Allah’ı, zikrullah’ı unutanlar onlar için ne diyor ayeti kerimede? Onlar şeytanın taraftarlarıdırlar. O kimse zikrullah’ı unuttu. Zikrullah yapmıyor. Bakın zikrullah’a karşı, zikrullah’a düşman, zikrullah’ı unuttu, Allah’ı unuttu. Bunlar ne diyor? Onlar şeytanın taraftarıdır. Ayet-i kerime çok keskin. Bir kimse zikrullah’ı unuttu. Allah’ı unuttu. Zikrullah’a düşman. Zikrullah’ı da yapmıyor. O kimse şeytanın taraftarı. Fatır ayet 6. Doğrusu şeytan size düşmandır.
Siz de onu düşman belleyin. O kendi taraftarlarını cehennemin yoldaşları olsunlar diye Allah’a isyana çağırır. Yani normalde o şeytanın taraftarısın artık. Şeytan seni cehenneme götürüyor ve senin etrafındakileri de sana yoldaş ediyor. Yani bir kimse normalde tek başına ben şeytana uydum demiyor. Onun etrafındakileri de kendisine yoldaş ediniyor. Yani hiç kimse tek başına cehennemlik olmuyor. Hiç kimse tek başına şeytana uydum. Ben şeytanla dost olmuyor ya.
O kimse etrafındaki insanları da ne yapıyor? Şeytana götürüyor. Şeytana yoldaş ediyor. Hadi gel ya bu akşam bir felekten gece çalalım işte. Ne yapalım ya? Rabbim affeder. Bir tek atalım. Attın bir tek. Bir tekin arkasından bir tek daha geldi. Seni şeytanın taraftarı etti. Seni şeytana yoldaş etti. Sen Zikrullah’a geleceğim diyorsun. Bu ister eşin olsun, ister çocuğun olsun, ister annen olsun, ister baban olsun, senin zikrullah’ını engelliyor. Senin Zikrullah’a gitmeni engelliyor, yasaklıyor.
Zikrullah’a gitmeni istemiyor. Şeytanın taraftarı. Sen ona uyunca sen de şeytana yoldaş oldun. Kim zikrullah’a düşman? Sen ona uydun. Sen de şeytana yoldaş oldun. Kim zikrullah istemiyor, sen ona uydun. Sen de ona yoldaş oldun. Kim gaflete düştü, zikrullah’a gitmiyor. Yanındakileri de götürmek istemiyor. Şeytana yoldaş oldu. Çünkü şeytan kendisine yoldaş topluyor. Şeytanlaşmış beyinlerle, şeytanlaşmış insanlarla, şeytana uyan kimselerle. Bu bir lider olabilir.
Bu bir bürokrat olabilir. Bu ilahiyatçı olabilir. Bu diyanetçi olabilir. Bu şeyh olabilir. Bu alim olabilir. Ne olursa olsun her taraftan şeytan kendisine yoldaş bulur. Senin zikrullah yapmanı engelleyen, senin zikrullah’ına e engel olan, defans yapan, senin zikrullah’ına düşman olan, senin Allah’ı zikretmene karşı çıkan her kimi var ise hepsi de şeytanın yoldaşı, şeytanın arkadaşı. Şeytanın yoldaşı, şeytanın arkadaşı. Çünkü hepsi de ittifak halindedir. Bakın bunlar birbirlerinden kopuk değildir.
Şeytan senin heva ve hevesin, senin nefsin birinci derecede ittifak halindedir. Bunların üçü de sende ittifak eder. Tabiri caizse hükümeti kurarlar senin nefsinde. Çünkü sen nefsin, heva hevesin ve şeytan üçü ittifak halindedir. güçlü ittifak bu. Bu normalde etrafına da ittifaklar kurarlar. Bu sefer birisi bir kimsenin üzerinde bu ittifakı kurdu değil mi? Bu ittifakın üzerine şeytan ittifakı bu. Bunun üzerine etrafından o kimsenin arkadaşı, dostu, eşi, çoluğu, çocuğu, etrafı her ne var ise o ittifak başlar yanına taraftar toplamaya.
O yalnız değildir. Cehennem yolunda yapaalız yürüyemezsiniz. Cehennem yolu kalabalık bir yoldur. Tenha değildir. Cehennem yolu kalabalık bir yoldur. İttifakı boldur. Bir sürü ittifaklar kurar şeytan senin karşında, senin etrafında. Sen ben ona uymayacağım. Ben Kur’an ve sünnete uyacağım. Ben Allah’ı zikredeceğim. Ben Allah’ı seveceğim. dedikçe onun ittifakını güçlendirir. O dervişlerin imtihanı o yüzden ağırdır. Ben o yüzden derim bizim yol sıkıntılıdır. Kolay değildir.
Zahiri ve batıni ilmin Hakkında
Hani ders alacağınız zaman bir daha düşünün. Bir daha kendi kendinize karar verin derin. Şeytan çünkü uğraşır bu yolda yürüyen kimseyle. Layloylom yaparsan uğraşmaz seninle. Sen ayetleri eğer bükersen uğraşmaz. Dervişliği eğer bükersen uğraşmaz. Ama sen haramı haram bilir, helalı helal bilir. Allah’ın farzlarını yerine getireceğim. Ben Allah’ı çokça zikredeceğim dediğinde şeytan, nefis, heva, heves ayağa kalkar, savaş ilan eder sana. Ve sen o çok kanlı o savaşın içerisinden çıkmak zorundasındır.
Onlar bir de tek başına da değil. Onların avanesi de vardır. Bu böyle etrafındandır avane. Çok uzaktan da değil. Bazen yanı başındandır. Yani Allah bizi affetsin. Eşin olur, çocuğun ol, annen baban olabilir, kardeşin olabilir, komşun olabilir, en yakın arkadaşın olabilir. İttifak kurar şeytan çünkü ve o ittifakını güçlendirir. Sen o güne kadar dost bildiğinin düşman olduğunu görürsün. O güne kadar arkadaş bildiğinin şeytanın dostu olduğunu görürsün. Sen onu eş görürsün.
şeytanın dostudur. Sen onu evlat görürsün. Şeytanın dostudur sen onu. Anne baba görürsün. Şeytanın dostudur. Ve sen küçük bir taviz vereyim diye düşündüğünde o tavizi büyütür. Öyle bir ittifak kurar. Çünkü o sen duygusal davranırsın. Ya ne yapayım şimdi? Annem babamdır. Ne yapayım? Eşimdir ne yapayım? Çocuğumdur ne yapayım? arkadaşımdır, dostumdur dersin. Sen kendi cephenden gedi kaçarsın. Kendi cephenden gedi kaçtın. Aslında sen onu şeytan olarak görmediğinden o gediyi açtın.
Sen onu şeytan olarak görsen gediyi açmayacaksın. Maneviyatın eksik. Perdelerin kalkmamış daha karşında konuşan kimsenin suretini insan suretinde görüyorsun. Onun insan suretinde ama fiiliyatı insan değil. İnsan suretinde ama fiiliyatı şeytani. İnsan suretinde ama konuşması şeytani. İnsan suretinde ama sana nasihati şeytani. Bakın şeytani. Onu ayırt edebilmesi için bir kimsenin bir zahiri ilmi olması lazım. İki manevi ilmi olması lazım. E zahiri ilmi yoksa, manevi ilmi de yoksa şeytanın konuştuğunu fark edemez.
Şeytanın ona nasihat ettiğini fark edemez. Evladım bak bu işlere siz gidiyorsunuz bir yerlere ama bu işler öyle değildir. Bak dikkatli olun. Bu otur evinde sen kendince ibadetini et. Nereden çıktı bu zikir? Ne kadar güzel nasihat. Kim ediyor? Baba veya anne ediyor. Bak nasihat ne kadar güzel, ne kadar tatlı değil mi? Otur bu işlere girişme evinde otur. Ya evinde oku kadar zikrullah yapıyor mudun sen? O seni vesveseyle başka bir cenaha götürüyor. Y ne diyor şimdi?
Bir kimse hacca ömreye gidecek. Araplara para yedirme mi gidiriyorsunuz? A bir düşünüyor şimdi o kimse. Evet ya Araplara para yedireceğiz. Ha burada yedirmiyorsun %70 faizden. Öyle ya onu göstermez şeytan sana. O yüzden böyle değişik böyle eee logo isimler vardır, sözler, cümleler vardır. O cümleler bakarsın yaldızlı, pırıltılı böyle. Ya sanki hakikate yakınmış gibi. Evet öyle gelir. Şeytan öyle vesvese yapar. Çünkü o normalde hatta öyle bir noktaya gelir. O kimse böyle zahiren ibadet hükmünde olan, ibadet eden bir kimse de olur.
Zahiri ve batıni ilmin ve Önemi
Adam namaz da kılıyor. Adam oruç da tutuyor. Mahallenin aksakallı acısı ama zikrullah düşmanı. Aa adam hoca imam camide ama zikrullah düşmanı. Böyle bir şey olmaz diyor. Adam Diyanet işlerinde müftü. Adam diyor ki camiler zikir yeri değildir. Aa müftü söylüyor ya. Camiler zikir yeri değinmiş. E ayet-i kerime var. Allah’ın mescitlerinde Allah’ın zikrini yasaklayandan daha zalim kim olabilir diye. Sen o ayeti kerimeyi bilmiyorsun ya zahiren. Bilmeyince lan koca müftü yani yanlış mı bilecek?
Bak nereden girdi sana? Müftüden girdi. Nereden girdi? İlahiyatçıdan girdi. Bu zaman da şeyh mi olurmuş ya? Hepsi de sahte bunların. İlahiyatta adam koca profesör ya. Bu böyle zikir. Şimdi eskisi gibi zikir yapanlar mı kaldı? Ha kalmadı. Eee gitmeyin zikrullah’a. Oturun evinizde zikredin. Aa Hazreti Peygamber öyle yapmamış. Sallallahu aleyhi ve sellem namazdan sonra ashabına zikrullah yaptırmış. Bakın nereden girdi sana? Sana normal makulmüş gibi geldi ya. Bir de otorit adam ya.
ilahiyatçı koca profesör. Yani bana öyle dedi. Kafanızı mı sallıyorsunuz dedi. Her yanımızı sallıyoruz dedim. Bu durdu şimdi. Kinayesine konuştuğumu anladı. Ama sen illaki kafa görmek istiyorsan hocam kafada var sallanan dedim. Nereye çekersen çek. Anladı benim neyi kinaye ettiğimi. Nasıl yandı? Bas hocam dedim sıkıntı değil problem değil dedim canı sıkıldı yani kendince alay edecek zikrullah’la. Şimdi kibirlenene kibirleniniz alay eden ne alay edilir. O zannetti ki ben uspusturacağım.
Siz ne yapıyorsunuz hocam? Nerenizi sallıyorsunuz dedim. Nasıl yani dedi. Bas hocam dedim. Yoksa siz dedim ah gibi kıvırtıyor musunuz dedim. Tık yok bunda. Sen zikrullah’la alay edersen, Zikrullah’a böyle konuşursan sana da birisi böyle konuşur. O zannetti ki ben böyle söylemeyeceğim. Böyle baktım. Hocam sen de iyi kıvırtırsın yalnız dedim ya. Mustafa Bey dedi dedim hocam dedim alayı nasıl söylersin böyle siz de kafanızı mı sallıyorsunuz diye dedim. Tık yok dedim.
Hümezeye, lümezeye girdin sen. Dedim neden alay ediyorsun Allah’ı zikredenlerle dedim. Adam profesör alay edecek Allah’ı zikredenlerle. Oysa küfre düştü o esnada. Durdum hani tövbe edecek mi diye. Hocam tövbe et. Tecdid iman, tecdid nikah lazım sana dedim. Şimdi benden böyle bir şey beklemiyor hiç. O hani o profesör ya. Herkes onların önünde el pençe duracak. Şeytanın profesörü olmuşsun. Şeytanın profesörüsün. Tecdid iman, tecdid nikah getir hocam. Getiririm dedi.
Bak şimdi ölürsen imansız öleceksin dedim. Kibir yapma dedim. Şimdi o kendince ben cahil cühela takımıyım. Onu tecdid iman, tecdid nikah nasihat edemem. Yani öyle düşünüyor. Şeytan böyledir ama insana. Şimdi bir kimse diyelim ki sana dedi tecdid iman, tecdit nikah getir. Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne muhammeden abduhu ve resulü deriz. Biz kibir yapmayız.
Kaynak
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.
İlgili Sohbetler
Daha fazla bilgi için Tasavvuf hakkında kaynaklara göz atabilirsiniz.