Dergah Sohbetleri Serisi

252. Dergâh Sohbeti – Tasavvuf Hâldir: Peygamber’in Hâliyle Hallenmek, İhsân Makâmı, Hümanizm Eleştirisi ve Dergâh Âdâbı

Tasavvuf: Tasavvuf Hâldir, Kelâm Değildir

Tasavvuf kelâm ile değildir, yazma kalem ile de değildir. Tasavvuf hâl iledir. Hâl ise o kimsenin iç âlemindeki düşünce yapısı, idrâki, algılaması ve dış âlemindeki hâliyâtıdır. Tasavvuf, bir kimsenin iç âleminin dış âlemi ile uygun olması veya dış âleminin iç âlemiyle uygun olmasıdır. Bir kısım kendisine tasavvuf süsü verenler, derviş-şeyh süsü verenler gibi sadece kelâm üzerine değildir.

Birisi oturur hadisleri yazar, birisi âyetleri yazar, birisi üstâdının sözlerini yazar — yaşanmadıkça bunların bir anlamı yoktur. Birisi oturur saatlerle konuşur, tasavvufu öyle bir anlatır ki anlatışına hayran olursunuz. Ama ezân okunur, “Allâhu Ekber” denir, hadi namaza — o kimse için namaz öyle değildir. Tasavvufu öyle bir noktaya getirirler ki ibâdetsiz, hukuksuz, şerîata ait olmayan bir şey hâline gelir.


Peygamber’in Hâliyle Hallenmek

Ehl-i tasavvufun hakîkati, Resûlullâh (s.a.v.) Hazretleri’nin hem içsel hem de dışa vurduğu hâliyle hallenmektir. Sûfî önce dış hâlini, dış görüntüsünü Peygamber (s.a.v.) Hazretleri’ne uydurmakla meşgul olur. Resûlullâh’ın zâhirî hâli: Asla harama dalmamak, dünyâya meyletmemek, makam ve mevki sevdasından uzak durmak, insanların içerisinde kendisine farklı, özel bir konum koymaktan uzak durmaktır.

Eğer Allah’a sadık bir kul olacaksa o kimse, dünyâ sevgisiyle yorulamaz. Allah’a yakın, mukarrabîn noktasında olacaksa makam sevdasıyla yanıp tutuşamaz. O kimsenin yanıp tutuşacağı bir şey vardır ki Hakk’a hizmettir. Birinci derecede sûfî kardeşlerine ve âilesine, ikinci derecede mümin kardeşlerine, üçüncü derecede bütün insanlığa faydalı olmaktır.

Ümmetine Hizmet Eden

Peygamber (s.a.v.) Hazretleri’ne Yahudiler sordu: “Buranın emîri kim?” Resûlullâh su dağıtıyordu, sırtında su tulumu, ashâbına su dağıtıyordu. Onu hizmetkâr zannettiler. “Buranın emîri, ümmetine hizmet edendir” buyurdu. Diyorlar ki “Bu mecnun olmuş.” Evet, O Hakk’ın mecnunuydu. İnsanlara hizmette, Allah’a hizmette bir başkası onu mecnun görüyordu. Oysa Cenâb-ı Hak, Mekkeli müşriklerin “O mecnun” demesine karşılık “O Muhammed mecnun değil, O Allah’ın Peygamberi” buyurmuştur.


Görüyormuşçasına İbâdet: İhsân Makâmı

Hadis-i kutsîde buyurulur: “Allah’ı öyle zikredin ki dışarıdan görenler sizi deli olmuş zannetsinler.” Bu, tuhaf hareketler yapmak, kendini duvara vurmak veya cezbe geçiriyormuş gibi titremek değildir. Bu, Allah’ı öyle sevmek, Allah’a öyle âşık olmak, Allah’la öyle muhabbet kurmak ki senin davranışların ehl-i dünyâ tarafından “bu deli olmuş” denilsin.

Meşhur Cibrîl hadisinde soruldu: “İhsân nedir yâ Resûlallâh?” Buyurdu: “Allah’ı görüyormuşçasına ibâdet etmektir.” Tasavvuf görüyormuşçasına yaşamaktır. Tasavvuf Kur’ân yeni gelmiş gibi dinlemektir. Tasavvuf Resûlullâh (s.a.v.) aramızda dolaşıyormuş gibi yaşamaktır.

Peygamber (s.a.v.) Hazretleri’nin nefes alıp vermesi dahi ibâdettir. Onun nefesinin her zerresinde binlerce mesâfe kat ederdi. Cenâb-ı Hak onun nefesini öyle bereketlendirdi ki — Âdem’den kıyâmete kadar gelecek bütün insanların nefeslerini toplasanız, bütün meleklerin nefeslerini toplasanız, onun nefesinin zerresinin kıymetine ulaşamaz.


Hümanizm Eleştirisi: İslâm Hümanizm Değildir

Biz hümanist değiliz ve hümanist olmamaktan da mutluyuz. Hümanizm, Yunanlıların, İtalyanların, Fransızların insanlıktan çıkmış toplumları tekrar insanlığa sevk etmek için uğraşmış bir ideolojidir. Biz ise İslâm’ız, Muhammedî’yiz, Müslüman’ız. Biz insana zâten değer veririz; insanın saçının kılından diş köküne kadar her şeyi bizim için muteber ve kutsaldır.

Haksız yere adam öldürmeyiz, haksız yere insanların parmağını kesmeyiz. Müslüman kendi elindeki malı dahi kendisinin görmeyendir; mülk Allah’ındır. Ama Avrupa’da insanlık dışı olaylardan dolayı kendilerine bir hümanizm koymuşlar; köklerini Roma İmparatorluğu’na kadar götürmüşler. Hümanizmde insan yarı tanrıdır — biz buna inanmayız.

Hümanist Mevlevîlik Sapması

Mevlevîliği öyle bir hâle getirmişler ki — namazsız, niyazsız, oruçsuz, zikirsiz bir mevlevîlik. İstedikleri gibi yaşayacaklar, istedikleri gibi harâm yapacaklar ve bunun adına mevlevî diyecekler. Mesnevî’nin içerisinden âyet-i kerîmeleri çekecekler, yorumlayacaklar. Hazret-i Mevlânâ “Ben böyle demedim” diyecek. Bütün Mevlevîhânelerde kıbleye doğru dönülmüş namaz kılınmıştır. Allah muhâfaza eylesin.


İslâm’ın Temel İnanç Esasları

Kur’ân ve Sünnet’e bir kimse îmân edip uymadıkça — hangi dîne, hangi tarîkata, hangi cemaate mensup olursa olsun — kendisine Rab olarak Allah, kitap olarak Kur’ân, Peygamber olarak Muhammed Mustafa’ya îmân etmezse; cennete, cehenneme, hesâba, kitâba, mîzâna, sırâta, kabir hayâtına îmân etmezse — o kimse ebediyyen cehennemliktir. Bizim dîn anlayışımız budur.


Dergâh Âdâbı: Çavuş Geleneği

Eski dergâh âdâbında çayı çavuşlar dağıtırdı. Neden? Çavuş oranın en ahlâklısı olurdu. O insanları kırmaz, incitmez, tepeden bakmaz, üzmez. Oraya gelenlere anne kucağı gibi sarar. Emretmez, itmez. Bakar ki bir kişi de Allah desin, bir kişi de buraya ısınsın, bir kişi de Hakk’a âşık olsun. Sonradan bu âdâbı değiştirdiler, çömezlere vermeye başladılar. Çömez kırar, incitir, darlık yapar.


Kalbe Atılan Nur

“Rabbinin göğsünü İslâm’a açmış olduğu kimse Rabbinden bir nur üzerine değil midir?” (Zümer Sûresi, 22) Bu âyetin ne demek olduğu Peygamber (s.a.v.) Hazretleri’nden sorulunca buyurdu: “O, kalbe atılan bir nurdur. Onunla göğüs açılır, huzura erer.” “Bunun bir belirtisi var mıdır?” diye sorulunca buyurdu: “Gurur evinden uzaklaşmak, ebediyet evine yönelmektir.”


Kaynakça

  • Âyet: en-Nisâ Sûresi, 69 — Peygamberler, sıddîklar, şehitler ve sâlihlerle beraber olma
  • Âyet: en-Necm Sûresi, 3-4 — “O hevâ ve hevesinden konuşmaz. O ancak kendisine bildirilen vahyi söyler”
  • Âyet: ez-Zümer Sûresi, 22 — “Rabbinin göğsünü İslâm’a açmış olduğu kimse” ve kalbe atılan nur hadisi
  • Hadis: “Seyyidü’l-kavm hâdimühüm” (Kavmin efendisi onlara hizmet edendir) — Deylemî, el-Firdevs, c. 2; Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, c. 2, hadis no: 1515
  • Hadis: Cibrîl hadisi — İhsân: “Allah’ı görüyormuşçasına ibâdet etmek” — Buhârî, Îmân, 37; Müslim, Îmân, 1
  • Hadis-i Kutsî: “Allah’ı öyle zikredin ki görenler sizi deli zannetsin” — Deylemî, el-Firdevs; Ahmed b. Hanbel, ez-Zühd
  • Hadis: Kalbe atılan nur — “Gurur evinden uzaklaşmak, ebediyet evine yönelmek” — İbn Mes’ûd rivâyeti, Hâkim, el-Müstedrek, c. 2
  • Tasavvuf: Tasavvuf hâldir, söz ve yazı değildir — Cüneyd-i Bağdâdî; Kuşeyrî, er-Risâle, Tasavvuf Tarifi Bâbı
  • Tasavvuf: Peygamber’in hâliyle hallenmek — Kuşeyrî, er-Risâle; İmâm Rabbânî, Mektûbât, c. 1, Mektup 36
  • Fıkıh/Tarih: Hümanizm eleştirisi — İslâm’ın insan değeri anlayışı vs. Batı hümanizmi ayrımı
  • Dergâh Âdâbı: Çavuş geleneği ve hizmet anlayışı — Mevlevî ve Bektaşî erkânnâmeleri

Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri

Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi