237. Mesnevi Şerhi 1760. Beyit konusunda Mustafa Özbağ Efendi’nin değerli sohbetlerinden derlenen bu içerik, 237. mesnevi şerhi 1760. beyit hakkında önemli bilgiler sunmaktadır.
237. Mesnevi Şerhi 1760. Beyit Hakkında
Euzü billahi mineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. Eftal zikir ilaha illallah ilahe illallah ilaha illallah hak muhammeden. Resulullah cemi. Enbiya vel mürselin velhamdülillahi rabbil alemin. Selâmün aleyküm. Aleykümselam. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Rabbim ayınızı yılınızı ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim cümlemizi ve cümle. Muhammed’i. Hakkı hak batılı batıl bilenlerden eylesin amin. Hakkı hak bilip. Hak yolunda mücadele eden batıl bilip batıla karşı.
Cihat eden kullarından eylesin. Rabbim cümlemizi ve cümle. Muhammed’i. Kur’an ve sünnet-i seniyye sımsıkı yapışan lardan eylesin. Rabbim cümlemizi ve cümle. Muhammed’i kendi istikametinde kendi yolunda yürüyen den eylesin. İsrail’i kahri perişan eylesin. Rabbim kahri perişan eylesin. Rabbim kahri perişan eylesin amin yeryüzünden bütün hepsini. Des silsin süpürsün. Nuh’un duası gibi. Rabbi demiş. Yeryüzünde. Bir tane kafir bırakma. Biz de onun duası ile dua ediyoruz.
Yeryüzünde hiçbir tane kafir bırakmasın amin en başta bu. İsrail ve destekçilerini yerle. Yeksan eylesin amin kahrı perişan eylesin amin kafirleri dağıtsın. Amin kafirleri dağıtsın. Amin kafirleri dağıtsın. Amin onları birbirlerine düşürsün. Amin onları birbirlerine düşürsün. Müslümanları kuvvetli eylesin. Müslümanları cesaretli eylesin amin. Müslümanları bir ve beraber eylesin amin. Müslümanları sırat-ı müstakim de eylesin amin. Müslümanları hükümran eylesin amin yeryüzü la ilahe illallah.
Muhammedin. Resulullah deyinceye kadar. Müslümanlara gayret nasip eylesin amin çalışma nasip eylesin amin. Cihat şuuru nasip eylesin amin dillerinde zikrullahın ıslaklığını her daim nasip eylesin amin gönüllerinde. Allah aşkını ve muhabbetini eksik eylemesin. Amin ecmain. Rabbim dualarımızı kabul. eylesin inşallah. Amin 1760 beyitte kalmışız. Bir önceki hafta. Leb ders maksadım lebi. Derya dır la dersem muradım. İlla ancak evettir burayı okumuştuk 1760 beyit tatlılıktan dolayı yüzüm ekşitmek teyim bir kimse ekşi bir yer içer ekşir veya sıkıntılı bir hal.
Yaşar yüzü hüzünlü olur bir şeyin fazlası haddinden fazlası bir şeyde tersine etki yapar bir kimse çok ekşi yediğinde nasıl ekşiyan çok tatlı yerse de yüzü ekşir üne uygun bir tatlı yedi onda bir sıkıntı yok o lezzet alır zevk alır ama çok fazla tatlı yerse bu sefer onda tersine etki yapar işte böyle. Maddi manevi zahirde batında tatlılıklar güzelliklere hayrete o kimse dalar ona. Aşina olursa bu sefer o tatlının fazlalığından nasıl yüzü ekşidi isse o manevi derinliklere.
Dalan manevi olarak perdeden perdeye geçenler ve bir an olsun o manadan ayrılmayanlar da yüzleri ekşir. Bu da maneviyatın fazlalığından. Bu da burada maneviyatın derinliğinden söz konusu olur o derinlikten o perdeden perdeye geçmekten dolayı da o ne olur yüzü ekşir isterim ki bu suretle tatlılığın yüzümüzün ekşiliği le iki cihandan da gizli kalsın bu söz her kulağa girmesin isterim ki bu tatlılık ve yüzümüzün eksikliği ortalıkta kalsın. Dışarıdan bakanlar desinler ki yüzü ne kadar ekşi yüzü ne kadar asık yüzü ne kadar sıkıntılı isterim ki böyle kalsın ve durumumuz halimiz o manevi derinliğ iki cihandan da gizli kalsın hem.
Zahir alemden de hem de. Batın alemden de gizli kalsın ne zahirdeki bilsin. Bizim içimizdeki aşkımızın derinliğini ne de batındaki. bilsin içimizdeki aşkımızın derinliğini o derinliği o tadı o lezzeti bu manada zahirde de batında da. Kimse anlamasın buradaki hiç kimse anlamasını maneviyattan haberi olmayan sufilik haberi olmayan bu işin. Zahir tarafında kalıp bu meseleleri küçük gören hor hakir gören. Bu meselenin derinliğinin farkında olmayan sufiliğin ne olduğunu ne manaya geldiğini ve derinlemesine bilmek istemeyen böyle işin kabuğuna bakıp kabuğuna bakarak tan kendisini bir zannedip laf küf söyleyenler.
İşte bunlar bundan haberleri olmasın öylesine. Ben manevi haller yaşayayım öylesine manevi derinlikler yaşayayım ama yaşarken de insanlar benim o manevi derinlikler ime. Aşina olmasınlar bu işi bilmeyenler bu işi bilenler için sıkıntı yok ama bu işi bilmeyenler bu işin manevi hazzına manevi lezzetine ermeyen bu işin manevi perde erinden haberi. olmayanlar bu işin manevi hallerinden haberi olmayanlar bundan bir. Duymasınlar bundan bir hissetmesin onlar.
Çünkü iki kelime ezberleyip insanları istismar etme dini istismar etme yolu istismar etme peşindeler. Öyle olunca bu sufilik hayatına sufilik dünyasına. Aşina olmayanlar bu sözleri. Duymasınlar bu sözleri işitmesin. Çünkü bu sözleri duyarlar işitir lers yola da laf getirirler ve her şeyi istismar ederler. Onun için 100 ledun sırrından ancak birini söylemekte eyim onlar. Onlar anlamasın maneviyattan haberi olmayanlar meselenin ehemmiyetini meselenin büyüklüğünü özünü çözümleyemeyeceği anlatıyorum 100 görüyorsam bunun birisini söylüyorum.
Geri kalanını anlatmıyorum bu işin çünkü içerisindeki. Kaidesi kendi içerisindeki kuralı kendi içinde bakın kendi içinde o yüzden. Ha bir kısmı da var bilmediğinden bilmiyorum demiyor da biraz da iyi sanki böyle çok hikmetli. ymiş gibi susmayı tercih ettiğini söylüyor değil bir kısmı da bu ha hiç olmaza. Onlar bilmediklerini biliyorlar bilmediklerini bildikleri için biliyormuş gibi göstermek için susuyorlar bu. Susma öyle bir. Susma değil bu. Allah’ın gizli hazinelerini orta yara faş etmeme susması bu.
