Namazı: Kahrolsun Şeriat Sloganı ve Cenaze Namazı Çelişkisi
Devlet, kahrolsun şeriat derken bu bir provokasyondur. Halkı galeyana getirmektir, halkın huzurunu kaçırmaktır. Yüzde seksen Müslüman olan bir memlekette Müslümanların dinine küfür etmek nedir? Halkı galeyana getirmektir, huzurunu bozmaktır. Bu devlet nerede benim dinime küfür edilirken?
Kahrolsun şeriat dedikleri caminin önünden gidiyorlar, cenazeyi kaldırıyorlar. Madem kahrolsun şeriat, ne zaman cenazeyi devlet kıldırmıyor, camiye götürüyor? Gidemez camiye. Kahrolsun şeriat diyen adamın camide ne işi var? Cami demek şeriat demek, şeriat demek İslam demek. ‘Kahrolsun şeriat’ kelimesi ‘kahrolsun İslam’ demektir. Bu memleketin yüzde sekseni Müslüman; yüzde yirmisi çıkıyor sokaklara kahrolsun şeriat diyor. Devlet de bunlara bir mahkeme açmıyor, hiçbir cumhuriyet savcısı hesap sormuyor.
Zekat İbadetinin Detayları
Zekat farzdır. Malının kırkta biri veya seksende ikisi, paraysa ticaret malıysa, alış-satışla ilgili bir şeyse kırkta birini verecek. Bir yıl boyunca nisap miktarını aşan malın zekatı eda edilecektir.
Ayakkabıyla Namaz Kılmanın Hükmü
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz ayakkabıyla namaz kılmıştır. Ayakkabıyla zaruret durumunda mı kılınır? Ayakkabıyla, beyceğe girildiği yerler oluyor. Ayakkabının üzerinde necaset olmaması şarttır. Eğer görünen bir necaset varsa veya bilinen bir necaset varsa, ne ayakkabıda ne de üstünde olsa namaz kılınmaz.
Ayakkabıyla zaruret olduğu zaman namaz kılınır diye bir kayıt yoktur. Ayakkabıyla her yerde namaz kılınır, her şekilde namaz kılınır. İllaki zaruret zamanında kılınır diye bir kayıt mevcut değildir.
Müslümana Kafir Demenin Hükmü
Bir Müslüman başka bir Müslümana kafir diyebilir mi? Derse ne yapması lazım? Hem gidecek ondan helallik alacak, hem kendisi tecdid-i iman yapacak, hem tecdid-i nikah edecek. Evliyse gidecek hanımına diyecek ki; ‘Hanım hakkını helal et, tecdid-i nikah ediyorum.’ Ben mümin bir kimseye kafir dedim, diyecek. O kafir dediği kimseyle de gidecek helalleşecek ve Allah’tan çok istiğfar edecek.
Resulullah Sevgisinin Karşılığı ve İyi Arkadaş
Peygamber Sevgisinin Mükafatı
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’i sevmenin karşılığı cennettir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’i sevmenin karşılığı cemalullahtır. O’nu sevmenin karşılığı, O’nunla beraber muhabbet etmek, sohbet etmek ve cennette komşuluktur.
İyi ve Kötü Arkadaşın Ölçüsü
Kim seni Kur’an ve sünnet arasında tutuyorsa o senin iyi arkadaşındır. Kim senin hatalarını, eksikliklerini, yanlışlıklarını tatlı bir şekilde öğretiyorsa, ikaz ediyorsa, seni doğruya, güzele, iyiye yönlendiriyorsa iyi arkadaşındır.
Manevi Menfaat
Manevi menfaat olur mu? Olur. Her derse gelen kimseden de manevi menfaat alınıyor, her getiren kimse de manevi menfaat alıyor. Sonuçta kim birisine hayır kapısı açarsa, o kimse manevi menfaat sahibi olur.
Cenaze, Gusül ve Kurban Kesme Meseleleri
Gusül olduktan sonra mümkün olduğunca çabuk kefenlemeye gayret edilmelidir. Eğer adamın işi olur, gücü olur, yorgun olur; gece ise sabah namazı vaktine kadar beklesin ama gündüzse üzerinde namaz geçirmeyecek.
İyi veya kötü anında, bir şeye sevindiğinde veya üzüldüğünde Allah rızası için kurban kesmede herhangi bir mahzur yoktur. Kişi kurban kestikten sonra huzur ve rahatlık hissederse bu, o kişinin samimiyetindendir. İnsanın karşılaştığı zorluklar, belalar, musibetler bazen yaptığı hata ve kusurlardan dolayıdır, ama bazen de imtihan içindir.
Bir kimse hata ve kusur eder, Cenab-ı Hak onu temizlemek için bela ve musibet verir. Bir kimse hiç hata ve kusur işlemez ama Allah maneviyatını yükseltmek için de verir. Sakın birisinin üzerine bela ve musibet geldiğinde ‘çekiyor’ diye kötü düşünmeyin; inşallah Cenab-ı Hak onun maneviyatını yükseltiyordur.
Kader Meselesi: Cebri ve İhtiyari
Kader, insanın doğumu, rızkı ve ölümüdür. Kader insanın cennetlik ve cehennemlik olduğunun mutlak kaderinin cebri olduğu anlamına gelmez. Allah insanları cennetlik ve cehennemlik yazarken, o kimsenin yaşayacağı hayatı bildiğinden dolayı yazar. Yoksa insanların cennetlik ve cehennemlik oldukları cebri bir şey değildir.
Allah bir kulunun alnına cehennemlik deyip de cebri olarak onu cehenneme göndermez. O kimsenin cennetlik veya cehennemlik olacağını bildiğinden, bildiğinden dolayı yazar. Bir kimse analiz yapsa, ‘bu insan elli kilo kaldırabilir’ dese ve o kimse de elli kilo kaldırsa, bu analizin neticesidir. Allah analiz etmez, Allah bilir. Bir kimsenin elli kilo kaldıracağını bildiğinden yazar. Bu bildiğini yazmak farklıdır, cebri ise farklıdır.
Bizim doğumumuz cebridir, kendi bilgimizin haricindedir. Biz onun tercihini kendimiz yapmadık, onun tercihini Allah kendisi yaptı. Ölümümüz de cebridir, onun da tercihi Allah’a aittir. O zaman kadere biz bakarken, günlük işlerimiz bizimdir, cebri kader değildir, kendi aklımızla ve fikrimizle alakalıdır.
Bunu cebri kaderin içerisine koyarsak, cebriyecilerin durumu ortaya çıkar: ‘Benim alnıma Allah içkiyi yazmış, o yüzden içiyor.’ Yani kulun bunda bir sorumluluğu kalmadı, kulun bunda bir yaptırımı olmadı, direkt Allah’a alakalı. O zaman kul, Allah’ın elinde makine gibi oldu. Böyle bir düşünce söz konusu olamaz. Allah muhafaza eylesin.
Kaza Namazı Tartışması
Bir cemaat diyor ki: ‘Sen yeni hidayete erdiğin için sana kaza namazı lazım değil, ama bundan sonra namazı terk yok, sünnetiyle edebiyle tam namaz kılmalısın.’ Bir kimse yeni Müslüman olursa, evet ona kaza namazı gerekmez. Ama bir kimse zaten Müslüman ise, namazın farz olduğunu biliyorsa ve etrafındaki Müslümanlar namaz kılıyorlarsa, o kendi heva ve hevesinden namazı kılmadıysa, o kimse namazını kaza edecektir.
‘Sen yeni hidayet erdin, geçmiş namazını kılmana gerek yok’ demek, bu işin tembelliktir. Allah muhafaza eylesin. O zaman o adam kendi kendine desin ki: ‘Ben daha hidayet ermedim.’ Vursun kafayı evde yatsın. Hidayet erince de geçmiş namazlarını kılmasına gerek kalmayacak. Böyle bir dini anlayış da olmaz.
Tarikat Yolunun Uzunluğu ve Devamlılığı
Tarikat yolu uzun bir yoldur. Üç yıllık, beş yıllık, on yıllık diye bakıyorsanız bakma. Bitmiyor on yılda. Niceleri gelmiş, geçmiş, yürümüş, yıkılmış, yan yatmış, ne haller yaşamış, neler olmuş.
Önemli olan yolda devamlı olmaktır. Devamlı ol. Yolunuzu sıkı sıkıya tutun, devam edin. Tatmayın. Deyin ki: ‘Ben son nefese kadar bu dervişlik yolunda yürüyeceğim, bu tasavvuf yolunda yürüyeceğim. Bu tarikat ailesinin içerisinde olacağım. Burada vefat edeceğim ki hep dua ederlerken, her ders çekerlerken benim de ruhuma gelsin.’
Son nefesine kadar tarikat ailesinin içerisinde kalan bütün dervişlerin ruhaniyetlerine dua gidiyor. Her ders çekildiğinde, tur-i kainemiz okunduğunda o ruhaniyetlere ulaşıyor. Siz bunun kıymetini şu anda bilemezsiniz. Eskiler bunun kıymetini bildiklerinden dergahtan kapıdan kovsalar pencereden girerlermiş.
Zikrullah Halkasının Kıymeti
İnsan yirmi sene, otuz sene zikrullah halkasına gelir; otuz birinci sene bütün o otuz senelik ecrini, sevabını kaybeder. ‘Ben otuz senelik zikrullah yapıyorum, bu nasıl benim başıma geldi?’ der, kaybeder. Yaptığınız ibadetleri gözünüzde büyütmeyin. Allah muhafaza eylesin.
Çok yirmi yıllık, yirmi beş yıllık, elli yıllık tarikat ehlinin sapıttığını gördüm. Otuz yıllık dervişin sakallarını kestirip gençleşmek için neler yaptığını gördüm. Yirmi yıllık dervişin nefsine uyup neler yaptığını gördüm. Allah muhafaza eylesin herkesi.
Zikrullah halkası hastalığa şifadır, derde devadır. Mutsuzluğa mutluluktur. Kalbe genişliktir, derinliktir, yüksekliktir. Zikrullah halkası günahtan arınmadır, günahtan temizlenmedir. Zikrullah halkası manevi yükselmedir, manevi yücelenmedir. Allah’ın lütfuyla insanı derleyen, toplayan, güzelleştiren, şekillendiren, lezzet veren, tat veren şeydir.
Dervişlikte İz Bırakmak ve Yüzüstü Yatmanın Hükmü
Dervişlikte İz Bırakmak
İz bırakacaksınız dervişlikten. Dervişliğinizi düzgün yaşayın, dervişliğinizi sağlam yaşayın, dervişliğinizi tam yerinde yaşayın. Kısırık, hırslı, süklüm büklüm kenarda dervişlik yaşamayın. Dersinizi dosdoğru çekin, derslere dosdoğru gidin. Hizmet edin dergaha, Allah’a hizmet edin, Allah’ın kullarına hizmet edin. Cenab-ı Hak boş bırakmaz sizi, merak etmeyin.
Yüzüstü Yatmanın Hükmü
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri yüzüstü yatmayı uygun görmemiştir. Yüzüstü yerde yatmayı uygun görmemiş, yüzüstü tavana bakarak yatmayı da uygun görmemiştir. Yüzüstü aşağıya yatmak da yüzüstü tavana bakmak da caiz değildir. Uygun olan sağ tarafına yatmaktır.
Kaynakça
- Zekatın farziyeti: el-Bakara 2/43, 2/110, 2/267; et-Tevbe 9/60, 9/103 — Nisap miktarı ve kırkta bir oranı: Sahih-i Buhari, Kitabü’z-Zekat, Hadis No: 1454, 1459; Sünen-i Ebu Davud, Kitabü’z-Zekat, Hadis No: 1572
- Ayakkabıyla namaz kılma: Sünen-i Ebu Davud, Kitabü’s-Salat, Hadis No: 652-654; Sünen-i Ahmed bin Hanbel, Müsned, 3/20 — Necasetin namaza mani olması: el-Müdevvene (İmam Malik), Kitabü’t-Tahare
- Müslümana kafir demenin hükmü: Sahih-i Buhari, Kitabü’l-Edeb, Hadis No: 6104; Sahih-i Müslim, Kitabü’l-İman, Hadis No: 60 — ‘Kim kardeşine kafir derse, ikisinden biri ona döner’
- Peygamber sevgisinin karşılığı: Sahih-i Buhari, Kitabü’l-Edeb, Hadis No: 6167; Sünen-i Tirmizi, Kitabü’z-Zühd, Hadis No: 2385 — ‘Kişi sevdiğiyle beraberdir’
- İyi arkadaş misali: Sahih-i Buhari, Kitabü’l-Büyu, Hadis No: 2101; Sahih-i Müslim, Kitabü’l-Birr, Hadis No: 2628 — Misk satıcısı ve körük üfleyen misali
- Kader meselesi: Sahih-i Müslim, Kitabü’l-Kader, Hadis No: 2643, 2644, 2645; el-En’am 6/59; Yunus 10/61; el-Hadid 57/22 — ‘Yeryüzünde ve nefislerinizde başınıza gelen her musibet, biz onu yaratmadan önce bir kitapta yazılıdır’
- Cebri kader anlayışının reddi: el-İnsan 76/3; eş-Şems 91/7-8; el-Kehf 18/29 — ‘Dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin’; İmam Maturidi, Kitabü’t-Tevhid; İmam Tahavi, el-Akidetü’t-Tahaviyye
- Kaza namazı: el-Bakara 2/238; en-Nisa 4/103; Sahih-i Buhari, Kitabü’s-Salat, Hadis No: 597 — ‘Kim bir namazı unutur veya uyuyakalırsa, hatırladığında onu kılsın’; el-Hidaye (Merginani), Kitabü’s-Salat; Reddü’l-Muhtar (İbn Abidin), Kitabü’s-Salat
- Kurban kesme: el-Hac 22/34, 22/36; el-Kevser 108/2; Sahih-i Müslim, Kitabü’l-Edahi, Hadis No: 1977 — Adak ve şükür kurbanının cevazı
- Bela ve musibetlerin hikmeti: el-Bakara 2/155-157; el-Ankebut 29/2-3; Sahih-i Müslim, Kitabü’l-Birr, Hadis No: 2572 — ‘Müminin hali ne güzeldir, her hali hayırdır’
- Yüzüstü yatmanın hükmü: Sünen-i Ebu Davud, Kitabü’l-Edeb, Hadis No: 5040; Sünen-i Tirmizi, Kitabü’l-Edeb, Hadis No: 2768; Sünen-i İbn Mace, Kitabü’l-Edeb, Hadis No: 3723 — ‘Bu, Allah’ın sevmediği bir yatış şeklidir’
- Sağ tarafa yatmanın sünneti: Sahih-i Buhari, Kitabü’d-Daavat, Hadis No: 6311, 6314; Sahih-i Müslim, Kitabü’z-Zikr, Hadis No: 2710
- Zikrullahın fazileti: el-Bakara 2/152; er-Ra’d 13/28; el-Ahzab 33/41-42; Sahih-i Müslim, Kitabü’z-Zikr, Hadis No: 2700 — ‘Kalpler ancak Allah’ın zikriyle huzur bulur’
- Tarikatların devamı ve dervişliğin kıymeti: el-Maide 5/54; Al-i İmran 3/103; Sahih-i Müslim, Kitabü’l-İman, Hadis No: 34 — ‘Ümmetimden bir topluluk kıyamete kadar hak üzere devam edecektir’
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi