230. Mesnevi Şerhi 1715. Beyit konusunda Mustafa Özbağ Efendi’nin değerli sohbetlerinden derlenen bu içerik, 230. mesnevi şerhi 1715. beyit hakkında önemli bilgiler sunmaktadır.
230. Mesnevi Şerhi 1715. Beyit Hakkında
Mesnevi Şerhi (1715. Beyit) konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Mesnevi Şerhi (1715. Beyit) hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız. geçen haftadan kaldığımız yerden inşâallah devam edeceğiz Allah izin verirse 1715 beyitte kalmışız 1715’ten İnşallah devam edeceğiz Bir önceki hafta Ah keşke Gözyaşım Deniz olsaydı da o güzel dilberimin yoluna saçaydım buraya okudum inşâallah 1715 beyitten devam ediyoruz benim Dudum Benim anlayışlı kuşum düşüncelerimin sırlarımın tercümanı rızkını vereyim vermeyeyim Benim enisimdi İlk söylenen sözlerden onu hatırlarım benimle Ezeli bir aşinadır geçen haftalarda söyledim ya burada Allah Alem dududan kasıt bir ruh yani içimizdeki ruhumuz O yüzden bu beden kafesine hapsolmuş olan ruhu Hz bir konuşturuyor Tabiri caizse Dudu üzerinden tabi ruh malum beden oluşunca anne karnında cenab-ı kendi ruhumdan dediği bir ruh ne olduğunu bilmiyoruz tam olarak onu insan bedenine üfledi tabiri rica etse ruhun bedene tecelli etmesi ilahi Emir ruhun bunu noktada kendi kafasına göre hareket etmesi kendine göre hareket etmesi mümkün değil ruh Rabbimin emrinde ruh Rabbimin emrinde olunca cenab-ı üfleyince o bedende o kafeste hapis kaldı ve onun Tabiri caizse gıdası verilse de verilmese de Allah’ın emri gelinceye kadar yani ecel gelinceye kadar bedenle ilişkisi bitmeyecek Evet uyku yarı ölümdür dedi Allah resulü Sallallahu Hazretleri o kimse ölünce ruh kendi katından çıkıyor Kendi katında bekliyor Bu Ruhlar için Tabiri caizse beden için bir dinlenme oluyor Ruhlar da bu sefer kendi katlarında uykudayken onlar da kendi katlarına çıkıyor ama asla bizden ekmek istemiyor su istemiyor Bizden herhangi bir isteği yok beden olarak biz yesek de yemesek de içsek de içmesek de Ruhi etkileyen bir durum değil o yüzden Hz Pir diyor rızkını vereyim vermeyeyim O diyor bundan şikayet etmiyordu benim enisimdi yani benim arkadaşımdı benim dostumdu vücudun arkadaşı vücudun dostu vücudun kendince kendi içinde vücutla beraber hemhal olmuş İlk söylenen sözlerden onu ilk sözlenen ne eleştiri Rabbi Kim cenab-ı hak ruhları yarattı ruhları yarattıktan sonra ben sizin rabbiniz değil miyim diye sordu bu Ben sizin rabbiniz değil miyim demesiyle beraber ne yaptı Ruhlar da dediler ki evet sen bizim rabbimizsin Araf 172 ayet bir vakit Rabbin Adem oğullarından onların bellerinden zürriyetlerini almış ve onları kendileri hakkında şahit tutarak Ben sizin rabbiniz değil miyim demişti onlar da evet bir şahitiz demişlerdi bunu kıyamet günü bizim bundan haberimiz yoktu dememeniz için yaptık diyor işte Tacir de burada karşısında tacirden kasıt da beden vücut dududan kasıt nasıl ruh ise tacirden de kasıt beden Bu sefer o normalde birinci kelamı bana hatırlattı demesi de işte bu Ruhlar aleminde Ruhlar yaratıldığında vermiş olduğu söz ruhun tam biz buna Aşina mıyız genel olarak Müslümanların %99’u değil hani binde 999.9’u Aşina değil yani Ruhlar alemindeki kendi ruhunun Evet sen bizim rabbimizsin Rabbena sözüne Aşina değil ancak seyri sülükte belli bir noktaya gelenler bu aşinalı yakalarlar bu hitabı alırlar o Ben sizin rabbiniz değil miyim sözünün hitabını alır O zaman da ruhun Evet sen benim rabbimsin dediğinin cevabını da bulur bu Normalde Yalnız o kimse ama hal ama yakaza halinde bu hali Yaşar verdiği cevabı da gör Ama öbür türlü bunu buna ulaşması mümkün mü mümkün değil bakın buna ulaşması mümkün mü mümkün değil Bu ancak seyr-i makama yaklaşırken altının sonunda 7’nin başında herkesin durumuna göre değişir bu O esnada o bu hitaba alır O hitabı Duyar işitir ilk önce ruhun hitabını görür duyar sonra da ruhun kendisini görür orada burada ruhun kendisini görür dedim Aslında Aslı değil silleye halinde bakar ki Kendine benzer bir silüet var sonra zaten o 6’dan 7’ye geçerken de ruhları da görürsüliyet halinde gelecek olan ruhları veya yaşayanları silliyet halinde arı peteği gibi böyle arı peteği gibi arı peteğin içerisinde hepsini de suretleri var böyle böyle kimlik gibi ettim karşıdan bakılmış hani var ya kimlik fotoğrafı onu küçült böyle diyorsun ki bu o bu benzetiyorsun onu normalde ama tam o değil ama o tanıyorsun biliyorsun işte burası normalde o Eee ben sizin rabbiniz değil miyim hitabına muhatap olunan perde Bak o perde O yüzden Normalde Hz Pir de bunu andırıyor Ben diyor Biz biz diyor onunla aşinaydık o birinci kelamı bana hatırlatırdı birinci kelamı hatırlatırdı ne ben sizin rabbiniz değil miyim kelam bu O da ne dedi Evet rabbimizsin o zaman Biz hayatımızı bunun üzerine kurgulamamız lazım Evet o bizim Rabbimiz O bizim Rabbimiz ise bizim hayatımızın her alanına karışır bizim Rabbimiz ise biz Rab olarak ona iman ettiysek ki iman etmemiş etmiş olmamız gerekir O zaman biz bütün hayatımızı iman ettiğimiz Rabbin emirlerine göre onun istediği istikamette Dizayn etmemiz gerekir ruh devamlı bize bunu hatırlatır ruhun devamlı bize bunu hatırlatır O hatırlatmayı bizim duymamız gerekir O yüzden Hz Pir diyor ki o benim enisimdi yani arkadaşımdı dostumdu O benim yoldaşımdı o benim sırdaşımdı gerçekten de insanın iç aleminin Nedir sırdaşıdır o öyle bir duduydu ki sesi vahiyden gelirdi varlığı varlık meydana gelmeden önceydi o Dudu senin içinde gizlidir Sen şunda bunda onun aksini görmüşsün O zaman o varlığı sesi vahiyden gelirdi Yani ilk varlık aleminden gelirdi sesi ve varlık meydana gelmezden önceydi Onun Ruhlar Biz dünyaya gelmezden önce yaratıldı bunu tartışıyorlar bazıları işte anne karnına meni düştü orada hamilelik oluştuğu zaman mı ruh yaratıldı veyahut da 4 aylık olduğunda mı ruh yaratıldı o zaman mı üflendi diye tartışıyorlar ki bu tartıştıkları zaman da ne yapıyorlar yanlış yapıyorlar bunu tabii tartışanlar hadisleri kendilerine ölçü tutmayanlara hadis inkarcılar bunu tartışıyor Oysa hadis-i şerifte Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri buyuruyor ki Ruhlar toplanmış cemaat gibidir onlardan önceden birbiriyle tanışanlar iyi anlaşırlar tanışmayanlar ayrılırlar pek anlaşamazlar buhar Müslüm Ebu davu Demek ki Ruhlar yaratıldı Ruhlar yaratıldığında Hepsi de bir cemaat halindeydi dedi orada Ruhlar aleminde birbirleriyle Ruhen tanışanlar birbirleriyle görüşenler başka bir hadisi şerifte Birbirlerini sevenler olarak geçiyor orada Birbirlerini sevenler Burada da birbirlerini severler Burada da tanışırlar orada birbirlerini sevmeyenler birbirlerini tanımayanlar tanışmayanlar burada birbirlerini sevmeleri ve tanışmaları bir mümkün değil orada birbirlerini sevdilerse Burada da birbirlerini sevecekler orada birbirlerini sevmediyse burada birbirlerini de sevmeyecekler orada birbirleriyle tanışanlar Burada da birbirleriyle tanışacaklar Ama yok orada tanışmamışlarsa burada da tanışmayacaklar bu gösteriyor ki Ruhlar Henüz daha biz dünyaya varlık olarak yaratılmazdan önce yaratıldılar Çünkü cenab-ı hak Hz Peygamber SAV Hazretlerinin ilk nuraniyetini ve ruhaniyetini yarattı Ondan her şey yarattı ve bu yaratma merhaleleri tecelli ederken sonra ruhları da yarattı ruhları yarattıktan Sonra onlara sordu Ben sizin rabbiniz değil miyim onlar da cevap verdiler Evet sen bizim rabbimizsin bu Ruhlar aleminde Henüz daha cesede ete kemiğe bürünmeden daha ete kemiğe bürünmeden Ruhlar yaratılmış oldu böyle olunca bir de bunun üzerinde de herkes çok fazla konuşuyor o o Dudu senin içinde gizlidir Sen şunda bunda onun aksini görmüşsün Demek ki şunda bunda onun aksini görmüşsün o var ama onun varlığını biz nasıl söyleyeyim elle tutup gözle göremiyoruz ama onun tecelliyâtını ne yapıyoruz izliyoruz tecelliyâtını görüyoruz İsra ayet 85 Ey Muhammed sana ruhtan soruyorlar de ki ruh Rabbimin bileceği bir şeydir size ancak az bir bilgi verilmiştir Tabii bu Size az bir bilgi verilmiştir neye göre az neye göre çok O da ayrı bir bilmece ama Yahudiler geldiler sordular ya bu Hazretlerine ruhtan sordular Allah resulü Sallallahu vesselam Hazretleri bir an durdu durduğunda vahiy geldi vahiy gelince hemen vahiyle Hazreti Hazretleri Yahudilere cevap verdi İsra 85 bu Ey Muhammed sana ruhtan soruyorlar de ki ruh Rabbimin bileceği bir şeydir size ancak az bir bilgi verilmiştir O yüzden ruh yenilir mi içilir mi tutulur mu Gözde görülür mü görülmez mi Bununla alakalı Size az bir bilgi verilmiştir ruh görülür mü görülür Şunu hiçbir zaman unutmayın bir şeyin adı varsa kendisi vardır kendisi varsa muhakkak o görülür sen görmemişindir o görmemiştir başkası görmemiştir adı varsa adı varsa kendisi var Kendisi varsa görünür o Allah dahil buna sıfatlarıyla tecelli eder görülür mü Evet Allah rüyada görülür mü Evet rüyada gördüğünüz sıfatsal tecelli yapmadır Evet ama o kimse Ben Rabbimi rüyamda gördüm demesi hak mıdır haktır sıfatsal tecelliyât mıdır Evet zat mıdır değildir onun zatı her şeyden münezzehtir ama biz o sıfatsal tecelliyâtı görse dahi o kimse Neden ben Allah’ın rüyamda gördüm ben Rabbimi rüyamda gördüm onun hakkı mıdır Evet şöyle düşünün bir şeyi ben bu aldım elime Tuttum bu kimin benim Halbuki bu ayrı bir şey benden öyle değil mi Ama ben bunu elimde tuttuğum için ne oldu bu Mustafa’nın telefonu oldu bu Mustafa’nın Biz şimdi çayı aldık buraya koyduk Şimdi siz bunu söylerken Mustafa’nın kolu çayı aldı buraya mı koydu diyorsunuz yoksa Mustafa çayı aldı buraya koydu diyorsunuz öyle değil mi Oysa benim orada sıfatım çalıştı benim orada sıfatım çalışmasına rağmen bana atfedildi o aynı şey Allah için geçerli Allah’ın sıfatları çalışır fiiliyatı yaratan Allah’tır sıfatlar çalışır sıfatlar çalışırken de biz sıfatları söylemeyiz deriz ki Allah gördü Oysa Allah’ın Basir sıfatı çalışmıştır Allah duydu deriz Oysa Allah’ın seni İsmi Şerifi tecelli etmiştir bakın Semih İsmi Şerifi o zaman Normalde Demek ki Orta yerde çalışan Orta yerde tecelli eden tecelliye tecelli hiç kesmeyen sıfatlarıyla Allah’tır ve Allah sıfatlarıyla tanınır ve biz o sıfatın tecelliyâtından bakarız ki bu Allah bunu böyle yaptı Allah bunu böyle istedi deriz Oysa çalışan bu konuda fail olan nedir Allah’ın sıfatlarıdır işte ruh da bu manada Allah’ın üflediği bir şeydir Allah’ın üflediği bir şey olduğu için Allah’ın üfledi ne olduğunu bilmiyoruz ama ilk yaratılış esnasında yaratılışla alakalı hadisi Kutsi de şunu vardır Allah kendi ruhundan ve nurundan bir şey yarattı bakın kendi ruhundan ve nurundan bir şey yarattı ve ondan her şey yarattı kendi ruhundan ve nurundan Yani kendi ruhunun da kendi nurunun da gerçek mahiyetini bilmiyoruz bilmemiz de bu mümkün değil ama ismi var mı var bunun değişik tecelliyâtlarını görebilir miyiz Evet değişik tecelliyâtlarını gördüğümüzde bu odur der miyiz deriz ama ardından tenzih ederiz o hiçbir şeye benzemez bu ne ile alakalı bu zatla alakalı sıfatlarını bir şeye benzetsek dahi sıfatları ile de alakalı ne yaparız tenzih ederiz işte Demek ki İnsanoğlu ne kadar ilim alırsa alsın ne kadar bilgili olursa olsun nereye kadar ulaşırsa ulaşsın ruhla alakalı kanun Kaide belli ona Ondan size çok az bir bilgi verilmiştir O yüzden Normalde bir kimse ne kadar çok bilirse bilsin Bu kim olursa olsun hangi konuda olursa olsun Allah’ın ilminin bilgisinin kudretinin kuvvetinin yanında esamesi okunmaz azdır şimdi böyle insanlar bu ahir zamanda üç kuruşluk bir bilgi kendilerinde çok büyük bilgili devasa Bilgi yüklü insanlar olarak görüyorlar Allah’ın ilminin yanında bütün kulların Hatta Adem’den bugün zamana kadar Bu zamandan kıyamete kadar bütün kulların edinecek olduğu bilgileri üst üste alt alta koysak Allah’ın bilgisinin yanında esamesi olmaz yani nokta dahi olmaz bakın nokta dahi olmaz bilgisinin yanında kulların bilgisini o yüzden Ama ruhun varlığı ancak bedenin varlığıyla bilinir beden olmazsa ruhun varlığı bilinmez beden olmazsa ruhun tecelli edeceği alan yoktur ve bütün tecelliyâtlar bir bedene taalluk eder şimdi Rüya görürsünüz Öyle değil mi İşte Peygamber sav Hazretlerinin rüyanızda gördünüz Hepsi de ayrı ayrı görür Hepsi de bir suret üzerine görür bakın Hepsi de bir suret üzerine görür ve o bütün herkesin gördüğü peygamber sureti hak mıdır Evet ama hepsi de ayrı ayrı surette görünür Doğru mu Evet birbirine benzeşmiş olsa dahi aynısı mıdır değildir Çünkü herkesin manevi haline göre manevi derecatına göre bir peygamber görür o Sallallahu Aleyhi ve Sellem’i görür o gördüğü peygamber midir Evet Şeyh şüphe edilir mi Hayır Çünkü onun şekline şemaline şeytan giremez Onun sesini de şeytan benzetemez hiçbir peygamberin şekline ve şemaline Şeytan girmez giremez cenab-ı hak dinini ve peygamberlerini böyle Muhafaza eder Eğer şeytanın şeytan peygamberin şekline şemaline girmiş olsaydı bütün insanlığı kavasa sürüklerdi o şeytan bunu şeytana bu yasaklanmış yasaklandığı için şeytan Peygamber sallallahu ve sellem Hazretlerinin suretine giremiyor Ben Peygamberim de diyemiyor bunu şimdi inkar edenler var bunu inkar eden hadis-i Şerifi inkar ediyor hadis-i Şerifi İnkar Eden de kafir oluyor zaten bu hadisin karcılarını da başka bir şey söylenmez Allah bizi affetsin O yüzden Normalde ruh beden ilişkisi ecel gelinceye kadar reddedilmesi mümkün değil ruh beden ilişkisi de her daim ruhun tecelliyâtının anlaşılabilmesi için ruhun varlığının anlaşılabilmesi için lazım E tabi bu batılılar da bunu çok tartışmışlar batılı materyalistler de bunları çok tartışmışlar batılı teologlar da bunları çok tartışmış yani ruhun varlığı bedenle olan ilişkisi Bunun üzerinde kendilerince çok çok derinlemesine tartışmışlar bunların içerisinde tartışanların içerisinde en önemlilerinden birisi matematikçi Aynı zamanda astrofizikçi aynı zamanda da felsefeci Rana Descartes enteresan ve bu Fransız ruhun bedenden önce yaratıldığını kendince felsefi olarak ispatlamış batıda bunu söylemiş ne yazık ki Fransa’da tutunamamış Bundan dolayı ve Hollanda’ya göç etmek zorunda kalmış ve kimse de şimdi biraz Felsefi bir dil konuşacağım ama Skolastik felsefenin dışına çıkmış enteresan kimselerden birisi ve bu Skolastik felsefeden Dışarı çıkıp biraz daha böyle kendi düşünce dünyasında böyle batılıların tabiriyle mistik meselelere bakıp böyle sufica yaklaşımlar gösteren enteresan bir kimse Böyle olunca da tabi batılılar çok böyle çok onu böyle methetmiyorlar Ve bu çok methedip etmenleri de önemli değil O bunu böyle düşünce üzerinde bunu hani bir kimse düşünebiliyorsa düşünce kuvvetinin ruhla bağlantılı olduğunu söyleyenlerden birisi ve ruhun Biz yaratılmazdan önce yaratıldığını söyleyenlerden birisi enteresan Mesela bir kısım batılı felsefeciler ve teologlar bir kısmı ruhun varlığın dahi kabul etmiyorlar Bunlar materyalist düşünce de olanlar bu materyalist düşüncede olanlar ruhun varlığını kabul etmiyorlar Ama bu bahsettiğimiz Descartes ruhun varlığını düşünce sistemi ile bağlantı kuraraktan daha da enteresan astrofizik bağlantılarla ruhun var olduğunu ruhla alakalı değişik çalışmaları var şimdi diyeceksiniz ki yani bir matematikçi bir astrofizikçinin felsefe ile ne işi var Hep ben derim ya asıl Felsefe ile uğraşanlar felsefe ile uğraşanlar astrofizikçilerdir matematikçilerdir çünkü onun kurgulanmış olduğu felsefeyi öne koyar Çünkü o felsefe aynı zamanda bir teoridir onu ispat etmek için matematiksel denklemini Bulur çünkü Aslında matematikle felsefe felsefe bir adım önde gider birbirlerinden ayrılma şeylerdir Bir de onun yanına Siz astrofiziği koyarsanız bu muhteşem bir üçlü olur ama testi Sina’nın inancındaki güçlü değil bu bu insanlığın bilgisinin ilminin daha ileriye götürebilmesi için ve icatların icatların oluşmasına en büyük etkenlerden birisidir matematik astrofizik ve Felsefe İslam dünyasında her ne kadar felsefe böyle kerih görülse de aslında Gazali Bu konuda thâfetül felasife ile Ayrıca felsefelere verdiği bir cevaptır felsefi cevaptır dolaylı bir şekilde İslam dünyasının da kendine ait bir felsefesinin var olduğunu gösterir ama İslam dünyasındaki felsefe batıdaki felsefe gibi değildir laftan laf üretmek değildir İslam dünyasındaki felsefe İslam dünyasındaki felsefe Allah’ı tanıma Allah’ı bilme Allah’ın varlığının üzerindeki tecelliyâtlarını sezme ve varlığın üzerindeki sıfatsal tecelliyâtlarının nereye kadar yürüdüğünü görme ve cenab-ı sıfatsal boyutta daha da tanımayla alakalıdır eğer biz felsefeyi Bu açıdan bakarsak o zaman felsefe bizi farklı yöne götürecektir varlıkla ilintili olursa mesela Hz pirin sen bütün bu varlık alemini Hayal üzerinde yürür gör demesi felsefenin en Zirve noktasıdır bakın en Zirve noktasıdır veyahut da ben onun sofastiyası gibiyim demesi felsefenin en Zirve noktasını gösterir Onun dediği Allah’ın Yani ben onun Sofrası Gibiyim gibiyim der o öyle şataattan uzak durur gibi değildir öyledir kendince ama normalde İslam dünyasındaki felsefe materyalist değildir olmaması gerekir materyalist olursa o zaman İslam dünyasında bu büyük handikaba yol açar ve ne yazık ki belli bir zamanda felsefi eser kontrollü bir şekilde İslam dünyasının diline çevrilememiş ne bulurlarsa almışlar haklı haksız doğru yanlış çirkin bakmamışlar hepsinde çevirilerle İslam dünyasının içine koymuşlar ve İslam dünyasının düşünce platformunu kirletmişler Hala da Kirletmeye devam ediyorlar ve Normalde mesela Descartes ruhun Temelli Öz niteliğinin düşünce yani ruhun en önemli özelliği düşünce cismin en önemli özelliği de yer kaplamak olduğunu ve ruhumuzu bedenimizden daha açık biçimde bile bileceğimizi bu bilginin de ruhumuzdaki doğal ışıkla belli olacağını söyler Ben metni komple aldım buraya Hani onun söylediği tespiti O yüzden komple aldım Böyle şeyde bir Hani onun da ilmine bilgisine bir hakaret olmasın diye Demek Descartes bile ruhun varlığını kabul etmiş ve demiş ki onun hani en önemli özelliği düşünmektir hani meşhur ya düşünüyorsan varım değil mi batılıların meşhur şeyi bu yani düşünüyorsan varım Evet o kuş senin neşeni alır fakat yine sen ondan neşelenirsin onun yaptığı zulmü adalet gibi kabul edersin yani Senin ruhun senin neşeni alır Fakat sen yine neşelenirsin ve Aslında onun yaptığı zulmü de adalet gibi kabul edersin Fatır ayet 32 onlardan kimi kendine zulmeder kimi orta yolu tutar Kimi de Allah’ın izniyle hayırlı işler Döne geçer İşte bu Allah’ın büyük bir lütfudur Sen Nefsine uyarsın nefsine uyduğun zaman kendi kendine zulmetmiş olursun içindeki O ruh seni uyarır Biz ona Vicdanın Sesi diyoruz ya aslında ruhumuzun sesi O bizi uyarır yapma da o bize uyarır konuşma der o bizi uyarır Burası kabul edilecek bir şey değil der ve bizim bu nefsimize acı gelir nefsimize Zehir zemberek gelir nefsimize ağır gelir ve biz o bizi uyardığında ne yaparız deriz ki neşemizi alır bizim ne güzel yiyecektik içecektik eğlenecektik Vur patlasın çal oynasın yapacaktık O bizim İçimizden bize Seslendi yapma yapma deyince o bize acı geldi o bize zulüm gibi geldi şimdi bir kimse nefsine uyarken ona nefsine uyma dediğinde ona zulüm gibi geliyor Ona acı veriyor bakın Dünyada insana en acı gelen şey nefsinin isteklerini yerine getirmemektir nefsin isteği yerine getirilmezse insana çok acı verir insanın neşesini kaçırır insanın yaşam zevki gider elinden Öyle diyorlar ya şimdi ama Sen Nefsine uymazsan bakın Sen Nefsine uymazsan O zaman da sen ötelerden neşelenirsin bak Ötelerde neşelenirsin ve nefsine uymadığın zaman sana bu Normalde adaletsizlikmiş gibi gelir Ama adalettir nefsine uyduğun zaman da sana adaletmiş gibi gelir ama o nedir adaletsizliktir işte Sen Nefsine uyarsan O ruh seni uyarır seni uyarınca da o sana o acı gelir o sana acı gelir o acı gelince de ne yapar senin neşeni kaçırır eyten uğruna canını yakıp Duran canını yaktın tenini aydınlattın Canını yaktım tenini aydınlattın nefsine Tabi olan kimse hem ruhunu hem cesedini hem sırrını her şeyini ateşe verir neden o kimse nefsine uydu Hatta daha da ileri gider Hani Hazreti Pir diyor ya edebi olmayan kimse diyor dünyaya ateşe verir o kimse nefsini uyarsa Dünyayı ateşe verir ve ahiretini de mahveder Ama nefsine uymaz da hakkın yoluna girerse nefsine acı gelir ama Hidayet bulur aydınlanır Allah’ın nuru ile nurlanır iman nuru İrfan ehlinin kalbini parlatır bedenini parlatır artık o kimseye bakıldığında Allah hatıra gelir ama o Kimse buna ne ile ulaşır o nefsine dur demekle ulaşır ve nefsine dur diyerekten nefsiyle mücadele ederekten o aydınlığa o parlaklığa ulaşır Eğer nefsine uyarsa o kimse kararır Çünkü o kimsenin kalbi kararır o kimse hakkı ve hakikati görmez ve duymaz Çünkü o nefsine uydu ve Eğer ki nefsine uymazsa artık bir müddet sonra onun nefsi Hakkı arzulamaya başlar bakın nefis mücadelesini Verdi verdi yürüdü bir müddet sonra artık o hakkı ister Allah’ı ister Allah’a ulaşmayı Allah’a yakın olmayı ister Allah’a yakın olabilmek için nelerle uğraşması gerekirse onlarla uğraşmaya gerek ister O yüzden Hazreti Pir diyor ki sen canını yaktın ama tenini aydınlattın Evet Sen Nefsine uymayaraktan sana acı geldi sen canını yaktın ama ne yaptın sen kendi tenini aydınlattın yani kendine aydınlattın kalbini aydınlattın düşünceni aydınlattın aklını aydınlattın neyle nefsinle mücadeleler ederekten Hz pirde O yüzden bütün mesnevisinde Diyor ki ey oğul bağı çöz ne zamana kadar gümüşü altın esir olacaksın yani bağı çöz nefsinle mücadele et nefsinle mücadele ederekten bağını çöz Allah’a yakın ol seni Allah’tan uzaklaştıracak allahla Senin arana perde koyacak her şeyden bağını çöz ve o bağı çöz ki özgürlüğe ulaşasın çünkü bütün insanlar bütün halk kendince kendisi adına bir şeylerin Kulu olur Ama bunun farkındadır Ama bunun farkında değildir o Hem iman etti meşedi la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden bunu derken de aynı zamanda da büyük bir kısmı bir şeylerin Kulu olur Kimisi nefsinin kötü isteklerinin kul olur dünyanın kul olur Ne bileyim işte şehvetin Kulu olur paranın Kulu olur makamın Kulu olur Ne bileyim işte heva ve hevesinin Kulu olur ve Sonuçta o bir türlü bağını çözemez bir türlü bağını çözemediği için Onun bir çok ilahi olur bakın Onun bir çok ilahi olur oysa o ilahlarla bağı çözüp Allah’a bağ kurması gerekirken o ilahlarla olan bağını devam ettirir hadis-i şerifte de Hz Peygamber SAV Hazretleri dünyanın esiri olan helak oldu dirhemin esiri olan helak oldu midesinin esiri olan helak oldu kadının esiri olan da helak oldu der Demek ki hani imtihan olarak dünya size yeter para makam mevki haram kadın veya şehvet Bunlar dünyanın İmtihanı Allah bizi affetsin işte Hazreti pir de diyor ki ondan sonra bu dünyaya ateşe vermeyin nefsinize uymayın dünyaya ateşe vermeyin Kendinizi de ahiretinize de dünyanızda yakmayın diyor Ey ten uğruna canını yakıp Duran canını yaktın tenini aydınlattın Yani sen bu nefis uğruna bu Tenin uğruna boyuna canını yakıp duruyorsun eteğini de aydınlatıyorsun nefsine Tabi olunmuyorsun o harika bir yoldasın Burası muhteşem ben yandım Hz Pir diyor bunu ben yandım kavını tutuşturmak isteyen bana gelsin benden tutuştursun da ter çöpü alevlensin yaksın Hz Pir diyor ki ben yandım Hani bir sözü vardı ya hamdım piştim yandım Elhamdülillah diye evet diyor ki ben yandım ben nefsimle mücadele ettim ben nefsimle mücadele ederekten Hak yolunda Yandım kavunu tutuşturmak isteyen yani Hak yolunda yürümek isteyen Allah’a dost olmak isteyen Allah’a yakin olmak isteyen gelsin kavunu benden tutuştursun Kav ağaçların gövdesinde veya dallarında yetişen bir tür mantardan elde edilen çabuk tutuşan süngerimsi bir madde kal Hz bir diyor ki eğer sende Allah aşkı var ise ve Allah aşkının sende Küçücük de olsa tecelliyâtı var ise gel kavunu benden yak yani Allah yolunda yürüyeceksen Allah’a aşık olacaksın Allah’ı Seveceksen bir Mürşidi Kamil Bul o Mürşidi Çünkü diyor ki;Ben Yandım Ben Yandım ne demek ben olacağımı olduktan sonra ben yanmaktayım bir sefer yanmaya görsün o kimse o yüzden ben yanmaktayım yanmaya müsait olan yanmayı göze alma sufilikte yol alacak olan gelsin benden tutuştursun Hatta Hz bir feryat ediyor Ben kul oldum kul oldum kul oldum ben senin hizmetinde kul olup başımı koydum Azad olan kul Şad olur Ben sana kul olduğum için şadım diyor bu Ben kul oldum sözü kolay bir söz değil Hz Pir diyor ki kim kavunu yakmak istiyorsa kim kul olmak istiyorsa kim Allah’a yakın olmak istiyorsa Kim Allah ile dost olmak istiyorsa Kim Allah ile oturup Allah ile kalkmak istiyorsa bir Mürşidi Kamile gitsin kavun ondan tutuştursun Yoksa o kimsenin yolu Hasan olmaz sufiye lazım olan kul Olmaktır sufiye lazım olan aşık olmaktır sufiye lazım olan Allah’a yakın Olmaktır Eğer Allah’a yakın olmayı dilemiyorsa Allah’a yakın olmayı dilemiyorsa o sufide Kav yoktur Allah’a yakın olmaya dileyen kimse sufilik yolunda yürür O ancak o yolda yürür başka bir yolda da o rahat bulamaz aşıklar için Hidayet yolunu aydınlatan ve gösteren aşktır der hazretidir Demek ki aşktan nasibi varsa aşktan onda böyle bir numune varsa bir işaret varsa o kavunu bir Mürşidi kamilden yakaraktan hayatına devam edecek ler olsun öyle bir ay Bulut altına girdi yazıklar olsun öyle bir ay Bulut altına girdi o tam olarak hakikati manasıyla anlatayım derken ilahi el beni perdeledi gerçeği hakikati haykıramadım sevgilinin yüzünde nice ne nikaplar var ne de perdeler ama ben perdelendim hakikat güneşini görememekteyim sevgili hakikati görebilmek için yolunun tozunu sakinleştirmedikçe biz yine hakikati göremeyiz Çünkü ayın önüne Bulut geçti güneşin önüne Bulut geçti o Bulut bizden hakikat orada apaçık meydanda ama bizim günahımız ama kusurlarımız ama hatalarımızdan dolayı biz perdelendik Yoksa Allah kuluna zulmetmez Hz pirdir diyor ki öyle bir ay Bulut altına girdi Bulut altına girince Ben konuşamadım Ben diyeceğimi diyemedim diyeceğimi diyemedim Ama sen Anlamana manasında söylüyor hadi yine Perdenin arkasından çık da gel meclisimize gir Canlar seni beklemekte gel de meclistekinler niye bu kadar gecikti Nerede kaldı demesinler Hadi aradaki bulutu perdeyi kaldır Mustafa’nın günahı yüzünden kimseler Senin cemalinden aşkından sevginden sohbetinden mahrum kalmasın Ey sevgililer sevgilisi bulutu çekmek senin emrinle bulutu aralamak senin emrinle bulutu bir arada bu topluluk bu cemaat senin Cemalin ne cemalleşsin senin sohbetinle muhabbetinle neşelensin Mustafa’nın günahları yüzünden bu Kardeşler o perdelenmeyi görmesin nasıl bahsedeyim Gönül ateşi şiddetle alevlendi Ayrılık aslanı çıldırdı kan döker bir hale geldi Ah ah Öldüm de dirildim bu Ayrılıktan bir türlü Ayrılık perdesini yok etmeye yol bulamıyorum o perdeye geçmeme imkan yok ya da imkan var fakat perdenin sahibi bana bir yol göstermemekte beni ayrılık hicranıyla yakıp kavurmakta her Ne tarafa dönsem Ayrılık Ayrılık ayrılık naraları dinlemekteyim o bu Ayrılıktan tat alıyorsa Ben yanıp yakınayım devrileyim hiç kalkamayayım sarhoş olayım Hiç ayılmayayım Şu Ayrılık rüzgarına bak bir yaprak kadar olsun bana bir değer vermiyor estikçe esiyor estikçe kesiyor Sen kendini kem gözlerden saklamayı dilediysen Murad ettiysen bana Ayrılık Korkusu neden çektirmektedir desin beni kendinden ayırma benim kadınımı ayrılıkla dökme benim Kanıma ayrılıkla dökmekten Zevk alıyorsan binlerce milyonlarca kanım milyonlarca canım sana feda olsun başkalarının kadehine şarap döküp içiyorsan Ne olur bana Cefa etmem kanımı dök ama başka yüzlere bakma benim Ayrılık gecemiz sona erdir gurbet ellerde yapayalnızım Senden başka kimim kimsem yok ayrılık diye anladım saçım sakalım ağrıdı Yetmedi mi bitmedi mi Senden ayrı günlerimi ömürden saymıyorum ömrüm bitti Ayrılık bitmedi ömrüm geçip gitti Ayrılık bitmedi ömrüm Saman Alevi gibi yandı gitti kel oldum ayrılık bitmedi ne Ayrılık Beni bıraktı ne ben Ayrılık perdesini geçebildim günde gün anda an Ayrılık perdesini geçemedim ve ecel gelinceye kadar da herhalde geçen Rabbim hiçbir kardeşime Ayrılık Korkusu vermesin El Fatiha Amin bana Ayrılık da ne kadar Cefa edersen et ne harabatlıktan ne derinlikten ne de sarhoşluktan tövbe etmem Hadi bu gece Ayrılık perde müdür kaldım bu gecenin sabahında Yüzümü Güldür Dostlar bu feryadım bu kederim bu takatsızlığın bu sabırsızdım Bu serzenişlerim ayrılık rüzgarından o sevgiliye kavuşup cemalleşememekten beni hoş görün Beni mazur görün beni ayıplamayın ya da hoş görmeyin mazur görmeyin ayıplayın Bu ayrılık mektubu Bitmez Geceler gündüzleri gündüzler geceleri takip eder benim Ayrılık şarkım bitmez eyvallah Evet Bu gecelik Hazreti Piri de Ayrılıktan Dem vurmuş Hangi Ayrılık Şarkısı ciğerimizdeki yarayı tedavi eder ki Hangi Ayrılık Türküsü bizim Ayrılık kokumuzu üzerine sindirir ki.
230. Mesnevi Şerhi 1715. Beyit – Sohbet Notları
Kaynak
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.
İlgili Sohbetler
Bu konuyla ilgili diğer sohbetler: KADİR GECESİ / SEMA / DUA 27.04.2022, FAİZ-RİBA 22.10.2022 MUSTAFA ÖZBAĞ EFENDİ SOHBETLER , İCAZETNAME TÖRENİ TEK PARÇA (BURSA) 16 EYLÜL 2021 . Tasavvuf geleneğinde bu konular ele alınmaktadır.