277. Mesnevi Şerhi 1992. Beyitten konusunda Mustafa Özbağ Efendi’nin değerli sohbetlerinden derlenen bu içerik, 277. mesnevi şerhi 1992. beyitten hakkında önemli bilgiler sunmaktadır.
277. Mesnevi Şerhi 1992. Beyitten Hakkında
Mesnevi Şerhi (1992. Beyitten) konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Mesnevi Şerhi (1992. Beyitten) hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız. Amin Geçen hafta taris gecesi o gelinin huzurunda Tertemiz el öpme devletine erişti buraya okumuştuk şunu kap Tab o gelinin huzurunda tertemiz canları el öpme devletine işti den devam ediyor Hazreti Pir aşk ve Can Her ikisi de gizli ve örtülüdür Hazreti pir’in burada aşktan kastettiği maşuktur Yani sevilendir bu genelde Hazreti Pir Maşuk derse veya aşk derse kullanmış olduğu cümleye göre Yani Allah’a atfeder Çünkü en yüksek derecede sevilmesi gereken Allah’tır Celle celalü Öyle olunca Aşk Aslında bu manada Maşuk yani Allah’ı atf ediyor aşıklık ise bir sufinin bir Allah yolcusunun derinlemesine en yoğun bir şekilde çoğu zaman o duygusunu tarif etmekte güçlendiği güç tarif ettiği bir duygudur aşlığı tarif etmek biraz ne yazık ki zordur Çünkü Doğu insanın duygusunun en yoğun olduğu en zirveye çıktığı bir andır ki Bunu ancak kendi dairesinde yaşayan kimse kendi yoğunluğunu anlatır o kendi hakikatidir o aşkın hakikati değildir birisi dese ki aşıklı hakikati budur özür dilerim Aşkın hakikati budur o kendi aşıklı hakikatini görmüştür Aşkın aynasında Çünkü aşk O da değildir aşıklık hem dünyevi anlamda birine karşı duyulan Tutku Sevgi muhabbet Hem de ilahi anlamda Allah’a duyulan derin Sevgi derin bir bağlılık derin bir tutkudur aşıklık biz tekrar ediyorum bizim Aşkı tarif etme gibi bir Benim derdim yok Çünkü aşk tarife sığacak bir şey değildir Biz ancak aşıklı tarif edebiliriz aşıklı tarif ederken de herkes bir şekilde Ya birini görür bir Aşık görür onun aşıklı tarif eder ya da kendi aşıklı aynada görür Yani Aşkın aynasında görür kendi aşıklı tarif eder genel olarak aşıklı aslında tam manasıyla yine aşk tarif eder ama aşkı dinleyecek kulak lazım aşkı dinleyecek kulak olmazsa aşıklı yine aşıklık tarif eder İşte bu aşıklık aslında Öz itibariyle insan ruhunun geldiği yeri özlemesi ile alakalıdır ve o hitaba koşması dır Hani Kün dedi oldu Ben sizin rabbiniz değil miyim dedi Evet dedi Ve o Aşık o Normalde ben sizin rabbiniz değil miyim anına koşar veyahut da kendi ayağını sabitesi onun ayağını sabitesi doğru koşar can kelimesi de Türkçede genelde ruh işte bir yaşantının Eee tecelliyâtı veyahut da bir varoluşun tecelliyâtı Hani Allah ona can verdi varoluş alakalı veyahut da işte ona Kendi ruhundan ruh üfledi o yaratılmaya alakalı Ve bu manada Can kullanıldığı yani cümlelerin neresinde kullanılırsa ona göre ama ruh anlamına geliyor ama yaşam anlamına geliyor Ama genel olarak bedeni ayakta tutan bedeni ayakta tutan biz buna ister Eee bunu en yakın tarif bedeni ayakta tutan ilahi bir nefesle bedenimize üflenen ruh veya Ruhani bir güç öyle tarif edebiliriz ve bu Normalde hem Can yani ruh hem de aşk mesnevide veyahut da genel itibariyle yukarı Mezopotamya sufiliğin de ikisi beraber Anılır hemen hemen aşkla Can O yüzden Hazreti pir de burada aşkla canı yan yana kullanmış ve aşk aşıklık Can ister dünyevi olsun yani Bir erkeğin bir kadına bir kadının bir erkeğe olan duygusu olsun ister ilahi olsun bunlar böyle sıkça kullanılan ve derinlemesine duyguları ifade eden kelimeler ve Tabii buna böyle baktığımızda da Eee aşka da cana da Ruha da Bunların Hepsi de birbirinden ayrılmaz bir bütün gibi öle aşk aşıklık can deyince üçlü tesis inancı gibi de gelmesin size Allah bizi affetsin Öyle değil Yani normalde Aşk dediğimizde malum Allah’a olan aşıklı aslında konuşuyoruz ama ola ki birisi de bir kadına aşıktır bir erkeğe aşıktır O da bu sohbetten nasibini alsın Sonuçta Eee aşıklık aşıklık ha bir Leyla Leyla derken buldu Mevla’yı mevlanın aşkına yandı gidiyor boşuna söylenmiş söz değil Hz Pir başka Hani divan-ı kebirden bu alıntılar Can nedir mana padişahlarının ermişlerin küpüdür içinde gökyüzünün şarabı vardır İşte bu yüzdendir ki sözlerim de aşıklar gibi perişan ve dağınık halde ağzımdan çıkıyor Can nedir divan-ı kebir’de Hani Canla aşıklı Hazreti Pir söylemiş ya aşk ve demiş yine divan-ı kebir’den haz pirden cevap alıyoruz Canla alakalı Can nedir mana padişahlarının ermişlerin tüpümü ve içinde Gök yüzünün şarabı vardır ardından başka bir beyitte de aşkı tarif ediyor aşk bütün cihanı kaplamıştır Ama sen onun rengini bile göremezsin hani aşk da candı gizlidir dedi ya başka bir beyitte de diyor ki aşk bütün cihanı kaplamıştır Ama sen onun rengini bile göremezsin Fakat onun ışığı bedene vurunca aşık olursun Betin benzin solar sararırsın Demek ki aşk bütün alemi bütün kainatı sarmış ama biz onun rengini göremiyoruz renksiz ama o aşktan bir ışık bir Pırıltı bize tecelli ederse o zaman aşık oluyoruz bakın Aşk olmuyoruz Aşık oluyoruz aşık olmanın da bizdeki tecelliyâtı o kimsenin betinin benzinin sararması solması beti Benz sararacak solacak semirme ÇK Aşık semiri yorsa sıkıntı vardır onda aşıklık yoktur Aşık Çünkü her an Gam ve keder içindedir her an sevinçle Gamı yan yana Yaşar hüzünle sevinci yan yana Yaşar Öyle olunca aşığın üzerinde muhakkak Aşkın tecelliyâtı vardır ki aşkın tecelliyâtı da onu gamdan sevince sevinçten Gama sürükler Allah’a gelin dediğim için beni ayıplama Hani bu önceki beyitte dediydi ya Hazreti Pir taris gecesi o gelinin huzurunda tertemiz canları el öpme devletine erişti dedi yani o taris gecesi dedi Neydi sabahladı pardon uyanamadı yolculukta o geceyle alakalı orada geline benzetti Allah’a gelin dediğim için beni ayıplama sevgili benim sözüme darılsın susardım bana bir lahzacık mühlet verseydi Sükut ederdim burada Allah’a Allah’ı geline benzetme teşbih bu Teşbih ne teşbih beyan ilminde iki veya daha fazla şeyin bir vasıfta ortak olduğunu ifade eden terim Yani bir şeyi bir şeye benzetmek Hani derler ya aslan gibi Yiğit adamdı o aslan gibi Yiğit adamdı şimdi adamın yiğitliğini neye benzettiler aslana benzettiler benzetilen kim insan bu noktada şey kim benzetilen Aslan benzeyen kim İnsan insanın nesi yiğitliği işte bu bir teşbih olmuş oluyor Tabii bu dilin Eee cümleler içerisinde ifade gücünü fazlalaştırılır bir şeye benzeterek onu anlatmaya çalışıyor çünkü bir şey bilinmez o bilinmezi bilinirlik de anlatacak ki o bilinirlik de anlatınca insanlar onu anlayacaklar O yüzden işte edebiyatta şiirde hikayede teşbih kullanırlar ve teşbih ve soyut bugünkü dilde soyut kavramları somuta indirger ancak öyle anlaşılır Çünkü Soyut kavram dedim bilinmez elle tutulmaz gözle görülmez şeyler onu Normalde teşbih le Elle tutulur gözle görülür bir şeye benzetme ve böylece dinleyicilerin hani size Az önce dedim ya aslan gibi Yiğit adamdı O siz o kimse hakkında birisi hakkında böyle söyledim onunla alakalı kafanızda beyninizde düşünceniz de sabitlendi sabitlendi adam aslan gibi adammış Yiğit bir adammış vurguladık ya bu adam iyi adamdı da hoş adamdı güzel adamdı da eyvallah Ama aslan gibi Yiğit adamdı perçinledi bu ne Ne oldu teşbih oldu ve haz Pir enteresan bir şekilde Cenabı Hakk’ı geline benzetir Ken geline benzetti ya Yani geline benzetin Haşa bir gelin var bir de vuslata Ona ulaşacak olan damat var E Necm suresini de düşündüğümüzde hani ayet 9 10 11 e baktığımızda e Cenabı Hak peygamberini iki yay arası kadar mesafeye kadar onu ne yaptı onu miraçta onu huzuruna getirdi Öyle olunca burada Hazreti pirin bu şekilde böyle benzetmesini de normal görmek lazım Hatta yine Divanı kebirinde yine gelinle alakalı bir beyit aldım diyor ki duvak alt sertu tuylu ters yeni bir gelin var dünyanın iyisiyle de kötüsü ile de alay edip duruyor burada da bir Hazreti Pir ne yapıyor teşbihi kullanıyor teşbihi kullanan sadece hazre Pir değil cenab-ı Hak da bazı ayet-i kerimelerde Tabiri caizse teşbih sanatını kullanıyor Ne Nur Suresi ayet 35 Allah göklerin ve yerin nurudur şimdi bakın ayetti kerimenin başlangıcı Allah göklerin ve yerin nurudur göklerin ve yerin nurudur İyi tamam ama o okuyanın dinleyenin Kafasında bir Eee perde oluşması lazım seyretmesi lazım o kimsenin dinlerken bunu seyretmesi lazım bakın onun nurunun misali onun nurunun misali teşbih geliyor bak misal onun nurunun misali içinde lamba bulunan bir kandile benzer o lamba bir C fanus içindedir cam da sanki İnce gibi parlayan bir yıldızdır Bu lamba ne doğuya ne de batıya ait mübarek bir zeytin ağacından yakılır yağı neredeyse kendisine Ateş Değmese bile ışık verir Nur üstüne nurdur Allah dilediğini nuruna ulaştırır Allah insanlara misaller verir Allah her şeyi hakkıyla bilendir şimdi bu ayeti kerimeyi baktığımızda Cenabı Hak teşbihi zirvesini işliyor diyor ki onun Nuru nedir onun nurunun misali içinde lamba bulunan bir kandile benzer bizim şimdi anında içinde lamba bulunan bir kandil bakın kandil her bu kandiller var içinde lamba var etrafa Işık veriyor şimdi onun nurunla alakalı teşbih ederken Biz şimdi Kafamızda Bir kandil oluştu onun içerisinde de bir ışık oluştu ve etrafında da Can fanus oluştu teşbih orada bırakmadı Can da sanki İnce gibi parlayan bir yıldızdır cam da sanki İnce gibi parlayan bir yıldız yıldız dediğinde seni aldı götürdü semalara devam ediyor Bu lamba ne doğuya ne de batıya ait neredeyse kendisine Ateş Değmese bile ışık verir yani Allah’ın nuru kendisine bir ışık değmesine gerek yok O ne doğuya aittir ne batıya aittir ne göğe aittir ne yere aittir o bütün kainatı Allah’ın nuru kaplamıştır ve onun dışarıdan bir ateşe ihtiyacı yoktur dışarıdan aydınlatmak için yağ da ihtiyacı yoktur Hiçbir şeye ihtiyacı yoktur ama o Nur Yıldız gibi her yeri parlatır mı her yeri parlatır ve Nur üstüne nurdur asıl sıkıntı burada zaten Nur üstüne Nur ne demek teşbih Allah ini nuruna ulaştırır Allah nur üzerine nurdur göklerin yerin de nuru Allah’tır ve Nur üzerine nurdur ve Allah dilediğini bu Nur üzerine Nura ulaştırır dilediğini o nurun üzerindeki Nura ulaştırır şeyi hakkıyla bilendir yani burada Cenabı Hak nuru bir Lambaya camı cam fanusa yıldızın parıltısı cam fanusu yıldızın parıltısına saf bir yağın Işık vermesine benzetildi benzetmiş ve bu teşbih Allah’ın insanlara yol gösterici niteliğine sahip olduğunu ve o nurla insanlara yol gösterdiğini beyan etmiş ama bu ayeti kerimenin üzerinde Tefekkür etmek gerekiyor E şimdi bu gece dersimiz teşbih olduğundan biz bunun üzerinde durmuyoruz ama bir kenara kalbinizin bir kenarına yazın Allah nur üstüne Nur dur ve Allah dilediğini nuruna ulaştırır dikkat edin dilediğini nuruna ulaştırır bu çünkü Nur üzerine Nur özel bir nurdur Çünkü nurun kainatta kainatta tecelliler tecellilerini Tabiri caizse eee perdelerinde a ayrı Nur tecellileri vardır dünyadaki nurun tecelliyâtı ile Örneğin cennetteki nurunun nurunun tecelliyâtı nurun tecelliyâtı aynı değildir emmarede Nur tecelliyâtı ile mülhime ki Nur tecelliyâtı aynı değildir mutmainne de aynı değildir radiye mardiye safiyede aynı değildir Arş Hala da aynı değildir kürsüde aynı değildir levh-i Mahfuz da aynı değildir nurun bu noktadaki tecelliyât varında farklılıklar vardır farklı perdelerde Nur farklı tecelli eder ama bütün nurların üzerinde Nur üzerine nurdur bu Nur ise özel bir nurdur Mesela bir kimsenin hidayete ermesi de nurdur Allah’ı zikretmesi de nurdur Zikrullah alakasına durması da nurdur zikrullahın Kalbe tecelliyâtı da nurdur ve bunların Hepsinde nurların tecelliyâtı farklı farklıdır Ama sen bütün bu kainatı ve içindekileri bütün kainatı ve içindekileri bir nur üzerinde yürür gör ve bütün kainatı bütün her şeyi nuruyla kapsadığını nuruyla kavradığını Tefekkür et öyle çünkü ama burada teşbihi işliyoruz ya bu nuru Cenabı Hak ne yaptı teşbih le bize anlattı yine Bakara ayet 261 mallarını Allah yolunda harcayanların durumu yi başak bitiren ve her başakta 100 tane bulunan bir buğday tanesine benzer Allah dilediğine kat kat verir Allah geniş İhsan sahibidir hakkıyla bilendir şimdi Cenabı Hak Burada da neye benzetti mallarını Allah yolunda harcayanların durumunu y başak bitiren ve her başakta 100 tane bulunan bir buğday tanesine benzetti yani o kimse bir buğday tanesi kadar Bir Buğday Tanesi malını Allah yolunda harcadı Bir Buğday Tanesi Allah yolunda dinin hakim olması için dinin anlaşılması için dinin anlatılması için dinin hem insan nefislerinde hem dünyaya hakim olmasını anlattı gayret etti koşturdu bu yolda yürüyor bu yolda kendi malını harcıyor Şen lillah demiyor milletten zekat toplamıyor istemiyor milletten sadaka istemiyor milletten şunu yapacağız bunu yapacağız Hadi Pamuk Eller Cebe demiyor gücünün yettiğince kendi işesin kendi malından Allah yolunda harcıyor Cenabı Hak diyor ki o bir buğdaya karşı bakın teşbih Bu bir buğdaya karşı bir buğday ekti O bir buğday ekince O bir buğdaydan y tane Başak çıktı yedi başakta da yüzer tane ne var dane var o zaman 1E 700 verdi Allah yolunda Sen bir adım attın Sana 700 adım bu kesin Bakın bu kesin bunda keyfiyet olup fazlası olur Evet ama en az bire 700 Allah yolunda harcadığın bir buğdaya buğday Allah yolunda harcadığın 1 liraya 700 lir 10 liraya 7.000 L 1000 liraya 700.000 lira Bakın bu ayetle sabit ama iman et buna buna iman et ve Allah yolunda ol ve Allah için harca Allah yolunda olan da burası çok önemli adam Allah yolu için değil heva hevesi için Aman ne Cömert etsinler di harcadı ya Mustafa özbar ne Cömert insan ya gitti harcadığın para Dee bana gitti Sen desinler diye harcadın bunu Ben yaptırdım İyi halt işledin desinler diye bunu Ben yaptırdım dedin gitti harcadığının bir anlamı kalmadı Allah yolunda harcayacağım bir daha heva heves yolunda değil Aman iyi insan desinler diye değil Allah yolunda harcayacaksın E bunu neye benzetti Cenabı Hak buğdaya benzetti bunu anlatırken teşbih etti Normalde mesela eee bir ayeti kerime daha aldım da Bun burada hani şey var ya Allah’tan başkasına dost edinenlerin durumu kendine yuva yapan örümceğin durumu gibidir diyor kendine yuva apan örümceğin durumu gibidir Yani normalde örümceğin yuvasının veyahut da o yaptığı şeyinin insan önünde bir ağırlığı veya sertliği olabilir mi olamaz işte diyor Allah’ı dost tutmayan lın da böyle olur yuvasıyla Tabii bunlar sufiliğin belirli haline gelince sufilerde teşbih onlara serbest olur Allah’la alakalı Artık onlar tenzih etmezler sufinin belli zaman kadar her teşbih tenzih ihtiyacı vardır çünkü Sufi görmüş olduğu halde veya tecelliyât larda cenab-ı Hakk’ın sıfatsız sıfatlara Mazar olmaya başlayan Derviş eğer orada kalırsa Allah muhafaza eylesin takılır kalır orada o teşbih tenzih ihtiyacı vardır o çünkü hani meşhur ya Ali Ağaoğlu muydu O bir reklam vardı Bu değil Bu değil Bu değil diyordu O reklam çok hoşuma gitmişti benim hangi perdeye geçersen geç bu değil hangi makam gelirsen gel bu değil seni bitmek tükenmek bilmeyen bir yolculuğa çıkarıyor Yani sen bu dediğinde orada kalacaksın Çünkü bu dediğinde orada kalacaksın değil tenzih O yüzden ihtiyaç var yani Hazreti Pir geline güvey yapar kah sıfatlarını farklı şeylere benzetir teşbihte onun hakkıdır ama bir sufinin Hakkı değildir ta ki veliler sınıfına katılınca kadar o Çünkü her sıfatsız tenzih etmezse orada kalır mesela Hay esmasına kalır hu esmasına kalır orada kalmak da da kalmaz düşer durmaması lazım orada daha da yakınlığını daha da zikrini daha da takvalı arttırması daha da sevgisini arttırması sevdikçe sevmesi gerekir yani o orada kaldı orada kalmasının sebebi ne tembellik yaptı orada kalmasının sebebi rahata ulaştı Hani bazen derim ya hedef neresi Ankara’ya ulaşmak Ama sen daha İnegöl’de kaldın Bir baktın ki ne güzel köfteciler var yol üstünde dedin ki ya Oh ne kadar güzelmiş cennet gibi yer ağaçlık böyle yeşillik şurada bir köfte yiyelim karnımızı doyuralım e köfte yiyip karnını doyuracak sın ardından gelsin kahveler ardından Gelsin çaylar muhabbet muhabbet kaldın inek öl Ne güzel yemyeşil güzellik bir yer dedin değil güzel ama daha senin gidecek yolun vardı hani sen yolcuydum hani senin menzilin uzaktı bitmek tükenmek bilmeyen Bir menzile gidiyordun Aşık oldukça Aşık olacaktın ama kaldın orada orada kaldın tenzih etmen gerekiyordu burada nefeslendim Yürüyoruz burada işimiz bitti Yürüyoruz demen lazımdı yürümedim Ama tenzih lazım mı lazım Şura ayet 11 onun benzeri hiçbir şey yoktur o işitendir görendir onun benzeri hiçbir şey yoktur ama işiten ve görendir işiten ve gören deyince aklımıza kendi sıfatımı geldi öyle değil mi Bir şeyi işitmek duymak bir şeyi görmek aslında Hem tenzihi hem teşbihi içine aldı bu Gören de duyan insan Allah’ın görmesi insan gibi değildir Allah’ın duyması insan gibi değildir ama görme ve duyma sıfatı Bizde de var Biz görme ve duyma sıfatı bizde de olduğumdan dolayı biz Allah’ın üzerinde Neyi bahsettiğini ü aşağı beş yukarı teşbih le anlıyoruz ama o baştan daha teşbihi önceden tenzih diyor Diyor ki onun benzeri hiçbir şey yoktur o zaman onun görmesi veya duyması veya tutması senin görmeni duymanı tutmana benzemez baştan tenzihi koydu Çünkü artık Allah’a benzerler kılmayın Şüphesiz Allah bilir Siz bilemezsiniz Cenabı Hakk’a benzerlik koymak mümkün değil Allah’ın zatını bir şeye benzetemem sıfatlarını da bir şeye benzetemem Ama Allah’ı rüyada genç bir suret üzerine gördün insan üzerine gördün veyahutta haz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri genç delikanlı suretinde gördüm dedi bakın Normalde bunlar bize birer işaret gördüğün hak hak ama orada durma Allah öyle değil o Çünkü Allah’ı Herhangi bir şeye benzer kılma yürü yolun var Daha orada ne yapacaksın tenzih edeceksin bakın Allah Normalde farklı suretlerde rüyalarda görülür mü Evet insanlar gibi görülür mü Evet hadisle sabit mi Evet aynı zamanda akait imamları bu noktada İçtihat etmişler mi Evet Mezhep imamları İçtihat etmiş mi Evet siz bakmayın diyanetteki cahil insanları veyahut da ilahiyattaki okumuş cahilleri Allah rüyada görülmez demiş kendi yazdıkları kitaplardan kendilerinin haberi yok Buhari’den müslimden tirmiziden bu konuda rüyet Ah bahsinden kendilerinin haberi yok o zaman burada Normalde sıfatsız uyurken ama uyanık rüyada halde bir kimse sıfatsız tecelliyâta Mazhar oldu sıfatsız o bunu Normalde kendine yerleştirecek o sıfatsız bu sohbetleri de başka yerlerde dinlemeniz mümkün değil işin içinden çıkamazlar hal ehli değiller Çünkü o zaman o kalırsan Sen yolda kalanlardan olursun tenzih edeceksin o hiçbir şeye benzemez ayetti kerimesi unutmayacaksın ve artık Allah’a benzerler kılmayın sözünü de unutmayacaksın o zaman Allah Herhangi bir şeye benzerlik olarak uygulanmaz gördüğün rüya hak mı hak ama orada durmayacaksın orada takılı da kalmayacaksın O da neye gerektirir tenzihi gerektirir ve insanların söylediklerinden münezzehtir ayet-i Kerime yine ve yücedir o zaman Allah’ın sözü Allah’ın kelamı insanların kelamından yücedir ve insanların kelamından münezzehtir onun konuşması onun sözü onun hitabı insanların hitabına benzemez hitap Aldın Bu ayeti kerimeleri O yüzden aldım manevi yolda yürürken Allah sana hitap etti o esnada o hitabı anladın bütün vücudun kulak oldu bütün hitabı içinle dışına yönsüz kelamsız yönsüz Hissiz duygusuz o hitaba Mazar oldun 6C makamdır o hitaba Mazar oldun Normalde 6 makamdır 5 makamda Eğer ki bunu yakaladın senin yolun velilik yoluna gidiyor Bunu Cenabı Hak sana bahş etti ama burada yine tenzih gerekir Çünkü o hitap dilsiz dudaksız diı bütün vücut duydu ve bu hitap bir dünyadayken olur bu daha Onun yolu var aldanmasın Dervişler Ben hitaba eriştim deyip oldum dalgasına düşmesin Bir de cennette görür o kimse rüyada kendini veyahut da halde cennete girmiştir cennettedir o hitap da cennette olur zaten o meselenin özüdür ardından bir daha rumuzu vardır açık açık söyleyeyim cennette tuvba ağacına Yaslanır ken o hitap gelir bu da ayrı bir şeydir ruhumuzdur bunu bu başkası yere satmasın hiç kimse de aldatırlar insanı o zaman insanı aldatandan görmediğini görmüş gibi gösterip aldatan lardan olursun Allah muhafaza eylesin bu hitap geldiğinde de burada da tenzih vardır Kendine geldiğinde o o hiçbir şeye benzemez dersin Çünkü yolun var Daha senin sen o diyemezsin ne zaman o dersin sana velilik hırkası geydir Dee Artık her şey ondandır her şey onundur Her şey ondan onadır Bunu ancak o zaman söyleyebilirsin orada ilahilerde defterlerde kitaplarda yazanı söyleyen papağandan başka bir şey değildir o Halile hallenen Her şey ondan onadır Eyvallah o teşbih etse de hakkıdır Hazreti Pir gibi o bir şeye benzetseydiniz is o kimse bu teşbih ona hak değildir o tenzih mertebesinde duracak her daim tenzih edecek o hiçbir şeye benzemez rüyanda o diyecek ki ben senin rabbinim amen ve saddakna sen secdeye gidersin anında Ama kendine geldiğinde o hiçb şey şeye benzemez onun sözü de hiçbir şeye benzemez onun kelamı da hiçbir şeye benzemez dersin o muydu Evet ama değildi Değildi Hayır oydu Bu benim meşhur rmdir tecelli eden oydu Hayır değildi Değildi oydu tesbih teşbih ve tenzih birbirinin ardına hani var ya Saat sallanıyor b tik tak tik tak bir teşbih bir tenzih bir teşbih bir tenzih durduğu yerde durmuyor İşte o yüzden Hazreti Pir burada hani geline benzettim diye diyor geline benzettim diye beni kem gözle bakma ayıplama ha Ne yazık ki haz Piri ayıplayan çok O kendisi demiş yani ayıplama diye ama devam etmiş sevgili benim sözüme darılsın susardım bana bir lahzacık mühlet verseydi Sükut ederdim Yani benim bu teşbih imden sevgili Bana darılmış olsaydı benim kalbime böyle bir hal böyle bir ilham gelmiş olsaydı Fakat ben susardım Buna devam ettirmek küstahlığı da bulunmazdı sevgili bir nebze olsun bir an olsun bu tecelliyât kesilseydi bu tecelliyât dursaydı ben susardım bu söz bu söz bu kelam bu teşbih bana ait değil bu teşbih bana ait değil diyor haz Pir teşbih kime ait ona ait devam ediyor Onun ağzından söylüyor fakat söyle bu söz Ayıp olmaz senin sözün gayp alemindeki kaza ve kaderin zuhurundan başka bir şey değildir demekte o sevgili diyor ki diyor Konuş söyle Senin bu teşbih senin Bu sözlerin Ayıp olmaz senin sözün gayp alemindeki kaza ve kaderin zuhurundan başka bir şey değildir diyor E o zaman iyi söz güzel söz tatlı söz ilahi söz neydi İbrahim Sur Suresi ayet 242 Ben kendime ve sizlere söz verdim hazre pirin her beytini her beytini bakın her beytini ilmim yettiği müddetçe kalbim yettiği müddetçe her beytini Kur’an ve sünnetle size anlatacağım dedim Evet Kur’an ve sünnetle bunu anlamaktan uzak olan bu çalışmayı yapmaktan uzak olan insanlar ne yazık ki Hazreti Mevlânâ’nın küfrüne fetva verip ahiretlerini yok ediyorlar yakıyorlar Evet Hazreti Pir diyor ki söyle Cenabı Hakk’ın dilinden söylüyor bunu bu söz Ayıp olmaz senin sözün gayp alemindeki kaza ve kaderin zuhurundan başka bir şey değildir senin sözün haz pirin sözü alın ayeti kerime Allah nasıl bir örnek verdiğini Görmez misin güzel söz kökü sağlam dalları göğe yükselen güzel bir ağaç gibidir o ağaç rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir Allah insanlara misaller verir ki düşünüp öğüt alsınlar o zaman güzel söz neymiş kökü sağlam dalları göğe yükselen ve güzel meyve ağacı gibidir güzel söz ilahi bir söz ilahi bir nefes ilahi bir nefes Pir makamındaki bir kimsenin sözü nefesi Allah’ın velilerinin sözü Allah’ın evliyalarının sözü peygamberlerin sözü Cebrail’in sözü Meleklerin Sözü neymiş Güzel söz güzel söz bakın diat edin güzel söz kökü sağlam dalları semaya yükselen ve meyvesini veren rabbinin izniyle her zaman meyvesini veren ağaca benzetmiş Cenabı Hak burada Hazreti pir de ne diyor haz piree de sen diyor söyle konuş ve aleminin yani gayp alemi dediğimiz ne bizim için bilinmez bazılarımız için bilinmez Bazıları için Cenabı Hak gaybın anahtarını istediğine verir istediği kadar peygamberlerine vermiş büyük velilerine vermiş sahabeden gayp alakalı konuşanlar var Evet gaybı Allah bilir Allah’la bildiğini bazılarına bildirmiş yani o kimse oradan bir dem vurursa 3 gün sonrasından 5 gün sonrasından 20 gün 50 gün 3 ay 5 ay 10 ay 1 yıl 1000 yıl Neyse demek ki o Cenabı Hak ona oradan bir perde açmış o perdeden konuşuyor İşte bu gayp aleminde kaza ve kaderin zuhuru Cenabı Hakk’ın Ezeli ilmi dairesinde tecelli eden şeylerdir Biz Ezeli ilmi dediğimizde o ilmin başlangıcı da yoktur Allah’ın başlangıcı olmadığı gibi Ezeli ilmin de başlangıcı yoktur Çünkü Cenabı Hakk’ın bütün sıfatları ezelidir ilim sıfatı da ezelidir o zaman Cenabı Hakk’ın Ezeli ilminde irade ettiği olaylar Ezeli ilminde irade etti ne tecelli edecekse Neyi irade ettiyse Neyi planladı İsa Neyi planladı İsa Neyi bir hesap kitap dairesinde yaratmayı Arzu ettiyse bunun tecelli etmesi kazaya dönüşmesi onunla alakalı E normalde Hazreti Pir diyor ya burada gayp alemindeki kaza ve kaderin zuhurundan başka bir şey değildir diye Hazreti pirin üzerinden diyor o zaman gayp alemindeki kader ve kazaya bağlı pirin söylediği şey heva ve hevesten değil Allah’ın Hani vahyi anlatmıştık değil mi bir derste bölüm bölüm vahyi anlatmıştık velilere evliyalara gelen de iydi ama biz öyle yanlış anlaşılmasın diye onu ne olarak nitelendirmiştir ilham olarak nitelendirdikleri ayıptan başka bir şey görmeyen Ayıptır Yani bu söz ayıptan başka bir şey görmüyor ya geline benzetmek ayıptan başka bir şey görmeyen Ayıptır fakat gayp aleminin Pak ruhu hiç Ayıp görür mü ayıp cahil mahluka nispetle Ayıptır makbul Allah’a nispetle değildir Bu beyit Yaktı beni benim tellerim elleri yaktı Burası benim gecemi gündüz gündüzümü gece etti bunun içinden nasıl çıkacaksın Mustafa Özbağ diye daha doğrusu nasıl anlatacaksın diye kılı 4 y Ne kepen kaldı kapanmadı ne pencere ne kendim kaldım kapanmadı dedim ki kendi kendime dedim he koca Pir seni anlamayan senin küfrüne fetva verir seni bilmeyen dedim senin küfrüne verir ve benim Hazreti pire hayranlığım malumdur bu arttıkça artıyor bende durmuyor durduğu yerde Çünkü Hazreti pir’in teşbihi tenzihi sözlerini anlamayanlar anlamak istemeyenler bu konuda bilgileri Akli bilgileri nakli bilgileri kalbi bilgileri yeterli olmayan o cahiller güruhu ayıp küfür görüyor Kimisi de hem kendi zamanında yaşayan çağdaşları kıskançlık krizine tutulmuş hem kendisinden sonra gelenler bir kısmı kıskançlık krizine tutulmuş hani böyle ben şeyhimin üzerinden konuşayım ya bu mu Abdullah Efendi ya bu mu Şeyh ya o nice Şeyhler görmüş Abdullah Efendi’nin Şeyh olma ihtimali yok onun gözünde bunları duyardık etraftan Allah rahmet eylesin Eskiler Bilir Ali abimiz Vardı bizim bir gün baş başayken itiraf etti bana şöyle bir şey söyledi mustafa efendi Dedi g bana verilecek diye ümit ediyordum dedi ben çünkü dedi yıllardır dergaha kendime adamışım derg nakib g abbası hafızım Gerçekten iyi hafızdı Pişkin hafızdı yolda yürürken kur’an-ı Kerim okuyarak yürü şahit ona Sabahları 5000 Tevhit güne başlamazdım Yani biliyordum bir gün ben böyle baş başayken itiraf kom gibi oldu öyle bir böyle çok böyle şeyler konuşmazdı Çünkü o dedi Ben kendime görev bekliyordum Mustafa Efendi dedi ama dedi rüyamda gördüm ki dedi Abdullah Efendi’ye verdiler görevi Bir de bana dediler ki dedi git ilk dervişi sen ol biat et ilk Derviş de o ilk biat eden de o ben dedi Sivas’tan kalktım dedi Bu Rüya görünce dedi Dost doğru hazre Mevlânâ’ya gittim dedi Hazreti Mevlânâ’ya gittim boynumu büktüm orada dedi hani rabıta ettim dedi aynı şeyi dedi Hazreti Mevlânâ celalin Rum Hazretleri de söyledi dedi bu akşam git ilk dervişi sen ol dedi bana dedi ben hemen pirin huzurundan çıktım ilk Nevşehir arabasına bindim geldim Şeyh efendinin yanına dedi Abdullah Efendinin o Şeyh Efendi demezdi Abdullah Efendi derdi O Abdullah Efendinin oraya geldim Zikrullah Eee Başlayınca mı baş bitince mi ne gördüğü halleri tecelli tecelliyâtı şey Efendi anlatıp ilk ders alan kimse şimdi o kimse kendince kendine şeyhlik bekliyor kıskançlık girince işin içerisine o böyle bir şey yaşanmadı onda ama başkaları da bekliyor mesela Malatya’dan birisi de bekliyormuş sonradan haber aldık Biz onu sonra başkaları da bekliyormuş bu bekleyen kimseler Eee Bu benim kendi yorumum rüyalarında hallerinde bir şey görmediklerinde gelip şey efendiye intisap etmediler Hatta Hani o mu Şeyh olacak böyle biz burada dururken havasına katıl katılıp kapılıp kendileri intisap etmediler şimdi kendi çağdaşları olan İnsanlar kendilerince kendilerini beklediklerinden dolayı kıskançlıktan gidip intisap etmediler haz pire de kendi Zamanında kendi Zamanında kendi çağdaşlık varı onun maneviyatına intisap etmeleri gerekirken hisap etmediler kıskançlıklarından onu ayıpladı ayıp gördüler ve haz pir’in sözlerini anlamadıklarında haz pir’in sözlerinin içinden çıkamadıkları dolayı kıskançlık damarları kabardı ve ona intisap etmeden onun aleyhine konuştular bu bitmedi nasıl Hazret Muhammedi Mustafa’nın aleyhinde konuştular İsa Müşrikler Sufi yolunun müşrikleri de Sufi yolunun müşrikleri de Hazreti Piri hep ayıpladı hala daha ayıplayan ca beytini okudun mu dervişlere de söylerler filanca beyti okudun mu hani vardır ya bir merkep meyti beyti onu nefis mücadelesini bilmiyor Nefsin isteklerini bilmiyor Onu bilmediğinden kendi ce bir yol buldu Laf söyleyecek ya ayıplamak işte ayıp ayıp görmekten başka bir işi olmayana Ayıptır Hazreti Mevlânâ ve sözleri ve velilerin ve mürşid-i kamillerin halleri davranışları yürüyüşleri her şeyde ayıp gören ayıp gözlüler içindir o ayıp gözlüdür Çünkü kendisi de ayıp onun bakın kendisi Ayıptır gördüğü de Ayıptır onun o bir ayıp ürünüdür Çünkü o bir ayıp ürünü olduğundan O hep ayıp görür her yerde ve hazre pir de diyor ki o başka bir şey görmez o her şeyi de ayıp görür haz pir’in teşbihi anlamaz Oysa Hucurat Suresi ayet 12’de Cenabı Hak Der ki Ey iman edenler zannın çoğundan sakının Zan Çünkü ayıp görmek de Zan Gıybet etmeyin der ayet-i Kerime devam eder ölmüş ölmüş kişinin kardeşinin etini yemekten hoşlanır mısın der Çünkü bazı insanlar ayıp araştırır ayıp bulacağım diye uğraşır Evet enteresan bir şeydir ve ayıbı örtmeyi düşünmeyiz Biz Hele bu hastalık öyle bir arttı ki bu sosyal medya denilen Deccal yolunun en büyük hizmetçisi hayra kullanırsa harika Ama hayra kullanan az Öyle bir hale geldi ki hiç kimse Bir Müslümanın ayıbını örtmeyi düşünmüyor bir ayıp örtme kültürünü medeniyetini yok ettik Biz biz insanların ayıplarını orta Ere dökmek için uğraşıyoruz ayıplarını araştırıyoruz insanların takip ediyoruz şu komşuya kim girip çıkıyor etrafımızı takip ediyoruz bir ayıp bulacağız Çünkü Yani asıl yapılması gereken insanın kendi ayıbını araştırması kendi nefsinin eksikliklerini araştırması kendi nefsini terbiye etme yolunda yürümesi gerekirken Biz Müslümanların ayıplarını araştırıyoruz ve ayıp olmayan hiçbir müslüman yoktur Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri ve bütün peygamberler hariç Bundan ayıp olmayan hiçbir insan yoktur günahı olmayan hiçbir insan yoktur ama biz ayıp araştırmak için yola çıkarız mesneviyi de ayıp bulmak için okuyorlar Öyle olunca da mesneviden ayıp buluyorlar kendilerini çünkü kalpleri ayıp kendileri de ayıp ürünü her şeyde bir ayıp arayan bulan annesine babasına bakacak ayıbı örtmeyen anasına babasına bakacak ayıp örtmek Müslümanın müminin şiarı Ken Biz ayıpları araştırıcı olmuşuz Kimin kızı ne yapıyor Kimin oğlu ne yapıyor kimin gelini ne yapıyor Kim Nereden para kazanıyor Muhakkak bir şey vardır onda biraz araştırın bakalım kim bilir Nereden buldu O bu parayı biraz araştırın bakalım Allah muhafaza eylesin Amin Kim Bir Müslümanın ayıbını örterse Allah da onun ayıbını dünya ve ahirette Örter kim bir müslümanı ayıplarsa buraya dikkat edin kim bir müslümanı ayıplarsa Allah da onu rezil eder ve evinin içinde dahi olsa rezil eder Kim Bir Müslümanın ayıbını örterse Allah da onun ayıbını dünyada da ahirette de Örter kim bir müslümanı ayıplarsa bir müslümanı ayıpladı onu diyor dünyada rezil eder evinin içinde de olsa rezil eder başkalarının kusurlarını örtmeyi bilelim nasihat edelim kardeşimizdir eşimiz çocuklarımızdır nasihat edelim din nasihattir ama ayıp ve kusurlarını örtmesini bilelim bir hata yaptı arkadaşımız kardeşimiz annemiz babamız çocuğumuz bir hata Yaptı Yaptı ikide bir de onun önüne koymayalım onu bir daha bir daha utandırmayın bir daha daha onu tahkir etmeyelim bir daha bir daha ona bir şey söylemeyelim şu hadis-i Şerifi yeni okudum itiraf edeyim ve biz Neyi kaybettiğimizi bir daha idrak ettim neyi kaybetmişiz Gerçekten bunu bir daha idrak ettim Ebu Hureyre’den radıyallahu anh haz hainden hadis-i Şerif bir cariye zina eder ve zina yaptığı da kesinleşirse sahibi ona Hac cezası uygulasın fakat suçunu başına kalkmasın bir cariye zina etti cariye kimin işte senin cariye neydi savaşta esir alınan gayrimüslim kadınlar senin esirin veyahut da onu satın aldım esirin sahibinden o cariye zina etti dikkat edin diyor ki ona had uygulasın Ama onun suçunu başına kalkmasın yani Ey zaniye gel sen Zina eden insansın nasıl zina ettin nasıl yaptın bunu başına kalkmasın dikkat edin devam ediyor sonra ikinci defa zina yaparsa aynı şekilde hat uygulasın ama yine de suçunun yüzüne vurmasın suçunu yüzüne vurup kötü sözlerle kınamasın ya kendi eşimizi kendi çocuğumuzu kendi arkadaşımızı 20 yıl önce bir hata yaptıysa Hiç Bizde bayatlamıyor 20 yıl sonra Onun önüne koyuyoruz sen böyle demiştin sen böyle yapmıştın diyoruz biz kaybettiğimizde Bak senin annen şöyle demişti Senin baban böyle yapmıştı 10 20 yıl geçmiş 30 yıl geçmiş Sizler bana böyle yaptınız Allah Allah Neyi kaybetmişiz neleri kaybetmişiz nereden nereye gelmişiz Bakın bu ikinci sefer diyor yaptı hadis-i şerifte diyor ki suçunu yüzüne vurup kötü sözlerle kınamasın kötü sözlerle kınamasın Biz durur muyuz biz durmayız Biz durmayız eşimiz çocuğumuz arkadaşımız kardeşimiz şeyhimiz mürşidimiz dervişim Biz durmayız Biz söyleriz hep ayıpları kötü söz de söyleriz üzerinden neler yıllar geçmiş Biz en ufak kavgada önüne koyarız onun sonra bu cariye ün defa Zin İsa O da durmak durmak bilmiyor ya üncü sefer zina ederse artık Efendisi onu kıldan bir ip bedeline bile olsa satsın yani bedelsiz gibi kıldan bir ip Yani bir urgan karşılığında bir ip karşılığında da satsın Hayır gelmiyor artık ona ahlaki Çünkü iyice aşağı inmiş onu diyor satsın Buradan şunu anladım bu hadis-i Şerifi ilk defa okudum enteresan bir şey bunları araştırırken bu ayıplamak kalı oturdum saatlerce düşündüm toplumun halini düşündüm aileleri düşündüm çocukları düşündüm bu genç nesli düşündüm anne babaları düşündüm kayın valideleri düşündüm kayın pederleri düşündüm bütün aileleri sülaleleri düşündüm Neyi kaybetmişiz Biz dedim Neyi kaybetmişiz bütün insanlar 20 yıl önce 30 yıl önce olan hadiseyi eşlerinin önüne koyuyorlar çocuğu bir hata yapmış çocuğunun hatasını yüzüne vurmaktan bıkmıyor Utanmıyorsun ben kendi Nefsimi de koyayım için içine hep beraber biz ayıplamak ve insanların ayıbını yüzüne vurmak ve insanların ayıbını yüzüne Çakmak tabiri caiz Ben onun yüzüne söylerim haram işledin yüzüne de söyledin haram işledin haram bir insanın ayıbını yüzüne söylemek de haram günahi açın heytemi kitabından okuyun Evet bir kimsenin ayıbını yüzüne vurmak da günahı Kebir yüzüne söylemek günahı Kebir yani o delikanlılık değil Ben onun yüzüne de söyledim Sen onun yüzüne de söyle o da sana küfr etsin bir güzel sonra sen nasıl küfredersin bana de sen ona bir tokat vur O da Sonra sen bana nasıl bir tokat vurursun desin sana bir bıçak kaktır sın sen de sonra bunu yedirememe git evinden Silah al onu vuracağım diye uğraş Bak nereden nereye geldi Olay veyahut da birisinin ayıbını iki debde yüzüne söyledin bunu mu çekeceğim ben dedi gitti karınsız gitti mutfaktan bir çağ aldı kaktırdı sana Biz ama bunu kaybettik birinin ayıbını böyle incelemeyi irdelemeye ayıbını Onun Yüzüne söylemeyi delikanlılık gördük doğruculuk Gördük onu hak gördük Haramı şeytan aldattı bizi Allah bizi affetsin Amin haz pir de diyor ki insanların ayıplarını araştıran ayıplarını gören ayıp göze aittir başka bir şeye değil Allah bizi affetsin Amin İslam Aslında gerçek manada din başkalarının ayıplarını araştırmayı bunu ifşa etmeyi bunu insanların içerisinde yaymayı haram kılmış bunu hoş görmemiş Bunun yerine kusurları örtün hataları örtün y yış lıkları eksiklikleri örtün demiş ve ayet-i kerimelerde Ve hadis-i şeriflerde bunu bize öğütlemiş nasihat etmiş ama İslam dünyası bunu ne yazık ki kaybetmiş asıl Sarsıcı yere geldik fakat gayp aleminin parlak Pak ruhu hiç Ayıp görür mü ayıp gözlü olanlar ayıpları ayıp görürken gayp aleminin Pak ruhu hiç Ayıp görmüyor Tellerin yandığı yer manen Kemale ermiş olan bu konu Bitmez 2232 Bu konu çok su götürür kısaca geçeyim mi bazılarının canı sıkılacak canı kıs geçince Evet bu söz Kemale ermiş manevi olarak olgunluğa erişmiş kişilerin Yani pir makamında olan zatların eksikliklere ve noksanlıklar açısı farklıdır Çünkü her eksiklik ve noksanlık da Allah’ın hikmetini görürler Derler ki bunda bir hikmet var bir kimseye bir vazife verirler o vazifeyi verdiklerinde o kimse o vazifeyi hakkıyla yerine getirmez der ki bunda bir hikmet var o bu makamda değilmiş bunları açık açık konuşayım da bilinsin Yani normalde veyahut da o makamın o Eee esmanın tecelliyâtı bildiğinden dolayı örnekleyerek söyleyeceğim x kimseye hay esmasını verir ama o kimse de hay esmasını ın tecelliyâtı görmez görmediği zaman onu ayıp olarak görmez der ki o bu makamın adamı değilmiş onda Hikmet görür burada ayıp görmez o kimse burada onda Hikmet görür der ki o bu halin insanı değilmiş O bu makamın insanı değilmiş böyle bu Pir makamındaki insanlar her şeyde cenab-ı Hakk’ın sıfatlarının mükemmel bir derecede tecelli ettiğini görür çünkü sıfatsız tecelli edeceği şahsın üzerinde yanlışlık ve eksiklik olarak tecelli etmez onda hikmet vardır O yüzden o Pak ruh sahibi olan o büyük Pir efendilerin gördükleri her şey Cenabı Hakk’ın gayp aleminden şehadet alemine tecelli eden hakikatten başka bir şey değildir herkesin ayıp ve kusur gördüğü şeyde o kimse Onun makamının ve onun halinin bir sonucu olduğunu görür Yani o kimseyi korkak bilmezsin tat ses çıktı korkar o onu Normalde korktuğunu görürsün dersin ki bu cesaretli değil o Çat diye ses ayıp değildir Onun için o Çünkü ne olduğunu görmüşsündür Onun bu hamur çok su gö ama normalde insanlar arasında ayıpmış gibi görünen şey o insanın o insanın Hani üzerinde ayıpmış gibi görünen şey o kimse bakarken onun derecesini tespit eder O ayıp olarak görmez bunun derecesi der bu bunun hali bu kedi bir an Aslan rolüne bürünür Öyle mi Aslan da kedidir aynı sınıftan kedi de kedidir Ama onun adı kedidir onun adı aslandır aynı familyadandır bir böyle gerer kendini deil mi artır böyle onu aslanı Görmeyen bir kimse onu o esnada Aslan onun ne kadar kedi kabarırsa kabarsın kedi olduğunu bilir Çünkü o kabarınca başlar Aslan şaklabanlık bekleyemezsin O şaklabanlık yapmaz şimdi böyle olunca bir kimse şması ve manevi olgunluğa eriştik çe o kimsenin insanlar üzerindeki ayıba bakış açısı da değişmiş olur bilhassa sufilik yolunda o Pir makamındaki kimse Hani e eksik noksan tecelliyâtı onların üzerinde görünce eksiklikleri ve noksanlıkları onları bu Halle kıyaslar bu uzun Ben bizi ilgilendiren kısmıyla böyle geçere Gideyim ama bu Hadise gerçekten telleri yakan bir Hadise Bunun arkasından da geliyor ayıp cahil mahluka nispetle Ayıptır makbul Allah’a nispetle değil bu konuyu Önümüzdeki hafta Allah izin verirse sağlığımız yerinde olursa ecel gelmezse inşâallah kaldığımız yerden devam edeceğiz sohbetleri böyle Eee Allah affetsin şata atvi veyahut da Eee böyle hani Eee yanlış anlaşılmasın Eee gücüm yetince olabildiğince Eee Anlaşılır bir şekilde yapmaya çalışıyorum ama elimden gelen bu O yüzden Hakkınızı helal edin Bu biraz daha haz birir bu beyitlerde her zamanki gibi telleri yakmaya devam ediyor Rabbim bizi anlamayı nasip eylesin amin kalbimize feraset versin amin kalbimizi o feraset nuruyla ince hakikat anlamayı nasip eylesin amin elati Selavat Amin.
277. Mesnevi Şerhi 1992. Beyitten – Sohbet Notları
Kaynak
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.
İlgili Sohbetler
Bu konuyla ilgili diğer sohbetler: İzmit Kutlu Doğum Sohbeti – 13 Nisan 2012, İCAZETNAME TÖRENİ TEK PARÇA (BURSA) 16 EYLÜL 2021 , Mesnevi Okuması (2241. Beyitten) 09.08.2025. Tasavvuf geleneğinde bu konular ele alınmaktadır.