zikrullah

Tesbih aklı temizler; zikir ise kalbi uyandırır ve Allah’a yakinlik oluşturur

Tesbih aklı temizler; zikir ise kalbi konusu, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinde ele alınan önemli bir tasavvuf meselesidir.


ayet-i kerimede çokça vurgusu var. Kesiren kesir çok çok zikredin. Neden bir sefer söylemiyor? Çokça. Halbuki tenzihte çokça demedi. Bakın tenzihte çokça demedi. Zikrullah’ta çokça dedi. Çünkü tenzih o kimse aklı temizledi, görev bitti. Ardından çokça zikrullah edecek. O yüzden normalde tespih bilgi bir açıdan baktığımızda ama çokça zikir bir hal. Bakın tespih bilgi, aklın temizlenmesi. Ama çokça zikir dediğinizde o hale geliyor. Zikir dilde, zikir dilde olunca söz oldu. Zikir kalbe tecelli etti. Sözden hale geçti. Eee, kalpten sıra doğru yürüdü. Zikrullah sır oldu. Halluha tecelli etti. Zikrullah hayret oldu. Bu kalbi tecelliyatlar. Dilde kaldı söz oldu. Kalbe indi hal oldu. Sırra ulaştı zikrullah sır oldu. E ruha ulaştı. Hayret oldu o kimse artık hayretten hayrete geçti. Çokça zikir.

Çokça zikir. Bakın çokça tenzih değil. Çokça teşbih değil. çokça zikir. O zaman meseleyi toparlayacak olursak tesbih eee aklı temizlemek ve Cenabı noksan sıfatlardan tenzih etmek. Zikir kalbi uyandırmak. Zikir kalbi uyandırmak ve aynı zamanda zikir Allah’a yakınlık peyda etmek. Zikrin o kimsedeki tecelliyatıyla tenzihin tecelliyatı farklı. Bazen tenzih etmek de zikir derler. Eyvallah. Hemen zikir tenzih etmek değildir. Tenzih zikrin içindedir. Tenzih zikrin içindedir ama zikir tenzihin içerisine girmez. O yüzden tenzih öyle bir noktaya gelir. O kimsede Cenabı Hak’a kalbi olarak bir yakınlik olur. Ardından o kalpte öyle durmaz. O zaman zikrullah sırra geçer. Onun yakinliği sır olur. Orasını ayrı bir zamanda açacağım inşâallah. Sır halini. O normalde sırdan ruhun noktasına geçer. Zikrullah ruhi olur. Ruhi olunca da o kimsede hayret olur.

O her daim o zaman hayretten hayrete, hayret perdesinden hayret perdesine geçer ki artık o mesele o kimsede oturmuştur, yerleşmiştir. Yani bu o hale gelen bir kimse artık her anda, her dem herkeste farklı tecelli edebilir burası. O artık tabiri caizse hani ben sensiz olamam noktasına getirir insanı. Dervişi, sufi. Allah bizi onlardan eylesin. >> Tenzih ve zikir ikisi birleşmesi gerekir. İkisi birleşince o kimsede normalde Allah bizi affetsin hem artık o kimse haddini biliyordur. Hem de o kimse artık manevi olarak gideceği yolu biliyordur. O kimsede ikisi de birleşti artık. Hem tenzih hem de zikir veya tesbih bu noktada birleşti. Birleşince o kimse yolunu buldu, yürüyor. Allah’ı zikreden bir kimsenin artık kendince kendi benliği de kalmaz. Ve normalde onun her haline eee biraz tabirimi hoş görün.

Buraya yazdığım gibi söyleyeyim. Her haline hak yerleşir onun. Bu artık eee zirveye doğru yürüyüştür. O zikrullah artık o kimsede iyice yerleşir. Ve burada zikirsiz durmaz demeyeceğim de hani sanki bu sefer zikir ayrı bir perde olmuş olur. O kimse artık eee Allah’tan öyle bir yakinlik ister ki bir perde dahi incecik bir perde dahi olsa ona hasret düşer. O kadar o uzaklığı dahi kaldıramaz. Uzaklığı dahi kaldıramaz. Ama bazı dervişlerde, sufilerde bakın Allah’ı zikretmek bazı dervişlerde ayrı bir perde oluşturabilir. Allah muhafaza eylesin. Buradaki amaç Allah’a yakinliği istemektir. Zikir o yakinliği sağlayan bir haldir, ibadettir. Amaç Allah’a yakınlıktır. Allah bizi >> Amin. Bir hadis-i şerifle sohbeti sonlandırıyorum. Abdullah bin Büşür rivayet edildiğine göre ondan rivayet edilmiş. Bir adam, “Ey Allah’ın resulü, İslam’ın nafile ibadetleri bana çok fazla geldi.

Bana öyle bir şey söyle ki ona sımsıkı sarılayım.” dedi. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin cevabı şu: “Dilinin daima Allah’ı zikretmekle ıslak kalmasına devam et. Rabbim bizi onlardan eylesin. >> Amin. >> O yüzden normalde Allah’ı dil ile çokça zikretmek tesbih, tahmit, tehlil, tekbir bütün hepsini de içine alır. Rabbim bizi o hal ile hallenenlerden eylesin.

İlgili Sohbetler

Daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi

Tesbih aklı temizler; zikir ise kalbi hakkında bu değerli sohbeti dinlemenizi tavsiye ederiz.