Talâk: Talâk (Boşanma) Hükümleri
Üç Talâk Süreci
Hanefîlere göre boşanmanın yolu bellidir. Bir erkek veya kadın kim kimi boşuyorsa bir talâk verir; kadın iddetini gördüğünde ikinci talâk verilir; üçüncü iddetten sonra üçüncü talâk verilir. Bu süre zarfında evleri ayırmak yoktur; kadın ve erkek aynı evi paylaşırlar. Maksat, rücû (geri dönme) kapısının açık kalmasıdır; ola ki birisi nefsine uymaktan geri döner, özür diler, affeder.
Tek talâkla boşanmanın gerçekleşeceğini söylemek Hanefî mezhebine göre uygun değildir. Hazreti Ömer Efendimizin oğlu Abdullah, üç talâkı üst üste verdiğinde Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri onu geri döndürmüştür. Kadını evden kovmak veya erkeği evden kovmak dini adâba uygun değildir; ancak can emniyeti tehlikedeyse durum farklıdır.
Kayıp Koca Meselesi
Hanefîlere göre, evli bir kadın kocasından haber alamazsa kocasının yaşıtları ölünceye kadar beklemek zorundadır. Kocasının yaşıtlarından birisi öldüğünde mahkemeye müracaat ederek kocasının ölü hükmüne verilmesini isteyebilir. Burada sadece boşanma değil, miras hukuku da devreye girer.
Osmanlı ulemâsı bu meseleyi çok uzun bulduğundan Şâfiî ulemâsının görüşünü takdîr etmişlerdir. Şâfiî mezhebine göre bir erkek dört yıl boyunca sağlığıyla ilgili hiçbir haber alınmazsa, ölü hükmü verilebilir. Bu, dinin yaşanması için mezheplerin birbirinden faydalanmasının güzel bir örneğidir.
Güzel Ahlâk ve Tanıklık
Etrafınızda güzel ahlâklı davranın. Birileri sizinle ilgili bir şey konuşurken dışarıdan iyi bir söz çıksın. Bir kimse günahı kebâirle anılıyorsa bunda sakınca görmüyoruz; açık olan şey söylenir. Ancak iyiliğine de şehâdet edilmesi gerekir. Benim yanımda bir günah-ı kebâirine denk gelmedim demek, o kimseye iyi demek anlamına gelmez; sadece gözümle görmedim, kulağımla duymadım demektir.
Tecdîd-i İman ve Tecdîd-i Nikâh
Bir kimse küfre düştüğünü tespit ederse veya bir başkası ona küfre düştüğünü söylerse, hemen tecdîd-i iman (imanını tazeleme) getirmesi gerekir. Hanefîlerin büyük bir kısmına göre o kimse eve gidecek, eşine ‘Ben küfre düştüm, nikâhımda sıkıntı oldu, nikâhımı tazeliyorum’ diyecektir.
İnsanlarda bir kibir var: birisine kelime-i şehâdet getir denince küplere biniyorlar. Biz küfre düşer miyiz, biz şirke düşer miyiz diye kendilerinde bir hal var. Bilmediğimiz meselelerde hüküm vermemeye dikkat edelim. Kadın küfürde ısrar ederse nikâh otomatikman düşer; erkek küfürde ısrar ederse aynı şekilde.
Cuma Namazı ve Dâr-ı Harp Meselesi
İş yerinde çalışan birçok Müslüman cuma namazına gidemiyor. Hangi banka, hangi devlet dairesi, hangi AVM müsaade ediyor? Türkiye Dâr-ı İslâm’dır diyenler bunu açıklamalıdır. Bir kimse cumayı kılamıyorsa, iş yeri müsaade etmiyorsa, Dâr-ı Harp hukukunda o kimsenin üzerinden hüküm kaldırılır. Bu, faiz meselesindeki mecburiyet gibidir.
Üç cumayı kasten terk edenin cenaze namazı kılınmaz diye rivayetler vardır. Adam kılamıyor; gideceğim ama patronum müsaade etmiyor diyor. Dinin yaşanır olması lazımdır; yaşanılan toplulukta dinin tekrar hâkim olması için mücadele lazımdır.
Hayalin Hakîkati
Hayal Akıldan Üstündür
Hayali aklın işi olarak görenler yanılır. Aklın işi tefekkür etmektir; akıl mevcut olandan hareket eder, sebep-sonuç ilişkisine bakar. Hayal ise tefekkür etmez; hayalin tefekkürü yoktur. Akıl hayalin peşine takılır ve ona hizmet eder; ama hayal asla akla hizmet etmez, çünkü akıldan üstündür.
Dağların yaratılmasını düşünmek tefekkür, hayal değildir. Varın üzerinden gitmek aklın işidir. Hayal ise vara düşmeyeni kurgular. Akıldan sıyrılan insan ancak hayale düçar olur; hayale düçar olanın da asla aklı kalmaz. Hayalin bir veçhesiyle ilham olduğunu söyleyebiliriz.
Hayal ve İlham Kapısı
Kastettiğim hayal, insanların akıllarıyla tefekkür ettikleri şeyler değildir. Bu hayal, ilham kapısıdır. Allah’ın ilminin tecellîyatıdır, sıfatlarının tecellîyatıdır. Bu tecellîyat akla değildir. Keşf sahibi, ilham sahibi kimseler hayali ancak algılayabilirler. Kalbi keşfe dair nazargâh olmayan kimsenin hayali algılaması güçtür.
Maddi platformda gerçeklik akıldan geçer; ama maddenin ötesindeki gerçeklik hayalden geçer. Her varlıktan önce, varlığa dönüşmeden önce onun bir hayalinin olduğuna inanırım. Varlığa düşecek olan bir şey, önce hayal dünyasından, hayal makamından geçer.
Aşk, Hayal ve Teslîmiyet
Aşk her şeyin üstündedir; her şey aşka hizmet eder, hayal de dâhil. Aşık önce maşûkundan razı olur; onun yaptığına, ettiğine, diktiğine, yıktığına teslim olur. Maşûk aşığından tecellî edince artık senlik benlik kalkar. O zaman hiçbir hayal senin değildir; hayal O’nundur. Sen O’nun hayalinin peşinde gitmişsindir; sen de O’nun hayalisindir.
Edep: Sûfîliğin Temeli
‘Kul için güzel edepten daha iyi bir mertebe görmedim. Zira aklın hayatı edeptir. Kul edep ile iki âlemde yüksek derecelere ulaşır.’ Edep, konuştuğun zaman dilini korumaktır; yalnız kaldığın zaman kalbini korumaktır. Senden üstün olana hürmet, senden aşağı olana şefkat, dengin olanlarla güzel geçinmektir.
Bir yerde edep olmazsa orada ihlâs ve samimiyet olmaz, muhabbet oluşmaz, sevgi oluşmaz, kardeşlik tam anlamıyla gelmez ve oranın dağılması kesindir. Hem ahlâkî edep göstereceğiz hem de hangi işi yapıyorsak o işin edebine riâyet edeceğiz.
Kaynakça
Hadis-i Şerif Kaynakları
- Hz. Ömer’in oğlu Abdullah’ın talâk hadisesi: Sahîh-i Müslim, Kitâbu’t-Talâk, Hadis No: 1471; Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’t-Talâk, Hadis No: 5251
- Üç cumayı kasten terk edenin hükmü: Sünen-i Ebû Dâvûd, Kitâbu’s-Salât, Hadis No: 1052; Sünen-i Nesâî, Kitâbu’l-Cuma
- Müminin müminden üç günden fazla küsmesi: Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’l-Edeb, Hadis No: 6077
- ‘Gören gözü, duyan kulağı olurum’: Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’r-Rikâk, Hadis No: 6502 (hadis-i kudsî)
Âyet-i Kerime Kaynakları
- Bakara Sûresi, 2:229-230 — Talâk hükümleri, üç talâk süreci
- Talâk Sûresi, 65:1 — ‘Kadınları iddetlerini gözeterek boşayın’
- Talâk Sûresi, 65:6 — ‘Onları rahatsız etmek için sıkıştırmayın’
- Cuma Sûresi, 62:9 — ‘Cuma namazı için çağrıldığınızda Allah’ın zikrine koşun’
Fıkıh ve Tasavvuf Kaynakları
- Talâk hükümleri: İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr ale’d-Dürri’l-Muhtâr, Kitâbu’t-Talâk; el-Merğînânî, el-Hidâye, Kitâbu’t-Talâk
- Kayıp koca meselesi (Hanefî): Serahsî, el-Mebsût, Kitâbu’n-Nikâh; Kâsânî, Bedâiu’s-Sanâi’, Kitâbu’n-Nikâh
- Kayıp koca meselesi (Şâfiî): İmam Nevevî, el-Mecmû’, Kitâbu’n-Nikâh — dört yıl bekleme süresi
- İbn-i Hacer el-Askalânî — Helâller ve Haramlar: İbn-i Hacer, Fethu’l-Bârî (Buhârî şerhi); İhyâ şerhi çalışmaları
- Edep bahsi: Kuşeyrî Risâlesi, Edep bâbı; İmam Gazzâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, Kitâbu Âdâbi’l-Muâşere
- Hayal ve ilham: Muhyiddîn İbnü’l-Arabî, Fusûsu’l-Hikem, Kelime-i Şîsiyye; el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye, Hayal bahisleri
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi