Yolumuz Kur’an’a sünnete, imamların ictihadına ve konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Yolumuz Kur’an’a sünnete, imamların ictihadına ve hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız.
Bizim ölçümüz. Kur’an ve sünnet olsun. Bizim ölçümüz imamların içtihadı olsun. Bizim ölçümüz ilk sufilerin yolu olsun. Bizim ölçümüz o olsun. Söylediklerimiz de öyle olsun. Yaşantımız da öyle olsun. Bizim elimizden, dilimizden, gözümüzden, kulağımızdan kimseye zarar gelmesin. Herkes bizim dilimizden emin olsun. Herkes bizim elimizden emin olsun. Herkes kendi bizden emin olsun. Ben bugün. Zikrullah’a gideceğim. Benden hiçbir talep etmeyecekler. Hiç kimse bana yan gözle bakmayacaklar. Ben bugün sohbete gideceğim. Bugün bizden hiçbir istenmeyecek. Bizim zakirimiz, bizim çavuşumuz bize tepeden bakmayacak. Bize yanlış bir kelime konuşmayacak. Bizi ayrıştırmayacak. Biz normalde hangi meslekten, hangi meşrepten olursak olalım biz normal derviş statüsünde herkes aynı statüde hayatına devam edecek. Bizim birbirimizden bir üstünlüğümüz yok. Bizim birbirimizden bir bu konuda herhangi bir ayrıcalıklığımız yok.
Hepimiz bu. Allah’ın dergahının kuluyuz. Hepimiz buradayız. O yüzden hani. Hz. Pir’in dediği gibi toprağın altında usta da bir, çırak da bir demiş. Toprağın altında usta da bir, çırak da bir. Bizim yüzümüzden bir kardeş buradan soğumasın. Bizim yüzümüzden bir kardeş buraya mesafeli olmasın. Bizim yüzümüzden olmasın. Zakirlerimiz, çavuşlarımız bu konuda ölçülü hareket etsinler. Dikkatli hareket etsinler. Bilhassa zakir kardeşler dervişlerle ticaret yapmasın. Dervişlerin ticaretlerine karışmasın. Onlarla bu noktada bir kar edeceğim diye onlarla bir yapmaya kalkmasınlar. Nefis girer işin içerisine, şeytan girer işin içerisine. Bunlardan uzak dursunlar. Dervişlerin parasından, malından, mülkünden, dervişlerin evinden, barkından uzak olsunlar. Bu konuda kendilerini dünyalıya döndürmesinler. Çünkü dünyaya dönerse bu noktada oradaki ahenk bozulur. Bir zakir dervişlere dünyalık gözüyle bakarsa ahengi bozulur. Bir çavuş.
Yolumuz Kur’an’a sünnete, imamların ictihadına ve Hakkında
etrafındaki dervişlere dünyalık gözle bakarsa dengesi bozulur, ahengi bozulur. Bir derviş etrafına dünyalık bakarsa ahengi bozulur. Aman ya ben şunla arkadaş olayım da onun arabasıyla gider geliriz. Aman ben şununla arkadaş olayım da işte onun evinde yer içerim veyahut ben bununla dost olayım da ondan faydalanırım. Bunlar ahengi bozar. Bunlar dervişliği bozar. Aman şuraya gideyim de ben orada evlenirim. Ahengi bozar, dervişliği bozar. Ben oraya gideyim de işim düzelsin. Orada işi bozulur da. Ben böyle açık konuşuyorum. Derviş olunca işinizde, aşınız da, eşiniz de bozulabilir. Sıkıntı yaşayabilirsiniz. Bunun garantisi yok. Muhallebi yerken dişiniz kırılır. Bunun garantisi yok. Derviş olmak tabi olmaktır. Bazen bir arkadaşa bunu bırak diyorsun, bırakamıyor. Ne oldu? Hani derviştin sen? Bırak dediğimizde bırakacaksın. Bırakmıyor. Veyahut da bunu.
şöyle yap dediğinde yapamıyor. Bunu yapma dediğimizde yapıyor gene. E hani dervişlikti bu. Yap dediğinde yapacaktın ya. At dediğinde atacaktın ya. Yapamadın da atamadın da. E nerede kaldı dervişlik? Kalmadı. Gitme diyorsun gidiyor. Konuşma diyorsun konuşuyor. Nerede kaldı dervişlik? Kalmadı. E burası layloylom yeri değil. Sana yapma dediklerinde yaparsan ben açık söylüyorum. Oraya yazarım diyorum. Konuşma dediğimde konuşuyorsan yazarım oraya. O disiplini bozmayacaksın. Bırak dediğinde bırakacaksın. Bırakmıyorsan senin dervişlik yolunda bayağı yol alacaksın. Daha disiplini bozuyorsun. E anlatırken kolay geliyor size herhalde. Kapalı çarşıda lokanta var. Saat 2.30 deyince ekmek bile kalmıyor. Dedim efendim isteyen var satabilir miyim dedim. Dursun dedi. O zaman için 230.000 L para veriyorlar. Güzel para. Bir ay sonra geldi. Yemek yedik. Aynı yerde ellerini cebine.
soktu. Onun bir cübbesi vardı. Böyle eski arkadaşlar bilir. İki yanında cepli. Ellerini cebine soktuğu için unutmuyorum. Dükkana dışarıdan baktı. Sat. Mustafa. Efendi buraya dedi. Bir ay sonra alacak olana dedim ki dükkan satılık 130.000 L veriyorum dedi. Getir parayı dedi. Aldı getirdi parayı. Akşam oldu 3 saat 300’te yemek yedik çıktık saat 6.3 7ydi. “Getir parayı dedim. Sattım bitti.” Parayı getirdi. Kuyumcuydu. Yanındaki adamı aldı. Gittim akşama selamünaleyküm. Aleykümselam. Sanki onu biliyormuş gibi. Ne oldu. Mustafa? Sattın mı dükkanı? Sattım efendim. Maşallah. Allah mübarek etsin. Dedi. Ertesi güne bırakmadım dükkanı satmak için. Dervişlik bu. Bazen anlatıyorum ya. Konya’ya kadar gittik. Audi 80 ne güzel gümrükten çıkmışsın. Pırıl araba. Ha şeye efendiyi onunla gezdireceğim. Öyle torpidye vurdu. Audik sana teşekkür.
Yolumuz Kur’an’a sünnete, imamların ictihadına ve Sohbeti
ediyoruz. Buraya kadar getirdin bizi dedi. Ben şoför koltuğundayım. Kırmızı ışıkta duruyoruz. Döndü bana. Sat. Mustafa. Efendi bunu dedi. Emredersiniz efendim dedim. Birisi böyle arabanın içinden bakıyor. Efendim bir diyebilir miyim bu arkadaşa? Dedim satılık dedim. Satılık mcum ya ilgileniriz dedi. Konya şivesinden. Ben çektim elfeni. Efendim müsaade eder misiniz? Tabii dedi. Ben indim adamın kartını aldım. Bindim arabaya. Şeyefendiyi bıraktım bir eve. Orada kadınların sohbeti vardı. Bıraktım oraya. Gittim. Adamın dükkanını buldum. Adam konfeksiyon işi yapıyor. Selamünaleyküm. Aleykümselam dedim. Baktır ettir. Ne yapıyorsan yap dedim. Araba bu. Ne istiyorsun dedi. Ne yapar dedim. Hiç unutmuyorum. 7.000 kusur lira bir para söyledi. Hayırlı olsun dedim. Yalnız benim bir işim var dedi. Ne var dedi. Nevşehir’e dedim şeyefendiyi bırakacağım. Ösiyim. O.
dedi yanındaki kimdi dedi. Şeyhimdi dedim. Yok ya dedi. Evet dedim. Filanca camide bu akşam sohbet var. Sen de gel. Geldi oraya camiye o da sohbete, zikrullah’a katıldı. Ben ertesi gün sabah. Şeyh. Efendiy’i şeye bıraktım. Nevşehir’e döndüm. Adama telefon açtım. Gel arabanın satışını al. Şeyh efendiye de o gün dedim. Sattım efendim arabayı. Sattın mı. Mustafa. Efendi? Sattım. Aferin oğlum. Dervişlik at demişler atacaksın. Tut demişler tutacaksın. Kur’an ve sünnetin içinde mi? Evet. Konuşma konuşmayacaksın. Bırak bırakacaksın. Yürü yürüyeceksin. Dur duracaksın. Kur’an ve sünnetin içinde mi? Evet. Başka yerde bunu böyle normalde tolerans gösterirler. Biz de dövecek değiliz adamı ama at dediğimde atmamış. Tut dediğimde tutmamış. Git dediğim de gitmemiş. Gel dedim de gelmemiş. Yok. Ah o derviş. Bir.
demiyorum ama o daha bayağı yol gidecek. Allah bizi affetsin inşallah. O yüzden yolumuz. Kur’an’a, sünnete, imamların içtihadına ve ilk sufilerin disturlarına uygun olacak. Rabbim bizi onlardan eylesin.
İlgili Sohbetler
- Sohbetlerde şahıslara yönelik konuşmak sufilerin adabı değildir
- İnsanlık yapacaksan dosdoğru yap, dervişlik yapacaksan dosdoğru yap sonra hesabı
- Derviş sıcağı da soğuğu da yaşasa üstadının dizinin dibinden ayrılmayacak
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Yolumuz Kur’an’a sünnete, imamların ictihadına ve konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Yolumuz Kur’an’a sünnete, imamların ictihadına ve sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.