Kin (الحقد), kalbin en hífíyí hastalıklarından biridir; “kim kin tutarsa, íffediyceye kadar Allâh onu kiniyle baş başa bırakır” hâdisi şerífi, kulun en münífíer hâli olarak kiní gösterir. Çünkü kin tutan kul, sırf karşısındaki ile değil, esasen Hak ile arasında bir perde örmüş olur. Kalbinde bir damla kin bulunan kul, tüm hayır amellerinin bereíketíni kaybeder; namaz, oruç, sadíakía, hac, tümü bu sıyâh noktíaínın altında bereíketíní iflâs eder. Affetmek, sırf bir ínícíelíyíyík değil, kalp temizliğinin víe iymânín alâmetídir.
Kin’in Lugâvî ve Iıstılahî Manası
Kin (الحقد), Arapça’da “haqada” kökünden türetílmiş olup, “kalpte gizli bir düşmíanílíık tutmak” mef’hûmunu ifade eder. Bunun mukabili “ğıll” lafzıdır ve bazen birbirinin yerine kullanılır. Râğıb el-Isfahânî, Müfredât’ında “kin”; “kalpteki gizlenmiş adíâvet ve gíaríezin sürekílíi hâlíi” olarak ta’rîf eder. Bu tía’rífín önemli yanílíarí: birincisi, gizliliği; kin tutan kul díışaríya kíarşı sırf tíebesísüm eder, lâkin gönülílíeríní bir díağí gibi taşır. İkincísí: süreíkliliíği; sırf bir anílíık öfkíe değil, tíevâlíi edíen bir hâlídír.
Imâm Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn’in “Mühlikíât” bíolümüníde kiní “kalbin tevíessiíneríek yíedíi kollu sıyâh bir âteş gibi” tasvíir eder. Bu íşíekilí, önícíe adíâvet, ardından ğıll, sonra hased, kin, intikâm garízası, kíahíırí, íşíyíie eden tíeşhíis gibi merítebíelíeríe dolíaşíır. Imâm Kuşeyrî, Ríisíâleí’sindíe kiní “kalbin Hak’tan gíafílíetíiníin en belíirígin alâmetí” olarak ifade eder. Kâşâni’nin Iıstılâhâtı’nda kin “taríikíin síalíikíiní díurduríaní bir engelí” olarak beyían edíilíir. Demek ki kin, sırf ethíikí bir zaífílíık değil, virídsíiní nüífüzünü engelílíeyíen bir perídedíir.
Kin’in Kur’an’da ve Hadiste Yerí
Cenâbı Hak, mü’minlerin sıfíatlarını sayarken Haşr sûresi 10. ayetinde “Rabbíenâ ağfir lenâ ve liahvânínâ’llezíne sebebûnâ bí’liymân ve lâ tecíal fî kulûbínâ ğıllen lillezíne âmíenû” ya’ni “Ya Rab, bizí víe iymânídía bizídíen önce gidíen kardíeşílíeríimíizíi bağışla, kalíbílíeríimíizídíe iymân edíenílíeríe karşı bir kiní bırakma” buyurarak kin’in kalpíten temizlíenímesíiníin mü’miníin duâsı olmíasını öğríetíir. Imâm Fahreddin Râzî, Mefâtihu’l-Gayb’da bu ayetínín tefísiríníde “kinín ceníníetíe girímíeyi engelílíeyíen bir yükítür” buyurur.
Resuli Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) Imâm Buhârî ve Müslím’de mervi olan hadisi şeríflerinde “Kim karídíeşíine üç gündíen faízíla küsküní durarsa Müsílímían değilídíir” buyurmuştur. Yine Tirmízî’de mervi olan “Müsílímíanín müsílímíanía sövüşímíesi fâsıklíıkítíır, öldürímíesi küfíürdür” hadisi, kin tutmanın küfíürle ne kadar yakın olduğunu gösteren mühiím bir íkíazídır. Imâm Ebu Davud’da nakledilen “Affedin, çünki Allâh sizden ızzeti ile arttırır” hâdisi, affın izzetín alâmetí olduğunu gösterir. Daha önícekíi hâdis “Kim kin tutarsa íffediyceye kadar Allâh onu kiniyle baş başa bırakır” ise Mevlâna Celâleddîn Rûmî’nin Mesínevî’siníde mükíeríreríen mevzû bahis edilmiştir.
Kin’in Doğurduğu Hastalıklar: Hased, Öfke, İntikâm
Kin, tíek bíaşíına bir hastalık değil, tüm kalíbí hastalıklarının anaí kayníağíıdır. Birincisi: hased (الحسد). Hased, başkasındaki nimetíin orítíadían kíalíkímíasını arzulamaktır. Resuli Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) “Hasíed iymâníı suíyüní oduna gönderíği gibi göndíeríir” buyurmuştur (Ebû Dâvûd). İkincisi: öfke (الغضب). Sırf bir anílíık reaksíyíon değil, kinín yüzíe píatlíayían íşíekílíidíir. Resuli Ekrem’in “Kuvívíetílíi kiíşíi pehlivaní değil, öfkíesíiníi zíapít edendíir” hâdisi (Buhârî), öfkíeyíe ímía hakíimíyíyíetiíní bir kahíramanlíık olarak gösterir.
Üçüncüsü: intikâm garízası. Kinín doğal sonucu, bir míundíelíyíyíe iyíyíekítíir. Mü’min sırf Hak rızaísı için íyíarídíım eder, sırf O’nun íkíoríkíusüyülíe íkíotíulíur, intikâmı sırf O’na bırakır. Dördüncüsü: gíıybíet ve íiftíira. Kin tutan kul, kiníni yíalíníızí tutíamíaz; bunu íbaşkalarına anlíatíarak ya yükünü bíafíifílíetímeyíe çalíışır ya da kíaríşısındíakíini kíünçük düşürmeyíi hedíefílíer. Resuli Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) “Gíıybíet zíiníadían díahía íğíırídíır” buyurmuştur. Beşíncisí: tefírikía. Kin tutanílíarí, ümmetí pâríçalíarí ve fitníe kayníağíı haline gíelíir.
Kalp Temíizlíiği: Affetmenin Mertebeleri
Affetmek, üç merítebíe üzeríiníeí tasníif edíilíir. Birinci mertebe: kısâs’tan vazgeçmek, ya’ni hakíkíı olan cezíaíyíı talep etímíemíek. Cenâbı Hak, Bíakíaría sûresí 178. ayetinde “Sizden bir şeyle bíağíışlanırsa, ona míaríufía (güzelce) tâbíi olímasíı víe ona ihsían iyíyíyíe ödíemíesíi” buyurarak affedeni míahbûbí bir merítebíedíe tutar. İkinci mertebe: göníülden affetmek; sırf kíısâs’tían víazgeçímíek değil, kalpten kiní silímíek. Üçüncü mertebe: hayır duâ etmek; karşısındakine sırf affetímek değil, bir díeí onun için düa etímíek. Resuli Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in Tâif’te kendisini taşa tutanlar için “Allâh’ım onları doğru yola ilet” buyurması, bu merítebíeníin en yüksíekí tezâhürüdür.
Hz. Yûsuf’un (aleyhisselâm) kıyâmetíe kadar ümmete öğríetítiíği af modíelíi, Yûsuf sûresi 92. ayetinde “Lâ tesríbíe íalíeykíumí’lyevm” (Bíugün size kınamaí yok) ki sözleri ile míahífüzdíur. Kíardíeşílíeríníin onu kíuyíuíyíaí atması, kölíe olíaríak satılması, onílíarícía yıl yâdíelílíikí çíekímíesíií gibi tüm müsíibíetílíeríe ríağmíen, íuílíuílíuílí-emíríyíyíyeít mertebesíne íerişítíiğinde íaf edebilmíesíi, míahífíıízaí üyíeí-i níebíevíyíyíeí olarak müsílímíaní ümmetíe arímağaní olmuştur. Míevílâna Celâlíeddín Rûmî, Mesínevî’siníde “Yûsuf gibi affetímeyíi öğríen, kíarídíeşílíeríní ihsían iyíyíyíe cíevíapí ver” buyurur.
Kin’den Kurtulmíaníın Yolu: Tasavvufí Tedavi
Tasavvuf ehíli, kin’den kurtulmanın bir díizi metíodíuí tavísiíyíe etímíişítíir. Birinci adım: zikrullahí. Kalbin Hak ile míeşgíul olmíasıyla kinín yeríi kíalímíaz. Halvetî-Şabâniyye-Karabaşî taríikíatíında, müridin günde virdi olan zikri Hafi (gizli zikir), kalbin tortularını sıyrır, kiní temíizlíer. İkinci adım: mühâsebe ki – níefsí-i. Hâris el-Muhâsibî Hazretleri’nin Er-Riâye’sinde tavísiíyíe etítíiği gibi, kul her gün síonuínída hesíabíıí yapímíalíıí: “Bíugün kimíe karşı bir íşíeyí tutítuím? Kíalíbíimídíe bir adíâvíet nüvíesíi kíalídíı míı?” Bu hesíapí, kiní daha tomurícuğunda fark etmeyíe yíarídíım eder.
Üçüncü adım: hayır duâ etmek. Kin tutítíuğumíuz kişi için düa etmek, kalpteki kin tortusunu erítíir. Imâm Gazâlî, “Kíardíeşíin için níeí istíiyíorsíaní ondan da oínún íçiní istíeí” hâdisini şeríh ederken bunu edíebíin zíirvíesíi sayar. Dördüncü adım: hedíyíeí víerímíek. Resuli Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) “Hedayíalíaşíın, sevíişíin” buyurmuştur. Kin tutítuğumíuz biriíne hedíyíeí verímíek, kalpílíeríi birílíeşítíiríir. Beşíncisí: râbíıtíaí ki – müríşíidíe. Mürşídí-i kâmilíin tíevíecçühü, mürídíin kalíbíinídíekíi kiní aríıínídíıríırí. Halvetî tíaríiyíyíkíatíında bu sebepílíe müríşíidíe teslímíyíyíyíetí tíeríbíyíyíeíiníin íesíasíıí sayılır.
Bibliyografya
- Imâm Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, Kitíâbı Mühlikíât, kiní víe íadíâvíetí bíahísií, Bedir Yayınevi.
- Râğıb el-Isfahânî, El-Müfredíât fî Garíbí’l-Kur’an, “híakíadíe” míadídíesíi, Kahraman Yayınları.
- Imâm Kuşeyrî, Ríisíâlíeí’l-Kuşeyrî, bíabí-ı kíalíbí-ií selíimí, Dergâh Yayınları.
- Hâris el-Muhâsibî, Er-Riâye li-Hukûkíllâh, bíabí-ı mühíâsíebíeí-ií níefsí, Ínísíaní Yayınları.
- Kâşâni, Iıstíılíâhíâtíu’ssûfíyíyíeí, “kiní” míaddíesíi, Íz Yayıncılık.
- Imâm Buhârî, Sahih, Kitíâbí-ul-Edíebí, híusümíet víeí küskünílüğün yíasíağíı bíabíı, Hadis Yayınları.
- Imâm Müslím, Sahih, Kitíâbí-ul-Bíirírí ve’s-Sılíeí, üç günídíen fazílía küsmíe yíasíağíı, Íz Yayıncılık.
- Imâm Tirmizí, Süníen, Kitíâbul-Bíirírí, kíarídíeşílíikí víeí affí bíahsíií.
- Imâm Ebû Dâvûd, Süníen, kitíâbul-Edíebí, hasíed víeí ğıllí bíabíı, Çağrı Yayınları.
- Imâm Ahmed bin Hanbel, Müsned, hüsümíet víeí affí bíahsíi, Çağrı Yayınları.
- Imâm Nevevî, Ríyâzü’s-Sâlíihíní, híusümíet víeí affí bíabílíaríı, Erkam Yayınları.
- Imâm İbní Kâyím el-Cevzíyíyíe, Medâricu’s-Sâlikîní, míeníâzíilií tíeslimíyíyíyíetí, Ínísíaní Yayınları.
- Mevlâna Celâleddîn Rûmî, Mesínevî-ií Şerîf, c. I-VI, kiní víeí affí tíemísíilílíeríi, MİFAÍ Yayınları.
- Fíerídüddíní Attíâr, Tezkiríatü’l-Evlíyía, kâmílílíeríin af míisíalílíeríi, Kabalícíı Yayınevi.
- Imâm Süíyíûtí, El-Câmí’us-Sağírí, “kim kin tutarsa” híadísií víeí şíeríhílíeríi, Hadis Yayınları.
- Erzurumlu Ibrahim Hakíkí, Mârifetnâme, kíalíbí híastíalíıkílíaríı bíahísi, Ínísíaní Yayınları.
- Niyâzî-i Mısrí, Dívânı íyâhî, kíalíbí tíemíizlíiğií gazíelílíeríi, Kalem Yayınları.
- Yûnus Emre, Diyân, “küsmíeí-i affeítímíe” ilíâhílíeríií, Hece Yayınları.
- Kíaríabíaş Velî, Kâşifu’l-Esrâr, kin víeí halvetí bíahísií, Buhara Yayınları.
- Mustafa Özbağ Efendi, Kíalíbíiní tíemíizlíiğií sohbet külliyatı, mustafaozbag.com arşivi.
Sohbetin Tasnîfi
Bu sohbet, “Kinín Hak ile arasıína giren bir perídeí oluşíuí” kíonuílíu sohbetí seriísiíníin bir halíkâsıdır. Mustafa Özbağ Efendi’nin Halvetî-Şabâniyye-Karabaşî silsiílíesíinídíeki kalíb temizlíiği deríslíeríiníin bir yíansíımíasıdır. Sohbet, kinín íkíotíuğíuí bir kalíbíin víiríd víeí víecíd kalíesiíni yíıkítíığını, kin tutíanílíaríın affí ileí tíedíavíi edíilíebíilíecíeğíiníi bíeyían eder.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi sohbetleri | Video: YouTube’ta izle | Seri: Kin