Dergah Sohbetleri Serisi

347. Dergah Sohbeti — Yol ve Yolcu, Zahir-Batın Meselesi, Sevgi ve Cömertlik

Cömertlik: Yol mu Önemli, Yürümek mi? Kur’an ve Sünnet Yoludur

Yol mu önemli, yürümek mi? Yol da önemli, yürümek de önemli. Yol olmuş, yürüyen olmuş. Hiç yürünmemiş bir yer yol değildir. Daha önceden birilerinin yürüdüğü için orası yol olmuştur. Birisi yeniden yol açmaya çalışırsa bu sıkıntılıdır. Allah’ın adetullahında yolsuzluk yoktur. Yolsuz kimse sapıktır, Allah muhafaza eylesin.

Bazen insanlar yola ehemmiyet vermişler yürüyenlere değil, bazen de yürüyenlere ehemmiyet vermişler yola değil. İkisi de tehlikelidir. Yolun ehemmiyetini, kutsiyetini terk edip insanı kutsallaştırıp sapıklık aramışlardır. O yüzden yol yolcu kadar kutsaldır, yolcu da yol kadar kutsaldır. İkisini de bir noktada tutmak, bir merkezde tutmak maharettir, istikamettir.

Kur’an ve Sünnet yoldur. Kur’an ve Sünnet yolunda gidenler kıymetlidir, çünkü yol kıymetlidir. Tasavvuf yoldur; o yolda gidenler yoldan dolayı kıymetlenirler. Yol olmazsa onların hiçbir kıymeti olmaz, hayvandan bir farkı kalmaz. İnsanı insan eden gittiği yoldur; insanı şeytan eden de gittiği yoldur.

Yol Korunmalıdır

Yolun istikameti Kur’an ve Sünnet olduğu müddetçe bir sıkıntı yoktur. O yolda gidenler Kur’an ve Sünnet’ten dolayı kıymet görürler. Yol korunmalı, yol muhafaza edilmelidir. Yol korunduğu ve muhafaza edildiği müddetçe yolcular da korunup muhafaza edileceklerdir. Ama yol korunmuyorsa, orada yolcuların helake uğrama ihtimali büyüktür.


Zahir-Batın Ayrımının Tehlikeleri

Tasavvufun bu noktadaki çizgisi, Kur’an ve Sünnet’in içerisinde süzülmüş takva dairesidir. Eğer tasavvuf dediğimiz yol Kur’an ve Sünnet’in içerisinde süzülüp gelmediyse, o zaman İslam tasavvufu değildir, Muhammedi tasavvuf değildir.

Kur’an-ı Kerim’de müteşabih ayetler vardır. Zahir-batın olarak ayrışma hicri 300’lerde, 400’lerde, 500’lerde başlar. Bu ayrışma, İslam’ın topraklarını genişletip değişik inanç ve felsefelerle karşılaştığı zamanlara denk gelir. İlk Sufilerde zahir-batın ayrılımı yoktur.

Siz Fatiha’ya yedi değil, on yedi mana verebilirsiniz. Fatiha-i Şerife hep orada duracaktır. Kıyamete kadar değil, kıyametten sonra da cennette dahi Fatiha-i Şerife’nin üzerinde ayrı ayrı manalar, ayrı ayrı zevk ve tatlar alacaksınız. Kur’an sadece bu dünyaya ait değildir.

Zahir-Batın Ayrımının Yol Açtığı Sapıklıklar

Zahir-batın diye ayrıştırmanın neticesi, 700-800 yıllarına gelindiğinde bir grup insan şöyle demiştir: “Siz zahirde oruç tutuyorsunuz, biz batında oruçluyuz. Batın orucu yalan söylememek, gıybet etmemek…” Bu noktaya getiriyor insanı. “Muhammed size işin zahirini öğretti, siz işin batınına vakıf değilsiniz” demeye kadar gidiyor.

Sahabe namazı zahir-batınla ayırmıyordu. Namazı içiyle dışıyla, abdestiyle bir bütün olarak alıyordu. “Namaz müminin miracıdır” hadis-i şerifini zahir-batınla ayırmadan yaşıyordu. Sahabeler öylesine namaz kılıyorlardı ki, namazdayken ameliyat oluyorlardı, dağlanıyorlardı. “Batına bakarız biz” deyip de abdestsiz namaza durmuyorlardı. “Gönül namazı kılıyoruz” deyip rükuyu, secdeyi yok etmiyorlardı.

Tehlikelidir bu ayrım. Yol içiyle dışıyla bölünmezdir. Kur’an ve Sünnet içiyle dışıyla bölünmezdir. Tıpkı ceviz gibi: Cevizin içini muhafaza eden dışındaki kalın kabuktur. Kabuk olmazsa cevizin içi muhafaza olmaz. Kabuğu değersiz görürseniz cevizi değersiz görürsünüz.


Hz. Adem ve Şeytan: Hatayı Kendinde Görmek

Hz. Adem Aleyhisselam da hata etti, şeytan da hata etti. Şeytan dedi ki: “Bu hata benden değildir, sen beni böyle yarattın, sen bunu takdir ettin.” Hz. Adem ise dedi ki: “Bu hata benimdir, bana aittir. Nefsime zulmettim, beni affet.” Ayrım oldu. Yol ayrıldı.

Hatayı, kusuru kendinden görmeyenler şeytanın yolundadır. Hatayı kusuru kendinden görüp “beni affet” deyince Allah da onlara lütfetti. “Benim içimden, benden değil, hatayı Ahmet’ten, Mehmet’ten” dediğin anda kendi nefsini temize çıkarmış olursun. Ama “benden, benden” dediğin anda Hz. Adem’in yoluna girmiş olursun.


Doğum Kontrolü ve Evlilik Meselesi

Doğum Kontrolünün Fıkhi Boyutu

Bayanların doğum kontrolü için spiral takmaları, hap kullanmaları hakkında: Hanefiler bunu caiz görmüşlerdir. Bunu açık açık konuşmak gerekirse, sahabeler gelip Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri’ne azl yaptıklarını söylerler. Cariyelerine karşı azl yapışlarını söylüyorlar ve Hz. Peygamber sus buyurmuştur.

Ama nikahlı, hür bir kadının kocasından, kadının müsaadesiyle azl yapılır. Çünkü meni kadının hakkıdır. Erkeğin kendi hakkı değildir. Erkekler bunu kendi hakları olarak yapıyorlar ama erkeğin hakkı değildir. Eğer kadın müsaade ediyorsa erkek bunu yapabilir. Doğum kontrolünde hanefiler içtihat etmişlerdir; gebelik öncesi doğum kontrolü yapmak caiz görülmüştür.

Çoğalma Tavsiyesi ve Genç Yaşta Evlilik

“Evleniniz, çoğalınız. Ben mahşerde ümmetimin çokluğuyla övüneceğim” hadis-i şerifini kendimize düstur edinmeliyiz. Çocuklarınızı genç yaşta evlendirmeye özen gösterin. Anneler, babalar, evlenecek olan çocuklarınızı maddi meselelere boğmayın. Eşyayla, parayla, gösterişe boğmayın.

Arabanız iki model, üç model düşük olsun; eviniz beş metrekare, on metrekare düşük olsun. İki üç tane daireniz olmasını bırakın, çocuklarınızı evlendirin. Çocuklarınız maddi noktada destek olabileceği kadar destek olsun. Çocuklarınızı etrafınızda tutmaya gayret edin. Küçük küçük aileler kurmaya gayret edin. Ailelerinizi dağıtmamaya gayret edin.

Çocuk cıvıltısı sizi mutsuz etmesin. Çocuk sesinden rahatsız olanlar, gönüllerinde merhamet ve sevgi bulunmayan insanlardır. Rızık endişesini taşımayın. Allah kaptır, sayandır, her şeyi verir. Kuyudan ne kadar su çekersen o kadar kuyuya su gelir.


Sevmek, Cesaret ve Cömertlik İlişkisi

Sevmekten Korkmak

Bir araştırmada yüzde sekseni evlilikte aşka bir yer olmadığını söylemiş. Bu aslında Türkiye toplumunun yüzde sekseninin sevgiyi büyüttüğünü, aşıklığı büyüttüğünü gösteriyor. Sevmekten bir kimse korkar; severse kendisi olmaz çünkü. Sevmek kendinden vazgeçmektir. Hiç kimse kendinden kolay kolay vazgeçmez.

Ne için insanlar gerçekten sevmeyi koşmaya çalışmazlar? Ne için bir erkek, eşini sevmekten imtina eder? Ne için bir kadın, kocasından bahsederken “sevgilim” diyemez? Hz. Aişe Validemiz, Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri’nden bahsederken “Sevgilim Muhammed” diyor. Gönüllerimiz ne kadar katılaşmış, ne kadar betonlaşmış?

Sevgi, Cömertlik ve Cesaret Birlikteliği

İslam’da yükseltilmiş iki haslet vardır; ikisi de C ile başlar: Cömertlik ve cesaret. Cömertlik ve cesaret cihadı getirir. Cömertliğin sonunda infak ehli olmak lazım, cesaretin sonunda cihad ehli olmak lazım. Cömertliğin karşısında cimrilik vardır; batırır insanı.

Sevemeyen, korkaklığından ve cimriliğinden sevemez. Çünkü sevmek vermektir, infak etmektir, cömertliktir. Sevmek cesarettir, korkusuzca yürümektir. Gecenin karanlığında sevdiğini hayal etmektir, herkesin terk ettiğinde senin durmandır.

Tövbe Suresi’nde Cenab-ı Hak münafıklardan bahsederken yaptıkları iki şey vardır: Bir, cimrilik; iki, cihada gitmemek. Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri onlarla selamı kestirdi. Çünkü Allah cimrileri hiç sevmez. Cennetin kapısı önce cömertlere açılmıştır.

Cömert olursa canını verir, cihad eder. Cömert olmazsa cihad edemez. Cömert olması için sevmesi gerekiyor. Severse cömert olur, severse canını verir. Sevmezse ne cömert olur ne canını verir. O yüzden sevmek dinin tam merkezidir.

Seversem Herkes Gibi Olmam

Seversen herkes gibi olmazsın. Herkes gibi olursan herkes olursun. Seversen özel olursun. “Kim farzları yerine getirirse, nafilelerle Allah’a yaklaşır; Allah’ı severse Allah da onu sever.” Farzları yerine getirirse, nafilelerle yaklaşırsa, severse özel olur. Severse tadından yenmez.

Sevmek mangal yürekliliktir, kocamanlıktır, cesarettir, cömertliktir. Sevemeyenler, korkak olacaklar, batacaklar. Sevemeyen korkaklığından ve cimriliğinden sevemez. Sevmezse ottan samandan farkı yoktur.


Zikrullah Halakası: Cennet Bahçesi

“Ey ashabım, siz dünyadayken cennet bahçelerine uğrayın.” “Ya Resulallah, dünyada cennet bahçesi var mı? Neresidir?” “Allah’ın zikredildiği meclisler.” “Ey ashabım, cennet bahçelerine uğradığınızda meyvelerinden yiyiniz.” “Ya Resulallah, dünyadayken cennet meyvesi var mı?” “Zikrullah halakasına oturduğunuzda zikretmenizdir.”

Kim zikrullah halakasına oturur da zikreder ise cennet bahçesinde oturmuş demektir, dünyadayken. Cemaatle zikreden o esnada dünyadan yiyip içmiyor. Cemaatle zikreden o esnada dünyada değildir. Bir rivayette birisi görmüş ki her zikrullah halakası kurulacağında gökten melekler büyük bir telaş içerisinde nurdan bir kubbe getirirler, zikrullah yapılan yeri o kubbenin içerisine alırlarmış. İçerideki nurdur; yedikleri, içtikleri, söyledikleri, yaptıkları nur oluyormuş.

Kıymet bilmek lazım, nankörlükten sakınmak lazım. Devamlı o hale layık olmak için gayret göstermek lazım. Sakın Allah’ı zikir halakasından ayrılmayın, sakın Allah’ı zikretmekten ayrılmayın, sakın zikredenlerden ayrılmayın.


Hadis-i Kudsi: Nefsini Bilen Rabbini Bilir

“Nefsini bilen Rabbini bilir” hadis-i kudsisi böyle başlar. Devam eder: “Kim beni aramak isterse bulur. Kim beni bulursa beni tanır. Kim beni tanırsa beni sever. Kim beni severse ona aşık olur. Ona aşık olana Allah da aşık olur. Allah aşık olursa onu öldürür. Onu öldürürse diyeti Allah’a düşer. Onun diyeti de Allah.” Muhyiddin Arabi Hazretleri bu meseleyi Fütuhat-ı Mekkiyye’de anlatır.

Muhyiddin Arabi’nin meşhur çoban ve çiçek hikayesi: Çoban çiçeği şeyhi bilir, önünde oturur, her gün zikreder. Çiçek kurur, rüzgar onu götürür. Çoban hızla çiçeğin arkasına düşer. Rüzgar kurumuş çiçeği Muhyiddin Arabi’nin Şam’daki dergahının kapısına götürür. Arabi içeri giren o çobana bakar: “Gel, sen bugüne kadar çiçeğe mi bağlandığını zannettin?” Önemli olan bağlanmaktır, aramaktır, bir yola ait olma niyetidir.


Hal Nedir? Rüya ve Zikrullahta Görülen Haller

Hal nedir? Cömertlik de haldir, sevmek de haldir, aşıklık da haldir. Gıybet etmek de haldir, sevgisizlik de haldir. Şeytani olan da hal görür, rahmani olan da hal görür. Hal noktasında yetmiş bin türlü hal vardır. Her birinin içerisinde ayrı katmanlar vardır. Bunu ancak yaşayanlar bilir.

Rüya, peygamberliğin kırk altı cüzünden bir cüzdür. Salih insanlar salih rüyalar görürler. Mübeşşirattan olan rüyalar müjdecidir ahir zamanda. Ümmetin yolunu açar, ümmetin tereddütlerini kaldırır. Zikrullahta görülen haller de rüyanın bir çeşididir. Salih insanlar salih rüyalar, salih haller görürler. Biz bu manada reddiyetçilerden değiliz.


Kaynakça

  • Kur’an-ı Kerim, Âl-i İmrân Suresi (3:7) — Muhkem ve müteşabih ayetler meselesi
  • Kur’an-ı Kerim, Tövbe Suresi (9:81-82) — Cihaddan geri kalanlar, cimrilik ve korkaklık
  • Kur’an-ı Kerim, Bakara Suresi (2:37) — Hz. Adem’in tövbesi: “Nefsimize zulmettik, bizi affet”
  • Kur’an-ı Kerim, A’raf Suresi (7:12-16) — Şeytanın hatayı Allah’a yüklemesi
  • Kur’an-ı Kerim, Hicr Suresi (15:39-40) — “Senin ihlaslı kullarını saptıramam” ayeti
  • Hadis-i Kudsi — “Nefsini bilen Rabbini bilir. Kim beni ararsa bulur, bulan tanır, tanıyan sever, seven aşık olur” (Muhyiddin Arabi, Fütuhat-ı Mekkiyye)
  • Sahih-i Müslim, Kitabu’z-Zikr — “Dünyada cennet bahçelerine uğrayın: Allah’ın zikredildiği meclisler” hadisi
  • Sünen-i Tirmizi, Kitabu’n-Nikah — “Evleniniz, çoğalınız. Ben mahşerde ümmetimin çokluğuyla övüneceğim” hadisi
  • Sahih-i Buhari, Kitabu’n-Nikah — Azl (coitus interruptus) hakkında sahabe rivayetleri ve Hz. Peygamber’in sükut buyurması
  • Sahih-i Buhari, Kitabu’r-Rikak — “Nafile ibadetlerle bana yaklaşır, onu severim” hadis-i kudsisi
  • Sahih-i Müslim, Kitabu’l-İman — Rüya peygamberliğin kırk altı cüzünden bir cüzdür hadisi
  • Sahih-i Buhari, Kitabu’s-Salat — “Namaz müminin miracıdır” hadisi
  • Muhyiddin İbn Arabi (ö. 638/1240), Fütuhat-ı Mekkiyye — Çoban ve çiçek hikayesi, hadis-i kudsinin şerhi
  • Mevlana Celaleddin Rumi, Mesnevi — Hz. Adem ve Şeytan’ın hata karşısındaki tutumları
  • İmam Gazali, İhyâu Ulûmi’d-Din — Zahir-batın meselesinin tarihi seyri ve Sufi perspektif
  • Hanefi Fıkhı — Doğum kontrolü (azl) hakkında içtihat ve fetva geleneği

Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri

Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi