Şeyhlik: Allah Her Şeyi Dostlarına Bildirmek Zorunda mı?
Ehl-i tasavvufun yıllar boyunca düştüğü en büyük hatalardan birisi şudur: ‘Biz hata yapsak rüyamızda hatamızı görürüz, bizi uyarırlar; bir şey olacaksa bize bildirirler, hem uyarırlar hem korunuruz.’ Şimdi bir kimse hem uyarılıyorsa, hem korunuyorsa, hem bildiriliyorsa hayat ne kadar güzel; imtihan nerede? Ben seni imtihan edeceğim diyorum, sonra cevapları veriyorum sana — bu nasıl imtihan?
İkincisi, ehl-i tasavvuf bunu bir başkasının üzerinde de hükmetmek için kullandı: ‘Eğer birisi Allah’a dostluk mertebesine erişse bizim haberimiz olur; haberimiz olmadıysa demek ki dost değildir.’ Haberi yoksa o da dost değil — böyle düşündüler. ‘Ben bilmiyorum’ diye düşünmediler, ‘Buna ulaşamadım’ diye düşünmediler; ‘Bu dost değil, bu evliya değil, bu iyi insan değil’ dediler, ittiler kenara. Allah muhafaza eylesin.
Hz. Musa ve Hızır Kıssası: Dostların Birbirinden Habersiz Olması
Musa aleyhisselam kendi kendine ‘Ya Rabbi, bir ilim sahibi var mı?’ demiş. Allah buyurmuş ki: ‘Var ya Musa.’ Kendi ilminden üstün bir ilim sahibi varmış. Allah ona yol tarif etti, Hızır aleyhisselamı buldu. Bakın, Hızır’daki ilim o zaman için Musa’da yok. Musa’nın Hızır’dan haberi yok. Kur’an bize bunu naklediyor. Bugünün bunun ucunu göremeyen insanları diyorlar ki: ‘Tek evliya bizim şeyhimizdir, başka evliya yoktur.’ Türkiye’deki bütün şeyhleri dolaşın; kendilerinden başka kimseyi tanımazlar.
Allah’ın dostları hakkında böyle hükmetmek büyük bir hata. Allah içinizden kim bilir kiminizi seçti, dost kabul etti; ne kendisinin haberi ne bizim haberimiz var. Belki de içinizde bizi dinleyen var da adam bizden daha iyi Allah’a kul, daha iyi dost; hiç kimsenin haberi yok.
Şeyhlik İddiası Hastalığı
Türkiye’de şeyhim diyenlerin hepsinin en büyük problemi budur: Hepsi bir iddiayla çıkmışlardır ortaya ve Allah’ı, onun dinini ve Resulünü anlatmaktansa ömürlerini kendi iddialarını ispatlamak için geçirmişlerdir. Hepsinin sohbetine gidin; kendi şeyhlik iddiasını ispatlamak için anlatır. Bu acı bir şeydir.
Eğer bir kimsenin Allah ve Resulüne inancı varsa ve o yolda yürümeyi düşünüyorsa, onun kendisini ispat edecek bir şeyi yoktur. Onun ispatı Allah’tır, gittiği yoldur, söylediği sözdür, sohbetleridir, hâl ve hareketidir. Üstadlık sevdası olan, şeyhlik sevdası olan bir kimse bu hastalığa düşer; nefis onu bu hastalığa düşürür.
Ben bir günden bir güne sizin karşınıza ne hoca diye çıktım, ne şeyhim diye çıktım; çıkmayacağım da. Böyle bir iddiamız yok. Allah bizi affetsin. Bir tek iddiamız var: kulluk. Ben kul olmaya çalışayım; varsın kim şeyh efendi olmaya çalışıyorsa çalışsın.
Rüya Meselesi ve Doğru Yaklaşım
Rüyanızda birisini sıkıntıda gördüyseniz, bu illa o kimsenin gerçek anlamda sıkıntıda olduğuna delil değildir; bu kendi dünyamızda, kendi içimizde olan bir şey olabilir. Ama eğer bir kimsenin sıkıntısı size rüyanızda bildirilmişse, demek ki Allah sizi o sıkıntıya merhem tayin etmiş. Sen hiç kimseye anlatmadan, dedikodu yapmadan, gücün yetince git ona yardım et.
