Zâlime Zâlim Diyemeyen de Zâlimdir — Hakkı Söylememek de Zulümdür
Zâlime «zâlim» diyemeyen de zâlimdir. Bu — derin bir İslâmî prensiptir. Zulmü görüp de susmak; hakkı bilip de söylememek; mazlûmun yanında olmamak — bunlar da bir tür zulümdür. Hz. Peygamber «Sizden biri bir kötülük gördüğünde — eli ile değiştirsin; gücü yetmezse dili ile; ona da yetmezse kalbi ile buğzetsin; bu da îmânın en zayıfıdır» buyurmuştu (Müslim). Yâni — hiçbir şey yapmamak imkânsız; en azından kalpten buğzetmek farz. Susan, görmezden gelen, taraf tutmayan mü’min — zâlime ortak olur.
Zulmün Tanımı
Zulüm — bir şeyi yerinden başka yere koymak. Hakkı, hak sâhibinden başkasına vermek. Mazlûmun hakkını çiğnemek. Zulmün şekilleri sayısız: malını çalmak, canına kıymak, namusuna saldırmak, hakkını yemek, ezmek, alay etmek. Hepsi zulüm. Allâh «Ben zulmü kendi nefsime harâm ettim; ve onu kullarım arasında da harâm ettim» buyurmuştur (Müslim). Yâni Allâh zulmü kesinlikle reddeder.
Susmak — Suç Ortaklığı
Zulmü görüp susmak — suç ortaklığıdır. Hz. Ebû Bekir buyurmuştu: «Bir kavim zulmü görür de değiştirmezse — Allâh onları umûmî bir azap ile yakalar.» Yâni zulmün varlığı sâdece zâlimi değil; toplumun tamamını yakar. Bu yüzden mü’min zulmün karşısında — en azından sözle, en azından kalpten karşı çıkmalıdır. Susmak — zâlime cesâret verir; mazlûmun yarasını derinleştirir.
«Eli, Dili, Kalbi İle Karşı Çıkmak»
Hz. Peygamber’in hadîsi üç seviye sunar. 1) El ile — somut müdâhale; durdurmak, engellemek, kanunî yollarla mücâdele etmek. 2) Dil ile — sözle karşı çıkmak, yazmak, anlatmak, ders vermek. 3) Kalb ile — kalpten buğzetmek, niyâz etmek, en azından râzı olmamak. Üçüncüsü îmânın en zayıf seviyesi. Bunu da yapmayan — zulme rızâ göstermiş; ortak olmuş demektir.
«Doğruyu Söylemek» — Cihâdın En Faziletlisi
Hz. Peygamber «Zâlim sultânın yanında hak sözü söylemek — cihâdın en faziletlisidir» buyurmuştur. Yâni: korkmadan, susmadan, zâlimin yüzüne karşı «sen zâlimsin» demek — en büyük cihâd. Bu cesâret — ancak Allâh’a îmân kuvveti ile mümkün. Allâh’tan korkan — kuldan korkmaz. Kuldan korkan — Allâh’ı tam bilmiyor demektir.
Modern Susma Bahaneleri
Modern dönemde susma bahaneleri çoğaldı. «Politika ile uğraşmam» — bahane; çünkü zulüm görüldüğünde politik değil ahlâkî mes’eledir. «Karışmam» — bahane; çünkü mü’min ümmetin işine karışır. «Tehlikeli, başıma iş gelir» — bahane; çünkü cesâret istemez seven değildir. «Zâten benim sözüm bir şey değiştirmez» — bahane; çünkü Allâh sözü değil, niyeti hesap eder. Bu bahanelerle susan mü’min — zâlime ortak olduğunu unutmamalı.
Mazlûma Sahip Çıkmak
Zulme karşı çıkmanın diğer yüzü — mazlûma sahip çıkmaktır. Hz. Peygamber «Mazlûmun duâsı ile Allâh arasında perde yoktur» buyurmuştur. Mazlûma sahip çıkmak — bedensel, mâlî, kelâmî desteği. Mazlûmu yalnız bırakmamak — mü’minin görevi. Mazlûma sahip çıkan mü’min — Allâh’ın yardımına mazhar olur. Mazlûmu yalnız bırakan — mazlûm pozisyonuna düşebilir.
Niyâz — Cesâret
Niyâz: «Yâ Rab, zâlime ‘zâlim’ diyebilecek cesâret ver. Zulmü görüp susmaktan beni koru. Hadîsteki üç seviye — el, dil, kalp — en azından birinden Sana yaklaşan biri olarak yetiştir. Zâlim sultânın yanında hak sözü söyleyen — en büyük cihâdı yapan mü’minlerden eyle. Modern susma bahanelerinden beni koru. Mazlûmun yanında olan; yalnız bırakmayan biri olarak yaşamayı nasîb et.» Allâh muhâfaza eylesin; bizi cesâret ehli mü’minler eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Zulüm, Cesâret, Emri Bi’l-Ma’rûf. → Tasavvuf Sözlüğü
Ek kaynaklar:
- Kur’an-ı Kerim, Ahzab 33/33; Ehl-i Beyt bağlamı.
- Kur’an-ı Kerim, Şura 42/23; yakınlara sevgi bağlamı.
- Müslim, Fedailü’s-Sahabe, Ehl-i Beyt ve Sekaleyn rivayetleri.
- Tirmizi, Menakıb, Hz. Hüseyin ve Ehl-i Beyt rivayetleri.
- Taberi, Tarihu’r-Rusul ve’l-Müluk, Kerbela vakası rivayetleri.
- Diyanet İslam Ansiklopedisi, Ehl-i Beyt ve Kerbela maddeleri.