Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

36. Dergâh Sohbeti — Zikrullahtan Alıkoyma, Mahşer ve Tevhîdin Müjdesi

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 36. Dergâh Sohbeti — Zikrullahtan Alıkoyma, Mahşer ve…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

İlahi kudreti dokuzuncu ayeti. Müvallarınız ve evlatlarınız sizi Allâh’ın adı müşanı zikrinden geri koymasın, alıkoymasın. Allâh’ın adı müşanı zikrinden size alıkoymasın. Her kim ki bunu yaparsa, aşırı ziyanlar, uğrayanların ta kendilerini Rabbim ayetlerine Rabbim son defesimize kadar bizim yüzümüzden hayır versin. Bu bir fırsat. Elimizde bir cevayir kopar. Bahçenin da derenin kenarına doğru gidiyorsanız otoferinizden düştü, vida vurmanın da imkanı yok. Ne tohum bu? İslam topu, şeriat topu, tevhid topu. Allâh adı müşanı aşırı vurma topu. Habibi’ne aşırı vurma topu. Cenab-ı Hakk’ın rüz cemaatına aşırı vurma topu. O topa insahı var. Canınız bağrına da olsa, onun pahalı mizahı basır. Eğer ki Ezam-ı Evrak’ta ruhlar, halk kurulduğu zaman Cenab-ı Celle Hazretleri bizim kaderimize bu nurlu şeriat, tarikat sorunu yazmasaydı buraya biz gelemedik, mümkündü.

İstersen dene. Bir adamı Rabbim hidayet etmezse getiremezsiniz. Nerelere uğraşırsanız ulaşırsınız. Onun kaderinde o Nerh-i Mahfız denilen okullar daçı tahtası gibi o mahfızda yazılır. Daha 70 bin sene önceden yazılmış oraya. Şu zaman yerinde, şu kadar yaşadık, şu kadar nefesi var, şu kadar rızkı var, şeyle olacağız, şeyle olacağız, şeyle olacağız. Bu yazı elhamdülillah bize anımıza yazılmış. Ya yaşıyor. Rabbim bizi sevmezse biz onu sevemez. O bizi sevmiyor da biz onu çok seviyoruz. Dedim şimdi bir tanesi, her hafta şehrimiz ziyareti gezer. Her hafta. Her hafta bu ne demiş. Rabbimiz diyor ki, evladım ben seni çok seviyorum, seni sen mi çok seviyorum benim. Aman ebendim ben seni çok seviyorum diyor.

Fethiyle, fethiyle dedi. Dedi sevgiyi kesiyor şimdi. Muhabbeti, bir hafta geçiyor, iki hafta geçiyor, bir ay gel, kültüye geçiyor, bir şey bağırıyor. Her hafta giderler. Bir gün neyse giderler. Diyor ki, oğlum günah yıldızı, her hafta gelmiyor, niye gelemedin? Efendim eften kültüme bağırıyor, benim bu şeye gelmem için. Üç aydır bir yerden yok. Her bugün gider, kaya gider. Nasıl bugün erişti. Oğlum, oğlum diyor, senden sevgimi kestim de onun için gelemiyor diyor. Gelemedim diyor. Zabı bizi çok sevdirir de, bizi üçüncü, üçüncü sevdirir inşâAllah. O sevdiği Rabbimizden almasın. Bir saniye diyor ki, bu bizim elimizde mi? Bu Rabbimiz. Tabi ne dedi, kovdukillah, kovdukillah. Ne bu? Ey kullarım, benim rızam için, rıza için birbirimizi sevin, beni sevenleri sevin.

Benim rızam için beni sevmeyenleri sevmeyin. İstediğiniz babam olsun. İtahat eden, hazır duydum, hepiniz sezenum, götürün, getirinme. Haşa, şimdi haşa inşâAllah. Sizi bağırtan dışarı. Allâh Aziz’i şans eylesin, seveme. Çünkü Rabbim, çoğunuz yoktur. Mahşer’de hadîs-i ufuştur. İki sefer kendi ismiyle seslenecek. Bir daha anlatayım size. Mahşer’in en şiddetli anında. O kadar şiddetli an ki o an onu tarif etmem mümkündür. Hz. Ayşe-i Sıddiqa Vâlidemiz diyor ki, Ya RasulAllah, bu mahşer nasıldır? Mahşerden bahsediyorsun ya, nasıl? Çünkü cah Ayşe, şeyde iyi düşün. Bir ana diyor. Dürzayla, keşayla, fatayla. Affedersiniz, menemen çocuğu kucağından atar mıydı? Aman Ya RasulAllah, atar mıydı? Şikayet seferi değil ki, iki şeyden dolayı atar.


2. Bölüm

Bir diyor, yırtılı canavar peşine düşer. O canavardan kurtarayım, yüce dönüyorum, kenarına koy. Canını kurtarmak için bırakıp. İkincisi düşman diyor, arkadan geliyor. Düşmanın eline geçmeyeyim. Namus’un paşalarkasını affedersiniz, özür dilerim. Namus’un ayaklar altında sürünmesin diye. Ondan dolayı çocuğu, insanı bırakıp kendi canını kurtarmak isterim. Mahşer diyor, bundan da şiddetlidir işte. Mahşer değildir, bundan da şiddetlidir. Güneş, iki mızrak boyu inecek. Biraz üç metre de düşmek. Buradaki helaletinden yetmiş derece daha fazla alacak. Fazla alınacak helaletin. Beyimler, şu çay suyunun kaynadığı gibi kaynayacak. Her kişi haberine göre tercih edecek. Kimisi topuğuna, kimisi dizdaban, kimisi beline kadar, kimisi boksuna kadar.

O ter de nasıl, şu dağlar patlıyorlar, namus sevgi ve ahyul ya, onu Mısır Cahili’de eylem yürüteceğini seyrederim. mahşer bu. Ama bunu inşâAllah zikrullah ehli görmeyecek. Samimi olarak bütün adalarıyla, buyurun aşkına, Lâkıya Fethi Lillâhü Vellâhu Muhammeden Resûlüllâh Allâhü Aleyhi ve Sellem. Hemen bu ağzınızdan nur tamamına aşağıya kadar yükselir, terbiye. Başı ve aşağı namizler arasında kelebet indi, arıp inipçisi gibi ininiyerek dönmeye. Zülcelal Hazretleri, ey terbiye derdim, ne diyor? Ya Rabbi, beni söyleyeni affetmedikten sonra ben durmam diyor. Bağışladım sana diye. Şu müjdeye bak. Elhamdülillah. Elhamdülillah. Rabbi bu müjdeye layın eylesin. Ama Lâ derken hiçbir sevdiğin yoktur. Hiç, hiç.

İsterse buna doğru olsun. Mahdurla, kârat, altın, gülüş olsun. Zelzaman küpübeler. Kalpli sevgisi olmayacak. Lâ yok. Ne yok? Hiçbir sevdiğin yoktur. İlla Allâh. bir bunu Zülcelal Hazretleri kalır, kalır bütün en ince göz, kan, damarlar ayıp bunu tasdik edecek. Kim ki böyle bir terbiye olursa, Cenab-ı Zülcelal Hazretleri bağırır. Yetmiş tane bağırır, kalbimizde bilir. Vay bu kalpte. Hangi sevgi var? En âlim-i şan, on sekiz gün âlemi yarattım. On sekiz gün âleme sığmam. Ancak mümin kulumun kalbine sığar. Hangi kalbe? Allâh adı müşşânın sevgisinden, Habibi’nin sevgisinden, İslam sevgisinden, Kur’ân sevgisinden, ibadet sevgisinden, tevhid sevgisinden başlar bir sevgi olmayan kalbine sarılır. Tabi cümlemizi, o halde yaşama erisi değiliz.

Buyur kardeş. Bismillah. Şu makamdan yazılır. Allâh’ın cümlemizden razı olsun. Ben âdetini bilmiyorum. Hacı Usta da gelmemiştir onun için. Ben bunu tüketmemiştim. Ne yapayım? Ya ben bu salar sultanı cevap vermem. Ahir yaratmış. Bu neymiş? Halikat üzerine soracağınız varsa, şeriatı gönderip de sorarsınız. Bu ne? Memleketin üstü var. Halikat tamir olayını herhangi. Yalnız ben bu soruyu soruyorum. Ben biliyorum, yiyemezsem mahkub edeyim demem. O zaman ayırmamız lazım. Zabdimin rahmetinin nihayeti yoktur. okuyan için bir kenara var. Değil mi? Bir tarafta bitiyor. Zabdimin rahmetinin kenarı yoktur. Sayısı yoktur. İlmini de sayısı yoktur. Zabdimin şu kadar yüya değil mi diye bir şey bir sayı yoktur.

Çünkü Cenab-ı Zülcelal Hazretleri de Ancak derbisidir. Onun için insan bildiğini, okuduğunu, işittiğini, öndüğünü, Zabdimin kalbine bildiği ilhamı anlayacak. Evet, Hacı Mustafa. Yürüsüldüm, size emir veriyorum. Kısa kısa soracağım, Allâh bizi soruyor. Yağmur itibarı, Allâh beni affeylesin. Allâh beni affeylesin. mağsubiyelenmiş. Mahşut tarikatına mahşut eyleyse bir kere koynumuzu dükkân uyuyoruz, bir kere biz de mülaifet değiliz. Üzülürken, Allâh ondan da bizim reema hızlıyız. Her kişi kendi inancına göre Rabbimin cennette camalarını izleyecek. Kendi inancına göre. Mesela bir kişi misal olarak on rakam inanıyor, on rakam izleyecek. O bir kişi yüz rakam misal olarak. Bu da öyle. Her kişi sevgisi kendi inancına göre.

O biri diyor ki, Ya Rabbi, Sen olmasaydın bunun çabağına, uçağına olmazdı. Vel vâlâ kulli şeyin kadir. Sen her şeye kadirsin, diyor. O biri de diyor ki, Hacı Mustafa gelmeseydi benim için yapılmadı. E, bunda da bildiğim gibi benimle senin arana diyoruz. Vasıta koyma. Ya ne demesi yalnız. Ya Rabbi, Sen Hacı Mustafa’yı gönderdin. Benim işim oldu. bu. Demek ki sevgide kendi inancına göre. Ne kadar da çok seversen, cennette Cenâb-ı Hak’ın camalarını ödeyersin. Ya da eğer Rahut’a da tefekkürde durursan, burada 5 saattir, tefekkürde durursan 5 saattir. 1 saattir al, yarım saattir al yarım saat. Cennetin de en bilmekli anı, şimdi burada inşâAllah, Rabbimiz izniyle Rabbimiz zikredecek. Ayrında sanırız, inanırız.

Şu andan bir an yok. orada da, Cenab-ı Zülcelal Hazretlerinin camalarını, camalarını izlemeden sevgili bir andadır. Onun en bilmeklisi bile cennetin, Rabbinin camalığıdır. Rabbin cümlemiz anısı bile sınır. Cümlemiz anısı bile sınır. Âmîn. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. bismillahirrahmanirrahim Ya Rahman, Ya Rahim, Ya Allâh Ya Malikü, Ya Kudüs, Ya Allâh Ya Hannan, Ya Mannan, Ya Allâh Ya Diyan, Ya Burhan, Ya Allâh Ya Sultan, Ya Subhan, Ya Allâh Ya Dettar, Ya Gaffar, Ya Allâh Allâhumme salli ala Seyyidinâ Muhammed Nebi’n mir ve ala Habibi ve sabibi ve sellim Allâhumme salli ala Seyyidinâ Muhammed Nebi’n mir ve ala Habibi ve sabibi ve sellim Allâhumme salli ala Seyyidinâ Muhammed Nebi’n mir ve ala Habibi ve sabibi ve sellim Lâ ilâhe illâllah Habul Hakk’a Allahü Zümüşşan ve Rızası Celle ve Aleyhi Fatiha.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Tevhîd, Muhabbet, Rızâ. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı