Mesnevi Şerhi

278. Mesnevi Şerhi (1998. Beyitten)

278. Mesnevi Şerhi 1998. Beyitten konusunda Mustafa Özbağ Efendi’nin değerli sohbetlerinden derlenen bu içerik, 278. mesnevi şerhi 1998. beyitten hakkında önemli bilgiler sunmaktadır.

278. Mesnevi Şerhi 1998. Beyitten Hakkında

https://www.youtube.com/watch?v=il4GqyEHi

Mesnevi Şerhi (1998. Beyitten) konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Mesnevi Şerhi (1998. Beyitten) hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız. Euzü billahi mineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. Eftal zikir ilahe illallah. La ilah illallah hak muhammeden. Resulullah cemi enbiyai vel mürselin velhamdülillahi rabbil alemin. Selâmün aleyküm. Aleykümselam. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Amin gündüzünü hayırlı eylesin.

Ayın yılınızı ömrünüzü hayırlı. Rabbim cümlemizi ve cümle. Muhammed’i. Hakkı hak batılı batıl bilenlerden eylesin amin. Hakkı hak bilip hakça yaşayan batılı batıl bilip batıla karşı. Cihat eden kullarından eylesin. Rabbim nerede. Müslümanlara zulm ediliyorsa zulmeden zalimlerden. Hak intikamını alsın. Amin lın intikamını alsın. Amin o zulmeden zalimlerin elinde inim inleyen. Müslümanlara. Hak özgürlük nasip eylesin amin. Kurtuluş nasip eylesin amin. Filistin’e.

Kurtuluş nasip eylesin amin. Doğu türkistan’a. Kurtuluş nasip eylesin amin tüm dünya müslümanlarını zalimlerin elinden. Rabbim kurtarsın. İnşallah amin ecm bazen bazı sohbetler vardır. Bu benim için geçerli. Hani bir şeyden böyle insanın ayakları geriye gider ya ben böyle çok geriye gitmesini bilmem ama böyle nasıl toparlayacağım atacağız diye zaman mesneviden şerhler yaparken. Pardon özür dilerim okumalar yaparken. Ben kendimce böyle bunun dile dökmekte nasıl bir yol izleyeceğiz diye kendi kendime böyle.

Tabiri caizse biraz teller yanarcasına düşünüyor insan bu akşamki sohbet de öyle bir kalbimden geçenim mi aktarayım yazdığımı mı aktarayım böyle ikisinin arasında diyebilirim ki perşembeden beri gitgel yaşıyorum. Bir yazıyorum siliyorum bir daha yazıyorum. Bir daha siliyorum bir daha diyorum. Yok burası çok fazla olmuş burayı biraz hafifletebilir size o yüzden ama yazdıklarımdan ama gönlümden ne gelirse bu akşam onu dinleyeceğiniz. Anlaşılmayan bir olabilir.

Baştan söyleyeyim ya ben aktarırken gönlümle. Aklımın arasında gidip gelebilirim bu gönlümle. Aklımın arasında gidip geldiğim yerleri de öyle bırakacağım. Onun üzerine de gitmeyeceğim onu da değiştirmeyi düşünmüyorum tecelliyât böyleymiş diyeceğim çıkacağım baştan böyle bir girişi de düşünmedim aslında da şimdi içeri girerken nereden başlayayım diye kendi kendime düşünüyordum öyle demek ki buradan başlanacak mış. Geçen hafta ayak. Hani gelenin. Ayak seslerini duydunuz zaten o 1995 beyitten itibaren okud duyduk ayıptan başka bir görmeyene.

Ayıptır fakat gayp aleminin. Pak ruhu hiç. Ayıp görür mü ayıp cahil mahluka nispetle. Ayıptır makbul. Allah’a nispetle değil burayı okumuştuk buranın içinden çıkmaya çalışmıştık buradan devam edecektik. Daha doğrusu fakat gayp aleminin. Pak ruhu hiç. Ayıp görür mü bu ifade. Manevi anlamda. Kemale ermiş velilerin. velilik yetmez buna artı mürşid-i kamill. Veli mürşid-i. Kamil değildir her. Veli şeyhlik yapabilir ama her. Veli mürşid-i. Kamil değildir burada kastettiğimiz bu perde mürşid-i kamillere ait bu mürşid-i.

Kamiller dünyevi gözle baktığımızda kusur ve eksikliklere bakış açıları farklıdır. Bu bakış açısı normal. Müslümanların veyahut da. Zahir alimlerin bakış açısında değildir zaten sufiler. Zahir batıktan sufilik kalbi harekete nasibi olmayan kalbi harekete geçmemiş olan manaca yol yürümeyen. Zahir alimlerle sufilerin çatıştığı yerdir. Burası tarih boyunca onlar. Çünkü manevi. Kemale ermedik inden dolayı zahirle hükmeder meselenin hikmetini bilmezler perde gerisini bilmezler sonbahar gelir sonbaharda yapraklar dökülür onlar nasıl yapraklar sararır dökülür diye bunu sorgularlar.

Kemal ehli sonbahardan sonra baharın geleceğini bildiğinden niçin sonbahar geldi yapraklar döküldü diye oturup üzülmezler. Derler ki her sonbaharın arkası bahardır. Harı görmüştür. Zahir ulema. Karanlığa bakar. Karanlığa göre hükmeder ama. Kemale ermiş bir zat karanlıktan sonra aydınlığın geleceğini görür aydınlığın geleceğini gördüğü için karanlığı karanlık olarak görmez der ki. Aydınlığa gebe. O yüzden bu karanlık geçici aydınlık ise kalıcı da. Burada onların bakış açısı farklı olur.