Rüyada birini düşük gördüysen kendini düşük gör, kendini toplamaya çalış. Rüyada birini kötü halde gördüysen, maneviyatın çok kuvvetliyse o kimse için otur yetmiş bin tehlil çek. Yoksa o adamın dedikodusunu yapıyorsan o rüya şeytanîdir. Rüyalar insanları birbirine düşürmek için kullanılmamalı, birbirine yardım etmek için değerlendirilmeli.
Hiç Kimse Ameliyle Cennete Giremez
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurmuştur: ‘Allah sizin amellerinize ve suretlerinize bakmaz, kalplerinize ve niyetlerinize bakar.’ Ve yine buyurmuştur: ‘Hiç kimse ameliyle cennete giremez — ben dahi. Ancak Allah’ın rahmetiyle insanlar cennete girer.’ Çünkü insanların ameli, insanları cennete sokmak için yeterli değildir. O amelin karşılığı cennet değildir; cennet Allah’ın rahmetinin bir tecellisidir.
O yüzden bir kimse amellerine güvenip ‘Ben namaz kılıyorum, direkt cennetteyim’ dememeli. Namaz vesile olur, ama cennete girmek Allah’ın rahmetiyledir.
Mürşid-i Kâmil ve İcazet Meselesi
Bir üstad için bir kimseye ‘Yetişti, bitti’ demek güç bir şeydir. Çünkü büyük bir sorumluluk gerektirir; onun altına imza atacak, bütün dervişler o adamın peşine düşecek. Bu kolay bir sorumluluk değildir.
Bir kısım şeyhler bu yolları bilmediğinden ne yapacağını bilmez; bir kısmı ise kendisi yetişmiş değildir, kendisi yetişmediğinden yetiştirecek bir kimse de yoktur. En hakikisi kendisi gerçekten manevî elde yetişmiş, yetiştirdiği kimseye de icazetini sağlığında vermiş olandır.
Dervişin Yetişmesi Nasıl Bilinir?
Birinci yol: Hal ve rüya yoluyla. Dervişin kendisine anlattığı hal ve rüyalardan bilinir. Mesela rüyasında o kimseye esmâ verir, rüyasında değişik elbiseler giydirdiğini görür. Dervişte tecelliyat yaşanır ve üstad o tecelliyatı görür. İkinci yol: Zikrullah halkasında, zikrullah yaparken dervişin hâlini müşahede eder. Üçüncü yol: Bunların hiçbiri olmasa bile, o kimsenin kalbine ilham yoluyla bildirilir. Ama hiçbir yol olmasa da bir kimseye ‘Yetişti’ demek kolay değildir; büyük sorumluluktur.
Kaynakça
- Kur’an-ı Kerim, Kehf Suresi 18:60-82 — Hz. Musa ve Hızır aleyhisselam kıssası (ilimde üstünlük ve gaybın bilgisi)
- Sahih-i Muslim, Kitabu’l-Birr, Hadis No: 2564 — ‘Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz, kalplerinize ve amellerinize bakar’
- Sahih-i Buhari, Kitabu’r-Rikak, Hadis No: 6467 — ‘Hiç kimse ameliyle cennete giremez, ben dahi. Ancak Allah’ın rahmetiyle’
- Sahih-i Buhari, Kitabu’r-Rikak, Hadis No: 6502 — Hadis-i Kudsi (Evliya hadisi): ‘Kim benim velime düşmanlık ederse ben ona harp ilan ederim’
- Kur’an-ı Kerim, Cin Suresi 72:26-27 — ‘Gaybın bilgisi Allah’a aittir; onu dilediği resulüne bildirir, onun dışında kimseye bildirmez’
- İmam Kuşeyrî, er-Risâletü’l-Kuşeyriyye — Velâyet, kerâmet ve mürşidlik bahisleri
- İmam Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, Kitabu’r-Riyâze — Nefsin terbiyesi, mürşid-mürid ilişkisi ve icazet meselesi
- Abdülkadir Geylânî, el-Fethu’r-Rabbânî — Allah dostluğu, rüya ile amel ve tasavvufî terbiye bahisleri
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi