Dergah Sohbetleri Serisi

111. Dergah Sohbeti — Manevî Kardeşlik, Derviş Ahlakı ve Aile Hukuku

Derviş: Namazda Ta’dîl-i Erkân ve Tertîbe Riâyet

Ta’dîl-i erkân; kıyamda dik olarak durmak, rükûda düzgün bir şekilde durmak, nefeslenmek, kıyama kalktığında tekrar nefeslenmek gibi hususlardır. Tertîbe riâyet etmek ise; önce kıyamla başlarsın, sonra rükû, sonra secde — bu tertiptir. Namazda okunan secde âyetinde secde etmek hemen sonra mı yapılır? Hemen sonra da yapılabilir, daha sonra da yapılabilir; ikisi de câizdir.


Manevî Kardeşlik — Allah İçin Sevmek

Allah yolunda kardeşliğin manası ve dünya yolundaki kardeşlikten farkı nedir? Dünya söz konusu olursa orada menfaatler vardır. İnsanlar ticaret yapar, ticaret yaptıkları insanlarla menfaatleri vardır. Ticaret yapanlar arasında kolay kolay uhrevî bir kardeşlik söz konusu olmaz; çünkü ticaret bir hukuktur, kardeşliğin içerisindeki hukuk farklı bir şeydir.

Kardeşlik, yarım lokma hariç her şeyin bir ve beraber olmasıdır. Bu zor bir şey, işin ütopya noktası. Manevî noktada kardeşlik; insanların birbirlerine gerçekten yürekten bağlı olmasıdır. Karşıdan bir şey beklememek, menfaatlenmemektir. Şunu bilin yeter: manevî olarak karşınızdaki kimsenin elindekine gözünüzü dikmeyin. Kardeşler birbirlerinin paralarına, mallarına, yatlarına, katlarına, arabalarına gözlerini dikmesinler. Bunları var olduğu için temenni etmesinler ki samimiyetle, iyi niyetle Allah için birbirlerini sevsinler.

Hadîs-i Kudsî’de buyrulmuştur: “Onlar birbirleriyle akraba olmadıkları halde, alışveriş etmedikleri halde, aynı nesepten olmadıkları halde birbirlerini sevenlerdi ve toplandıklarında da Allah’ı zikrederlerdi.” İşte manevî kardeşlik budur. Allah için birbirlerini sevenler, Allah için toplanırlar. Birbirlerinden menfaat beklemezler, toplanmaları Allah içindir.

Burada para toplanmayacak, pul toplanmayacak, para konuşulmayacak. Bu sohbetin sonunda “Hadi bakalım şunu yaptıracağız, kadar yardım edelim” olmayacak. Bu toplantının sonu Allah için olacak. “Ben dergâha giderim, orada iş bulurum; eş bulurum; şuna sahip olurum” dersek bu Allah için toplanmak olmaz. Cenâb-ı Hakk’a hamdolsun, yıllardan beri bu noktada bir sıkıntımız olmadı; hiç kimsenin buraya gelişi para konusu için değildir.

Hazreti Abbas Kıssası — Dünya Metâına Karşı Uyarı

Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri’ne hediyeler gelmiş; Hazreti Abbas Efendimiz ile birlikte Medine’nin bir kenarına gitmişler. Bir kervan, develer sıralı; her birinden kırmızı yakut, safir taşları çıkmış. Her seferinde Hazreti Abbas diyormuş ki: “Yâ Muhammed, gerçekten bunların hepsi de senin mi?” O da: “Evet amca, hepsi de benim” diyormuş. En sonunda Resulullah onu kucaklayıp göğsüne bastırmış. Hazreti Abbas diyor ki: “Ağzımdan siyah bir şeyin çıktığını gördüm ve bana dedi ki: Ey amca, dünya bir leştir.” O esnada içinden o dünya metâına karşı muhabbetin gittiğini gördüm. Eğer işin içerisine bu girerse — Allah muhafaza eylesin — kokar insan.


Hiçbir Şartta Adam Öldürmemek

Hangi şartlarda adam öldürülür? Birisi sürekli musallat oluyorsa, devlet de müdahale etmiyorsa ne yapar? Kaç oradan. Öldürmek yok. Bu devirde hiçbir şartta adam öldürülmez, hiçbir şartta. Kardeşlerimiz hiçbir şartta hiç kimseyi öldürmeyecekler. Hatta o sizi öldürmeye gelse dahi kendinizi koruyabildiğiniz kadar koruyun, kaçın; ama onu öldürmeye kalkmayın.

