286. Mesnevi Şerhi 2044. Beyitten konusunda Mustafa Özbağ Efendi’nin değerli sohbetlerinden derlenen bu içerik, 286. mesnevi şerhi 2044. beyitten hakkında önemli bilgiler sunmaktadır.
286. Mesnevi Şerhi 2044. Beyitten Hakkında
Mesnevi Şerhi (2044. Beyitten) konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Mesnevi Şerhi (2044. Beyitten) hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız. amin nerede Müslümanlara zulm ediliyorsa Cenabı Hak zulmedenlerden intikamımızı alsın Amin ecm 2044 beyite gelmişiz böyle 2000 beyitlerini geçince kendi kendime mutlu olmuştum Yani dedim ki Cenabı Hak hamdolsun böyle işte Kaplumbağa gibi yavaş yavaş gidiyor ama bir bakmışsın 2000 beyiti geçmişiz İsmail akı bursevi Hazretleri mesneviden 1800 beyit şerh etmiş bırakmış demiş ki Mesnev için bu kadar yeterli demiş Geri kalanını şey yapmamış şerh etmemiş yeterli Bu kadar demiş bizim öyle bir Hani küstahlık gibi olmasın Allah bizi affetsin ömrümüz Vefa ederse inşâallah böyle bir Mesnevi bitirmeye gayret edeceğiz inşâallah Allah ömür verirse Beyt fakat bir yerde kuru bir ağaç bulunsa canana can katan Rüzgarı ayıplama Rüzgar işini yaptı esti canı olan da rüzgarın tesirini Candan kabul etti geçen haftaki beyit neydi Abdalın bu nefesi de işte bu bahardır Canda ve gönülde bu nefes yüzünden yüzlerce güzel şeyler biter onların nefesleri talihli kişilere Bahar yağmurlarının ağaca yaptığı tesiri yapar demiştik tabii bu beyitleri hep E Allah affetsin mana yönüyle bakıyoruz yani rüzgardan mana ne yağmurdan mana ne tasavvufi manada bunu böyle hani bunları bir işare tefsir gibi veya bir işaret gibi algılayıp farklı açıdan bakmaya çalışıyoruz yine böyle bir farklı açıdan bakılacak bir Beyt fakat bir yerde kuru bir a bulunsa cana Can Katar Rüzgarı ayıplama Rüzgar işini yaptı esti canı olan rüzgarın tesirini Candan kabul etti şimdi bir Peygamberin manevi tesiri vardır Bu peygamberin manevi tesirini bir rüzgar gibi kabul edin peygamberlerin Varisleri olan mürşid-i Kamiller alimler veliler ve bunların hepsinde Biz evliyaullah çoğul olarak öyle deriz evliya Allah zamanın kutupları pirleri Bunlar da vazifelerini yapıyorlar Bunlar da bir rüzgar gibi hak ve hakikati insanlara anlatmaya çalışıyorlar insanlara tebliğ ediyorlar yani bir bu tebliğden Hz Ebubekir efendimiz sıddik olurken öbür ebü hikem olur geçen kimse Ebu Cehil olarak anılmaya başlıyor bunun gibi Kimisi o manevi rüzgarın pozitif pozitif olarak tesirinde kalıyor Kimisi de o manevi rüzgarın negatif olarak tesirinde kalıyor negatif olarak tesirinde kalan o kimse artık nasıl bir hatanın günahın içine girdiyse o ondan nasipdar olamıyor O yüzden bir mürşidin bir Velinin manevi tesir tesirini veya bir peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretlerinin manevi tesirini edebilmek için o tesiri alabilmek için Herkesin bir kabiliyeti var o kabiliyeti nispetinde o tesirden alıyor ona bir canı gönülden yaklaşması var Canı gönülden yaklaşmazsın o da tesirini tam olarak almıyor şimdi hocam matematiği sevmeyen bir kimseyi matematik öğretmek ne kadar zor değil mi Yani bir kimse matematiği sevecek ki matematiğe karşı gönlünü kalbini açacak veya bir meslek sahibi olacaksa bir kimse o mesleği sevecek ki gönlünü kalbini açsın ve o mesleğe karşı da bir istidadı olsun onun yani o normalde o istidadı varsa onun o mesleğe karşı Onu daha çabuk öğrenir veyahut da işte bir muhabbeti bir sevgisi varsa onun daha çabuk öğrenir Mesela bir Kimisi vardır çalışmayı sever hangi konuda olursa olsun o kimsenin önüne bir iş koy çalışır o kimse çalışmayı Seviyorsa bir kısmı mayı sever ama seçicidir örnekle yani o çok faydalı değildir o bir kimse çalışmayı sevecek Onun önüne Ne iş koyarsan koy o hızla o işin üzerinde kendini yetiştirip o çalışma noktasında ileri adım atar ama bir kimse tembelliğe alıştıysan tembel O kendince birçok bahane üretir böyle hayatlarının tembellik üzerine kurgulayan insanlar vardır o gün yağmur yağmıştır işe gidilmez o gün soğuktur Kapıdan dışarı çıkılmaz kar yağmış karda dükkan açılmaz işte dste çalışacaksan ya bu öğretmenler de bir türlü düzgün öğretmen değil Yok şu şöyle yani yapmayacak ya bir bahan üretir o kimse Bakın bu 5 yaşındaki çocuktan 70 yaş insana kadar yapmayacağı bir şeyde tembellik varsa veya sevmiyorsa bahanesi çoktur onun şimdi aynı şekilde bir Peygamberin tebliğini bir kimse kabul etmeyecekse kendince bahane üretir o ve üretiyorlar da işte o normalde bir kimse o manevi rüzgardan nasipdar olabilmesi için kendi iç hazırlı tamamlaması lazım iç yani Gönül aleminde o manevi tesire açık o manevi Eee sunuma açık hale gelecek ve o manevi sunuma açık hale gelince o zaman o kimse o manevi rüzgardan o nasihatten o sohbetten o zikrullahtan alacak olduğunu alır alırken de yine kabı kadar alır yine istidadı kadar alır bakın insanda manevi İstidat değişir mi Evet fıtri istidatları yerinden oynayacağına inanın insanın fıtratının değişeceğine inanmayın fiziki fıtratları Fıtrat manevi huylar manevi ahlaklar değişir Bunlar gelişir bunlar derinleşir bunlar o kimsenin istidadın da değişir huyunu da değiştirir suyunu değiştirir bakışını da değiştirir Yeter ki o kimse o cenaha doğru yönelsin ve oraya kendini açsın kendini açmakla alakalı bu eğer o kimse kendini Açmazsa bu sefer O kendince o rüzgardan faydalanamaz o yağmurdan faydalanamaz yani yağmur yağıyor o kimse şemsiyenin altında ıslanmaz ama yağmurun altında olmasından dolayı hafif rutubetlenir mi Evet ama ıslanmaz o rutubeti kendince yağmurdan ıslandım diye düşünebilir mi Evet yağmur yağıyor şemşiye altında yağmurdan ıslandığını iddia edebilir mi Evet ama o bir algı o çünkü ıslanmadı ama normalde ıslanması lazım ıslanması için şemşiye atması lazım üzerinden yani o kimse açık olması lazım bu hayatınızın bütün alanında böyledir ikili ilişkil de böyledir karı koca ilişkilerinde böyledir anne baba çocuk ilişkilerinde de böyledir Siz Araya bir perde koyarsanız o o koyduğunuz perdede takılır kalırsınız birbirinizi açamazsınız birbirinizi aşamazsınız araya perde konmaması gerekir ve bütün perdeler insanın kendisindedir İnsan kendisi perde koyar insan kendisi ın lı araziler oluşturur İnsan kendisi duvar oluşturur İnsanın kendisi oluşturur aman bu mayınlı arazim benim buraya Dokunma der dokunmazsan oraya Aman burada duvar var duvarı açma derler açmazsın sen ama onu sen koyarsın onu bir başkası koymaz onu sen defans yaparsın mesela bir kimse gider bir şeyhe intisap edecek rüyası Tamam her şey tamam hala Ada defans tutar kendinde acaba der ya bir şey olabilir mi Farklı bir şey olabilir mi Bu sefer almaz oradan alacak olduğunu bir kimse üstadına karşı böyle bir tam net bir şekilde Açmazsa kendini almaz oradan alması gerektiğini bu sefer ne kadar araladı kapıya az bir şey araladı az bir şeyden ne geçecekse o kadar geçer kapıyı tamamiyet araladı tamamiyet le ne alacaksa alır şimdi o yüzden hani Rüzgarı Biz manevi bir lütuf ikram Bereket sohbet olarak görecek olursak Rüzgarı Biz bir Hidayet bir lütuf bir ikram bir İhsan olarak görecek olursak Hatta Rüzgarı daha ileri boyutta ilmi ledin olarak görecek olursak o zaman o her yere ulaşır her yere ulaşır herkese ulaşır ama normalde alıcı Bir Gönül olursa onda tesir olur alıcı Bir Gönül yoksa ona tesir olmaz Ebu Leheb olmamış Ebu Cehil olmamış utbe olmamış Örneğin bu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in eksikliğinden değil ki bu o kimsenin alıcı olmamasıyla alakalı o kalbini kapatmış aklını kapatmış o bu noktada karşıya olan bir güveni söz konusu değil inancı söz konusu değil Öyle olunca Normalde Eee kendince kapattığı için kupkuru ağacı dahi yeşerten Rüzgar o kimseye ne yapıyor hiçbir fayda sağlamıyor onun üzerinde hiçbir şey tecelli etmiyor bir tesiri yok o yüzden o kendisini kapattığı için rüzgarın kapatı yok yani peygamber sallallah Aleyhi ve Sellem’in kabahat yok Kur’an’ın kabahat yok veyahut bir mürşid-i kamilin kabahat yok Bir Velinin kabahat yok bir evliyanın kabahat yok bunda o normalde Kur’an ve Sünnet dairesinde durup nasihatini yapıyorsa Onun bu konuda bir sorumluluğu yok bir kabahat yok karşıdaki kimse yani onu almaya Eee çalışan onu almak isteyen bir kimse gönlünü açarsa O zaman o kuru ağaç Yeşerecek meyve verecek ama yok o gönlünü Açmazsa kuru bir ağaç olarak kalacak Allah muhafaza eylesin Öyle olunca diyor hani böyle bir o kuru ağacı gördün o kuru ağacı görüp de rüzgarda kabahat bulma diyor Hazreti bir yani rüzgarın bunda kabahat yok yani Allah’ın ilmi ilahisinin bir kabahat yok Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin tebliğinin bir kaba atı yok Bir mürşid-i kamilin bir Velinin bir sadık bir kulun iyi bir müminin görevlerini yerine getirmeye çalışıyor Onun bir kabahati yok yani burada kabahat aranacaksınız ilahiye kapatana gönü kabatlı aranacaksınız eylesin amin ve burada Hani hep ben derim ya ben cüz iradeci yim diye ben cüzi iradeci yim gönlünü kapatanın kendisidir Hidayet lütfa ikrama ihsana sırtını dönen insanın kendisidir Allah Celle Celalühü durduğun yerde senin kalbini mühürleme Allah zalim değildir şimdi ayet-i kerimeleri biz biraz eksik yorumluyoruz Allah dilediğine Hidayet eder işte dilediğini Eee delalet bırakır Biz bunu hiçbir şey yapmadık geldi kul baktı ona sana Hidayet damgasını vurdum öbürüne baktı sana delalet damgasını vurdum Biz bunu böyle algılıyoruz Ne yazık ki böyle algılayan alimler de çok bu işin hakikatinden uzak çünkü Haşa Allah oturmuş hiçbir şey yokken delalet ve hidayette olanları ayırmış değil Allah oturmuş mürşid-i Kamile veya bir peygambere gönlünü aç sen açacaksın sen kapatacaksın demiş değil böyle değil Bakara ayet 16 onlar öyle kimselerdir ki Hidayet karşılığında satın almışlardır ticaretleri kendilerine bir kazanç sağlamadığı gibi doğru yolu da bulamamışlardır Demek ki ne yapıyormuş insanlar hidayeti değil delaleti satın alıyorlarmış Hidayet karşılığında delaleti satın alıyorlar yani Allah ona Hidayet vermiş O al hidayeti delaleti diyor kendisi yapıyor ticareti ayet-i kerimede Hidayet karşılığında delaleti satın almışlardır Sen delaleti satın aldın mührü vurdu sana delalet diye sen satın aldın Hani bazen sohbetlerde derim ya sabah uyandınız iki tane kişe var Birisi delalet bileti satıyor birisi Hidayet bileti satıyor sen sabah uyandın sabah namazını kıldın Hidayet bileti aldın sen sabah namazını bıraktın kasten kılmıyorsun delalet biletini aldın Cenabı Hak sana zorla sabah namazı kıl demedi zorla kılma da demedi seni hür bıraktı Allah sana Hidayet yolunu gösterdi ve ayeti kerimede dedi ki dileyen buradan Yürü dileyen buradan yürüsün sen yürümedim Sen Allah’a sırtını döndün sen Kur’an ve sünnete sırtını döndün sen hidayete sırtını döndün sen hidayeti sırtını dönünce döndüğün yer delalet oldu döndüğün yer delalet oldu Haşa Allah senin iki omuzundan tutup delaleten hidayete döneceksin sen diye zorlamıyor veya sen delalet giderken zorla seni döndürüp hidayete gideceksin demiyor bunları yaratan Allah yalnız yaratma fiili ayrı bir şeydir Cenabı Hak delaleti de yaratır hidayeti de yaratır Sen delalete gidersen delaleti yaratır Sen hidayete gidersen hidayeti yaratır hidayeti yaratır yaratan o Rabbim muhafaza eylesin böyle sen hidayeti bırakıp delaleti satın alınca Bakara 7 ayet giriyor devreye Allah Onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir gözlerinde de perde vardır Onlar için büyük bir azap vardır O zaman sen delaleti satın aldın tövbe edip de geri dönmüyorsun Delal yaşamaya devam ediyorsun O Delal yaşamaya devam edince Cenabı Hak ne yaptı Onların kalplerini ve kulaklarını mühürledi Çünkü o delalet ısrar edenlerden tamamiyet de kendini delalete vakfetmiş Rabbim bizleri onlardan eylemesin Amin O yüzden manevi olarak manevi tecelliyât vara kendisini kapatan manevi tesirlere kendisini kapatan bir kalp sahibini Eee bu hidayetten veya bereketten lütuftan ikramdan ihsanda faydalanmasını sebebi kendisi O zaman burada rüzgarın bir suçu kabahat yok o zaman peygamberlerin bir kabahat yok o zaman Normalde velilerin mürşid-i kamillerin evliyaların müminlerin bu konuda kabahat yok çünkü o kimse kendisini delalete kitledi delalet kaldı Allah muhafaza eylesin Amin Bahar serinliğini ganimet bilip istifade edin çünkü o ağaçlarını da ne yaparsa bedenlerinizi de onu yapar Bahar serinliği nedi Normalde hidayettir lütuftur ikramdır tabiatta ne Bahar serini Normalde ağaçları canlandırıyor yeşertiyoruz yeniden diriliyor bütün her şey yeniden olgunlaşıyor meyveler Kemal eliyor olgunlaşıyor Çiçek tutuyor tohura vuruyor bizim orada çiçekten meyve tohur deriz Ne dersiniz burada Muhtar nerede Fatih Ne diyorsunuz tohura çiçekten meyveye dönünce hiçbir şey demiyorsunuz mu Muhtar Siz de mi bir şey demiyoruz ne diyorlar çiçek tuttu diyorlar Anladım Tamam herkesin her yerin kendine ait bir dili var bizim orada zeytin çiçek tutar çiçekten sonra küçücük bir meyve olur böyle küçücük çok küçük daha çiçeğini döker küçük küçük zeytin meyvesi olur biz ona tohur deriz ona İzmir’in Bayındır dili enteresan bir Bizim oranın dili var tuhaf başka yerde başka bir manada olan bizim orada başka bir mana böyle bir kafası kırık bir memleket işte siz öğrenin Fatih şey Muhtar çiçekten meyveye dönünce ne oluyormuş adı tohur demirtaşlı da bir şey demedi Biz bayındırlı yız diyorlar ama ne diyorsunuz tohum diyorsunuz zeytin tohumu diyorsunuz tohuma döndü yani çiçekten tohuma döndü tohumla tohun arasında bir fark yok Hadi kabul ettik sıkıntı yok winder Demirtaş kardeş ya oktay’dan çekinin yalnız normal değil bu ara Duman attırıyor ortalı sabah Nuri’ye dedim Nuri bu ne olduysa oldu oğlum dedim öldükten sonra bir değişti bir tuhaf oldu dedim ben Nuri Vallah dedi ya göz açtırmıyor bize dedi kimseye göz açtırmıyor lan dedim bu ne oldu dedim ben evet Bahar serinliğini ganimet bil Yani o Bahar nasıl yağmurlarla beraber bitkiler ağaçlar neş Neva buldu ya Normalde o bütün bu manada Bahar gelince her şey canlandı her şey böyle işveli Cilveli böyle onu görünce Çiftçiler böyle çok hoşlarına gider her yer yemişi cıvıl cıvıl böyle çiçekler oldu Ne bileyim işte meyveler sebzeler tohur tutuyor her şey böyle canlı heyecanlı böyle insan böyle tarlası takası olan iyi Bunu bilir böyle bir heyecan bürür onu e kimisinin böyle Doygun ya göresi dahi gelmez bazen çiftçilerin öyle mi Murat kim bakıyor yerlere sizi babam bakıyor sen ilgilenmiyorsun hiç ha topluyorsun sen sen de benim gibisin yani ben toplamı da bir sefer gittim bir fotoğraf çekildim elim domatesi aldım o kadar hoş Bizimki biraz da cebriyenin köye Mehmet Duysun artık yani seni Muhtar seçtik köye giremiyorsun şimdi Bahar serini tabiatta böyle ya işte o Bahar serinli de velilerin mürşid-i kamillerin lin kalbine gelen manevi haller ve ilhamlı ben onu gene hafifletebilir mürşid-i kamillerin gönlüne gelen vahyi ilham olarak nitelendirmiştir bu alimlerin ulemanın nitelendirmesi yoksa ayet-i kerimede Allah Meryem’e vahyetti diyor Allah arıya da vahyetti diyor Allah da Normalde yere de göğe de vahyetti diyor ayet-i kerimenin metninde hepsinde vahiy olarak geçiyor işte o Bahar rüzgarlarının manevi manası tasavvufi olarak o arifi billah O mürşid-i kamillerin gönüllerine gelen ilhamlar bu hal onlara böyle bir manevi ilham gelince onların vücutlarına onların azalarına da tecelli eder onun görüntülerine de tecelli eder Hani bir hadis-i Şerif var ya hani Eee veliler mürşid-i Kamiller onlardır onlar görüldüğünde Allah hatıra gelir o kimsenin Allah dostu olduğuna işarettir yani o kimse onu görür gördüğünde Allah hatırına gelir Mümin ise kafir ise nefret eder Hım şunun sakalına bak der daha ileri Arabistan’a gidin daha da ileri araplaştı siz Tabii ona nefreti makamda neden kalbi kapalı gözü kulağı mühürlü o seni karşıya düşman safına koydu bir müslümanı bir mümini bir kimse düşman safına koyduysa kafirdir o Çünkü Mümin Mümine düşmanlık yapmaz varsa eksikliğ nasihat eder Mümin Mümine düşmanlık yapıyorsa Onun kalbi kafir kalbidir Allah muhafaza eylesin ve İşte o Bahar rüzgarlarının esmesi mürşid-i kamillerin ve velilerin meclislerinde sohbet meclislerinde zikir meclislerinde halakal da tecelli eder ve Normalde onların böyle sohbet herkese açık olması zikirlerinin herkese açık olması o meclis ve halakal manevi rüzgarının kuvvetli olmasındandır o manevi Rüzgar o kimsede cezbe hale getirir cezbe hale gelince o kimsenin korkusu kalmaz herhangi bir Baskıdan herhangi bir Eee dış etkenden korkusu kalmaz işte o kimse o manevi rüzgarın tesiri altında O manevi Rüzgar onu peygamber sallallah ve sellem Hazretleri gibi onun takip ettirip öyle sohbet ettirip Zikrullah yaptırıyor ve o halakal Duran kimseler kendilerini açabildi kadar o manevi feyizden nasiplerini alırlar Çünkü o Eee serini o manevi tecelliyâtı ganimet bilen bir kimse Hani eee bir kimse çok susamıştır susadığı için ona Berrak tertemiz bir su verdiğinde o kana kana içmek ister doymaz Hani süt getirdi Ebu Hureyre radıyallahu anh Hazretlerine bir sahabe Ebu Hureyre getirdi Eee Allah resulü içti İçti içti Ebu Hureyre içinden dedi ki hani ben de açım Bana kalmayacak mı diye düşündü iç ya H dedi içti bir daha iç dedi gene içti bir daha iç dedi gene içti Ondan sonra ashaba dağıt dedi herkes bir tas sütten içti İçti içti Hendek doluyor Ondan sonra geldi Allah resulü birkaç Yudum daha içti Ebu hureyreye verdii iç Bir daha dedi içti bir daha iç dedi içti bir daha iç dedi içti Ondan sonra dedi ki en sona duydum ya resulallah dedi bakın doydum demeseydi içecek de daha bunu şimdi zahiren baktığınızda Ne oldu zahiren Hazreti Peygambere sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin ashabından birisi hani böyle bir keçinin sütünü sağdı getirdi bir keçi sütü ne kadar en fazla 1 kilo olur o günün keçileri şimdi cins keçiler çıktı da 45 kilo süt veriyor eski keçiler yarım kilo 750 gram süt verirdi keçi bakan var mı İçinizde öyleydi mi bir maşrapa ver Evet o da böyle yemesi düzgünse yemesi düzgün değilse bir maşrap vermez ama o süt de çok kıymetlidir bakmayın siz Millet şimdi yay keçi Keçi kokuyor neye kokacak tı alışmış böyle Kaydır Gup bak peynire millet Tabii peynir yemiyor ki insanlar peynir yemiyor insanlar bilse keçi peynirinden başka yemez hiç kimse koyun peyniri yer keçi peyniri yer koyunla koyunla ineğin karışık peynirinden yer gidip bu mandıralarda veya o hazır peynirlerden almaz bile insanlar içinde her türlü katkı maddesi var al peynir koy dolaba 5 ay dursun orada yoğurt duruyor bir ay ya bir ay yoğurt durur mu dolapta hiç ne ekşiyor ne bir şey oluyor bizim Bayındır’dan çete yoğurt almış kimse yemedi dolapta durdu Ben ne olacak diye beklettim Durdu durdu durdu iki ay durdu bunlar bir fasıl daha geldiler gittiler dolapta duruyor o yoğurt Sonra açtım Hiçbir şey olmamış duruyor öyle dedim bu peynir değil pardon bu dedim Yoğurt değil yoğurt ya 2 ay durur mu hiçbir şey olmadan hiçbir şey olmadan duruyor millet yiyor mu onu yiyor yoğurt yemiyorsunuz katkı maddelerle hazırlanmış neydi belirsiz bir yiyecek yiyorsunuz Evet peynirler de öyle Allah bizi affetsin şimdi işte meseleyi o sütü Biz zahiri baktığımızda süt dağıtıldı değil mi Değil manevi ilim di o manev ilim Hendek kazasında hususi çalışan sahabeye bir lütuftur o onu süt olarak nitelendirirsiniz Esi tecelli etti süt çoğaldı eyvallah Ama o manevi ilimde o ilmi ledün ilmi ilahiden gelmişti süt Çünkü manada ilme yorulur rüyada da süt ilimdir Zikrullah da halde süt içildiyse sana ilmi ilahiden ilmi leden verilmiş verilecektir sana yakazada getirdiler bir tat süt içirdiler değil mi sütün tadı ağzında sütün tadı ağzında o sana İlm led dünden gelmiştir sana manevi ilim veriliyor bunları açık açık da kimse konuşmaz sabah virdini çekiyorsun la ilahe illallah la ilahe illallah küt Kafa gitti O esnada bir tast senin maneviyatına göre altından mı gümüşten mi bakırdan mı tas yakuttan mı zebercetten mi kırmızı mercandan mı hepsinin manevi tecelliyâtı ayrıdır hepsinin manası da ayrıdır sen o sütü iç içebildiği yere kadar Eğer normal kalbi aklın duruyorsa sen içtikçe içersin içtikçe içersin bir kendine gelirsin sütün tadı ağzında da size bir işaret daha sakın süt sevmiyorum demeyin sakın size süt ikram edilirse geri çevirmeyin hemen aklınıza Bu sohbeti getirin ve sütü için ne getirdiler Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerine bir kase şarap bir kase süt getirdiler Allah resulü sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bir şaraba baktı Bir de süte baktı Ondan sonra kalktı sütü aldı sütü içti Cebrail Aleyhisselam dedi ki ey Muhammed eğer dedi Arabı içmiş olsaydın senin ümmetin serkeş olacaktı senin ümmetin böyle işte başı boş bir ümmet olacaktı ama sen sütü içmek de senin ümmetin Dedi ilim ehli olacak manevi ilim O yüzden Hazret Muhammed Mustafa’nın ümmetinde ümmetinde olan manevi ilim Adem’den bu zamana kadar gelen bütün peygamberlerin ümmetlerde görülmemiş bir manevi ilim vardır görülmemiş ne İbrahim’in ümmetinden ne Musa’nın ümmetinden ne İsa’nın ümmetinde ne Adem’in ümmetinde ne diğer peygamberlerin ümmetinde Hazret Muhammedi Mustafa’nın ümmetinde görülen manevi ilim hiçbirisinde görülmemiştir Biz kendimizin farkında değiliz biz Üstün ümmetiz Biz seçilmiş ümmetiz biz bu burası bakın çok lütuf hane bir şeydir Biz seçilmiş bir ümmetiz şu anda dağınık olabiliriz Kur’an ve sünnetten uzaklaştığımız kaynak şu anda bu manevi ilimlerden yeteri kadar faydalanamıyor olabiliriz Bu Kur’an ve sünnetten uzaklaştığımız kaynaklanıyor Yoksa hem zahiri ilim noktasında hem de manevi ilim noktasında ümmeti Muhammed’in önüne geçebilecek olan hiçbir topluluk yoktur bu sütle alakalı oradan Dem vuralım ama bir kimse de işte bu manevi tecelliyât vara kapalı ise o zaman da ona Yapacak bir şey yok rüzgarın kaba atı yok Allah bizi affetsin Amin ve o normalde Eee silsileden gelen o manevi ilmi takip etmeli bu ne Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri hulefa-i raşidin haz Ebubekir Ömer Osman Ali Haz Hasan haz Hüseyin sonraki gelen silsileyi takip etmekle alakalı ve o silsileye gönlünü açma o silsileyi kabul etme ve o silsilenin içinde kendini tutma ve kendini o silsileye aidiyet kesp etme insanı onlardan eder ve o manevi ilim gidecek buna gidecek diye bir kaide yok herkese açıktır herkese sen Allah yolunda olur Allah’ı seversen o manevi ilimden de sen nasipdar olursun kendini açarsan Sen kendi duvarlarını yıkarsan kendi perdelerini kaldırırsan o manevi ilimden de sen ne yaparsın o yüzden faydalanırsın Bahar serinliğini ganimet bilin hadisinin manası peygamber dedi ki Dostlar Bahar serinliğinde sakın vücudunuzu örtmeyin Çünkü Bahar Rüzgarı ağaçlara nasıl tesir ederse sizin hayatınıza da öyle tesir eder Fakat güz serinliğinde kaçının Çünkü o Baha ve çubuklara ne yaparsa sizin vücudunuza da onu yapar dedi bu hadisi rivayet edenler zahiri manasını vermişler ve yalnız zahiri manasıyla kanaat etmişlerdir bu hadis-i Şerife bakanlar zahiren buna mana vermişler bu ne Bahar Rüzgarları Bahar yağmurları bütün toprağa ağaçlara bitkilere çiçeklere faydalı olduğu gibi insanlara da faydalıdır o zaman Bahar yağmurunda Bahar rüzgarında Bahar serininde üzerini soy senin tenine de yağmur değsin hadis-i Şerifin zahiri bu hatta zahiren de fiili olarak Hazreti Hazretleri Baharda ilk yağmur yağdığında üstünü Soyar ıslanırdık Bahar yağmuruyla saçlarını sakallarını filan Islatır vücudunu Islatır elleriyle sıvarı vücudunu Bahar yağmuruyla sünnettir Bu da bu işin Zahir tarafı hazre bir diyor ki bu hadis-i Şerifi şerh edenler tevil edenler zahiren bunu tevil ettiler zahiren şimdi zahiren tevil ettiler deyince Bir de bu işin o zaman Batın tarafı çıktı sufiler genel olarak bu Zahir Batın tabirini çok kullanırlar sohbetlerde zahiren Bu Böyledir Ama batınen bu böyle değildir Bu işin bir de Batın tarafı var derler ehli Zahir ulema alimler Bazen sufilerin bu hallerine çatarlar işte siz batin cisin filan Biz batini filan değiliz batinli ortaya koyan Allah Celle celalü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem sahabeler işin bir Zahir ve Batın yönünü söyleyen ve zahiri ve Batın ilim sufiler arasında zahiri düşman battini düşman zahiri ve batıni nimet rızık öyle ya zahiri ve batını göz zahiri ve batını alem gibi sufiler çok kullanırlar bunu Hani senin Zahir gözün budur battini gözün yani Kalp gözünde açık olacak sana zahiri rızık olduğu gibi battini rızık da olması lazım gibi sufilerin çokça kullandıkları terimdir Zahir ve Batın terimleri zahiri ilim bu manada sufilere göre dile ve akla dayalı tedrisatla yani eğitimle öğretimle ezberle çalışarak Tan öğrenilen bir ilimdir Bu zahiri bir ilimdir oturursunuz Tek çilt kuduri ezberlersin fıkhını iyi olur daha da arttırabilirsiniz oturursunuz zahiren Örneğin işte 4 ciltlik ihtiyarı ezberleyebilirsin dürer Gürer ezberleyebilirsin 16 ciltlik el hidaye ezberleyebilirsin İbn Abidin ezberleyebilirsin serini mebsut unu ezberleyebilirsin 32 cilt Zahir Bu size birisi bir mesele sorar gider kitaptan bakarsınız söylersiniz ahir ilim bu Normalde bir kimsenin Akli melekeleri yerindeyse okur ezberler o ilme sahip olur batını ilim ise batıni ilim ise bir mürşid-i kamilin tedrisatından oturup kalben öğrenilen ilimdir kalben bu Normalde feraset dayalı basirete dayalı kalbe gelen ilmi ilahiye dayalı bir ilimdir Çünkü bu ilim o kulun kalbine herkesin kullandığı lisanı kullanayım ilham vasıtasıyla gelen Bu kulun kalbine gelen bu ilham Onun için battini bir ilimdir Ama bu kendi derecesine göre doğruluk Payı kendi derecesine göre derinliği kendi derecesine göre yüksekliği ve genişliği vardır böyle bir normal bir dervişin kalbine de gelir bu onu fark etmez onu vicdanın sesi olarak görür oysa o da bir ilham dır Normalde bir kimse bir mürşid-i Kamile bağlandıysa Onun kalbi manevi ilhamlar açıktır Çünkü manevi ilhamlar açık olmayan bir kalp sahibi bir mürşid-i Kamile intisap etmez çünkü onun kalbi bu konuda hastalıklıdır intisap etmeyin bir kimse senin kalbi hastalıklıdır kalbi hastalıklı olduğu için o bir mürşid-i Kamile intisap etmez veyahut da intisap etmiştir intisap ettiğinde intisabı çok sıkı değildir Onun kalbi hastalık kapar hastalık kapınca da o hastalığını tedavi etmez hastalığını tedavi etmeyince ilacını yutmaz Tabiri caizse ve kendi Eee bağışıklık sistemini kuvvetlendirme Bu sefer onun dervişliği Biter sufiliği biter oradan ayrılır gider o kimse çünkü onun kalbinde Maraz oluştu o marazı tövbeyle zikirle tedavi etmesi gerekirken tövbeyle zikirle sevgiyle muhabbetle kalbini tenvir etmesi gerekirken o bu kalbi marazın tespit edemeden çekti gitti o kimse o marazı Yok edemedi ilaçları kullanmadı ilaçları kullanmayınca da o kimse hastalıkla baş edemedi hastalıkla da baş edemeyince kalben öldü kalben kalp gitti onda karardı bozardı perişan oldu gitti Allah muhafaza eylesin O yüzden Zahir ilmi bir kimse unutur Tekrar okur hatırlar Bunda bir sıkıntı yoktur ama kalbi ilim dediğimiz batını ilim Allah muhafaza eylesin Bir kimseden tasını tarağını giderse Onun yolu çok zordur bakın Onun yolu çok zordur Rabb cümle kardeşlerimizi bundan muhafaza eylesin Amin tasını tarağını toplayıp gitmediyse o kimse döner dolaşır tekrar geldiği noktaya gelir haylazlık yapmıştır yanlışlık yapmıştır eksiklik yapmıştır Ama onun kalbinde o manevi ilim onun kalbini tırmalar hep böyle yapma der hep onda bir kendince O bir eksik hisseder kendince huzursuz hisseder kendince kendi kalbinde onun tırmalar boynunu bu onun kalbinde manevi ilmin yer ettiğini gösterir o Silsile dediğimiz o manevi dünyanın onda tesiri olmuş ve o Tesir altında kalmış Onun kalbi bu noktada kararmamış katılaşmaması unsur Gönül dediğimiz şey o böyle insanda farklı bir dünyadır Ben ona kalbi akıl derim ya o kalbin kendine ait bir ritmi kendine ait bir çalışma sistemi vardır Kendine ait bir hafızası kendine ait bir düzeni sistemi vardır o mevcut akla bağlı değildir mevcut akıl unutur o unutmaz mevcut akıl Helak olur o helak olmaz kalbi akıl O yüzden kalbi aklın harekete geçmesi çok önemlidir bir dervişte bir sufi kalbi akıl harekete geçmeli yani o ilmi ilahi o ilham onda tecelli etmeli o Basiret o feraset o manevi ilim o dervişin kalbinde tecelli etmeli o rüya mesela manevi ilimdir Salih rüyalar zikrullah’a görülen haller manevi ilimdir Bunlar Normalde o kimsenin maneviyatının çalıştığına işarettir ha illaki öyle mi çalışacak Hayır bir kimse orada Zikrullah lak kasında duruyorsa o mürşidin elini Tutmuş O silsilede duruyorsa onun çalıştığına işarettir onun çalıştığına işarettir O yüzden zahiri ilim azalara hitap eder senin gözüne kulağına eline ayağına hitap eder manevi ilim ise senin kalbine hitap eder ve kalbin iki önemli vazifesi vardır iki önemli vazifesi kalp odur ki ki daim Allah’ı Zikreder kalp odur ki Allah aşkıyla yanlar tutuşur Allah’ı sever bu kalbi İbadetlerin en önemli ayağıdır en önemli farzıdır kalbin farzıdır bu kalbin farzıdır o kalp Allah’ı zikretmeli o kalp Allah’ı her şeyden fazla sevmeli o kalp sevgiyle yoğrulmalı sevgiyle O zaman o kalp farzı yerine getirmiş olur ve Normalde o zaman o kimsenin maneviyatı açılır o kimsenin o zaman batını açılır Batın ilimlerine karşı Onun mükaşefe artar basireti artar feraseti artar o manevi olarak yol almaya başlar ve meselelerin zahirine bakmamaya başlar bunu Zahir ulemanın bir kısmı ulema diyorum yine de ben onlara cehaletinden dolayı battini ilme karşı gelirler Bu onların zır cahil olduğunu gösterir ilahiyat da bitirse ilahiyat fakültesinde öğretim üyesi de olsa Doçent de olsa Profesör de olsa Eğer ki bir kimse ayet-i kerimelerin veya konumuza binaen hadis-i şeriflerin batini bir manası olduğunu olmadığını iddia ediyorsa o Kimse Cahil insandır cahildir Evet daha da iddia ediyorsa zır cahildir daha da id ediyorsa Kara cahildir Çünkü hadis-i şerifte Allah Allah resulü sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri buyurdu ki her bir ayetin bir zahiri bir batını Vardır her ayet için bir hat yani sınır ve her hat için bir matla vardır matın karşılığı bir hakikati müşahede etme yeridir yani o Batın da o hakikati müşahede ettiğim bir yer vardır şimdi bu hadis-i Şerifi buraya aldım Bu senetsiz sepetsiz değil Bu öyle dedi İbn cerir taber isinde bu hadisin tamamını almış İbn Mesut’tan rivayet etmiş Ebu yala heysemi bezzar suiti begavi İbn hibban bu hadis-i Şerifi nakletmişlerdir eser esde geçtiğini sorarlarsa onları da burada açıklarım o eserler geçen eserlerin sayfa numarasına kadar paragrafa kadar burada açıklarım ben konu burada uzamasın diye isimleri aldım Çünkü böyle bilmeden Siz bidat işliyorsunuz bilmeden Siz sapıksın diyen cahiller var Veya siz işte E sizin üstadın her şeye batini bakıyor siz batıniler misiniz değiliz Kardeş biz Kur’an ve sünnete tabiyiz siz araştırmıyor siz iki kitap okumakla kendinizi Alim zannediyorsunuz bakın her ayeti kerimenin bir zahiri vardır bir de batını bir hadis-i şerifte diyor ki başka bir hadis-i şerifte başka bir hadis-i şerifte Kur’an’ın her harfinin harf Harf harf bildiğiniz harf her harfin bir zahiri vardır bir de batını diyor harf olarak Elif Lam Mim Zahir bu Zahir bu Hadi mana ne Hadi tevili ne bunun Çünkü Kur’an okunur zahiridir okunan kur’an-ı Kerim zahirdir Birisi şu mana gelir der o tevildo Kur’an’ın zahiri kullara emredilen ameldir batıni ise gizli ilimdir demiştir bakın Hazreti Ali Efendimizden alıntılar var hepsinin de kaynaklarını verebilirim arzu eden olursa daha doğrusu Hadi ya gene çıktı işte bu paz Bu cumartesi kendince bir şeyler söyledi kardeş ilim gel karşımıza ilimle bizim batinim Zin de delili hadis-i şeriflerden ve kur’an-ı Kerim’den zahirimiz de delili kur’an-ı Kerim’den ve hadis-i şeriflerden sen hadisleri inkar ediyorsan Sen zaten küfür ehlisin seninle konuşacak bir şeyimiz yok hadisleri inkar ediyorsunuz siz Kur’an’ı da inkar ediyorsunuz hadis-i Şerifleri inkar etmiştir hadis-i Şerifleri komple inkar eden bir kimse kur’an-ı Kerim’i de inkar etmiştir onların Biz Kur’an’a bakarız dediklerine bakmayın Martaval o onlar kafirlik derini saklıyorlar böyle tekrar Altını çiziyorum hadis-i Şerifleri komple inkar eden bir bir kimse Kur’an’ı da inkar etmiştir bu kadar net küfür ehlinin ta kendisidir Bu kim olursa olsun buradaki Hazret Ali efendimizin gizli ilim dediği ibare ehlin bilinen ilimlerdeki açılmaz Bunlar ehline ait ehlinin vukufiyet tinde ehlinin perdesinde bu bu yok manası değildir yine hazre Ali efendimizin sözü pirimiz olur pirim olur bizim silsilemiz de Pir Başımızdan bizim bu konuda ilim Başımızdan deyin Biz Hazreti Ali efendimizi çok severiz hazet Ebubekir Ömer Osman efendimizi de çok severiz biz cihar yer Güzün sıralamasını takip ederiz Ebubekir Ömer Osman Ali radıyallahu anh Hazretleri Ondan sonra haz Hasan Ondan sonra haz Hüseyin bizim silsilemiz budur manevi silsilemiz biz bu manevi silsilenin içindeyiz O yüzden Hazret Ali efendimiz Ben ilmin şehri isem Ali de kapısıdır buyurduğu halidir O bir şeye hükmetti isse hak o taraftadır başka bir taraf aranmaz Çünkü hadis-i şerifle sabittir cenab-ı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Ya Rabbi Ali’nin döndüğü cep e Ali’nin döndüğü yere Hakkı döndür diye duası vardır O yüzden birisi kalkar Hazret Ali efendimizin sözünü İnkar edecek olursa bu duaya da bu hadis-i Şerifi de inkar etmiş olur döndük Hazreti Ali sözüne her ayetin dört manası vardır Her ayetin dört manası vardır Zahir Batın hat ve matla zahiri tilavetine aittir yani Kur’an’ı okumaktır Tilavet etmek Kur’an’ı okumak bu zahiridir Kur’an’ın hangisini okursanız okuyun hangi ayeti okursanız okuyun kime okursanız okuyun Kur’an’ı okuyun Zahir olarak Kur’an okudunuz sevaba girdiniz yok Ölülere okunmaz yok Şunlara okunmaz kur’an-ı Kerim Ölüye de okunur diriye de okunur kur’an-ı Kerim ağaca da okunur toprağa da okunur kur’an-ı Kerim havaya da okunur yere dokunur içinize dokunur okunur kur’an-ı Kerim zahiri de şifadır batını da şifadır Kur’an’ın her şeyi şifadır ve her şeye faydası vardır oturun bahçenize Fatiha okuyun oturun dükkanını Fatiha okuyun otur kendi vücudunuza Fatiha okuyun oturun elinizi kafanıza koyun başınız ağrıyorsa Fatiha okuyun ağrıyan bir yerinize elinizi koyun Fatiha okuyun Evet şifadır başın Ağrı at apranaks atma kardeş inan buna inan galiben inan bunu kalbini bu konuda vahiye tabi tut kalbini Kur’an’a tabi tut Kur’an’a kalbini aç Evet oku Fatiha oku kendine oku ya bir şeyi hıfs edemiyorsun Elini koy kafana Niyet et Ya Rabbi hısımı açman için niyet ettim de oku fatihayı ya Kur’an’dan uzaklaştırdılar bizi adamın anası ölmüş babası ölmüş bir Yasin okuyacak ölüyor okunmaz sana mı okunacak edepsiz adam milleti o hale getirdiler millet nereye okunacak kur’an-ı Kerim içinde şifa ayetleri de var İçinde hat ayetleri de var öyle söyleyeceğiniz çıkın televizyona Kur’an’ın Hatta ayetleri var ey devlet Ey siyasetçiler Gelin bu hat ayetlerini uygulayın onu diyemiyorlar söyleyemiyorlar neden Zahir Alim Zahir Alim cep alimi maaş gelsin koysun cebine Ondan sonra otursun kafasına takk koysun İndiler gökten melekler saf kulağını eğildim gördün mü Hocam dedi neyi dedi Saf Saf inenleri dedi böyle baktı Nasıl yani ya dedi Dedim Hocam söyledin ya İndiler gökten melekler Saf Saf diye Ee sen gördün mü dedi ya görünür mü ya görünmeyeni mi yazdı dedim Süleyman çeli görünür Tabii dedim melekler görünmez mi görünür dedim böyle baktı var olan bir şey neden görünmesin dedim var olan bir şey neden görünmesin E tabii o İndiler gökten melekler saf saf aldı zarfı gitti o zarfa bakıyor gökten zarf indi ona yandan cebellezi Minel Beşer etti aldı Selâmün aleyküm gitti demek ki zahiri var Kur’an’ı Tilavet etmek batını anlayışla ilgilidir Kur’an’ı anlamakla alakalıdır batını Kur’an’ı anlamakla had Hazreti Ali efendimizin sözü bu had haram ve helal bildiren hükümlerdir matla ise Allah’ın kullarından muradıdır matla Allah’ın kullarından muradıdır yani Allah kullarından Murat ettiği şey ne hakikati müşahede etmeleri matın manası hakikati müşahede etmek yani Allah iman eden Mümin kullarından muradı şu Kur’an’ın Okuduğunuz ayet-i kerimenin hakikatini müşahede edin hakikatini müşahade etmek demek tefsir okumak demek değil tefsir anlamak için tefsir anlamak için müşahade için değil Hakikati müşahade etmek bu Normalde had ayetleri ile alakalı değil onlar değişmez bu Kur’an’ın had hariç diğer bütün ayetleri hadler hariç had ayetleri hariç diğer bütün ayetlerin hakikati hakikatini müş etmek Kur’an’daki peygamber menkibeleri menkıbe değil çıkmış profesörün birisi öyle diyor yani diyor siz diyor namazda İbrahim’in menkıbelerini okuyorsunuz ne anlıyorsunuz diyor sen anlamıyorsun orada İbrahim’in menkıbesini hakikati ayrı Hud’un menkes sinin hakikati ayrı Lut’un hakikati ayrı Adem’in hakikati ayrı ve bu hakikat anlamları zamana göre değişen anlamlar şahsa göre değişen anlamlar Dün 3 yıl önce 5 yıl önce 100 yıl önce kur’an-ı Kerim’deki hakikat anlayışıyla O günkü anlayanlar ile bugünkü anlayanların arasında da fark var Çünkü o manevi ilim de her daim kendisini değişiyor değişiyor derinleşiyor yükseliyor Yükseliyor O yüzden Hazreti Peygamber ahir zamanda Benim kardeşlerim gelecek dedi Neden Çünkü onlar Kur’an’ın hakikatini daha iyi anlayacaklar Evet yine devam ediyoruz Hazret Ali Efendimizden yine Hazret Ali efendimiz Abdullah Bin Abbas’ı yani amcasının oğlu Abdullah’ı haricileri ikna etmeye gönderirken burayı dikkat edin burayı bu böyle çok özür dilerim ama levha yapılıp bu ilimsiz lere levhayla gözlerine sokulacak bir şey bu diyor ki Hazreti Ali efendimiz Abdullah bin Abbas haricileri ikna etmeye gönderirken onlarla tartış fakat kendilerini Kur’an’la delil getirme dikkat edin buraya haricilerle tartış ama onlar kendilerine Kur’an’la delil getirme Çünkü Kur’an’ın pek çok farklı manası ve değişik bakış açıları vardır Bunun için onlarla sünneti delil getirerek tartış dedi Hadi siz Hazreti Ali efendimizi şimdi küfürle itham edin ilimsiz dersi Evet dör Abdullah’tan birisidir Hazreti Abbas’ın oğlu Abdullah ve Arap diline Kur’an diline çevrede en fazla hakim olan kimsedir bakın o kadar Arap diline hakim bir kimsedir Hazreti Ali efendimiz ilmin kapısı ona diyor ki sakın onlara Kur’an’dan delil getirme Çünkü Kur’an Kur’an diyor pek çok farklı manası ve değişik bakış açıları vardır Bunun için onlarla sünneti delili göstererek tartış ve bu sözden de ne anlıyoruz demek ki Kur’an ayetlerinin birçok manası birçok anlayışı olduğunu gösteriyor Hani Hazreti Pir hadis-i şerifi Hani göstererek dedik ki ya herkes Zahire göre bunu hükmetti Evet ayetlerin zahiri ve batını hakkında İlk açıklamalardan birisi de ben onu müfessirlerin Piri olarak nitelendiriyor yani tefsircilerin piresi Piri Hazreti Abbas efendimizin oğlu Abdullah Hani sırası gelince diyorum ya tek ciltlik bir tefsiri var Arapça onu yıllar yıllar önce buldu dum aldıydım onu dedim ki ilim bir gün kaybolur ben Arapça bilmiyorum ama dedim bilen bir kimse bunu çözer alayım bunu dedim denk getirdik öyle O diyor ki Hazreti Abbas diyor bunu Kur’an birçok bölüm ve ilimler içerir onda Zahir ve Batın olan birçok şey vardır onun insanı hayrette bırakan ilimleri bitmez ilimlerinin sonuna ulaşılamaz Kim ona yumuşaklıkla dalarsa kurtulur ona sert olarak Dalan kimse batıp Helak olur onda birçok haberler misaller helal ve Haramı bildiren hükümler nasih mensuh muhkem müteşabih Zahir ve Batın ayetler vardır onun zahiri okunuşu batını ise tevil didir Kur’an’ı öğren için alimlerin meclislerinde bulunun aman sefihler uzak durun bunu da suiti nakletmiş şimdi Hazreti Pir Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin bu hadisini söyledi ya o yüzden Zahir batıla alakalı biraz konuyu geniş tuttum mesele daha iyi anlaşılsın diye 2050 Beyt onların halden haberleri yoktur Dağı görmüşler de dağdaki madeni görmemişlerdir diyelim burada bitirelim 2237 haklarınızı helal edin Helal olsun Bizden yana da helali hoş olsun inşâallah 2050 beyitten devam edeceğiz konu biraz önemliydi O yüzden bu Zahir Batın meselesini Biraz geniş aldım Eee haklarınızı helal edin Helal olsun dedik bir şey olsun ölçü olarak da kalsın dedik bazen ehli sufiye saldırırlar Siz hep işin battini tarafındasın diye hamdolsun Biz Evet İşin Zahir tarafından Baattin tarafına da bakıyoruz hani sufilerin meşhur bu sözleri vardır Derler ki Sufi Çift kanatlı olur yani bir kanadı zahirdir bir kanadı da batıldır Allah bizi onlardan eylesin amin haklarınızı helal edin Elf Fatiha salavat Amin e böyle başımda durunca heyecan yapıyorum Kendi kendime hızla toparlan diyorum ya beni heyecanlandırmaya şı ihtiyar aksi adamım aksiliğim meşhurdur benim bir de inatçı şey Efendi Allah rahmet eylesin öyle diyordu Mustafa Efendi inatçısın oğlum diyor Doğru söylüyorsunuz Efendim inatçıyım diyordu Allah rahmet eylesin amin Bursa’da ilk itikafa girdim çok zor şartlarda soğuk zeyniler camiinin o böyle arka ne diyorlar ona son Cemaat mi diyorlar Ne diyorlar caminin içinde değil yani dışında orada itikafa giriyordum soğuk bir orada lekli soba vardı yakmadı dım Hani caminin malı kamu diye yakmadığım halde öyle duruyordu hoca geldi onu da aldı götürdü Allah’ım böyle nasıl zor nasıl zor ama Ramazan itikafı sarıkla bu pencerenin mandalı mı diyordun şey var kolu sarığı böyle boynumdan astım oraya Hani uyumayayım diye soğuktan Çünkü uykusu geliyor insanın Kafam düşüyor yapıyorum dersi bitireceğim bayram sabahı çıktım itikaftan neyse gittim Emir Sultan Hazretlerine oraya telefon açtım iki tane jetonum var üçüncüsü yok üçüncüsünü alacak para yok İki jetonum var üçüncüsü yok üçüncüsünü Alacak da para yok O zaman şey efendinin evde telefon bayram sabahı açtım Selâmün aleyküm dedim o kadar başladı dökülmeye bende musta Efendi ne dediğini anlıyorum ama Allah mübarek etsin inadına itikafı bitirdin dedi Maşallah ne inatçıyım iın dedi ama ben nasıl böyle gözümden iniyor aşağı dost Oru Emir Sultan Hazretlerine git dedi benden selam söyle bütün her şeyini anlat ona dedi Allah mübarek etsin işte muhabbet Hadi Selâmün aleyküm dedi kapattı telefonu şangır şangır jetonlar geri geldi Aldım jetonları dedim bunlar Keramet jetonu gittim Emir Sultan hazretlerin başına dedim Benim bir şey söyleyecek halim yok anlatacak bir şeyim de yok Neyi nasıl biliyorsanız öyle yapın benim diyecek hiçbir şeyim yok tabii o hal kelimeler anlatmaz geriye döndüm çarşıdan tanıdığım bebeci İsmail abi var Mustafacığım neredesin sen ya dedi benim gözümden akıyor böyle baktı sanki görmüyor beni ama ya dedi Başka yaşlı kimse yok mu itikafa girecek dedi ya böyle baktım benden daha yaşlısı mı var dedim ya Bayram bitince ded o böyle nazik kibar konuşurdu Allah rahmet eylesin Mustafacım bitince dedi hemen benim yanıma geliyorsun hemen ha dedi benim çarşıya ince cebimde para yok bildiğiniz dolmuş parası yok Tamam abi geliyorum dedi o itikafta beni karşı yanlardan birisi Ali Ali Karadağ’ın o zaman bir ekibi var Deliler mangası Kim vardı Ali başk yanında Öyle Bunlar Ben itikaftan onlarla beraber çık dedik Değil mi Ali O yüzden benim bir tarafımda inatçıdır şeyhimden tasdikli im inadım demek bu kadar konuşacakmış tecelli Selâmün aleyküm Aleykümselam ne olduysa oldu bak tecelliyât öyle olacak vası sözümü bitir yani insanda inat küfre küfre doğru değil İyiye doğruya güzele inat edecek insanın başına zorluklar gelir bu yol öyle kolay bir yol değildir millet kolay olduğunu söyler kolay değildir nefisle mücadele yolda durmak yolun çilesine katlanmak kolay değildir zordur gerçekten Hele bu zamanda daha zor neden tasavvuf bilinmiyor tarikat bilinmiyor yol bilinmiyor dine ve dindarlara karşı düşmanlık hat seviyede cemaatlere cemiyetlere tarikatlara düşmanlık hat seviyede şu anda bu zaman da yolda durmak gerçekten yolda yürümek gerçekten önemli bir şey inat lazım yani sımsıkı tutacak bırakmayacak o yüzden ben kendi özelliklerime neydim yaşlıyım ihtiyarım aksiyim inatçıyım aşırı derecede dal alınganım yaşayın yaşayabiliyorsunuz Selâmün aleyküm aleyküm dayanam.
286. Mesnevi Şerhi 2044. Beyitten – Sohbet Notları
Kaynak
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.
İlgili Sohbetler
Bu konuyla ilgili diğer sohbetler: İCAZETNAME TÖRENİ TEK PARÇA (BURSA) 16 EYLÜL 2021 , FAİZ-RİBA 29.10.2022 MUSTAFA ÖZBAĞ EFENDİ SOHBETLER , KADİR GECESİ / SEMA / DUA 27.04.2022. Tasavvuf geleneğinde bu konular ele alınmaktadır.