Çünkü onlar gayba müttali olmuşlar. Burası önemli gayip. Haber alır olmuşlardır bu gaipten haber almakta o mürşid-i kamilin derecesine göredir bir kısım mürşid-i. Henüz daha. Pir seviyesi ine gelmemiştir. O normalde 3 günlük 5 günlük bir yıllık iki yıllığı görür ama bazı mürşid-i kamiller vardır onlar levh-i mahfuzu görür. Pir seviyesindeki. Kutup seviyesindeki zatlar. Burası biraz şatahat vari olacak onun arkasında ilmi ilahiyeden. Haber alır ilmi ilahiyeden haber almak zamanın kutbu ve üçlere aittir o.

Beşler dahi oradan haber almak yoktur ancak zamanın kutbu sağındaki ve solundaki ilmi ilahiden. Haber alır. O da zamanın kutbuna verildiği gibi sağındaki solundaki da verilmez şimdi. Pak alemin aleminin. Pak ruhu hiç. Ayıp görür mü dedi bu zatlardan cenab-ı. Hakk’ın sonsuz. Hikmet deryasından gönüllerine ama. Derya döküldüğü için onlar meselenin arka yüzüne hakikatin hakikat ine mahar oldukları için onlar için kusur görmezler onların kusur görmemesi. Hakk’ın yaratmasında hiç kusur yoktur.

Allah kusurlu ve ayıp bir yaratmaz. Allah’ın yarattığı her den kürreye ayıpsız ve kusursuzdur o yüzden o. Pak aleminin. O büyük zatları dünya aleminin ayıp ve kusurlarını ayıp ve kusur olarak görmezler ama. Kur’an ve sünnetin dışına çıkma. Kur’an ve sünnetin haramını helal etme helalini haram etme değildir burada bir yanılgı olmaması için bu notu düşüyorum haram haramdır helal helaldir ama o zatlar o zatlar haram işleyen de bir hikmet görürler. Aslında cehennemlikler de bir hikmet doludur cehennemlikler nasıl.

Hikmet doludur. Eğer cehennemlikler olmasaydı cennetliklerin kıymeti bilinmezdi cennetlik de cehennemlik bir olurdu aslında cennetli de cehennemin de amelini fiil olarak yaratan. Allah’tır ama onlar böyle her şeyi. Hakk’ın sıfatsız tam olarak tecelli ettiğini bildiklerinden inandıklarından gördüklerinden hakkel yakin olarak o yüzden eksiklik veya kusur görmezler şeriat haram haramdır helal helaldir eksik eksiktir noksan noksandır şeriat ama o hale gelen bir zat o hale gelen bir zat bunu kendi iç dünyasında.

Hakk’ın sıfatlarının birer tezahürü birer tecelliyâtı olarak görür ve o tezahür o tecelliyât onda eksik ve noksan görmeme noktasına götürür. Hakk’ın sıfatlarında ve yaratmasında eksik ve noksan yoktur. Biz sufiler. Allah’ın yaratmasında bir eksiklik görmeyiz. Allah’ın yaratmasında bir noksanlık görmeyiz. Neyi yarattıysa haktır. Neyi haktır yaratıcı. Faili illallah. Allah’tan başka fail yoktur. Allah’tan başka yaratıcı yoktur iyin de fiiliyat yaratan kötünün de fiiliyat yaratan.

O bizim kötü olarak gördüğümüzün de fiiliyat yaratan. Allah’tır ama. Allah nezdinde yaratmada eksik kusur ve noksan yoktur öyle olunca. Allah’ın olan. Allah’ın sıfatlarında fena olan o zatlar. Allah’ın yaratmasında herhangi bir eksiklik ve noksanlık görmezler kendi iç aleminde bunun zevkini yaşarlar bu şeriatı delmem şeriat-ı garrayı yolundan çıkarmamak için. de bu zevklerini paylaşmaz o yüzden allah’ yakın olan yakınlaşan değil. Allah’a yakın olan. Allah’a yakin olanla yakınlaşan arasında da fark vardır buradaki tabirim net ve.

Allah’a yakin olan bu zatlar dünya üzerinde insanların eksik ve kusur gördüğü şeyleri kendi iç alemlerinde eksik ve kusur görmezler. Hakk’ın sıfatsız görmezler ayıp cahil mahlukata nispetle. Ayıptır makbul. Allah’a nispette değil buradan hareket ederekten insanların kısıtlı sınırlı bilgi ve anlayışları. Allah’ın mutlak hikmetini ve tecelliyi mükemmeliyetin bilemedikleri. Ama bu ayıp insanların gördükleri bu ayıp. Hatta bazen o kadar cahil insanlar vardır ki bu ayıbı.

Nispet ederler. Hani neden deprem oldu. Olur veyahut da hani gündemde ya. Filistin’deki görmüyor mu. Haşa neden böyle. Müslümanlar eziyet çekiyor. Normalde insanların ayıp ve kusur olarak nitelendirdiği şeyler. Aslında o insanların derinlemesine. İslami bilgi derinlemesine. Allah bilgisi derinlemesine bir. Kur’an sünnet bilgisinin olmamasından kaynaklanır ama normal insanlardan bu bilgiyi beklemek mümkün mü değil biz normal insanlardan bu bilgiyi bu anlayışı bu derinliği beklememiz mümkün değil hatta kendisini.

Şeyh olarak tanıtan lardan dahi bu bilgiyi bu anlayışı bu derinliği bulmamız da mümkün değil. Öyle olunca bu tabirim hoş görün anlaşılması için söylüyorum. Allah’ın bakış açısını yakalayamamış bir kimse bakın. Allah’ın bakış açısını. Allah’ın bu noktadaki hikmetini ilim noktasındaki hikmetini yakalayamamış ve bu noktada kör olan gönlü kalbi harekete geçmemiş harekete geen de. Kemale ermemiş olan insanlar bu noktada mahlukatın ayıbını kusurunu mahlukatın ayıbını kusurunu.

Nispet ederler. Allah’a atfeder ki. bu aslında gizli şirktir farkında değildir şirke düştüğünü bir kimsenin ayıbını kusurunu eksiğini mahlukatın cahil insanların eksik ve kusurlarını. Nispet ederler. Oysa insanlar bu meselelere bakarken. Tabiri caizse. Kur’an ve sünnetin derinlemesine gözlüğüyle baksalar. Kur’an ve sünnetin derinlemesine anlayışıyla baksalar. O zaman bu eksik ve kusurun mahlukata ait olduğunu ve mahlukata ait olan bu eksik ve kusurun. Nispet edilemeyeceğini anlaması gerekir.

Ve bu manada. Eren kemalata ermiş olan o zatlar her fiiliyatta. Allah’ın yaratmasının. Allah’ın hikmetinin ve sıfatlarının mükemmeliyetin görmekten uzak durlar uzaktırlar böyle olunca o kısa bilgisiz akıllarıyla kısa hikmetsiz görüşleriyle kısa ferasetsiz likleri le. Orta yerde görünen mahlukatın üzerinde görünen ayıp ve kusurları. Allah’a atf ederler bu. Oysa mahlukatın üzerindeki bulunan eksik. ve kusurlar dahi mahlukatın üzerinde görünen mahlukata ait olan eksik ve kusurlar dahi.

Allah’ın varlık üzerindeki mükemmel üstü sıfatsız değildir. Çünkü varlığın üzerinde tam bir hakimiyet kurmuş varlığın üzerinde tam bir hüküm kurmuş varlığın üzerinde bütün ilmiyle bütün varlığı kapsamıştır. Hak zat ve sıfatlarıyla bütün varlığı kapsamıştır noksan görünen yenleri yine mahlukat tarafından eksik ve noksan görünürken o. Kemale ermiş olan zatlar bunun zevkini yaşayıp. Hakk’ın zat ve sıfat noktasında eksik ve noksan bir yaratmadığını idrak edip bu eksik ve noksanlığı ne mahlukata atfeder ne mahlukata atfeder dikkat edin ne de.

Allah’a atfeder. Çünkü mahlukata da atfeder o eksik ve noksanlığı o eksik ve noksanlık kemaliyye noktasından. Allah’ın sıfat ve zatına gideceğinden dolayı mahlukatın üzerindeki eksik. ve noksanlığı da ayıp görmezler. Bu ancak bu dediğim. Kemal noktasına gelenlerin zevkidir. Bu onların halidir bunları açmak da çok uygun değildir ama. Madem ki büyük bir cesaretle bunu buraya yazdı açtı. Biz de o cesareti. Buradan alırız ve buradan. Bu cesareti alar alarak. Tan yürürüz bu.

Normalde bizim şatahat değildir bunu bizim şatahat olarak da görmeyelim. Allah muhafaza eylesin. Çünkü iş daha da ağırlaşıyor şimdi küfür bile yaratana. Nispet de bir hikmettir fakat bize. Nispet edecek olursan bir afet bir felakettir. Ay maşallah. Çocuğa bak ya mani sıfat oluyor oradan hepinizin aklını fikrini oraya aldı annesine. Allah yardım etsin inşallah. Ne kadar şimdi üzülüyordu. Anne olmak kolay bir değildir ama insan çocuğunun yaptığından. Utanmayacak.

Rabbim çocuğu da. sakinleştir inşallah amin. Evet küfür bile yaratana nispetle bir hikmettir fakat bize. Nispet edecek olursan bir afet bir ir şimdi küfür bile yaratana nispetle bir hikmettir küfür bir kimsenin küfre düşmesi bir kimsenin. Küfür ehli olması yaratana. Nispet de bir hikmettir o zaman. Suresi ayet 3 Sen. Rahman olan. Allah’ın yarattıklarında bir düzensiz düzensizlik göremezsin. Bakın bu ayet. Kerime bizi farklı bir yere götürür bu ayet-i. Kerime bizi bambaşka bir dünyaya götürür.

Pir küfür bile yaratana nispetle bir hikmettir diyor ayet-i kerimede diyor ki sen. Rahman olan. Allah’ın yarattıklarında bir düzensizlik göremezsin. Allah’ın yarattığında bir düzensizlik yok. Allah’ın yarattığında bir ilimsizlik bir hikmetsiz yok. Allah’ın yarattığında bir eksiklik yok. Bir noksanlık yok. Allah’ın yarattığında herhangi bir farklılık bir. yok o zaman. Bir diyor ki küfür bile yaratana nispette hikmettir. Evet küfrü de yaratan. Allah’tır küfrü yaratmamış olsaydı imanın hakikati imanın kıymeti imanın aydınlığı bilinmeyecek o zaman küfrün yaratılmasında veya bütün yaratmada bütün varlıkta bütün olup biten olaylar onun bilgisiyle onun hikmetiyle onun yaratmasıyla onun kudret ve kuvvetiyle onun her şeyi kapsaması yla olur biter ve o zaman.

Allah kendi hükümleriyle yapıp yarattıklarında eksiklik yanlışlık haksızlık aramak bu zatlar için abestir onlar. Çünkü olup biten hiçbir şeyde olup biten hiçbir şeyde haksızlık adaletsizlik yanlışlık eksiklik görmezler. Allah’ın yarattığında. Hikmet görürler meşhurdur ya bizde. Sizin hayır gördüklerinizde şer gördüklerinizde hayır vardır şimdi. Allah’ın yaratmasında hayır vardır her daim. Öyle olunca. Normalde şimdi küfür de dahi eksiklik ve noksanlık aramak.

Allah’ın yaratmasında abes bir şeydir küfür ve iman karanlık ve aydınlık gibi birbirine zıttır fakat küfür ve iman da anlaşılması için söylüyorum aydınlık ve karanlık da. Kudret kuvvet ve ilmiyle vardır. Allah’ın ilmiyle kudretiyle kuvvetiyle vardır iman da. Allah’ın kudretiyle kuvvetiyle vardır aydınlık da. Allah’ın ilmiyle kudretiyle kuvvetiyle hükmüyle vardır karanlık da. Allah’ın hmy hükmüyle. Hikmet le ilmiyle vardır. İkisi de haktır bakın. İkisi de iman bu manada geçici değildir ebedidir.

Ama küfür geçicidir küfür ebedi değildir küfür bu dünyaya aittir burada kalır kötülük bu dünyaya kalır karanlık bu dünyaya aittir burada kalır ama iman bu dünyaya ait değildir burada kalmaz aydınlık bu dünyaya ait değildir burada kalmaz iyilik bu dünyaya ait değildir burada kalmaz iyiliğin kökü. güzel sözlerin kökü ahirete aittir. Allah’ın zati tecellilerine aittir tekrar söylüyorum iman. İyilik güzel sözler. Allah’ın ilmi ilahisine zatına aittir zatından kopup gelmiştir onlar hakikati zati tecellidir ama sıfatlarının üzerinden gelmiş olsa dahi.

Allah’a yaratma. Allah’a aittir. Allah’ın zatından çıkıp gelme bir değildir halka ait bir fiiliyat hakka ait bir fiiliyat değildir karanlık halka ait bir fiiliyat. Allah’ın zatına ait bir değildir ama bu fiiliyat varı yaratan her ikisini de yaratan. Her ikisinin varlığı. Allah’ın kudreti ve kuvveti edir bizim sufilik anlayışımızda. Allah her şeyin yaratıcısı olduğu için ve her onun takdiri ile gerçekleştiği ve her olayın bir hikmete tabi olduğu ve her olay bir hikmeti taşıdığına inanırız bu bizim derinlemesine.

IR her yaratılan. hadisede olayda. Allah’ın takdiri bu manada. Allah’ın bütün o yaratılan olaydaki gerekli olan sıfatsız her yaratı hikmet vardır her olan olayda ama menfi ama insanlar gayri menfi görsün onda hikmet vardır bugünkü dille ister insanlar onu olumlu karşılasın olumlu görsün isterse olumsuz görsünler ister insanlar onu bir rahmet görsün isterse insanlar onu. Rahmet değil zahmet görsün. Biz sufilik anlayışında onda bir hikmet görürüz. Allah’ın katında.

Allah’ın ilminde bir gereksiz anlamsız boş bir değildir her yaratılan olayda ve fiiliyatta vardır. Allah her şeyi hikmetle yaratır ve her onun ilmi onun bilgisi dairesinde gerçekleşir. Bu sadece iyi ve güzel şeyler için değildir. Bu aynı zamanda. Çirkin görünen şeyler için de geçerlidir. Allah’ın takdiri hükmü. Allah’ın sıfatsız. ti tecelliyâtı insanların sınırlı aklıyla sınırlı aklıyla ve sınırlı bilgisiyle kavramaları bekleyemeyiz. O yüzden zaten bir sufi anlayışı görü ile bilgisiz bilgisi kıt aklı kıt okuması kıt öğrenmesi kıt yaşaması kıt manevi bir yol yürümeyen insanların bunu anlamasını beklememiz de abes olur.

O yüzden insanlar küfrü de imanı da nereden geldiğini nasıl tecelli ettiğini de bilmez ya kaderiye olurlar çıkarlar ya cebriye olurlar çıkarlar o zaman o kulun üzerindeki küfrü. Allah’a nisbet edersek. Biz de cebriye oluruz biz kulun üzerindeki küfürde. Hikmet görürüz onu. Nispet etmeyiz. Kul kendi küfrünü ya. Kendi ayanı sabitesi narı. Nur görmüştür ya da külli ayanı sabit de narı. Nur görmüştür ama külli ayağını sabit de olsun ama kulun kendi birey ayağını sabitesi olsun.

o kul küfre kendi rızasıyla kendi ayaklarıyla koşmuştur ve. Tabiri caizse ayağını sabitesi de kendi küfrünü satın almıştır. Çünkü insan nuru. Nur görürse nuru. Nar görürse bakın nuru. Nar görürse narı da. Nur görürse bu onun kendisine ait bir görüştür ayağını sabitesi kendisine ait bir görüştür. Çünkü o bilinç kulun kendisine aittir o idrak kulun kendisine aittir ister külli ayanı sabite dedim varoluşun dereceleriyle alakalıdır ister bireyin kendi ayağını sabitesi dediğim bu dünyanın içerisinde minicik ayağının sabitesi minicik o kendi ayağ sabitesi bu aleme ait bu dünyaya ait.

278. Mesnevi Şerhi 1998. Beyitten – Sohbet Notları

Kendi ayağını sabitesi narı. Nur görür ve. Nara koşar. Kimisi de nuru nur görür o kemalata. Erer şimdi. Suresi ayet 44 Allah insanlara asla zulmetmez fakat insanlar. Kendi kendilerine ederler. İnsan kendi fiillerinden. Sorumlu bir varlıktır. Altını çiziyorum insan bizim inancımıza göre kendi fiillerinden. Sorumlu bir varlıktır o zaman küfrü yönü ciheti. Allah’a aittir küfrü isteme küfre yönelme insana aittir küfür. Pir’in dediğine göre yaratana nispetle yaratana nispette hikmettir nasıl hikmettir o.

Çünkü o küfre gidenler. Kendi kendilerine şahitlik ederler. Yaradana nispetle hikmettir o insan kendi şehadetini kendisi yapacaktır. Nispet edilince. Hikmet olur. Küfür ehli küfrü dolayı cezaya çarptırıldığı o kendi yolunu kendisi çizmiştir. O yüzden küfür yaratana. Nispet edilirse. Hikmet olur. Çünkü küfre giden kimse kendi yolunu çizdi çünkü başka bir ayetti kerimede dileyen iman etsin dileyen etmesin der ayet-i kerimede dileyen. Bu yolu seçsin dilemeyen seçmesin o zaman.

küfür yolu kulun. Kendi isteği kulun kendi görüşü kulun kendi anlayışıdır. Allah insanlara zulmetmez o gitti. Tabiri caizse küfür veznesinden küfrü satın aldı ister kendi ayağını sabitesi de aldı ister külli ayeni sabit de aldı küfrü kendisi satın aldı hatayı yanlışlığı eksikliği kendisi satın aldı günahı kendisi satın aldı bunda. Allah’ın cebri yok o zaman. Normalde bizim inancımıza göre ben sizlerin adına da bunu söylüyorum. Bizim derken hepimizin adına konuşuyorum bizim inancımıza göre insan fiilinin üzerinde harici bir fail yoktur.

Biz makine değiliz çünkü eğer biz harici bir. Faili kabul edersek cebriyye düşeriz bunu hep sohbetlerim anlatmışım yıllardır insan fiilinin üzerinde iki kuvvet vardır. Allah’a aittir ki yaratmadır isteme ikincisi isteme onu elde etme. Onun için uğraş verme. Kula aittir. O zaman böyle olunca biz cebriyecilik fiiliyat isteme kesp etme eski dilde kesp etme isteme. Kula aittir. Öyle olunca küfrü isteyen küfre koşan kulun kendisidir kul kendisi küfr istemiştir ama küfrün yaratılması.

Nispet edildiğinde onda hikmet vardır inananla inanmayanın belli olması için. Allah için bu bellidir. Kullar kendi şehadetine koşarlar. Kullar kendi şehadetine koştukları için. Kullar ama kendi küfürlerine şahit olurlar ama kendi imanlarına şahit olurlar ama kendi iyiliklerine şahit olurlar ama kendi kötülüklerine şahit olurlar gözünüzü yumduğun da gözünüzü yumduğun da ya önünüze kendi kötülüğünüzü ya da önünüze kendi iyiliğiniz gelecektir iyilikleri rabbinizden bilirsiniz tevazu gösterirsiniz.

Ben iyiyim ben iyilik yapıyorum derseniz. Allah’ın bu konuda size olan yardımını ve lütfunu n lütfuna nankörlük etmiş olursunuz ve. bu noktada iman edip iyi işler yapmak ve itaat etmek bizim. Biz kullara aittir iman edip. Salih ameller işlemek ve. Resulüne itaat etmek bize aittir ve emretmek hükmetmek bakın emretmek hükmetmek. Allah’a aittir. Biz kulluğumuz yapmakla mükellefiz ve. Allah bu manada bütün fiillerin yaratıcısıdır bütün fiiller la. Faili illallah.

Allah’tan başka fail olan yaratan yoktur birisinde yüz binlerce faziletle beraber bir de ayıp bulunsa o ayıp nebatatın sapı mesabesindedir terazide her ikisini de birlikte tartarlar. Çünkü nebat ve. SAP İkisi de bedenle cam gibi bağdaşmış tır elmayı sapıyla tartarlar. Armudu sapıyla tartarlar üzümü sapıyla tartarlar doğru mu tartılırken ayırt etmezler hiç hepsini de tartıya atar tartan kimse öyle değil mi elmanın sapı ayrı üzümün çöpü ayrı demezler. yüzden hepsi de terazide birdir işte bir kimsenin bu burada.

Pir hemen buradan kulların ayıbına indiriyor meseleyi aldı. Zirve çıkardı şimdi kullara indirdi insanların kusurlarına ayıplarına odaklanmak yerine. Pir diyor ki insanların faziletlerine insanların iyiliklerine odaklanın. Sizin gözünüz ayıpları takip etmesin. Siz ayıpların üzerinden yürümeyin. Siz kusurların üzerinden insanların iyi yönlerini faziletli yönlerini insanların doğru yönlerini ölçe alın. Onları dillendirin kötülüğü dillendirmek kötülüğe fayda eder iyiliği dillendirmek iyiliği güçlendirir bir kimsenin kötülüğünü mü söyleyelim iyiliğini mi söyleyelim şimdi hadis-i.

Şerifin metni tam aklımda değil enteresan bir hadisi şerif var. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri bir eve ziyarete gidiyor bir eve ziyarete gittiğinde oradaki. Mahalleli toplanıyor oraya medine-i münevvere’de orada bir zattan laf açılıyor hadis-i. metninde ismi de geçiyor onun. Oradaki insanlar. Hemen onun işte tabiri caizse böyle onun. İslam’da gevşek davrandığını. Hatta böyle münafık çaa davrandığına dair laflar söylemeye çalışıyorlar. Resul sallallahu aleyhi ve sellem.

Hazretleri diyor ki o kardeşiniz la ilahe illallah diyenlerdenseniz tekrar onlar lafı döndürüp dolaştırıyor. Ben kendi ismimi söyleyeyim ya. Mustafa işte şöyle şöyledir böyle böyledir diyorlar. Allah resulü sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri tekrar diyor ki o la ilahe illallah diyenlerdenseniz bu sefer. Asap susuyor şimdi. Demek ki oradaki o insanlar o kimsenin cemaatle namaza gelmediğini söylüyor işte böyle. İslam yolunda koşturmak söylüyorum metni şu anda tam aklımda değil.

İnşallah bir önüme gelirse bir gün tekrar metniyle burada. İnşallah okurum tekrar. Bunu böyle söyleyince her seferinde o kardeşiniz. la ilahe illallah diyenlerdenseniz olanın akıbeti cennettir hadis-i şerifle sabittir hadis-i. Kutsi de vardır şimdi o zaman bu insanların hata ve kusurlarını görmek hata ve kusurlarını dillendirmek hata ve kusurlarını insan gözünde büyütmek o insanın yüzlerce. Erdemli faziletli iyiliği örtmüş demektir şimdi bu sufilerin arasında da hastalıktır bir sufi kardeşinin bir eksiğini kusurunu görür bir kimse onu eksik kusur olarak görür.

Onu dallanır budaklandırmak. Hatta ben daha ileri gideyim. Zikri vardır ki topluca yaptığı veya toplu zikirleri vardır ki onların geçmiş günahları orada hayra çevrilir onu görmez o kimse onu görmediği için onun üzerindeki küçük hata ve kusurlarını insanların bir de önüne koy kendi gözünün önüne koyduğu. Yetmez bir de insanların önüne onu serer ki o onun. Allah muhafaza eylesin onun kör olduğunu gösterir onun faziletli bir bakışa. Erdemli bir bakışa sahip olmadığı görünür.

Allah muhafaza eylesin. O yüzden bu bakış açısı sufinin. Bu bakış açısı insanların hatalarını kusur ını görmeme onları dillendirmek bakış açısı sufileri hoşgörülü olmaya toleranslı olmaya yönlendirir. Pir’in eksik ve noksanlıkları örtmekte gece gibi ol demesi gibi bunun. Çünkü temeli hem ayet-i kerimelerde hem de hadis-i şeriflerde vardır. Allah resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki. Müslümanın başka bir müslümanı hakir görmesi ona yetip artar bile senin insanların kusurlarını ve kusurlarından dolayı onları küçümsemenin ve o kusurlarından dolayı onu hor hakir görmenin yanlış olduğunu bize öğretir o zaman biz insanların üzerindeki eksik ve kusurları gördüğümüzde onu örtmemenin söylemez.

Müslümanın dilinden emin olduğu kimsedir. E biz dilinden emin olmamız gerekir diğer. Müslümanların e. Müslümanlar. Müslümanların şu anda ayıplarını kusurlarını araştırıp döküyorlar bu müslümanca bu mümince bir hareket değil. Müslümanın ayıbını araştırmaz. Müslümanın kusurunu araştırmaz onu araştırıp onu soruştur insanların önüne dökmez. Ya biliyor musun. Salih şöyle bir insan şöyle kusurları var böyle hataları var bunu dile dök. Müslüman ama günümüz müslümanı anlayışı kıt bakışı kör duyuş sağırdır günümüz müslümanı ne yazık ki kafire zarar veremez münafığa zarar veremez mürtede zarar veremez dinini oyuncak hale getirenlere zarar veremez dinini alaşa edenlere zarar veremez onlara konuşamaz ama kalkar bir müslümanı kıyasıya eleştirir bir mümini kıyasıya eleştirip ayıbını günahını ortaya dökmek için can havliyle öyle hareket eder.

Hatta bu hastalık. Müslümanların içerisine. Öyle yerleşmiştir ki artık. Başımızdaki kimseye dahi güvenemez hale gelmişiz o da benim bir açığımı görür de insanlara yayar mı. Bu da benim bir eksiğimi kusurumu görür de insanlara aktarır mı noktasına gelmişiz. Müslümanlar. Müslümanların dillerinden emin değil. Bu da bizim imanımızın. Kemale ermediği gösteriyor bizim gerçek mümini yakalayamadığı gösteriyor ve işin en de enteresan noktası evin içinde anne baba çocuk.

Bunlar dahi birbirlerinin eksikliğini kusurlu araştırır hale gelip birbirlerine eksik ve kusurlarıyla ateş eder hale gelmişiz aynı evin içinde sen filanca zaman ama böyle yaptırdın yok. Sen de filanca zaman ama böyle dediydin bu. İslam ahlakı değil bu sufi ahlakı hiç değil zaten. Nuri yaktın bizi bugün bol su içiyoruz gene içimiz. Bayındır resel çekti böyle öyle. Bayındır resist çekince uludağ’ı harmanam hiç umurumda olmayacak yine bir başka hadis-i. Pardon ayet-i.

Zumer suresi 53 Ey. Muhammed de ki ey kendilerine kötülük yapıp aşırı giden kullarım. Allah’ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin şurası çok önemli buraya dikkat edin doğrusu. Allah günahların hepsini bağışlar. Çünkü o bağışlayıcıdır merhametlidir tekrar okuyorum burayı. Ey kendilerine kötülük yapıp aşırı giden kullarım. Allah’ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin doğrusu. Allah günahların bağışlar. Allah günahların hepsini amin bağışlar. Sen oturursun orada onu günah.

Günahkar görürsün çünkü onun günahına şahit olmuştur senin gözlerin ama. Allah senin o. Günahkar gördüğün kimsenin bütün günahlarını bağışlar ayet iman ettik. Bu ayete de iman ettik. Allah günahların heps bağışlar amin umudunu kesme. ümidini yok etme. Allah’a olan imanın. Allah’a olan güvenin. Allah’a olan inancın tam olsun. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri sıdk ile tövbe eden gerçekten tövbe eden bir kimsenin annesinden doğduğu gün gibi saf ve berrak olacağını söyler.

Çünkü hazre. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri bir hadis-i şerifinde kim tövbe ederse. Allah o kimse annesinden doğduğu gün gibi tertemiz olur der. Sufi virdler de muhakkak tövbe vardır 70 veya 100 kere hadisle sabittir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri. Günde 70 kez başka bir rivayette de ben 100 kez. Allah’a tövbe ederim der ve kim. Allah’a tövbe ederse annesinden doğduğu gün gibi tertemiz olur der. İman ederiz buna hem ayet-i.

Allah günahların. hepsini bağışlar ayet-i kerimesi hem de. Sallallahu. Hazretlerinin tövbe edenin tövbe edenin annesinden doğduğu gün gibi tertemiz olacağına inanırız ve yine. Hani bu çok hoşuma gider benim hani hadis-i. Kutsi olması lazım bunun. Hani geçmiş ümmetlerden birisi çölde devesini kaybediyor ya devesini kaybedince üzülüyor ağlıyor feryat figan ediyor yorgun düşüyor bir gölgelikte uyu yakalıyor bir gölgelikte yak kalınca kendine geliyor uyanıyor bir bakıyor ki devesi başında.

Devenin üstünde suyu var erzağı var gölgeliği var yiyeceği var içeceği var çölü geçecek. Her eşyası o. Devenin üzerinde. D kayboldu çölde onu açar oraya koştu buraya koştu çölde devesini göremedi uyku bastı bir yerde uyuya kaldı yakaza gibi ve bir baktı ki deve başında uyandığında kul o. sevinçle kalktı dedi ki. Allah’ım sen benim kulumun ben de rabbinim. Sen benim kulumun ben de senin dedi sevincinden işte diyor okul böyle sevinir ya tövbe eden için de diyor tövbe eden için de.

Allah böyle sevinir. Hani o kulun sevinci. Nasılsa diyor o sevincinden kul dedi ya ben senin. Sen de benim kulumun sevincinden ne dediğini bilemedi ya bilerek söyledi. Aslında da bilemedi diyelim takdim tehir olur. Bazen yeni nesil takdim tehiri bilmez şimdi bazı fena halleri vardır. O fena hallerinde yer değiştirir seven ile sevilen. Bu da öyle bir haldir diyim kapatayım burayı. Allah eksik ve kusurlardan günahlardan ümidini kesmiş. Günahlarından dolayı önünü karanlık gören o kulları.

O insanları psikolojik olarak çok bir tedaviye geçirir çok. Tabiri caizse onları şoka uğratır şoka uğratır. Suresi ayet 70 böyle bir şeydir der ki tövbe eden inanıp. Salih amel işleyenlerin kötülüklerini iyiye çevirir. Allah bağışlar ve merhamet eder şimdi bugün bu ana kadar tövbe edenin aff olduğunu anlattık şimdi allah tövbe eden affetmekle kalmıyor adım. Yürüyoruz allah tövbe edip. Salih amel işleyenlerin kötülüklerini iyiliğe çeviriyor ve burada günahların silinmesi yok farz edilmesi söz konusu değil dikkat edin buraya günahların iyiliğe çevrilmesi var senin günahını sildim.

Bu tövbeyi değil günahını hayra çevirdim bu çok böyle şok psikolojik tedavi. Sen günah işlemişti onu sevap olarak yazdı. Sen kötülük yapmıştın onu iyiliğe çevirdi bakın. Burası şok bir tedavi. Ben bunu psikolojik şok olarak görüyorum ve o psikolojik şoku. her toplu zikirde yaşadığıma inanıyorum ve o toplu zikirde yaşanı oldığu kim toplulukta. Allah’ı zikrederse kötülükleri iyiliğe çevrilmiş olarak kalksın buyurdu dikkat edin buraya. Şimdi böyle olunca burada günahları silinmesi değil günahların dikkat edin.

Bu sohbeti dinleyenler burad. Kınar değil kalkıp da şu günah affolmaz bu günah affolmaz. Otur oturduğun yere. Allah mısın sen. Kısacık bilginle allahlık yapma. Bütün günahları bağışlar amin. Allah bir de günahları hayra çevirir. O öyle bir. Allah o yüzden buradaki. Cenabı hakın. Hakk’ın zatının rahmet tecelliyâtı zatının. O günahları hayra çevirdi ve hadis-i şerifte de. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretlerinin bu manada bu ayet-i kerimeyi şerh eden açıklayan tefsir eden hadis-i.

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri diyor ki bir kısım. kimseler günahlarının çok olmasını temenni edecekler buyurdu bir kısım insanlar bakın şoka diyecekler ki mahşerde. Keşke biraz daha günah işlemiş olsaydım ben mahşeri beklemeden bunu söyleyenlerden dervişlik önce işlese demişim daha işleye bildiğim yere kadar. İzmir’i marmara’yı koltuğumun altına aldığım gibi bütün. Türkiye neresi varsa dolaş mışım. Evet bunlar kimlerdir diye sordular.

Hani günahlarımız daha çok fazla iş yesy mii şik diye temenni edenler kimlermiş. Bunlar sahabe soruyor. Allah’ın seyyi atlarını sevaba ettiği kimselerdir onlar kimlermiş onlar. Allah’ın günahlarını sevaba çevirdiği kimseler mii. Bunlar feryat edecekler mahşerde. Keşke daha fazla günah işlese demişsiniz diye sizin geçti öle. Şimdi kalkıp da ya biraz bir günah işleyelim. Özbay kendime bir pay çıkarayım şuradan ya. Nasıl olsa bir tövbe ediyoruz bizim günahımız ayra çevriliyor öyle yapmayın.

Allah muhafaza eylesin. Amin bir başka hadis-i şerifte de şöyledir adamın birine kıyamet günü küçük günahları gösterilir ve hesaba çekilir. Adamcağız büyük. Günahlarım da ortaya çıkacak mahv olurum diye düşünürken. Allah şu kulumun işlediği her. Kötülüğe karşı bir. Hasene yazın diyecek. Beklenmeyen bu lütuf karşısında adam. Taha kapılacak ve benim büyük. Günahlarım da vardı onları göremi. Keşke onlar da ortaya çıksa da karşılığını. Hasen eler verilse dicek hani orada burada.

Kaçak kurban kesmiş. Aman burada kimse görmedi. Nasıl olsa kapatayım örteyim demiş kimse görmemiş. Çünkü vardır ya. İnsanların hayatında. Ben kendi hayatımı anlatıyorum karanlıktı bir tek. Işığı vardı. Sen ve ben ve ay ışı. O ne kadar güzel. Allah yok bir şiir patlat yürü öyleydi ya. Vay şiirden mayışıyor. Sen ve ben. Ayışığı yıldızların altındaydı hiç. Görmedi hiç kimseler işitmedi duymadı ha. Allah da yok sanki. Hani olur ya insan kaçak kuça bir yapmıştır hani orada burada bir şeyler yapıır mıştır.

İnsanlık hali bu sizleri tenzih diyorum kendimi anlatıyorum. Sizler saf temiz çocuklarsınız gel de inan şimdi ne kadar tatlı geliyor herkes. Herkes kendini biliyor. İsmail biz senle çok temiziz tabii lan. Allah iyiliğini versin. Her perşembe derste görüyorum. Sen beni görüyor musun. Her perşembe filmi. Pak oluyor. Hatta hayra çevriliyor bu sözleri söylerken. Hani o karşılığında. Hasen verilecek. Keşke daha fazla. Günahlarım olsaydı bunu. naklederken böyle. Peygamber dişleri görününceye kadar gülmez genel olarak.

Ama bunu söylerken. Peygamberin o kadar çok hoşuna gitmiş ki. Tabiri caizse arka dişleri bile görülmüş. Benim az önce olmayan dişlerim görüldüğü gibi bu çünkü büyük bir müjde büyük bir psikolojik şok tedavi bu bakın psikolojik çok bir tedavi o kimse kendince ümidini kesiyor. Benim günahım affolur mu ben neler karıştırdım neler diyor kendince şimdi. Herkesin günahı kendine büyük gelmeli. Zaten normal bu küçük görmemeli. O kendince böyle ben şunları işledim bunları da yaptım bunları da derken bu hadis-i kutsiler bu ayetti.

Kerime bu hadis-i. Şerifler onu şok bir tedaviye geçiriyor dur tövbe edersen senin günahların hayra çevrilir. Sen bir de mahşerde yakınır dövün sün biraz daha günah işlese. Keşke diye evet. Bu gecelik bu kadar yetsin. İnşallah 2000 beyitten devam edeceğiz sürç hisan ettiysek affola eksiğimiz yanlışımız kusurumuz olduysa affola. Hak cümlemizi iman edip. Salih amel işleyip zikredenlerden ve tövbe edenlerden eylesin. Amin ecmain geceniz hayır olsun elfa tih salavat.


Kaynak

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.

İlgili Sohbetler

Bu konuyla ilgili diğer sohbetler: KADİR GECESİ / SEMA / DUA 27.04.2022, Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 17.07.2025, DÂRÜLHARP-DÂRÜLİSLÂM nedir? Sorular ve Cevaplar. 08.12.2022 ​​​​​​​​​​​. Tasavvuf geleneğinde bu konular ele alınmaktadır.

İlgili Sohbetler