Mesnevi Şerhi konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Mesnevi Şerhi hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız. Ya ben ne söyleyeyim eşi dostu bulunmayan O sevgiliden ne anlatayım ki bir damarım bi layık değil ve bu ayrılığı Bu ciğer kanını anlatmayı Bırak şimdi bir başka zamana bırak yok can dedi ki doyur beni açın bu panel vakit Keskin bir kılıç çünkü bu ey arkadaş Sufi vaktin oğludur Yarın demek yol şartından değildir Yoksa sen Sufi birer değil misin 19’u var olan veresiye yüzünden yok olur gider ve Hz Mevlânâ o kendisinin yaşadığı halleri anlatmasını istedi isteyen Hüsamettin Çelebi eder ki ben ne söyleyeyim eşi dostu bulunmayan O sevgiliden ne anlatayım kivi damarım bi layık değil aşık bu sevgilisini anlatmakta Öyle bir hale gelirki sevgilisini anlatamaz Ben aşığım aşık lığı öyle bir Zirve noktaya gelir ki o Zirve noktaya geldiğinde aşık aşık lığında anlatamaz maaşın da anlatamaz Oh al öyle bir haldir ki orada insanın dili su sağa orada insanın Bu noktadan aklı susar iyi anlatabilmek için tasvir edebilmek için aklın harekete geçmesi lazım akıl harekete geçerse o kimse de âşıklık hali kalkar bu aşkı anlatan Aşıklar anlatan akıl olması mümkün değildir aşağıya bakılır aşığı bakıldığında Aşık kendinde olmadığı zaman çıkan sözlerdir onun Aşık lığı kendinde olduğu zaman ise o sadece aklının ürünlerini söyler Oysa sağa Aşık akıldan kaçar Aşık akıllı Hem al olduğu müddetçe Aşık lını yaşayamaz Çünkü aşığın en büyük düşmanı akıldır tasvir eden ise akıldır anlatan İsa akıldır O yüzden Hazreti Mevlânâ diyor ki ey Sofi Bu heyecan Benim şu anda bir damarım dahi ayıp değil bir damarı dahi Ayık olmayan bir kimsenin söyleyeceğim hiçbir şeysi yok bu ve der ki ve Hüsamettin Çelebi o caddedeki doyur beni açım Çünkü tez ol vakit Keskin bir kılıç ve Hüsamettin Çelebi diyor ki ben açım beni doyur Sufi açtır Sufi hep Doymak ister ama hiç doymaz gerçek su filan Ve bu manada Aşıklar da duymaz Aslında bu manada Aşıklar da aşıkların aşıkları bu ve hepside bir şekilde açtır rahatsız et Allah’tan ki ey insanlar Hepiniz de Furkan’a sınız Allah ganidir hepside Fukara sa herkes zenginliğe doğru koşar Aşık için zenginlik askılıdır sufiler içinde zenginlik onların Mürşit nedir sufiler üst katlarına koşarlar Çünkü Hepsi de ağaçlardır hepsi de ondan emcek Hepsi de ondan da olacaklardır Oysa bu manada bir merkezden bakılınca da Mürşid taştır O da hem açlık hisseder O da doymak için Hz Mevlânâ’ya koşa Bütün herkes bir şekilde açtır işte Hüsamettin Çelebi diyor ki ben açım beni doyur olmana kaldır beni beni Stick çay içmek istiyorum ben kandık Çakan Maki ama ben yürüdükçe koşmak istiyorum bana öyle şey söyle ki bu açlığımı benim Doyursun bana öyle bir şey söyle ki benim bu isteğimin karşılasın ben de öylesine bir şey var ki ben de öylesine bir şey var ki Ben koştukça koşmak istiyorum özgürce yanmak yandıkça yapmak istiyorum da bu müridin halidir bu her daim aç hardayım şevk üzerinedir Şef bir şeyler hiç bitmeyen istektir de hiç bitmeyen istek şehvet değildir Bu şereftir Şeref doyumsuzluk tur şehvet ise ulaştığında doyar bir kimse cinsel ilişkiye girer cinsel ilişkiye girdiğini doygunluk Yaşar Onun önüne koyarsanız koyun bitmiştir onun işi Şevki söyle değildir o daldıkça da alası gelir içtikçe içesi gelir koştukça koşusu gelir yürüdükçe yürüyesim gelir malonate ağlayası Gelir sevdikçe daha sevesi gelir hakkıyla Sevemedim da hala da sevgi açlığı vardır Hz Peygamber sallallahü ve sellem Hazretlerinin dediği gibi sana hakkıyla kulluk edemedim ya Mahmut da bu ayakları şişince kadar namaz kılar namaz kılmamış gibi hisseder kendini mi Her gün oruçlu geçirir Sanki hiç oruçlu geçirmemiş gibi hisseder kendini her günü Zikrullah la geçirir Onun için hiç dikkat demiştir Oo Bütün malını dağıtır hiçbir şey dağıtmamış gibidir egeleme gidene Parasayar o hiçbir şey vermemiş gibidir Bunun adına şevk denir âşıklık da aşık ne zaman ki şevkini kaybetti O esnada küfrüne işarettir onun şevkini kaybeden Aşık Kale duvarına küfür bayrağını the Car o şevk bu manada bitmez tükenmez bir hazine gibidir âşıklık Şevki kaybedince biter bu Şevki olmayan küçücük iğneden ölür batar o şevk ehli ise iğneyi görmez dikeni görmez şevk ehli sınır tanımaz şevk ehlini engel bilmez engel görmez şevk ehli dağ Onun için karınca Iğdır ya da toz toprak dur onun için Ejderhalar karınca gibidir Gökteki mahlukat Onun için fasa fiso gelir ne neymiş Bunlar da şevk ehli Meleklerle yakışır o şevk ehli bu Meleklerle yarışır ve meleklerden Üstün gelir Ah ah şık için bitmek tükenmez bu bilmeyen hazinedir o şevk ona denir yorgunluk tanımaz o kimse uykusuzluk tanımaz o kimse açlık tanımaz o kimse Varlık yokluk tanımaz o kimse o insan şevk ehli olmayanlar bilir onlar yorulurlar onlar hasta olurlar onlar üzülürler onlar kırılırlar onlar İncirler onların canlara cır onlar gelir fidesa karla onlar mı Karlar onlar eleştirirler onlar geriye dönerler ama onlar yoldan çıkarlar onlar bir bakmışsınız Siz lüks bir yerde yemek yiyorlar orada kalırlar onlar bir bahçede oyalanma ya başlarlar onlar bir halde kalırlar bir Kalde kalırlar onlar bir rüyada kalırlar onlar bir sofrada kalırlar onlara bir ismin az öte git de sedef olur gider o Kimse onlara bir laf gelmiş olsa bu lafı nasıl söylediğinde döner gider şevk ehli değildir onlar ve onların aşıkları görüntüde dir onların aşıkları içte değildir onların aşıkları özle değildir Özden Aşık olanın burnunu kırsan burnunu atar kenara yürür gözünü çıkarsan o Girne Bana göz takar yürür koluna kırsan onun kolunun alçısını acısını hissetmez yürür şevk ehli din Ha onun ayağını koparsan ayağının korktuğundan haberi yoktur onun o elinde Kılıç yürür o düşmanın üzerine üzerine ne zaman ki Savaş biter o tabirinden zat gibi namaz kılmak için attan indiğinde ayağının koptuğunu o zaman anlar oy oy savaş esnasında ayağa kopmuştur Onun bir kılıç darbesiyle ayağa gitmiştir onun bu savaş biter düşman dağılır o Şükür namazı için attan ince nde kütük gibi Devri verir aşağı O ana kadar ayağının koptuğunu farkında değildir yolda ayağına diken ayağına batan dikeni görüyorsam Sen şeker şevketli değilsin aşık değilsin yolda seni eleştirelim duyuyorsan Sena şıklıktan yana Payı yok senin Eğer sen yolda bir engel gördüysen ve on gel de takılıp kaldıysan Sen de Şevkat o ağzı şık her an yeniden dirilen dir Aşık her an yeniden büyüyen dir Aşık her an yeniden var olandır Aşık yeniden her an bitirdi Root Çünkü bir ya aşıktır airdrie Yaşıyorsan sen her an birisindir bir ölüye Aşıksın Sen ölürsün dür hayatı veren aşık olan ölümü var mı mı hayatı veren Aşıksın Sen o sana her an hayat verir canı var Ana sen kendini teslim ettiysen sana her an binlerce can feda eder O bu Eğer sen cansız Aşık isen Sence cansızlardan döner gidersin sen dönekli aşıksan döner gidersin sen şeytan aşıksan şeytanın peşine Gidersin Sen eğer ki devamlı var olan diye aşıksan Senin İçin Ölüm yok Yürü Sen yolunu ve sen o Kudret sahibi’ne aşıksan o sana kudretinden Kudret verecek dağları yıkacaksın Sen eğer sen kuvvet sahibin aşıksan o seni kuvvetiyle kuvvetlendirecek yürü kimsenin karşısında durursa dursun Aşık neye aşıksa onun sıfatıyla sıfat lanır Aşık onun haliyle halini sen o geri dönenlere Aymaz Lara aşıksan geri dönüp Aymaz lardan olursun İşte o gerçek Aşıklar açtın hep o yüzden Hüsamettin Çelebi Hz Mevlânâ değil Mevlânâ diyor ki ey Üstadım film ben açım beni doyur Ya ben içmek istiyorum Ya ben sarhoş olmak istiyorum Oysa Dışarıdan bakanlar onu hep sarhoş görürler ama sarhoş kendini hiç sarhoş görmez o geride yıkılırken dahi içesi gelir Onun o gerçek sarhoştur ona Deseler ki sarhoş oldun o der ki ben at bakayım ben bir kasa daha rakı içerim der ve o sarhoşluğun hala sıdır ve o gözünü Allah rahmet akınlara Diker yok ama bu Kimisi vardır ki bu kaldıramaz Bu kapı dardır o kokusunu duysa sarhoş olur Kimisi vardır kapı dardır ayran ise kendisini sarhoş görür bu gerçek Aşıklar öyle değildir onlar hiçbir zaman doymazlar a ya onlar hiçbir zaman yıkılmazlar onlar hiçbir zaman Yorulmaz da onlar hiçbir zaman hasta olmaz daha onlar hiçbir zaman geriye dönüşleri yoktur işte Diyor ki ey arkadaş Sufi vaktin oğludur Yarın demek yol şartından değildir sen bize öğretmedin mi yarın demek yol şartından değil Sufi vaktin çocuğu Dur Sufi vaktin çocuğu Dur vakit Neyi gerektiriyorsa su he onu yapmakla mükelleftir Sufi vakta bakar öğlen namazı vakti geldi öğlen namazını kılacak ikindi vakti geldi İkindi namazını kılacak Sufi vakta Tabi olur Bugün Zikir Var zikret abi olur Bugün sohbet var sohbete Tabi olur ve vaktin ibadetlerini yerine getirir vaktin halini korur Bu su film başlangıcıdır Bu bir müddet sonra Sufi vaktin çocuğu olmaz o vakit sufinin çocuğu olur Bu bir bakar ki vakit sufinin çocuğu olmuş vakit sufinin çocuğu olduğunda Sufi bu sefer vakti Dizayn etmeye başlar vakti kendisi ayarlamaya başlar önceden vakte kendisi uyuyordu şimdi vakit ona uymaya başlar bir müddet sonra suhu vakti o uyarlamak Tan vazgeçer artık o Kemale ermiştir Kemale erince de artık ne vaktin çocuğu Dur ne de vakti bakar o artık Hz Mevlânâ’nın dediği gibi benim anamda aşk babam da Aşk benim dinimde aşk benim imanımda aşk Benim kitabımda Aşk der yok artık onun için vakti tasarruf etmek veya vaktin tasarrufuna girmek kalmaz bu bitter Allah cümle onlardan eylesin Yoksa sen Sufi bir yer değil misin var olan veresiye yüzünden yok olur gider var ya Mevlânâ sen sufisin sen Sufi bir yer değil misin niçin Sen var olanı vermiyorsun ama biz senden var olanı istiyoruz Sende var mı bizi doyur O manada söylüyor inşâallah Ben ona dedim ki sevgilinin sırrının kapalı örtülü kalması daha hoş Sen hikaye kulaklar işi ondan alma diyelim haftaya devam edelim el-fatiha masalar.
22. Mesnevi Şerhi 130-135 Beyit Hakkında
Kaynak
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.
İlgili Sohbetler
Daha fazla bilgi için Tasavvuf hakkında kaynaklara göz atabilirsiniz.