inşâallah. Allah kulunun zannının üzerine olduğunu. Allah ruhunun zanın üzerine nasıl olur? Hadis-i kutsi kul hesap yerine getirilir. Hesabı kitabı görülür. Onun cehennemlik olduğunu bildirilir. O cehenneme doğru götürülürken hesap yerine kul döner bakar. Allah bildiği halde sonra kulum neden hesap yerine döndü baktı. Melekler kula sorarlar. Neden hesap yerine döndün? Baktın okulda cevap verir. Ben. Allah’ı affedici bilirdim. Beni affedeceğini ümit ederdim. Ümidim oydu, zannım oydu.” der. Cenâb-ı. Hak nida eder. Allah kulunun zannı üzerinedir. Affettim. Koyun onu cennetime
de. Ümit kesmek küfürdür. Ve yine hem hadis-i kutsi var hem hadis-i şerif var. Cenabı. Resulullah buyurur ki sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, “Siz. Allah’ın. üzerinde hüsnü zan besleyiniz. Bir kimse. Allah’ın üzerinde hüsnü zan besler ise. Cenâb-ı. Hak onu o hüsnü zannından dolayı ona iyilikle, rahmetle, merhametle muamele eder. Ne zaman ki insanlar. Allah’ın üzerinde hüsnü zanını kaldırırlarsa o zaman. Cenab-ı. Hak onlara hüsnü zan üzerinde hareket etmez. Bu aksi seda gibidir. Siz iyilik düşünürseniz iyi olursunuz ve iyiliklerle
karşılaşırsınız. Eğer siz kötülük düşünürseniz kötü olursunuz ve biçtiğiniz sizin için kötü olur. O zaman hatta öyle der hadis-i kudside. Ey. Allah’ın kulları, Allah’a hüsnü zan besleyiniz. O zaman bize. Allah’ın üzerine hüsnü zam beslemek düşer. Ama bir kısım ehli tasavvufun düştüğü bir varta vardır. Bu varta da şudur. Harama helale dikkat etmeden. Allah’ın hukukunu, dinin hukukunu gözetmeden hayatı yaşamak. Böyle halk ve reca noktasını. terk etme. Bu bir kısım tekrar söylüyorum ehli tasavvuf düştüğü en büyük yanlışlıklardan birisidir. Allah
muhafaza eylesin. Tarihte bunlar görülmüştür. Tarihte veya bugün günümüzde de vardır. Cenabı. Hakk’ın affına güvenerekten bile bile bir kimsenin günahı kebar işlemesi, buna devam etmesi, bile bile fuhşiyata fahşiyata devam etmesi, bile bile bir kimsenin işte şeytana uyması ve şeytanın kollarına kendisini bırakması. Bunların hepsi de. Allah muhafaza eylesin insanı yanlış bir çizgiye doğru götürür. Tabii bunlar ameldeki sıkıntılar. Ameldeki sıkıntılar telafi edilir de itikattaki sıkıntılar telafi edilmesi çok küçük. O yüzden itikat noktasında gevşekliğimiz olmayacak. İsteriz ki amel noktasında
da hiç kimsenin gevşekliği olmasın. Ama bu noktada insanlar. Allah’ın üzerinde hüsnü zannını kaybetmesinler. Bu günlük hayatta da öyle. Işte ya ben bu işten iflas. ederim. İflas edersin sen. Hüsnün zannını kaybetmişsin. Ya ben bu borcu bu borcu ödeyemem. Ödeyemezsin. Hüsnün zannını kaybetmişsin. Ya ben bu işte başarılı olamam. Olamazsın. Neden? Hüsnün zannını kaybetmişim. Allah’ın izniyle ben bu işte başarılı olurum. Allah’ın izniyle ben bu mücadelede bitiririm. Bu mücadeleyi ben götürürüm. Allah’ın izniyle ben bu borcu da öderim. Bu işi
de götürürüm. Allah’ın izniyle ben bu evliliği de götürürüm. Allah’ın izniyle ben çocuklarımı da eğitirim. Allah’ın izniyle ben bu dükkanı çalıştırırım. Allah’ın izniyle ben bu işte başarım. Çalışmam lazım. Gayret etmem lazım. Allah’ın izniyle ben nefsimle olan mücadelede nefsime karşı galip gelirim. Allah bana yardım eder. Allah kullarının yardımcısıdır. Kim. Allah’a güvenir, Allah’a yaslanır, Allah’a dayanır, işini. Allah’la çözmeye çalışırsa. Cenâb-ı. Hak onun işini asan. eder. Allah onun işini asan eder. Bu yalnız bizde, bizim toplumumuzun bazı kesimlerinde çalışmayı, gayret
etmeyi, mücadele etmeyi, cihat etmeyi, bu noktada ter akıtmayı, kan akıtmayı, yaş akıtmayı, bu noktada fedakar olmayı, bu noktada mücadeleci bir ruha sahip olmayı, koşmayı, uçmayı göze alması lazım insanlar. Hüsnü zanla bu noktada yürüyecekler. Bu noktada hiçbir noktada ümitsizlik yok. Hiçbir noktada. Hayatınızı ona öyle bir dizayn edeceksiniz ki günlük hayatınızı, günlük yaşantınızı, her şeyinizi. Ümitsizlik yok. Gayret var, çalışmak var, mücadele etmek var, cihat etmek var, koşmak var. Hani kim ahir zamanda. Kur’an ve sünnete azıl içleriyle sımsık
yapışırken kurtuluşa erer mealinde var. Hadis-i şerif var. Azı dişi ne sımsıkı bir şeyi tutmak. Bir şeyi hani azı dışı çok basar. En kuvvetli yerdir. İnsanın ağzının en kuvvetli yeridir. Siz bir şeyi azı işinizde basarsınız. Kuvvetli tutmaktır bu. Kuvvetli mücadele etmektir bu. Lütuf, ikram, ihsan, başarı. Allah’tandır. Kula düşen vazife mücadele etmek, gayret etmek, çalışmak, ümit etmek, hüsnü zam beslemek. Bu noktada insanın kendisini istihdam etmesidir. Eğer kendinizi bu noktada istihdam etmezseniz pasif, zayıf, kişiliksiz, kimliksiz, ümitsiz, böyle işte
kuvvetli bir rüzgar nereye eserse o tarafa savrulan bir kimlik haline gelirsiniz. Müslüman bu değildir. Sufi bu değildir. Derviş bu. En inatçı kimlik sufilerde vardır. Sufi en inatçı kimsedir. Neden? Doğruda, iyide, güzellikte, hayırda, mücadelede, cihatta, çalışmakta o en inatçı kimliğe sahip. En hırsıdır sufiler. Onların o yumuşak görüntülerinin altında hırsın en şedidi, hırsın en şedidi, inadın en şedidi vardır. Su gibi. Su inatçıdır. Bir. yere vurur. Tıp tıp deler mermedi. Sufi onun gibidir. Bakarsın dışarıdan su gibi o yayılır
sular topraktan neşu neva olur. Her biter. Su bir o bir eritilecekse eritir su. Bir delinecekse deler su. Madenleri deler suyla beraber. Madeni delerler suyla beraber. Su hem soğutur hem ısıtır hem yakar hem küleder hem deler hem yapar. O yüzden sufi bu manada inatçı bir kimliğe sahiptir. Doğruda, iyide, güzellikte o menziline ulaşmaya çalışır. Onu geri döndüremezsin. O hayırda durur. Orada o noktada hırs besler kendisinden. Der ki, “Ben bu hayrı işleyeceğim. Ben bu güzelliği yapacağım.” Hırslanır. Uyumayacağım da
bugün uyumamam gerek. Benim uyumaz. Hırslanıp bu orucu bitirmen lazım elinden. Bitirir orucunu. Sufi gevşek bir kimse değildir. Sufi layık. bir kimse hırsla, hırsla, ümitle ve inatla hiç kimse onun ümidini kıramaz. Hiç kimse onun hayırda koşmasını durduramaz. Del. Aşık en hırslı olandır. O mahşukuna karşı hırslıdır. Aşık zannedersin ki lightay, gevşek yumuşak. Ne geç aşık en hırslı olandır. Ona tersinden bak. O yüzden aşık en ümitvar olandır. Aşık en hüsnü zam besleyendir. Aşık en fazla korkandır. En fazla korkandır
aşık en fazla ümit edendir. En fazla maşukına karşı hırlı olandır. En fazla maşukına karşı ümitvar olandır. Ümitli olandır. O yüzden. Allah kulunun zannı üzerinedir. O zaman biz. Allah’ın üzerine hüsnü zan besleriz. Biz. Allah’ın üzerinde hep iyi şeyler düşünürüz. Allah kullarına aldatıcı değildir. Allah kullarına zalim değildir. Allah kullarına karşı kötü değildir. Böyle bir şeyler yok. Allah kulunun duasına. icabet edendir. Hüsnü zan icabet eder o bizim duamıza. Zikrederiz. O bizi zikreder. Kulu kendisini zikredince. Allah da onu zikreder.
