Mesnevi Şerhi konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Mesnevi Şerhi hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız. bu hayalinde mal vardı büyük vardı yücelik büyüklük vardı azra’yı zazara ise evet diyordu git olduğunu bulursun bu hayal bu iyiye doğruya güzel yasa ve o kimseyi iyiye doğruya doğru götürür ya hayır ise ve o kimseyi hayra doğru götürür ben kur’ana sünnete bu farklılıklara güzelliklere ise ve o kimseyi oraya doğru götürür ve o hayal o kimse hep ümit ettirir en iyi hayal kuranlar ümit kapısında dururlar ve bu yolun başındayken muhteşem bir şeydir ve o kim sahaf olacağını ümit eder o kimse allah’a dost olacağını ümit de da hayırlı rızık ümit eder hayırlı eş ümit eder hayırlı çocuk ümit eden hayal kurar en iyi güzel doğru şeyler hayal kurduğun müddetçe ve o hayal onu iyiliğe sevk eder bu hayal vardır çok kötüdür bu ekşidir bu hayal vardır kokar o leştir çok az az ile ortaklıktır da o kimse kötü hayal eder o kimse yanlışı hayal eder da o kimse doğru olmayan hayal eder bu ve onu da oh oh ayar şeytanın kapısına götürür ve o ümid etmeyen ve o hop gönüllü hot benlik likör gözü sağır dudak sağır kulaklı kötü dudaklı olur ben onu hayali ya yanlışlıkla doğru götür bu su he he hayalini i tutar bir sufi hayalini güzel tutan bir sufi hayalini derin tutar bir sufi hayalini geniş tutar 3’ü mi dede bu koşar o hayalin peşine bu mücadele eder çalışır o hayaller iyi olacaktır çünkü mutlu yarınlar onu bekliyordur iyi olacaktır mutlu insanlar onu bekliyordur iyi olacaktır çöller yeşerecek yeşeren çöllerde meyve ağaçları bitecek ve gelecek nesil om eyvallah allah meyve alınıp yiyecektir allah subhan allah derken bu onun ümidine ümit eklenir cennette onun adına bir meyve dikilmiştir ve bu muhbir sadık’tan bunu duymuştur iemed eder o çünkü hayali iyidir bu hayali iyi ve güzel olanlar bu hayali kötülüklerden arınmış olanlar iyiye doğruya ve güzele doğru koşarlar ve mutlu olurlar bu hayalinizi mutluluğun üzerine kurarsanız bu mutluluğu yakalarsınız hayalinizi iyiliğin üzerine kurarsanız iyi yakari yakalarsınız hayalinizi tatlılığın üzerine kurarsanız tatlı yakalarsınız hayal edersiniz şöyle bir camii yaptırayım cami yaptırma mısınızdır daha hayalimizde sevap verir sizin hayal edersiniz bursa’da kapalı spor salonu’nda değil bu stadyumda allah’ın zikredildiği günler hayal edersiniz allah hayalinizi verirsin bu ve stadyumda zikrettiğimiz görürsünüz bu hayal edersiniz muhteşem bir sufi programı hayal edersiniz herkes bölük bölük islam’a giriyor hayal edersiniz her yerde gül bahçeleri açmış hayal edersiniz her yerde sünnete resulullah gürül gürül yaşanıyor hayal edersiniz aramızda hz peygamber dolaşıyor bu hayal ederseniz aramızda hz ali radıyallahu an dolaşıyor hayal edersiniz her semazenin başında hz Mevlânâ ayrı bir sema ediyor hayal edersiniz bütün semazenler toplanmış ve oski semazenler o yeni çocuksu semazenlerin üzerinde sema ediyorlar yollarının açıldığını görüyorlar ve diyorlar ki ya rabbi ama bunlar terkedilmiş yolumuzu yeniden leşine vay ediyorlar bu hayal edersiniz dersiniz ki bütün mevlevihaneler açılsın ya biz oraya hizmet edelim bizden sonrakiler orada rahat etsinler ama biz öylesine bir yol açalım zorlu bir çekelim kur’an ve sünnete dayalı tasavvufun ana ilkelerine dayalı öyle bir mevlevilik öyle bir sufinin koyalım ortaya ki hayal ya arkadan gelenler ona sahip çıkıp düzeltsinler ortalığı ve yine sema hanelerde huhu sesleri yükselsin yine sema hanelerde her çarkta allah sesleri yükselsin yine insanlar allah’ı sevmeyi öğrensinler yine insanlar resûlullah sallallahü ve sellem hazretlerine aşık olmayı öğrensinler yine insanlar birbirlerine muhabbet etmeyi birbirlerine sevgiyle yaklaşmayı öğrensinler yine insanlar kendi aralarında kardeşliği tesis etsinler yemen’deki canımız da olsun bu öylesine bir kardeşlik tesis edelim hayal bu ya ya o kardeşliğimiz öylesine olsun ki menfaatsiz garazsız ön fikirsiz art niyetsiz pise billah bir kardeşlik hani allah beyan etmiş ya onlar akrabada değillerdir birbirleriyle alışverişleri menfaatleri de yoktur ama allah için birbirlerini severler ve allah için toplanırlar ve toplandıklarını da allah için allah’ı zikredip doğrular işte onlar var ya onlar mahşerde hiçbir gölgenin bulunmadığı bir anda allah’ın gölgesi altında gölgelenecekler hayal bu ve o hayale doğru koşmak hiçbir gölgenin bulunduğu ya bulunmadığı bir yerde allah’ın gölgesinde olmak o ne o bölgede t peygamberlerin gıpta ile bakacağı murdan elbiseler giymiş zatlardan olmak da biz peygamber yetişemedik ben sana yetişemedik ya resulallah ah insana yetişemedik mu sana yetişemedik yarabbi ama biz ibrahim’e ismail’e yakup’a yusuf’a yetişemedik biz yusuf’un güzelliğine bakıp hayranım hayran onu seyre demedik biz musa’yı ser edemedik turda bulunamadı ama biz yusuf’la kuyuda bulunamadı qbeez yakup gibi gözlerimizi kör edince kadar sevemedik var ama hayal ettik ümid ettik biz bunu açar zamanda bu karanlık ahir zamanın diliminde fisebilillah ah allah için birbirlerini seven cemaat olmayı hedefledik bu kimsenin gözünün tüm senin cebinde olmadığı parasında olmadığı malında mülkünde olmadığı eşinde çocuğunda çoğunda olmadığı karısında olmadığını herkesin birbirinin eşine kardeşçesine baktığı birbirinin çocuğuna kardeşçesine baktığı birbirine kardeş olarak baktığı bir dilim ekmeği paylaştığı bir lirayı bölüştüler bu ve birbirine ön fikirsiz kardeşim deyip sarıldığını hayal allah herkesin birbirinin eline cebine attığı zamanda senin kimsenin cebine elini atmam allah herkesin birbirinin malını mülkünü araştırıp bu onun hakkında dedikodu yaparken senin hiçbir şeyi araştırmama kardeşim deme ve maddi-manevi hiçbir menfaat beklemeden kardeşim demer hayal bu ve bütün insanlığın birbirine kardeş olduğunu hz peygamberin ey ey in insanlar hepiniz adem’in çocuklarısınız kardeş olun ya nida sını kulaklarında duyup ve bütün insanlığı yok kardeş edilmek hayal işte böyle hayaller bunun gibi hayaller allah bizim önümüze bir hayal koyar ben öyle derim ya allah’ın hayali derim bunu allah’ın hayali olur mu benimki cahil cesine olsun cahil cesareti olur ya allah’ın hayali derim ben bütün insanlar islam olmuşlar ve kardeşler bu kimsenin kanını zulmen akıtılması ı bu kimsenin inancından imanından dolayı öldürülmedi ve kimyasal silahlara boğulmadığı atom bombalarının altında öldürülmediği acımasızca mermilerin altında kadın kız çoluk çocuk yaşlı ihtiyar dönmeden kat edilmediği bir dünya ya allah’ın hayali bu insanların yeryüzünde fitne çıkarmadığı fesada boğulmadığı oluk oluk kanının akıtılması ı bir dünya ya bu hayalin peşine düşmek biz bunu allah’ın insanların üzerinde hayal ettiğimi düşünüyorum allah aşağı hayal etmez belki de bizim için hayaleti bunun üzerine siz benim dangoloz duruma bırakın bu sözümü beyin kiyar gene bir yerlerden konuştu hayal ya bu insanların arasında sevgiyle hükmedildi sevginin hakim kılındığı muhabbetin hakim kılındığı ve insanların birbirlerine fütursuzca bir sevgiyle yaklaştı yapmacıklıktan uzak menfaatten uzak ön fikirden uzağa mı uzak bunun bıyıkları böyle bu şudur bunun sakallı böyle bu ucudur bu baksana sakallı şöyle at bunu bunun saçı baksana farklı at bunu ya bu ne biçim gömlek giymiş at bunu ya bu şalvarlı değil böyle müslüman mı olur at bunu ya bu sarıklı dolaşmıyor böyle mümin mi olur at bunu vay gençlerin sakalları neden senin saçları neden uzun at onu vay sen oradan geç yeni gelen selam veren saçları neden uzun at onu bunların konuşulmadı bu insanların suretlerin den dolayı yargılanmadı suretlerin den dolayı içilmedi suretlerin den dolayı ayrıştırılma dıı hayal ya mı böyle bir kardeşlik tesis etmek o evde işyerinde sokakta taka kardeşlik tesis etmek ona kardeşim demek ya kardeşim diyebilmek o ne onu kardeşçesine sevebilmek onu kardeşçesine bağrına basmak konu kardeş sesine onunla yaşama kardeş sesini onun hayat sürmek kardeşçesine son nefese kadar kardeşim var benim diyebilmek bu ve son nefes ten sonra benim kardeşlerin vardı değil dünyaya dönebilmek ee ne yapıyorsunuz dünyada kardeşlerim sizi burada bekliyorum diyebilmek bu ve kardeşliğimizi sakın ha bozmadan buraya gelin ama sakın ha kardeşliğimize bir leke getirmeden buraya geleyim ama ben yine o kardeşlik çatısının altında sizi bekliyor olacağım çünkü bu muhammed mustafa kardeşim dedi bu onun o kardeşim sözüne mahsar olabilecek bir hayat kurgulamak onun kardeşi olabilmek ya onun kardeşi o benim kardeşlerim sonra gelecek ama sizler değilsin sizler ashab-ı mısınız arkadaşlarım mısınız var ama kardeşlerim ahir zamanda gelecek sizlerden sonra gelecekler onlar kur’an’ın yaşanmadığı sünnete resulullah’ın terk edildi bu dinin islam’ın yere baktığı bu öyle bir zamanda gelecekler ki ama onlar yeniden kardeşliği tesis edecekler yine kardeşlik kuracaklara onlar yine parasız ivazsız hesapsız kitapsız bir tursuz birbirlerinin kollarına girecekler onlar aralığında güven tesis edecekler onlar aralarında inanç tesire tesis edecekler onlar birbirlerini itmeye cekler onlar birbirlerinin gıybetini etmeyecekler birbirlerinin kanlarını dökmüş ekler birbirlerini aldatmayacak lar birbirlerini kandırmaya caklar birbirlerine kötü sözler söyleyecekler birbirlerine yanlış kelimeler kullanmayacaklar birbirlerine eleştiri bombardımanına altında tutmayacaklar evet birbirlerine ellerinde bir avuç samimiyetleri olacak ve herkes samimiyetten uzak yaşarken onun elinde bir avuç samimiyetin olacak elinde samimiyetiyle gelenler mı elinde samimiyetinden başka bir şey olmayanlar ve samimiyetini sunan ma ihlas’ın ısınana işte peygamberin kardeşleri biz bunu tesis etmek hayal ya bu ve bu hayal ya var ya resulallah var bunun için mücadele ettik ama biz bu avucumuzda bir avuç kardeşlik getirdik bu avucumuzda bir avuç samimiyet ama biz birbirlerimizi ticaret için sevmedik biz birbirlerimizi menfaat için sevmedik biz birbirimizin eşlerine dilimizi uzatma lık gözümüzü uzatma dık biz biz bir lerimizin çocuklarına yanlış gözle bakmadık kendi çocuğumuz gibi baktık birbirlerimizi mallarına canlarına kanlarına namuslarını şereflerin e dilimizi elimizi gözümüzü uzat madık ama biz tarde şişesine bölüştük kardeşçesine paylaştık kardeşçesine verdik ve saflarımızı bu noktada sımsıkı tuttuk hayal ya bu hayali olmalı insanın bu ve doğru hayalleri olmalı iyi hayaller olmalı güzel hayaller olmalı tatlı hayalleri olmalı ve o vahşetin içerisinden kendisini o hayal dünyasını adı vermeli ben okan deryasının içerisinden kendini hayal dünyasını atı vermeli o o ben her türlü karanlık dehşetinin içinden kendini o hayale atı vermedi hayal ya işte o kuyumcuda iyi hayaller kurma dıbı dünya hayali kurdum dedi ki mal var makam var mevki var o maaş olmak var ne hoş bu azrail dedi ki koş ya sen canını vermeye koşuyorsun bu hayalinizi iyi tutun güzel tut ve o garip kişi yoldan gelince hekim onu aldı padişahın huzuruna götürdü o kadar az mamunun başucunda yanıp yakılsın diye izzetle yıkama padişahlar padişahın huzuruna götürdüler onu sonra da hekime büyük padişah dedi o hala ilk cihazı bu efendi’ye ver bu padişahın aşık oldu sevdiği o kadına bu adama verdi oy verdi hala ikaz buna kavuşup iyileşsin o çünkü kadın o kuyumcuya aşık ve o gönül yarasına tutulmuştu gönül derdi vardı ve hiç bir dert gönülderdi gibi değil mi bir insanın kalbini ince sızlatır ya hani derya şarkıda aklımda fikrimde hep sen varsın bu gönül yarasıdır aklında fikrinde hep oh vardır bu gönül yarısıdır akşamın olduğu yerde bekle diyorsun gelmiyorsun ve yine akşamın olduğu yerde bekle gönül yarasıdır bugün gelmeyeceğini bilse de bekler bu gece olur dün gece mehtaba baktım seni sandım be bugün yine gece oğlu yine mehtabı bekle bu gönül sızısı hiçbir sızıya benzemez o her baktığını o zanneder koşar olsun dar bakar ki o değilmiş ama yine ümit eder yine koşa yine o zanneder yine bakar ki in o değilmiş yanıldım yeter artık yoruldum demez gönül sızısıdır insanın içerisinden ilmek ilmek canından alır götürür sanki o orada bir sızı vardır her daim inler her daim kanar hiç bir merhem yoktur hiçbir dikiş yoktur o dikecek birleştirecek hiçbir iğne iplik yoktur o damla’yı o sızıntıyı dindirecek hiçbir merhem yoktur gönül sızısıdır adı ne kadar güzel koymuşlar her sızı geçer o geçmez her yarayan kana dinero dinmez e herkese sabah olur ona olmaz herkese söz verilir yerine getirdiği onun olma bu gönül sızısı bekletir ümit ettirir kapıda durdurur hep o sızıyla yaşar o en güldü zamanda dahi sızının acısını çeker veren neşeli anı içindeki sızının en kabardığı andır çünkü öylesine kabarmıştır ki o gönül sızısı ona mutluluk verir çünkü sızı onun içindir o çünkü yara onun içindir herkes yarasını tedavi etmek ister o yarısını daha da değişmek ister herkes sızısını dindirmek için bin bir tane ilaç cicero sızısını artsın ve ilacı keser işte dedi ki bu ha layık cihazı ona be bu halayı kazım sızısı geçsin ve bu kadının derdi bitsin ve bu istediğine kavuşsun çok seven sevdiğinden vuslat bulsun seven sevdiğine kavuşunca gönlü rahatlar sızısı biter allah sevdiğinize kavuştunuz da siz ınız biterse sevdiğinize kavuştunuz da yaranız biter o bir kadın sevmiş siniz dir ona kavuştunuz nasılsınız ın bittiğini görürsünüz bir erkek sevmiş siniz dir ona sarıldığınızda sızın bittiğini düşünürsünüz biter ne işiniz bitmiştir artık sonra da döner ben bu adamı mı sevmiştim dersini daha sonra döner ben bu kadını mı sevmiştim dersiniz o öyledir hatta bir müddet sonra nereden sevdim bu zalim kadını ı bana zehretti hayatın tadını sormayın söyleyemem asla adını bana zehretti hayatın tadını da da şiirler yazarsınız o nereden sevdim ki seni dersin seni gördüğüm güne lanet ediyorum ya ben ne günah işledim de seninle karşılaştım ya ben seni nereden sevmişim ya bu nasıl sevdim ki ben seni allah beni kahve seydi de seni sevmeseydim bir insan o öyledir bir işte hekim dedi ki eğer padişah ah hekim mesele âşina bu peki meselenin başına gözüne vakıf bu hekim meselenin evvelini ahirini vakıf o dedi ki hey padişahlar padişahı ah bu senin sevdiğin halayık az var ya her gün gözünün önünde yudum yudum eriyen sararım solan nwe senin de onun sarılı solmasını gördüğünden dolayı her gün üzüldün her gün kahroldum ülkeye hekimler getirip hekimlerin hepsini de ilaçlar de ne tip onu iyileştirmek için uğraştığın o camından fazla sevdin oha layık az var ya bu kadın var ya hep o dedi ki bunu sen bu kadının sevdiğine ver ve o padişahlar padişahı hekimin sözüne mu tipi hekime inanmış hani demişlerdi ya o rüyamda bir piri fani göreceksin işte o piri fani bizim bizdendir bizim dostumuzdur bizim hekimimiz dirona tabi ol ona inan ona iman et onun sözünü dinle ya hani padişah pencerenin ucunda durmuştu ya bu pencerenin ucunda uzaktan ben serap misali bu geliyordu bir ay yüzlü ya işte o hikmet abi olmuştu onu verdi hala ikaz buna kavuşup iyileşsin bununla buluşma suyu ateşi söndürsün padişah o ay yüzlü ona bağışladı bu bağışlayanlar padişahtır bu ay yüzleri feda eden padişahtır bu bağışlarsınız bağışlarsınız padişah olursunuz affedenler tasadduk edenler padişahtır tasadduk eden padişahın ahlakıyla ahlaklanmak mıştır bağışlayın padişahın sünnetiyle sünnet vermiştir o sultanımın sünnetidir o ya allah’ın sünnetidir onu sünnetlerini yerine getirenler padişah olurlar ve padişah o canı gibi gördüğü canı gibi sevdiği halayık cazı oo hekimin sözüne baktı bağış değil verdi birbirleriyle konuşup görüşmek isteyen o ikisini birbirine çiftler ettigi dedi ki al bir kahla kendine bunu o senin olsun bir duyum birbirinize ve bu bu hat gönüllülerin anlayacağı bir şey değildir ve bu karanlık gönüllülerin anlayacağı bir şey değildir bu azazilin hakim olduğu gönüllerin anlayacağı bir şey değildir bu asla mağfiret de bağışlanma ayla yorulmuş gönüllerin anlayacağı bir şeydir altı ay murad alıp murat verdiler o kız da iyice iyileşti ne o kız dedi ki sevdiğime kavuştum ben ben canıma can katan a kavuştum tenimi renklendiren e kavuşturalım tenime bir dokunuşuyla sanki binbir ferahlık veren adı kavuştum bir bakışıyla yüreğimi yaralayana kavuştum bir dokunuşuyla ciğerimi dökene kavuştum bir dokunuşuyla beni bulutların üzerinde dolaştıran a kavuştum canın rahat ettiği iyileşti seven sevdiğini görünce iyileşir seven sevdiğini görünce maraz ların atarsa seven sevdiğini görünce dertlerinden geçer seven sevdiğini görünce sıkıntısı aklına gelmez atar sıkıntısını sevenin derdidir sevdiği aşığın derdidir maaşı qq1 saçının telini görse bütün hastalıklara şifa olur da bir gözünün kemanını görse bütün dertlerin bittiğini görür bir ona uzaktan bir nefes verse ister sıcak olsun ister soğuk ona bin bir nefes kapağı ıah aşık bir nefese muhtaçtır aşık bir dokunuşa muhtaçtır aşık bir kelime muhtaçtır aşık bir harfin noktasına muhtaçtır ondan gelsin bir harf gelsin kızsın yeter ki isterse azar lasın isterse yerden yere vursun maaşı kursun istersek olsun açsın kapıyı koydum seni desin ne büyük müjde bu ne büyük mutluluk ne desin ki seni affetmedim ne büyük mutluluk desin ki seni istemiyorum ne büyük mutluluk desin ki sen ne yapmak lazım yine kapama mutluluk içerden seslense yine mi sen geldiğinde sen git istemiyorum desen ne büyük mutluluk aşık için maaşı kullan bir harf duymak ne büyük mutluluk saçının bir telini gösterse telimiz zerresini göstersene büyük mutluluk bir bakış fırlat sana uzaklardan gelsene ne büyük mutluluk hep büyük mutluluk ben aşığım derdi maşuk ben ona kavuşma uzak hayat ama ondan bir şey görmek ne büyük mutluluk işte baktı kadıncağız sevdiğini gördüklerine can katanım gördü bu ruhuna genişlik vereni gördü bedenine tatlılık diline damağına tat vereni buldu altay iyileşti serpildi semirdi aşık maaşına kavuştu de bundan sonra hekim kuyumcuya bir şerbet hazırladı geçirdi kuyumcu o kızın önünde erimeye başladı bu hastalık yüzünden kuyumcunun güzelliği kalmayınca o kızın canı doğunun derdinden kurtuldu sana aşık olanlar o görüntüyü aşık olanlar gösteriş aşık olanlar arabasını aşık olanlar evine aşık olanlar güzelliğine vücuduna aşık olanlar göğsüne dudağına kaşlarının tema’nın aşık olanlar bu aşkı mecazi ye kapılarla sebep gidince hiçbir şey kalmaz bu dudak gidince diş tek bir kadını sevmez olur erkekler burda dudak gidince diş tek bir adamı sevmez kadınlar bi görüntüye ve tane mecaza aşık olanlar o mecaz sebebi bitince aşkları biter ve ve kuyumcu çirkinleşir kötü bir hale gelince yüzü sararır solunca kızın gönlü de yavaş yavaş soğuduğun dan dan hani kadın demiş ya herif senin bir gözün körmüş her gün fileyle gelirmiş ya demiş ki ya bir gün film siz gelince herif senin bir gözün körmüş demiş ya hani insanların eline bakarlar ya adam eve gelir yemek hazır mı değil mi yemek hazır değil sene kötü kadınsınız abi yemek daha yapmıyorsun oysa yıllardır yemek yapar kadın bir gün gelmez aklına ne güzel bir yemek hazırlamışsın muhteşem bir sofra hazırlamış ımm bu ey sevgilim ne kadar tatlıydı yaptığın yemek şey demez ama sevgilim aşkım canım bu bir soğanda getirsen razıyım sana kıraç söylüyor şarkılarda da iki gönül bir olunca samanlık seyran olurmuş o gir samanlığa da göreyim seni bu bir tahtanın üstünde otur bakayım mı ben gittim kenar mahallede oturacağım de bakalım ne diyecek iki gönül bir olunca samanlık seyran mı oluyor yoksa hüsran mı oluyor görüntüye aşık olanlar hemen aşık olanlar hakikati görmeyenler iyiliği güzelliği doğuruyor iyi ahlaklı görmeyenler ama onlar o görüntü kayboluncaya o mecal geçince aşkları biter ona bir sefer tadını alınca aşkı bitter onun bir öper aşkı bitter bir cinsel ilişkiye girer aşkı biter çünkü sebeptir oo sebepler oluyor yönlendirmiştir kadının göğsü erkeği yönlendirmiştir arkasından çekmiştir onu o güzel bir kadını seviyordur güzel göğüsleri sevdiğim için arkasından gitmiştir güzel göğüsler kaybolunca adamla kaybolur sebep onu taşımıştır kadın güzel arabalı bir erkek istiyordur güzel araba ortadan gidince sevgide kalkan oldu evden sebeplere yönelmiştir insanların büyük bir çoğunluğunu sebepler yönlendirir bugün bayanlar az bir şey sohbet etmiştim ve yağmur yağınca şemsiye alır ya yanına şemsiyesiz hiç kimse yağmura çıkmaz sebepler onu götürür bugün kar yağdı arabayı çıkarmayacak niçin kar yağdı çünkü sebepler onu arabaya dışarı çıkarmasını engelledi arabayı çıktın vurdun o cevdet arabayı ben falan diğer de vurdum onu göze almaz sebep kar yağdı trafiğe çıkma istanbullar öyle diyordu efendim kar yağıyor mu ne yapacaksınız bu cuma geldiniz ha geleceğim istanbul’da çok kar yağacakmış iyi yağsın yolda kalır mı siz bilirsiniz ama zorluk çekmeyin diye söyledik ben zorlu çekeceğim siz toplanın bir kişi de olsanız olsanız geleceğim ben bu öyle ya amerikalılar gibi olduk yarın kar yağacak hiç kimse çıkmıyor sebep bizi idare ediyor yönlendiriyor bizi televizyonda spiker söylüyor yarın şu saatler arasında 45 derece sıcaklık olacak saat 11 ile 4.00 arasında işte kalp rahatsızlığı olan şeker hastalığı olan tansiyon ilacı olan çocuklar yaşlılar ihtiyarlar kadınlar çıkmasınlar sokaklar bomboş bir sebep yönlendirdi bütün herkesi ben çıkıyorum beynim kaynasın diyen yok yok çık ana deli bu ulan deli sensin bi laf söyledi kaldın evde bu a a bu karda çıkar mı camdan uzanıyor lar hacı nereye gidiyorsun ne işin var işe gideceğim diyorsun kar yağmış ya bu namazgahta dik mı oynatıyorsun biz hiç gidiyor e devlet ben çıkıyorum ağabeyciğim haberin olsun ha selam bugün dedim cevdet çıkıyorum haberin olsun yani dükkandan bir yere gitme vuracağım çünkü ben bir yere ama ben çıkacağım bu çıktım vurdum evet açtım vurdum cevdet dedim sen neredesin dedi falanca yazdım dedim evini yerimi aldım altında karları aşağıya geliyor bu yol açıldı çok gezen eski kaldınmı hayır sen gittin ya a car seni yönlendirmesinin sen karı yönlendir ve yağmur seni yönlendirir misin dolu seni yönlendirmesinin sıcak seni yönlendirmesinin televizyonda kahve var senin yönlendirmesinin moda seni yönlendirmesine o reklam seni yönlendirmesine o reklamlar yönetiyorlar sizi o kadınlara bir örtü modası çıkıyor hira herkes aynı ortadan bu 3-4 yıl önce her taraf patlıcan tarlası gibi mor kadınların başı bu bir bakıyorum borno her taraf ama bir bakıyorsun no sallama dolama kocaman örtü bellerine kadar herkese aynı ve bu kış kreasyon ne olacak biliyor musunuz ne olacak çoğu giyeceksiniz herkesin sırtında çok ben dün bakmıyorsunuz evet amerikan bezinden bir pantolon yaptılar bundan 20-30 yıl önce amerikan bezinden pantolon giyiyordu millet bildiğiniz patika pamuk pamuk bu denizli işi düz tezgahta vur allah vur bana yapalım herkes hülya ondan geldi keşke olsa sağlıklı ne yok bu birisi donunu giydiriyor kalçasından aşağı kadar herkes kalçadan aşağı donunu değiştiriyor adamlar bile kalçada adamın pantolonu eyliyor kabak gibi bu vurdum yine namazda görünüyor ben dedim abiciğim görünüyor bu haram erkek erkeğe daha o erkek erkeğe de erkeğin normalde diz kafayla göbek gelin arası haram erkek erkeğe de ara iyi kardeşim sen bana top onu gösterme o senin pop onu seyretmekten noktasında değil harama geydi yaparken o hür o herkes tarkan olacak oğlum tarkan amerika’da bir yerlerde görülmüş bak sen de orada mısın çocuk kalıyor onun neden uyudun mu bana oğlum tarkan uyuyacak insan mı da tam onun gibi yaşayamazsın onun bir ayakkabısı vardı viking gibi vikinglerin gemisi gibi onun uğrunda bir bakıyorum adam boyu 1.60 adamın çocuğun ayakkabı 45 santime kendinden önce ayakkabı video burnunda mübarek çocuk neden ama yönlendiriliyor birisi geri donu birisi tıraşını öyle yaptı şimdi beni tanıyanlar baka olan bursa’ya geldiğinden beri yirmi yıldan beri adamın kafası aynı ve kenarları 3 numara yukarısı 4 numara traş çok basit ilhan şurada bir de tıraş ediyor beni ayna yok tarak yok makası çıtçıtı doldu tıraşa selamünaleyküm aleykümselam bu yirmi yıldan beri aynı kimisi kafasını dikkatli kimisi kenardan kazıttı kimisi krizlerde ve hepside döndü dolaştı şekilden şekile girdi benimki şekle girmedi aynı şekilde devam ediyor bu yönetime yönlendirme sebeple sebeplere göre yaşıyor bu sebeplere göre o herkes hava sıcak ince giyiniyoruz biz hava sıcak kalın giyin yok bu kalın geldi birisi buraya zaten takılma mesele girse ya milletvekili ya valiya bürokrat ya bir şey diyeceğiz bu normal adam demeyeceğiz ve hava şartlarına düşünmeyi verin ya hani sıcak klima açıyorsun açma perla ben dün akşam ısıttım içersin terliyorum iftarda ne kadar güzel bu durum uğra bu klima bak ha hepsi olacak değil mi bir de ısıtayım dedim vücudu bu south ne kadar dedim kaynasın biraz bu yönlendirmeyle sevdi bu sebeplerle sevdi bu sebeplerle sebepler onu o tarafa götürdü annesi dedi ki evladım şöyle güzel kız böyle kız bizim ailemize yakışır iyi tamam yok ya ben sarı saçlı istiyordum ama bu siyah saçlı mış ya bana mı göz istiyordum ama bu kara gözlü gümüş yaban şöyle istiyordum ama böyle böyle istiyordum ama böyle aa bunu alalım bak daha ne istiyorsun ha tamam alalım bitti yeni adam bu adam yenildi o dükkandan örnek verdim bugün aynı neyi vereyim şimdi birisi bir şey olacak örgü diyor ki almama neden senin mutfağın rengini uymaz ama çok güzel geri şimdi yanındaki kadın tamam mı o uyumaz dedim ya sana bu şuna o kızcağız aldığını bu yenildi indir club o belli vakti ne yaptı dedim ki hiçbir zaman sevdiğine kavuşacaksın o gözleri doldu hemen o pırıl pırıl hocam gibi tomurcuk oldu kavuşamadım zaten ve bitti bu sebepler yönetimi onu bu annesi babası yönettiği onu sülale yönetti onu bu havanın sıcaklığı yönettiği onu havanın soğukluğu yönetti onu televizyonda bir haber yönetti onu ve dini simli geçti yönetti onu o filanca yardan bir haber duydu yönetti onu twitter’dan bir haber geldi yönetti onu bu yönetti bu farkında değilsiniz yönetiyorlar bizi bu yönlendiriyorlar bizi ama biz oturup idrak edip tefekkür edip kendimiz olamıyoruz da kendimiz değiliz ve kuru fasulye böyle indir böyle yiyeceksin kuru fasulye bu nasıl yenir kuru ve fırının yanında pilav yener ve kuru fasulye yanında patlıcan musakka yenmez ve kuru fasulyenin anda patlıcan musakka yiyecek olan ve daha ne iş bu köftenin yanında patlıcan musakka son değil mi ama biz yedik ve afiyetle çok mutlu olduk yedik ne var mı yiyen elini kaldırsın ama hiç kimse yemedi değil mi bu kendiniz değilsiniz bu alıştığı alışılagelmiş bir şekilde hayatınızı yaşıyorsunuz ama alışılagelmiş bir hayat yaşıyorsunuz bu köftenin yanında salata yenir şira içilir doğru evet devam edin ve kuru fasulye yanında pilav yenir çocuk yeni devam edin de aynı şey bu insanlar böylece yönlendirip yönetilirler sebeplere bağlı yaşarlar sebepler onu yönlendirir çok yağmur yağıyor siz yağmura çıkmazsanız ıslanayım demezsiniz mı elinde şemsiye sucuk gibi ıslanan bir kız eve giderse annesi babası bütün herkes feryat figan eden aklın yok senin neden niçin şemsiyeyi açmadın o senin yağmurda ıslanma özgürlüğün da yoktur ya sen yağmurda göğsünü grgr böyle oh ne kadar güzel ıslanıyor musun ya ya deli deli ne yapıyorsun yağmur damlalarının arasından geçeceğim de uğraşıyorum dedim bu merhaba vakti ne bakıyorsun öyle hani tek kim ne olacak diye yürüyorum ben yağmurda ne dedin nasıl oluyor sen geçemezsin dedim bu nasıl dedi ıslanırsın sende ama sen de ıslanmışsın dedi senin gözün kör dedim ya hacı abi dalga mı geçiyorsun kırık mısın abi sen kendine aynada görüyor dedim ama asla namaz sınız ama siz bir derede yıkanıp yosun kokamaz sınız ama siz bir derenin kenarında oturup o kendi kendinizi cinlerle muhabbet edemezsiniz yapamazsınız sen hiç yosun korktunuz mu sen hiç yosun kokusunu biliyor musunuz bu kurbağalarla beraber suyun içerisinde duran var mı elini kaldırsın bir iki üç kişi 45 mecburiyetten değil severek daha oh oh bak yalnız değilmişim bu kırıklar var elhamdülillah ve tersine yaşamak değil bu burada sebeplerin sizi yönetmesi kendinizi yönetmen ve kendinizi yönetmenin işte sebeplerin yön etmediği insanlar bu enteresandır onların kıymetini bilin köftenin yanında patlıcan musakkası yeğenin kıymetini bilin mi evet bu müthiş bir şey evet şimdi usta karşıdaki ayhan’la şimdi herkes geliyor değil mi ne yiyecek iskender kebap yiyecek da aynı stil öyle değil mi bu sormuyorlar bile yoğurtlu mu yoğurtsuz mu değil mi usta var mı soran hiç yok demiş sonra hiç herkes cır kes kombiden üstüne yanı yoğurdunu koy üzerine tereyağını kızdır bak herkes aynısını yiyor o herkes aynısını yiyor hiç mutfak bu mutfak ya oğlum 1000 kişide kaç yıllık ustası mustafa o tatda toe tuz 5 senelik 35 seneden beri senden kaç kişi pidesiz sadece kebap istemiştir hasta mı hasta olmadığı halde bitti bu yemeğimiz giysimiz bu ayakkabımızı eve aldığımız sebze meyve bu kıyafetlerimiz eşyalarımız her şeyimiz yönlendirmenin sonucu ama birileri yönlendiriyor bizi ama bu tarikat oluyor ama bu şeyh efendi oluyor ama bu hava durumu oluyor ama bu siyasetçiler oluyor ama bu bürokrat oluyor ama bu devlet oluyor ama bu hükümet oluyor ama bu moda oluyor ama bu bizim havamız hevesimiz oluyor o ne bu bir renk yüzünden meydana gelen aşklar aşık değildir sonunda ayıp olur gider bu bir rengi aşık olduğunda renk gidince senin ona aşkım biter bu neye benzer hani böyle çok güzel renkli bir gömlek aç almışsınızdır rengi sonuncu onu atarsınız yok atmaz mısınız evet ya hani çok sevdiğiniz o gömleği dövmeyi değil siz rengini sevmiştin iz rengi gidince sevgimiz bitti rengi olan sevdalar böyledir hani görüntüyü bu ay ne kadar güzel mavisi çok hoşunuza gitti he evde hanımefendi biraz çamaşır suyunu kaçırdı rengi açıldı bir de kızdınız bunu rengi açılmış biz bunu neden renklilerin yıkanacağı deterjanla yıkamadın ha bir de renkliler için deterjan çıkardılar ya o renklerin deterjanı ile yıka bu niçin elde yıkıyorsun çamaşır makinesi var at bu içine mi elde yıkama yayınca a elleri bozuldu bu pantolonlarınızı gömleklerini zelde yıkanmıyor değil mi ben size diyorlar bulaşık çamaşır makinesinde yıkanan neden çünkü üç dört sefer çamaşır makinesini yıkandı mı kı rengi ve evsa bozulacak seni bir daha canız ya hele işbilmez bir kadın triko kazanda attığımı çamaşır makinesini çıkacak düdük gibi onu bu ferhat dal amin ya keşke tamamıyla ayıp olsaydı da başına bir kötülük gelmeseydi ırmak kesilen gözlerinden kanlar aktı yüzü canına düşman kesildi tavus kuşunun da düşmanı ayaklarıdır nice padişah vardır ki gücü kuvveti öldürmüştür onu bu deyip burdan devam edeceğiz tavus kuşunun için ayaklarına düşman bu bir padişahın gücü kuvveti nasıl ona düşman müthiş şu arkası haftaya bu 209 dan hatırlatın unutkanlık var ya ben de o yüzden hakkınızı helal edin bizden yana da helal olsun el-fatiha mısır al.
Kaynak
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.
İlgili Sohbetler
Daha fazla bilgi için Tasavvuf sayfasını inceleyebilirsiniz.