Henüz daha süt içecek olanlara ekmek vermeme et vermeme susması. Pirin başka bir beytinde diyor ya. Sen süt içeceksin e yavaş dişin çıkarsa o zaman ekmek istersin ve bir müddet sonra ekmek de seni kesmez et istemeye başlarsın diyor o zaman çocuk hükmünde olanlara kalkıp da et ver kalkmak kemalat değil o zaman. Bu meselenin özüne. Vakıf olmayanlar özüne. Aşina olmayanlara kalkıp da böyle zirveden konuşmak iş değil zirveden konuşulacak saa ehline konuşulmalı zirveden bir denecek.
ehline demeli. Ulu ortağı ol olacak olan bir değil güzelin güzellik sırları. Konuşulacak bir değildir güzelin güzellik sırrı ancak güzeli bilene anlatılır güzelden haberi olmayanın güzellik sırrı anlatılmaz veyahut da kadın olarak mahremini sen ortaya dökmez kadın olarak kadınının mahremini ortaya döküyorsa sen şerefsiz bir adamsın veyahut da erkeğinin mahremini orta yere döküyorsun sen şerefsiz bir kadınsın işte sufinin de gerçek manada. Sufi iki kişinin arasındaki.
Sırrı bir başkasına anlatmaz söylemez veyahut da haz. Üstadı ile olan manevi bir sırrını ortalığa dökmez veyahut da. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleriyle alakalı sırrını ortalığa dökmez bir çıt ilerisi. Allah’la olan sırrını ortalığa dökmez. Ancak onu anlayacak olana onu yorumlayacak olana söyler onu anlayabilecek yorumlayabileceğinizi diyor ki. ledin deryasından bir damla anlatırım. O diyor 100 demiş de orada. Orası sayıya gelmez o bir deryadır.
O deryadan diyor bir tek damla anlatırım onu da o deryadan haberim olduğu anlaşılsın bir mürşid-i. Kamil o deryadan bir damla anlatır bir damla anlatır anlayan. Gönüller anlayan kalpler o mürşid-i kamilin o ilmi ledun deryasından bir damla attığını bir damla damlattığı idrak eder ve damlayı dudağında hissederse. Nerede gerisi diye koşar. Ama yok onu hissetmedi isse onu anlamadıysan. O zaman o nerede diye onu aramaz. O yüzden velilerin mürşid-i kamillerin bu manada k kendilerince bir stratejileri der bir kılçık atar ortaya o kılçığı anladı mı anlamadı mı.
Veya bir söz atar ortay. Ere o sözü anladı mı anlamadı mı. Veya bir kısmı. sanki çok biliyormuş gibi tepeden bir söyler. Ona bir söyler o söylediğiyle o. O zaman o onu da ders verir senin. İlm linden haberin yok senin mana aleminden haberin yok. Kulaktan duyma şeylerle iştigal ediyorsun kendinden bir yok senin kendinle alakalı bir de yok. Sen geliver. Gidiver tingoz umsunmak yap boynunu büük dinle ve kendini bu manada derinleştiren yoluna bak üstadın 5000 Tevhit çek diyor günlük sen onu dahi çekmiyorsun onu dahi çekmeden tepeden konuşacağım ben derinim havası vermeye çalışıyorsun.
Geç o işleri sen o yüzden ilm-i ledün sana bir geliyorsa sen onu çok kıymetli mücevher gibi saklarsın. Çoluğun çocuğun eline verir misin kim. Çoluğun çocuğunun eline kıymetli mücevherini verir hiç kimse vermez düşürür mü ayağı düşürmez. neden çocuk onun kıymetini bilmez. Bir önceki beyitlerde diyordu ya çocuk kıymetli taşı nereden bilsin gider onunla ekmek alır diyordu neden sen o kıymeti nereden bileceksin manevi kıymeti manevi kıymeti bilmediğinden gidersen onu dünyana basamak edersin sen o maneviyatın kıymetini bilmediğinden gider dervişlik satar dervişlik az satar dünya metaı elde edeceğim diye uğraşırsın ki sen sufinin adisi olursun yolun adisi olursun sen sufilik le dünya metaı alınmaz sufilik de dünya makamı elde etmeye çalışmazsın.
Hatta yerindeyse. Sen sufiliğin saklarsın sen sufisin diye sana özel davranılmasını. O yüzden sen de bir cevher var ise sen onu ortaya saçmaz sın neden. Kıymet bilmezler. Kıymet bilmezler o zaman orta yere açılacak sohbetler ayrıdır özel ayrıdır ne dedi. Ebu hüreyre radıyallahu anh. Hazretleri ben dedi peygamberimden iki heybe ilim aldım öndekini herkese saçıyorum arkadaki heybeden bir söylesem bu kafir oldu der benim boynumu vurursunuz diyor. Demek ki her söz her yerde.
Söylenmiyor işte. Hureyre de. Sallallahu. Sellem hazretleriyle olan sır muhabbetini koruyor muhafaza ediyor. Onu orta yere saçmıyor. Pir de diyor ki bu diyor ilmi ledden deryadan bir damla anlatıyorum ve. Pirin bu konuda ayrı bir özelliği daha var bu özellik benim çok hoşuma gidiyor bu özellik şu en derinlemesine en ağır konuları en ağır konuları bir böyle misal ile bir hikaye ile anlatıyor bu çok muhteşem bir okuyan kimsenin bir derinliği yoksa bir hikayedir okuyup yürüyecek gidecek ama derinliği varsa o hikayeyi okurken aslında.
Denizinin içerisinde olduğunu anlayacak bu böyle direkt konuşmadığı için benim çok hoşuma gidiyor tam böyle. Sufi yetiştirme metodu muhyeddin. Arabi öyle değildir. Arabi çarpar mesela. Neyse söyler geçer. Sen çözeceğim diye yıllarca uğraşırsın öyledir. Arabi veya. Abdülkadir. Hazretlerinin bakın eserlerine. O da vurur geçer ama. Mevlânâ Celaleddin ruma. Hazretleri o zor meseleleri o böyle tarife zor gelen şeyleri böyle bir hikaye içerisine serpiştirerek özümser insana o benim çok hoşuma gidiyor.
Tabii anlamayanlar meseleden uzak olanlar hal ilmi olmayanlar bunu anlamaktan uzaklar. Allah muhafaza eylesin. H kıskançlıkta bütün alemlerden ileri gittiği içindir ki bütün. Alem kıskanç oldu. Allah kıskanç. Allah kıskanç olduğu için manevi ilimlerini gizli ilimlerinin orta yere dökülmesini istemiyor. O zaman siz mahreminiz ortalıkta nasıl paylaşmıyorsun ve mahremini ortalıkta paylaşmamak hem ayetle hem hadisle sabit ise o zaman mananın mahremini de paylaşmak.
Ulu ortağa orta yere çok özür dilerim çıplak bir şekilde ortaya koymak da uygun değil. Allah manevi mahreminin orta yara saçılmasını istemez. Allah kıskançtır. Müminler de kıskançtır. Allah’ın kıskanması müminin. Allah’ın haram ettiği şeyi yapmasıdır. Hureyre naklediyor bunu. Allah kıskançtır. Mümin de kıskançtır ama. Allah’ın kıskanması müminin kıskanmasın benzemez bu birinci derecede şeriat tesinde. Allah müminleri kıskanır onların harama gitmelerini istemez onların haramla iştigal etmelerini istemez bir sınır koyar nasıl bir tarlanın sınırı var ise.
Allah’ın da sınırları vardır nasıl ülkelerin sınırları var ise. Allah’ın da sınırları vardır. Ha bu arada. İsrail devletinin bir sınırı yok o anarşisttir sınırı tanımayan sınırı tanımayan küstah sınırı tanımayan hadsizdir sınırı tanımayan sınırı tanımayan. Allah’ın lanetl lanetle lanetlediği insanlar kimseler ve devletlerdir ne diyor açık mesela. Gazze burayı boşaltın nereye gidecekler. Sina çölüne gitsinler diyor. Sina çölü nereye ait. Mısır’a ait diyor ki.
Mısır sınırını tanımıyorum. Mısır ülkesini de tanımıyorum yürüsün gitsin diyor. Nereye gidecek. Sina çölüne kime ait. Mısır’a ait. Mısır diye bir devlet yok tanımıyor. Suriye gibi bir devlet yok tanımıyor kendini üstün görüyor istediği zaman gidiyor bombalıyor. Bir ara bizim. Diyarbakır’a da attığı bombaların kaps erini bırakıp gitmişlerdi ya husisi. Ben unutmam öyle şeyleri. Suriye’yi bombalamış lardı boş kapsülleri de. Diyarbakır’a atmışlardı o bölgeye atmışlardı ihlal etmişlerdi.
Çünkü sınır tanımıyor küstah edepsiz terbiyesiz. Zalim işte. Allah da kıskanç. Müminler müminlerin harama gitmelerini istemez. Mümin bakın. Müslüman demiyor. Mümin müminin aynasıdır hadis-i. O zaman gerçek manada. Mümin sıfatının tecelli ettiği kimsedir. Mümin sıfatının tecelli ettiği kimseyi. Allah kıskanır der ki sen benim. Mümin sıfatım tecelliyâtı altındasın onu bir yere göndermez. İşte bu havamla alakalıdır bir çıt daha yukarı. Allah manevi perdelerde dolaşan seyri.
Sülü yapan bir kimsenin gördüklerini ulu orta söylenmesini de istemez biz arkadaşlara deriz ya rüyalarınızı ulu orta paylaşmayın herkese. Rüya anlatacağım hal anlatacağım diye uğraşanlar. Bu meselenin sırrına. Vakıf olmayanlar ehemmiyetine. Vakıf olmayanlar veyahut da kendilerine bu konuda ayrı hava vermek isteyenler. Seni dün akşam rüyamda. gördüm sana sordular mı. Dün akşam kimin rüyanda gördün diye o kendine yer edinmeye çalışıyor. O bir anlatmaya çalışıyor ben bunu.
Rüyamda gördüyse gördüğünde anlatacaktın şimdi o mesele olduktan sonra anlatma o sana yakışmaz. O ancak velilerin mürşid-i kamillerin halleridir. O senin işin değil onlar anlatabilirler orta. Sen anlatamazsın. Sen ulu orta anlatamazsın. Sen ulu orta anlatıyorsan o zaman manevi sırları faş ediyorsun. Sen manevi. Sırrı faş edemezsin. Bu işin bir çıt bir çıt. Daha üstü var hakkel yakin olanlar hakkel yakin olanlar onlar da o manevi tecelliyâtı sır olarak tutarlar.
Allah kıskançtır o. Sırrı tutması gerekir. O Çünkü daha öncesinden sınavdan geçmiştir o sırdır artık o. Tabiri caizse sırrullah olmuştur sırrullah olduğunda. O ne söylenecek ne söylenmeyecek o emirle. hareket eder manevi emirle. Söylenmesi gerekenleri söyler söylenmemesi gerekenleri söylemez bazen ham sufiler illaki bir cevap isterler otur. Kardeş cevap verilmiyorsa verilmemiştir. Rüya anlatmakla mükellefsin yok manası ne bırak kurcalama desem ki manası senin çok büyük hastalıklara düçar olacaksın.
Ne yapacaksın desem ki manası. Sen dünyalık mal mülk kaybedeceksin ne yapacaksın. Rüya görünür tevil edildiği gibi tecelli eder uluyorsa hikmet vardır. Kimisi de kendini bir matah zannediyor. Bu da ahmağın dik alası. Efendim rüyamı çözümleyemediği öyle bir noktaya getiriyor ki o çözümlenemeyen kuş gelmiş de penceresine konmuş çözümlenmiş diyor veyahutta birisini bir anlatıyor. Bu şudur diyorsun bu dibine dara ekecek daha üstüne. Çünkü dervişlik onda oturmamış sufilik onda oturmamış edep edip y bu kadarmış deyip de susma yok sanki.
alışmış ya bakkaldan bir alır gibi bizden de alacak dilediğinde dilediğini almaya yapmaya. Alışmış ya toplum o hale geldi çünkü tüketim tüketime dayalı bir toplum istediğini yiyecek istediğini içecek istediğini giyecek istediği zaman istediği yere gidecek. Sen de onun istediği zaman istediğini vereceksin bu hale gelmiş psikoloji bu. Sufi de olsa. O da istediği anda senin istediğini alacak senden. Sen onun emrinde bu. Normalde tersine döndürüyor o çok önemli bir.
Derviş çok önemli bir sufi sen o çok önemli. O yüzden o ne diyorsa yerine getireceksin hemen bu. Normalde sınır tanımıyorlar artık. O noktaya geliyor. Oysa sufilik edeptir terbiyedir. Allah sahabelerine diyor ya. Peygamber ne veriyorsa alın nehy ediyorsa ondan uzak durun ne veriliyorsa. Al sanki verileni alıyor musun. da daha üstüne kalkıyorsun bunun şusu nedir busu nedir diye e soruyorum ben de o zaman dün gece 5.000 Tevhit çekmedin diyorum kalıyor geçen sana.
Salatü selam verdim diyorum günlük 1000 tane 7 gün çekecektim çekmedin 7 gün diyorum şimdi. Rüya soruyorsun bana. Dediğimi yaptın mı. He ben de kaba aşım ya burada sana 7 gün biner tane. Selam çek dedim kaba aşım. Benim bir şeyden haberim mi var. Sen de çekmedin vurdun kafeyi yattın tınlaması. Bir de sonra kendi kendine oldun. Bittin mi taslacı. Tabi ya bizim de bir şeyden. Yok zaten biz nereden bileceğiz e çektin mi ses yok çektin mi onu söyle bana yok. E o zaman neama sen dervişlik tasaya diye uğraşıyorsun.
muhafaza eylesin. Allah kıskançtır. Mümin de kıskançtır. Mümin sıfatının en. Zirve noktasında. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri insanlardan sonra veliler illerdir. O zaman onlar da kıskançtır bir. Veli de kıskançtır bir mürşid-i. Kamil kıskançtır. O da dervişin manada kıskanır oraya buraya yalpalanmak kaymasını istemez heder olmasını istemez hiçbir. Veli istemez hiçbir mürşid-i kâmil istemez hiçbir dervişinin heder olmasını istemez hiçbir dervişin kıymetsizleştirme istemez.
O da kıskançtır ama o. Sufi de bunun farkına varacak. O da kıskanç olacak o da kıskanç olacak. Ve sırrı tutacak. Sırrı tutacak. Ha bir de söylenmesi gerekenler vardır söylememek de suçtur bana şeyhim oğlum bunu herkese söyle dedi söyledim bunu. Derviş kardeşlere söyle dediklerinin hepsini de söyledim bak hepsini de söyledim. kendimce kendi kendime bazen. Tefekkür ediyorum sakladığım bir var mı. Efendi bana söyle deyip de söylemediğim bir var mı diye hamdolsun hiç yok.
Rabbim daha iyi eylesin. Allah’tan daha yine bir hadis-i. Az önceki hadis-i. Tirmizi deydi yine. Müslim tirmiziden. Mesud bunu diyor. Allah’tan daha kıskanç. Kimse yoktur bu sebeptendir ki fevahiş açığını da kapalısın da haram kıldı medih me etmekten. Allah kadar hoşlanan bir kimse de yoktur bu sebeptendir ki nefsini met etmiştir buradaki fevahiş istenmeyen hadiseler. Hani e kur’an-ı. Kerim’in dilinde fahş et olarak geçer onu herkes fuhuş olarak nitelendirir değil fahşe olunca fuhuşu da içine alır ama hemen bütün haramlar o fahş içindedir.
İşte bu fevahiş. Hak diyor ki. Allah kıskançtır bu sebeptendir ki fevahiş açığın da kapalısın da haram kıldı fahş veya haramın açığını da kapalısın da hepsini de haram kıldı ve medih bir meth edilmekten. Allah çok hoşlanır onun sıfatlarının söylenmesi onun yüceltilmesi onun me edilmesi onun hoşuna gider ve o yüzden de kendisini met etmiştir diyor. İşte o normalde. Allah’ı methetmek bu manada. Allah’ı met etsen de. Allah’a bir katkıda bulunmazsan met etmesen de.
Allah’a bir zarar veremezsin ama met etmek kulların faydasına olan bir durumdur çünkü. Allah’ı güzel isimlerle. Anar noksan sıfatlardan tenzih eder ve. Kemal sıfatlarını onun anlatır. Kemal sıfatlarıyla onu yüceltir ve böylece kul sevap kazanır. Allah’la arasında dostluk kazanır mesela sufiler negatif. isimleri çok adlandırmak istemezler edar. Şerifi gibi. Bunları normalde adlandırmak istemezler. Hakk’ı hep güzel sıfatlarla. Kemal sıfatlarla zikretmek anlatmak isterler.
Allah’ın çok hoşuna gider. Allah’ın çok hoşuna gitmesi kullarına. Merhamet etmesi lütf etmesi ikram etmesi. İhsan etmesi olarak geri döner. Allah’ın hoşuna giden bir işi yapan bir kimse. Allah’ın lütfuna keremine. Mazhar olur hani allah tövbe edenleri sever tövbe edenleri sever sen. Senin tövbe etmen. Allah’a bir katkıda bulunmak değildir. Sen kendi kendine affedilmeyi görürsün veyahut da. Allah zikredenleri sever. Sen zikretmekle. Allah’a bir katkıda bulunmazsan sen zikrettiğinde.
Allah da seni zik. Er bunun gibi o yüzden. Hak meth edilmeyi sever işte. Allah aynı zamanda da nedir kıskançtır bu kıskançlığından dolayı eşler birbirlerini. Kıskanırlar. Türkçesi kıskanmak bunun da bunun. Arapçası gayret. Bunun normalde. Arapçası gayrettir bunun. Allah etidir kıskançtır manası dır bu normalde ama. Türkçe çevrilirken kıskanmak olarak çevriliyor. Hak kıskançtır. Müminler de kıskançtır ve o kıskançlıktan dolayıdır o müminlerin kıskançlığı ve. Allah’ın kıskançlığından.
Müminler de ne yapar sevap alırlar. O yüzden müminlerin metu senas müminlerin. Kemal sıfatıyla anması zikretmesi de müminlerin faydasını o can gibidir. Cihan beden gibi beden. İyiyi kötüyü canın tesiriyle kabul eder nasıl beden sıcağı soğuğu kuruyu nemli. İyiyi kötüyü. Can ile ruh ile biliyorsa buradaki. Can çok böyle kullanıldığı yere göre. Man ası değişir diye daha önceleri sohbet etmiştim burada ruh manasında. Allahu alem işte nasıl bir kimse. İyiyi kötüyü güzeli çirkini sıcağı.
Ne bileyim sıkıntıyı e genişliği ruh ile biliyorsa. Çünkü o beden upuzun orada duruyor. Eğer ruh olmasa bunların herhangi birisini idrak edebilecek mi anlayacak mı hayır. Ondan senden çekilince soğuk olmuş sıcak olmuş ondan sonra yanmış yanmamış onun cesedin bir şeyden haberi yok hiçbir şeyden haberi yok cesedin bir şeyden haberi olması için can lazım ruh lazım işte. Bu alem bu varlığa baktığınızda bu varlığın da ruhu bu manada. Pir di diyor ki. Suresi ayet 29 Göklerde ve yerde bulunan herkes ihtiyacını ondan ister.
O her an bir iştedir şendir gökte ve yerde her ne var ise her. Allah’a muhtaçtır her senin canlı veya cansız. Gördüğün bütün varlık. Allah’a muhtaçtır ve. Allah her an. Şen üzerine bir yaratma üzerinedir eğer. Allah o yaratmayı herhangi bir şeyin üzerinde keserse o yokluğa. Doğru yol açar. Onun varlığı onun canlılığı allahlı eğer. Allah ona sıfatsız bir anda yok olur gider göklerde ne var ise melekler değişik varlıklar gezegenler bütün varoluşun. Gök kısmında olan her varoluşun dünya ile alakalı her ve dünyanın dışındaki bütün varlık.
Allah’a muhtaçtır ve o varlığın içerisinde yaşayan melekler cinni taifesi diğer böyle cinni taifesinin ayrı kolları. Şeytan taifesinin ayrı ayrı kavimleri ayrı tarikatları öyle diyelim onlar da öyle ayrı ve semavat veyahut da varlığın değişik perdelerinde değişik kademelerinde var olan değişik varlıklar böyle kelama gelmeyecek şekilde dile gelmeyecek şekilde olan o varlıklar onlar bütün her. Allah’a muhtaç ve her şeyi. diri tutan veya öldüren veya yok eden yine.
Ama gözünüzün gördüğü görmediği anladığımız anlamadığımız idrakimize içerisinde. Aşina olduğumuz olmadığımız her. Allah’a muhtaçtır ve. Allah her an bütün o varlığa can verir bütün varlığa can verir ve varlık. Allah’ın vermiş olduğu o. Canla ayakta durur. Allah’ın kudreti kuvveti sıfatları kayyumiyet rahmanı rahimi bütün varlığın üzerinden ne yapar. Hepsi de sıfatsız olduğu her cennetinden cehenneminden. Arş alasından kürsüsüne dünya ve semavata varıncaya kadar her.
Allah’a muhtaç ve her. Allah’la diri allahla vardır bakın her. Tevhit avamın tevhidi tevhiddir bu avamın tevhiddir her. Allah’la vardır. Allah’a muhtaçtır her hiçbir onun izni olmaksızın olmaz hiçbir ol dediğinde o olur. Onun bir matematiği vardır matematiğine göre olur matematiğine göre. olur fıtratına olur fıtratına göre olur bize o zaman almış gibi görünür onun fıtratı ve matematiği odur. O ol demeden hiçbir de olmaz hiçbir olmaz. Bir şeyin olması vücuda gelmesi onun.
237. Mesnevi Şerhi 1760. Beyit – Sohbet Notları
Emri ilahisiyle. Kullar olmasını isterler sadece talep derler yaratamazlar yaratan. O her an bir. Şen üzerinedir tehlikeli mecraya geliyoruz şimdi bu avamın tevhidiye soluklarını tutun kimin namazında. Mihrap ve kıblesi ayin. Allah’ın zatı ve. Cemali olursa onun tekrar iman tarafına gitmesini ayıp ve kusur bil kimin namazında. Mihrap ve kıblesi ayın buradaki ayından kasıt. Allah’ın zatı veyahut da. Cemali veyahut da sıfatları aşağı doğru iniyorum onun tekrar iman tarafına gitmesini ayıp ve kusur bil.
Pir tel mel bırakmıyor alıyor çevir veriyor neye iman ederiz. Allah’ın varlığına ve birliğine gördün mü hayır neye iman ederiz meleklerin varlığına gördün mü hayır neye iman ederiz peygamberlerine gördün mü. Adem’i gördün mü hayır. Kur’an’da ismi geçen peygamberleri gördün mü hayır. Mustafa’yı sen gördün mü hayır neye iman ederiz kadere neye iman ederiz cennetin ve cehennemin var olduğuna neye iman ederiz hesabın var olduğuna kıyametin mahşerin var olduğuna iman ederiz.
Bakın bu iman ettiklerimizin hiçbirisini de görmedik buradaki imanımız bizim mecazi taklidi görmediğimiz. Allah’a görmediğimiz meleklere görmediğim peygamberlere kitaplara görmediğimiz ölüme din gününe hayrın ve şerrin. Allah’tan olduğuna cennete cehenneme kıyamete mizana. Hesaba kitaba iman edenler nerede burada akıl yok. O yüzden de akıl perestler diyorlar ki. Din diye bir yok. Pir diyor ki kimin. Mihrap ve kıblesi. Allah’ın zatı olursa onun tekrar iman tarafına gitmesi ayıp ve kusur olur sebep.
Namaz müminin miracı hadis-i. Öyle değil mi eğer o kimse. Miraç yaşadıysa. O gördü onun görmeyenler gibi davranması edebe mugayir. Biz şimdi şöyle örnekleyelim. Ben kendimden örnekleyici örnekli işte. Çin’in baş şehri. Ben var olduğunu biliyorum var olduğuna iman ettim öyle değil mi gördün mü hayır yaşadın mı. Hayır ama orada bir. Şehri var biliyorum o bilgi neticesinde pekin’in var olduğuna iman ettim ben ama görmedim ama yaşamadım orada benim imanım ilmel yakin oldu ilim olarak ben bildim onu gördüm.
Uçağa bindim. Pekin’e yukarıdan tepeden baktım gördüm pekini. Aynel yakin oldu benim yaşadığım bir şehir değil misal tam tutmadı. aşkımdan bahsedeyim. Bosna değil mi. Sarayova önceden biliyordum orada bir. Şehri var bilgin vardı ama uçak pike yaptı. Sarayova ini. Saray ovayı gördüm uçak böyle bir dolaşıyor böyle öylesi pike yapıyor on şimdi bu. Yollarını organize eden devletler kendilerince kendi şehirlerini göstermek isterler mesela. İstanbul’a da inerken böyle bir dolaştırır.
İstanbul boğazdan böyle dolaştırır öyle indirir uçağı neden o bu şehri görün der alçak irtifada. Sen dolaşır öyle inersin şehri gösterirsin. Gelen misafirlere. Sarayova inerken de uçak böyle bir. Sarayova üstünde bir alçak irtifada bakar her yer yemyeşil görürsün bir tane. Toprak görmezsin hiç. Hatta dersin ki ya bunlar hiç tarım yapmıyor mu yerleri sürmüyor mı dersin değil mi öyle görmediniz mi. uçakla gidince karayoluyla arç uçakla gidince öyle ve iniyorsun.
Sarayova işte e havaalanını görüyorsun sonra şehre gidiyorsun şehri komple dolaştığında artık şehri biliyorsun. Öyle değil mi tekrar senin geriye ilmel yakin noktaya dön caiz mi değil küfür oldu artık o senin için bakın burada demiş ayıp ve kusur bil demiş ben ayıp ve kusur ayıp ve kusur olarak değil küfür olarak nitelendiriyor. Sen çünkü gördün artık orada yaşadın oranın kültürünü de öğrenirsen ne diyorlar artık sen buralı oldun diyorlar. Sen or ın işleyişine.
RAM oldun işleyişini gördün o işleyişin içine girdin artık oralı oldun sen bakın oralı oldun şimdi. Pir diyor ki kimin namazında. Mihrap ve kıblesi. Allah’ın zatı olursa bu. Normalde insanın altını üstünü getiren. bir beyit o zaman namazda ya o zatıyla. Müşerref olacaksın ya da sıfatlarıyla. Müşerref olacaksın zatıyla. Müşerref olursan hakkel yakin noktasından sıfatlarıyla. Müşerref olursan. Aynel yakin noktasında oradan geriye dönüş. Artık sıkıntı. Allah’ındır her nereye yönelir resen.
Allah’ın yüzü vei oradadır. Bakara ayet 115 o zaman. Allah’ın veç esiyle süsü. Sen eğer görebiliyorsan yüzünü ne tarafa döndürürsün döndür sen onu göreceksin yüzünü ne tarafa döndürürsün ya zati tecelliye. RAM olacaksın ya da sıfatsız zati veya sıfatsız eylesin küfürdür. Suresi ayet 9 Hani. Allah gördü görmedi tartışmaları var ya bu sohbetleri ben anlatınca sohbet edince ham kafalılar dinin inceliklerini bilmeyenler sufinin inceliklerini bilmeyenler ayağa kalkıyorlar küfürleri depreşiyor küfürleri depreşiyor.
Nasıl böyle bir. olabilir diye. Ben de diyorum ki ayetle konuşuyorum hadisle konuşuyorum imamların içtihatları yla konuşuyorum bu konuda konuştuklarım. Kur’an’ın sünnetin imamlarının imamların içtihatlarının dışında değil. Siz görmek istemiyorsunuz. Allah görünür sıfatlarıyla da görünür zatıyla da tecelli eder. O tecellisi veya sıfatlarının tecellisi kelimelere sığacak bir değildir bunu engellemeyin. Allah’la konuşursun bunu engellemeyin uzakta bir. Allah tarif etmeyin insanlara ulaşılmaz bir.
Allah tarif etmeyin insanlara bu insanlar. Allah’a aç bir şekilde ölüp gidiyorlar bu dünyadan tanımadan. Göçüp gidiyorlar sizin gibi ahmak. Alim müsved deri yüzünden söylemeyin sanki. Allah uzakta sanki. Gizli kapaklı bir kutuda sanki. Allah perdelenmiş sanki. Allah meydanda değil sanki. Allah göklerde bir yerde saklanıyor sanki. Allah her şeyi yaratmış göğe çekilmiş hatına. Yahudi inancı. Yahudi inancını bizim. önümüze koyuyorsunuz. Yahudi inancı bu. Allah her şeyi yarattı bıraktı kendi tahtına çekildi öyle değil.
Allah her an her şeyi yaratmakta dua edin duanızı icabet edeyim diyor. Tövbe edin. Tövbeni kabul edeyim ben size. Şah damarınızdan yakınım diyor. Şah damarınızdan daha yakın sizden size daha yakın uzakta değil uzakta bir. Allah anlatmadım hiçbir zaman kimseye uzakta bir. Allah anlatmadım çünkü uzakta değildi ya rabbi dedimde uzakta değildi. İslam’la tanıştığımdan beri. Hatta öncesinden beri uzakta değildi o yüzden hiç uzakta bir. Allah anlatmadım hiçbir ilmim yoktu yine uzakta abi.
Allah anlatmadım. Allah uzakta değil. Allah uzakta değil o yüzden. Allah yakinin de yakini yakinin de yakini yakinin de yakini. Allah o kadar yakin uzakta değil bu idraki anlamamız lazım bu idraki. Bir de insanlara anlatmamız lazım uzakta bir. Allah değil kardeş. Dua et uzakta bir. Allah değil kardeş zikret uzakta bir. Allah değil iste. Peynir ekmek ister gibi iste. Annenden babandan isteyemeyecek şekilde iste kardeşinden kocandan kızından oğlundan isteyemeyecek şekilde iste çok uzak değil senden o sana senden daha yakın öyle bir imanla iste.
Allah görünmez değil. Allah yaklaşılmaz değil ne dedi miraçta miracı anlatırken. Suresi ayet 9 derken araları iki yay aralığı kadar iki yay ğı kadar kısaldı veya daha az yay yayın iki tane ucu 1 metre yok bile. Siz 1 metrelik yayı göremezsiniz. Normal bir insanın yayı geleceği 6070 cmdir. Bildiğim kadarıyla okçu değilim ama kim var. Okçuluk yapan bizim bir vardı. Fatih’in babası. İlhan nerede yok. mu serviste mi ona soracaktım ne kadar iki yayın aralığı diye iki yay aralığı kadar 1 metre bile yoktur gerildiğinde o.
Çünkü daha da metre düşer diyor ki iki yay aralığı kadar kimi diyor peygamber için diyor. Allah kulu. Muhammed’e vahy edeceğini vahyetti ayet 9 10 Kulu. Muhammed’e vahy edeceğini vahyetti 11 ayeti kerime muhteşem. Onun gözünün gördüğünü gönlü. Onun gözünün gördüğünü gönlü yalanlamadı. Çünkü daha önce kalbi olarak. Allah’ı gördü çok zaman gördü birçok hadis-i. Allah’ı kalbi olarak gördüğüne uyanıkken gördüğüne rüyada gördüğüne dair hadisler var inkarcı mahluklar illaki.
Peygamberi sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretlerini buradan. Geri çekmeye çalışıyorlar. Hayır o görmedi diyorlar ayeti yalanlıyor ve ayet diyor ki bununla tartışacak mısınız siz bunu inkar mı edeceksiniz. Bunun üzerinde tartışma mı yapacaksınız bunu söylüyor ayet-i. Demek ki gözünün gördüğünü gözünün gördüğünü kalbi yalanlamadı yok cebrail’i gördü. Hak kendi zatı konuşuyor orada zatını konuşuyor. Muhammed’e vahy edeceğini vahyetti. Muhammed’e iki yay arası kadar yaklaştırdı cebrail’i nereden getirdin.
Cebrail arkada kaldı dedi ki. Bundan sonrasını. Ben gelemem ya resulallah. Bundan sonrasına. Sen kendin gideceksin bundan sonrasına. Kendin gideceksin bunu kabul ettin mi ettin. Bu ayet-i kerimeyi de kabul edeceksin bu ayet-i kerimeyi kabul edeceksin iman edeceksin. Mustafa’nın hem çıplak gözüne gösterdi kendini nasıldır nasıl tecelli etmiştir o konuşmamış hiç kimse konuşamaz ayet-i. Kerime gözünün gördüğünü gönlü yalanlamadı. Çünkü kalbi ilm-i ledün ile kalbi ilim ile o.
Allah’ı gördü sıfatlarıyla da. gördü zatıyla da gördü haz. Miraçtan önce. Miraçtan önce kalbi. Miraç etti o kalbi. Miraçlama hadisi şerifte iizi. Tebareke ve teala ile karşı karşıya geldim. Rabbim en güzel suret üzerine göründü. Sallallahu. Peygamberimiz yol göstericimiz. Rehberimiz iki. Cihanın da peygamberi cinlilerin de. Peygamberi bütün mahlukatın. Peygamberi dağın taşın canlı cansız ne görüyorsan her şeyin. Peygamberi. Sallallahu. Allah’ı gördü hadis-i şerifte de diyor ki en güzel surette gördü.
Evet şimdi biraz tekniğe kaçayım ehl sünnet. Allah’ın rüyada görülebileceğini mümkün olduğunu ifade etmiştir burada hemfikirdir herkes hiç kimse bu konuda. Allah rüyada görülmez demez burada sufiler le olan. Ayrılık noktası rüyanın haricinde görülüp görülmeyecek aynen aldığım. notu buraya aktardım dileyen gitsin baksın. Maturidi kelamcılarına. Nureddin es. Diyanet onun akait kitabını bastırdı ilahiyatçılar bunu tanırlar bilirler sabuni diyanette onun akait.
Kit anlaşılabilir olduğu için. Maturidi ondan sonra nesefi böyle olarak gelir yol sabuni bu böyle bir akait olarak yoldur. Maturidi ondan önce imamı azamdır akitte. Matuidi sonradan imam-ı azamdan sonradır. İmam nesefi ondan sonradır ondan sonra da sabuni gelir bunlar. İmâm-ı Âzam’ın akait alakalı meselelerini daha. Teknik bir şekilde daha geniş açar. İmam nesefi bu konuda onu böyle. Dizayn eder imamın sabuni anlaşılacak hale getirir sabuni. Allah’ın rüya aleminde görülüp görülmeyecek.
Allah’ın ahirette görüleceğini kabul eden alimler onun dünya hayatında rüyada görülüp görülemeyecek konusunda farklı kanaatler benimsemişlerdir. İçlerinden bir grup. bunun muhal olduğunu söylemiştir. Çünkü uykuda görülen bir hayal veya bir misal ibarettir bunların. Her ikisi de. Kadim olan. Allah hakkında muhaldir olabilir normaldir bazı alimler de keyfiyet yön karşı karşıya geliş hayal ve misal olmaksızın bunun mümkün olduğunu belirtirler yönsüz hayalsiz bir şekilde de.
Allah bu manada görülür müş mü. Nitekim geçmiş birçok zevatın. Bu şartlarda. Allah’ı gördükleri rivayet olunmuştur bu. Hadisenin imkan dahilinde takki edilmesinin izahı şudur ki aslında görülmesi mümkün olan bir varlığın uykuda veya uyanıklık da müşahade edilmesi arasında bir fark bulunmaz tekrar burayı altını çizerek okuyayım bu. Allah’ın görülme hadisesinin imkan dahilinde telakki edilmesinin izahı şudur ki aslında görülmesi mümkün olan bir varlığın uykuda veya uyanıklıkla müşahade edilmesi arasında bir fark bulunmaz ispatına.
gelince uykudayken görme fiilini işleyen kişinin ruhu ve kalbidir buna göre rüya kul için. Hasıl olan bir nevi müşahade eder demek ki. Allah uykuda da uyanıklık da görülebiliyor muu sabuni deni. Bu dikkat edin. Şimdi dikkat edin. Ebubekir efendimiz söylüyor. Ben hiçbir görmedim ki. Allah’ı onda görmüş olmayayım ben hiçbir görmedim ki. Allah’ı onda görmemiş olayım haz. Ömer söylüyor bakın. Bunlar sahabenin büyükleri. Ömer efendimiz diyor gördü kalbim. Rabbimi gördü.
Takva sayesinde. Rabbim ile kalbim arasında perde kalmamıştır dinine itiraz ediyorsun. Al sana haz. Ömer efendimizin sözü kalbim. Rabbimi gördü. Takva sayesinde. Rabbim ile kalbim arasında perde kalmamıştır perdesiz kalbi. Allah’ı görmekte perdesiz kalbi. Allah’ı tanımakta bilmekte perdesiz eğer. Allah’la görmeseydi ya. Cebel edemezdi. görmeseydi. Mezarın başına gidip. Allah’ın vaadini gördün mü sözünü söyleyip. Emirel müminin. Allah’ın vaadini gördüm sözünü işitmez kabirden neden görünmez bir.
Allah anlatıyorsunuz neden görünmez bir. Allah inancı koymaya çalışıyorsunuz devam ediyorum. Ali radıyallahu anh. Hazretlerine sıra geldi. Ben ilmin şehri isem. Ali kapısıdır. Ali’nin döndüğü yer yöne. Hakkı döndür hadis-i şerifinin tecelli ettiği. Mustafa’nın damadı. Hüseyin’in babaları fatımatü. Zehra’nın kocası. Mustafa’nın yeğeni aynı zamanda henüz daha 12 13 yaşındayken kim benim nabim olacak deyip de. Mustafa bunu söylediğinde ben ya resulallah deyip meydana çıkan.
Hayber kalesini kökünden koparan hazet. Yahudileri darm tas eden. Yahudilerin kökünü. Ali benim diyen savaşçı bahadırı. Cenk meydanında alt eden. Ali zülfikarın sahibi. Mustafa’nın sancaktarı o. Ali ben görmedim. Allah’a ibadet etmem. O Ali diyor. Ben görmedim. Allah’a ibadet etmem. Siz hangi görünmez. Allah’a iman ettiniz ki hangi görünmez. Allah’ı anlatıyorsunuz ki hangi görünmez. Allah’ın emirlerini insanlara naklediyor musunuz ki insanları körleşir insanların önüne perdeler koyuyorsunuz.
Allah’la insanların önüne perde koyuyorsunuz. Allah muhafaza eylesin. Evet kalp bizim gibi avam. Kullar önce. Allah’ı tanır ve bilir. Çünkü kalp ilmin keşf idrakin irfanın ve gördüğünden anladığından ilim alan bir olgudur bu bunu et parçasından bahsetmiyorum ilahi tecelliyât. Mazhar olan. Rabbani ilimlere. Mazhar ol olan. Rabbani ilimlere. Mazhar olan maneviyata. Mazhar olan. Allah’ın sıfatsız adım. Mümin kulumun kalbine. sığdım hitabına. Mazar olan bilginin. Marifetin tecelli ettiği alandır kalp.
O yüzden bir sufi önce. Allah’ı kalbi marifetullah olarak görür ve bilir ve tanır sonra. Çıplak gözle görür kalben tanımadan bilmeden o marifete ulaşmadan o hale ulaşamaz o yüzden genelde o marifetullah noktasını velilere yük derler. Derler ki marifetullah sadece velilere aittir mürşid-i kamillere aittir. Ben ona çok katılanlardan değilim bir veliye bir mürşid-i. Kamile tam manasıyla intisap eden bir sufi. Allah’ı ve tanıma bilme noktasına bir adım atmıştır marifetullah deryasına bir adım atmıştır artık o denize karşıdan bakmıyordu.
Tabiri caizse. Hani bir kimse hiç yüzme bilmiyorsa önce ayaklarını sokar ya ama kafa kırıksa en yüksek yer neresi orad oradan cumb burla patlar kendini kafa kırık değilse aklıyla. önce bir ayağını sokar. Islatır soğuk mu sıcak mı derin mi bir boy verir boy var lan boy ver boy verir oradan o yüzmeyi bilen bir kimseye der ki boy ver boy. Ver tabii o bir yüzmeyi biliyor gider o boy verir. Böyle dalar bir elini görürsün dışarıdan elini sallar böyle o biraz da böyle işin keyfini yapıyor öbür türlü işte gelir boy verir göğsüne kaldar g geldi boy verdi ağzına kadar geldi gitti biraz daha yüzdü boy verdi elini gördün o.
Usta öbürkü yüzmesini bilmiyor ya öbürkü bundan cesaret alır. Veli ustadır. Veli boy verir. Veli seni götürür denizin kenarına der ki cesaretlenir yürü boğulmak sın bir adım daha at bir adım daha at bir adım daha at bir. adım daha at hele o yüzmeyi öğrendiyse. Yüzmekten zevk alır artık başlar. Kula çatmaya bir müddet sonra denizin üstünde yüzüyorsun altında neler var bir bak bakalım merak eder insan hele yanında bir. Yunus gidiyor böyle. Yunus da gidiyor bir de bakmış dalıyor.
Yunus aşağıda a. Üstadı da dalıyor. O da bir inceden dalar bir bakar ki altı ayrı bir alem daldıkça dalmak ister nefesi unutur. Hatta bunu böyle rüyada halde yaşarsa bir an aklına vurur benim nefes almam lazım der ha çıkar bir daha dalaz dikkat et nefes alacağım diye uğraşma. Orası bir ayrı mükaşefe. Orası ayrı marifet alanı. Orası ayrı bir o dünyadaki gibi değil kim. Allah’a iman eder imanını yaşarsa. Allah onun gönlünü. İslam’a açar. onu nuruna gark eder.
Allah onun nurunda yürütür. Allah onu daldırır bunu öğretirler. Ken sadece velilere ait olarak öğretiyorlar değil. Kardeşler değil her. Bir mürşid-i. Kamile intisap eden bir veliye intisap eden her. Veli adayıdır. Hatta ben derim ki velidir sebebi şudur. Hani bir kimse bir topluluğu sevse. Bir topluluğu sevse ama onlar gibi yaşayamaz onlardan. Sayıldı ya hadis-i şerifte onlardan. Allah resulü sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri dedi ki onlardan sayılır. O siz kafiri severseniz kafirlerden sayılırsınız bunun tersi bu kafiri taklit ederseniz kafirlerden sayılırsınız.
Hani onlara benzetiyorum der onlara döndür veririm seni der onlardan. Sayar seni neden kafiri sevdin. Neden sen pis yahudiyi sevdin neden o pis katil yahudiyi tutmaya çalıştın neden o. pis yahudiye sen pissin. Sen katilsin diyemedin seni onlardan saydı mühürledi kalbini yürü git ne anlatırsan anlat. Ama öbür tarafta sen o. İnam etti ihsan etti o peygamberler var ya o veliler o mürşid-i. Kamiller var ya o sahabeler haz. Ali ve bütün sahabeler aşere-i. Abdülkadir.
İbrahim dusuki. Şazeli şahın. Mevlânâ Hacı. Veysel kararı. Halveti celveti. Uşaki sümbülü süre verdi küfre verdi. Yesevi bütün. Piran sen ismini. Hepsi de gelsin say. Bildiğin kadar ve. Hepsine de ki bütün. Piran de hepsinin beraber versin anında geldiler. anında gördün sen onları onlardansın yola girmişsin o. Sarsılmaz ipten tutunmuşum ölsem de gam yok yaşasam da. Ölsem de onlardanım yaşasam da onlardanım batsam da onlardanım çıksam da onlardanım. Günah da işlesem onlardanım sevap da işlesem onlardanım sıkıntıya da.
Düşsem hastalığa onlardanım yere de yatırsalar ne yapıyorlarsa yapsınlar. Ben onlardanım ben onlara aidiyet kesp etmişim ben onlar layım o müjdeyi. Mustafa vermiş. Allah vermiş bir başkası değil ben onlardanım o yüzden bir mürşid-i. Kamile gerçekten intisap eden bu benim. Ölsem de geri dönmem ne başıma gelirse gelsin ben o eliti tuttum bırakmam diyen. Evet benim nazarımda veliler dendir ben onu. Veli olarak görürüm tuttu mu sımsık. Oradan tuttu bitmiştir mesela.
Oktay ders. aldığı gün hali açılan adamdır ilk zikrullah’a hali açılan adamdır oradan tuttun mu sen sımsıkı tuttun yemin ediyorum velilerin bunun bende şahidi çok geçmişteki evliyaların velilerin 20 yılda 30 yılda. K edemedikleri yolu bir anda intisap edip kateden. Kardeşler biliyorum ben. Evet velilerden onlar ben o yüzden derim bir. Derviş kardeşin gönlünü kırmayın zikrullah’a gelmiş. Onu incitmeyin. Neden onu incitirsen. Sen incinirsin onu kırarsan. Sen kırılırsın farkına varmazsın.
Çünkü o beğenmedin senden daha sıkı tutmuştur yemin ediyorum o velidir seni bozar. Sen dağılır gidersin o yüzden kalbe gelen. O tecelliyât kalbe gelen o manevi ilim kalbe gelen. Allah tanınmak lığı sadece velilere. Bunu ayırt etmiyorum ayrılıyorum burada herkesten bütün herkesten ayrılıyorum. Evet bir mürşid-i. Kamil bul onun elinden tut. O yola gir ve o yolda. Sarsılmaz bir şekilde dur hayatın boyunca sonra gel mahşerde yakandan tut. De ki ben hangi mürşid-i.
Kamile intisap edersen et. De ki ben bir. Mürşidi kam ile intisap ettim mahşerde şöyle oldum de diyemezsin. Yeter ki sen o yolda. Hainlik etme yeter ki o yolda sen zalimlik etme yeter ki o yolda sen vefasızlık etme yeter ki o yola. Sen hiçbir şekilde zalimlik yapma yapmadığın müddetçe desen ki. Rabbi ben bu. Hazretlerini çok met ediyorlar çok söylüyorlar. Vallahi de tanımak istiyorum billahi de tanımak istiyorum kimdir bu zat desen. Allah onu gösterir sana sen desen ki ben seni görmek istiyorum biliyorum.
Musa’ya kendini göstermedin biliyorum. Musa’ya dedin ki şu dağa bak. dağa baktı senin tecelliyât ina dayanamadı bayıldı gitti. Muhammed ümmetindenim. Ben kimsesizim benim elimden tutanım yok senden başka gözümden. Bakanım yok senden başka. Ben seni tanımak istiyorum. Ben seni tanımak seni bilmek için bu yola girdim ben seni görmek için bu yola girdim ben sen varsın diye bu yoldayım benim yol. Neyime din. Ben her şeye sen varsın diye bakıyorum desen. O kendini sana perdeleme o hiçbir zaman kendisini bilmek isteyen kendisini görmek isteyen kendisini tanımak isteyene kendini perdel etmez.
O belki de. Naz yapar ama kendini perdel etmez inanmayın bu insanların anlattığı. Allah’a allah görünen bilinen bir inanmayın. Allah’ı tanımayanların. Allah anlatmasına inanmayın. Allah’ı bilmeyenlerin. Allah anlatmasına kör olarak bu dünyadan göçmeyi tanınır bilinir görünür. konuşulur yemin ediyorum başınıza ne gelirse gelsin varsınlar sizi. Dilinizden assınlar sen böyle söyledin diye bu dünya gelip geçiyor o tanınan bilinen görünen o. O yardım eden o muhafaza eden o koruyan o en sıkıntılı zamanda gönlüne ilham eden o senin içini dışını her şeyini en iyi bir şekilde bilen.
Merak etme sana lazım olanı veren her ne lazımsa her. Neye ihtiyacın varsa senin kapına kadar getiren o öyle bir. O yüzden gelin o. Allah’a iman edin görünmeyen bilinmeyen değil görünen bilinen konuşulan tecelliyâtı her an her dem. Kalplere ilham eden. Allah’ı ona iman edin. O öyle bir. Allah ve bütün peygamberler o görünen. Allah’ı o bilinen. Allah’ı o tanınan. Allah’ı görmeyenlere tanıtmak bilmek için gönderildi. Dinin amacı. Allah’ı görme. Allah’ı bilme. Allah’ı tanıma.
Allah’ı sevme. Allah’la sohbet etme. Allah’la konuşma onun sıfatsız hayretten hayrete devam etme ve ebedi olarak o hayretin hiç bitmediği bir olgu öyle bir. Allah’a iman edin öyle bir. Allah’a iman edin onu görün onu tanıyın onu bilin onunla konuşun onunla konuşun onunla dertleş sıkıntınız anlatın ona ben edep ettim anlatamadım. Siz anlatın. Ben edep ettim isteyemedim siz isteyin siz isteyin. Vallahi isteyin billahi isteyin verir dua edin dua icabet eder anında daha senin ne isteyeceğini bilir ve sen desen ki.
Rabbi verir önünde kapının önünde senin elinde içinde ne ister ne lazımsa verir sana ne lazımsa verir ne lazımsa verir öyle bir. Allah’a edin. Rabbim imanımızı. Kavi eylesin. Pir anlaşılması avamca zor anlaşılması avamca mümkün olmayan. Tabiri caizse bir böyle roket atar gibi atmış. Demiş ki bir kimse mihrapta kıblesi ayin. Allah ise onun avam imanına. Ayıptır kusurludur demiş. Sufi gerçek manada. O zaman o avam imanından çıkıp gördüğü. Allah’a ibadet etmesi gerekir avam imanından çıkıp avam imanından çıkıp kalbinde perdesiz onu görmesi gerekir elati salavat.
Amin haklarınızı helal edin bizden yana da helal olsun inşallah oh.
Kaynak
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.
İlgili Sohbetler
Bu konuyla ilgili diğer sohbetler: Mesnevi Okuması (2234. Beyitten) 26.07.2025, KADİR GECESİ / SEMA / DUA 27.04.2022, İCAZETNAME TÖRENİ TEK PARÇA (BURSA) 16 EYLÜL 2021 . Tasavvuf geleneğinde bu konular ele alınmaktadır.