Kulu onu sevince o da kulunu sever. Süizan beslemeyiz. Biz onu sevdik. O bizi sevmez. O zaman suizandır. Biz onu zikrettik. O bizi zikretmez. Süzandır. Biz ondan af dilendik. Yalvardık. O bizi affetmez. O zaman bu suizandır. Allah muhafaza eylesin. Bunlar şeytanın vesvesesidir. Şeytanın kandırmasıdır. Allah’ın üzerine hep hüsnü zam besleyin. Allah’ın üzerine hep ama hep hüsnü zam besleyin. Kendi üzerinizde de hüsnü zam besleyin. Kendi üzerinizde de öyle suam beslemeyin. Arkadaşlarınızın üzerinde sui zam beslemeyin. Etrafızın üzerinde suizam beslemeyin.
Kendi hayatınızın üzerinde suizam beslemeyin. Bilmediğiniz, görmediğiniz, duymadığınız şeylerin üzerinde suizan beslemeyin. Gözünüz görecek, kulağınız duyacak. O zaman o kimse. de şahıssa itiraf edecek. O zaman onun ne olduğunu anlayacaksınız. Gözünüzün gördüğüne dahi inanmayın. Süizan beslemeyin. Kulağınızın duyduğuna inanmayın. Süzdan beslemeyin. Yanlış duymuş olabilirsin. Eksik duymuş olabilirsin. Neden iki tane şahit istendi herhangi bir meselede? Zinada ise dört şahit istendi. Kendi kendine suizan besler. Kadınlar besler, erkekler besler. Şeytanın vesvesesine kanar. Oturur kadın kocasının üzerinde suizam besler. Otur adam karısının
üzerinde suizam besler. Oturur adam çocuklarının üzerinde suizan besler. Oturur kadın çocuklarının üzerine suizan besler. Oturur cemaatin üzerinde suizam besler. Bir kimse oturur cemaatin işte üstadına, dervişine, nakibine, mükabbasına suizan besler. Bu suüz insanları helaka götürür. Cemaatleri helake götürür. Ümmeti helaka götürür. Bu şeytanın vesvesesidir. Şeytan onu tırmalıyor. Şeytan onun kalbine işiyor. Aviyane tabirler. O suzam götürür. Adam oturur. Oo. Mehmet ne yapıyor diye suzan besler. Sabahtan akşamlar. Mehmet’e hesap eder. Gürsüde başka iş güç kalmadı. Adamın yapacak bir şeysi
kalmadı. Oturur. Mehmet’e suizan besler. Adamın işi gücü kalmadı oturur. Hüseyin’e atana suizan besler. Ne yaptı dı da ne etti dedi de nasıl etti dede nasıl yaptı da şöyle mi oldu da böyle mi oldu da besle. Allah besler. Bu devam eder. Adam peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin üzerine dahi suizan besleme noktasına gelir. Bir çıtar. Allah’ın üzerine suizan besler. Allah muhafaza eylesin. O yüzden kula teşekkür. Allah’a teşekkür ya. Kula suzan. Allah’a suzandır. Kula suüz. Allah’a suzandır. Hani
kula teşekkür ederse bir kimse. Allah’a teşekkür etmiş olur ya. Evet. Kula nankörlük. Allah’a nankörlüktür. Bak muhabbet nereye görüyor. Hüsnü. zam. Kulun üzerine hüsnü zam besleyen. Allah’ın üzerinde de hüsnü zam besler. Aslında farkında değildir. İnsanlar kullara suizan ederken. Allah’ın üzerinde suizan etti. Aslında farkında değildir. Kullara düşmanlık, mümine düşmanlık ederken. Allah’a düşmanlık ettiğini aslında farkında değildir. Müminlere iftira atarken. Allah’a iftira attığını aslında farkında değildir. Müminlerin hakkını gaspederken. Allah’ın hakkını gaspettiğinin farkında değildir. O zaman bir kimse zannı üzerine
gider. Sen neysen onu zannedersin. Senin ahlakın o. Sen oturur insanların hepsinde kötü olduğunu düşünürsen sen kötüsün. İnsanların, herkesin iyi olduğunu düşünürsen sen iyisin. Hep insanları yardımsever görüyorsan sen yardımsever bir insansın. İnsan kendisi gibi görür etrafı. Kendisi gibi. Korkak etrafı korkak görür. Cesaretli herkesi cesaretli görür. Cömert herkesi cömert görür. Daha fazla cömertlik yapacağım diye yarışır. Cömert yok. Cömertlikte. yarışır. Öbürkü cimri ya o da cimrilikte yarışır. Herkes sonuçta bir yerde yarışır. Allah’a hüsnü zan besleyenler hüsnü zanda yarışırlar.
Süan besleyenler de şüanda yarışırlar. Allah muhafaza eylesin. Amin. Bizim mahalle çavuşunun ve sizin sohbetlerinize rağmen eşime ve çocuklarıma iyi davranamıyoruz. Onlara zulmediyorum. Bunun da çok cezasını çekiyorum. Bu konuda ne yapmam gerekiyor? Hep nefsime yenik düşürüyorum. Hakkını el demiş. Hakkımız helal olsun inşâallah. Ama kıymetli kardeşler, bir kimse eşlerine, eşine, etrafındaki eşinin akrabalarına, çocuklarına kadınlar erkekler eşlerine dediğimde kadınlar erkeklere, erkekler kadınlara eşler arasında çocuklara, etrafındaki derviş kardeşlerine, iş yaptıklarına, yanında çalışanlara bu noktada zulümane davranıyorsa ve zalimlik yapıyorsa
ve onların haklarını gözetmiyorsa ve onları bu noktada. Kur’an ve sünnet dairesinde davranmıyorsa samimiyetimle söylüyorum bunu. Gerçekten bu dünyadan insan. olarak göçüp gidemez o kimse. Bu dünyadan kadın erkek hiç önemli değil. Bakın bunda, bu dünyadan insan olarak köçüp gidemez. O sureten insandır. Sureten insandır. Din güzel ahlaktır. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dedi ki, “Beni rabbim terbiye etti. Ne güzel terbiye etti. Ve dedi ki ben güzel ahlakı tamamlamak için indirdim.” Ve dedi ki güzel ahlak nafile namazdan,
oruçtan evladır. Bir kimse bu manada. Kur’an ve sünnetin terbiyesine, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin terbiyesine tabi olacak. Bizim derviş kardeşlerimizden, derviş kardeşlerimizden, erkeklerden ve kadınlardan bunları duymak istemiyorum. Bizim erkek kardeşler asla ve asla eşlerini dövmeyecekler. Olur olmaz bir için eşini dövmek yok. Çocuklarını olur olmaz meseleler için dövmek yok. Kadınlar eşlerine olur olmaz bir için tartışmayacaklar, atışmayacaklar. Eşlerine tabi olacaklar. Kur’an ve sünnetesinde. İzinsiz evden dışarı çıkmayacaklar. Eşlerin izin vermediği bir şeyi yapmayacaklar mı? Çocuklar, kız çocukları
evleninceye kadar anne ve babalarına tabi olacaklar. Anne ve babalar çocuklarına zulmetmeyecekler. Eşler birbirlerine zulmetmeyecek. Kur’an ve sünnet dairesinde kalacak. Kur’an ve sünnet dairesinde bu hukuk. Eğer bu delinirse o zaman aile hayatını koruyamayız, muhafaza edemeyiz. Aile hayatının korunması, muhafaza edilmesi gerekir. Neyle muhafaza edeceğiz? Neyle koruyacağız? İslam hukukuyla. Kur’an ve sünnet belli. Herkesin bu noktada hakkı, hukuku belli. Yapmak istemiyor. Bu hukuka riayet etmek istemiyor. O huku riayet edemeyecek. O huku götüremeyecek. Bu kadın erkek önemli değil. Hiç kimsenin
hakkına girme kardeşim. Peki. Selamünaleyküm. Sepetin koluna herkes yoluna. Kadınsın. O huka girmek istemiyorsun. De ki kocana beni boşa. Ben. bu hukuk içerisinde yaşamak istemiyorum. Bitti. Erkeksin. O huku uygulayamayacaksın. Eşini boşa. Kimseye zulmetme. Zulmetme. Erkeksin. Çocukların var. Çocuklarına bakmak zorundasın. Bir erkek çocuklarının iaşesini, bakımını üzerine almak zorunda. Dinin hükmü ve hukuku bu. Evlenme. Bu hukuku götüremeyeceksen evlenme. Evine bakamayacaksan evlenme. Bir kadını idare edemeyeceksen evlenme. Çocuklarının yaşesini sağlayamayacaksan evlenme. Evlenme. Evlenen kızının veya oğlunun hayatını otomatikman sen devamlı
zap durat altında tutacaksan çocuklarını evlendirme. Evlendirme çocuklarını. Erkek kız hiç önemli değil. Bunlar hayatın içinden. Senin annene babana gelin bakmak zorunda değil. Hizmetçi mi aldın? Senin evlenmiş kayın validene bakmak zorunda değil adam. Hizmetçi mi adam? Sen onun nasıl annesine babasına bakmak zorunda değilsen o da değil. Zulm yok. Çocuklarınıza zulmetmek yok. Çocuklarınıza. İslam ahlakı verin, İslam terbiyesi verin. Ama siz de bu noktada sabit durun. Asıl işinizde sıkın dini. Dinin hükmünü koyun ortaya. Kim dinin hükmünü koyarsa ortaya,
dinin hukukuyla devam ederse onun sahibi ve vekili. Allah’tır. Allah onu meydanına bırakmaz. Kadının birisi derviş kardeşlerden birisini bıraktı gitti. Bıraksın gitsin dedim ben. Gidiyorsa gitsin. Dinledim meseleyi. Adam bu noktada haklı dedim. Bırakıyorsa bırakacak. Gidiyorsa gidecek. Çocuk biraz böyle ırkaladın dedim. Bırak oğlum gidenin yerisini. Allah daha yenisini getirir. Daha getirecek. Kur’an ve sünnet önemli. Dinin hukuku elem. Sen dinin hukukuna uy. Sen dinin ahlakına uy. Sen dinin sana vermiş olduğu hakkı kullan. Kadın erkek karşınızdaki hanım eşiniz dinin
hakkını kullanmak istiyor. Hiç özgür bir şekilde kullansın. Verin o hakkı ona. Çocuğunun dini hakkı ver kardeşim onu. Senin dinin. hakkını sen de kullan. Tam bitti. Ama bu zulmetmeden olacak. Bizim kardeşlerimiz tekrar tekrar söylüyorum bu noktada zulüm sahibi olmayacak. İçlerinizden eşlerini haksız yere dövenler var. Celalliğimin sebebi o. Hiç kimse eşine de telefon açıp veya eşine gidip sen mi şikayet ettin demesin. Hiç kimse bana şikayet etmedi. Hiç kimse, hiçbir bayan bu son günlerde veya işte bir aya kadar
bizim dergah’tan hiçbir bayan şikayet etmedi. Ama bildiklerim var. O yüzden bu sözlerim onlara. Eşlerinize zulmetmeyi et. Nasıl yumru kurursun sen? Nasıl tokat vurursun haksız yere? Nasıl zulmedersin? Hem geleceksin burada gözümün içine bakacaksın. Kıymetli kardeşler tasavvuf doğru olmaktır. Güzel ahlaklı olmaktır. Yapmayın. Allah rahmet eylesin. Şeyh. Efendi intisap ederlerdi. Bağlar, bağlanırlardı. Şeyh efendi de derdi ki, “Evladım, hele hele. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Hakkında bağlanmışlar. Bizi övendirek zannediyorlar. Hani övendirek vardır ya öküzlerin arkasından dürtüklersin. Kuru bir sopadır,
odundur o. Maneviyatı olmayan insanlara eski dilde tasavvuf ehli över direk denir. O tasavvuf ehlinin maneviyatı yoktur. O kimse rüyayla ikaz ve irşat edilmez. O kimse halinde bir görmez. O kimsenin kulağına maneviyattan hiç kimse bir fısıldamaz. Ona örek denir. Maneviyatta onun tabiri caizse gözü kördür. Onun ona öğün direkt denir. Bizim dergahımız öyle bir dergah değil. Bunu kafana sok. Bunu o küçücük beynine yerleştir ya da çek git buradan. Yapma. Allah bizi affetsin. Cümlemizi affetsin. Amin. O yüzden kıymetli
kardeşler özellikle söylüyorum bunu. Erkek kardeşlere söylüyorum. Erkek gü gücün simgesi ya. Elini kaldırdığı zaman vurur ya. Benim şeyhim hiç elini kaldırmamış. Ben de elimi kaldırmadım. Sen de kaldırmadın. Benim şeyhim hiç elini kaldırmamış. Bana söylediğinde bekardım ben. Ben de içimden söz verdim. Ben de elimi kaldırmayacağım dedim. Cenâb-ı. Hak kaldırttırmadı. Şu ana kadar. Allah beni muhafaza etti. Sen de söz ver, sen de elini kaldırma. Boşaman gerekiyorsa boşa. Din bu hakkı vermiş sana. Dövme haksız yere. Zulmetme. Kadın dinlemeyecekmiş.
Boşalsın, dinlemesin. Kadınlar da erkeklere zulmetmesin. O hür bir hayat istiyor. Sormayacak, bakmayacak, etmeyecek. Tamam. O sen yürü git ya. Allah yoluna çıkın. Bu noktada. Cenâb-ı. Hak bizi muhafaza eylesin inşâallah. Burada bir metin yazmış ama burada kendisi de söylemiş. Ne o? E hakkınızı helal edin. Ne o? Kendim kaleme alamadım. Detaylı yazamadım demiş. Detaylı yazarsanız inşâallah neye? Nasıl cevap vereceğimizi biz de anlayalım inşâallah. Hakkınızı. helal edin. Kredi çekip yatırım yapmak uygun mudur? Bunu normalde. Hanefi fıkhına göre sorarsanız
uygun diyeceğim. Ama kredi çekecek olan kimse eğer ki ticaretten, almaktan, satmaktan, yatırımdan, herhangi bir şeyden haberi yoksa yapmasın ütülür. Bir kimsenin hadi dönen bir çarkı vardır mecbur kalır, bir olur. Bir böyle mecburiyetten dolayı, bir sıkıntıdan dolayı onun böyle bir nefes alması lazımdır. Olabilir. Hanefiler bunu darül harp noktasında müsaade etmişler. Darül harp’te müsaade etmişler. Darül. Harp’te harbi ile müminin arasında faiz yoktur demişler. Buna müsaade etmişler. Hiç kimse de. Türkiye. Cumhuriyeti. Devleti’ni daran diyemez. Derse zaten devletin laik
demokratik ne o hukuk sistemini ne o irticaya ondan sonra dini bir hukuka döndürmekten kütür tek içeride bulur kendini. Türkiye. Cumhuriyeti. Devleti dini bir hukukla hukuklanmamıştır. Dini yoktur. Laikktir. Bu noktadan hareket ederekten fıkıh ıstılahı noktasında. Hanefilerle demişler ki orası darül harptır. Bu noktada öyle olunca bir kimsenin işte mevcut bankalarla ilişkilerinde faiz işlememiş olur ama ütülür. Ütülüyorlar. Bu ütülme o kimsenin o meselede ehil olmadığını gösteriyor. Allah muhafaza eylesin. O yüzden eğer bir işin içinde değilse, bir iş yapmıyorsa,
bir döner çarkı yoksa, bu noktada böyle bir yoksa zor özel konuşulacak meseleler bunlar. Şahısla o fetvayı alacağı yerle alakalı bir. O kimse çünkü bir söylüyorsun işte. Ha bana derlerse. İslam hukukuna göre ne? Hanefi’ye göre bir kimse krediyle iş yapabilir mi? El cevap yapabilir. Eyvallah. Ama bunu kardeşler bana soruyorlar şimdi telefondan veyahut da arkadaşlar da soruyorlar. Banka kredisiyle araba almam caiz mi? Caiz kardeşim. Ev almam caiz mi? Caiz mi kardeşim? Hanefi’ye göre caiz. Kredi almam caiz mi?
Caiz kardeşim. Hanefi’ye göre gönül ister ki hiç kimse bankadan içeri girmesin. Böyle bir şeye de gerek kalmasın. Hazır gıdalar maneviyatımızı etkiler miyiz? Natürel olmayan, otantik olmayan her şeyden uzak durun. Evet. Etkiler. İnsanlar yediklerinden, içtiklerinden etkilenirler. Yaşadıkları havadan, şehirden etkilenirler. Natel yiyecekler yiyin. Natel içecekler için. Natel olsun. İlaçlı olmasın. Böyle özel dondurulmuş olmasın. Özel hazırlanmış olmasın. Kimyasal olmasın. Hakkınızı helal edin. Bisküvi daha yemiyorum ben. Bildiğiniz bisküvi. Onu dahi yemiyorum. Bildiğiniz çikolata. Kaçabildiğim kadar kaçıyorum. Yemiyorum. Hazır süt
hiç içmiyorum. Kolay kolay mecbur kalmadıkça hazır yoğurt yemiyor. Hacı. Erkan süt getiriyor. Allah razı olsun. Bekle. Hazır. Böyle bunlardan özellikle kaçının. Özellikle kaçının. Özellikle almayın. Hazır içecekler almayın. Hazır meyve suyu alma kardeşim içme. Gazotmuş, fantaymış, kolaymış. Alma kardeşim içme ya. İçme. Maneviyatını bozacak, sağlığını bozacak, vücudunu bozacak, içini bozacak, dışını bozacak, cebini bozacak. Bozacak ya. Hazır fanta içinceye kadar al oradan iki tane limon. Limon limon. Limonata iç. Al oradan yarım kilo mandalin. Mandalin ye. Al oradan 1
kilo portakal. Portakal ye. Al oradan bir kilo hurma. Hurma ye. Ne yapacaksın çikolata yıta? Hastalık. Al bir kilo hurmayı. Naturel. Ne? Git konser öbürü sürü al. Alma kardeşim ya. Alma. Hatta yazın yaz yiyin. Kışın kış yiyin. Evlerinizde konserve daha yaptırmayın. Adam kışın yaz konservesiyor. Yeme yeme. Gerçekten natürel. Ne çıkmış kardeşim? Ispanak. Ispanak ya. Ne çıkmış? Karnabağı karnabağı ye. Ne çıkmış şimdi mevsiminde? Lana. lana ya. Bunları önemsemiyoruz biz. Biz gideceğiz lüks yiyecekler yiyeceğiz, hazır gıdalar yiyeceğiz, lüks
lokantalarda yiyeceğiz, lüks restoranlarda yiyeceğiz, ne bileyim işte böyle haddi açacağız, hududu açacağız, orta seviyede yaşamayacağız. Bunu bizim içimize soktular. Gideceğiz o devasa alışveriş merkezlerine. Oralarda para yiyeceğiz, para harcayacağız. Hoş kardeşler bundan kurtuldular. Artık burju yaşayanımız kalmadı ne yazık ki. O yüzden eleştiriliyoruz da ben kardeşleri burua yaşantısından uzaklaştırıyorum. Tatil kültürü kalmadı insanlar tatil yapamıyorlar. Beş boynuzlu otellere gidemiyorlar. Eller havada yaşayamıyorlar. Gece hayatları kalmadı, tatil hayatları kalmadı, deniz hayatları kalmadı, yazlık kalmadı. Ya böyle bir sufiyane bir hayat
yaşatıyorum size. Hakkınızı helal edin. Ne yapayım? Benim de tarzım bu. Demek ki kardeşleri bu noktaya sevk ediyorum. O yüzden böyle çok böyle kendisini zengin gören,. paralı pullu görenler gelmiyorlar zaten. Diyorlarmış çok iyi konuşuyor, çok doğru konuşuyor ama işte beş boynundlu otel dedi. Alındık diyorlarmış. Bana telefon açıyorlar işte efendim sohbetlerinizde beş yıldızlı oteller için beş boynuzlu otel demeseniz iyi diyorum ben de götürsünler beni bir beş yıldızlı bir otel eğer orada fuhuş yapan bilmem nereli kadınlar yok ise
o otelde hiç kuhuş olmuyorsa ben beş boynunuzlu otel demeyim kalıyor. Bana. Antalya kıyısından böyle bir otel gösterebilirler mi? Ege kıyılarında böyle bir otel gösterebilirler mi bana? Senin peygamberin sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri karnı hiç doymamış hayatı boyunca. Sen nasıl gider patlayıncaya kadar yediren bir otelde tatil yaparsın? Açık büfe ye. Allah ye. Bir de bedava buldular ya. Patlayıncaya kadar yiyor. Herkes yiyor mu? Yiyor. Denizli’de benim iş için gittiğim otel ü yıldızlıydı. Orası dahi sabahları açık bir fek
kahvaltı yapıyor. Kahvaltı veriyor. Bakıyorum ben insanlara. Şimdi sabahle kahvaltıya iniyorsun. Oğlum adam bir tabağa tepeleme doldurmuş. Öbür tabağa da tepeleme doldurmuş. 10 günlük yiyor sanki. Lan adam evinde bir yumurta ya. İki yumurtayı yiyemez adam. İki tane yumurta almış, tane yumurta almış. Oğlum iki tane yumurta almış. Bir de sağında yumurta söylemiş. Nasıl olsa bedavaya adam sucuk, sosis, salam doldurmuş. Karşıma geldi oturdu. Ben tabii. Allah’ım dedim benden utanacak şimdi adam dedi. Utanmadı. Yok. Tabii tabii. Hepsini yedi yıttı
ya yıttı herhalde. Ben garibim bir dilim ekmek. Bir yumurta baktım orada otantik bizim var onanın peynirinden işte peynir zeytin. Bende sucuk yok salam yok sosis. yok. Onlara dokunmuyor mu hiç? Onları nasıl yiyorlar? Hayret ederim zaten ben ya. O sosisi, o salamı nasıl yiyorlar? Hayret ediyorum ben hala da hayret ederim. Daha ağzıma koymuştum. Yok benim salamdan bir yarım bir sosisin bir ucundan bir parça sosismiş o. Ölmüşler öyle yydim dediler. Bu sosis. Allah’ım nereye kusayım diye düşündüm. Daha
ağzıma salam koymuş değilim. Ben tadını bilmiyorum. Hiç öğrenmek de istemiyorum. Hiç öyle bir derdim de yok. Yiyeceklerinize dikkat edin. Hiç otantik yaşayın. Otantik yiyin. Otantik için. Otantik natürel mevsimine göre. Yazın domates ye. Kışın domates yener mi ya? Yeme kışın domates. Kışın patlıcan yeme. Kışın biber yeme. Bizim orada kuruturlar. Evet kurutulmuşunu ye. Otantik ilaçsız. İlacı yok. Kurutmuş güneşte otantik natürel. Eyvallah. Öbür türlü alma. yeme. Allah muhafaza eylesin. Az uyku bana yetmiyor. Yeter. Rahat var. O yüzden şimdi
rahat insanlar bir kimseye normalde 4 ile 6 saatlik uyku yeter. Yetişmiş bir kimseye. E uyuyor insanlar. Sünneti terk etmiş uyuyor. Kimi uykudan kurtulmaya çalışıyor. Ben de böyle bir diyorum deliksiz ik saat uyusam diyorum kendi kendime dinleneceğim dedim ya. Bir 2 saat uyusam diyorum deliksiz. Allah bizi affetsin. Amin. Aynı az uyumak istiyorum ama yapamıyorum. Yapmak istediğim birçok şeyi çok uyuduğum için yapamıyorum ve bu beni çok huzursuz ediyor. İyi ki huzursuzsun. Bir de huzurlu olsan hiç huzurayacağım demek.
Huzursuz çok uyuyor ya. Bir de huzurlu olsa demek ki hiç uyanmayacak arkadaş. Allah bizi affetsin. Kıymetli kardeşler bir olsun. Bir derdiniz olsun. Bir hedefiniz. Deyin. ki günde 10.000 tevhit çekeceğim. Deyin ki sabahları kalkacağım 1000 tevhit çekeceğim. Deyin ki günde 3 sayfa kitap okuyacağım. Deyin ki günde 5 sayfa tefsir okuyacağım. Deyin ki günde 10 tane hadis ezberleyeceğim. Deyin ki günde 3 tane fıkhi bir ezberleyeceğim. Bir hedefiniz olsun. Günde iki sayfa kitap okuyacağım deyim. Bir hedefiniz olsun. Nereye
kadar gidecek? Nereye kadar sürdüreceğiz? Çocuğun yarın öbür gün bir soracak. Eşin yarın öbür gün bir soracak. Arkadaşın yarın öbür gün bir soracak sana. Diyeceksin ki ya işte namaz kılan bizde. Çünkü namaz kılanı hoca gördüler. Adam haspel kader bir dergaha tabi olur. Onu hemen adam şeyh görür. Gelir bir soru sorur. Sorar. Ne cevap vereceksin? Dine hizmet edeceksin. Allah’a hizmet edeceksin. Memleketine, insanlarına hizmet edeceksin. Çoluğuna, çocuğuna. Kur’an ve sünneti öğreteceksin. Allah rızası için bir hedefiniz olsun. Kendine bir
hedef koy. De ki bir yılda örneğin işte hidayeyi bitireceğim. Deyin ki bir yılda emanet ve ehliyeti bitireceğim. Deyin ki bir yılda işte. Buhari’yi bitireceğim veyahut da bir hadis kitabını bitireceksin. Bir koyfeder. Günde en az iki sayfa, 3 sayfa, 4 sayfa kitap oku. Günde en az 10.000 tevhit çek. 5.000 tevhit çek. Sufisin. Sufi tevhit çeker. Allah’ı çok zikredin. Çok zikret. Önüne bir hedef koy. Allah rızası için bir derdin olsun. De ki ben günde 5 kişiye tebliğ edeceğim.
De ki ben ü tane arkadaşa bu noktada eğitmeye çalışacağım. Ona yardımcı olmaya çalışacağım. Halakalarınızı genişletin. Oturun insanlara hizmet edin. Kur’an’a ve sünnete hizmet edin. Hedefiniz. olsun. Gayretiniz olsun. İstikametiniz olsun. Varacak olduğunuz bir yeriniz olsun, hayaliniz olsun. İşinizde, aşınızda, eşinizde, dergahınızda bir hayaliniz olsun. O hayalin peşine düşün. Doğru, güzel, iyi bir hayaliniz olsun. Hayırlı bir hayaliniz olsun. De ki ben 100 tane ilahi ezberleyeceğim. Evet. De ki ben 100 tane ney yetiştireceğim? De ki ben 100 tane bendirden
yetiştireceğim. De ki 100 tane semadan. Hedef hayal. Hayal. Önünde bir hayalin olsun. De ki ben üç tane daha mağaza açacağım. De ki ben çocuklarımı şöyle yetiştireceğim. Hayal ve ona gayret edin. Ona uğraşın. Ona çaba gösterin. Onun iler herkes kendi mesleğinde, kendi dairesinde, kendi durduğu noktada en iyisini yapmaya çalışsın. En güzelini yapmaya çalışsın. Hayal kursun, kurgulasın. O hayalin peşine de düşsün. Hayali kor. Ben. de ki cami yaptıracağım. Evet. O ne güzel bir hayal. Ama yürü cami yaptırmak
için arsa al, toprak al, kireç al. Yürü. O camiyi yaptırırsın sen. Devam et. O hedef olmazsa. Allah muhafaza eylesin. Adam boş gelir, boş gider. Bir şeyi unuttuğumuzda, salatü selam getirdiğinizde aklınıza gelir mi? İnşallah gelir. Zikirde, namazda ders çekerken aklımıza bazen günlük bazen farklı düşünceler geliyor. Bu neden olur? Ne geliyorsa gelsin devam etsen ibadetine. Aklına ne geliyorsa gelsin. Fikrine ne geliyorsa gelsin. Aldın, sattın, evlendin, boşandın. Çocukların olduğu, torunların olduğu, her şeyi bitirdin. Bir baktın ki namazın. İyi
tamam olsun. Namaza devam etsen zikirde başladın iyi tam olsun. Zikre devam etsen zikre devam et. İbadetine devam etsene. Cenâb-ı. Hak uyandıracak inşâallah. Vesveseden uzak durun. Tabii bunlar muhakkak insanın kalbine bir karanlık, bir soğukluk ulaştırır ama tövbe edeceğiz, devam edeceğiz. Ya ben şimdi desem ki namazda aklına böyle bir geldi. Boz namazı yeniden başla. Adam hiç sabaha sabaha kadar öğlen namazı kılacak. Yok sen namazını kıl. Aklına gelen geldi. Gelecek zaten o şeytan boş yere gitmez. Şeytanın ne işi
