Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

170. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

inşâallah şu güzelmiş ya işlerinizden hoştut musunuz. Eğer bizden hoş tutsan. Allah ve resul de bizden hoştut olur. Dualarınızı eksik etmeyin demiş bizim hoşnutsuzluğum olmaz. Allah bizi affetsin. İnş...

170. Sohbet: Dergâh Adabı: Tasavvufî Usûl

Inşâallah şu güzelmiş ya işlerinizden hoştut musunuz. Eğer bizden hoş tutsan Allah, ve resul de bizden hoştut olur. Dualarınızı eksik etmeyin demiş bizim hoşnutsuzluğum olmaz Allah bizi affetsin. İnşâallah isteriz ki herkes daha iyi olsun daha hoş olsun daha güzel olsun bizim. Sûfî hayatımızda. Derviş kardeşlerden şikayet söz konusu değil o yüzden hiçbir zaman kardeşlerden. Şikayetim olmamıştır hep şöyle bakarım meseleye lazımmış. Bu da böyle olacakmış insan hayatı yaşayacak Hasan yeter milleti öldürdün insanlar. Sonuçta hayatı yaşayacaklar hayatı yaşarlarken de başlarına her türlü problem olay gelecek her türlü insanla da hemhal olacak düz bir hayat yaşamadım. Bugüne kadar hiç ben derviş den önce de dervişim sonra da Cenâb-ı Hak. Bana öyle bir hayat nasip etmemiş. Hayat kurgusunun içerisinde öyle düz böyle ne bileyim işte girintisi çıkıntısı olmayan inişi. Yokuşu olmayan böyle problemsiz sıkıntısız böyle ne bileyim hani böyle. Kenarda kıyıda köşede etliye sütlüye karışmayan hiçbir böyle sıkıntısı olmayan hiçbir problemi derdi olmayan böyle bir hayat hiç Cenâb-ı Hak bize bahş etmemiş. Elhamdülillah. Buna da hamd ediyorum öyle. Bu noktadan şikayetçi değilim. O yüzden arkadaşlardan kardeşlerden de öyle bir şikayetim yok şikayetç yok kendine yapıyor. Herkes. Benim hiçbir kardeşten özel bir isteğim olmaz kendime ait hiçbir kimseden arkadaşlar. Eski arkadaşlar, bunu bilirler. Yeniler de görüyorlar. Şimdi eski yeni diye ayırt etmek istemiyorum artık eskisi yenisi kalmadı bu. Noktada herkes eskiyor da benim hiçbir özel bir işim olmaz hiç kimseyle özel bir isteğim. Olmaz özel bir hizmet isteğim. Olmaz özel bir olmaz herkes Allah yolunda koşacak. Koşarken de kendince koşacak. Herkes kendine koşacak. Sonuçta başka bir değil dervişlerin üstadın yanındaki hal hareket tavır, ve davranışları nasıl olmalıdır özellikle üstadın, ama hitap ettiği toplumla içli dışlı olduğu ortamlarda. Dervişler nelere dikkat et nedirler şimdi bu geniş bir sohbet. Bunlar. Tabii zaman zaman hep konuşulması lazım, ve cevap lazım. Bunlar konuşularak daan öğrenilecek. Eyvallah bilmeyen arkadaşlar, olacak o yüzden onlar da böylece bilmiş olacak öğrenmiş olacak bir kısmı da. Normalde biliyormuş gibi ols da bir şekilde tekrar edilmiş olacak hiç kimse bu sohbetlerden üzerine bir alınmasın alınganlık yapmasın dersini alsın. Herkes. Şimdi bir şeyin illeti meydana çıkınca o şeyle alakalı hüküm verilir bir şeyin illeti yoksa. Onun hükmü de yoktur ne zaman sıkıntı oldu illet oldu. Onun hükmü o zaman meydana çıkar ben bunu sigaraya da ona bağlarım sigara Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem. Hazretlerinin zamanında yoktu dört halife zamanında yoktu sigaranın tarihçesi 600 700 yıllık en fazla yoktur bile Osmanlı’da 300 400 yıllık tarihçesi. Öyle olunca sigaranın illeti sonradan çıktı meydana şimdi teknoloji daha da ilerledi. Tıp daha da ilerledi sigaranın illeti oldu sigaranın illeti iyice belli olunca hükmü tam olarak oturacak şimdi sigaraya harâm diyoruz örnek, ama bundan 200 yıl önce verilmiş bir fetvayı alıp getiriyor herhangi birisi ya sigarayı filanca mekruh demiş diyor işte. Daha önce bir. Fetva çıkarmış adam veya. Birisi söylemiş sufilerin cigarasını. Dokunmayın demiş ya filancanın. Üstadı demiş ki diyor sufilerin cig arasına. Dokunmayın şimdi. Normalde o gün için illeti bilinmiyor daha o zat da sigaranın illetini o gün için görebilmiş olsaydı o günden derdi ki. Sigara harâm bugün bugün için illeti belli boğazla alakalı. Akciğerle alakalı kalple alakalı. Damar sertliği ile alakalı solunum yollarıyla alakalı kanserin sebebi % 180 sebebi sigara böyle olunca hiç kimse sigaraya helâl diyemez böyle olunca hiç kimse sigaraya mekruhu mendup yok işte israfı yan geldiydi çamura battı dı demez diyemez y bir tanesi az yemiş çok uyumuş geldi. Dükkana işte bununla alakalı benimle tartışacak dedim hiç. Burası tartışacak yer değil gel sohbete orada dedim bana bilgini. Aktar önemli değil. Burası benim iş yerim, ama bana bir tek bir söyle dedim helâl mı dedim durdu dedim. Sen sufisin öyle değil mi, evet ne diyor dedim sufilerin fetvasında şüphelileri dahi terk et demiyor mu dedim ben evet dedi. Sûfî dünyasında şüpheli harâm mı dedim ben evet dedi bunu dedim sigarayı şüphelilere dahi koysan harâm mı dedim ben bu fetvaya göre, evet dedi. Ne yapmaya geldin. Şimdi benim yanıma buraya dedim ben kaldı seni nefsin getirdi buraya dedim sen. Tövbe. Et illeti çıktı meydana şimdi. Sûfî adap erkanı açısından da zamanına göre zeminine göre illetine göre edep. Erkan değişir ya değişir mi, evet değişir bu sufiliğin yaşandığı şehre göre şehrin adabına erkanına göre kültürüne göre o beldenin adabına erkanına. Göre kültür bakış adet oradaki anlayışa göre adap değişir şimdi diyeceksiniz ki ya ya böyle adap değişir mi, evet değişir. Bundan 20 yıl önceki adapa 20 yıl sonraki adap da değişir örneklerim ya önce önceden mesela. Şeyh efendinin yemekte olduğu bir yere davet gerekmezdi herkes oraya elini kolunu sallaya sallaya gider yemeğini yerdi şeyhin bulunduğu yer ders yaptığı yer zikir yaptığı yer sohbet ettiği yer asla o şahsa ait değildir orası aittir. Üstada ait olduğu için adap böyle olduğu için her. Derviş oraya elini kolunu sallaya sallaya gelir önceden böyleydi, ama bu değişti bu önce Bursa’da değişti. Ben bunu. Ödemişte değiştirmeye kendi kendime düşünüyordum fakat. Orası kaldırıyordu bir müddet sonra orası da kaldırmadı, ama ben çıktım oradan ilk zamanlarda bu. Böyle devam ediyordu 10 kişi 20 kişi 30 kişi bir yemekte kişi oluyordu 50 kişi oluyordu ha da 6070 kişi oluyordu bunu kaldırıyordu ilk. Derviş. Kardeşler, büyüdü 100 kişi olmaya başladı y bir yerde yemek var. Selamünaleyküm diyen geliyor. Tamam gayet normal gayet doğal yemek bitiyor ekmek bitiyor çatal dayanmıyor kaşık dayanmıyor yok nereye yetecek bir evde olsa olsa en bir evde. Hadi takım olsa 24 kişilik vardır. Hadi o biraz daha. Hali vakti yerinde olsun 30 kişilik kaşık çatal olsun bitti şimdi sıralam burada 40 tane kaşık çatalı olan bir ev var mı diye çok az çıkar gerek de yok israf zaten bakın gerek de yok israf zaten bu adabı. Biz Bursa da kaldırdık kaldırış sebebimiz ne ya kardeş. Bir eve 50 kişi 60 kişi bir apartmana giriyor mümkün değil bir de Bursa’nın konjonktürü halini ahvalini bilmeyen herhangi bir. Zakir kardeş geliyor dışarıdan apartmanın ortasında çok mühim bir iş yapıyormuş gibi bir de. Zikrullah yaptırıyor polis kapıda o yaptıran. Kardeş kendi evinde yaptırıyor öyle ha o dersi öyle yaptıran kendi evinde yaptıramıyorum dersi öyle yaptıran kendi evini de açamıyor biz bunları biliyoruz böyle olunca dedim ki yok davetliler gidecek sadece yeme ortalık ırgalı nasıl olur böyle bir diye. Şeyh efendiye şikayet ettiler işte kafalarına göre insan davet ediyorlar herkes dostunu davet ediyor dedi efendiye dedim ki efendim, bir geliyor 100 kişi kimin kaşığı çatalı yetecek dedim. Doğru söylüyor. Mustafa. Efendi dedi. Doğru söylüyorsun oğlum dedi kimsenin yetmiyor tepsi yetmiyor. Sini yetmiyor tabak etmiyor kaşık yetmiyor illeti çıktı ortaya şimdi örnek. Şimdi de arkadaşlar. Kardeşler, bu tip meselelere bakarken biraz böyle sınırı pek dikkat edemiyorlar. Ben hiç kimseden özel bir servis beklemiyorum bu. Sohbeti şimdi bütün herkes dinlediğinde. O yüzden çok rahat konuşacağım benim. Ayakkabımın tutulmaya ihtiyacı yok paltomun tutulmaya ihtiyacı yok elimdeki malzemelerin alınmaya ihtiyacı yok kitabımın alınmaya ihtiyacı yok benim peşimden koşmanın benim ihtiyacım yok. Bunları istemiyorum. Benim yanımda di dikilmeyi istemiyorum. Bana özel hizmet istemiyorum asla rahatsızım bunlardan utanıyorum kendi kendime. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Hakkında Birisi benim elimden bir alsa vermesem onun gönlü incinecek diye düşünüyorum verince de kendi kendime canım sıkılıyor veyahut da işte. Örneğin giriyorum paltomu alacak bir arkadaş rahatsızım ondan veya yanaşıyor bir yere arabaya koşturuyorlar. Nereye gidersem. Gideyim rahatsızım bundan istemiyorum bu hani adap ve. Erkan üstadın kendi durduğu noktaya göre değişir bazı üstatlar vardır dervişlerin peşinden koşmasını ister is bazı üstatlar vardır. İşte uçurulmak ister istemiyorum. Bunu herkes. İstemiyorum der belki de de ben gerçekten istemiyorum. Bundan rahatsızlık duyuyorum veya birisiyle bir konuşuyorum herkes oraya üçü şü istemiyorum. Her dervişin özel bir şeysi olabilir. Bir. Derviş benimle bir konuşurken bir başkasının onu dinlemesini istemiyorum. Bir kadın. Veya erkek birisi gelmiş benim başıma kadar yaklaşmış benimle bir konuşuyor bir başkası da onun yanına geliyor istemiyorum onun özel bir soracağı vardır özel bir konuşacağı vardır hani kadının birisi geldi ya hazre Resûlullah. Sallallâhu aleyhi, ve sellem. Hazretlerini çağırdı yakasından tuttu ona fıs fıs fız bir şeyler söyledi. Hazret-i Ayşe validemiz bunu konuyu aktarırken o kadar diyor dinlemek istedim ki. Ama diyor o kadar sessiz konuştular ki ne konuştuklarını anlayamadım kadın. Çünkü özel bir meselesini aktarıyor Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem. Hazretlerine. Onun bir başkası tarafından dinlenmesini istemiyor bu bütün dervişan bu. Üstadı korumak için etrafına çevretme. Üstat kendisini korut makak istiyorsa çıksın dağın başında otursun. Bizim. Yolumuz celvetiye yolu celvetiye ne demek insanların içerisinde yaşayacak o kimse bizim halvetim insanların içerisinde lın eziyetine katlanarak. Tan yaşamak insanların iftiralarına insanların dedikodularına insanların zararlarına insanların iğnelemeli hançerleme laflarıyla beraber yaşamak. Bizim. Yolumuz celvetiye bu celvetiye. Halveti bu. Halvet var sûfîlikte bizim halvetim insanların içerisinde insanların her türlü sıkıntısını derdini problemini her türlü meşakkatin of demeden yürümek onlar yapacaklar sana sen. Of demeden yürüyeceksin, ve bu noktadaki. Halvet asıl. Halvet kalbini dünya sevgisinden arındırıp kalbini makam sevgisinden arındırıp kendini mevki sevgisinden arındırıp kendini böyle baş olma sevgisinden arındırıp o kalbi Allah misafirhanesi haline getirmek. Yolumuz bu bizim öyle olunca ben etrafıma koruma. Çemberi istemiyorum. Ben etrafıma bir hizmet. Çemberi istemiyorum. Ben etrafımda hiç kimseyi istemiyorum hiçbir kimseyi bakın. Hiçbir kimseyi bunda hiçbir kimse kendi kendisine ya beni de istemedi seni de istemedim böyle düşünen birisi varsa ben kendi işimi kendim yaparım kendi yolumu kendim giderim kendi çorabımı kendim giyerim kendi ayakkabımı kendim kaldırırım kendi elbisemi kendim toplarım kendi çantamı kendim toplarım ki yapıyorum yapmak isteyenlere böyle kırılmayacak anladıklarım yaptırmıyorum bu noktada çok rahat bir yaptıracaksın masasına ait husisi var dostlarım da. Var açarım telefon şuraya şu lazım bunu getirin bana diyebileceğim dostlarım arkadaşlarım kardeşlerim, var bu noktada. Ya ben dostu değil miyim diye düşünebilir bir kimse düşünebilir düşünebilir onu da bu önemli değil benim için.

Kaynaklar

Hadîs-i Kudsi:“Allah kulunun zannı üzerinedir.” —.Tirmizi

Hadîs-i Şerif:Ahde vefa gösterenleri sever. —.Müslim, Tirmizi

Ayet:Yâ Ayyuhal-Enâs, innâ halaknaakum min zakarinw wa unsâ… —.Hucurât, 13

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin 170. Dergâh Sohbeti kaydından transkript ve tez formatında düzenlenmiştir.

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Kalb, Şeyh, Halvet, Hamd, Dervîş, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı