Kurbanın: Müridin Mürşidine Karşı Hali
“Müridin mürşidine karşı dilsiz olması, konuşamaması ve onu uzaktan seyredip yanına yaklaşamaması ne derece doğrudur?” sorusuna: Her müridin kendine göre bir hali vardır. Her insanın kendine ait bir fıtratı, bir tabiatı vardır. Birisi halim selimdir, çok konuşmaz; kimisi daha canlıdır, daha hareketlidir. Bunları “şu doğrudur, bu yanlıştır” demek abestir. Din Kur’an ve Sünnet’tir; bir kimse haram işlemediği müddetçe biz ona “yanlış yaptın” demeyiz.
Başka Bir Şeyhe Gönlü Kaymak
Bir mürid bir üstada bağlanır, başka bir üstada gönlü kaydıysa daha önce bağlanmış olduğu üstattan gidip helallığını alır, gidip o kimseye bağlanır. Biz böyle bir kısıtlama koymuyoruz. Bütün kardeşlerimiz istedikleri sohbete gidebilirler, istedikleri zikrullah halkasına katılabilirler, istedikleri bir mürşide intisap edebilirler. Bizden helallık almasına da gerek yok, hakkımız helal olsun. Allah yolunu açık etsin.
Yalnız bizde geri dönüş yoktur. Bir arkadaş gitti başka bir şeyhe intisap etti, bir daha geri dönüşü yoktur. Manevi bir tecelliyat görmemiz lazım ki ona tekrar dersini verelim. Bir kimse hep geri dönüşler yaşarsa bu alışkanlık olur; tecrübeyle sabittir. İnsan sevdiği ve sevildiği yere yakışır. Geri kalan her yerde emanet durur.
Cemaatler Arası Buğz
“Başka bir şeyhe giden kişiye buğz etmeye hak var mıdır?” sorusuna: Yanlış şeylerdir bunlar, cehalettir. Bırakın kim hangi şeyhe intisap ediyorsa etsin, kim hangi şeyhe gidip ders alıyorsa alsın. Buğz etmenin bir anlamı yoktur. Mümin müminin kardeşidir, bu ayrımcılık cehalettendir.
Cin Musallatı ve Korunma Yolları
Ehl-i tasavvufun “on sekiz bin alem” dediği kavram vardır; boyut değil, alem denir. Alem içinde alem vardır. İnsanlara musallat olan cinni taifesidir. Cinni taifesinin içerisinde değişik kavimler vardır: karabasan ayrı bir cinni kavmidir; kafir olanları, Hristiyan olanları, Yahudi olanları, şeytana tapanları, şeytanlaşmış olanları; mümin olanları ve sufi olanları da vardır.
Bu musallattan korunmak için: abdestli dolaşın, tesettüre riayet edin, yemek kırıntılarını açıkta bırakmayın, çarşılardan geçerken “La ilahe illallahu vahdehu la şerike leh, lehu’l-mülkü ve lehu’l-hamd ve hüve ala külli şey’in kadir” diye zikrederek geçin. Cinni taifesi deniz kenarlarında, plajlarda, içki-kumar-fuhuş yapılan yerlerde daha fazladır. Felak ve Nas surelerini okumaya devam edin.
Kurbanın Hakikati: İtaat, Nafile ve Sevgi
Kurbanın hakikati birinci derecede Allah’a itaat etmektir, farzlara sımsıkı yapışmaktır. İkinci derecede nafilelerle yaklaşmaktır. Üçüncüsü her şeyden fazla Allah’ı sevmektir. Kurban Allah’a yaklaşmadır (kurb). Nefis ve isteklerini kurban edemeyenler, ne kadar hayvan keserlerse kessinler o kesim onları Allah’a yaklaştırmaz.
Allah’ı sevmenin de üç kategorisi vardır: birincisi Allah’ı sevdireni sevmek, ikincisi Allah’ı sevenlerle beraber olmak, üçüncüsü Allah sevgisinde derinleşmek. Farzların da üç dairesi vardır: farz ibadetleri yerine getirmek, günah-ı kebairden uzak durmak ve takva dairesine doğru yol almak.
İslam Dünyası Üzerindeki Oyunlar
İslam dünyasının üzerinde oynanan büyük oyunlar vardır. Dünya üzerinde şeriatla idare edilen tek devlet İsrail’dir; kendi Musevi şeriatını uygular. Diğer bütün devletler dini araç olarak kullanırlar, amaç değildir. Osmanlı’da din asliydi, devlet dine hizmet ederdi. İran’da, Türkiye’de ve diğer devletlerde din devlete hizmet eder, devlet dinin istediklerini yapmaz.
Ahir zamanda öyle bir şey olur ki Müslümanlar kimi destekleyeceklerini şaşırırlar. Bir tarafta kendi halkına zulmeden diktatörler, öbür tarafta deccaliyet vardır. Deccal kendi yetiştirip semirttiği düşman rejimlerini tıpkı helvadan putlar gibi — acıktığında yiyor. Ümmet bunlarla oyalanıyor. Biz kendimize iğneyi batıralım: yiğitçe duramıyoruz bir şeyin arkasında, çabuk bozuluyoruz — paraya, dedikoduya, gıybete bozuluyoruz.
Müridin Vartası: Ağabeylere Takılmak
Tasavvuf birinci derecede üstadın üzerine kuruludur, ikinci derecede üstada yakın olan görevli kardeşlerin üzerine kuruludur. Bazen mürid ikinci derecedeki kimselerin üzerinde kalarak vartaya düşebilir. Sevgisini üstada yönlendirmesi gerekir; eğer ağabeyde kalırsa yolda kalır. Ağabey giderse o da gider, ağabey batarsa o da batar.
Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri vefat edince bir kısım Müslümanlar dinden döndüler. Hz. Ebu Bekir efendimiz hemen müdahale etti: “Biz ölmeyen diri olan Allah’a iman ettik.” Müridin muhabbeti ve sevgisi doğrudan üstadadır; görevli ağabeyler üstadın namına iş yaparlar. Üstadmış gibi görürlerse bu körlüktür, cehalettir.
Sevmek, Sevilmek ve Aşıklık
“Sevmeyi bilmiyorum ama sevmek istiyorum” diyen kimseye: Sevmenin ve sevilmenin mürebbisi Allah’tır. “Siz Allah’tan hakkıyla korkarsanız Allah sizin bilmediklerinizi öğretir.” Sen yeter ki sev; bir yerden sana öğretir, kulağına üfletir, kalbine ilham eder.
Sevmenin arkasında gizli bir şirk vardır: sevilme isteği. Bu şirkten kurtulmak hesapsızlıkla olur. Sevilmesen dahi seveceksin, sevilmeyeceğini bile bile seveceksin. Burası keskindir, sirke gibidir, ilaç gibidir. Hadis-i şerifte: “Seven sevdiğiyle beraberdir.” (Sahih-i Buhari, Kitabu’l-Edeb; Sahih-i Müslim, Kitabu’l-Birr) Kim ayırıyormuş sevenleri? Hz. Resulullah’ı yalancı tutarsın öyle dersen.
Şeyh Efendi ile İlk Karşılaşma
Üstadımla ilk karşılaştığım gece Tire’de Alişan’ın evinin bahçesinde, hanayın altındaydı. Tanıştık, görüştük, sohbet ettik, zikrullah ettik. “Eve haber vermen gerek var mı?” dedi. “Hiç ki yok, berduş adamım ben” dedim. “Günler olur eve gitmem, bankta yatarım, parkta yatarım.” Oğlum kimse arayıp sormaz mı seni? “Kimse arayıp sormaz” dedim. O gece misafir ettiler.
Ertesi gün Manisa’ya giderken otobüste bütün kardeşlerin biletlerini aldım. Yolda Şeyh Efendi beni yanına çağırdı, İzmir’e gidene kadar hayatımı anlattım. Aşık için mesafe, engel söz konusu bile olmaz. Aşığın önünde duracak olan bir kimsenin hayatı cehennem olur. Maşuk aşığının sözünü geri çevirmez. Laf onlar, “ulaşamıyoruz” diyenler; bir kimse seviyorsa, yolun içindeyse, ona yol açılır.
Kaynakça
- Sahih-i Buhari, Kitabu’l-Edeb; Sahih-i Müslim, Kitabu’l-Birr — “Seven sevdiğiyle beraberdir” (el-mer’u mea men ehabbe) hadisi
- Ankebut Suresi (29:69) — “Yolumuzda mücahede edenlere yollarımızı açarız”
- Bakara Suresi (2:282) — “Allah’tan korkarsanız Allah size öğretir” (ittekullah ve yuallimukumullah)
- Sahih-i Buhari, Kitabu’l-Enbiya; Sahih-i Müslim — “Ruhlar grup grup askerlerdir” hadisi
- Saffat Suresi (37:102-107) — Hz. İbrahim’in Hz. İsmail’i kurban etmesi kıssası; kurbanın hakikati itaat ve teslimiyettir
- Sahih-i Müslim, Kitabu’z-Zikr — Çarşılardan geçerken okunacak zikir: “La ilahe illallahu vahdehu la şerike leh…”
- Al-i İmran Suresi (3:144) — Hz. Ebu Bekir’in “Muhammed ancak bir resuldür” sözü; müridin muhabbetini üstada yönlendirmesi
- Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat — Silsile-i meşayih ve tarikata intisap gerekliliği
- Hanefi Fıkhı — Kadın kurban kesmesi: nisap miktarı malı olan kadının kurban kesmesi vaciptir, geçmiş yıllar dahil
- Ehl-i Tasavvuf Geleneği — Müridin vartası: ağabeyde kalma tehlikesi; sevginin üstada yönlendirilmesi gerekliliği
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi