Mesnevi Şerhi

231. Mesnevi Şerhi (1725. Beyit )

231. Mesnevi Şerhi 1725. Beyit konusunda Mustafa Özbağ Efendi’nin değerli sohbetlerinden derlenen bu içerik, 231. mesnevi şerhi 1725. beyit hakkında önemli bilgiler sunmaktadır.

231. Mesnevi Şerhi 1725. Beyit Hakkında

Mesnevi Şerhi (1725. Beyit ) konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Mesnevi Şerhi (1725. Beyit ) hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız. Allah razı olsun inşâallah geçen hafta nasıl bahsedeyim Gönül ateşi şiddetli alevlendi Ayrılık aslanı çıldırdı kan döker bir hale geldi Buraya okumuştuk İnşallah bu hafta da 100 1725 beyitten devam edeceğiz böyle değişik Mesnevi çevirilerine bakarsanız beyit numaraları tutmayabilir bazen çünkü yazıyorlar işte 1725 dedin zaman bende 1725’te bu bir çıkmıyor diye bu şeyle alakalı değişik çevirirler de bu Mesnevi çevirenler veya şerh edenler farklı defterler kullanıyorlar Öyle olunca herkes kendince bir farklı bir numara soruyor Bu oradan kaynaklanıyor böyle metinden bakarsanız takip edenler için söylüyorum bunu daha kolay olursunuz metinden gidersiniz beyit numarasından fazla metinden gitmeye gayret edelim inşâallah 1725 beyit ayıkken bile titiz ve sarhoş olan kadehi Ele alınca nasıl olur anlatılamayacak derecede sarhoş olan bir aslan çayırlığa gelince oraya yayılmış yeşilliklerden neşelenir sarhoştu Biz bütün fazlalaşır hani bir önceki beyitte demişti ya ayrılık aslanı çıldırdı tam döker bir hale geldi diye burada Normalde bir aşığın maaşından ayrılmasını ve bu hayırlı aslana benzetmiş aslana benzetince diyor ki;bu ayrılık aslanı kan döküyor ortalık Kan revan ediyor O yüzden o asla ve asla duracak gibi değil ve devam ediyor ayıkken bile Titiz olan kadehi nasıl olur diye soruyor burada bir Hazreti bir bu hayırlı bir aslana iyice oturmuş böyle aslana benzetiyor onun tesirini de pencerelerinden açılan yaraların acısına benzetiyor ve o ayrılık aslanı artık böyle kendinden geçince ortalığı Kan revan haline getiriyor ve bir de onun sarhoş olduğunu düşünün O sarhoş olunca artık gözüne hiçbir şey görünmüyor Hani sarhoş bir kimse bir şey yapar kafam iyiydi yani farkında değilim der ya sarhoş Bir de İnsanın aklı yerinde değilken yaptıklarından da sorumlu değil bir kısım sufiler bunun arkasına saklanmalı Hani ben bir şey yaptı şatahatvse söyledi veya bir şey yaptı yani akılsızdan sorumluluk kalktı biz bu konuda sorunu değil izleyip kaçacak bir yer alırlar ya bu da onun gibi İşte bu ayrılık yani sevenin sevdiğinden ayrılması aşığın maaşından ayrı düşmesi aşıkla maaşın arasında pert olması perdelenmesi o böyle dehşetli bir şeydir Bunu ancak Aşık anlar bunu aşığın haricindeki bir kimse bunu anlamaz bir şeye muhabbetten fazla sevmesi lazım seven Ancak bu ayrılık hicranının ateşini Ayrılığın o insanı Hüzün deryasına sokmasını ancak o bilir onda bilmesi için aşığın maaşı ile perdelenmesi gerekir Eğer perdelenmezse yine anlamaz O yüzden Ayrılık hicranı ayrılık kederi hiçbir şeye benzemez bir insan Normalde tabi rica etse perdelenmeme adına çocuk perdelense perdelense çocuk çocuğundan geçer Hani İbrahim Ethem yıllar sonra Beytullah’ta tavaf ederken oğlu da İbrahim ethem’i aramaya çıkmış o da Yıllar Sonra Beytullah’ta karşılaşmışta Beytullah’ta karşılaşınca tabi yılların hasreti var olan babasını görmemiş yani yıllardır ayrı Babası da düşmüş yollara hakka aşık olmuş tacı tahtı terk etmiş ve Beytullah’ta bir sarmaşıyorlar bir dolaşıyorlar kokladıkça koklayası geliyor İbrahim kokladıkça koklayası geliyor çocuk bırakmıyor sarılıyor en sonunda bir hitap geliyor Ben ne onu bu sefer İbrahim Ethem diyor ki Ya Rabbi evladımı olan sevgim sana olan sevgimi perdelecekse Ben ondan da vazgeçtim diyor omuzunda sarılıyken Allah diyor öyle Aşık için perdelenme yırtıcı vahşi Aslan gibidir Ayrılık Aşık için kelimelerle anlatılabilecek bir şey değildir ama Aşık için öyledir aşık değil ise onun için hiçbir şey önemli değildir a dostlar benimkisi artık Bir Ayrılık Hikayesi değil Ayrılık Destanı oldu üzerine Hicran çöktü ömrümün günleri dürüldü neredeyse sona erdi Mustafa’nın Ayrılık Destanı bitmedi susuzluktan dudaklarımı yumdum her an ölüm halindeyim Ey sevgili sonsuzluk senin dudaklarından dudaklarım dünya çölünde Susuz kalmış Vuslat şerbeti diye inlemekte Mustafa’nın gönlü Ayrılık hicran’ı çekip durmakta işte Ayrılık bu manada Vahşi bir aslanın susuz bucaksız ormanının içerisinde önüne geleni paralaması önüne gelenin kanını dökmesi gibidir ayrılığa düşen aşık da önüne geleni paralar önüne gelenin kanını döker önüne geleni Tabiri caizse yaralar çünkü o ayrlığı kaldırabilecek noktada değildir hiçbir zaman perdelenmenin iki hali vardır bir hali vardır günahlarla alakalıdır heva hevesle alakalıdır şüphelilerle alakalı mesela perdelenme su filiye yeni başlayanlar için günah keba mesela o perdelenmeyi önce şeyhinde Yaşar O şeyinde yaşaması şöyledir işte Her gün böyle onu düşünürken onun böyle rağbet ederken rabıtası bozulur dengesi bozulur O mesela hemen tövbe edip meseleyi halledip yoluna devam etmesi gerekir Eğer bunu böyle çözümleyemezse Allah muhafaza eylesin bazen Hani Derviş kardeşlerden eskisi gibi Zikrullah yapamıyorum eskisi gibi tat alamıyorum bu perdelenmekle alakalı Bu biraz yol yürüyünce Derviş artık günah kepeğe küçük kolay kolay düşmez Ama bu sefer perdelenme onun kendi heva Hevesinden nefsaniyetinden başlar lezzet alıyordu ibadetten zikrullah’tan her bir zikrullah’a koşmak istiyordu artık böyle ölüsü gidiyor tabiri rica etse ayakları geri geri gidiyor onda onda sıkıntı var perdeleniyor artık onun böyle her şeyini sünnet seneye uydurması lazım bu manada üstadın ve Sünnet seniyenin üzerinde yürür senin her hareketin her davranışın her düşüncen sünnet-i seneye uygun olmalı Eğer sünneti seneye Uygun değilsen yine perdelenmeye başlarsın bak ama bunların aralarındaki O çok ince bir perdeler vardır bir kimse Hani oradan mı buradan mı diye kendi kendine tam tespit edemeyebilir Derviş yani nerede sünnet seni işte nedim’de bu perdelen ne oldu Veya nerede Ben üstadım Bu noktada Odak noktama almadım da bu perdelen ne oldu bunu Derviş böyle çok net bir şekilde göremez ayırt edemez onu ayırt edemeyince kendince bocalar Ben nerede yanlış yaptım diye kendi kendine sorduğunda tespit edemez o yüzden burada dervişin dikkatli olması gerekir yani ama üstad’a karşı ama sünneti seneye karşı ama haramlara karşı dikkat kesilmesi gerekir mesela haramlarla alakalı dikkat kesilecek o böyle çok rahat aramış dediği zaman olmaz bu iş olmaz mesela haramlara dikkat edecek ağzını dikkat edecek burnuna dikkat edecek gözüne kulağına dikkat edecek Örneğin işte sünnet seneye dikkat edecek Çünkü o seyri sülük yapacaksa Ben Allah’a yakın olacağım diyorsan yolu bu bakın yolu bu böyle yaparken arada perdelenecek yine bir hata yapacak bir kusur işleyecek perdelenecek ayrı düşecek buradaki perdeleme ayrı düşme Sufi olarak perdelenme ayrı düşünme sen uzakta değilsin gene buradasın Hatta üstadın yanı başındasın ama perdelisin bir şey görmüyorsun bir şey duymuyorsun bir şey hissetmiyorsun Bu ne bu onun kendisiyle alakalı Hani Haşa bu benzetme yanlış anlaşılmasın Güneş orada duruyor Güneş Bir yere gittiği yok Ersen güneşe sırtını dönersen gölgenin peşinden gidiyorsun güneşe yüzünü dönersen Evet sen o zaman gölgen senin arkanda kalıyor gölge Ne Dünya heva heves günaha kebaliler şeytan nefsaniyet arkada kaldı Allah rahmet eylesin sabaha karşı saat beşte Şeyh Efendi bunun kendisi canını gösterdi böyle kalktı böyle yatağın içinde oturuyor böyle bir muhabbet muhabbeti açtı sabah namazını bekliyoruz artık ondan sonra kalkıverdi böyle muhabbette O noktaya geldi böyle Lambaya doğru durdu usevendi gölgem nerede dedi arkanızda Efendim dedi döndü Lambaya şimdi nerede dedi Pardon gölgem nerede dedi böyle Lambaya doğru durdu arkanızda Efendim dedim ben Döndü Lambaya ters döndü şimdi nerede dedi önünde dedi Nevşehir’de Gölgeyi yaka yakalayabilinir mi dedi Hayır efendim dedi işte oğlum dedi eğer dedi maneviyata hakikate sırtını dönersen dedi asla Gölgeyi yakalayamazsın dedi ama maneviyata Hakkı hakikate dedi yönünü dönersen gölge seni takip eder dedi O zaman şeytan sizi takip edecek heva heves sizi takip edecek nefis sizi takip edecek ölünceye kadar siz yönünüzü Allah ve resulüne döndürürseniz Eğer yok yönünüzü Allah ve resulünden çevirirseniz sizi o Gölgeyi yani şeytanı heva hevesi nefsi yakalayabilir misiniz Hayır bir ömür boyu yalnız onların peşinden koşar mısınız Evet Allah rahmet eylesin onu söylemişti İşte o normalde Ben kafiye düşünürüm sevgilim bana der yüzümden başka hiçbir şey düşünme Ey benim kafiye düşünenim rahatça otur benim yanımda devlet kafiyesi sensin harf ne oluyor ki sen onu düşünesin Harf nedir üzüm bağının çitten duvarı kafiyeye baktığımızda malum Divan Edebiyatı girer işin içerisine halk edebiyatı girer işin içerisine kafiye denilince Hani işte şiirlerde Mısra sonlarında okunuşları aynı ama anlamları ve görevleri farklı kelimeler kafiye bu hani bir şey söylersin arkasından Normalde o böyle hep Geldim geldim diye Sonunda cümle Öyle biter ama hiçbirisinin de anlamı veya görevi aynı değildir O yüzden bu konuda Şimdi bir de Kafiye dersi vermeyeyim Malum benim ilk öğretmenim Seval Kaplan edebiyatı sevdiren öğretmen O yüzden burada sabaha kadar kafiye ile alakalı sohbet edebilirim yarım kafiye Tam kafiye gibi Tabii yarım kafiye oldu mu böyle işte sadece Ses benzerliği olur Tam kafiye olunca işte iki tane Ses benzerliği olmuş olur o Mısranın sonucunda karlı dağları aşmaya geldim ıssız çölleri geçmeye geldim Engin denizlere dalmaya geldim aşkın odana yanmaya geldim canan canan Olmaya Geldim sevgiliye can vermeye geldim güle Bülbül olmaya geldim aşkın adına yanmaya geldim sürmeli gözlerine bakmaya geldim elinden tutup koşmaya geldim ebedi peşinden gitmeye geldim aşkın odana yanmaya geldim bunu Mustafa söylemiş Bu ne bu Tam kafiye örneği bunu yazarken kafiye sistemini düşünmedim ama öyle bir şey aklınıza oturdum bir efkarlı zamanımda yazmıştım bunu sonra bu Tam kafiye söz konusu olunca bakayım dedim şehirlerinin içerisinde tam kafi olan var mı diye varmış Elhamdülillah O yüzden bu ne olmuş oluyor Tam kafiye oluyor Bir de zengin kafiye var bu zengin kafiyeni 3 ya da daha fazla ses harf benzerliğine dayanıyor ben Divan edebiyatçısı değilim ama sakın ha öyle kendi kendine bir şeyler karalayan insanım o ayrı bir kafiye Tabi o daha zengin oluyor Bursa sokakları karanlık ve sessiz Çaresizim Sultanım kaldım kimsesiz etrafındaki her şey duygusuz sessiz Tez Gel Efendim Gönlüm perişan Mustafa söyler Aşkın dilinden Çaresizim kimseler bilmez Halimden dökülür verdi Üstadım Sultanım senin dibinden Tez Gel Efendi Mustafa perişan Bu da ne bu da zengin kafiye bu zengin kafiye olunca Normalde farklı kelimeler Ama içindeki harfler birbirlerine uyum halinde Bu da ne olmuş oluyor zengin kafiye yarım kafiye Tam kafiye zengin kafiye aslında bir de bu kafiyelerin hecelenmeleri var Bunlar farklı farklı bir de ne var Tunç kafiye var O normalde ardından ne var işte cinasi kafiye var Yani bu ardından ne var bu kafiyelerin hece türleri var o kafirlerin vezin türleri var vezne girince Divan edebiyatına giriyorsun faaliyetin faaliyetin buna giriyorsun beni heyecandan usandırdı cefadan yar usanmaz mı felekler yandı ahamdan muradımı işe mi Yanmaz mı faulatın içinde öksürük Allah bizden affetsin inşâallah Hz Pir Tabiri caizse Allah’ı konuşturuyor orada Hani diyor sen kafiyeyi düşünüyorsun kafiyeyi bırak kafiyeyle Uğraşma ya diyor ki yüzümden başka bir şey düşünme Ey benim kafiye düşünelim şimdi Aşık kafiye düşünmez spontane söyler Kimisi kafiye olur Kimisi kafiyesiz olur ama dünyevi şiir yazanlar otururlar bir şiiri üç ayda 4 ayda 5 ayda yazarlar onay da yazarlar Bir senede yazarlar neden ona kafiye düşürecek Çünkü aşık için kafiye düşürmek yoktur kafiye düşüreceğim de uğraşmaz o zaten aklın şiiri olur o aşıklığın şiiri değildir aşık oturduğu yerden ne geliyorsa kalbine onu söyler O yüzden Hz hür diyor ki cenab-ı konuşturaraktan yüzümden başka bir şey düşünme Ey benim kafiye düşünelim rahatça otur benim yanımda devlet kafiyesi sensin diyor ki bir âşığa kafiye düşünmek abes de iştigaldir varsın onu dünyevi şiirler yazan kimseler kafiye düşünsünler Hatta bazen çok özür dilerim bu Topçular popçular var ya bir mesela anlam bir oyunların Normalde güftelerini okusanız hiçbir anlamı yok kimisinde Sırf onlar kafiye düşüreceğiz veyahut da işte 4-8’lik olsun diye hiç alakasız konuyla alakasız kelimeler koyarlar Bu millet de nasıl olsa bakmıyor ya kelimelerine harflerine ne söylediğini dinliyor alıyor satın alıyor müşterisi var Orasının burasını gösteriyor O ondan işi götürüyor zaten hiç kimse de ya Burada ne diyor Ne konuştu manası ne Bunu zaten bakan yok Oo Tarkan sen anlamazsın sevgisini öyle diyor kızım birisi Yani sen onun sevgisini anlamasın diyor Doğru söylüyor anlamayız Tarkan nasıl sevilir bilmeyiz Ben bilmem şahsen yani şarkılarını da düşünmem hiç veyahut da o Topçular popçular neyse böyle ilgi alanım değil ama bazen Böyle denk geldiğinde dinliyorum Ondan sonra kelimenin Hiçbirinde bağlantısı yok yani üstteki cümleyle alttaki cümlenin birbiriyle bağlantısı yok hele sonlarıyla hiç bağlantıları yok birbirleriyle böyle enteresan abuk subuk bir şey var ortaya da ama müşterisi var yani müşterisi olunca abuk subuk da olsa Ondan sonra yapıyorlar bir şarkı herkeste dinliyor ondan sonra herkes bağırıyor Bandıra bandıraya beni diye Ulan ne yiyorsun bandıra bandıra hiç kimse düşünmüyor Yani onun şeyde aklıma geleni söylüyorum işte Yani deseniz ki ikinci kıtasını bilmiyorum ve ikinci cümlesine bilmiyorum bunun gibi Allah bizi affetsin Bak işte Sonuçta diyor ki Hazreti bir sen diyor benim halime bak benim yüzüme bak benim yüzümden başka bir şey düşünme rabıtanın Benim cemalimden başka bir şey düşünme bu aslında dervişi sarsan bir mühürlediği Sarsam bir yer yani sen kafiye düşünme dediğinde müride şunu söylüyor Sen aklına uyaraktan bir şeyi kafiye düzcem diye uğraşma sen ne tarafa dönerseniz dönün Allah’ın vetçi oradadır ayeti kerimesinin sırrına ermeye çalış sen Allah’ı görüyormuşçasına ibadet etmenin sırrına Ulaş ve her hadisede her tecelliyâtta her Tabiri caizse yüzde onun cemalini seyret Onun cemalinden başka bir şey düşünme ve sen onun cemalini düşündüğünde kafiye de aramayacaksın cemalini düşündüğünde harflerin senin duygularının tercümanının olmadığını göreceksin ve harflerin aslında senin duygunun etrafına bir çit ördüğünü göreceksin Hani diyor ya harfler bir diyor Şeyde çit gibidir ne de üzüm tarlasında üzüm bağının çitidir üzüm bağına girince insan Üzüm yer öyle değil mi Çift olursa girebilir mi içeri girmez o zaman harfleri düşündüğünde veyahut da sen kafiyeli bir cümle kuracağım kafiyeli bir Mısra yazacağım diye uğraşmak Sufi adabınca Sen onun cemalinden ayrıldın ayrıldığını harp düşünmeye başladın Eğer normalde sen kafiye düşünmemiş olsaydın bayrama benzer Onun cemalinden bir nebze tatmış olsaydın asla ayılmayacaktın Mansur şarabına benzer onun ilahi aşkından bir damla dudağına değmiş olsaydı sen ebedi sarhoşlardan olacaktın asla hiçbir kafiysen tutturamayacaktın ve hatta sen o Cemal ile cemalleşemedikten sonra o cemale o yüze perdelenince sen o normalde o zaman gönlün hiçbir yerde Sefa bulmayacaktı gönlün hiçbir yerde rahat olmayacaktı ve gönlün hep huzursuzluktan kedere kederden hicran’a hicrandan huzursuz diye perdeden perde hep Hicran yaşayacaktın O zaman sen perdelenme perdelendiğinde ve onun cemalini seyredemediğinde Sen bir Hicran perdesinde bir ayrılık perdesinde yaşayacaktın ve asla ve asla senin adına kafiye senin aklına kafiye gelmeyecekti ve Sen diyecektin ki feda etseydim de Kafiye düşünmeseydim canı feda etseydim de cemalinden bir nebze olsun Hayal de olsa gölge de olsa görseydim diyeceksin Hatta diyecektin ki hayalinin Gölgesine bile razıyım hiç olmazsa bir tek cemalini göster bana bir bakış at bir bakış fırlat bir zülfünü göster zülfünün bir tek telini göster razıyım diyecektin Sen kafiyeyi düşünmeyecektin e kafiye düşündün akla uydun ve o deseydin ki onun cemalini görseydin zaten gözünü ondan ayırman mümkün değildi gözünü ondan ayırdıysan göz Ondan ayrıldıysa o zaman göz perdelendi bu sana Hicran olarak Yeter bu sana keder olarak Yeter bu sana acı olarak Yeter bu sana Kan revan olarak yeter başka kanal revana ihtiyacın yok Öyle olunca da işte cemalinden ayrı düşen cemalini seyredemeyen Neyi seyrederse seyretsin Hepsi de Bir hayalden ibarettir bir gölgeden ibarettir asıl olan gerçek olan hakikat olan onun cemalidir ve sen her nereye baktığında Onun cemalinden bir nişan görmüyorsan her nereye baktığında onun cemaliyle cemalleşemiyorsan o zaman sen yan Ağla dön Ağla otur ağla kalk Ağla yat Ağla yürü Ağla koş Ağla Ağla da ağla ağla sebep sen o Yarın cemalinden ayrı düşmüşsün Sen bin bir tane güneş de hemhal olsan ne olacak ki o Yarın cemalinden ayrı düşmüşün bütün güneşler senin önüne serilse sen o Cemal güneşinden ayrı durduktan sonra hiçbir şeyin sende anlamı kalmayacak işte o bayram gününün cemaline benzeyen o cemalullahtan senden ayrıldıysan o bütün dünya üzerindeki tatların hepsine ahiretin tatlarının hepsini bir yere toplasan Ama onun Vuslat şarabının bir damlası dahi etmeyen o etmeyecek olan bütün tatları önüne dökseler ne olacak ki o Vuslat şarabından Bir Damla içemediysen bütün tatları toplasalar mansurun dudağına damlatılan Vahdet damlasından bir damla sende yok ise hiçbir şeyin hiçbir anlamı yok o zaman yediğin bağış içtiğin boş yaşadığın boş yaşamanın da bir anlamı var mı yok hiçbir şeyin anlamı yok sebep Sen O sevgiliden ayrı düşmüşe Bak sen sevgiliden ayrı düşmüşsün o senden ayrı değil zulmetme Allah’a o senden ayrı değil Sen ondan perdelisin o senden ayrı olmadığını beyan etmiş Şah damarınızdan daha yakınım demiş Şah damarınızdan daha yakınım dedi diyen Allah’a Sen uzaksın Sen perdelisin Ey ona perdeliysen her şeye perdelisin bunu unutma ona perdeliysen her şeye perdelisin onunla aran bozuksa her şeyiyle ve herkesle aram bozuktur onunla aran iyiyse her şeyle ve herkesle aran iyi olur onunla aran iyi değilse hiçbir şeyle ve hiç kimseyle aran iyi olmaz sufileri bu konuda vahşi görür insanlar Sufi o ayrılık perdesinin acısına kaptırırsa kendini hiçbir şeyle ilgilenmez her şeyle bağını Keser sebep tekrar o cemalleşme Perdesini bulabilmek yakalayabilmek o haliyle halledmek için yapar Hazreti bir Ey oğulağını kes ne zamana kadar altına ve gümüşe tapacaksın dediği şey odur bir nebze sevgiliyle bağını koparan her ne var ise onlarla bağını koparmazsan sevgiliyle bal kuramazsın kuramayınca kabız hale gelir vahşileşirsin hiçbir şeyden tat almaz hiçbir şeyden lezzet almaz hiçbir şey sana dost olmaz Her şey sana yabancıdır Eşin yabancıdır çocukların yabancıdır işin yabancıdır Sokaklar yabancıdır şehir yabancıdır ülke yabancıdır aldığın nefes bile sana yabancıdır aldığın nefes içindeki Can bile sana yabancıdır hatta görebilirsen kendi ruhunu kendi ruhum bile sana yabancıdır bir bakarsın sana sırtını döner gider bakmaz bile senin yüzüne dersin ki sen benim ruhumsun Neden yüzüme bakmıyorsun der ki ben onun cemalini seyretmek için yaratıldım çöker kalırsın bir daha bir tokat daha yersin üzerinden silindir üzerinden silindir geçer bu sefer sen dersin ki eyvah Ben Yanmışım cemaliyle perdelenmişim Bunu ancak Cemalin cemaliyetin tecelliyâtına mazhar olmuş kimse anlayabilir hak esmasının oturduysa bir kimse daha da açık konuşayım bunu hak esmasının oturduysa hak esmasını o kimseye cennette verirler bunları böyle benle beraber kaybolup gitmesini istemediğimden söylüyorum Artık hak esması bir sufiye seyr-i o kimse kendisini cennette görür rüyasında veya halinde bunun sahih olanı Rüyadır rüyasında cennette görür kendini cennette görünce o hak esması’nı duyar Allah ona hitap eder Allah ona hitap ettiğinde bütün vücudu kulak olur içi dışı onu Duyar bütün vücuduyla bütün vücuduyla duyunca o hak esmasını alır beşinci makam gerçek manada hak esmasının tecelliyâtı bu ve buna benzer olan şeylerdir onu başındaki Üstadı bilir zaten onun o esmanın alıştırma esması mı yoksa gerçek esması mı bazen alıştırma esmasıdır ona bir Esma söylenir o Esma der ki bir hafta Çek on gün çek bunun sayısız olarak çek veya önemli değil o Esma da oturdum oturmadı mı Esma’yı aldı da tecelliyâtı geldi mi gelmedi mi bu da önemli Onun esmanın bir de kalbi tecelliyâtı var kalbi tecelliyâtı da gelecek o esmanın kalbi tecelliyâtından sonra Sırrı tecelliyeti var o tecelliyât da gelecek Ondan sonra Ruhi tecelliyâtı var o da gelecek Bunların hepsi de bakın kendi içerisinde kademe kademe hu esmasını aldı o Derviş bayan veya Hatta erkek önemli değil hu esmasını aldı hu esması aldı kalbi tecelliyâtı bu esmasında mı ardından Sırrı tecelliyâtı hu esmasında mı ardından Ruhi tecelliyâtı bu merhaleleri de geçti Hay esmasına geçti Hay esmasında da aynı kalbi Sırrı Ruhi Ondan sonra hak esmasına geçti hakka esnasında kalbi sırrı bu incenin incesi çileye doğru gidecek artık dünya için kime kızdı kime kızmadı kimin kalbini kırdı dünya için ne yaptı malı satacağım diye yalan mı söyledi alacağım diye yalan mı söyledi bu aslında daha yolun başında olan şeylerde hepsine inceleyip sık dokunacak artık o öyle inceleyip sık dokuyacak insanların hakkı hukuku eşinin hakkı hukuku çocuklarının hakkı hukuku hepsini de inceleyip sık dokucak Vay çocuk benim istersem döverim istersem söverim senin değil Allah’ın kulu resulünün ümmeti Dostlar davran çocuğuna O ay hanımına Küfür etti hakaret etti hadi yavrum hadi senin seyr-i dikerler başına Derler ki Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri hiç dövmedi sana kim öğretti bunu da dikerler başına Derler ki Hz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem eşine hiç hakaret etmedi sen nereye hakaret ediyorsun der Öyle kolay değil bu iş O iş kolay değil Esma alırsın Onun arkası var O kolay değil o Allah bizi affetsin işte bu noktalarda olan bir kimse Normalde o beşinci Esma da hani hitabı alınca artık cemalleşme başlar O yüzden onun gözü kaşı oynamayacak her ne tarafa dönersen o tarafa doğru koşacak O nerede O 7 makamda yani edebiyatla olmuyor bu işler o da 7 Allah bizi o hallerle hallenenlerden eylesin inşâallah 1730 beyitten devam edeceğiz inşâallah önümüzdeki hafta biraz böyle bu konular Hakkınızı helal edin Hazreti Pir böyle örneklerle anlatıyor ama öyle basit olarak geçebileceğim şeyler değil bir de yaşta geçiyor ölüm insana ne zaman gelecek belli değil ilmi saklıyormuş gibi olmaktan Allah’a sığınarak Ben bir şeyi saklamayı sevmiyorum bunu anlamazlar diye düşünmüyorum Öyle bir düşüncem de yok ben bildiğimi anladığımı aktarmaya çalışıyorum yavaş gitsin önemli değil Paşaya kelle yetiştirecek değiliz ya o yüzden Allah bizi affetsin inşâallah Bak buraya bir şey düşmüşüm Ya bir dörtlük düşmüşüm bununla kapatayım Ey nefsim Aşk meydanına giden yolda şeytan vesvesesi çoktur uyanık ol da gözünü açsın Gönül kulağına mürşidine ver kim gelmiş kim gitmiş Meydan sahibi için ne fark eder Aşk Meydanı delil ister Gam yer su yerine kan içer kafam yerinde değilmiş bunu yazarken Şimdi tam son Faslı atmışım bunu kafam yerinde değilmiş bunu yazarken Allah beni affetsin Ey mevsim Aşk Meydanı’na giden yolda kendi sözümü kendim işaretlerinden neredeyse şimdi herhalde benim değildir Bu Söz yani ben buraya yazmışım bunu ama o kafayla demek ki gerçekten aşk meydanına giden yolda şeytan uğraşır o kimseyle ona şeytan çok vesvese verir o kadar çok vesvese verir ki ne yaptı kadıya Hazretlerinin gidecek at sırtından attı onu at sırtından attı hazretleri bu sefer yayan yürüdü Hz Üftade’nin tekkesine bile götürmek istemedi onu O yüzden bu Ben böyle Allah affetsin tarikat sözünü kullanmam ya pek kullanmak da istemiyorum zaten Aşk meydanına bir kimse yola çıksa şeytan ona aklına hayaline gelmeyecek vesveseler verir öyle vesvese veririm sakın Biz ders aldık bize vesvese vermez diye düşünmeyin verir herkese verir uyanık ol da gözünü aç uyanık ol gözünü aç Yani senin mana gözün açılsın kulağına mürşidine ver Ha demek ki kulağına kime verecekmişsin mürşidine şeytana değil heva hevesine değil nefsine değil Ahmet’e Mehmet’e İşte o ablaydı o teyze değil o abiydi o Zakir değil zakirlere karşı bir düşmanlığım olduğundan değil ha Yanlış anlaşılmasın hepsinde kardeşimiz hep beraber yol Yürüyoruz ama Derviş Aşk meydanına yürüyecekse onun gözü kulağa üstadında olacak eğer ben burada seyr-i sülük yapacağım diyorsa o zaman gözünü kulağını odağını ona bağlayacak kim gelmiş kim gitmiş Meydan sahibi için ne fark eder Aşk meydanının sahibi Allah oraya kim gelmiş kim gitmiş ne zaman yaratıldığını bilmiyoruz sen oraya oturmuşun kalkmışsın gitmişsin gelmişin Meydan sahibi için fark etmiyor Çünkü senin gelmen onun şanına Şan katmıyor senin gitmen Onun şanından bir şey eksiltmiyor bir Mürşidi Kamil düşünün yüz bin tane dervişi olsa ne olacak bir tane Derviş olsa ne olacak o Allah’la ruhsat perdesinde oturmuş zaten Onun bir derdi yok Bir Gamı tasası onun Allah sen gelmişsin gitmişsin ne olacak senin yerine doldurur Allah’ın kulu mu yok Sen kendince vazgeçilmez zannedersin mezarlıklar vazgeçilmez insanlarla dolu 26 yaşından beri Dergah Sufi hayatıma Kaç kişiler geldi Kaç kişiler gitti kaç kişilere ders verdik 26 yaşından beri sohbet ediyorum haftada 4-5 gün Hani hazretidir diyor ya ben tüm meclislerde Oturdum ağladım bütün meclislerde feryat ettim anlattım feryadım işten Olmadı diyor bizim feryadımız o yüzden Kimi işitecek Kimi işitmeyecek o önemli değil Meydan sahibi için fark etmiyor Aşk Meydanı Ben aşığım demek daha aşık olunmaz Gam yer yani sana Gam veririm orası Gam fabrikası gibi keder fabrikası gibi Hüzün fabrikası gibi su yerine kan içer Çünkü aşığın delilidir kanını feda etmesi canını fedakandan kasıt Can o senden delili ister o delili koymazsan ortaya yere aşıklığın senin lafta o delili koymazsan aşıklığın edebiyatta Allah bizi affetsin yazmış bırakmışım burada demek ki böyle olacakmış Eyvallah 1733 beyitten devam edeceğiz Allah rızası için ve Fatiha Amin Allah razı olsun İnşallah bu sohbetleri 9’da diyoruz ama bazen böyle dokuzu geçiyor Evren bir oturuyorum bir orada bir esintiyi alıyorum bir kafam bir toplansın diyorum böyle bir Esinti olsun bir rahatlayayım Bir de kutsal mübarek tahtaya bir sürüneyim diyorum bir sürtüneyim orada Ondan sonra o tahtadan diyor mübareklik bir gezsin bana ölesi geliyor ben yine sizlerden ve uzaktan katılıp dinleyenlerden haklarının helal edilmesini istiyorum Allah razı olsun etmiyorum diyen varsa çıksın meydana bir pehlivanlık yapalım Yani daha ölmedik Allah’ın izniyle O yüzden varsa helal etmiyorum diyen varsa üzerinden geçeyim silindir gibi böyle bir çarpayım böyle bir zorla helallik alayım ben Sonuçta Bayındır mıyım normal değilim ben işin latifesi Allah razı olsun Tekrar teşekkür eder haklarımızın helalini isteriz Selamün aleyküm Mesnevi de böyle bir kafiyeli Aslında böyle hususi oturulup da kafiyeli yazılmış bir eser değildir bazıları onu böyle sanki Divan Edebiyatı gibi böyle Kimisi de Mesnevi’den şiir arıyor mesela mesnevinin içinden bazen bazı yerlerde denk geliyor tabii Mesnevi’den bazı şeyleri de beyitleri de Kimisi böyle şiirleştirmeye çalışıyor ondan sonra bunlar böyle biraz Beyhude Çabalar Mesnevi benim tabirimle Kur’an ve sünnetten süzülmüş bir hayat kitabı bir hayatı tecrübe etmiş olan bir kimsenin kitabı Mesnevi tefsir Mesnevi Akaid Mesnevi hukuk Mesnevi Merhamet Mesnevi Adalet Mesnevi Normalde Kur’an ve sünnetin bütün ilimlerini mesnevide görmeniz mümkün O yüzden Mesnevi mesela bazen okullarda öyle söylüyorlarmış bir divan edebiyatı örneği değil Mesnevi bir şiir kitabı değil bakın Mesnevi bir şiir kitabı değil Mesnevi bir değiş kitabı değil değil Mesnevi Kur’an ve Sünnet tefsiri Bakın tekrar söylüyorum Mesnevi bir insanın günlük hayatında nasıl yaşaması gerektiğini anlatan Hayat Kitabı Yani bunu Normalde başka bir yere bağlamak Hatta Hz pirin deyimiyle diyor ki Mesleğimi bir Vahdet kitabıdır Tamam Birlik kitabıdır Hatta diyor Kim bunun dışında bir şey söylerse ama Vahdet kitabının dışında bir şey söylemesin Vahdet kitabıdır Çünkü diyor Bunun dışında bir sözü kaldırmaz mezhep ediyor O yüzden Mesnevi Gerçekten bu manada bir Allah’a gidilen yolda nasıl yolcunun yolcunun nasıl olması gerektiğini anlatan disturlar manzumesi bunları ne ile bunları hikayelerle anlatmış o ben işte aslanı ayrılığa benzettim bir başkası başka şeye de benzetebilir eyvallah böyle illaki öyle doğru olacaktı bir kaydı Ben genelde bir Mesnevi iyi şerh eden kimselere saygısızlık küstahlık gibi algılanmasın ben genel olarak Mesnevi Kur’an sünnet ilminden geçirerekten anlamaya ve anlatmaya çalışıyorum yani Çünkü onlara bakıyorum Mesela bakıyorum burada ne demek istedi şunu bununla alakalı ne ayet-i Kerime var bu var bununla alakalı ne hadisi şerif var bu var gibi ben onu böyle kendimce şerh etmeye çalışıyorum Bazen de böyle kendimce Hani Bakıyorum bu diyor manevi bir şey o zaman da böyle ayet hadis aramıyorum ona diyorum ki buna ancak yine sufica sufilik noktasından cevap verilir veyahut da anlatılır manasında öyle O yüzden mesneviye bakarken bir şiir kitabı gibi görmeyelim ve hatta Divan Edebiyatı’nın örnekleri varmış gibi görmeyelim ha bazı faresizcesine baktığında faresece Hani beyitler birbirine uyumlu gidiyor faresiz bir arkadaşımız farisicesinin getirdi Bazen oradan karşılığında da Türkçesi var oradan buraya hazırladım beyitleri bakıyorum onda bazı böyle şeyler nasıl söyleyeyim beyitler kafiyeli gitmiş kafiyeli söylemiş onları amma velakin Sonuçta Mesnevi toparlayacak olursak Bir Şehir Kitabı değil.

231. Mesnevi Şerhi 1725. Beyit – Sohbet Notları


Kaynak

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.

İlgili Sohbetler

Bu konuyla ilgili diğer sohbetler: Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 17.07.2025, KADİR GECESİ / SEMA / DUA 27.04.2022, İCAZETNAME TÖRENİ TEK PARÇA (BURSA) 16 EYLÜL 2021 ​​​​​​​​​​​. Tasavvuf geleneğinde bu konular ele alınmaktadır.

İlgili Sohbetler