İlim

Zaman, mümin ve münafığı ayırt eder

>> Bir kimseyle yolculuk etmedikçe onun ahlakını tam bilemezsiniz. Kenzulumman hadis-i şerif. Bir kimseyle yol gitmezseniz onun normalde ahlakını bilemezsin. Buradaki yol zahiren baktığınızda normal yola çıkmak. Buradan Ankara’ya gitmek. Bu da insanın yolda ne olduğunu anlar. Cimri mi o kimse? Ondan sonra geçimli mi, geçimsiz mi? Yolculukta çıkar. Allah rahmet eylesin. Şeyh efendi der ki, “Yolculuk yapacaksın, ticaret yapacaksın, aynı kaptan yemek yiyeceksin.” Efendim?

Yolculuğu anladım, ticareti anladım. Aynı kapı anlayamadım. Aynı kaptan yemek yemeği Mustafa Efendi dedi. Aynı kaptan yemek yerken dedi, “Birisi” dedi, “etin güzel yanını” dedi, “senin önüne koyuyorsa” dedi, “o samimi insan” dedi. “Yok böyle” dedi, “tağın içerisinde kaşığını, çatalını dolaştıraraktan” dedi, “Ein iyi tarafını kendi yönüne getiriyor da yağlı tarafı veyahut da işte kemikli tarafını senin önüne getiriyorsa” dedi. Ölçüye bak içimden. Şimdi Şey Efendinin zamanında da biz hep aynı kaptan yiyoruz.

Yemek veriyoruz, yemek yiyoruz. Aynı kaptan yiyoruz. Benim gözüm herkesin önündeki tepsilerde. Kim ne yapıyor? Yanındakına mı yediriyor? Kendisi mi löp löp götürüyor? Yol sadece zahiri yol ama ev bir de işin manevi yolu var. Yani tarikat yolu var, sufilik yolu var. Bir kimsenin mesela bir dervişin, bir şeyhin, bir zakirin, bir nakibin nügabbanın da hani neyin ne olduğu yolda belli oluyor. Yani o kimse bir rüya görüyor. Rüyasını tevil ediyoruz. Cömertlik yap diyorum.

emredersiniz efendim diyor. Aradan bir ay geçiyor. Bir daha rüya görüyor. Diyorum cömertlik yapmamışsın sen. Efendim hakkınızı helal edin filan. Bak tabi ol. Veya birine diyorsun ki annenin kalbini kırma. Annenin kalbini kırmışsın. Git annenle helallaş. 3 gün geçiyor üzerinden. Daha helallaşmamış. Ne işin var yolda? Hanımlarınızı, erkeklere söylüyorum. Hanımlarınızı dövmeyin, sövmeyin, hakaret etmeyin, hayvani şeylere benzetmeyin. Bu sufilik değil. Gene yapıyor.

Zaman, mümin ve münafığı ayırt eder Hakkında

Kadınlara diyorum ki, “Kocalarınıza itaat edin.” Kur’an sünnetesinden bir de yazıyor. Efendim bunu isteme benden. Ne ama geldin? Ben sana işin hakikatini söyleyeceğim. Sen de tabi olacaksın. Allah bizi affetsin. O yüzden yolculuk sabır etmek, yolculuk paylaşmak, yolculuk itaat etmek, yolculuk yolun adap ve erkanına uymak. Yolculuk küstahlık değil. Yolculuk insanın kibirlenmesi değil. Yolculuk insanın heva ve hevesini ilah edilmesi değil ki. Eğer sufilik yolunda gideceksen, heva hevesini kenarda bırak.

Sufilik yolunda gideceksen Allah’a itaat et. Resulüne itaat et. Sizden olan emir sahiplerine itaat et. Madem itaat etmeyeceksin, yolda ne işin var senin? itaat etmek için geldin. Kur’an sünnet tarihesinde itaat eden Allah bizi affetsin. Eğer o kimsenin gözü perdelenmediyse, kulağı perdelenmediyse, kalbi perdelenmediyse kimin ne olduğunu anında bilir. Perdeliyse zamana ihtiyacı var. E şimdi ne yazık ki ümmetin büyük bir çoğunluğu perdelikmiyorlar. Çünkü sıkı sıkı bağlanmıyorlar.

Öyle olunca perdel olunca neyin doğru, neyin yanlış, neyin hakikatli olup olmadığını bu konukta bilmiyor. Sufilik yolu çetin bir yoldur. Kolay bir yol değildir. Herkese kolay olarak söy değil canım kardeşim. Sufilik yolu çetin bir yol. Nefsinle mücadele edeceksin. Şeytanla mücadele edeceksin. Dışarıdaki şeytanlarla mücadele edeceksin. Senin önüne eşindir, annendir, babandır, çocuğundur. Önüne çıkacak senin. Ya sufilik yolculuğu öyle laylolom yolculuk değil ki.

Adam şeyhim diye yola çıkmış. Bir düdük evde. Hiç kimse bizi ziyarete gelmesin. Kimse bizim kapımıza gelmesin. Bırakmış tası tarağı. Hani sen Allah’a dostun. Allah’a dost olan neden korkacak ki? Allah’a dost olan Allah’tan başka neden korkacak? Allah’a dostsan neden hak ve hakikati söylemiyorsun? Allah muhafaza eylesin. O yüzden normalde o insanın içindeki ne oldu? terbiye olup olmadığı zaman içerisinde meydana çıkacak. Sen onu belki de görüyorsun. Kim görüyorsa ama onu görmeyen için zamana ihtiyacı var.

Zaman, mümin ve münafığı ayırt eder ve Önemi

Görenin de gerçekten hakikat noktasında mı? Bir de işin o tarafı var. Allah muhafaza eylesin. O yüzden kimisi böyle yarım yamalak bağlanır, intisap eder. Kimisi tam bağlanır. Kimisi hakikat noktasındadır bağlaması. Kimisinin şeriat noktasındadır. Kimisinin tarikat noktasındadır. Kimisinin marifet noktasındadır. Kimisinin hakikat noktasındadır. Bağlılığı zaman çıkar bu. Kimisi ilmel yakindir, kimisi aynel yakındır. Kimisi hakkel yakindir. Bunlar zaman alır insanlarının sırrının, gerçeğinin meydana çıkması.

O yüzden normalde bir kimsenin gönlünde sakladığı, içinde sakladığı her neyse zaman içerisinden bilmeyenler için ortaya çıkar. Öyle kendine mi davet ediyor? Kur’an sünnete mi davet ediyor? Nereye davet ediyor? Kendi nefsini mi düşünüyor? Heva hevesevesini mi düşünüyor? neyini düşünüyor ve anlattığı şey ne? Bir derviş yanındakına ne anlatıyor? Bir zakir etrafına ne anlatıyor? Bir nakip ne anlatıyor? Bir şeyh anlatıyor dervişan da bu konuda uyanık olacak. Dinleyenler uyanık olacak.

Bütün dinleyiciler uyanık olacak. Kim nereye davet ediyor? Çünkü hadis-i şerifler var. Sizin gibi konuşurlar. Sizin gibi namaz kılarlar.


Kaynak

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.

İlgili Sohbetler

Daha fazla bilgi için Tasavvuf sayfasını inceleyebilirsiniz.