Divanı Kebir Okumaları konusu, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinde ele alınan önemli bir tasavvuf meselesidir.
bu Hey Gönül işlediğin suçlara kusurlara karşılık khak Tan özür dilemek için neler düşünüyorsun ondan sayılamayacak kadar YouTube lar iyilikler ihsanlar Vefa lar gelmedi senden de bunca hatalar kusurlar Cefalar görünmede onun tarafından bunca keremler senden ise manasız aykırı işte Ondan pek çok nimetler senden ise sayılamayacak kadar çok hatalar suçlar günahlar Selam bugün hı senden bunca hazır bunca kötü düşünce bunca dedikodu ondan ise bunca İhsan bunca lütuf bunca iyilikler yaptığın kötülüklerden İşlediğim günahlardan pişman olup da da Candan Allah dediğin zaman seni belalardan kurtarmak için senin imdadına yetişen sana o duyguyu veren kendini hissettiler odur İşlediğim günah yüzünden korkuyorsun kurtulmaya çağreler arıyorsun Bir daha işlememeye karar veriyorsun İşte o anda bu duygulanma için karıştı kendinden utandığın Kendini bu iştahı zaman düşünmüyor musun bu duyguları sana veren bu pişmanlığı seni düşüren senin içindedir sana çok yakındır onu Sen ne diye kendin de kendi içinde göremiyor hissedemiyorsun o seni bazen yaratılışına kötü tabiatına bırakır seni gümüş altın kadın Sevdasına düşünürüz bazen de canına Hz Mustafa’yı hayâl etmenin nurunu verir de içine aydınlatır seni Bazen bu tarafa çeker iyi adamlara Katar bazen de o tarafa çeker seni Kötülere ulaştırır bu Kurtuluş K Misi o kuş dalgalarla hırpalar onu Kral parçalar areyiz zamanda insan bu düşlerden bu hallerden sakın yese kapılma gizli gizli o kadar çok dua et geceleri o kadar allahin ne ki sonunda yedi kat gökten kulağına Kurtuluş sesleri gelsin sevgilim belki vefa ve merhametin Coşar da da kapıyı açarsınız orada ne bekliyorsun kalk içeri gir diye seslenirsin ümidiyle Ben Senin Kapında oturmuş bekliyorum Ey pek O belli olan yüzünde her zaman yüzlerce lütuf yüzlerce Merhamet nuru parlayan Sevgili canım kapında sen dengelenmiş kokularına andır kokularına karşı olmuştur Biz mest olmuşuz başımız dönme de başkalarının yaptıklarının işlerle bizim bilgimiz yok dünya altüst olsa yakılsa yıkılsa umrumuzda değil Yeter ki senin aşkını kaybetmeyelim Yeter ki senin aşkın Eve değil olsun bu içimizde senin aşkın el çık mı daha ve yüzlerce başka âlemler yaratmada da göklerden de dışarıda Ötelerde yepyeni yüzlerce asırlar meydana gelmedi Selam Bugün biz senin Misafiriniz o güler yüzün Messi olduğumuz için seni bırakıp başka yere gidemiyoruz ama sen öyle eşsiz bir güzelsin ki Allah’a yemin ederim ki yüzünün güzelliğini düşünce hayal edince Şu Gönlüm beni bırakıp gidiyor bu kurtulmam için gönlü uyanık bir can bulursam onun eteğine yapışacağım Himmet isteyeceğim Keşke de uyuya bilseydim de rüyada yüzünü gösterseydin bütün Canlar Can denizinden geldikleri Can denizi’ni tanıdıkları bildikleri için oraya doğru sel gibi akıp gidiyor larda başka tanıdıklardan başka sevgililerden yüz çevirmişlerdir Evet şu an denizine doğru koşan sellerde çeşit çeşit Birsel var mı yüksek dağlardan kaynağına alarak hayran hayran Başını taşlara çarparak köpürerek ağlayarak heyecanla feryat ederek Aslı olan Can denizine doğru koşuyor koşuyor Birsel de var ki yolunu kaybetmiş birincisi Allah’a hamd olsun deme de de ikincisi la havle okumada bu Hey güneş gibi doğup Müflis lere yoksul kişilere Sevgi iş arabasına Lütfen bir ihsanda bulun O şaraptan bize de Sun ın Biz de yoksunuz bizde şaşırdık yolumuzu kaybettik hiç Nasıl olmuşsa Gül ansızın seni görmüş şaşırıp kalmış Daha da elbisesini yitirmiş Cenk senin çenginin sesini duymuş var ya da başlamış utanıp başını önüne eğmiş Zühre yıldızının burcunda en tahlili olan kimdir neydir çünkü ney dudağını senin dudağına koymuş senden ne O da öreniyor çeken sessiz kalınca fenalaşıyor un un hasta kötü bir varlık oluyor nerede sen olmayınca hüzünlere doluyor inlemeye ağlamaya başlıyor Çengi kucağına al al onu iyileştir bir Neyi de öp okşa bir deste sana yalvarıyor Ne olur diyor beni eline al yüzüme vur vur da senin vuruşlarına yüzün değerlensin ahenk yolunda meclise parlaklık gelsin ve bu parça parça olan canı al al onun her parçasını Aşk şarabı içeriz ben onu güzelce sarhoş et de de dün gece de elden kaçan fırsat şimdi yeniden gelsin Hey Yüce padişah doğrusu bizim için bundan sonra ayık olmak Ayıptır yazıktır Allah’ın Sana yemin ederim ki artık bundan sonra ben ayık olarak senin büyüklüğünü gücünü kuvvetini anlatamam senden bahsede Mem ancak senin Ak şarabına mest olunca dilim çözülür Hey bir yerde duramayan dinlenme nedir bilmeyen Rüzgarı mız o bile bizden haber götür de de gül bahçesinden kaçıp şekerle dost olan gül nasıl oldu da yurdundan anandan babandan kardeşlerinden arkadaşlarından ve sana gönül veren senin için feryat dedim Duran Bülbül’den ayrıldın geldim şekere karıştın gülbeşeker tatlısı oldun eygül neden şekere karıştın Aslında sen kendin şekersin Şeker gibi tatlısın hoşsun şeker olduğun için herkesten çok sen şekere layıksın ama neden bir bahçesine karşı vefasızlık ta bulundum bu şeker de gülde hoş fakat vefalı olmak her ikisinden de koş koş her ikisinden de tatlı ey gül gül Mademki Bahçeden ayrıldın gittin sana bir iki sözüm var o güzel yanını şekerin yanağına koy da şekerden tatal Şeker gibi ol Şekeri de Bahçeden alıp götürdün hoş kokunu var o da gül gibi olsun ayrılığın göze aldın ama bu ayrılıkta kazancında var sen şekerin içine girdiğin için gül olarak oradan oraya götürmekten yolculuğun cefasından soluk Görüşmekten yerlere atılmaktan çiğnenmek ten kurtulduk Bu şimdi güneşin gülbeşeker tatlısı oldun ya seviyen l bu oyunu nasılsın göz nurusun Bu yüzden artık yüzden gönderecek onlara da nerede bahçelerde dikenle beraber oturuyorsun akıl gibi cana yakın değil insana karıştık şekerle beraber iken şimdi insanla beraber oldu doğru oldu oldu Haydi şimdi şu günahlara kirlenmiş yeryüzünden gökyüzüne Menzil Menzil konak-konak fazla onunla bağlı buluşma yerine kadar yürü Eylül Ben şimdi dünyaya yukarıdan bakıyorsun da dünyada kal acayip halleri gördüğün için dünyaya gülüyorsun o yüzden elbiseni yapıyorsunuz bu kızıl kaptanlığı Mıştım kuvvetli Yiğiter Ben senin hayranınım senin varlığın Hakk’a ulaşmak için merdiven istersen Bela’nın Rıza Zarrab’ın Bir merdiven olduğunu bilsin de başına gelenlerden şikayet etmesin belalardan Korkmasın canını belaları atsın diye naralar atarak buçuk saçı larak gökyüzünden Gül bahçelerine yağmada kendine gel de şu Kaptan Bir sürü çıkarlar Usta’nın testisinden bir yolunu bulup gibi siz o hapsedilmiş Kaptan bir ruh gibi kaç kurtulup olmuyor benzin izgül gibi kırmızı O sizin gibiydik ruh oldu kurtulduk Haydi siz de ruhum bu yerli yeryüzünden kurtulun o gül ve şekerden maksadımız Hakk’ın lütfuyla bizim varlığımızdır varlığımı sanki Demir Kırıntısı bu hakkın Lütfi ise mıknatıs akılda aynıdır demirden aynaya bana Aynacı onu parlatma kaynağı haline getirmek için ona çok eziyet etmektedir de o İşte bu yüzden olacak Aynı Bizi istemiyor bize gelmiyor hep biz onu elinize alıyor ona bakıyoruz O bize şunları söylüyor ama bu Kulaklarımız gaflet pamuğu ile tıkalı olduğu için duyamıyoruz Ey insanlar ben sizi sessiz isterim Ey Yusuf gözleri görmüyor Yakup’a Gel Ey gözlerdeki istenmiş olan Nisa Sen de Şükrü Akın üstünde bir görün şu an ötürü gündüz karardı Gece gibi oldu mu Gönlüm ya gibiydi inceldi ok gibi oldu dertli Yakup ihtiyarladı Hey genç Yusuf artık Gel Ey İmran Oğlumuza senin Hakk’a yalvarmak için ne turu synalar var İsrailoğulları buzağıya tapıyor Lan lan artık turisina dan dön bizi kurtarmaya gel benzinl Safran gibi sarardı boynum büküldü kene düştü beden mezarına sıkıştım kaldım Ey ruhu darlıktan kurtar an rahata kavuşturan var ya Gel gel beni benden beni bedenden kurtar Allah Hz Muhammed’i gözden gözüm gamınla sana Müştak Imm diyor Biz sene ne alacak Alemlere rahmet olarak gönderdik ayetinin Sırrı geldi o dağınık saçlar arasında yüzünü göster Sen öyle büyüsün öyle mi yumurta kaynasın ki şu Güneş Seni zurna karşı Sanki akşam kızıllı Ey bütün dünya padişahlarına geride bırakan Aziz varlık ey hak ile gören göz Ey Herşeyi bilen gönül yazılım dünyada mevcut Bütün canlılar sana karşı canlılık Bu Yollar beden oluyorlar Halbuki Sen cansın Canlar Canısı cansız beden ne işe yarar Ben çok eskiden Sana Gönül vermiştim geldi Ey sevgili gel de şimdi sana canımı da vereyim Ey sevgili İlacım da sensin çağırın de sensin 100 parça olmuş Gönlümün nuru da sensin çaresiz gönlünde senden başka ne varsa hepsi yok oldu Beni kimsesiz bırakma kent o o o bu Eyvallah İllallah Muhammeden Resulullah destur ya Hz Allahu.
İlgili Sohbetler
- İzmir Gaziemir Kutlu Doğum Sema – 6 Nisan 2014
- TEKİRDAĞ Kutlu Doğum Programı – 7 Nisan 2013
- Prof. Dr. Orhan Terzioğlu Gaziemir Kutlu Doğum – 6 Nisan 2014
Daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi
Divanı Kebir Okumaları hakkında bu değerli sohbeti dinlemenizi tavsiye ederiz.