var meyanedeki adamla? Buradaki adamla uğraşıyor şeytan. Meyanedeki zaten kucağına almış öpüp duruyor. Barda pavyonda zaten şeytanın kucağında o. O da demiş zaten şeytana. Nerenden öpersen öp. Nereden ellersen elle. Şeytana teslim olmuş. O zaten şeytanın yeryüzünde dolaşan iki ayaklısın. Gönlü şeytanlaşmış. Onun zaten kötülük düşünüyor. Gönlü şeytanlaşmış. Hepsini zannediyor. Gönlü onun. O seni yoldan alıkoyar. O seni namazdan alıkoyar. O seni zikirden alıkkoyar. O seni. her şeyden alıkoyar. Öyle insanlar o dedikodu, gıybet, iftira, her türlü fitne, her türlü
her türlüsü izlem vardır. Onlar o burada konuşulanları gider akşama sabaha kadar başka bir araştır desen araştırmaz. Gider ayet hadis araştırır. Sabah alinde gelir. Efendim dün akşam söylediklerinizin hepsini de düşündüm. Buralarda buralarda buralarda ayetim buldum. Hadisi buldum da bunu bulamadım ben. Allah da onu benim önüme getirir. Ben de ona derim. Filanca kitaba bak, filanca yere bak. Allah razı olsun der. Bakar. Hayat ondan geçer ama ilim sahibi olur. Şüphe onu ilim sahibi eder. Buun suizan o ya insanlara
suüz var ya yıkar insanlar. Perişan eder. Yıkar ortalığı. O yüzden bulunduğun yerde dur. Namaz kılıyorsun senin şeytan başlamış de mi sana vesvese etme. Doğru iş. yapıyorsun. Zikir de geliyor. Doğru iş yaptığından geliyor sana. Doğru iş yapmamış olsan gelmez. Ben anlatırım ya. Önceden hiç kimse uğramdı bana. Ne zaman ben diye bir bağlandım. Allah. Allah. Kıyamet koptu. Bütün herkes toplandı. Kime bağlandın? Abdullah. Efendi’e. Ya ona mı bağlandın? Ha ona bağlandın ya. Keşke ona bağlanmasaydın ya. Kime bağlansaydın? E
filanca efendi vardı. Nerededin o zamana kadar? Ben bağlandım kardeşim. Bitti benim işim. Ya mürşid-i kamil değil. Değilse de bağlanır. Bana söylenen sözler bunlar. Allah rahmet eylesin. Şeyh. Efendinin şialığını mı söylemediler? Şeyh. Efendiye mı demediler bana? Şeyh. Efendi için. Alevi mi demediler? Ha evil neler demedirler neler. Nevşehir’de dolaşırken adam böyle selamünaleyküm. Aleykümselam. Nevşehir’de dolaşıyor böyle bildiğiniz. Nevşehir’in caddesi. Bir caddesi var zaten. Bir caddede. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Sohbeti dolaşıyor. Ben o zaman ama. Bayındırlı. Mustafa olarak
ünlüyüm. Herkes de tanıyor beni. Birisi geldi. Selamünaleyküm. Aleykümselam. Kardeş. Bayındırlı. Mustafa sen misin dedi. Haberim dedim ben. Hemen kartını verdi. Kuyumcu bilmem kim bu. Bu ne dedim ben? Benim kartım dedi. Dedim ne iş hani öyle ya? Sen dedi. Abdullah abiye mi bağlısın dedi. Evet dedim ben. Böyle yaptı böyle. Hani nereden bağım? Ne oldu dedim ya? Abdullah abi iyi dedi de dedi. İyi dedim ya dedi işte böyle döndürdüm. Gençlik var ya bende o zaman. Ama neden yaptım
diye de sorgulamıyorum. Ha doğru yaptım o zaman için. Öyle keşke yapmasaydım dediğim bir yok. Ben hiçbir yaptıysam yapmışımdır. Allah beni affetsin. Günah işlediysem. Döndürdüm böyle ben bunu duvara. Ben. Bayındırlı. Mustafa’yım. dedim. Benim bir adım daha var dedim. Ne biliyor musun dedim. Ben bilmiyorum dedi. Bana dedim bir de. Deli. Mustafa derler dedi. Böyle baktı. Ben adamın dedim normal yerinden dedim sarı su almam dedim ben. Bir delik daha açarım dedim. Oradan sarı su alacak. Ben buna bir böyle
lafla geydirdim. Bu durdu. Ben ona bağlandım. Kardeşim var mı düzenledim? Bakın o günkü tespitimdi benim. Şimdi de tespitimdir bu. Ben hiçbir zaman. Allah’ın izniyle yaptığım bir şeyden, tespitimden geri dönmemişimdir. O gün dedim ki siz bir mürşide-i kamile ihanet ettiğinizden, bir mürşide-i kamile nankörlük ettiğinizden, bir mürşid-i kamile bağlanıp yol gidemezsiniz demiştir. Ve onlar hiçbir yere bağlanamadılar. Nevşehir’de muhalefet olarak kaldılar. Hala da muhalefet ediyorlar. Evet. Bir kimse bir yere bağlanır. O herkes der ona. Lan nereden bağlandın ona?
Hucu mu oldun? Haycı mı oldun? Yok o adam mürşid-i kamil değil ya. Herkes de bir söyler. Herkes de bir söyler ve onun her söylerler. Her şeyine laf söylerler. Bunlar iki ayakta dolaşan şeytandır. Bak her şeyine laf söylerler. Siz gidin şimdi. Mustafa. Özbağ’ın bir şeyine laf söylememiş. Hiçbir yok. Dinle her şeyi duyarsın. Bak dinle her duyarsın. Neler her ben böyle duyduğumda vay be ben neymişim ya diyorum. Bindeki tapuların haddi hesabı yok. Bendeki paranın haddi hesabı yok. Bende
gizli evler, gizli çocuklar, gizli paralar, gizli dükkanlar. Ondan sonra banka hesapları nereden geldiği belli değil. Bir kurtar şunları. Bir ben dinliyorum şimdi mesela doğrudur diyorum ya. Vardır ne diyeyim şimdi diyorum. ya. Ne diyeyim şimdi? Adam var biliyor her şeyine kadar ha. Namusa varıncaya kadar. Namusa varıncaya kadar uyusan katil olursun. Uyusan katil olursun. O yüzden iki ayaklı şeytan çoktur. Onlar bunu açık bir şekilde söyleyeceğim. Şeytanın kucağındadır. Şeytan onları pişmişler boynar. Habire onlara vesvese verir. Habire onlara suizam
verir. Habire onların gönlünü akıtır. Hani benim meşhur tabirim var ya bundan canı sıkılıyor insanlar. Onların kalplerini işer. Şeytan işer. Onlar da bundan zevk alırlar. Kimisi vardır şeytanın işemesinden zevk alır. Böceği gibi. Böceği bokun içerisinde dombarlanmaktan zevk alır. Sabahtan akşama kadar dombarlar o. Bildiniz bu çok abi dilini eleştirebilirler. Çok abi. Evet. Bom böceğini ne diyeyim şimdi? Bunun çünkü böyle başka bir süslü lafını bilmiyorum ben. O sabahtan akşama kadar onu. dombarlayacak. Onun fıtratı ona müsait. Onun aklı, bilgisi
ona müsait. Onun gönlü ona müsait. O tavuk gibi aç kalınca börtü böcek hiç dinlemeyecek. Yiyecek. Neden büyükler tavuk etini koymu tavuğu gün saklamışlar orada. Ondan sonra bu sisi bakmışlar ona arpa buydayları yedirmişler. 3 gün sonra yemişler. Neden? E tavuk bu. Fıtrat ona müsait. Da yer, böcek de yer, soğulcan da yer. Yer. O yüzden tavuğu 3 gün böyle dolaşan tavuğu 3 gün kenarda beslerler. Daha tedbirli davrananlar 7 gün beslerler. Neden eskiler ne yediği belli olmayan bir hayvanı
40 gün beslerlerdi? Neden insanlar kurbanlıklarını önceden alır, 40 gün önceden damlarını koyar, 40 gün kurbanlığına bakardı? Ahmak mıydı insanlar? Yok. O hayvanın ne yediğini bilmiyor. Neyle beslendiğini bilmiyor. Kendi kendini garantiye. alıyor. Diyor ki 40 gün ben bunu besleyim. 40 gün beslenirse hayvan temiz bir yiyecek de büyük başlar. Bazıların onları 7 gün demişler ama 40 gündür. Büyük başlar 40 gün temiz yiyecekli yenirse eti temizlenir. O küçük kuş misali, tavuk misali hayvanlar en az 4 gün en fazla
7 gün. Kenarda temiz bir yiyecekle beslenirlerse evet onların da etleri temizlenir ve ahma hayvan 40 günde temizleniyor insan da 40 günde temizlenecek. O da gönlünü 40 gün sabit tutacak. Kendini muhafaza edecek. Kendini koruyacak. Neden? De. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri 40 gün devam eder sona bir kalmaz diye temizlenir insan yiyeceğini işeceğine de dikkat edecek tövbesine de dikkat edecek o yüzden şeytan gönüllüler şeytanın vazifesini yapanlar şeytanın piyonu gibidir. onlar piyon şeytan onları sürer orta yarar o
kimse hep kendini haklı görür. Şimdi o zamanlar. Efendi. Hazretlerine karşı kendilerini böyle hakkı görenler geçsen hala da haklı gör kendisini. O hala da aynı terenlerinde devam eder. O der ki o mürşid-i kam değildi. Allah bizi affetsin. O yüzden şeytan bir şeyde vesvese veriyor sana. Doğru yoldasın. Zikirde diyor ki, “Çık git şuradan. Doğru yoldasın, doğru yerdesin. Sabit dur, inat et.” oradan. Bir yola intisap etmişsin. Bağlanmışsın. Doğru yoldasın, doğru yerdesin. Şeytan ve şeytanlaşmış zar gelir sana. Yapma, etme,
gitme. Basılacak. Önceden vardı da şimdi yok artık basılma korkusu. Önceden bir de o vardı. Basılırsınızsa yakında sizi basacaklar. Yakında sizi basacağız. Öyleydi. Tam ders günlerinde bir şaye çıkarmış. Bu gece basacaklar. sizi. Ulan duruyorlar duruyorlar ders günü basacak diyorlar. Ve bir de herkese de en korkana söylerler onu. O herkese söyler zaten. En korkanı onun kulağına üfler şeytan. O da şeytan bekler. Ha ya. Sen şeytan bekleme. Şeytanlar birbiri gelir sana söyler. Bayındırda da aynıydı. Ulan zaten 10 kişiyiz,
15 kişiyiz. Bir bakayım birisi geliyor. Abi basacaklarmış bugün. İyi oğlum gelme o zaman sen. Duruyor şimdi. O basacaklar diye zaten sonra benim öğretmenliğim ne olacak dedi. Ayım zaten. Bakın çizgi değişmedin. O şimdi normalde o zaman. Efendinin zamanında ayrıldı. Basın korkusuyla benim öğretmenliğim ne olacak dedi. Aynı şeydir. Hep böyle bir şeytan birisini bulur. Piyon o piyonluğunu yapar. Aynı. Bursa’da oldu defalardı. Biz bir ders yapıyorduk işte 120 kişi şeyefendiye kadar. söylediler. Basılacağız. Biz basıldığımızda bizim çeklerimizi. Mustafa abim
ödeyecek. Bizim dükkanlarımızı. Mustafa abim açacak. Bizim evimizi, çoluğumuzu, çocuğumuzu. Mustafa abi mi bakacak? Bu ders ne efendim? İptal edelim. Biz bunu iptal ettiremeyiz. Siz iptal ettirin. Efendi de iptal etti dersleri. Basılmadık. Hoş arkadaşlar var. Asıl bizim içimiz onlar baskı yedi. Daha damgalar da var anlamında. Evet. Biz basıldık birkaç sefer. Bakın şimdi arkaya döndüğümüzde basılmış olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Değil mi? Var mı bu mutluluğu yaşamayan? Yok. Şimdi bazıları da diyordur ya keşke biz değil mi? Evet. O gün
öyle diyemiyorsun ama şimdi bak ne kadar tatlı bir anı oldu ya değil mi? Al kini koy böyle önüne değil mi? Oradan da. Kemal kamera çeksin seni. Herkesi bir sıraya katsınlar. Elinde. kimlik kamera. Ben. Mustafa. Özva. Adresim şu. Adres doğru söy he. Adres de doğru söylüyor. Adres de herkes doğru söylüyor. Tabii öyle bir yok. Kandırmaca yok bizde. Hiç kimse yok. Onlar da geliyorlar. Mustafa. Özbağa kim diyorlar. Benim de arkamda kim var? Bana bakıyor adam. Ben de arkamdakini
döndüm. Seni çağırıyor herhalde. O da hemen kalktı. O da gitti. Ondan sonra tabardan birisi kalktı geldi ya. Ben onu oradan anladım. Anan dedim ya. Mustafa bunu tanımıyor aslında. Bir ders verecektim lan. Nasıl adamsın lan sen? Mustafa. Özan filan. O tabii gitti. O gidince demişler ki. Mustafa. Öz bağırıyor. Geldi. Ne oldu dedim be? Mustafa. Öz bağırıyorlarmış dedi. Ha iyi o zaman. Şimdi en arkada duran. Abdurrahim var. Demir taşlı. Abdurrahim. birkaç tane böyle uzun boylu aynı arkadaşın kafasını
böyle öne yiyor. Kimseyi beni görmesin diye. Onlar şimdi böyle 3 be tane cengaver çıktılar set oluşturdular böyle. Hiç abi böyle konuşmak yok. Konuşsak anlayacak adamlar zaten. Bakın. Allah koracaksa onu koruyor. Hiç böyle birkaç tane uzun boylu çıktı. Adamlar odanın birisi tezgah kurmuşlar. Ahmet. Okurların evindeyiz o zaman. Adamlar kurdular tezgahı. Herkes odaya giriyor. Elinde kim kimliğini söylüyor, adresini söylüyor. Çıkıyor. Bende o zaman kredi kartı var başkasının. Ondan sonra üzerinde kimlik var başkasının, ehliyet var başkasının. Hemen ehliyeti
birisine, kimliği birisine, kredi kartlarını birisinin üzerine bende ne kredi kartı var, ne kimlik var, ne bir. Ben çıksam desem ki. Ahmet oğlu. Ömer ama kimlik yok elimde. İşte bu sefer kimliksizden. çık götürecekler beni. Ben şimdi kapının önüne geldim. Bizimkiler orada set ediyorlar arkadaşlar. Cenâb-ı. Hak setar etti. Setretti. Ben normal işte kimliğe cüzdana sanki içeri girmişim de kimliğe cüzdanı koyuyormuş gibi koydum. Yürüyorum ben şimdi hiç kimse nereye göndermediler. İçeri girdim çıktım sözle. Neyse koydum ben kendini yürüdüm
çıktım ayakkabıları giydim. Dedim şimdi bunlar arabayı da dedim gözetim altına almışlar mıdır? Almışlardır. Arabayı da binmedim. Yürüdüm yayan basıldı kapı. Tabii sonradanı çıkardılar benden beni bir aldılar ki o alın. O ayrı mesele. Ama o basılmak dahi tatlı değil mi? Bize de o iki ayaklılar gelirdi. Ödül bayındır da oldu, işte oldu, Bursa da oldu. Onlar iki ayaklıdır. Onları böyle sülliyet gibi duvardan bekleme. Sülliyet gibi duvardan gelenler manevidir. O şeytan. manevi olarak gelir, gösterir kendini. Ama kendini böyle
bir mürşid-i kamil gibi peygamber gibi göstermez. Kendini böyle daha farklı gösterir. O esnada işte tasavvufun delilidir. Eğer üstadına rabıta ettiğinde o hemen kaybolur senden. Hemen çeker gider. Hemen oradan kül olur gider. Hemen yanar gider. Hemen uzaklaşır gider. Bu tasavvufta delildir. Bir üstadın mürşid-i kamil olup olmadığına delildir bu. Evet. Bu manevi delildir. Ama o iki ayaklı gelir. Buradan birisine der ki basınc bu adamın peşinden gitti. Şuraya gitmen, buraya gitmem. İflas edersin. Bak ben de hepsine de doğru
derim. Doğru. Neden? O niyetini bozar çünkü o kendini bozar. O hüsnü zannını kaybeder. O hale gel. Allah haklarınızı helal edin. Saat 10. Tabii sorularına cevaplayamadıkların da hakkını helal etsinler. Bu şebi. aruz törenleri için çalışan çalışmayan, gayret eden etmeyen, koşan koşmayan, bu noktada katkıda bulunan, bulunmayan bütün kardeşlerden. Allah razı olsun. Tabii koşamasa dahi icabet eden gelen etrafına söyleyen, bu noktada hizmet eden, bu noktada koşturan, bu noktada çalışan kardeşlere ayrıca teşekkür ediyorum. Ayrıca. Allah razı olsun diyorum. Güzel
bir şeuz haftası geçti. Böyle bayağı şeydi. Nasıl söyleyeyim? Hareketliydi. Belki de kardeşler hep beraber yorulduk. Ne bileyim işte biraz uykusuz kaldık. Fazla yol gittik. Koşlar bitmedi. Pazar günü de inşâallah. Gelibolu programı var. Gelibolu’ya gideceğiz. Hoş bizde program bitmez. Koşuşturma bitmez. Cenâb-ı. Hak’a hamd olsun. Şikayetçi değiliz ama biz her hafta deliye her gün bayram gibi bize her gün bağırız. Her hafta bağırıuz. Ders bitecek değil tatil de yok. Önümüzdeki perşembe. yine buradayız. Cumartesi gün gene yukarıda. Tekke’deyiz. Pazar
günün. Gelibol’dayız. Bir dahaki pazara gene var. Bir dahaki pazara gene var. Gene var. İşte ayın 11’i mi 13 müne. İzmit’te gene orada. Mevlevi sohbetleri başlayacak. İşte ne bileyim yine orada ayda bir. İzmit’te programlar olacak. Velas kelam bitmeyecek. Ama bu arada bu şu ana kadar, bugüne kadar yapılan hizmetlerden, çalışmalardan dolayı hem erkek kardeşleri hem de bayan kardeşleri tebrik ediyorum. Allah razı olsun hepsinden de. İyi bir çalışma oldu, iyi bir hizmet oldu. Bayan kardeşler de bu sene böyle
bir atak yaptılar. Tekke’de güzel bir program yapmışlar. Herkes teşekkür etti, telefon açtı. Güzel bir program olmuş. Orada da böyle gayet disiplinli, gayet ciddi, çok hoş bir olmuş. Allah gayretlerini artırsın inşâallah. Tabii bizim kapalıdaki program da güzeldi, hoştu ama şeydeki en son kutlu doğumdaki kalabalıklığı yakalayamadık. Her ne kadar geri dönenler olduysa da yer bulamadığından dolayı ama kutlu doğumda daha dolu doluydu. Başarı insanları gevşetmesin. Bu noktada inşâallah gevşemeyelim böyle kendi kendimize ya salonu doldurduk filan öyle düşünmeyelim. Yer
gök almasın. Öyle çalışalım. Öyle çaba gösterelim. Allah rızası için yapıyoruz bunu. Daha fazla insan. Allah’ı sevdirelim. Daha fazla insanları peygambere tanıtalım. Daha fazla insanları doğru tasavvuflu, doğru tasavvuflu. Kur’an ve sünnet dairesinde tasavvufu insanlara anlatalım, aktaralım. Bu noktada emeği geçen bütün herkese. Allah razı olsun. Gelen gelemeyen çaba gösteren, göstermeyen bütün kardeşlere de. Cenâb-ı. Hak inşâallah sonsuz nimetiyle nimetlendirsin. Amin. İnşallah daha derin, daha geniş çalışmalara. Cenâb-ı. Hak kapar eylesin. Üç. Fatiha. Şin sevaplara zat hari kainat vesai mevcudat.
Peygamber. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemle geldi geçmiş bütün peygamberimizin şan eferimizin ruhlarına ayrı ayrı hedik vasır ve sedar eyle ya rabbin eyle ya rabbim featlarını himmetlerini şefaatlarını eksik eyleme ya rabbim ya rabin yarimizin. Ebubekir. Sıddık. Ömer. Faruk. Osman-ı. Zünyen. Ali el. Murteza radıyallahu anhümüzün evladı. Resulullah zevcat-ı. Resulullah şühedai. Resulullah ashab. Resulullah ruhlarına imam-ı azam. Ebu. Hanef imamı. Şafii imam. İmam. Malik, İmam. Muhammedi. Hazret-i Nuhlarına hediye edip vasır ve sedar eyle ya. Rabbi. Amin. Eyle ya. Rabbi.
Fevzatlarını, himmetlerini, şefaatlarını üzerlerimizden eksik eyleme ya. Rabbi. Amin. Şühlas. Fatiha. Amin. Pirimiz. Seyid. Abdulkadir. Geylani, pirimiz. Seyid. Ahmed el. Rufai, pirimiz. Seyid. Ahmed el. Bedevi, pirimiz. Seyid. İbrahimi. Dusu. Kibrimi, Şâ. esi. Şazeli. Şahşi. Efendi. Muhammedi, Bahaddini. Şahı. Mevlânâ Celaleddin. Rumi. Hacı. Bektaş. Veli. Hacı. Bayram-i. Veli. Mehmedi. Muhiddin iftade hazretlerin ruhlarına ayrı ayrı hedar eyle ya. Rabbi. Amin. Haderd eyle ya. Rabbi. Feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlarını üzerlerimizden eksik eyleme ya. Rabbi. Amin. Ihlas bir. Fatiha kerime amin. Geçmiş mşid-i
kamillerin, velilerin, evliyaların, dervişlerin, müminlerin ruhları şeyhimiz, üstadımız, mürşidimiz, canımız, cananız, sultanımız. Bayınırlı. Hacı. Mustafa. Efendi. Hazretlerin ruhane kutelerine ced ve cedab ruhlarına. Mehdi. Ali. Resul’ün ruhanetli kutelerine, yaşayan mürşidi kamillerin, velilerin, evliyaların, perişlerin, müminlerin buharine. Tiki alemizle gelmiş geçmiş, Osmanlı hale gelmiş geçmiş akraba-ı talikatlarımızdan gelmiş geçlerin ruhlarına ruhaniyet ayrı ayrı hediyedik vasıl ve sedar eyle ya. Rabbi. Amin. Eyle ya. Rabbi. Fizzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini üzerlerimizden eksik eyleme ya. Rabbi. Amin. Estağfurullah. Estağfirullah. Estağfirullahelim kerimellezi. La ilahe illa hu
elh hayyül kayyum. E billahi mineşşeytanirracim. Bismillâhirrahmânirrahîm. La ilahe illallah. La ilahe illallah. La ilahe illallah. İlgili Sohbetler 694. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri 392. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri 290. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.