Sûfî Neden Kendini Zengin Görmez — Fakr Yolu — Allâh Karşısında Her Mü’min Kuldur ve Mutlak Anlamda Fakîrdir
Sûfî neden kendini zengin görmez? Çünkü fakr (yokluk, fakîrlik) yolundadır. Sûfî mâlî olarak zengin olsa bile — Allâh karşısında kendini fakîr bilir. «Ey insanlar, siz Allâh’a muhtaçsınız; O ise zengin ve övgüye lâyıktır» (Fâtır 15). Bu âyet mü’minin asıl konumunu açıklar. Mü’min — kendi başına bir şey değil; her şeyi Allâh’tan alıyor. Bu bilinç — fakr yoludur. Fakr — mâlî yokluk değil; Allâh karşısında kendini sâhipsiz görmek.
«El-Fakru Fahrî» — Hz. Peygamber Sözü
Hz. Peygamber «Fakîrlik benim övüncümdür» buyurmuştur. Bu fakîrlik — mâlî yokluk değil; Allâh’a olan ihtiyaç bilincidir. Hz. Peygamber Medîne’de iken — ümmetin mâlî kaynağı vardı; ama o kendi için sâdece sâdesi seçti. Yiyeceği basit, giysisi basit, evi basit. Çünkü fakr — bir hâlin tezâhürü. Sûfîler bu örneği yaşatır.
Mâlî Zenginlik — Hayır mı?
Mâlî zenginlik kötü mü? Hayır; sahâbe arasında zenginler vardı: Hz. Ebû Bekir, Hz. Osman, Hz. Abdurrahman ibn Avf — hepsi zengindi. Ama onlar zenginliklerini Allâh için kullandılar. Hz. Ebû Bekir bütün malını İslâm için verdi. Hz. Osman kuyu satın aldı ve sebîl yaptı. Mâlî zenginlik — eğer mü’min kalbi ona bağlanmazsa — hayrdır. Fakr’in özü — kalbin mala bağlı olmaması.
Fakri Hakîkî — Allâh’a Muhtâç
Fakri hakîkî — Allâh’a mutlak muhtâç olma bilinci. Sûfî her nefesini bile Allâh’tan ister; her şeyi O’na bağlı bilir. «Allâh dilemese — bir saniye bile yaşayamam». Bu — derin bir bilinç. Bu bilinçte olan mü’min — kibirlenemez; çünkü kibirlenecek bir şeyi yok. Her şey emânet; her ân iare.
Allâh’tan Başka — Hiçbir Şey
Sûfî bilir: Allâh’tan başka — hiçbir şey yok. Allâh — Mevcûdi Hakîkî. Diğer her şey — O’nun «kün» emri ile var, O’nun emri kalkınca yok. Bu yüzden sûfî hiçbir şeye gerçek anlamda sâhip olduğunu düşünmez. Mal, mevki, sevgili — hepsi geçici; sâdece Allâh kalıcı. Bu bilinç fakr’in temelidir.
Kibrin Yokluğu
Fakr yolunda olan mü’min — kibirlenemez. Çünkü kibirlenecek bir varlığı yok; her şey emânet. Hz. Ali «Ben ne yaptım ki — kibirleneyim?» derdi. Hz. Ebû Bekir hilâfet zamanında «Beni eğri görseniz — düzeltin» derdi. Bu — fakr ehlinin alâmeti. Mü’min mal, mevki, ilim sâhibi olsa bile — bunları kendinden değil; Allâh’tan bilirse — kibirden kurtulur.
Şükür — Fakr’in Meyvesi
Fakr’in meyvesi — şükürdür. Her şeyi Allâh’tan bilen mü’min — her nimete şükür eder. Su içiyorsa «Elhamdülillâh»; yiyor — «Elhamdülillâh»; nefes alıyor — «Elhamdülillâh». Bu sürekli şükür — kalbi nûrlandırır. «Eğer şükrederseniz — size daha çok veririm» (İbrâhîm 7) — şükür bereketin kapısıdır.
Modern «Kendine Yetme» Yanılgısı
Modern Batılı kültür — «kendine yetme»yi över. «Selfmade man», «kendi kendinin efendisi». Bu — fakr’a zıttır. Çünkü hiç kimse kendine yetmez; her şey Allâh’a bağlı. Modern mü’min bu yanılgıdan korunmalı; başarısını «kendi gayretim» değil; «Allâh’ın lütfu» olarak bilmeli. Mü’minin başarısı Allâh’a bağlıdır.
Niyâz — Fakr Bilinci
Niyâz: «Yâ Rab, bana fakr bilinci ver. Mâlî olarak zengin olsam bile — kalbimi Sana mutlak muhtâç olarak tutabilmemi nasîb et. Fâtır 15’in mesajını hayatımda yaşat. Hz. Peygamber’in ‘elfakru fahrî’ sözünü kalbime yerleştir. Sahip olduğum hiçbir şeyi kendimden bilmememi; hepsini Sen’den bilmemi nasîb et. Kibirden, modern kendine yetme yanılgısından koru. Şükür ehli, fakr ehli bir mü’min eyle.» Allâh muhâfaza eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Fakr, Şükür, Tevâzu. → Tasavvuf Sözlüğü
Ek kaynaklar:
- Kuşeyri, er-Risale, tasavvuf adabı, hal ve makamlar bahisleri.
- Hucviri, Keşfu’l-Mahcub, velayet, mürşidlik ve tasavvufi terbiye bahisleri.
- Sühreverdi, Avarifü’l-Maarif, sohbet, zikir ve şeyh-mürid adabı bahisleri.
- İbn Ataullah el-İskenderi, el-Hikemü’l-Ataiyye, tevhid, teslimiyet ve kalp hikmetleri.
- İmam Gazali, İhya-u Ulumi’d-Din, kalp terbiyesi ve tasavvuf adabı bölümleri.