle ilgili hükümler — İmâm Süyûtî, Lekâihu’l-Envâr fî Tabakâti’l-Ahyâr; İbn Teymiyye, Mecmûu’l-Fetâvâ, c. 19

Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri

Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi

Ek kaynaklar:

  • Kur’ân-ı Kerîm, Nisâ 4/58-59; Mâide 5/8: emanet, adalet, yönetim sorumluluğu ve hükümde doğruluk.
  • Kur’ân-ı Kerîm, Şûrâ 42/38; Âl-i İmrân 3/159: istişare, toplumsal karar ve yönetim ahlakı.
  • Kur’ân-ı Kerîm, Bakara 2/188; Nisâ 4/29: malları haksız yolla yememe, ticarette rıza ve kul hakkı.
  • Kur’ân-ı Kerîm, Mutaffifîn 83/1-6; Rahmân 55/7-9: ölçü-tartı adaleti ve ticaret ahlakı.
  • Buhârî, “Büyû‘”, 19; Müslim, “Büyû‘”, 47: alım-satımda dürüstlük, aldatmama ve açıklık rivayetleri.
  • Tirmizî, “Büyû‘”, 4; İbn Mâce, “Ticârât”, 1: doğru ve güvenilir tüccarın fazileti.
  • Buhârî, “Mezâlim”, 10; Müslim, “Birr”, 59: kul hakkı, zulüm ve ahirette hesaplaşma rivayetleri.
  • Mâverdî, el-Ahkâmü’s-Sultâniyye: İslam siyaset düşüncesinde kamu otoritesi, adalet ve maslahat bahisleri.
  • İbn Teymiyye, es-Siyâsetü’ş-Şer‘iyye: yönetim, adalet, emanet ve kamu düzeni ilkeleri.
  • Gazzâlî, İhyâ’u Ulûmi’d-Dîn, “Âdâbü’l-Kesb ve’l-Meâş”, “Kitâbü’l-Emr bi’l-Ma‘rûf” ve “Zemmü’l-Câh ve’r-Riyâ” bölümleri.
  • Kâsânî, Bedâi‘u’s-Sanâi‘; İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr: muamelat, alışveriş, borç ve haklar bahisleri.
  • Nevevî, Riyâzü’s-Sâlihîn, “Adalet”, “Zulümden Sakınma”, “Emanet”, “Doğruluk” ve “Helal Kazanç” bölümleri.
  • TDV İslâm Ansiklopedisi, “Devlet”, “Hilâfet”, “Adalet”, “Kul Hakkı”, “Ticaret”, “Bey‘”, “Hisbe” maddeleri.
  • Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “ʿ-d-l”, “ẓ-l-m”, “a-m-n”, “b-y-ʿ” kökleri: adalet, zulüm, emanet ve alışveriş kavramları.

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Tevhîd, Şeyh, Dervîş, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı