Mesnevi Şerhi

325. Mesnevi Şerhi (2279. Beyitten)

Mesnevi Şerhi (2279. Beyitten) konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Mesnevi Şerhi (2279. Beyitten) hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız.


>> Ecm. Mesnevi Kur’an ve sünnet tefsiridir. Tabii ben aynı zamanda da Mesneviyi bir hayat tefsiri olarak da görüyorum. Tabii Mesneviyi okuyup incelemeyenler, bu konuda bir fikir sahibi olmayanlar Mesneviye kendilerince iftira atarlar. Ama biz işte 2280 beyte geldik. Şu ana kadar gerçekten böyle meviye karşı gün geçtikçe benim hayranlığım daha da artıyor eee bu topluma gerçekten doğru bir şekilde anlatılması, doğru bir şekilde okunması gerektiğine inanıyorum. Evet. Malum bu bölüm toplumun önüne geçen sahte önderlerle alakalı şeyhler, alimler, bürokratlar, siyasetçiler bunlarla alakalıydı. Geçen hafta son beyit oydu. Gelin de ihsan kereminin sofrasından kimse mani olmaksızın yeyin demektir. Yani bu toplum önderleri ile alakalı söylüyor. Bunlar normalde tabiri caizse eee sahte önderleri tarif ediyor bize. Onlar da onun başında toplanırlar.

Nimet ve ihsan istedikçe yalancı şey yarın der. Fakat bir türlü o yarın gelip çatmaz. Bu yalancı önderler, siyasetçiler, bürokratlar, şeyhler, alimler etrafında insanları toplarlar. Gelin bir ihsan sofrası var. Bu ihsan sofrasından siz de yiyin derler. Ama insanlar toplanırlar. Hani o ihsan sofrasında yemek istediklerinde onlara yarın derler. Buradaki ihsan sofrasından kasıt zahiri çorba, yemek içmek değil. İhsan sofrasından kasıt manevi hikmetler. Hani biz peygamberlere kitapların yanında bir de hikmet verdik der.

O manevi sofra deyince o kimsede manevi hikmetler olması gerekiyor. Ama dervişler, müritler normalde eee bir kimsenin bakıyorlar. Hele bu zamanda şimdi yani süsü güzelse o kimsenin biraz da böyle konuşması düzgünse etrafına insanları topluyorlar. E bizim insanımız da dinin hakikatinden uzak. Kur’an ve sünneti öğrenmekten ve öğrenmemiş.

Bundan da uzak. Bu sefer kim bir sarıklı görürse, cübbeli görürse, biraz da sarığı, cübbesi afilliyse o gelin dediğinde onun etrafında toplanıyorlar. Ve o dervişler saf. Eee, kendilerince benim yıllar önce bir tabirim vardı. Bu tabirim şu. Bir kimse susuz. Çölde susuz kalmış. Susuz kalan bir kimsenin önüne su diye bulanık bir su koymuşlar. Ama o kimse susuzluğundan dolayı o bulanık suyu temiz su gibi içmiş. veyahut da bizim eee Bayındır’da biz böyle bizim orada baharına derler.

Biz Pamuk çapasına gidiyorduk yazın. Pamuk çapasına gidince işte orada bir su var. Tulum basıyor. O su böyle yavan yavan sanki mazotluymuş gibi, benzinliymiş gibi su yok ya. Veyahut da o suyun sahibi daha uzakta bir su var. oraya gitmesin hani vakit eee kaybolmasın diye o sudan içiriyor.

Şimdi örnekliyorum. Bursa’nın suyunu düşünün. İşte bitti su. Çeşmelerden akan su her türlü hastalığa açık. Arıtılmıyor da. Siz şimdi çeşmelerden o suyu içerseniz normalde başka bir tatlı bir su bilmiyorsanız o suyu temiz su olarak içersiniz. Ondan sonra da hastalıklara düçar olursunuz. Bu sefer hastanelerde enfeksiyondan yatacak yatak kalmaz. Bunlar böyle komplike şeyler. İşte normalde eee o müritler de bir kalabalık var orada. O kalabalığa doğru koşarlar. O kimse sahih diye etrafına toplanırlar.

Ondan sonra o e kalabalıkları toplayan kimse de kibirlenir. Neden? ehil değil. Çünkü ehil olmuş olsa kibirlenmeyecek. Kibirlenince de normalde onlardan insanlar siyasetçiyse örneğin siyasetçiden rahat yaşama talep ederler. Yani şu enflasyonu durdur, şu faiz belasından kurtar, şu fuhuş belasından kurtar, şu uyuşturucu belasından kurtar. O kimse sahih bir siyasetçi değil.

Hep yarın Gelecek hayal satar. Aynı şey mesela eee bu o kimse bir mürşit değildir, bir şeyh değildir. Ona gider bir rüya anlatırsın. Bize tecelli gelince sana rüyanın tevilini yaparız der. Ona bir soru sorarsın. Gayet normal din öğreneceksin. Çünkü o böyle biraz durur yapar. Bu sana yeter der. Böyle mi yaptı diyorum ben. Evet diyor. Ne yaptı? Neyi ne etti senin diyorum ben. Bakıyor hani o cezbe diyor bana geçmemiş midir diyor.

Saf adam yani şeyhin bir yapmasıyla cezbenin ona geçeceğini o dini sorunun da onun kalbine geleceğine inanıyor. Bunlar benim yaşadığım örnekler. Dinlediklerim hikaye değil. Şimdi o kimse de ne diyor? Ondan yarın diyor. Oysa onun elinde bir şey yok. Hani kelim merhem olsa kendi başına sürermiş. Aslında o mürşidim diyenin mürşide ihtiyacı var.

Ben şeyhim diyenin şeyhe bir mürşid-i kamile ihtiyacı var. Ben siyasetçiyim diye ortaya çıkanın siyasetçiye ihtiyacı var. Aslında hepsinin de bir doğruluğa ihtiyacı var. Yani bir kimse de bürokraside de aynı. Benim buraya genel müdür olmam lazım diyor. Torpilini buluyor, her şeyini buluyor. Bir bakıyorsun adam genel müdür oluyor oradan veyahut da bir şeyde bir makam sahibi oluyor. Oysa teşkilatı bilmiyor, işi bilmiyor, oradaki yöntemi bilmiyor. Hiçbir şey bilmiyor. Ama o bir torpil buldu.

Siyasetçilerden, bürokrattan, oradan buradan bir baktın adam genel müdür oldu. Yarın öbür gün bakan yardımcısı olacak, müsteşar olacak. Önemli değil. Ama ehliyetli mi değil mi? O sorgulanmıyor. Öyle olunca bu kimselerin hepsi de ne yapıyorlar? Hep böyle vaat veriyorlar. Yani ondan bir şey istediğinde gelecekte hani Araplar gibi bade sonra yani sen diyorsun bu iş araba diyorsun ki yani bu iş ne olacak?

Bade hani bade sabah sabahtan sonra akşamdan sonra tekrar gidiyorsun hani işte pasaportlar elinde gidiyorsun. diyor ki akşamdan ne o? Eee, gece gelin diyor. Gece gidiyorsun sabah gelin diyor. Sabah gidiyorsun gece gelin diyor. Yani aynı şey bürokraside de var ya sadece Araplarda yok bu. Yani gidiyorsun bütün evrakların tamam alıyor evraklarını. Evraklarını aldım. Sonra gel diyor. Sonra ne zaman? Ben şimdi soruyorum. Sonra ne zaman diyorum. Bakıyor şimdi bana.

Nasıl yan diyorum. Bas be. Sonra dedin ne zaman? Bir saat sonra mı, 2 saat sonra mı, 3 saat sonra mı, 3 gün sonra mı, 10 gün sonra mı, 30 gün sonra mı, 3 ay sonra mı, ne zaman diyorum. Sen çok soru soruyorsun hacı dedi bana. He ben öyleyim dedim.

Çok soru soruyorum ben dedim. Baktı evraklardan he Mustafa Özbağ sensin demek dedi. He benim dedim. Sonra dedim ya dedi yine kinayesini söylüyor. Ben de söyledim ya dedim sonra ne zaman? Bunlar işinde ehliyetli olmayanlar. oturmuş oraya ya. Vatan aslında o işini dost yapmıyorsa 650 bir memur vatan aynıdır. Başka bir şey değil. Hırsızdır Neden saatinden çalıyor? Şimdi dost doğru yapmıyor. Allah muhafaza eylesin. >> O yüzden bunların yarınları gelmez.

Bunların sonraları gelmez. Bir bürokrat, ehil değil. Sonrası gelmez onun. Siyasetçi sonrası bitmez onun. Ben 64 yaşındayım. 14 yaşında siyasetle tanıştığımı düşün. 50 yıldan beri bu ülke düzelecek. Her gelen diyor ki sabredim 3 ay sonra hiçbir şeyiniz kalmayacak. 90 gün diyordu Süleyman Baba takılın peşime dedi. 6 sefer gitti, 7 sefer geldi.

En sona adam cumhurbaşkanı da oldu bu ülkede. Ama hep sonrayla geldi. Bütün herkes sonra. Bak hala daha dinlersiniz siz. Enflasyon ne zaman düşecek? Bu sene içinde düşecek değil mi? Sonra. E şim böyle bir partiye laf söylemek değil. Benim parti ne ki benim için? Ama bu bunların hepsi de sahte önder. Bu şeyhi, alimi, cemaat lideri, siyasetçi, bürokrat. Bunlar işinin ehli değil. Liyakat ehli değil bunlar. Sonra diyorsa liyakat ehli değil.

Yarın diyorsa liyakat ehli değil. E normalde bir de bunlar olacağına dair de hadis-i şerifler var. Yani sahte alimlerin çıkacağına dair sahte ümmetin önüne gelip böyle hani eski tabii hadislerde hani kral hükümdar veyahut da işte Hakan adına ne derseniz deyin bunların çıkacağına dair hep hadisler var ahir zamanla alakalı.

O yüzden normalde ümmetinin yalancı deccallar çıkacağına dair, yalancı alimler çıkacağına dair, yalancı siyasetçiler çıkacağına dair, yalancı din ehliyim deyip çıkacağına dair, hatta yalancı şeyhlerin çıkacağına dair de hadisler var. E bunlar beni hani şaşırtıyor mu? Hayır, şaşırtmıyor. Allah bizi affetsin. O yüzden normalde eee bunlar hatta hadis-i şerifte öyle diyor ya. Bunlar öyle sözler söyleyecek ki diyor siz diyor bunları ne babanızdan ne atalarınızdan dinlememiş olacaksınız. Yani bunlar öyle sözler söyleyecekler.

Yani senin atan böyle bir laf söylemedi. O söyleyecek dinde olmayan şeyleri söyleyecekler. O güne kadar dinde duyulmamış bir şey söyleyecekler. Çünkü ancak kalabalıklar böyle ikna olacak. Yani size birisi ayet hadis anlatınca canınız sıkılıyor. Sizin için söylemiyorum. Ya siz bir topluluğun önüne gidin. AT adıysa anlatın canları sıkılır.

Şimdi mahallelerde ders yapanlar, bayanlar, erkekler. Ben diyorum ki hadis okuyun orada. Örnek şimdi şikayet şu. Başka bir şey konuşmuyor musunuz? Hayır yok konuşmuyoruz. Bir tek hadis konuşuyoruz, ayet konuşuyoruz, fıkıh konuşuyoruz. Onu istemiyor. Bakın onu istemiyor. Müslüman, mümin, mümin, Müslüman ayet, hadis istemiyor. Hakikat istemiyor. Ona bu haram demeyeceksin ona. Bunun hakkında ayet var, hadis var demeyeceksin. Onun gönlüne hoş gelen bir şey söyleyeceksin. Allah muhafaza eylesin. Oysa Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bunlardan sakınmamızı söylüyor bize.

Başka bir hadis-i şerifte de gece karanlığı gibi öldürücü fitnelerden sakının. Sabah mümin olarak uyanan kişi akşama kafir olarak çıkar veya akşama mümin olarak çıkan kişi sabaha kafir olarak uyanır. Dünya arzusu için dinini satar. Asıl bu hadis-i şerifi buraya almamın sebebi son cümle.

Dünya arzusu için dinini satan. Bu kadar. Başka bir şey değil. Müslim’de geçiyor bu hadis-i şerif. O dünya arzusu için yani bu para olabilir, bu kadın olabilir, bu normalde makam olabilir. Dünya çünkü kadın, makam ve paradır. Haram olanlar. Kadın İslam’da haram değil, helal. Para İslam’da haram değil. Helal yoldan kazanırsan helal. Makam helal yoldan verildiyse helal. Ama yok o kimse yani illaki o makama oturacak. Ne makamı? Şeyhlik makamı oturacak oraya.

O o ben buraya layık mıyım değil miyim diye sormayacak. Onu 3 be kişi alkışacak. Onu oraya oturtturacak. O da ben şeyhim diye cartınacak. 3 be kişi alkışacak onu. Sen genel müdürlüğe layıksın diyecek. O da oturacak oraya. Önemli değil oraya layık olup olmadığı. Veyahut da o kimse benim gibi Elifi’i görse mertek zannedecek onu alim diye oturtturacaklar oraya.

Onu müftü diye oturtturacaklar. O müftü olmak için var gücüyle çalışıyor. Müftü olarak atanacak bir yere. Ona bir soru sorsan cevap veremeyecek. ona bir şey desen şu nedir desen cevap veremeyecek ama müftü yani haçta yaşadığımız bir şey şeyh efendiyle gittiğimizde iki tane müftü iki ü tane de şeyh var manevi olarak rüyayı ve hali inkar ediyorlar 92 yıl ikisi müftü diyanetle gelmişler İkisi mi, üçü mü ne? İki tanesi de şeyh. Bunların rüyayı ve hali inkar ediyorlarmış. Ben üstlerine gitmişim. Selamünaleyküm dedim. Otur Mustafa Efendi şöyle dedi. Oturdum ben. Nasıl geldin buraya dedi. Direkt Koca Arafat meydanı. Nasıl geldin buraya dedi. Efendim dedim. Çadırdakınlar dedim başladılar emekliliğine kaç yıl kaldı? Kaç oğlun var? Kaç kızın var? Onu everdin mi?

Bunu boşalttın mı? Benim ne işim var burada? Şeyhim Arafat’ta dedim. Dedim e dedi. Ben çadırdan dışarı çıktım. Ellerimi açtım dedim. Üç ihlas bir Fatiha okudum. Makamlara dedim bağışladım. Ya Rabbi beni şeyhimle buluştur dedim dedi. E dedi. Sonra çıktım dedim kalbime gelen yöne göre geldim dedi. Bir kimse tarif etti mi sana dedi. Herhangi bir kimse hayır efendim dedi. Nasıl geldin dedi. Kalbime gelen yönle geldim dedi. Şimdi geri dönsem bulabilir misin dedi. bulurum diyor. Öbür türlü öbür türlü bulamam efendim. Bazı yerlerde gözümü yumdum çünkü dedim hani sahih olsun diye dedim o zamanlar yeni dervişiz ya hani gözü açık rüya görmek daha başlamamış tam. Asıl rüya gözü açık görünendir. Onlara döndü. Onların kim olduğunu bilmiyorum. Duydunuz mu? dedi.

Onlar kaldılar. Şey efendi bir kelime dahi konuşmadı. Femennahu la ilahe illallah. La ilahe illallah. La ilahe illallah. Koparıyor şey efendi ortalığı. Ardından biz böyle 4 be 56 kişiyiz. Böyle Nevşehir’den var. Oradan buradan var. Bir cayırtıyı kopardı şey efendi. Cehiri yıkılıyor ortalık. Bunlar böyle kaldılar. Kaçamadılardı bir yere gidemedilerdi. Şimdi neyse muhabbetin o geri kalanını sonra anlatırız gene bir denk geldiğinde. İki tanesi müftü, üç tanesi şeyh. Rüyayı ve manevi halden rüyadan haberleri yok. İnkar ediyorlar. Böyle bir şey olmaz bu zamanda diyorlar. Çünkü bunlar o dünya fitnesinin içine düşmüşler. Dertleri dünya. Bir kimsenin derdi dünyaysa onun maneviyatla alakası yoktur. Bir şeyh para topluyorsa milletten istiyorsa maneviyatla alakası yoktur. Bir bürokrat ben şunu olacağım diye uğraşıyorsa maneviyatla alakası yoktur.

Bir siyasetçi yalan söylüyorsa maneviyatla alakası yoktur. Bir bürokrat yalan söylüyorsa maneviyatla alakası yoktur. Bir üstat, bir şeyh dervişlerden para topluyorsa, para istiyorsa, mal makam istiyorsa, maneviyatla alakası yoktur. Bir dergahta böyle bir insanlar makam bekliyorsa, makam istiyorsa orada o kimsenin maneviyatla işi yoktur. Bir kimse bir şeyhten şeyhlik icazeti istiyorsa o kimsenin maneviyatla işi Bakın maneviyatla işi yoktur. O kimse başka bir şeyin peşine düşmüş. Bir kimse kendine zakirlik istiyorsa, çavuşluk istiyorsa, nakiplik, mügabbalık, halifelik, su kabaklığı istiyorsa onun maneviyatı yoktur.

Direkt o kimse diyecek ki ben Allah rızası için Allah için dervişliğe geldim. Bitti. Bitti bu kadar. Adam dergaha gelip evlenmeyi düşünüyorsa, dergaha gelip işini düzeltmeyi düşünüyorsa, dergaha gelip çocuğunu evlendirmeyi düşünüyorsa, kızını evlendirmeyi düşünüyorsa veya kadın kendisi evlenirim diye düşünüyorsa, erkek ben buraya geleyim, burada evlenirim diye düşünüyorsa onun maneviyatı yoktur.

Dergahlar fi sebilillah Allah için gelinip gidilecek yerlerdir. Bir kimse üstada Allah için intisap eder, bağlanır. Başka bir şey için değil. Burada başka bir amaç maksat var ise oradan Allah rızasını kaldırır. Allah >> Ademoğlunun az çok sırrı meydana çıkabilmek için uzun zamanlar lazımdır. Ben hep derim ya ahirine bakın. Zaman en güzel ilaçtır derim. Zaman en güzel ilaçtır. Bir insanın iyiliği, kötülüğü, manevi olup olmaması, doğru olup olmaması zamanla alakalıdır.

Bir hareketin nereden kaynaklandığı, nereye gittiği, yönü ne, cephesi ne, gittiği yol ne? zamanla alakalıdır. Zaman onun ilacıdır. Şimdi o derviş uçuyordur. Hikmetlidir, keramet gösteriyordur. Zaman gösterir. Onun eğer uçması hakikatse, kerameti hakikatse zaman gösterir. Bir bakmışım 5 yıl sonra uçan adam başka yerlere uçmuş. Ya bu arkadaş uçuyordu diyorum ben fazla havalanmış.

O yüzden oksijene dayanamamış. Yön kaybolmuş. Zaman onun ilacıdır. Bir şeyhim diye çıkar o meydana. Zaten bir kimse ben şeyhim diye meydana çıktıysa uzak dur. Ondan uzak dur. Sebep o kimse normalde eski sufiler ben şeyhim ben dervişim ben nakibim ben mükabbayım ben zakirim bile demezlerdi. Bir kimse bunu diyerekten çıktıysa meydana uzak dur ondan. O yoluna çıkmış o. O dalgasında o uzakt ondan. Allah muhafaza eylesin. >> O yüzden o insanlar normalde insanın ne olup ne olmadığı seneler sonra belli oluyor. Bir sıkıntı çıktığında belli oluyor. Bir problem çıktığında belli oluyor. Bir baskı söz konusu olduğunda meydana belli oluyor. Bir bakıyorsun bir düdük çalıyor. Aa 5 10 kişi kalmışsın. E çok kalabalıktın. Kalabalıktan kimse kalmadı. Neden? Bir düdük geldi.

İş bitti. Bakın kalabalıktık biz. 28 Şubat’ta bir düdük Şeyh Efendinin yanında oturuyor. Ömredeyiz biz. Telefon açıyorlar. Efendim burada baskı var. Dersleri tatil edebilir miyiz? Edebilirsiniz diyor. Önce Nevşehir aradı, sonra Sivas aradı. Bakın fitne böyle dolanıyor. Ardından Tokat aradı. Aranın ardından şurası aradı. Burası aradı. Böyle ben içimden diyorum ki bizim Bursa’dan ne zaman arayacaklar? Bursa’dan da aradılar. Ben Şeyh Efendinin konuşmasından kimin aradığını biliyorum. Kapattı. Biri daha aradı Bursa’dan.

Aynı ekip onlar. Ben yanı başındayım. Şeyh efendinin döndü. Mustafa Efendi Bursa’da bir sıkıntı var mı? dedi. Hiçbir sıkıntı yok efendim dedi. Ne yapıyorsunuz dersleri? dedi. Gümbür gümbür yapıyoruz efendim dedi. Maşallah oğlum dedi. Bir sıkıntı yok yani dedi. Hiçbir sıkıntı yok efendim dedim. Sıkıntılı olanlar belli. Onlar gidecek zaten.

Gittiler de. Biz 28 Şubat’ta da kepengi kapatmadık. Devam ettik. Burada o arkadaşlar da zaten şu anda onların kepenkleri hiç kapanmadı. Bir şahsın kepenginin kapanması var. Bir de topluluğun kepengi kapatması var. Biz topluluk olarak kapatmadık. Şahıslar kendileri kapattılar. Telefon açtılar Şeyh Efendiye. Şeyh Efendinin bana söylediği efendim biz içeri girsek bizim çeklerimizi Mustafa abi mi ödeyecek? Bizim dükkanlarımızı Mustafa abi mi açacak? Birisi demiş ki, “Efendim, benim memuriyetim yanarsa benim evime Mustafa abim bakacak demiş.” “Doğru söylüyorsunuz, gitmeyebilirsiniz derslere” demiş. Gelmediler onlar da. Ben de bağırırım ya. Bir giden bir daha gider diye. Bir bırakan bir daha bırakır. Bir sıkıntı oldu. Bıraktı mı? Bir daha bırakır seni. Adam iflas etti. Kadın bıraktı mı seni? Bıraktı. Bir daha bırakır seni.

Kadın hastalandı. Adam bıraktı mı onu bıraktı. Bir daha bırakır o adam seni. Derviş üstadı bir sefer dinlemedi mi? Dinlemedi. Bir daha dinlemez seni. Onun not düşüyor oraya. Bir zakir seni dinlemedi mi? Dinlemedi mi? Not düş oraya. Bir daha dinlemez seni. Bu şeyi var hep. Mustafa böyle bir insan beğenmeyen dersini geri iade edecek gidecek. Biz kendimizi adam toplamaya çıkmadık meydana. Biz meydana da kendimiz çıkmadık zaten. Bizi ilgilendirmiyor. Bizi meydana süren düşünsün. Han diyor ya bu derdi veren düşünsün. Yani ne şimdi? Ama onlar normalde bu bu tip hani insanlar sırrı bazılarına malumdur ama insanlar bunu göremezler. Göremeyince o zaman içerisinde çıkacak. Hani ben bazen diyorum ya merak etmeyin ben öldüğümde kaç trilyon oluyor? 18 milyar trilyon muydu?

Mesnevi Şerhi (2279. Beyitten) Hakkında

Kaç? >> 17 trilyon. Arkamdan bu kadar para kalmayacak. Yok bu ümmetin parası mıydı, yok bu bilmem kimin parası mıydı? Böyle bir tartışma da olmayacak. Ama bu olacak. Zaman gösterecek bunu. Bir yolun hakikati zamanla çıkar meydana. Arkasında granfer mi var? Arkasında İngiliz kraliyet ailesi mi var? Arkasında C mi var? Mossat mı var? Arkasında önünde kim var? Zaman içerisinde çıkar o. Kim Kissinger’la Bursa’da görüştü? Zaman içerisinde çıkar. Zaman içerisinde görülür.

Kim? İngiliz kraliyetinin gizli valisi. Bunlar zaman içerisinde çıkar. Ah bir bakmışsın o gizli vali fırıları giymiş İngiltere’de. Görürsün bunu zaman içerisinde çıkar bu. Ondan sonra aldandık der insanlar. Haklı aldanır insanlar. İnsan aldanmaya müsaittir. Çünkü aldatmaya da aldanmaya da müsaittir insanoğlu. Sebep aldatanlar manevi değildir. Aldananların da manevi gözleri açık değildir.

Aldanan körlüğünden aldanır. Aldatan da haininden aldatır. Aldatan hainliğinden aldatır. Aldanan da körlüğünden aldanır. Kör çünkü. Allah bizi affetsin. >> Ankıbut ayet 10. İnsanların bir kısmı Allah’a iman ettikler fakat Allah yolunda eziyet görünce insanların yaptığı eziyeti Allah’ın azabı gibi kabul eder. Rabbinden müminlere bir zafer erişse yemin olsun ki münafıklar şüphesiz ki biz de sizinle beraberdik derler. Allah alemlerin sinesinde yatan her şeyi en iyi bilen değil midir? Onun sinesinde olanı Allah biliyor. Ama o insanlar o sıkıntılı zamanda derler ki aslında sizle beraber değildir ama o sizle beraberdik. Aslında o mücadelenin içinde değildir ama insanları aldatmak için o mücadelenin içindeymiş gibi gösterir. Ve zaman mümini ve münafığı ayırt eder. Zaman yolun içerisindeki sahih olanla sahte olanı ayırt eder.

Bu neyle ayırt olur? Sıkıntıyla ayırt olur. Sıkıntı olmadıkça bu ayırt olunmaz. Para olmadıkça bu ayırt edilmez. Makam olmadıkça bu ayırt edilmez. İnsanı ya parasızlık boyasını çıkarır ya da para onun boyasını çıkarır. Ya rahatlık onun boyasını çıkarır ya da sıkıntı onun boyasını çıkarır. Bir rahatlık gelir. A adam namazı bile bırakır. Ha rahatlık bozdu onu. Bir bakmışsın adam bir sıkıntı gelir. Sıkıntı gelince yolu da şeyhi de terk eder.

Bir sıkıntı gelir. Adam eşini de, evini de, her şeyini terk eder. Bu insanların yaşamış olduğu Cenabı Hakk’ın başına getirdiği imtihanlarla meydana çıkar. Allah muhafaza eylesin. >> Bir kimseyle yolculuk etmedikçe onun ahlakını tam bilemezsiniz. Kenzulumman hadis-i şerif. Bir kimseyle yol gitmezseniz onun normalde ahlakını bilemezsin. Buradaki yol zahiren baktığınızda normal yola çıkmak.

Buradan Ankara’ya gitmek. Bu da insanın yolda ne olduğunu anlar. Cimri mi o kimse? Ondan sonra geçimli mi, geçimsiz mi? Yolculukta çıkar. Allah rahmet eylesin. Şeyh Efendi der ki, “Yolculuk yapacaksın, ticaret yapacaksın, aynı kaptan yemek yiyeceksin.” Efendim? Yolculuğu anladım, ticareti anladım. Aynı kapı anlayamadım. Aynı kaptan yemek yemeği. Mustafa dedi. Aynı kaptan yemek yerken dedi birisi dedi etin güzel yanını dedi senin önüne koyuyorsa dedi o samimi insan dedi.

Yok böyle dedi tabağın içerisinde kaşığını çatalını dolaştıraraktan dedi etin iyi tarafını kendi yönüne getiriyor da yağlı tarafı veyahut da işte kemikli tarafını senin önüne getiriyorsa dedi. dedim. Ölçüye bak içimden. Şimdi Şeyh Efendinin zamanında da biz hep aynı kaptan yiyoruz. Yemek veriyoruz, yemek yiyoruz. Aynı kaptan yiyoruz. Benim gözüm herkesin önündeki tepsilerde.

Kim ne yapıyor? Yanındakına mı yediriyor? Kendisi mi löp löp götürüyor? Nerede Mehmet Aslan? Mehmet Aslan bu ölçüden sen muafsın. >> Yani bu ölçüyü burada söylüyorum. Seni muaf tutuyorum. Bu insanlar etin iyi tarafını sana yedirsinler. Sen de onu hak ediyorsun zaten. Yalnız işte o zaman kaçırdığın gibi fazla kaçırma. Anladın değil mi orayı sen? He. >> Siz anladınız mı? Ne olduğunu, yaşadığını biliyorsunuz mu? He. >> Bilmeyenler elini kaldırsın.

Tamam. Mehmet Aslan bir gece eti fazla kaçırmış. Rahatsız rahatsızlanınca bunu paldır küldür hastaneye götürmüşler. Demişler ki mideni yıkamak zorundayız. Demiş asla. Benim adım demiş Mehmet Aslan. Ben demiş aslan gibi yerim. Anakonda gibi öğütürüm asla demiş. Benim midemi yıkayamazsınız. O zaman fazla kaçırmış. Herkes bunun önüne koymuş herhalde böyle hani Mehmet Aslan sen ye diye.

Eee, Bosna’da açık büfe tezahın başındaki adam bununla Ali’ye bakmaya başladı. Bunlar neden bakıyorlar bunlara dedim ben. Kaçıncı tabak olduğu belli değil dediler. istersen doğru deme. Akşamı ıstık çalanları göndereyim. He rahatsın değil mi? Çünkü yüzünü saklıyor benden. Direğin arkasına geçiyor. Bir sıkıntı yok değil mi? Ses ıslık mıslık filan yok değil mi? Yapıyor ne yapıyor? Tıkırtı mı oluyor? Eyvah eyvah eyvah. kalkmış hanımına demiş ki sende taife var herhalde demiş.

Kadınca da gece yarısı beni arıyor. Bende böyle bir şey var mı? Kim söyledi dedim. Ben Mehmet söyledi dedi. Eşim söyledi dedi. Yani dilimin ucuna kadar geldi. Üzerine gönderi ver ya Rabbi diyecektim. Sonra birkaç hırpaladılar herhalde değil mi? >> He >> gene lambalar açık mı yatıyorsun? Yolda bunlar da lazım.

Evet. Yol sadece zahiri yol ama ev e bir de işin manevi yolu var. Yani tarikat yolu var, sufilik yolu var. Bir kimsenin mesela bir dervişin, bir şeyhin, bir zakirin, bir nakibin, nügabbanın da hani neyin ne olduğu yolda belli oluyor. Yani o kimse bir rüya görüyor. Rüyasını tevil ediyoruz. Cömertlik yap diyorum. Emredersiniz efendim diyor. Aradan bir ay geçiyor. Bir daha rüya görüyor. Diyorum cömertlik yapmamışsın sen efendim. Hakkınızı helal edin filan.

Bak tabi ol. Veya birine diyorsun ki annenin kalbini kırma. Annenin kalbini kırmışsın. Git annenle helallaş. Üç gün geçiyor üzerinden. Daha helallaşmamış. Ne işin var yolda? Diyorum hanımlarınızı erkeklere söylüyorum. Hanımlarınızı dövmeyin, sövmeyin, hakaret etmeyin. Hayvani şeylere benzetmeyin. Bu sufilik değil. gene yapıyor. Kadınlara diyorum ki kocalarınıza itaat edin.

Kur’an sünnetesinde bir de yazıyor. Efendim bunu isteme benden. Ne ama geldin? Ben sana işin hakikatini söyleyeceğim. Sen de tabi olacaksın. Allah bizi affetsin. >> O yüzden yolculuk sabır etmek. Yolculuk paylaşmak. Yolculuk itaat etmek. Yolculuk yolun adap ve erkanına uymak. Yolculuk küstahlık değil. Yolculuk insanın kibirlenmesi değil. Yolculuk insanın heva ve hevesini ilah edinmesi değil ki. Eğer sufilik yolunda gideceksen heva hevesini kenarda bırak. Sufilik yolunda gideceksen Allah’a itaat et.

Resulüne itaat et. Sizden olan emir sahiplerine itaat et. Madem itaat etmeyeceksin yolda ne işin var senin? itaat etmek için geldin. Kur’an sünnet tarihesinde itaat eden Allah bizi affetsin. O yüzden normalde bir insanın eğer o kimsenin gözü perdelenmediyse, kulağı perdelenmediyse, kalbi perdelenmediyse kimin ne olduğunu anında bilir. Perdeliyse zamana ihtiyacı var.

E şimdi ne yazık ki ümmetin büyük bir çoğunluğu perdelikmiyorlar. Çünkü sıkı sıkı bağlanmıyorlar. Öyle olunca perdel olunca neyin doğru, neyin yanlış, neyin hakikatli olup olmadığını bu konukta bilmiyor. Ve sufilik yolu çetin bir yoldur. Kolay bir yol değildir. Herkese kolay olarak söy değil canım kardeşim. Sufilik yolu çetin bir yol. Nefsinle mücadele edeceksin. Şeytanla mücadele edeceksin. Dışarıdaki şeytanlarla mücadele edeceksin. Senin önüne eşindir, annendir, babandır, çocuğundur, sistemdir. Önüne çıkacak senin.

Ya sufilik yolculuğu öyle laylom yolculuk değil ki. Adam şeyhim diye yola çıkmış. Bir düdük evde hiç kimse bizi ziyarete gelmesin. Kimse bizim kapımıza gelmesin. Bırakmış tası tarağı. Ha hani sen Allah’a dostun. Allah’a dost olan neden korkacak ki? Allah’a dost olan Allah’tan başka neden korkacak? Allah’a dostsan neden hak ve hakikati söylemiyorsun?

Yok. Allah muhafaza eylesin. O yüzden normalde o insanın içindeki ne oldu? Terbiye olup olmadığı zaman içerisinde meydana çıkacak. Sen onu belki de görüyorsun. Kim görüyorsa ama onu görmeyen için zamana ihtiyacı var. Görenin de gerçekten hakikat noktasında mı? Bir değişin o tarafı var. Allah muhafaza eylesin. O yüzden kimisi böyle yarım yamalak bağlanır, intisap eder. Kimisi tam bağlanır. Kimisi hakikat noktasındadır bağlaması. Kimisinin şeriat noktasındadır. Kimisinin tarikat noktasındadır. Kimisinin marifet noktasındadır.

Kimisinin hakikat noktasındadır. Bağlılığı zaman çıkar bu. Kimisi ilmel yakindir, kimisi aynel yakındır. Kimisi hakkel yakindir. Bunlar zaman alır insanların sırrının, gerçeğinin meydana çıkması. O yüzden normalde bir kimsenin gönlünde sakladığı, içinde sakladığı her neyse zaman içerisinden bilmeyenler için ortaya çıkar. Öyle ya kendine mi davet ediyor? Kur’an sünnete mi davet ediyor?

Nereye davet ediyor? Kendi nefsini mi düşünüyor? Heva hevesini mi düşünüyor? neyini düşünüyor ve anlattığı şey ne? Bir derviş yanındakına ne anlatıyor? Bir zakir etrafına ne anlatıyor? Bir nakip ne anlatıyor? Bir şeyh ne anlatıyor? Bu normalde dervişan da bu konuda uyanık olacak. Dinleyenler uyanık olacak. Bütün dinleyiciler uyanık olacak. Kim nereye davet ediyor? Çünkü hadis-i şerifler var. Sizin gibi konuşurlar. Sizin gibi namaz kılarlar. Ama onların davetleri diyor cehennemedir.

Allah muhafaza eylesin. >> Tek duvarın altında define mi var? Yoksa yılan karınca ejderha yuvası mı? Hani duvarın altında ne var sorusu aslında. Yani bu kişi hakikaten Allah dostu mu? Duvarın altında ne var? E duvarın altında olanı Hızır biliyor. E duvarın altında olanı Musa bilmiyor. Diyor ki şu duvarı tamir etmemiz lazım.

Duvarı tamir ederken Hızır kendi Musa Aleyhisselam kendi kendine düşünüyor. Bu virane duvarı neden tamir ediyoruz diyor. Hızır işine bakıyor. Çabuk diyor taşı getir, kumu getir. Bu duvarı tamir edeceğiz. anlamıyor bunu Musa yolda anlamıyor bunu. Yol yürüyorlar. Halbuki yolda duvar tamir edilirken Musa anlamadı duvarın altında ne olduğunu. Sonra Hızır yolumuz buraya kadarmış deyince dedi ki sana hikmetleri şimdi anlatacağım. Duvarı tamir ettik. Çünkü altında hazine vardı dedi. O hazinenin sahibi de çocukların babasıydı dedi.

O çocuklar şimdi dayılarının yanında dedi. Onların dayıları da Serkeş dedi. Eğer o hazine meydana çıkarsa dayıları o hazineyi yerler içerler dedi. Ama o çocuklar büyüyecek. O hazineyi bulacaklar. Hazineyi bulunca babaları gibi cömert olacak. Babaları gibi ilim ehli olacak. iman ehli olacak. Çünkü altın imandır, ihlastır, hidayettir.

Orada Musa kıssasındaki hazine imandır, ihlastır, samimiyettir. Oradaki duvar o çocukların çocuklara ilim verilmesidir. E sen duvarın altında ne olduğunu bilmiyorsun ki. Altından ne çıkacak? Hazreti Pir de sorguluyor. Duvarın altında define mi var yoksa yılan karınca ejderha yuvası mı? E o duvar zamanla yıkılacak. Yıkılınca hazine mi var? Yılan ejderha mı meydana çıkacak? Çünkü o kimse gerçekten Allah dostuysa, o kimse gerçekten hak ve hakikatten bahsediyorsa, o kimse gerçekten bir mürşid-i kamil ise, o zaman o kimsede define var demektir.

Yok o senin parana, puluna gözünü diktiyse, senin evine, barkına, tarlana gözünü diktiyse yok vakfımıza bu evi vakfeder misin? Biz burada talebi okutacağız da yok bu arsayı verir misiniz biz buraya şunu yapacağız da diyorsa senin tarlana bağına bahçesine konmaya çalışıyorsa duvar yıkıldı içinden yılan ejderha çıktı.

Yok vakfımıza bir tane araba alacağız. Bu arabada senin de payın olsun. Aylık şu kadar kaç para verebilirsin? A bir baktın ki araba oradaki vakfın imamının altında özel araba olmuş. Arkadaşlar buranın elektriği var, suyu var, doğalgazı var. Bakın zikrullah da oluyor. Hadi burada da sizin payınız olsun. Aylık ne kadar vereceksiniz? Duvarın altından dünya sevgisi çıktı. Aylık herkes şu kadar versin veya aylık şu dergiye herkes sun. Şu kitap basıldı.

Şu kadar fiyat. Lan normalde kitap 5 lira 10 lira. Kaç para sattın? Üstadın kitabı tanesi 1.000 L satıyor. 2.000 L satıyor, 5.000 L satıyor, 10.000 L satıyor. Hatta daha ilerisi. Abi ne soruyorsun ya? Kitabın parasını üstadın kitabı. Ne gönderiyorsan gönder. Para mı soruyorsun? Adam soruyor. Siz kitabı kaça satıyorsunuz canım kardeşim?

Biz satmıyoruz. Ben gücümün yettiğince bastırıp dağıtıyorum. Nasıl bas be? Siz satmıyor musunuz? Canım kardeşim dedim benim oraya sohbette konuştuğum şeyin ücreti ne kadardır dedim ya. Kaldı. Allah için konuşuyorsun. Duvarın altından ne çıktı? Yılan, ejderha çıktı. Duvar yıkıldı. Zaman içerisinde altından. Hatta şimdi zamana kalmadı. Adam bir yerden bir şeyhlik icaz etti. Dergah yapacağım. Yardım eder misiniz bize? öyle diyor. Allah muhafaza eylesin. >> O yüzden duvarın altından iman hazinesi çıkmalı, hakikat çıkmalı.

Bunu zaman gösterecek. Allah muhafaza >> Oysa Cenabı Hak sizi suretinize değil siretinize, içinize bakar. Rabbim içi temiz olanlardan eylesin. >> O yalancı şeyhin hiçbir şey olmadığı meydana çıkıncaya kadar talibin de ömrü tükenmiş olur. Artık anlamanın ne faydası var? İnsanın ömrü gidiyor o kimsenin yalancı olduğunu anlayıncaya kadar.

Yani bir kimse bir yere derviş oluyor. Yani şeyhin ömrü ne kadar? İşte onun ömrüyle beraber 15 yıl, 20 yıl, 30 yıl. E ben 90’da buraya geldim. 90’dan beri derviş olan kardeşler var. Şimdi yıl olmuş 2000 25 mi 26 mı Salih? 25’miş. Kaç yıl geçmiş Salih? 35 yıl olmuş. Vay be. Bizim duvar yıkılmış zaten artık eskimiş de. 35 yıl bir insanın neyi ne olup olmadığı çıkar meydana. Hacı Mehmet kaç yıllık dervişlik senin?

Ben ödemiş dedim değil mi? Yok ben ödemiş dedim. Sen ders aldığında Bursa mıda mıydın? 93. Sen yeniymişsin ya. Normal Hacı Mehmet o zaman saçları uzun İstanbul’da tıraş oluyordu. Afrası tafrası yerindeydi. Eee Hacı Arkan senin kaç yıl? 93. İsmail senin 92 miydi? İsmail’i nasıl biliyorsun?

Bak o da kendini yakışıklıyım zannediyordu. Dükkana geliyordu. Baktı ben daha yakışıklıyım. Adnan nerede? Adnan kaç yıl oldu? En eski Adnan. Adnan kaç yıl oldu? 34. Hüseyin senin. Hüseyin kaç? Hüseyin senden ay farkı mı var? Senden daha önce değil mi Hüseyin? Bak arkadan Mehmet de geldi. Mehmet de senden eski değil mi Mehmet? >> Berabersiniz. Bak Adnan gene haykıyak geçti sana bak. Ha neden sen ondan önde değil misin?

Oo sen Adnan’dan kaç var? Sen de çocukmuşsun daha ya. Adnan senden daha eski. Adnan senden eski kim var şimdi? Ali Karadağ da senden eski değil mi? Doğru. Hüseyin de senden eski. Sen oradan askerlikten kaybettin. Tamam. Yoksa o da alırdı yani. Ali Karadağ yok mu bugün? Sen neredesin Ali ya?

Hiç demiyor ben buradayım diye. Sen o zaman normalde 90’da mı aldın Ali? Benim geldiğim yıl yani. Vay mâşâallah. Sühanallah. Hüseyin mi eski? Sen mi eskisin? Bak şimdi hanginiz eski? Korkuyorsun lan. Benden mi korkacaksın? Hüseyin’den mi korkacaksın? Lan bir gün öncesin sen. Tamam. Hüseyin abi diyecek sana bundan sonra. Siz Ali’nin ismini tam bilmiyorsunuz. Ali’nin ismi Şıh Ali. Tabii öyle değil mi Ali? Nüfusta ne yazıyor? Ali Ali mi yazıyor?

Oğlum şıh Ali diyenler baban öyle demiyor mudu sana? Tabii yani ismi tamam oturdu sıkıntı yok. Bir tek icazet eksik halde. Aslında bir Ali daha vardı. O ona icazet verecekti de ömrü vefa etmedi. Arada lazım ya aklıma geliyor. Ne verecekti sana? Tabii bunlar normalde böyle tecrübedir. Bunların hepsi de birisi gelir sana şunu vereceğim, bunu vereceğim, şunu yapacağım, bunu yapacağım der.

Yapar. Bu yolun kendi içerisinde böyle imtihanlar var. Allah muhafaza eylesin. >> Bakara 9. Onlar Allah’ı ve iman edenleri aldatmaya çalışırlar. Halbuki kendilerinden başkasını aldatmazlar. farkında değillerdir. Bu böyle hani yalancı önderler, sahte önderler o iman edenleri aldatmaya çalışırlar. Yani ben şeyhim, ben alimim, ben siyasetçiyim, memleketi ben kurtaracağım, sizi ben kurtaracağım, düşün peşime derler. Oysa onlar onlara ehliyetli değillerdir. Ama ne yaparlar? Aldatırlar insanları. Ama hakikatte de kendilerini aldatırlar.

Allah muhafaza eylesin. Ve onlar kendilerini helak ederler. Bir de peşinden gidenlere de zarar verir bunlar. Yine Araf suresi ayet 1617. İblis dedi ki, “And olsun ki senin doğru yolunun üzerinde oturacağım. Sonra onların önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım.” Şeytanın en tehlikeli hilesidir bu. Yani kendisini ve o hak rehber olmayan kimseyi hak rehber gibi gösterir ve şeytan onun etrafını herkesi.

Şimdi herkes zanneder ki o hakikatin peşinde toplandılar değil. O kimse hakikat konuşmuyorsa, o kimse Kur’an sünnet konuşmuyorsa, o kimse sufiliğin hakikatini konuşmuyorsa, o kimse dinin özünü anlatmıyorsa şeytandır onun destekçisi. Etrafına onların şeytan bütün herkesi Bir bakmışsınız kalabalık bir güruh olmuş ve o kalabalık güruh neyin hakikat olduğunu görmekten uzaktırlar. kördür onlar. Ve işin acı tarafı onun etrafında o kadar çoğalırlar ki şeytan insanları çoğalttıkça çoğaltır. Çoğalttıkça çoğaltır onları.

Normalde o kimse de o kalabalığı görür, gurura, kibire düşer. Şimdi tarih boyunca peygamberler hak ve hakikati anlatmışlardır. Ve peygamberlerinin hak ve hakikatine tabi olan ona iman edenler hep az olmuştur. Çok olmamıştır. Orada bütün herkes geliyorsa çoksa onun hakikati anlatmadığına işarettir. O kimse Kur’an’ı ve sünnet-i seni anlata, haramları, helalları anlatsa, dinin özünü ve hakikatini anlatsa, tebliğ etse, o kimsenin etrafına o kadar kalabalık olmaz.

Şeytan çünkü oraya gidecek olanların önüne set çeker. Gelir mesela buraya şeytan vesvese verir. Burada dizlerin üzerine mi oturacaksın saatlerce? Ne dinliyorsun ki bu adamı? Hım. İnsan kokuyor burası. Bana öyle dedi. Hocam çok iyi, çok güzel ama sizin orası insan kokuyor dedi. Doğru söylüyorsun dedim. Biz o kokuyu bir türlü değiştiremedik dedim. Yani hocam dedi böyle bir şeyler yapsak dedi. Vallahi insan kokuyor dedim. Ne yapayım yani dedim anlamıyor hala daha.

Allah onu kendisine söyletiyor. İnsan kokuyormuş. Lan burası insan yeri zaten. Hayvan kokacak değil ya burası. Burada içi hayvan dışı insan zaten sabredemez bizim içimizde. Bir gün gelir 3 gün gelir 5 gün gelir gelir. Ha der ne işimiz var burada bizim der. gelmez. Neden biz ona Kur’an sünnet anlatacağız?

Neden biz ona sufiliğin hakikatini anlatacağız? Neden biz ona yolu anlatacağız? Anlatınca onun nefsi daralacak burada. Şeytan ona vesvese verecek. Yürü bak işine diyecek ya sıcakta terliyorsun, soğukta üşüyorsun. Burası nasıl bir yer? Öyle diyecek. Yani iblis seni doğru yola götürmek istemez. İblis seni hakikat yolunda rahat bırakmaz. O yüzden derim bu yol zordur diye. İblis seni heva ve hevesini ilah edinenlerin peşine düşürttürür. İblis seni kendisinden, kendi şeytanın velisi olan insanların peşine düşüttürür seni.

O şeytanın velisidir. O şeytanın zakiridir. O şeytanın dervişidir. O şeytanındır. Şeytan onu istediği gibi kullanır ve kendi avanesi de onu alkışlar. Neden? Şeytani. Çünkü hiçbir peygamberin ümmeti kalabalık olmamıştır. İsa Aleyhisselam’ın sağlığında kaç kişi İsvi oldu? Musa’nın sağlığında kaç kişi Musevi oldu? Hzreti Muhammed Mustafa’nın sağlığında kaç kişi Muhammed oldu?

Mesnevi Şerhi (2279. Beyitten) Sohbeti

Mekke’de kaç kişi iman etti Hazreti Muhammed Mustafa’ya? Bedir’de 600 kişilerdi. Uhud’ta bir avuçtular. Hendekte bir avuçtular. Kaç kişi iman etti? Medine-i Münevvere’deydi. Hendek kazasında kaç kişi hendek kazdı? Kaç kişi savaştı? Ayıyı ikiye böldü. gene inanmadı. Sen tam bir büyücüsün dedi. O yüzden hakikat yolunda gidenler azdır. Hakikate erenler de azdır. Şeytan bir de azlıktan imtihan eder onları. Bak bunlar doğru olsaydı çok olurlardı. Bunlar doğru değiller ki. Çok değiller.

Bak işte şeytan bir de buradan vurur. Sağdan soldan vurur. Bir şey bulur şeytan. Bir kılçık atar ona. Seni hakikat yolundan alıkoymak ister. Zakiri bahane ettirir, çavuşu bahane ettirir. Sıcaklık bahanedir, soğukluk bahanedir. Oradaki görevli kardeşler ki buraya oturma, yolu kapatma, şuraya otur. Ben gittim orada benim bana karıştılar orada.

Ne yapsınlar yani? Karışmasınlar mı sana? Aman senin nefsin firavunmuş. Bilememişiz biz senin nefsinin firavun olduğunu. Oradan kalk buraya otur deyince sen yolu da kirlettin. Gittin çok nefsin firavun senin. Başka bir şey değil. Ama o hakikat yolu hani Mahmud üftadı hazretlerine derviş olmaya gidiyor. Binmiş hatının üstüne. Mahmut Üftad Hazretlerinin evi yukarıda. O zaman için Bursa’nın Kenar Mahallesi, Fukara Mahallesi, Üftad Hazretleri mahallesi, zengin mahallesi aşağıda Ulu Cami’nin o bölgede o tarafta at yukarı çıkmıyor. Mahmut-i Hüdai Hazretlerinin üzerinden atıyor. Atı Mahmud-i Hüai Hazretlerini taşımıyor. Mahmud-u Hüe Hazretleri alim zamanın kadısı diyor ki bu yol kutlu bir yol. Atta diyor beni oraya götürmek istemedi. Şeytan onu geldi dürtükledi diyor. O feraset yok ki şimdi dervişlerde. Onlara şataat şatavat lazım.

Tabii şeyh arabayla giderken etrafında 50 kişi 100 kişi arabayı koruyacak. Koşacak arkasından. Vay ne büyük şeymiş ya. Tabii araba vapurundayız. Ben de araba vapurundayım. İstanbul’a sohbete gidiyorum. Aha bir tane şey efendi böyle siyah giyimler, takım elbiseler, kulaklıklar, bilmem neler. Lan dedim bu ne? O şey efendi de oturdu oraya. Kahvaltılıklar geldi öne. Ama o kulaklıklar böyle sanki devlet başkanını koruyorlar. Hayırdır dedim. Hani ne bu kadar üstadımıza? Mossat her zaman operasyon yapabilir dedi.

O Mossat bunu operasyon yapacaksa onların da Allah belasını versin dedim. >> Hani o Mossat buna operasyon yapacak yani. O görüntü lazım ama o lazım. O çok ehemmetli, çok önemli. Mossat o operasyon yapabilir tabii. O görüşmeyecek herkesle, konuşmayacak herkesle. E böyle sohbet mi olur canım?

Sen de herkes gibi sohbet ediyorsun buradan. Tabii o sırça köşke oturacak şuraya. Cafer bilmiyor bizim bu işleri. Şuraya bir tane camdan bir köşe yapacak. Ben orada oturacağım. Herkes gelecek bana selam verecek. Biz öyle olamadığımızdan Cafer de öyle yapamıyor. Tabii gelecek millet camı yalacak orada. Şeh dedin öyle olmalı. Şeyh dedin Hilton’un çıkmalı o mescit şeyine katına camdan oradan durmalı selamlamalı. Müritler aşağıda. E şeyh dediğin adam hacca gidecek otelde sular kesilecek sabundan dışarı çıkacak.

Sabunlanmış sular kesildi. Ha Sait ha ondan şeyh mi olur ya sen? Vallahi olmaz. Billahi olmaz. Tutmaz o çünkü. Şeh dedin böyle bir kelleli, kulaklı bir şey olması lazım. Böyle bir avanesi olması lazım. O yüzden şeytan sizi hakikate götürmek istemez. Şeytan hakikati öğrenmenizi istemez.

Şeytani bir sistem dinin hakikatini sizin öğrenmenizi istemez. Yani Firavun sizi şey dinin hakikatini öğretir mi? Kendisi ilahlık taslıyor. Siz şimdi Firavunu firavunu sadece şahıs olarak görürsünüz. Firavun’un sistemi var. Onun da yanında Diyanet İşleri Başkanı var. Onun da yanında bir Diyanet dini kurul var. 40 tane onun da velisi var. Şeytan Firavun’un. Musa kimin önüne çıktı? 40 tane büyücünün önüne çıktı. Musa tek başına. 40 tane büyücü var. 40 tane veli var.

Velinin karşısında şeytanın 40 tane velisi var. 40 tane Kur’an sünnet dairesinde veli var. Şeytanın da 40 tane velisi var. İslam dünyasında 500’ler var. Evliyadandır. Şeytanın da 500’leri var. Evliyadandır. Şeytan ve avanesi seni Kur’an ve sünnete yönlendirmez. Sen böyle hay layom elini kolunu sallaya sallaya Kur’an ve sünnete bağlı olacaksın.

Hay elini kolunu sallaya salla bir mürşidin yolunda gideceksin. H bir titreyeceksin yol bitecek. Yok öyle bir yol. Şeytanın yolu o. Ne yapıyorsunuz dedim ben. E dedi biz hep beraber zikrullah yapıyoruz. Ne oluyor? Şeyh Efendi diyormuş ki onun bir haccesi varmış. Hadi kızım hacca bir ilahi söyle bakayım diyormuş. Bizim hacca bir ilahi söylüyormuş. Kadınla erkekle bir zikir kendimizden geçiyoruz dedi. Şeytan sizi kendinizden geçirir E dedi yani dervişiz dedi.

Aynı yoldayız dedi. Kadın erkek kalır mı dedi. Herkes dedi ana erkeklikten, kadınlıktan dedi sıyrılması lazım dedi. Siz dedim ya uçmuşsunuz iyice. Caiz değil dedim. Bu haram. Lan bas baya dedim ya. Nereden buldunuz bu yolu? Bizim şeyhimizin şeyhi de öyle yaparmış dedi. E dedim şeytan öğretmiş onu o zaman.

Nasıl basmaya dedim şeytanın öğretisi bu başka bir şey değil. Söyle kızım hacca bir ilahi. Hadi bakalım o ilahi bitirince hacca bir ilahi daha söyle. O ne kadar güzel. Dedim yok böyle bir şey. E dedim millet bir de cezbeye geliyordur. Saçı başı dağılıyordur. O öyle oluyor dedi. E siz dedim bir de horon teper gibi kalkıyorsunuzdur da dedim ben bazen dedi şeytan oraya yönlendiriyor insanı. Şeytan hakikate neden yönlendirsin?

Bize soruyor diyorum haram. Bize soruyor bu helal. Bize diyor Kur’an’a tabi olun. Farzlara dikkat edin. Namazlarınıza dikkat edin. Onların namazları da kılınmış. Biz yakinliği elde ettik diyor. Hani ayet-i kerime öyle yoruyor. Size yakin gelinceye kadar hani ibadete devam edin. Eee ona yakın gelmiş ibadetten muaf olmuş. O zaman şey efendi de saf bizim dedim biz yanlış yoldayız desenize.

Dedim ya evet Musa Efendi sizin vardığınız yere biz dedik bizim başlangıcımız dedi. E dedim peygamber dedim ölünceye kadar hep namazım dedi dedim o peygamber de ölçü bıraktı dedi. Avam için o dedi. Siz hasül hasmi oldunuz dedim. Evet dedi. Şu mezarın altında kim yaşıyor Nasıl dedi? basmaya bana mezarın altından haber ver. Senin hasül has olduğuna iman edeceğim dedi. Bak şurada bir mezarlık var dedim. Var mı dedim? Caminin bahçesindeyiz. Hacı Sina’nın o aşağıdan yukarı doğru çıkıyorsun ya yandan olan değil caddeden yukarı doğru çıkıyorsun. Şurada dedim bak kim olduğunu bilmiyoruz dedim. İki kişi gönderelim. Başındaki kitabeyi söktürelim. Bana dedim kim olduğunu söyle. Ben de kim olduğunu söyleyeyim. Gidelim kitabeden bakalım dedim. Senin hakikat eğri olduğuna dedim iman edeceğim.

Bizim ölülerle işimiz yok dedi. Benim ölürlerle işim dedim. Elini bırakmıyorum ben şimdi. Cumaya gidiyoruz. Bizim dedi ölülerle işimiz yok. Bizim işimiz hep ölülerle dedim. Benim de derilerle işim yok dedim. Nasıl yani? Ben hadis-i şerife tabi oluyorum dedim. Ölmeden önce ölünüz demiş dedim. Ben benim işim o ölülerle dedim. Gel kabrin başında bana kim olduğunu söyle. O kaçıyor ben tutuyorum. Benim gençliğim sıkayım ben böyle elimde kurtulamıyor benden. Şimdi o ama hakikat eriyim Çok basit. Uzak değil. Hatta bir arada birisi geldiydi. Ali hatırlıyorsundur sen. Emir Sultan’da topladıydık herkesi. Hatırlayanlar vardır eskiler e dedim hakikat gel Emir Sultan Hazretleri ne diyecek? Söyle. Bizde dedim söyleyecek olanlar var. Hakikat kapısı açık. Allah muhafaza >> O yüzden şeytan hakikatten insanları uzaklaştırır.

Şeytan kendi yolunda gidenleri alkışlatır ve orası kalabalık olur. Kalabalık sizi aldatmasın. Ona bakarsan şimdi stadyumcular topçularla, popçularla doluyor. Ne yapalım şimdi? Onlar hakikat yolunda mı diyelim? Veyahut da bir tane dansöz getiriyorlar. Toplanıyorlar. Bütün herkes belediyelerin hepsi de oyuncu getireceğim, şantöz, dansöz getireceğim diye uğraşıyorlar. Memlekete su getirmiyorlar. Dansözlere para var, suya para yok. Herkes de susuyor. Bursa’nın orada bir baraj var. Bir yıllık su varmış. Orada bir tane boru bağlayıp normalde suyu getiremiyorlar.

Bir yıllık su orada duruyor. Hazine orada. Hazine orada meydanda. Ama şeytan onu yaptırır mı? Yaptırmaz. Hadi çıkar dans özleri, şantözleri, milyon dolarları ver onlara. Memleket susuz kalsın sonra. Orada su varken bir su varken susuzsunuz. Su varken sussuzsunuz ve susuyorsunuz. Şimdi benim de işim siyaset olmuş oldu.

Ne alakası var? Susuzsunuz. Su var orada. Toplum buna bir tepki gösteremiyor ki. Ülkede faiz %70 olmuş. Sessiz herkes. Uyuşturucu almış götürmüş sessiz herkes. Fuhuş almış götürmüş sessiz herkes. Çıplaklık almış götürmüş sessiz herkes. Sessiz. Pahalılık almış götürmüş sessiz herkes. Müslüman mıyız? Elhamdülillah müslümanız. Hadi çıkın bir yürüyüş yapın. Faiz istemiyoruz, fuhuş istemiyoruz, uyuşturucu istemiyoruz, içki istemiyoruz diye. Lavunlar yürüyüş yapıyor. Sessizsiniz. Bu Müslümanlar lavunlar kadar cesaretli Bu Müslümanların davalarına inanmaları lablar kadar değil.

Okulların önünde uyuşturucu satılıyor. Sessiz toplum yolun kenarlarında uyuşturucudan perişan olmuşlar. Kadını erkeği. çok basit. Müslüman ülkede %70 faiz mi olurmuş? sessiz. Şehir içinde 45 de gidersen ehliyetin el konulacak. Ne aman verdin o zaman ehliyeti? Sessiz toplum. Hiç kimse buna bir şey diyemez. 110’la gitmem gerekiyormuş.

113’le gitmişim. Basmış cezayı bana. Dedim kaçta girdim? 113’te. Kaçta girmem lazım? 110. E dedi %10 da farkı var dedi. İşte %10’un yani bir puan. Ha bir puanla bastı cezayı. Dedim bas ya sıkıntı yok dedim ya problem değil dedim. Sen de sonuçta memursun dedin. Evet. Hacı abi yapacak bir şey yok. Yok dedim bunda yapacak bir şey yok. Sana da dedim elinde veriyorlar. Diyorlar ki girene yaz. Yazıyorsun sen de dedim.

Şeytan hakikati size göstermez. Şeytan sizi deccaliyete hizmet ettirir. Şeytan şeytaniyete hizmet ettirir. Şeytan heva ve hevese hizmet ettirir. Şeytan Kur’an ve sünnete size hizmet ettirmez. Kur’an ve sünnete tabi olmanızı istemez. Şeytan sizin haramları işlemenizi ister. Şeytan sizin helalları işlemenizi istemez. Kur’an bir şeyi helal etse şeytan o helale sizin tabi olmanızı istemez.

Şeytan sizi annenizle kavga ettirir. Şeytan size babanızla kavga ettirir. Şeytan sizi karınızla kavga ettirir. Şeytan sizi kocanızla kavga ettirir. Şeytan sizi çocuklarınızla kavga ettirir. Şeytan sizin aranıza bozgunculuk çıkarır. Herkesi birbirinden ayırır. Dayı, amca, teyze, hala, eş, çocuk, herkes bir tarafa kaosik bir şekilde dağılır. Şeytan sizi dağıtır ve siz hala daha kendinizi hak yolda görürsünüz. Ben doğruyum dersiniz. Evet. Şeytan sizi Kur’an ve sünnette yol almanızı istemez. Şeytan yanındaki arkadaşının gıybet ettirir.

Yanındaki arkadaşına iftira attırır. Yanındaki arkadaşının eksikliğini, kusurunu senin gözünde büyütür. seninle onun arkadaşının arasını bozar. Sen gidersin Allah düşmanıyla dost olursun. Şeytan bunu yapar sana. Şeytan gider Allah’a savaş açan bir kimseyi seni destekletir, alkışlatır sana. İmanın gider orada. Ama birisi Kur’an ve sünnet anlatırsa çok radikal konuşuyor.

Bu kadar sert konuşmaması lazım. Sufi insan böyle sert mi olur? Nasıl olur sufi insan? Kur’an ve sünneti anlatmaz mı? Ne yapar sufi? Hakikati anlatmaz mı? Ne yapar sufi? Kur’an ve sünnetin dışında bir din mi var? Ne anlatacak sana? Şeytan öyle aldatır ama seni. Şeytan der ki, “Adalara git, modalara git. Senin de hakkın. Git burnunu dayaya daya vitrin seyret. O alışveriş merkezinden o alışveriş merkezine, o alışveriş merkezinden o alışveriş merkezine kadın diyor ki hocam eee diyor benim kocam sizin dervişiniz.

Evet bir sefer de olsa diyor alışveriş merkezini beni gezdirmedi diyor. Allah Allah nereye gezdirmedi dedim. Herhangi bir yer dedi. Dedim alışveriş merkezi gezme yeri mi? Alışveriş etme yeri mi? Öyle ya. Bir şeye ihtiyacım vardı. Almadı mı dedim ben.

Oluyor dedi. Şunu yapıyor mu? Yapıyor. Bunu yapıyor mu? Yapıyor. Bunu yapıyor. Ben şimdi farzları sıralıyorum. E diyorum farzlardan eksiklik yok bu adamda diyorum ya. Alışveriş merkezini gezdirmemiş bizim derviş. E dedim ben gezmek için girmiyorum ya dedim. O yüzden onlar da girmiyorlardır. Haklısın dedim. Boşanmak benim hakkım mı?” dedi. “Değil” dedi. “Dinen soruyorsan” dedi. “Bunu istemeye de hakkın yok dinen.” dedi. Çünkü ihtiyaçlarını görmüş senin dedi. “Gezmek hakkım değil mi?” “Gezebilirsin dedim.

Alışveriş merkezinde ne işin var? Dağa, bayıra, oya götürsün seni dedim. Sıkıntı yok. Aslında günümde değildim zamanım yoktu. günümde olsaydım anne dedemin babasını anlatacaktım ona. Anne dedemin babası demiş ki eee yani büyük artık dedemizin hanımı herif demiş bir beni gezdirmedin hiç demiş yarın hazırlan demiş. Atsun kadınca yeni bezmeş tamamal kıyafetlerini giymiş.

Bayındırın arkası dağ komple zeytinlikler onu bu zeytinlik sizin. Bu zeytinlik benim akşama kadar onu zeytinlikten zeytin kırdan bahçeleri dolaştırıyormuş böyle kendi malını mülkünü diyormuş herif özür dilerim diyormuş lütfen gidelim artık eve olur mu diyormuş. Bir gezelim hepsini de işte zaman geçmiş gene. Adam belli ne söylüyorsun? Bir gün yüzü göstermedin bana demiş. Yarın hazırlan demiş. Yani kadınca hazırlanmış. Günyünü, günyüzü göstereceğim de hayatın direneğine bağlamış ikinci katta. Sabahtan akşama kadar güneşin anında diyormuş ki herif ne olursun tamam tövbeler tövbesi diyormuş.

Günü seyret gün görmemişsin. Ya şimdi onu anlatacaktım aslında kadınca iyice çığırdan çıkacak. Şeytan bunu fitfit diyecek. Yarın öbür gün bu benim adam beni de direğe bağlar deyip boşanacak adamlar. Allah muhafaza eylesin. O yüzden normalde bu yalancıların, bu sahtekarların sözleri süslüdür.

Sözleri aldatmacalıdır. Onlar ne diyor hadis-i şerifte? Koyun postuna bürünmüş kurt gibidirler. Bakın aldatmaya bak. Koyun postuna bürünmüş. Yani o böyle yumuşacık, tatlı, toleranslı. Ay İstanbul beyefendisi ne nazik ne kibar konuşuyor böyle ama kurt kalbi kurt. Allah muhafaza eylesin. O yüzden o kimseler böyle eee kendi nefislerini ortaya çıkarlar ve dervişlerin ömrü onların hakikatini görmeye yetmez. Çünkü dervişler de kör çalışmaz. O üstat dervişlere demez, günlük en az 5.000 tevhit çekin.

Sabah namazından önce başlayın. Sabah namazı çıkıncaya kadar 5.000 tevhidi bitirin. Günlük 5.000 tevhit çekmeye gayret edin demez. Neden demez? Eğer o kimse 40 gün 5.000 tevhit çekerse kalbine ilham gelir. Çünkü onun kalbine ilham gelirse hakikati görür, hakikati bilir. Bu şeyhin işine gelmez. O şeyh o dervişleri zikre yönlendirmez.

Bulur o yönlendirecek bir şeyler. Aman Allah’ı zikredin demez. Allah’ı çokça zikredin demez. Ayetle sabit. Sabah akşam Allah’ı çokça zikret. Ayaktayken otururken yanlarının üzerinde Allah’ı çokça zikret. Ve namazları kıldıktan hemen sonra der. Namazı kıldıktan hemen sonra ayaktayken, otururken yanlarınızın üzerine Allah’ı çokça zikredin. Allah’ı çokça zikretmezsen kalp gözün açılmaz. Allah’ı çokça zikretmezsen Allah kalbine ilham etmez. Allah’ı çokça zikretmezsen senin kalbin kararık. Öyle kararmış vaziyette kalamaz. Ve hakikati sen asla ölünceye kadar göremezsin.

Allah’ı çokça zikretmezsen, peygambere tabi olmazsan, sen Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini rüyanda da halinde de göremezsin. Peygamberi göremezsen sen 4.üncü makama gelmemişsindir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in rüyasında halinde gören, görmeye devam eden 4.üncü makama gelmiştir ki mutlu ne makamıdır? Mutmainne makamı demek kalbin ilham alması demektir.

Sana bunu da öğretmez. Neden? O kendisinin yalancı olduğunu biliyor. O kendisinin sahte bir icazetli olduğunu O kendisinin manevi bir rehber olmadığını biliyor. Süste güzel. Cübbesi yakışıklı. Kol düğmeleri İngiliz kraliyet ailesine ait. onun sarı da süslüdür. Onun cübbesi de süslüdür. Az önce Cveri’ bir resim gösterdim. Kılıçla bile o böyle poz verir. Süs güzeldir. O yüzden normalde yani foyası çıkar ama dervişin orada ömrü gider. Dervişin ömrü gider. >> O yüzden sizi Kur’an ve sünnete çağıranlar doğru rehberdir. Sizi hak ve hakikate çağıranlar doğru rehberdir. Sizi Kur’an ve sünnete davet edenler doğru rehberdir. Bizi Kur’an ve sünnet dairesinde deruniliğe, kalbi meratiplere, nefisle mücadeleye davet eden, bunu anlatan doğru rehberdir. Ama şeytan sizi o tarafa doğru yönlendirmez. O acı gelir.

Acı. O ilim acıdır. Hiçbir ilaç tatlı değildir. Tatlandırırlar siz aldanın diye. İlaç aslında acıdır. Hakiki bir kekik suyu için yakar ağzınızı, boğazınızı. Bazen arkadaşlar kekik suyu getiriyor. Ben anlatıyorum tak hiç yakmıyor. Bu kekik suyu değil diyor mu? Kekiği görmüş yalan mı yapacak? Almışlar suyun içerisine kekiği dolandırmışlar. Kekik suyu yapmışlar. Sen bayındırın kekik suyunu iç. Öksürtür seni. Hoplatır seni. Biz şimdi böyle tak içiyoruz. Bir misafir vardı Seyit Taş.

Ona da veriyor. Şimdi Seydo’ya dedim. Seydo verme dedim. Sekenler içer bunu sadece dedim. O da böyle hani eski kulak kesik gibi. Ha abi biz de sekçtik ya dedi. Ya boş sekçenler de yıkılıyor burada dedim ben. Şimdi o böyle biz de içerdik filan deyince Seyit Taş böyle bardağının altına şu kadar koyuyorsa biraz yarım koydu ona.

Seyit Taş bu ya uğraşılır mı? Dip yapacaksın yalnız dedi. Bu bir çaktı yanıyor. Bu ne biçimmiş ya? dedi. Dedim Seydo ben sana az ver dedim dedim. Neden böyle dedim herkese verir gibi verdin? Hava attı ya dedi. Sekçiyormuş ya dedi. O yüzden sahtesi tatlıdır. Gerçek hakikat acıdır ama seni menzile ulaştırır. Gerçek terbiye insanın nefsine acı gelir. Böyle basit gibi geliyor ya. Şeyh efendi ellerini cebine soktu. Mustafendi sat buraya dedi.

Sen 200 liralık malı 100 liraya satarsın. Acı gelir bu sana. Ama hakikattir o. O nefse acı gelir. Göç buradan. Acı gelir insana. Ama hakikattir. Tabien göçersin. Tabsen al bunu der. Alırsın sen onu. Bana uygun mu değil mi diye sormaya hakkın bile yoktur. emredersin efendim dersin. Sonra demesi şeyhim al demeseydi ben seni almazdım da yer gitti lan senin dervişliğinde kalsın sen de kalıdır.

Nefisle mücadele etmek acıdır. Hakikate tabi olmak acıdır. Ben o yüzden derim ders alacak olanı. kardeş iyi düşün bak hani bizim yolumuz basit bir yol değil. Öyle laylom yok. Hani bizim böyle konuştuğumuza bakma işin hakikatine gelince bizim sertliğimiz serttir. Öyle la ilahlumu sevmeyiz biz. Öyle bir şey yok. Ona göre. Çünkü hakikat her zaman nefse acı gelir. Rabbim bizi hakikate erenlerden eylesin. >> Önümüzdeki hafta devam edeceğiz. Bazen bir mürit davacı ve yalancı bir şeyhe adamdır diye sadakatle inanır, itikat eder. Bu itikat yüzünden öyle bir makama erişir ki şeyhi o makamı rüyada bile görmemiştir. Hazreti Pir tabiri caizse bazuka atıyor. Bazen böyle sohbetlerden sonra sen bizim yok sevdamıza mı laf söyledin? Yok sen bizim üstadımıza mı laf söyledin?

İsim yok kardeş ya. İsim olsa da umrumuzda değil. Yapmayı verirsinler. Ellerinde basılı şeyler. Ne o? Koçlar kapı kapı dolan. Ne o? Ondan sonra işte eee derviş. Yok vakfa para toplayacaklar, yok şuna bilmem ne yapacaklar. Dilenmeyi dervişlik yapmışlar. Köklerini kurutsun diyeceğim neredeyse artık. Demedim. Rabbim affeylesin cümlemizi. >> Elfatihama salavat. Amin. me.

İlgili Sohbetler

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Mesnevi Şerhi (2279. Beyitten) konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Mesnevi Şerhi (2279. Beyitten) sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.