Mesnevi Okuması konusu hakkında Mustafa Özbağ Efendi’nin değerli açıklamalarını içeren bu sohbette, derin manevi bilgiler paylaşılmaktadır.
Ölzübillahimüneşet anur Rezyamissim l-naher, rahman-ı Rahim efterzikir Fale Mindahun. Lala’yla, illa’yla, illa’yla, illa’yla, illa’yla. Klah, illa’yla, illa’yla, illa’yla. Amin, saramanı kim? Allah gecenizde hayırlı eylesin. Aynızı yılınızı ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim cum namiz ve cümle ümmetim Muhammed’i hakikat bağırtılı bağırtılı bilenlerden eylesin. Hakik hakikâh akbili phakkı yaşayan ve haykıran bağırtılı bağırtılı bağırtılı karşı cihad eden kullarından eylesin.
Nerede kim? Müslümanların kanına namusuna şerefine haysiyetine topraklarına ırzına tecavüz ediyorsa Cenabı Hakik’i seninle intikamımıza asın. Cenabı Hakik’i müslümanların inki kamırına alsın. Cenabı Hakik’i müslümanların zülmedenleri kanına kutana yerle eksaneyemesin. Güçlerini yok essin. Onları dağıtsın. Geçen hafta deniz ve inci onun vergisini nisbetle ehemiyeti bir hale gelmiş. Güçü ve ihsan kaptan kapa yayılmıştı. Konumuz neydi? Normalde öyle tasatlık ediyordu.
Mesnevi Okuması Hakkında
Öyle hayır halsan etiyordu. Öyle malda atıyordu ki bu en zenginleri geçmişte. O padişa topraktan ibaret olan şu yer yüzünde bulut ve en yavmordu. Toprak nasıl canısızsa ve toprak nasıl ekilip bir kelime sahi yamur yaması bir işe yaramıyorsa o yüzden ervi devlet başkanda bir devlet de bir aile reyisinde bir patron da adalet yok ise adalet yok ise orası yamursuz kalmayan orası berekesizden mi? O da nasıl ne yazık ki çorak bir yer olmaya mahkümdur. O da devlet başkanı o büyük zahat normalde hem adalet isalıyordu.
Hem de insanların arasında infak ediyordu ihsan gösteriyordu. Ve o kimse rahmet bulutu gibi kimsesizlerin kimsesi oluyordu. Fakir fukaranın hakkını hukukunu gözetiyordu. O devlet başkanı ihsan da tevazuda ilimde o devlet başkanı bereketle götürtü de ikramda hadsi yüz hudutsuz işler yapıyordu. O yüzden normalde insanlar sadece o kimse malde utbüyordu. İnsanlara sadece mal da in sanların göndüğüne oynamıyordu. Ya o halkının içerisinde adalet de otuyordu. Bütün peygamberler mirar adalet savaşçasıdır.
Bütün Allah dosları aynı zamanda mirar adalet savaşçasıdır. Eğer ki o adalet adalet de olamıyorlarsa o âlimler adaleti adaletli değiller ise halkınönüne geçen seçilir bir şekilde atanan ne derseniz değil. Onlar adaletli değiller ise o topraklar da bereket olmuyor o aile de bereket olmuyor o işlerini bereket olmuyor o insan da bereket olmuyor o yüzden adalesiz bir sistem adalesiz bir yönetim orada işte kıktıklara sebep oluyor örneğin herkes bereketi yağmurda görür yağmurda değildir.
Bereket ayrı bir şeydir yağmur yağ ama normalde toprak size ürün vermez yağmur yağ ama ağaçlar size meyvabermez yağmur yağ siz ekersiniz ama normalde yedi başak vereceğini bir başak bile vermez o yüzden bereket ayrı bir şeydir sadece yağmura bağlı değildir amma ve lakin yağmurun kesilmesi de yağmurların kesilmesi de orada bereketin olmadığını gösterir yangınlar depremler onu sonra yağmursuzluk normalde yavaşların olmaması kıktık bunları nefeside birer işaretdir orada adaletli olmadığını orada normalde insanların arasında koku koku gözetilmediğini devlet millet kaylaşmasının olmadığını arada koku koku doğru çalışmadığını gösterir o yüzden bir çok adisi vardır er orada adalet yoksa er orada zekattat yüz günde ötüm yoksa er orada fakir fukaranın dükçüzlerin hakkı korum yoksa Cenâb-ı Hak o rei tufanlar verir değişik tufanlar vardır onu insanlar ne olarak görürse o erime o türlülerler ki bu tabi atın getirdiği bir şey işte ne olacak kıktık olur yağmur yalnız tabi atın getirdiği bir şey deprem olur tabi atın getirdiği bir şey yangın olur tabi atın getirdiği bir şey işte davogalar yükselir gemiller batar hiç kimse Allah hatırlamaz bakın hiç kimse Allah hatırlamaz sanki bütün bu olan tabi atı olaylar ne sahibi yok sanki bu tabi atı olaylar kendi kafasından oluyor depremler kendi kafasından oluyor Allah’ın daha iyi yok yangınlar kendi kafasından oluyor rüzgar kendi kafasından esiyor bir den yanına büyütyo ve geliyor diyelim ki bir yerde duruyor kendi kafasından duruyor sanki öyle diyorlar ya bize Allah bizi affesine oysa rüzgar bir taraftan rahmetir yahu iş bir taraftan rahmetir rahmetir ama bir taraftan dabunların hepsi de aafatir yahu iş normalde çok yahu sallaları gider yaması yelaları gider yaldı selaldı gitti yamadı yel aldı gitti kurultuktan yel aldı gitti o yüzden rahmetir ayeti kerime göre müjdedir yani ama yavınca rahmet olunca müjdedir ve hata aynı rahmet senin ticaretini olabilir aynı rahmet senin evine olabilir aynı rahmet senin bedenine aklına kalbine olabilir o zaman normalde sen bunun kıymetini bir doğru yerde doğru zamanda doğru pilat formunda bunulan senin ilmin Allah’tandır rahmetir senin zenginlerin Allah’tandır rahmetir senin sağlan Allah’tandır rahmetir senin mutluluğun Allah’tandır rahmetir bu sen o zaman normalde bunu doğru yerde kullanmalısın senin aklım Cenâb-ı Hakın rahmetidir senin aklım düşüsenize gitti gitti gitti gitti gitti gitti aklının gitti nikayetini fark etmez öyle büyük niymetir o zaman aklını doğru yerde kullan aklını kuransın ne de kullan kalbi akıl büyük niymetir büyük rahmetir büyük rahmetir tabirica ise Cenâb-ı Hakın katından senin kalbiyle ilim inirir büyük rahmetir senin kalbiyle bir ferahset doğru gelmiş büyük bir zikrullah görür büyük niymetir bu hayatı kerimde Cenâb-ı Hakkı sultan Allah size göpten temiz su indirdi şimdi bu hayatı kerimde baktığımızda zahiren evet yağmurlar bu hayatı kerimde başka çıdan da bakmak lazım bu nedir?
Allah senin kalbine ilhametti senin kalbine doğru ilhametti asıl terkemi su odur çünkü manevi hatta ilimdir bereketir lütuftur o yüzden senin kalbine su indirdi ilmil edin kalbine ve kendi katından indirdi bu büyük bir rahmetir büyük bereketir büyük lütuftur sana ben o normalde seni ben ben ben ben ben ben ben ben ben benim hemen ben sen ben ben ben böyle ben sair kadar verir ona. Akıl an kendine gel. Toparlan bak daha büyük afatlara masar hocam. Daha büyüklere gebesin.
Daha büyükler gelebilir çünkü Cenâb-ı Hak öyle kavimler ehele hak etmiş ki onların ne zenginlikleri ne devletleri ne güçleri ne güzel ne şehirleri ne koca devasa binaları ne odevasa silahları onların hiç birisinin bir faydası olmamış Cenâb-ı Hak yerle eheksan etmiş herkes demiş ki bizim bitkilerimiz var bağlarımız var bahçelerimiz var bir çekirgesürüsü göndermiş ne var seyipçini yemişatmış bir tane çok kalmamış çekir gözürüzünden. Yemin geçmiş hala da geçmiş ümmetler çekir gözürüzünden korkarlan neden çünkü Cenâb-ı Hak çekir gelin afatlarmış bazı kavimdena helak etmiş deprem ne helak etmiş yanar da Allah’la helak etmiş yandımlarla helak etmiş su baskınları ile helak etmiş kuraklutla helak etmiş zahalimlerle helak etmiş yani o toplulun başına biz haleim tayin etmiş o zahalim oraya helak etmiş yerle eksan etmiş doletmiş oraları çünkü o helakın nereden ne zaman nasıl geleceğini yönünü tayin etmek mümkün değil o yüzden o padişa öyle bir padişah ki o kimse öyle bir kimse ki her yerni yüzünü bunun duyu yeri adaletle hikmetle doğrulukla yönetiyor ve aynı zamanda da insanlara tasat duk ediyor kendine biriktirmiyor bakın kendine biriktirmiyor kendi eşrafına biriktirmiyor kendi yandaşlarına kendi etrafına biriktirmiyor ya halkın fakirini fukarasını görüyor halkın ihtiyaç olanını görüyor ve doğru yerde doğru zamanda müdahale ediyor o yüzden o yer yüzüne bir bulut gibi bir yağmur gibi çünkü normalde hani bulutun arkası yağmur dur yağmurun önünde buluttur o yüzden o normalde rahmet bulut gibi insanlar vardır rahmet bulutudur Peygamberler örneğin rahmet bulutudur Hazreti Muhammed Mustafa rahmet bulutudur zikrullah halka sız rahmet bulutudur namaz rahmet bulutudur oruç rahmet bulutudur zeka rahmet bulutudur iyilik yapmak rahmet bulutudur insanlara faydalı olmak rahmet bulutudur ve sen bu noktalarda duruyorsun bu daerede duruyorsun senin başında rahmet bulutu var sen gittiği yere rahmet olursun gittiği yere rahmet olursun sen insanların en faydalası etrafa zarar vermeye nesadın şerifine uyarsan sen gittiği yere rahmet bulutudursun sizin en hayirlınız etrafa en fazla faydası dokunanınızdır hadici şerifini kendini ölçü edinir sen rahmet bulursun kim Allah’a zikrederse Allah tonu zikreder sen Allah’a zikreder sen gittiği yererahmet bulutudursun sen çünkü normade et siz dünyada kendine başçelerini uğrayınız oradan nimetleriniz yarresi Allah dünyada kendine başası var mı evet neresi Allah’ı zikredile meclisler ve o sizin orada zikretmekli ne zine?
Zine ne tidirder o zaman sen bir zikir hala kassini oturduyorsan orası bir rahmet bulutudur sen orada zikretli sen yağmur üzerine yağdı çünkü oradan afol muş olarak kalkınız başka bir adişeret ede geçmiş günahlarınıza hayra çevirmiş olarak kalkınız dedi rahmet bulutudur o zaman öyle insanlar vardır gittiklere yere rahmet bulut olur öyle insanlar vardır zikrullah’ın anattarı yük mündedir onlar giderler iki orada zikrullah yaptırılar rahmet bulut olur arası o yüzden sadece burada cumertlik malde ötmakt değildir insanlar faydalı olmak insanları doğru yaktanmak doğruyu söylemek adaletli davranmak adaleti savunmak hakkı ve sabrı tavsiye etmek bunlar hepsi de rahmet bulutudur o yüzden gerçek mananda devlet adamı demek malı halka dağıtmak demek değildir gerçek mananda devlet adamı demek insanların arasında adaleti davranmaktır küçük estenfın mual diye borcundan dolayı tepesine beni devasa aşırı kettirin vergi borcundan afvetmek adaleti değildir adalet değildir kendi etrafından insanlar gidip de halkimin önüne huzur açıkmadan mahkeme uğramadan bir kapıdan gerip bir kapıdan çıkıyorsa ama hiç böyle suç denmeyecek bir şeyde devasa ve ota onun burnundan getiriliyor sabah adalet değildir insanların zenginliklerine fakirlerini fakirliğine makanlarına göre hukukun önünde eşit değil ise orası adaleti değildir adaleti değildir insanların arasında suç işleyenler insanların canını yakanlar insanların malının namusunu şerefini haiseyeti ne ayaklar altın alanlar tecavüz edenler mahkemelerin bir kapısından girip öbür kapısından çıkıyorlarca orada adalet yoktur adaletin olmadı yerde bereket yoktur adaletin olmadı yerde insanlık yoktur adaletin olmadı yerde insanca yaşamak mümkün değildir adaletin olmadı yerde afiyet de yoktur bereket de yoktur huzur da yoktur mutluluk da yoktur adalet yoksa bir toplumun içerisinde o toplum da olmaya o toplum bakmaya o devlet de de olmaya o devlet batmaya mahkumdır oyüzden normalde gerçek devlet başkanı hem insanların kalbinin namur olması hem de ülkesinin namur olması hem de devletin namur olması hem de insanların arasında mutluluğun huzurun adaletin hüküm sürmesi için uğraşan kimsedir işte mesle videobahsedilen devlet başkanı budur aslında mesle ve Hz.
Mevlana mesle vünin içerisinde enterasın örneklerle bize enterasın üçüler koyar o zaman normalde bir devlet başkanı devlet başkanı hem devlet hem milletine hem topraklarına rahmet olmalıdır zahmet değil zulündeyi eğer zulüm oluyorsa zahmet oluyorsa orada sıkıntı vardır Allah muhafaza elhesi hem ve insan varlığı ile yar yüzüne rahmet olarak gönderilmiştir. Çünkü insan da bulunmayan varlığın hiçbir tarafında bulunmayan bir özellik vardır. İnsan Cenâb-ı Hak’ın kendi ruhundan üflediği emaneti taşıyam bir varlıkdır.
Hepimizde Cenâb-ı Hak’ın bize üflediği ruh var ve sen bunu farkında olursan, farkında olursa ve adem olmaya çalışırsan adem olmayı çalışmak kadın erkek ayırm yoktur burada. Ademiyet yani insan olmanın en zirvesi, insan olmanın zirvesi, peygamberlerin gönderilen kitapların veliğlerin Allah dostlarının derdi budur. İnsan olmaktır. Çok ima’de de ederekten bir kimse genlete girmez. İnsan olarak tangerar. Siz çok ima’de tetseniz ama insan. Olamazsanız. Ademiyet vastfını olasamazsanız o zaman sizin imade teneys kabuk takaldın, suğret de kaldı.
Ne dedi ayahtı keremede namaz insanı kötülüklerden alık oru. Eğer kıldın namaz senin kötülüklerden alık oymuyorsa sen hem namaz kılıp hem rüşetliyorsan hem namaz kılıp hem adaletiz davranıyorsan hem namaz kılıp hem eşini dövüyorsan hem namaz kılıp hem çocuklarına zulmediyorsan hem namaz kılıp hem yanındaki çalışanlara zulmediyorsan hem namaz kılıp işçinin çalışanın hakkını zamanında ve tam bir şekilde vermiyorsan evet o namaz senin kötülüklerden alık oymadı namaz senin suğretinde kaldı.
Sen hem namaz kılıyorsan hem insanlara karet edip küfrediyorsan hem namaz kılıp hem annene babana asyoluyorsan isyan ediyorsan hem namaz kılıp hem de çocuklarına anneye babaya etrafına zulmediyorsan hem namaz kılıp hem eşine zulmediyorsan hem namaz kılıp hem kocana zulmediyorsan onlamazsenin suğretinde kaldı içine eğerleşmedi olmadı ayahtı kerim öyle değil ayahtı kerimede diyor ki namaz seni kötülüklerden alık oyağı Allahı zikir de en büyük iştir.
Namaz senin kötülüklerden alık oyağı Allahı zikir de en büyük iştir. Ardardınadır bu aydık yerimeler o zaman suğu filin amace insan olmakdir. Nüsümanlık insan olmakdir. Mül min insan olmakdir. İhtiyacımız olan bu şu anda. İnsan olmak. İnsan olmak ikka yağın üzerinde girmek değildir. İnsan olmak yemeği ağzına götürmek değildir. Aslan da burnundan götürmez. Aslan da yemeği ağzına götürür. Gider bir sırtlanda yemeği ağzına götürür. Bizin farkımız nedir? Biz yer yüzüne Allah’ın hali ve se olarak gönderildik.
Yani rahmet olmamız gerekir. Rahmet eşimize çocuklarımıza etrafımıza topraklarımıza insanlarımıza bütün insanla rahmet olmaktır. Bütün insanla sadece kendinefsine de sadece kendi ülkeninde sadece kendi din de açlarına değil. Bütün insanlar rahmet olmaktır. Hazreti peygamber sallullar ile ve seninle mazetleri. Hem insanlar hem de cinliler hep peygamber olarak gönderildi. Sadece ona iman edenleri de o iman etmeyenleri de peygamber olarak gönderildi. Bütün insanlara bütün cinliler, bütün varlığa peygamber olarak gönderildi.
O yüzden biz on ümmet olarak insan olmak zorundayız. Önce insan, Allah biz onlardan ailesi. İnan ve ihsan sayb ya Allah’ın vericiliğine masardı. Deniz ve maden onun ihsanına karşı zezzeliğe düşmüş. Onun cümertini doğru kafile kafile gelip duruyordu. Kapısı hacettik üblesiydi. Şöhreti cümertlik de bütün âleme yayılmıştı. O öyle bir padi şahit ki o Cenâb-ı Hakk’ın vericiliğine masardı. Allah verendir. Allah ganiyidir. Allah cümerttir. Allah cümertlinde üstündedir.
İstemezceden yokim ise ihtiyacın var, sonrada verir. O öyle bir padi şahit ki o hemen zahir hemen batın çilt kanatlı bir padi şahit. O yüzden Allah’ın vericiliğine masardı. Yani zahir en böyle padi şahmış gibi. Görünürken o aynı zamanda Allah dostlıyordu. Ve Cenâb-ı Hakk’ın bir çok sıfatına tecelliden masar olmuş bir kimseydi. Örneğin rezaktismişerifine masardı. Örneğin el keri mismişerifinde bir şey. O herşeyleri de bir şey. Örneğin rezaktismişerifine masardı.
Örneğin el keri mismişerifine masardı. Örneğin el ve hal mismişerifine masardı. Örneğin el rahman mismişerifine masardı. Örneğin el rahi mismişerifine masardı. Çünkü o Cenâb-ı Hakk’ın yer yüzündeki sıfatlarının pecerli gağolmuştu. Cenâb-ı Hak onun elinden dağıtıyordu. Onun elinden insan ediyor. Onun üzerinden veriyordu. İlimi onun üzerinden aktarıyordu. Nasıl peygamberlerin üzerinden Cenâb-ı Hak bir ilim aktardı. Kitapla beraber onlara dikmet verdi. Ve kitabı da dikmeti de peygamberlerin üzerinden verdi.
Aynı şey vellilerin üzerinden de hikmet verdi. Vellilerin üzerinden ilin verdi. Aynı şey padi şahların üzerinden Cenâb-ı Hak veysak ismişerifini Cenâb-ı Hak adalet ismişerifini. Cenâb-ı Hak kudret ve kuvvet ismişerifini onların üzerinden verdi. O zaman burada okkimisenin ve rejilinin ve rejili Cenâb-ı Hak’ın bir maşası bir eşya süt münde. Yani o kimse hak ve hatikatik konuşuyorsa o bilgonun kendisinin değil. Allah’ın o Allah’tan geleni geleni aktarıyor.
Tabiricayese bir radio istasyonu gibi. Nasıl radio istasyonunda bir verici var. Yani konuşan orada bir kişi ama binlerce kişi oradiyordin ya o vericilerden dinliyor. Allah’tek bilginin sahibi Cenâb-ı Hak’ın sayısı sonsuz vericisi var. Her türlü matdiği maneve o zaman o verici hüt münde kolan kimseler kendim allarını kendi ilimlerini da otmiyor. Zekatı veren kimsel kendim alanı da otmiyor. Kendi kendisine ki birlerini bebirlenip kendini bir şey zannetmesin.
Gani olan Allah Allah’ın ona emanet verdiğini da otuyor. Kendi malını da otmiyor. Kendi malanı da otmadı için onu ki bir lilik de veriyorsa o ki bir lilinden dolayı o zekatın onu da bir sababa olmadı. O ki bir linden hatta ki bir lisi o olmadık yere gider verir. Çünkü ki bir lilikim ise olmadık bir yere verecek ki Cenâb-ı Hak ona bir şey nasıl vermeyecek? O kendince olmadık yere nereye verdin bak sen dosuna bak arkadaşına bak kardeşine bak yol yürüdüne bak sen kimiserdin ona bak o zaman senin resmin çıkacakorada.
İşte o yargı yüzündeki vericiler ister bunlar veriler olsun Allah’ın kut yargı yüzünde tayin ettik kutumlar olsun. İsterse devlet başkan olsun, isterse aile rei sosun, ister zakir olsun, ister çoğu çoğu çoğu son, ister evinde dersa çanik kimse olsun, isterse medresede aile olsun, isterse medresede hoc olsun, adını olursa olsun. Onun gerçek manada arkasında verici olan Allah’tır. Sen gözün şaşırmasın, sen geleni Allah’tan gör. Sen şahıstan görme. Şahısın elinde bir kudret kuvvet yok.
Anında unutturucuna bak isterse sana. O yüzden sen bir şey unuttuğunda hadişleri de bu bana unutturuldu dediyor. Sen bir şey unutacağım de sen daha yunutamazsın. Ancak Allah sana unutturur. O yüzden başka bir adişleri de unuttuğumlarınızla sorumlulur değilsin. Sen bilgiler, sebep unutturan Allah’tır. Kardeş unutma gücün de ayesen nelinde yok, sen kendinize sen ne diyorsun? Sen bir şey unutacaksın, sen unutmuyorsun, o sana unutturuluyor. Senin unutmaya dağıyı gücün yok ki hatırlamaya gücün olsun.
Unutmaya gücü olmayanın hatırlamaya gücüm olur. Unutmaya gücün yok, senin tarzine o zaman hatırlamaya de gücün yok. O zaman Allah aklına geldiyse o Allah’tan geldi sana, kendine nefsin o iman. Kendine bir fasirlek minimetten zayma. Sakın Allah’ın zikrediyorsan Allah’ın de. Bizi krulla hala kısını oturduğu sana hala hala. O yüzden de sakın az zikrulla hala kısına gelen bir kimse ters bakma yan bakma. Sakın ona herhangi bir şey söyleme onu yüzme unutkırma.
O oradan giderse vallahi dalma senden hesap sorar. Sebeb ona çünkü oraya otuturan Allah’tı sen ne yaptın onu oradan gönderdi nefsin oydun. Çibirliyle kaptın kendine bir şey zannettin. Ve atı ne ne gidiyorsak, işte biz dergâgidiyorsak, kime gidiyonuz, işte Mustafa senin orayı ne? O ne kadar da ondan mı dersi aldınız? O mu bırakın? Gitti adam bıraktı gitti ne yaptın? Adamı şeytan ne azına bıraktın? Şeytanın gitti adam? Bana da aynı şeyi yaptılar. Nereden dersi aldın?
Atlılar efendim. Oondan mı alın ya? Tı hatı, adamı kafamuramadım diye cihirim yandı sonra. Bıraktı gitti adam ne yaptın? Ne rey gitti? Ha bir veliyi bıraktın da zamanın kutbunun buldun. Sen zamanın kutbunu bıraktın gittin de ne rey gitti sen? Sen güneşi taketmişin. Ne rey gitti ama o yoğuk isici şeytanlaşmış insanlar insanların yollarını keserler oysa verice olan Allah’tır. Mürşit Allah’tır. Allah Cenâb-ı Hakkın ilmin aktarır. Gerçek Mürşit odur. İsmisi fatı Cenâb-ı Hakkınsın fatıdır.
Mürşit denilence Allah’a kakilir. Bizim bayındırlı Mürşit değil. Allah’a kakilir. Gerçek mananda Mürşit odur. Gerçek mananda verilir. Cenâb-ı Hakkın bu veliyi ismişerifi. Kullarının üzerinde tecellede. Mürşit ismiş sıfatı. Kullarının üzerinde tecellede. Sen onun arkasında ki gücü gör. Sen bir kimse çok akıllı. Onun arkasında ki azıl arkıl zahibini gör. O kimse bayya keramet sayvi. Asıl onun arkasında ki Allah’ı gör. O yüzden ona hesapsız ilim verer. Ona hesapsız.
Fıkı ilmeyi tefsir ilmeyi. Hadis ilmeyi. Esepsız ona ayetlerin özü. Esepsız ayetlerin sırrı ilmin veren Allah. Bu zaman evi rızı. Hayeti kervede Allah dilediğine esepsız rızık verir de. Şimdi hangi hayatımda değil. Allah dilediğine esepsız rızık verir. Dile dinle. Bakın dikkat edin. Dile dinle. Sen oturursun Abdullah’ın ümmü dersin. Nereden soracaktan sordun da bir yerden sana bilmiyor mu dedi. 10 sekiz yıl beraber dolaştık. 10 sekiz yıl birisi sordu da ona bilmiyor mu dedi.
Ben bir de öyle derdi. Yine sordun da cevabını almadım. Marda manevi ilim var. Nardığı ilim ile din var. Sen beğenmedin Abdullah Efendi. Cenâb-ı Hak dilediğine hesapsız rızık verir. Allah rahmet eylesin. Allah’a ve Mustafa Efendi. Ben kendimi bekliyordum şehriliydi. Abdullah Efendi herhalde Cenâb-ı Hak dedi. O da rüyasında görüyor. Bak kendine şehri bekliyorum. Ben bana çok açık konuşurdu. Ben kendimi bekliyordum dedi. Ama dedi rüyam dedi. Diller ki dedi. Hazretimevlanaya gitti.
Ben oraya gittiğim dedi. Hazreti mevlanaman adedi ki dedi. Yaran açıklanacak görevi git ilk dervişi sen ol dedi bana dedi. Ben dedi hiç kimseye parlaşmadım. Bunların dedi. Gittim dedi. Nevişi herhede de. O gün açıkladı. Ben böyle böyle manevi rüyam gördüm. Böyle böyle manevi bir şaret aldım. Bu saat ederseniz ben sizin ilk dervişeniz olmak istiyorum. Dedim dedi. İlk derviş oluyor. Şeyh Efendi. Allah diledine hesap sız rızıkları. Sen rızıkı. Sen zanneder için yediğin işdin değil.
O hesap sız rızık mı hane? Sen yediğin ne diyeceğin ki sana hesap sız ekmek parşen olacak. Günlük icam berekmek. Sana hesap sız et versen olacak. Günlük icam iki köle et. Sana hesap sız rızık versen olacak. Günlük icam bir kilo ya iki kilo et bir tanekmek. Bu değil ayetik keremenin aslı. Ayetik keremenin özür şu sana hesap sız rızık versen. Dilediğine burası manevidır. Dilediğini peygamber yapar. Ümüden peygamber yapar. Bütün insanına rahmet yapar onu. Ümüden peygamber yapar.
Ben seni ininsanları ve cinirlere peygamber olarak göndermenden. Ümüden yapar onu. Felsif Eci’den de matematik çıdende mühendisten deyip çok zenginden deyip. Bu haliden deyip, devlet başkanından deyip, enterasa bir şeydir. Devlet başkanından deyildir. Kimi acı fizikçi asturnumucu değildir. Felsif Eci değildir. Dinler tarihçisi değildir. Cenâb-ı Hakk’ını Peygamberlik görür. Bir de kitafir, bir de hikmet verir. Bir de ona muhucu zeler verir. Ve hiçbir peygamberini ulaşamadığı yere ulaşır.
İki yay mesafesi kadar Allah’a yaklaşır. Akıl almaz kalp almaz ruh almaz hiçbir şey almaz buraya. Almadı için cebri aile de oluyor. Ahmak deyindi. Cebri aile deyindi. Sen ahmaklık yapma. O peygamber de ve Allah onu kendisine yaklaştırdı. Çünkü o dilediğine hesapsız rızlık verir. Peygamberini de hesapsız verir de. Hala da veriyor. Hala da veriyor. Hala da o iki yay mesafesinde duruyor. Bir veçesi iki yay mesafesinde orada zaten orada. Zaten oradaolduğunu kendisi de biliyordu ve orayı yaşadı tekrar.
Vücüt olarak yaşadı ordaydı ve hala da bir veçesi orada. Ögür veçesi de insanına de ümmete yönelik. Allah dilediğine, hasayısız, solsız, rızık verir. Dile diner verir. Sen çalışırsın çaballarsın o senayet. Sen koşturursun o senayet. Koşturman dağı yu onun lütvudur. Tala şimdayı onun lütvudur. Senin yürümendayı onun lütvudur. Senin Allah yolunda koşman dağı yu onun lütvudur. Senin Allah hatırına gelmen onun lütvudur. İnsanlara Allah’ı tebliyetmen onun lütvudur.
İnsanlara Allah’ı anlatman onun lütvudur. Allah yolunda bir nefes arcamak onun lütvudur. Allah dilediğine hesapsız, rızık verir. Sen nankörlerdim olmama. Sana düşenden nankör olmak değil. Sana düşen de vefasını olmak değil. Sana düşen de hayin olmak değil. Cenâb-ı Hak sana bütün kapılarını açmışken Cenâb-ı Hak sana bütün yollarını açmışken sen nefsin o yu şeytan o yu şeytanlaşmış, ikayaklılar o yu sen hayin nereden vefasızlardan olmam. O sağ, Cenâb-ı Hak sen denbere etsen rahmete bereketi lütvudur.
Sen kendini yaptın kendini kendini. Allah muhafaza elisin. O yüzden Allah bu manada çok uyarendir. Ben bazen derim ya Allah’tan az istemeyim kardeş. Allah’tan çok iste, vanevi ilmi çok iste, dünyaya hayatı çok iste, ahred hayatı çok iste ama geleni de de hırıtı. İsa’nın havarileri gibi edepsizlik yapma. Mu’u sahnın etrafındaki ümmeti gibi vefasızlık hayinlik edepsizlik yapma. Ağır belki de sözüm. Evet mu’u sahnın etrafındaki o yahuydiler Cenâb-ı Hak’ın rahmetine bereketine lütvuna ikramına ihsanına ilmi ne?
Cenâb-ı Hak ona’nın Cenâb-ı Hak’tan onlara. Normalde yiyecek göndermesine rağmen onlar ve fasızlık yaptılar, hainlik yaptılar, edep sizi yaptılar, küs tahlı, kattılar ve Cenâb-ı Hak, Cenı Hak’tan gelen gökten o sofri, onlardan kesti. Onların edep sizinden onların küs tahlıından onların ki bir linden onların zulmünden dolayı kezte. Onların adaletsizinden dolayı kezte. Sonra da dedeler zaten ya, muza, sen getir abimin ne sen savaş, biz savaşışlılardan değiliz de de.
Cenâb-ı Hak onlara iki saattık yolukirk yılda kattetlerdir de, kirk yal! Onların iki günlük üç günlük bir günlük yolu, divayetler, dört günlük diyor. Kirk yalbetremediler o yolu. Kirk yiyor! Sen Cenâb-ı Hak’tan gelen o lütfı o ikramı o isana ve fasızlık etme. Bir yol bulmuşun yolun asım sıkı sarıp sen en büyük iş olan zikrullah hala kasındasın. Sen orada durmaya orada tutunmaya çalış. Sen zikrullah on ucundan tutmuşun, orada tutunmaya çalış, orada durmaya çalış.
Çünkü onun sana veren Allah’tır. Her şey veren Allah’tır. En büyük verice Allah’tır. En büyük gani Allah’tır. Allah ganidir. Sizler fakirsinizde Cenâb-ı Hak. Kardeş, sen neyin havasına atıyorsun? Neyin kibrin de sen? Unutma ya da ev muktedir olmayan bir kimsessin. Unutma ya da ev muktedir deyizim. Bazen arkada işler giderler veya televizyonda çekiyorlar ya. Pisi ki hatırlarsın. Pisi kulaklar. Unutma, annere unutacak, unutma, konun elindemi. Sana tecavüzesinler, unutadı bakalım.
Öyle diyorlar ya. Pisi kulaklar, psikli hatırlarsın. Çocukluğunda bir tram maya yaşamış. Şu bufilla. Bizim çocukluğumuzda böyle şeyler yoktu. Ve tram maya yaşadı. Sen babandan bir tokat yardım. Trem maya yerine gelirdi. Daha bir hale bizimkinde, tram maya yaşamayan zaman yok zaten. Benin tram var. Ananın tram var. Trem var mı var dedi? Öyle bir tesbirlerize, o tram var. Trem var, o lulu, kibir yamanmıştır. Gerer atarken alalım. Şimdi şimdi de ergenmiş. Lan ne ergeni?
Lan ne ergeni? Bu kız ergenlik yaşıyormuş. Ha, onu halleri var. Ne erkek ergen, onu halleri var. Ha, bizim çocukluğumuzda var. Tırhız da böyle bir şey. Hiç yaşamadı, gördüğünüzde. Biz yaşamadı. Lan beş yaşında, tremek ki, biz.. Olduğunlaşmışız. Ha, ergen nemiş, bilmiyorum. Şimdi ergen kadın, erkek kız, erkek kadın ne mi? Kız değilim. Kızlar erkekler, böyle ergenlik halleri var. Allah biz affesi. Niye ne yene çıktı bunlar? Bizim de genişimizde, böyle bir şey yoktu.
Ha, çocuk kaç yaşına geldi. Üç yaşında, dört yaşında, bak kalaöğrendim öğrendi. Get bakalım, o işin algar. Elinde bir tane devtar, çocuk dört yaşında da. Elinde devtar gelirdi bizim bak kaldıklarına. İki tane ekmek, anlığım, iki tane ekmek ister. İki ekmeği yazardık biz, onun devtarına. Onun bizim kendi devtarimizi devri. Beş yaşında, çocuk. Ben yedi sekiz yaşında, bahçeye, majdanoz, namaygı dedim. Gece saatlik ki de.. Kaç yaşındasın? On iki, on iki yaşında, o o o o.
Dumanını çıkarıyordum ortalık. Kaç yaşındasın? On dört, on dört yaşındakın, kaç tane sevgilim olduğunu bilmiyordum. Sen kaç yaşındasın? On beş, o da aynı. Sen kaç yaşındasın, Fatih’in oğlum. On dört, o da aynı. Var mı on sekiz yaşında olan elini kaldırsın. On altı yaşındola. On altı yaşındakın var. Sen on altı yaşındakın evvok yiyordum. O yüzden diyorum. Ne tremos ya? On altı yaşındakın evvok yiyordum. Babam ve Fatih’in bütün evvana emanet ettin. Kaç yaşındasın?
On iki yaşındakın bütün, frontan gelen ekmekleri sayıyor numtek tek. İlk okula gidemkin var burada sen, ortakula gidiyordum. Sen ortakula gidiyordum. Sen ortakuk. İlk okula gidermekken sabalenin önce şeker pirinç tartıyorduk. Sabalenin çünkü işçok şimdi neymişte ergenmiş, travması varmış, bünlemlese varmış, Allah vizah fesini. Böyle olunca da insanlar tabii, Normandı güngesi, çeke değişimi uğrayo. Allah vizahı korusun muhafaza ile seni. Allah çok verendir.
Veren Allah’tır. Bütün her şeyi. Bütün her şeyi. O yüzden sakına bir işisi de bir şey gönderdim. Bir şey verdi değil mi? Anadesi şerit ediyor. O sana Allah’ın lütudur. Sen istemeden geldi. Onu diyor, geri çevirme. Geri çevirdin, nankar. Bu sadece mal mülteil. Birisi seni zikrullah adavet etti. O davetin sahiballah. Birisi senin namaza davet etti. O davetin sahiballah. Birisi senin zekata hacla iliye davet etti. Seni davet eden Allah verici otun ki Allah bizi onu hamd edenlerden eğleselim.
Deniz ve madden onun insanını karşı zezeleye düşmüş. Normalde deniz ve maddenmalum o bolun sen böyle, cömertliğin sen böyle ama asıl deniz ve madden deniz maneviaktır. Onun insanını karşı zezeleye düşmüş. Yani o öyle bir veli o öyle bir devlet başkanı ki o maneviatın içinde, maneviatın içinde olduğundan o maneviat böyle bir urgalan makta devamlı. İçeride çünkü çok hareketli bir bak. Bir veli öyle fırat ne gibi eder. O veli, ne iç alemi okyumuz gibi der.
Çağ, devasa yüksek davdalar, çağ, böyle sığ gibi görünür, aşadan vurur o zaman. O yüzden bir velinin kalbi bir, bir mürşidin kalbi bir devlet başkanımın kalbi okyunuz gibi der. Aynı zamanda da okyunuzun içerisinde devasa maddenler vardır. İşte inci gibi zümrüt gibi, yakut gibi hatta okyunuzun diplerinde işlenmeye hazır, o kadar devasa maddenler vardır ki onun zaman içerisinde insanlık meydana çıkaracak. Okyunuzun dipleri, maddi imanevi, maddenlerle dolu dur.
Okyunuzun dipleri henüz daha dünyada öğrenilememiştir, keşedilememiştir. Denizin altında okyunuzların altında ne var, tam olarak bilinmemektedir. Hangi varlıklar yaşar, hangi medeniyetler var, bunlar bilinmemektedir. Bakın bunlar bilinmemektedir. Ve bunlar ahir zamanda yar yüzüne sudur edecektir. Çık çaktır. Ahir zamanın son deliminde. O yüzden normalde madden ise okyunuzun içerisindeki hikmettir. Okyunuz manevi, dün ya manevi atır, madden de onun içerisindeki hikmettir.
Allah bilgisidir. İnsan bilgisidir. Manevi bilgidir. O yüzden deniz ve madden o ihsanakarşı. Yani o öyle sineviriyor. Öyle sineviriyor ki Cenâb-ı Hak o vernikçe Allah ona daha yenisini daha cedirini. Daha derini de daha genişini veriyor. Eğer o vermemiş olsa ihsan etmemiş olsa ki böyle bir şey mümkün değil. O zaman Cenâb-ı Hak’ın ona karşı olan Cumhurba’yı de kesilecek. E sen cömertsin veriyorsun. Ihsan ediyorsun Allah sana daha fazlasını veriyor. Çünkü Allah diledine hesap sız verir.
Allah diledine hesap sız verdiğinde o senin değil. Sen de o tıkça o daha da gelecek. Ve normalde aslında ihsan etmek aslında cömertlik etmek. Aslında insanlara yaymak bu konuda insanların hizmetineahma da olmak o kimsenin futratı yük mündedir. O yüzden o hak dostu olan kimse bunların asla ve asla kendinefsinden bilmez. Kendinefsine dayırmaz. Allah muhafaza elensin. Onun cömertliğine doğru kafile kafile gelip duruyordu. Bütün o denizin içerisindeki o manevi bilgiler oradaki madenler o maddi manevi rızkın genişti enginli ve bu konuda ki hesap sızdı ona geldik çekiliyor.
Geldik çekiliyor. O da verdikçe veriyor. Veriyor o etrafına da otuyor. O etrafındaki insanlara muhtaç olanlara veriyor. Ve normalde o muhtaç olanları verdikçe ve etrafındaki dertlerle dertlendikçe. Etrafındaki kederlerle kederlendikçe. Etrafındaki insanların normalde sıkıntılarını kendisine sıkıntı gibi gördükçe o evet. Bütün ona dertliller ahşıklar, müşkilat olanlar onu o zaman sıkıntı da olanlar. Hepside ona doğru koşuyor. Ona doğru geliyor. Çünkü maddi manevi olarak maddi manevi olarak Allah’ın veren elu olmuş.
Maddi manevi olarak Allah’ın veren elu gören gözü duyan kullanı tutan eli söyleyen dil olmuş ve Cenâb-ı Hak adına veriyor. Cenâb-ı Hak adına ilmini da otuyor. Cenâb-ı Hak adına hikmeti da otuyor. Allah adına yapıyor. Çünkü sahibi Allah başka hiç kimse değil. Hiçbir şeyde değil. Allah’tan geleni Allah’ın kullanına da otuyor. Aslında ondan geleni ona da otuyor da kul görelim yine. Ondan gelen ona gider yine. Kuldan gelen huyya gider. Haydan gelen hayag eder. Kapısı hajret kublesiydi.
Şahıh ete, camertlikte, bütün âlemeyi yayılmıştı. Oyle bir kimse olmuş ki halkın görür kublesi olmuş o. Niyor ya hajret kublesiydi diye. Hajret kublesi olmak demek ihtiyaçların ona bildirmektirmek. Evet, o kimse Allah’a yarabbidi diyor. Allah kendi dostunu ona görebilendiriyor. O yarabbidi dikçe Cenâb-ı Hak ona sebepler de ailesinde o velilerini okutumlarını ona almaya da ediyor. Yok ki o yarabbidi dikçe Allah’ın zikretti. Gece ona bir halk oldu. O normalde o zamanın kutbunu görüyor.
Ve hatta o kutbunu görüyor. O veli görüyor. O mu manevo olarak hajret kapısı oluyor. Manevo olarak hajret kublesi oluyor. O normaldeonu kendinden görecek bazen insanlar kendilerin cevdenerler. Yani bu kim bizim şeyimiz mi? Şeyimiz acaba ne ki bu? Hatta onu böyle. Daya namalsan ne sin diye sorar. Neden o hajret kublesi çünkü o normalde manevi olarak insanların problemlerini çözen manevi olarak insanları yol gösteren. Öyle olunca bu tip sapler genel olarak ehli Bey’de ahlakladır.
Genel olarak ehli Bey’de tamarladır. Genel olarak bu tip sapler tabiricayese ehli Bey’de aynası gibidir. Onu görenler ehli Bey’de göğürmüş gibi olurlar. Aslında onlar manevi olarak ehli Bey’dir. İnsanlar zahire göre hütmederler abonelar gerçek ehli Bey’dir. Sordular peygamlara salurla aleveseleme. Yarresul Allah güngeşlikçe ehli Bey’din çoğaldıkça. Biz onların nasıl tanıncaz dediler? Allah Resulü salurla aleveselemez dediler. Ne ki o fâldi? Kim kur an ve sünnet sineyme?
Sım sıkı yapışırca o benim ehli Bey’dimdir. Süm sıkı yapışanlar zamanın kutubları velirleri ehli alarıdır. O yüzden onlar ehli Bey gibidir. O kapıya gelen maddiği manevi problemlerini çözer. O kapıya gelen bu noktada maanevi olarak herhangi bir sıkıntısı kalmaz. O kapıya gelen orada hacetin isöyleyen, orada normalde derdine maanevi olarak dermen arayan. Onu orada bulur. O yüzden o Allah dostları da verdikleri şeyleri kendisini olarak görmez. Ben bazen hizmet eden kardeşlere derim ya.
Burada hizmet ediyorsunuz. Kendinizi bir şey zannetmeyin. Allah’ın lütu. Bir şey de ötüyorsunuz. Bu sizin malınız değil. Bu Allah’ın sen Allah’ın malını da ötüyorsun. Allah’ın malını ikram ediyor. Allah ikram ediyor. Sen kendinden bir şey görme. Sana o hissi veren dalla. Seni kendi yolunda hizmet ettiriyor. Büyüt bu bir bu isanı bir, bu isanı bir ona göre yürü. Allah bizi onlardan eylesin. 2021 elden devam edeceğiz. Onun vergisinden onun cömertlinden acamda şaşırmıştır.
Runda Türk’da hayret edamıştır. Arabda hayat suyu keremdenizeydi. Onun yüzünden arabda dilmiştiği acamda. Burdan inşallah Allah’tan bir şey gelmezse önümüzde kofta 2021 eldinci beyten devam edeceğiz. Haklarınız eyle al edin. Allah razı olsun, sörç iliysenettiysen afola. Bazen bizim sohbetlerimizden alınanlar oluyormuş. Arkadaşlar benim herhangi bir siyasi kiliyim yok. Bunlar iki de birde söylüyorum. Benim siyasi bir kimliyim de yok. Siyasi bir kiliyim olmadığı gibi siyasi bir kimliyim de yok.
Benim siyasi bir partilerle de işim yok. Benim dinim kuram ve sunnet siyasi temvatanım ve millet. Benim başka bir şeyim yok. Hiçbir siyasi partinin önün bahçesi, arkabaçesi değilim. Hiçbir üstüne. Bakın hiçbir üstüne. Hiçbir dini kiliyim de yok. Ben kuran ve sunnette tavih ibadetlerini hanefeye fıkana göre yapan. Vemişsüm anam. Suviliyde ilk suvilerin yolu olarak algılaya. İlk suvilerin destürlerni bugün için uymaya çalışan bir kimseyi. Bu kadar daha fazla değilim.
Allah bizi affesin. O yüzden böyle bizim konuşmalarımızdan bazı siyasi partilerin alınması kendilerini bir şey. Ben ingilendirmiyor. Kırsızla hırsız demeyeceğiz de rüş ve çekeceğiz. Kime ne diyeceğiz? Bu kadar yani adam yapıyorsa yapmasın haksız davranıyor. Davranmasın adalesi davranıyor. Davranmasın vatandaşları böyle parçalıyorsa böyle parçalamazsın. Zengin ayrı fakir ayrı davranıyorsa dininin yarısı gider diyor. Hadi şerefte. Yapmasın hukukun önünde devletin önünde.
Zengin de fakirde bir olsun. Bir delise bunlar yukulayanlar da Allah kahriberi şaneylesin. Bizim bukondu bir sıkıntımız yok. Yani böyle böyle de hani onlar böyle Allah’a işte şöyle böyle hani olumlu yaklaşamıyorum. Bu insanların cihiri yanarken ben onlara onumlu yaklaşamıyorum. Bu insanlar norma de adaletsiz diye kukuk sus diye bu insanlar rüşvete bu insanlar ayırma cilaya kayırma cilaya böyle duçar oluyorsa ben bunları yapanlara karşı rahmetli davranamıyorum.
Toleranslı davranamıyorum. Ben bu insanların içerisinde yaşayan bir insanım. Benim ayrıcalıklığım yok. Ben sırçak hoşlerde oturmüyorum. Ben insanlarla beraber yemek yiyom. Allah’a beraber pilavu kaçıkılıyor. Onlar hep beraber yaşıyordunuz. Biz de ayrım kayırma. Karkezi aynı yerde oturuyor. Eee zenginin de fakirede burada ben de buradayım. Eee o zaman birilerinin canın yanlışken birileri hukuk suyuya adaletsiz diye duçar olduğuysa benim canım yanıyor onlarla beraber.
O yüzden ya böyleetmesi böyle dua etmesi dili çok seviyor. Yok ben hushisi dili mi seviyorlar diyorum benim dili mi kuramıyorsun? Ve asri İnanl insan elefi hustrun illa leziğini amın ve amülü salihat ve tavasa ve tavasa bir hak ve tavasa bir sabır. Bütün insanlar hustrandadır. Bütün insanla o velidi o evli adı odnakşımendiği dokadır iddorrufaydı o mevleviydi. O devlet başkanı dob bir okradı o askerli o polis de o çiftçeydi o esnaf dozan asker de yok.
O kafir de o minafırtı. O hristiyandı o yahıdi de yok. Bütün insanlar hüsrandadır. Bunu bir ancak iman edin iman edin iman edin iman edin iman edin iman Allah’a meleklerine Peygamberlerine kitablarına mahşere din gününde hesap vereceğine kaderin var buna. Cennete cehenneme cehennetim ve cehennemin ebede olduğunu. Bunlara iman ecek iman bu. Bunun dışında bir iman tanımıyorum ben. O zaman iman edin. Sağl-i amel işte yani imaller işte. Fazır yerine getiren. Lafirlerlerle Allah’a ayaklaşan.
Sağl-i hamel. İnsanlara faydalı olan insanlara zarar vermeye. Sağ nihamer. İnsanların içerisinde insanların derdiyle derdenen sağlıkamel. Hakkı ve sabrı tavsiye denlermiştesna hakkı tavsiye etmek. Ademdenleri insanların nefsine uydur. Ademdenleri insanların ayanın kaydı. Ademdenleri alimleri işehrlerin alimleri işehrlerin amirlerin, amirlerin. Hakimlerin ayakaydı. Yağkı tavsiye etmek. Hakkı konuşmak. Hakkı haikır makdir. Sen alim olabilir için. Hakkı konuşmursan.
Sen ahir zaman alimisi. Yarın cehennem için. Sen şey olabilir için. Hakkı konuşmuyoruz. Hakkı anlatmıyoruz sen. Senin yerin cehennemdir. Sen Hakkı konuşacağım. Hakkı savunca. Hakkı haikır can. Hakkı kuranmasın nedir? Hak insanlıkdır. İnsanca davranmakdır. Sen o hakkı tavsiye çeksin. Hakkı tavsiye etmiyorsan sen de hüsrandasın. Hüsrandasın. Sen ne olursan ol. Kim olursan ol. Makamın mevkin mesdeyin. Senin urkın dili ne olurs olsun. Eğer sen hakkı tebliye etmiyorsan ve hakkın yaşamıyorsan hüsrandasın kardeş.
Dili çatal olmasın. Dili’nin seviyor olsun da dili çatal olmasın. Dili’nin çatal sakok. Zengine ayrı konuşuyorsun fakir ayrı konuşuyorsun. Dili’nin çatalzene. Sen bir okrata ayrı konuşuyorsun. İsanları ayrı konuşuyorsun. Dili’nin çatal zene. Sen siyasetci ayrı konuşuyorsun. İsanları ayrı konuşuyorsun. Dili’nin çatal zene. Dili’nin kopsun zene. Sen o zaman hakkı haikırmak sorunmasın. Allah sana o ilmi verdiyse sen o ilimle hakkı haikırmak sorunmasın. Eğer hakkı haikırmıyorsan.
Sen değsi şeytan sınıza mı? Sen şeytan adosun. Sen gece gündüz şeytanla ilmek immek kanavicce şeytanla görüyorsun. Başka bir şey de. Sen insanların parasına gözünüdükmişin. Sen insanın insanların dünyalına gözünüdükmişin. Sen üç beş kuruşa bozulanlardansın. Sen bozuksun. Sen bozuksun. Senin cinsin bozuk cibiliyetin bozuk. Senin kanında bozuk sütünde bozuk. Evet tövbe. Allah tövbe denlerin tövbelerini kabul eder. Dön bozukluktan. Dön çatal dillikten. Dön ve fasızlıktan hainlikten iki yüzlükten.
Dön, dön, nankörlü olmaktan dön geriye. Yoksa sen hüsrandasın. Dördüncü mattene sabrı tavsiye etmek. Yolda sabır, imanda sabır, İslam’da sabır, sufirikte sabır sabır. Ya hil insanların içerisinde yaşamak sabır. Bu sokaklar da yaşamak sabır. Bu sosyal bozukluğun içerisinde insanın kendisini temiz tutmaya çalışması sabır. Bu kirli lilin içerisinde insanın kendisini temiz tutmaya çalışması sabır. Sen o sabır göstercen ve o sabır da insanlara tavsiye edeceğim.
Etrafına tavsiye edeceğim. Kardeş namazda sabır, oruçta sabır. Zikirde sabır. Dersini çekmekte sabır. İyi insan olmakta sabır. Annene sabır. Annene karşı sabır. Babana karşı sabır. Eşine karşı sabır. Çocuklarına karşı sabır. Dermiş kardeşlerine karşı sabır. Zakirine karşı sabır. Şeyhine karşı sabır. Sabır tavsiye edeceksin. Yanda çalışan elaman sabır. Onu da sabrediyorsun. Müşteriye sabır. Onu da sabrediyorsun. Müşteri kıllık yapıyor. Töylü kapıyor. Şunun şarasında bu varmış.
Bunun burasında bu varmış. Burası olmamış. Ona da sabrediyorsun. Esnamfluk kolay bir şey değil. Ben bir arkadaş tanıyım. C evde tuzde dört sefer gitti. Arabın arkasından ses geliyor diye. C evde dört sefer arabasına bindiye gitti geldi. C evde demar dedim. Hiçbir şey yok dedi. E ev dedim ben. Geliyor işte böyle dedi. Bizde gidip geliyor dedi. Yok bir şey diyor dedi. Ona diyormiş ki. Ya evet senin yanına gelince ses gelmiyor diyormiş. Müşteriye de sabır. Biz de esnamfluk yaptık.
Arla da yapıyor. Müşteriye de sabır. İyiyim ana yarısı diyor. Haklı ve sabır tavsiye etmek. Hüstrandan kurtuluş bu. O yüzden kardeşler dilim seviri gelebilir size. Hamd olsun çatal değil. Ha dilim dilisi eviri böyle işte konuşuyor. Dereden tependen diye bilirsiniz. Ayırla bilirsiniz bizden. Bunu o kadar sıkıntı yok. İnsan toplumaya çıkmadık. Peli bir derdimiz yok bizim. Ben kur’an vasülnet mücadele sivermeye çalışan bir kulum aşkı bir şey değil. Rabbimizleri affesin.
Cummeme zı affesin. Katından müthvesin. Katından ikramesin. Katından meccan enversin. Katından sıkıntılarımızı defeylesin. Katından müşkilatlarımızı hale ile seni. Katından maddi imane ve her ne derdimi sıkıntımız var ise hepsine de şifah ile tesin. Katından bizleri emanın ağzın. Bizleri cema alullahında yaşasın. Cema alullahına vushla taer dersin. Cema alip herdesin de yaşatlıklarından elhesin. Bizi aşkullahına ulaştırsın. Kendini aşık kullarından elhesin. Kendisini zikreden kullarından elhesin.
Kendisini hamdeden kullarından elhesin. Kendisini bütün nimetlerine masar olan kullarından elhesin. Bizleri maddi imane ve eman alıp kendi cema alinde yaşatlıklarından elhesin. Elfa tihama selamın.
Kaynak
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin 16.08.2025 tarihli sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.
İlgili Sohbetler
Daha fazla bilgi için Tasavvuf sayfasını ziyaret edebilirsiniz.