Mesnevi Şerhi

236. Mesnevi Şerhi (1753. Beyit)

236. Mesnevi Şerhi 1753. Beyit konusunda Mustafa Özbağ Efendi’nin değerli sohbetlerinden derlenen bu içerik, 236. mesnevi şerhi 1753. beyit hakkında önemli bilgiler sunmaktadır.

236. Mesnevi Şerhi 1753. Beyit Hakkında

Mesnevi Şerhi (1753. Beyit) konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Mesnevi Şerhi (1753. Beyit) hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız. Amin ecmain kaldığımız yerden devam ediyoruz inşâallah en son yüzlerce nazı işveyle gönlünü almak istedim sevgili bana istina yüzünü gösterdi bahaneler etti burayı okumuştuk buradan devam ediyoruz bu akıl Bu can senin aşkına gark olmuş değil mi ki dedim Dedi ki git git bana bu efsunu okuma Ben senin ne düşündüğünü Bilmez miyim Ey iki gören Sen sevgiliyi nasıl gördün buna imkan var mı hazet Pir burada Bunlar benim kendi şahsi düşüncelerim kendi şahsi Eee bu konudaki tefsir öyle söyleyeyim Hazreti Pir burada böyle Bunu söylersem bu akıl Bu can senin aşkına gark olmuş değil mi ki dedim burada Cenabı Hakk’ı konuşturuyor Cenabı Hak bu söze karşılık cevap veriyor Git Git bana bu efsunu mı bir takım sufiler vardır görüntüsü sufidükkan kendilerini sanki Allah’a Vuslat olmuş sanki Allah’a aşık olmuş gibi gösterirler ve akıl almaz sözler söylerler değişik kelimeler cümleler kurarlar Hazreti Pir Allahu alem Eee bunlara Tabiri caizse laf söylerken Hani kendisini üzerinden konuşuyor kur’an-ı Kerim’de de bazı ayetler vardır mesela Cenabı Hak Eee karşıdaki müşriklere kafirlere laf söylerken onların eksikliğinden değil inananların üzerinden yürür mesela hani Antakyalı marangoz vardı ya meşhur Neydi adı Habip Habibi Neccar Hani diyordu ya sizden ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz diyen o başka bir yerde de ne diyordu ben niçin Rabbime zikretmeye Rabbime ibadet etmeyeyim Yani bu Allah’a ibadet etmeyen Sen Allah’a ibadet etmiyorsun demiyor Ben niçin Rabbime ibadet etmeyeyim diyor Habibi Neccar veyahut da Habibi Neccar gidiniz diyor Şunların peşinden gitmeyin demiyor sizden ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz diyor hazre pir de burada Kur’an’ın Tabiri caizse Allah’ın stratejisini gidiyor diyor ki bu akıl Bu can senin aşkına gark olmuş değil mi ki dedim O da git git bana bu efsunu okuma dedi Ben senin ne düşündüğünü Bilmez miyim Ey iki gören yani vahdete ulaşmamış Ey iki gören Bu kim için Henüz daha seyri suluka girmemiş ama ortalığa şeyhlik satan dervişlik satan sufilik satan hani iki Efsun dediği ne hile aldatma iki beyit ezberlemiş iki söz ezberlemiş veyahut da halkın anlamayacağı insanların anlayamayacağı sanki yüksek perdeden konuşuyormuş gibi iki kelime öğrenip insanları efsunlanır yanlışa götüren kimse Oysa Hani eee Tabiri caizse Hazreti Pir onlara atf ederekten diyor ki Ben Aklımı canımı senin varlığında buldu bu varlığına verdim hiç ettim Benim Fikrimde hayalimde hiçbir varlığım kalmadı senin senin ile olmak isterim dedi buna cevaben de Cenabı Hak cevap verdi Git bana Efsun okuma yani sözlerinle hileye başvurma olmayanı söyleme Zira Çünkü sen henüz daha olgunlaşmadan sende senlik var bende de benlik var Sen ayrı ben ayrı sen henüz daha o olgunluğa ulaşmadı o Kemale ermedin Ama sen diyorsun ki o Kemale ermedin halde Ben Aklımı da fikrimi de sana aşka ulaştım Aşk benim her şeyimi sardı Aklımda Fikrimde aşk oldu diyor süslü kelimelerle bu insanlar yani Kemale ermemiş olan kimseler meseleyi kal noktasından bakar yani lafız noktasından bakar hal noktasından bakmaz haz Mevlânâ Tabiri caizse olmadan kendisini olma süsü verenlere bu cevabı söylüyor ve Mesela işte malumdur ya ehli sufinin içerisinde tasavvuf ehlinin içerisinde Hani konuşmaya etkili Yetkili olmadığı halde öyle bir hali olmadığı halde oradan Dem vurmaya çalışırlar bu dervişlerde de olur sufilerde de olur kendisi henüz daha bir şeye ulaşmamıştır etrafına ulaşmış gibi gösterir veyahut da İpe sapa gelmez laflar söylerler İpe sapa gelmez bunlar yola laf getiren insanlardır sufiliği laf getiren insanlardır sufilik yolunun adabına erkanına uymazlar sanki adap Erkan içindeymiş gibi kendilerini gösterirler Bunlar eee tehlikeliler Hatta böyle zaman zaman bu eee gençlik yıllarımda karşılaştığım şeyler yani Mesela kendisini ama melami olarak tanıtan veya kendisini yüksek Sufi olarak tanıtan kendi kendisine vahdet-i vücutçu den vuran vahdet-i vücut savunuyor Muş gibi konuşan ama neyin ne olduğunu bilmeyip hem kend in hem de etrafının küfrüne sebep olan şirke sebep olan Ama kendisini de ehli tasavvuf gösteren kendisini ehli Mürşit gösteren ehli Kemal noktasında gösteren zatlarla tanıştım bu tip insanlarla tanıştım Hani bir müddet sonra sizin namazınız kılındı işte Allah’ın alacağı namaz değil mi Hadi bakalım Sen camiye Ha o bitirdi işini onun Eee camilik işi kalmadı veyahut da vahdet-i vücut gibi kalibi ve fikri kalbi ve fikri olarak yüksek seviyedeki yüksek derecedeki meseleleri idrakten yoksun anlamaktan yoksun kimselerin Oradan iki kelime çalıp iki cümle kurup insanların şirke düşmesine sebep olması gibi ama cebriyye ama kaderiyye düşürecek sözler söylemesi bunları böyle gençlik yıllarımda gördüğüm şeyler oysa o doğru anlaşılsa o doğru anlaşılsa ve hal olarak onu görse yaşasa onu idrak etse o zaman o sözün ne manaya geldiğini bilecek Hani zaman zaman böyle hani çok önemli bir soru soruyormuş gibi o Eda da böyle soru soranlar olur işte hocam Hani meşhurdur ya işte eee Hallacı Mansur enelhak derken neyi kastetti He evet ya Neyi kastetti Evet çok ağır bir soru e Hallacı Mansur gecede 100 rekat namaz kılardı Sen kılarsan Neyi kastettiğini anlarsın enal hak diyen bir kimse gecede 100 rekat namaz kılıyor veyahut da beyaz bestam Hazretleri hani benim cübbemin altında demiş ya sizin aradığınız demiş Bu ne demek istedi İyi sen de beyaziti bestam gibi Hac yolculuğuna çık her adımda iki rekat namaz kıl dikkat et Sen Hac yolculuğuna çık her adımda iki rekat namaz kıl abdestsiz abdestsiz bir milim dahi gitme Allah’ın nazargahi ilahisine gidiyorum diye dikkat edin her adımda İki rekat namaz kılarak Tan Git ondan sonra senin cübbenin altında ne var dersen ben inanacağım zaten Ama sen bunu kalkıp da bu sözü bu hal den yoksun bu durumdan anlamayacak olan kimselerin içerisinde söyleyip kendini Kemale ermiş gibi gösterme Rüya tevili yok hal tevili yok Rüya görmez hal görmez halden anlamaz daha Zikrullah da Geleni gideni görmez kendini neredeyse peygamberin halifesi gösterecek Hazreti Pir Bu benim kendi şahsi düşüncem bunlara atfen söylüyor ve cenabı Hakk’ı da konuşturarak Tan cevap veriyor Efsun okuma Sen bu halde değilsin Hatta bu halde olmadığın halde bu haldey demiş gibi gösterip haddini aşan sözler kullanıp insanları götürüyorsun Oysa Cenabı Hak ayeti kerimede diyor ki Şüphesiz ki Allah kendisine ortak koşulmasını affetmez bakın Allah şirki affetmez Sen tasavvuf yolundayım derken tasavvufu anlatıyorum etrafa şeyhçakır hiç kimsenin Söylemediği sözü söyleyeceğim deyip ayet-i kerimeyi inkar ediyorsun neymiş Allah Adem’i topraktan yarattı Buna kime inandıracak şimdi millet fizik okumuş kimya okumuş Ee yani Adem topraktan yaratmadı neden yarattı Onu da söyle topraktan yaratmadı İsa sen de maymundan geldiğini düşünüyorsun öyle ya ayeti kerime topraktan Yarattım diyor sen topraktan yaratılmadı diyorsun ayeti inkar ediyorsun nesin sen şeyhsinan yorsun insanların imanını götürdün ayet-i kerimeyi inkara götürdün insanları veyahut da ayet-i kerimeyi kendince insanların küfrüne sebep olacak şekilde tevil veya tefsir etmeye çalıştın veyahut da Eee Allah rahmet eylesin bizim abimiz ümreye gidiyoruz bana dedi ki şeyh efendi bana uçaktan atla dese atlarım Ben de dedim hacı abi sana dedim şey Efendi uçaktan atla demez hiçbir şey Efendi demez hiçbir şey Efendi demez müridine uçaktan atla uçurumdan kendini at aşa yok işte şuraya at buraya ne işi var şey Efendi dedim bir laf söyler dinlemezsin oradan kaybedersin dedim böyle söz söyleme dedim bir Şeyh kim edecekmiş uçaktan atla diye neredeyse 40 yıla varacak Benim dervişim 30 40 tane Şeyh tanıdım 50 tane 60 tane Şeyh tanıdım en ehliyetsiz dahi demez bunu en ehliyetsiz dahi demez ehliyetsiz dervişlere der para getirin zekat getirin mal getirin mülk getirin yedirin içirin altıma bir tane Es alın Yani Şeyh dedin öyle dolaşır Kapıya bir tane nöbetçi koyun etrafa da 10 tane koruma koyun kulaklıkları da koyun ne oldu şeyhi koruyorlar koşuyorlar nerede şeyde Ne o Yalova e gemi o arabalı vapurda herkes böyle kulaklıklar şey Efendi orada Dedim hayırdır mossat onu öldürecekmiş Evet Korumalar takım eleler kulaklıklar böyle e dedim mossad’ın aleyhine hiçbir şey söylemedik O bugüne kadar dedim ama mossad tehlikeli görmüş onu Halbuki kendi yetiştirdi madın yetiştirdi dedim sakın mossat yetiştirdiği için kendi elemanı koruyor Olmasın dedim kızdılar bana bunun gibi Kemale ermemiş der ya insanların şirk sebep oluyor Oysa Allah şirke düşeni hiç affetmiyor işte bir kısım bu tip Kemale ermemiş sufilerin üzerinden ve Allah’ın üzerinden haz Mevlânâ diyor ki yani Ey iki gören Ey iki gören Sen nasıl Allah’ı göreceksin Neden sen henüz daha vahdete ulaşmayan Oysa Allah göründü mü Evet bunu da kabul etmiyor ya Türkiye’deki şimdi Alim ulema kesimi Allah görülmez diyor Ben de bastırıyorum Allah görülür rüyada da görülür zahirde de görülür batında da görülür halde de gör görülür her türlü şekilde Allah görülür Çünkü Allah var Allah var ama iki gören göremez iki görüyorsa şirk zaten o iki görmek Tabii burada Hazreti Pir biraz da böyle vahdet-i vücuda doğru kanat çırpıyor vahded de kanat çırpıyor zaten mesneviyi tarif ederken de o diyor ki Mesnevi bir Vahdet kitabıdır gelsin aleykümselam hoş geldiniz Allah razı olsun buyurun iyisin Allah hıms Hoş geldin Allah razı olsun İnşallah özür dilerim devam edeyim ben haz Pir Mesnevi tarif ederken diyor ki bu bir Vahdet kitabıdır yani Birlik kitabıdır o zaman iki gören Çünkü beyitte Diyor ki ey iki gören Ey iki gören Sen sevgiliyi nasıl gördün buna imkan var mı yani Sen Tevhide ulaşmadı Kemale ermedin Tevhide ulaşmadığında Kemale ermediği sülukun tamamlamadığı dolayı sen iki gördün ama seyri sülukun tamamlamış olsaydın Kemale ermiş olsaydın o zaman sen Allah’ı hem zahirde hem batında görecektin hem Çıplak gözle hem gönül gözüyle görecektin Çünkü uzun hadis-i Kutsi Hani bir sabah Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri namazı kıldırmak üzere yanımıza çıkmadı neredeyse Güneş doğmak üzereydi çabucak çıktı hemen namaza çağırdı Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem kısa surelerle hemen namazı aceleyle kıldırdı selam verince bize seslenerek olduğunuz gibi saflarınızı durun dedi sonra Bize dönüp şöyle söyledi Şimdi size beni bu sabah alıkoyan neydi onu anlatacağım ben gece kalktım abdest aldım takdir el kadar Namaz kıldım namazımda uyku bastı üzerime ağırlık çöktü birden Rabbim en güzel surette görüldü bana Ey Muhammed diye buyurdu hadis-i Kutsi uzun tirmiziden bu ama vaktinizi almamak için buraya kadar hani Allah’ın görüldüğüne dair ölçü olsun diye diy bu hadisi Kutsiye aldım Demek ki vahdete ulaşınca birliğe ulaşınca seri sülukun tamamlanınca Allah’ı görürsün Kemale erince Allah’ı görürsün ama Hazreti Pir burada Kemale ermeyen vahdete ulaşmayanlar atıfta bulunuyor diyor ki sen iki gördün sen bana Efsun okuma Yani sen görmediğin halde bana Eee gördüğünü beyan etme bunu söyleme ve Aklının almadığı kalp hali olarak yaşamadığın tasavvufi meselelerin içine girip de insanları imanından etme vahdedi vücuttan konuşacak diye insanların imanını yok etme şirke düşürme kaderiyye düşürme Örneğin cebriyye düşürme Örneğin az önce söylediğim gibi hani İsm de önceden zikretmiş senin artık zikrediyorum hep o yüzden de kızıyorlar bana ama ümmetin uyanması lazım Hani Ahmet Özhan dedi ya Yani Adem topraktan yarattım diyor Cenabı Hak topraktan mı yaratılır Mış Bir de dalga geçer gibi tın tın tah topraktan Yarattım dedi insanlar kimya okuyor fizik okuyor şimdi nasıl insanlara topraktan yaratıldığını göstereceksiniz dedi ya ayeti kerimeyi İnkar etti İşte insanların insanları şirke düşürüyor bir kısım ehli tasavvuf böyle sanki yüksekten konuşuyormuş edasını verip kendilerine olmayanı konuşuyorlar Ey ağır canlı 1755 beyit sen onu hor gördün Çünkü çok ucuz aldın ucuz alan ucuz verir çocuk bir inci bir somuna değişir Sen bu hakikat bilgisini Sen bu Kur’an sünnet sufiliği küçük gördün hor gördün sen bunu önemsemedim Sen sufiliği aşıklı önemsemedim Sen dini de önemsemedim Sen dini önemsemediğim dolayı az bir pahaya sattın Sen sufiliği de önemsemedim Sen kolay buldun Çünkü mücadele etmedin gayret etmedin sen yırtılmadan sen bir mürşid-i Kamil bulayım diye dolaşmadan sen sabah namazından sonra göğe bakıp da bana bir Mürşidi deyip yalvarmadım gözyaşı dökmedin ucuz buldun birisi geldi sana gel bizim şeyhimiz var dersimiz var dedi aldı getirdi seni Sen böyle bir Arayışın ne olduğunu bilmiyorsun sen aramadın veya bugünkü ümmeti Muhammed’in top YÖK’ün dini ucuz bulması gibi yaşadıkları Vatan topraklarını ucuz bulması gibi evini eşini çoluğunu çocuğunu ucuz bulması gibi hani e Böyle basit evlenir bir kimse Yani bir kadın hiçbir şey istemez Mehir istemez çeyiz istemez adamın aptalı adamın aptalı adamın ahmağı o kadını kadına kıymet vermez veyahut da bir kadın böyle hemen bas içecek böyle bir dost Dor bir adamla evlenir Onunla beraber olur Adamın kıym ini bilmez veyahut da bir sufi bir Derviş böyle bir düzgün bir dergahla tanışır düzgün bir şeyhle tanışır hani böyle kolay oldu ya ona kıymet vermez ona değer vermez Hani o Şeyh Bir de elinin altında telefon telefon git git gel gel yani günlerce Bekleyip de Camın arkasından görecek camdan seyredecek öyle değil ya sünnet-i Seniye tabi istediği anda görüşebiliyor onunla o kıymetsizleştirme öyle ya Şeyh dedin gitmeli Hilton’da Ömre yapmalı Hilton’un camından aşağıdaki Derviş an böyle el sallamadı onlar da aşağıdan böyle cezbe geçirmeli Şeyh dedin Öyle olmalı Şeyh dedin dervişlerden para pul toplamalı görüşmeli Şeyh dedin Öyle olmalı yani Şeyh öyle anında görüşülür müş mü anında Şeyh efendilerin yanına gidilir mi iş mle hem de hiç edebe adaba bakmadan Palas pandıras veya hiç edep adap olmadan yani böceği bile soracak ona ha cama geldi bir tane böcek Efendim ne manası vardır Tabii cama sabah namaz kıldım namaz kıldıktan sonra D i çekerken cama bir tane Kumru geldi Efendim hikmeti nedir ucuz anında buldu çünkü onu veya önünden bir tane köpek geçti köpek ona ona doğru Dönmüş dönmüş bakmış Tabii sen sen Şeyh senen rabıta edeceksin Köpeğe de rabıta edeceksin Neden baktın diye Köpeğe de soracaksın bu Dervişe Neden baktın ucuz buldu çünkü bir gün şey efendi hazretleriyle bir yere gittik bir ilçeye oranın zakiri diyor Biz şimdi oturduk böyle diyor ki efendim herkes size istediği anda ulaşabiliyor ben çok açık konuşacağım şimdi diyor ki işte menzilciler var gidiyorlar şeyhlerine 3 gün 4 gün 5 gün orada bekliyorlar caminin altında yatıyorlar göremiyorlar ona karşı bir aşıklık varı var aşkla duruyorlar filanca yere gidiyorlar görüşemiyoruz fişman C şey efendiyle görüşemiyoruz artsa böyle koltukta oturuyor şey Efendi ellerini bağladı böyle öyle söyleyince yaptı Cevap vermedi hiç hiç cevap vermedi onun evinde de misafiriz sonra yalnız kaldık Tabii o e Hizmet için girip çıkıyor döndü Mustafa Efendi Sen de mi böyle düşünüyorsun dedi Hayır Efendim dedim Sen nasıl düşünüyorsun dedi Efendim Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Kendini geri çekmedi dedim ashabıyla beraberdi Her namaz vaktinde çıkardı mescidine assap la namazı kılar onların sorularını cevaplandırırım haliyle hallenir açı bilirdi toku bilirdi Ben şimdi şey Efendi sorduğu için söylüyorum dedim efendim lafı uzattım Hakkınızı helal edin Yok yok anlat Mustafa efend dedi ben anlatmaya devam edim Allah resulünün sahabeye karşı olan sünnetleri davranışlarını anlattım dedim sünnet bu Efendim dedim Sizin yaptığınız dedim Haşa size dedim böyle söylemek haddime değil sünnet-i seniyyenin tam ortası Efendi ala Mustafa efendi Dedi Ala dedi hiç seslenmedim ben neyse o arkadaş işte şey yaptı bana dedi ki bana anlattıklarını anlatır mısın dedi edersiniz Efendim dedim dedim sünnet sen bu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri böyle davrandı ama dedi böyle kıymet bilmiyorlar dedi hangisi Kıymet görmüş ki dedim mürşid-i kamillerin bu durdu devam et mustafa efendi Dedi yerlerinden sürülmüş dedim Sürgün edilmişler kapılarına boynuz asılmış dedim Hz Mevlânâ’ya iftira atmışlar Abdülkadir Geylani hazretleri Sürgün yemiş Ahmed Rufai hazretleri Sürgün yemiş hazre Mevlânâ ceret ruma Hazretlerine olanca iftiraya atmışlar hala daha iftira atıyorlar bakın ona bakın hala daha atıyorlar işte Niyazi mısrı şöyle olmuş ben Anlattım dedim ki hangi mürşid-i Kamil sağlığında sağlığında Kıymet görmüş ki dedim Eğer bu dünyada Kıymet aranıyorsa bu Kıymet yok e dedim Böyle olunca Dervişler bu ham sufiler ucuz buluyorlar ham Müminler ucuz buluyorlar ucuza satıyorlar ham hafızlar hafızlık varını ucuza satıyorlar ham alimler alimlik derini ucuza satıyorlar Çünkü bir çile yaşamadı bir çile görmediler bir çile görmeyince böyle bir zorlanmaya o yüzden de ucuza satılıyor Hazreti pir de diyor ki ucuz alan ucuz verir çocuk inciyi bir somuna değişir E çocuk aklı olunca Sufi incinin kıymetini bilmiyor üstadını şurada kapı uzak oturduğu yerden satıyor sufiliği oturduğu yerden satıyor adım atmasına gerek yok sebep ucuz buldu çünkü sebep sünnet-i Resulullah’a o üstadın o şeyhin suçu sünnet-i Resulullah’a uymak dervişlerle yiyor dervişlerle içiyor dervişlerle seyahat ediyor dervişlerle hemhal oluyor Onların dertleriyle sıkıntılarıyla ilgileniyor onların rüyaları her şeyleriyle gücü yettiğince ilgilenmeye çalışıyor o onu ucuzlatıyor Çevrenizde etrafınızda da vardır her türlü insan vardır bir sen tevazu gösterirsin eşine o anlamıyorsa bunu seni ucuzlatın tevazulu davranırsın hizmetkar davranırsın kendini bir şey zanneder ucuzlatın amin Oysa gerçek manada Aşk yedi göğü de yedi yeri de Arşi Alayı da levh-i mahfuzu da kürsüyü de cenneti de cehennemi de her tarafı Aşk sarmıştır ve Aşkın Gür sedası bütün varlık cilvir bütün varlık varlığın her zerresi aşkın cilvesiyle cilveler ve varlığın her zerresi Tabiri caizse Allah Der Gür sedası la Allah’ı Zikreder Allah’ı anlatır ama o Eee insanlar o bu konudan habersiz ol llar kulakları duymaz gözleri görmez kalpleri mühürlenmiştir kalben de Duymaz İşte Hazreti pir de bunları söyleyerek diyor ki onlar ne yaptılar ucuza sattılar şimdi kendisini anlatıyor şimdi kendisini anlatıyor Ben öyle bir gark aşka gark olmuşum ki evvel gelenlerin de aşkları da evvel gelenlerin aşkları da benim bu aşkıma batmış yok olmuştur sonra gelenlerin de aşkları da benim aşkıma batmış yok olmuşlardır Hazreti Pir Tabiri caizse böyle bir en Tepe noktadan vurdu şimdi Deen beri o tevazu etmişti Kemale ermeyen ellerin hallerini anlattı bize vuslata ermeyen ellerin halini anlattı bize Şimdi de Tabiri caizse şatahat dik alasını yaptı zirveye koyduğu bayrağı dedi ki ben öyle bir aşka gark olmuşum ki evvel gelenlerin aşkları da benim bu aşkıma batmış yok olmuştur sonra gelenlerin aşkları da artık o aşkın kendisi olmuş aşkın kendisi olunca evvel gelenlerin de aşkı onda batmış sonra gelenlerin de aşkı onda batmış öyle pire Efendiler vardır Her zamanın kutbu da böyledir her pire efendinin kendine ait farklı bir özelliği vardır Onun kendine ait bir karakteristik özelliğidir Bu her mürşid-i kamilin de kendine has bir özelliği bir karakteristik durumu vardır mesela özür dilerim Abdülkadir Geylani hazretlerinde öyle Keramet vari haller tecelli etmiştir ki Ondaki Keramet vari haller başka pire Efendiler de görülmemiştir Örneğin hep Keramet üzerine yürümüştür ve Tabiri caizse Hani onun sözüdür ya Kim benim ismimi zikret Allah’ın izniyle ben orada olurum sözü ona aittir Allah’ın Kadir İsmi Şerifi benim üzerimde tecelli etmiştir Benim adım anıldığı yerde ben oradayım dır Allah’ın izniyle der mesela Abdülkadir Geylani Hazretlerinin böyle bir tipik kendine has bir özelliği vardır örnekli Muhyiddin İbn Arabi Hazretlerinin akıl ve kalp kalp mantalitesi ve maneviyatı öbür pire Efendiler de böyle kıyaslama gibi gelmesin size öbür pire Efendiler de bu kadar yüksek değildir Mesela en işin iç çıkılmaz manevi meselelere Muhyiddin İbn Arabi hazretleri yeni Eee lafızlar yeni manalar üreterek anlatmıştır öyle şeyler anlatmıştır fususundaki anlayan bir kimse de o manevi hali idrak eder ayrı bir tecelliyât Bu öbür pire Efendilere baktığınızda böyle bir şeyi görmeniz zordur mesela Hazreti Mevlânâ’dan şimdi bugün Mesnevi okuyoruz hazre Mevlânâ da aşk üzerine ordun nevü Profesör gibidir aşıklık ve aşk üzerine Hz pir’in üzerinde bu aşk ve aşıklı hallerini örnekleyerek anlatabilen çok zordur yani siz komple Sufi dünyasına bakmış olsanız Hazreti Mevlânâ’nın aşkı ve aşıklı anlattığı gibi hiçbir kimsede bulamazsınız bunu Çünkü haz Pir Aşkın ve aşıklı doruğunda bakın doruğunda ve daim şu anda da dund dır işte Hazreti Pir diyor ki ben öyle bir aşka gark oldum gark olmak eski bir terimdir gark olmak boğulmak onun içerisinde yok olmak onun içine girmek Hani gark oldu yani işte denize gark oldu denize doydu veyahut da yemeğe gark oldu yemeğe doydu Ben diyor öyle bir aşk gark olmuşum ki evvel gelenlerin aşkları da benim aşkıma batmış yok olmuş yani kendisinden önce ne kadar aşık olanlar varsa hepsinin aşkı Hazreti pir’in aşkının önünde ceket iliklemek de aşkı bende gark oldu Yok oldu kendisinden sonra gelecek olan Aşıklar da maneviyatta Ruhlar aleminde ay sabit de Arabic ayağını sabit de Hepsi de Hazreti Mevlânâ Celaleddin Rumi Hazretlerinin aşkının önünde ceket bağladılar aşıklık da o öylesine bir Aşık şimdi bir kimsenin aşkını anlatabilmek için o olmak gerek eğer o değilse Sen onun aşkını anlatmaya gücün yok haddin de yok birisinin aşkını ancak tarif edebilirsin Gördüklerin kadar tarif edebilirsin Onun yazdığı bir şey varsa yazdıkları kadar tarif edebilirsin Ama onun aşkını anlayamazsın onun aşkını çözümleyemeyeceği Hallacı Mansur enel hak derken onun duygusunu onun manevi halini sen tanımlayamadı isan Senin kalkıp da Papağan gibi enal hak demeye hakkın yok Bunlar sufiler ne yazık ki bunları böyle dillerine pelesenk ediyorlar veyahut da Sufi görünümlü kimseler he Ne dedi Hallacı Mansur enel hak dedi Yani ben de hakkım O manada söylüyor deme veyahutta Muhyiddin İbn Arabi gibi olacağım diye düşünüyor onun sözlerini aktarıyor yapma kardeşim yapma haddini bil de ki ben sufilik öğrenmeye çalışıyorum De ki ben o y tozu olmaya çalışıyorum tevazulu ol hani birisi böyle işte Mesnevi Mevlânâ Aşık kulağını hafiften eğildim senin şemsin kim dedim Hafiften böyle kimse duymadı nasıl yani dedi Hazreti Mevlânâ’nın bir Şemsi vardı dedim Mevlânâ’yı Mevlânâ eden Şemsi senin şemsin k kim biz okuyoruz dedi Hazreti Pir Mesnevi de diyor ki dedim aşk Okumakla öğrenilmez e dedim nasıl olacak Sen haz pirle ters tarafta durdun Hazreti Pir diyor ki aşk Okumakla öğrenilmez ya yaşamak gerekir aşkı su gibi değil acı zehir gibi içmek gerekir karşıdan bakıldığında aşıklık veya aşk sana su görünür senin gördüğün su öyle değildir onu ehli Sufi ne güzel tatlandırmak kardeş sen acıyı tatlandırıyor Sen acıyı tatlı gibi yiyorsun sen acıyı Gamı kederi bal kaymak gibi yiyorsun Oh o sevgili bana acı göndermiş demiyorsun dersen gücüne gider o sevgili bana dert Gam kas Evet göndermiş Erin irsen şikayet edersen o sevgili gücenir bakmaz yüzüne ya O hep seni sevmiştir Aşığa acı tatlı gelir Aşığa tatlı acıdır sebep yok bir şeyde çile yok ise Az önceki gibi kıymeti olmaz bir şeyde Acı yok ise Yok onun kıymeti olmaz hangi peygamber Acısız ağrısız yaşadı ne dedi haz Pir haz peygamber Sallallahu Aley ve sellem dedi ki imtihanın büyüğü sıkıntının çilenin büyüğü peygamberlere Ondan sonra velilere Mürşit lere Ondan sonra velilerin mürşitlerin etrafında olanlara kardeş sen rahat yaşayacaksan Bir Mürşide uğrama Sen bu dünyada rahatını düşünüyorsan sen aşk meydanına çıkma Otur evinde Esra erolu seyret sen sen yola çıkma hiç Sen otur evinde dizi seyret dizi manyağı ol aşk öyle değildir Aşk yolu da öyle değildir öyle sıkıntısız Aşk yolu yok Dertsiz Gamsız kasavetsiz bir yol yok öyle bir şey yok ya da bize yoktu ama tarih boyunca öyle olmuş hangi Mürşit sıkıntıdan geçmemiş Hangi sufi sıkıntıdan geçmemiş Hangi sufi topluluğu sıkıntıdan geçmemiş Hangi sufi topluluğu imtihan olmamış problem yaşamamış böyle bir sufilik yolu yok böyle bir aşıklık yok Sen düz yolda giderken ayağını taş Alır senin muhallebi yerken dişin kırılır senin sen muhallebi dersin içinde hiçbir şey yok dersin kocaman mıh gibi çivi çıkar ağzını parçalar senin sen dersin ki ben o kadar karıştırdım bunun içinde çivi yoktu yavrum benim muhallebiyi bile yerken dişin kırılır o yol öyle bir yoldur O yüzden Hazreti Pir Yani ben öyle bir aşka gark olmuşum Bu beyiti Allah affetsin şerh etmek benim haddime değil Çünkü o olmak gerek o olmuyorsan susman gerek edep gerek Allah bizi affetsin Amin edepli olmak gerek en büyük erdemlilik edepli olmak haddini bilmek sınırını bilmek ve o haddi ve sınırı aşmamak en büyük edeptir Rabbim bizi onlardan eylesin amin böyle birkaç satır da Mustafa Özbağ olsun aşka gönül verdiğim zaman Bayram bildim Ben öyle bir güzelin aşkına düştüm benim varımı yoğumu satın aldı beni kor Ateşlere attı Ateşlerde Yandım Gözlerim senin yüzünden başka bir şeye bakmamak perişan Gönlüm Seni bilmeden sevdi seni tanımadan zikretti hamd etti aşka gelince diller L Lal oldu kelimeler Bitti Aşk öyle bir şey ben o aşkı Hazreti Pir devam ediyor O aşkı kısaca söyledim tamamıyla aydınl atmadım anlatacak olsam hem dudaklar yanar Hem dil ben kendi aşkımı kısacık anlattım bir beyitte bitti eğer ben o aşkı kısaca söylemez uzatır Anlatırsam hem dudaklar yanar Hem dil yani bunu konuşacak kelime bulmak mümkün değil Bunu söyleyecek dil mümkün değil Çünkü aşk kelama gelecek bir şey değil aşk dile gelecek bir şey değil ancak Ucundan kıyısından dile çok az bir şey gelir onu söylersin Ey akıl kitabından aşkı öğrenmeye çalışan bu aşk meselesinin tamamına asla eremezsin Ben iki alemi bir edip öylesine sevdim Onun Aşkından Başka her şeyi Fani bildim onun aşkından şehrin delisi divanesi oldum onun aşkından kınandı harabat oldum Ey sözle aşktan den vuran Ey dille Aşk anlatmaya çalışan seninle sözümüz yok lafımız yok kelam ız yok Biz de aşkı kısaca böyle tarif ettik aşkı şerh etmeye çalışmak aşkı şerh etmeye çalışmak bir başkasının maşı olan aşkını şerh etmeye çalışmak Mustafa ezanın haddine değil Rabbim haddi açtırmasın Amin Leb yani dudak dersem maksadım lebi Derya yani Deniz kıyısıdır la Yani hayır dersem muradım İlla ancak evettir bakın aşığın dili değişti eğer diyor Leb dersem maksadım lebi Derya IR yani Deniz kıyısıdır La hayır derse muradım İlla ancak evettir tersine Hani bizim türkçemizde bir dil vardır leb demeden leblebiyi bil diye Hazreti pir de böyle kısa konuşuyor aşıklar aşkı rumuzla anlatır onların kelamları hikmettir çok kelam konuşmazlar Mustafa Özbağ gibi biz böyle kelama vurmuşuz böyle çok çok konuşuyoruz Allah bizi affetsin Amin ama o aşktan haberdar olmayan aşıklık haberdar olmayanları mahrum bırakmamak için onları da hikmetsiz Yolsuz usulsüz öyle kıyısından köşesinden anlatırlar rumuzlu bir şekilde o Sufi kalbi ve aklı çalışıyorsa o rumuzu anlar oradan yol alır Ama Sufi kalbini çalıştırmazsak O lafız danan bir şey anlamaz o ruhumuzdan anlamaz ruhumuzdan anlamayan sordukça sorar sordukça sorar şöyle düşünmez Henüz daha bunu anlayacak kalbi hale gelmemişim Henüz daha bunu anlayacak Tevhit haline gelmemişim Hani anlatırım ya evde dört çiftlik avn konuğun füsus şerhi var şeyh efendi geldi kitabı çekti oku dedi okudum oradan bir pasaj anlat dedi anlattım sen bunu okuma dedi Emredersiniz Efendim dedim koydum kitabı uzun yıllar sonra tekrar çekti aynı yer Tevhit bahsi oku dedi okudum Ne anladın dedi anlattım Bunu okuyabilirsin demek K okuyacak hale geldiysem okumama gerek yok dedim Bir daha kapağını açmadım ne okuyacağım ki dedim Kapanı açmadım İşte aşıklık bu rumuzları çözmekle başlar hani eskiler çok soru sorana demişler ki yok bu öğrenmek için değil Sufi çok soru sormaz peygamber size ne verdiyse alın fazlasını isteme bu zekatla malla alakalı sufiler onu ilimle alakalı buyururlar manayla alakalı sana verileni al kabul et bak işine sana verileni al sana ne verdiyse al Hani bazıları söylüyorlar ya şeyhimi ayrı tutuyorum geldi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bana görev vermek istedi ben ben layık değilim Ben bunu kabul edemem dedim ayet-i kerimeyi İnkar etti adam ne verdiyse alın dedi Allah emretti işte Sufi de üstadından ne gelirse alır reddetmez inkar etmez bazen dervişlerde de oluyor Ben layık değilim ha üstadın layık olmayana verdi öyle mi bilemedi öyle mi kime ne layık bilemedi layık olmayanı verdi öyle mi anlam hemen dersini ver geri hemen hemen Allah affetsin Amin sufilik ince yol Allah muhafaza eylesin O yüzden büyükler rumuzlar işaretlerle Konuşurlar ve sufiler de leb demeden leblebiyi anlarlar anlamaları gerekir ve anlamayanlar da sadece cümleleri kelimeleri işitirler kalırlar ben perşembe gecesinden sohbeti kapatıyorum buradan Perşembe gecesine götüreceğim size şimdi Ey bosnevi Sırrı fahş etme hakkı zikret telaş etme Özün esiri firaşi hediyeydi bize Perşembe günü akşam ki sohbet dinleyen için üstadın sohbeti Aslında Ne güzel böyle o zat-ı muhteremi bizi Tabiri caizse yaşadık böyle yaşattı Ondan sonra da son demi vurdu dedi ki ey bosnevi Sırrı fahş etme Demek ki ne yapıyormuş ehli Kemal olanlar Sırrı fahş etmiyorlar rumuzlar konuşuyorlar işaretlerle konuşuyorlar Hakkı zikret telaş etme her daim Sen Allah’ı zikret Sen kendini telaşa verme ama rızıktan ama manadan ama zahirden ama batından Allah’ı zikrediyor Hakkı zikrediyor telaşa Mahal yok Özün esiri firaşi bil özünü tanı özünden uzak durma onu bil pek çok güzel eyam olur hamd olsun elfa tiha ana Selavat Üstadımız Eee burada Eee Tabii bu konuda böyle bize birkaç sefer de Ya bana şeyi mikrofonu uzatmayın Ben onun söylediğini söyleyeyim hakkını helal etsin iki kişinin arasında konuşulan sırmış ama bizim aramızda böyle bu kadarlık Naz niyaz olur diye düşünerekten söylüyorum işte böyle beni şöyle tanıtma Üstadımız malum Bosna Meclisi mesai başkanı Sırı efendi vefat ettikten sonra o makamı üstadımıza layık gördüler seçimle o makama geldi oradaki üstatlar Şeyhler tarafından güzel çalışmaları var hamdolsun böyle çok böyle ince bir şekilde tevazu ediyor diyor ki hani bana mikrofonu verme işte eee Ben utanıyorum konuşmaktan diye öyle bir beyanda bulundu fakat Allah razı olsun kendisinden e üstadımın Üstadımız danan da aldığımız bir edep var ondan sonra böyle bir Eee misafir Üstat gelince eee şey Efendi bunu böyle yapardı sözü de ona verirdi duayı ona verirdi Fatiha’yı ona verirdi Biz de ondan öğrendik böyle onun yanına gelirler ziyarete Ben öyle karşılaştığımda böyle gördüm Ondan o yüzden Allah razı olsun O bu konuda bize bir tevazu incelik edep gösteriyor Allah razı olsun Ama e misafirimiz Aslında misafir de değil ev sahibi O yüzden ben Bosna’ya gittiğimde kendimi ev sahibi olarak görüyorum Hiç kendimi orada Tekke’de hiç olarak görmedim kendimi zaten ilk Tanıştığımız günden itibaren kardeş dergahımız dedik kardeş olarak birbirimizi manevi kardeş olarak birbirimizi tanıdık gördük öyle Bildik O yüzden inşâallah Cenabı Hak ebedi olarak kardeşliğimizi tesis eylesin amin nefsimize uydurmasın Amin ben bu dünyadan göçüp gidince de inşâallah Geride kalanlar Eee kaç Mesudiye tekkesini kendilerine kardeş Tekke kardeş Dergah olarak görüp birbirleriyle olan muhabbetlerini birbirlerine olan saygılarını sevgilerini hürmetler devam ettirecekler inşâallah amin Bunlar miras gibidir manevi miras gibi o yüzden bu manevi miraslara da sahip çıkacak kardeşlerimiz İnşallah e Şeyh Efendi hazretlerin yaşı Benden küçük değil ondan sonra biz artık böyle yavaş E böyle hani belli dünya üzerindeki yaş haddi O yüzden artık bundan sonra arkamızdan gelen Kardeşler gençler E bu ilişkileri daha da kardeş Dergah olarak derinleştiriyor tekkelere laf söylüyorlar o ona gitmiyor o ona hakaret ediyor O Ona laf söylüyor Eee insan bu hoş bir şey değil sufiler arasında ama inşâallah bizim Kardeşliğimiz Baki muhabbetimiz Baki İnşallah ebedi olarak devam eder Üstadım söz sizde Buyurun Mustafa abimiz var Ben nası şey efendinin aynı şekilde Mustafa abiden izin almam lazım izin verdiği için siz de Bosna Hersek’te kucak dolu bir selamlarımızı getirdim sizi de bekliyorlar çok K sizi seviyorlar selam söylüyorlar Eee ve bugünlerde artık Türkiye Cumhuriyetinin 100 Yılı olduğu için size de gadaşım söyledi Bayram şerifiniz mübarek olsun Türkiye Cumhuriyeti için biz de onun için buradayız Eee Türkiye Cumhuriyeti bu 100 sene zarfında Bosna Hersek’te yaptığı olan iyilikleri çalışmaları bu şekilde Hoca olarak anlatmaya çalıştık ve bir haylı Türkiye savaş esnasında savaş son sonra savaştan sonra bugüne kadar bir hayli eserleri yaptı binin üzerinde TİKA veya devletin sesiyle Eee belediyelerin sayesi Özel kurumlar E iş adamları sayesi Eee Bosna herseyin o yaraları kapatmaya çalıştılar ve osmanlılardan kalma bizim ecdadımızdan kalma olan eserleri de hem restore ettiler hem de ediyorlar hepinizden razı olsun Türkiye Cumhuriyeti Allah razı olsun amin başında bulunan olanlara da Allah razı olsun yardım etmiş olanlara da Allah razı olsun ve son yaptığı olan ilik işte s ver sayabilirsiniz genetika bunun üzerine büyük bir faaliyet gösteriyor Orada hem müze kuruyor Yani oradaki suy Kırım ilgili olan müzeyi kuruyorum o müze inşâallah yakın zamanda Eee açılacak Eee son bir çalışma yani büyük olan çalışma bunun yanında küçük çalışmalar gibi falan devam ediyor Hani tekrar tekrar Hepinizden Allah razı olsun amin oradaki kardeşlerimize yarında Bulunduğunuz için maddi manevi Duanız var işte e Bosna Hersek ayakta bir şekilde kalıyor Türkiye’de 81 81 vilayet var aslında 82 vilayet var V Allah Siz razı olsun amin neim İşte o kadar Efendim helal edin Allah razı Geceniz hayırlı olsun Hakkınızı helal edin laat Amin.

236. Mesnevi Şerhi 1753. Beyit – Sohbet Notları


Kaynak

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.

İlgili Sohbetler

Bu konuyla ilgili diğer sohbetler: Mesnevi Okuması (2239. Beyitten) 02.08.2025, İCAZETNAME TÖRENİ TEK PARÇA (BURSA) 16 EYLÜL 2021 ​​​​​​​​​​​, TEKİRDAĞ Kutlu Doğum Programı – 7 Nisan 2013. Tasavvuf geleneğinde bu konular ele alınmaktadır.

İlgili Sohbetler