Elinize silah almayın, bıçak almayın, çakı almayın; yumruk dahi vurmayın kimseye. “Bizi pasifize ediyor, Müslüman mücahit olur, cihangir olur, savaşçıdır” diyebilirsiniz. Evet doğru, Müslüman kâfirlere karşı böyle olur. Ama bu fitne zamanında, bu kargaşa zamanında, bu belirsizlik zamanında biz Âdem Aleyhisselam’ın öldürülen oğlunun yolunu seçeceğiz. Hadis-i Şerif’te tövbe buyruluyor. Sakın öldürmeyi düşünmeyin; başınıza gelebilecek en ağır vakada dahi uzak durun, gidin, kaçın.


Küfür ve Hakarete Karşılık Vermemek — Derviş Ahlakı

Karşıdaki kişi telefonda en ağır küfürleri ediyorsa kapat telefonu, git karakola şikâyet et. Sen de küfür etme; sen küfür edince onun seviyesine düştün. O hakaret ediyor, sen de hakaret ediyorsan aynı seviyedesin. O iftira ediyor, sen de iftira ediyorsan aynı seviyedesin. O kızıyor, sen de kızıyorsan aynı seviyedesin. O sesini yükseltip bağırıyor, sen de bağırıyorsan aynı seviyedesin. O esnada her ikisi de it suretinde, dalacak yer arıyorlar birbirlerine.

Küfür eden kendine küfür eder, hakaret eden kendine hakaret eder, iftira eden kendine iftira eder. Allah muhafaza eylesin; bunlar dervişlere yakışmayacak şeylerdir. Derviş iyi ahlaklıdır, güzel ahlaklıdır, temiz ahlaklıdır, ince ahlaklıdır. Affedicidir, hoşgörülüdür, geniş bakar, derin bakar. Hemen feveran etmez, hemen bağırıp çağırmaz.

Müşfik olun, derin olun, ağabey olun, baba olun, kardeş olun. Sarın, sarmalayın. İnsanlar vahşi bir hayat yaşıyorlar; o vahşetin içinize girmesine müsaade etmeyin. Evleriniz farklı olsun: kavga, kırgınlık, tartışma, atışma; bağırma, çağırma, sesini yükseltme, kızma — bunlardan uzak bir ev hayatı kurun.

Öfkesini Yenen Pehlivan

Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri buyurmuştur: “Öfkelendiğinde öfkesini yenen kimse pehlivandır.” Dudağını ısır, dilini ısır, dişini ısır; uzaklaş oradan, öfkeni yen. Dervişlik odur. Koca Yunus ne demiş: “Dövene elsiz gerek, sövene dilsiz gerek; derviş gönülsüz gerek, sen derviş olamazsın.” “Kim haklı olduğu halde tartışmadan geri çekilirse cennette ona köşk verilir” Hadis-i Şerif’tir.


Dervişin Dervişe Himmeti

Derviş dervişe himmet eder. Ne yapar? O alsın, o lütuftan o ikram alsın; ondan o faydalansın diye onu koyar ortaya, kendi nefsini koymaz. Seyahate gidilecek; üstad “Kimi götüreyim yanımda?” derse derviş atlamaz “Beni götür” diye. “Efendim bu kardeşimizi götürseniz; iyi ilâhi söyler, iyi zikrullah yapar” der. Bak kendini atmıyor ortaya; derviş kardeşini ortaya sürüyor.

Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri savaşa götürecek insanları seçerken iki tane genç çocuk vardı, gitmek istiyorlardı; Resulullah onları küçük diye almak istemedi. Sahâbeden birisi himmet etti: “Yâ Resulallah, bu iyi ok atar.” Öbürü de dedi: “Yâ Resulallah, ben de iyi güreşirim!” Allah Resulü onları güreştirdi; güreşen oku atan çocuğu yendi. Resulullah dedi: “İkiniz de gelin.” Himmet; dervişin kardeşini pozitif manada ortaya sürmesi, onun iyi bir özelliğini söylemesidir.


Eşler Arası Hukuk — Aile Müdahalesine Karşı Sınırlar

Eşler kocalarına tâbidir. Kadınlar gelin gittikleri evin kızıyla yarışmasınlar. Ama erkeklerde de sıkıntı var: evlenmiş, bir ev kurmuş; eşini tercih etmiyor, gidiyor kız kardeşini tercih ediyor. Düğüne gidecek kız kardeşiyle gidiyor, bir yere gidecek eşiyle gitmiyor. Bunlar da yanlıştır.

Eşini kız kardeşine bağlamak, ablana bağlamak, annene bağlamak, babana bağlamak — bu İslâm’ın nikâh hukukunda yoktur. Bir kadın kocasına bağlıdır. Erkek o kadını kendisine bağlar, bir başkasına değil. Erkek eşine diyecek: “Sen bana sorumlusun, benim izin vermediğim yere gitmeyeceksin.” Erkek bunu verirse kadına, kadın o erkeğe bağlanır. Vermezse kadın kimi gösterdiysen ona yönelir. Bir erkek birinci derecede eşini tercih edecek; bir kadın birinci derecede kocasını tercih edecek. Bu tercihler olmazsa geçim de olmuyor.

Özel Hayata Saygı — Evlere İzinsiz Girmemek

Anneler babalar, çocuklarınızın evine girerken kapıyı vuracaksınız. “Benim çocuğum” diye giremezsiniz. Yetişkin kızınız var, yetişkin oğlunuz var; onun odasına girerken haber vererek gireceksiniz. Çocuklarınızın evlerine sinsice, hırsızca girmeyin. Güvensizlik aşılamayın: “Açık mektupları mı var, bilgisayarda kimlerle görüşüyor, telefonda kimle konuşuyor” — bu güvensizliği çocuklarınıza ve eşlerinize aşılamayın.

Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri buyurmuştur: “Kendi evinize hırsız gibi girmeyiniz.” Haber ver: “Selamünaleyküm, ben eve geliyorum, bir şey lazım mı? On dakika sonra orada olacağım.” İnsanlar kendi özel hayatlarını kendileri yaşayacaklar. Bir erkek hanımını koruyacak: hem annesinden hem babasından hem kız kardeşinden hem akrabalarından. Kadın da kocasını koruyacak kendi akrabalarından.

Birbirlerinizin ayıplarını orta yere çıkarmayın. Bir ömür boyu yaşayacaksınız, çocuk büyüteceksiniz. Kötülediğin, aşağı indirdiğin kadının veya adamın yüzüne nasıl bakacaksın? İnsanlar bir ömür boyu birbirlerinin gözünün içine bakabilmeli. Dervişler de birbirlerine bir ömür boyu gözlerinin içine bakabilmeli: 15 yıl, 20 yıl, 25 yıl, 50 yıl.


Kaynakça

  • Hadîs-i Kudsî: “Onlar birbirleriyle akraba olmadıkları halde birbirlerini severlerdi ve toplandıklarında Allah’ı zikrederlerdi…” — Sahîh-i Müslim, Birr, 37; Tirmizî, Zühd, 53
  • Hadis-i Şerif: “Öfkelendiğinde öfkesini yenen kimse pehlivandır” — Sahîh-i Buhârî, Edeb, 76, Hadis No: 6114; Sahîh-i Müslim, Birr, 107
  • Hadis-i Şerif: “Kim haklı olduğu halde tartışmadan geri çekilirse cennette ona köşk verilir” — Ebû Dâvûd, Edeb, 7, Hadis No: 4800; Tirmizî, Birr, 58
  • Hadis-i Şerif: “Tövbe eden hiç günah işlememiş gibidir” — İbn Mâce, Zühd, 30
  • Hadis-i Şerif: “Kendi evinize hırsız gibi girmeyiniz” — Sahîh-i Müslim, İmâre, 181; Ahmed b. Hanbel, Müsned, III/298
  • Hadis-i Şerif: Savaşa gitmek isteyen iki genç çocuk ve güreştirme rivâyeti — Sahîh-i Buhârî, Cihâd, 119; Sahîh-i Müslim, İmâre, 91
  • Hadis-i Şerif: Hz. Abbas kıssası, dünya metâı ve Peygamber’in hediye dağıtması — Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr; İbn Sa’d, et-Tabakât, IV/30
  • Âyet: Duhâ Sûresi 8 — “Seni fakir bulup zengin etmedik mi?” — Hz. Abbas’ın gönlünden geçen âyet
  • Âyet: Mâide Sûresi 28 — “Sen beni öldürmek için elini bana uzatsan da ben sana elimi uzatacak değilim” — Hz. Âdem’in oğlu Hâbil’in yolu
  • Âyet: Nûr Sûresi 27 — “Kendi evlerinizden başka evlere, izin almadan ve halkına selam vermeden girmeyiniz”
  • Fıkıh: Namazda ta’dîl-i erkân ve tertîbe riâyet farkı — Kâsânî, Bedâiu’s-Sanâî, I/211; Merğînânî, el-Hidâye, I/52
  • Fıkıh: Tilâvet secdesi hemen veya sonra yapılabilir — İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, II/100
  • Tasavvuf: Yunus Emre — “Dövene elsiz gerek, sövene dilsiz gerek, derviş gönülsüz gerek, sen derviş olamazsın” — Yûnus Emre Dîvânı
  • Tasavvuf: Dervişin dervişe himmeti — ehl-i tasavvuf âdâbı, kardeşi öne çıkarıp nefsini geri çekme

Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri

Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi